|
Gay olmak
Tasarımlarıyla kadın ve erkeklerin başını döndüren modacıların çoğunun gay kimliği, moda dünyasının olmazsa olmazı. Çünkü onlar hem kadın, hem de erkek ruhunu iyi anlıyorlar.
Hazırlayan :
HANDE ÖNGÖREN
Fotoğraf :
JEAN-BAPTISTE MONDINO
|
Hepsi de modanın en kült isimleri. Her dönem yenilikçi olmayı başaran tasarımları, onları klasikler arasına katıyor. Hem kadınların, hem erkeklerin başını döndüren tarzları ara sınırlarda içteki gizli arzulara dokunuyor. Seçtikleri renkler, yarattıkları kokular ve can verdikleri kesimlerle insan bedenini arzunun sadece bir nesnesi olmaktan, binbir farklı fantezinin doruklarına kadar tüm uç noktalara çekiyor, yine de bıktırmıyorlar. Moda dünyasının tek hareketleri bile trend yaratan pek çok tasarımcısının neredeyse tek ortak noktası kadın olmamaları. Hatta içlerindeki kadını ortaya koymaktan korkmayan erkeksilikleri. Modanın dizginlerini onlar tutuyor. Peki neden? Kadınları onlar daha mı iyi anlıyorlar? Kadınlardan daha mı cesurlar? Bir kadını güzel olduğuna başka bir kadın değil de, ancak bir erkek ikna edebileceği için mi bu kadar etkililer? Hem kadın, hem de erkek genlerini erkekler kromozomlarında taşıdıkları için mi bu kadar başarılılar?
Bazı moda yazarı ve gözlemcileri, kadın modasında gay ve erkek modacıların daha avantajlı olduğunu düşünmüyorlar. Onlara göre sadece kadın modacılar bir kadının ne giymek isteyeceğini daha iyi anlayabilirler. Çünkü gay modacılar abartılı kıyafetlerle bir ideal, bir fantezi üretiyorlar. Kadınlığı fazla vurguluyorlar. Kadın tasarımcılar ise kadınların nerelerini göstermek, nerelerini saklamak istediklerini daha iyi biliyorlar. Öyleyse neden bu kadar çok gay modacıya karşılık bu kadar az kadın modacı var?
ERKEKLERİN KROMOZOMLARINDA VAR
Ülkemizin ilk ?fashion pr? şirketi olan MetinGursoy PR Marketing?in kurucusu ve pazarlama danışmanı Metin Gürsoy, yorumlarıyla ?modacı olmak için gay olmak şart mı?? sorusunun pek çok yönüne ışık tutuyor: "Erkekler ilk çağlardan beri hem hormonal, hem de sosyal olarak daha cesaretli olmaya programlandırılmışlardır. Üstelik gay olmaları da bunu değiştirmiyor. Hüseyin Çağlayan, ilk çıkışını yaptığı dönemlerde sadece başı peçeli ve vücudunun geri kalanı çıplak bir mankenle defilesini bitirdiği zaman seyredenlerin karnında nasıl kelebekler uçuştuğunu ve salonda yaşanan heyecanı size anlatamam. Bu hissi neden bir kadın modacı kimseye yaşatamadı? Acaba kadınlar daha etraflıca düşünüp, ticari geleceklerini tehlikeye atmamak için bu riskleri göze alamadıkları için mi? Çünkü Hüseyin Çağlayan bu şok edici şovlarından bir süre sonra piyasada yarattığı uçuk ve anarşist modacı imajıyla iflasın eşiğine geldi. Anarşist olmanın zevkini yine bir erkek modacı tattı. Neden bir Donna Karan, Ann Demeulemeister, Sophia Kokosalaki ya da Jil Sander anarşist defileler yapmıyor. Çok para kazanıyorlar; ne yardan ne yerden vazgeçiyorlar. Pek çok kadın Türk moda tasarımcısı da aynı şekilde davranıyor. Korkuyorlar. Kadın moda tasarımcılarının en anarşisti Coco Chanel?dir. Onun da şatosuna kapatıp sonradan öldürdüğü kadın sevgililerinden bahsedilir. Yani sadece kadın ve heteroseksüel olmak sansasyonel ve anarşist bir modacı olmak için yeterli değil.?
Moda dünyasında gay ve erkek hakimiyeti konusunda en temel tartışma, erkeklerin hem kadın hem de erkek ruhunu bünyelerinde taşımaları üzerinde dönüyor. Onların sadece içlerindeki kadını harekete geçirmeleri yeterli. ?Bütün erkek modacılar başarılıdır? diye bir genelleme yapamayız belki; ama erkek modacıların kadın moda tasarımcılardan daha ön planda olduklar, ticari olarak daha büyük volümlü projelere imza attıkları da bir gerçek.
KADIN KADININ KURDUDUR
"Reklam sektöründe ve ürün pazarlamasında erkekler hem erkekleri hem kadınları etkiler; kadınlar ise sadece erkekleri etkiler. Çünkü kadınlar diğer kadınları pek referans almazlar" diyor Metin Gürsoy ve soruyor: ?Siz hiç bir kadının diğer bir kadınla ortak çıkarı yokken süper sıkı dost olduğunu gördünüz mü? Bazı reklam ve tüketici araştırmalarının ortak sonucu maalesef içinde yaşadığımız dünyanın hala bir erkek dünyası ?It?s a men?s world?olduğunu gösteriyor. Reklam araçları, modeller, ürünler dişi bir şekilde konumlandırılıp tüketici erkeğin önüne konuyor. Son zamanlarda çıplak erkek vücudunun da meta olmasına sevinenler, onların tanıttığı ürünleri daha çok gay erkeklerin aldığından haberdar değiller. Erkekler hem erkekleri hem kadınları daha kolay etkiliyorlar. Her şey xx ve xy kromozomlarında saklı. xy'nin yani erkeğin içinde bir parça kadın saklı. Onu gören kadınlar ise çıldırıyor. xy'deki y'yi yani kendini gören diğer erkekler de çıldırıyor.?
Tasarımları ve uçuk şovlarıyla çıldırtan modacıların çoğu her iki ruhu, kendi özel hayatlarında da yaşamaktan çekinmeyen insanlar. Örneğin karakteristik Versace stili renkler, kesimler ve materyallerin şiddetli çarpışmalarını içeriyor. Gianni Versace ününü içinde kopan fırtınalara borçluydu. Olağanüstü şekilde halkın gözü önünde yaşamasına ve her hareketi medya tarafından izlenmesine rağmen; homoseksüel tercihini asla gizlememişti. 11 yıl birlikte yaşadığı aşığı Antonio D?Amico, Versace markasının spor koleksiyonlarının tasarımcısıydı. Provokatör tasarımlarıyla öne çıkan Alexander McQueen?in kıyafetleri çoğunlukla erotik ve fantastik. Erotizm, sık sık androjen kreasyonlar hazırlayan tasarımcının en yaşamsal çizgisi. Trend gözcüsü dergilerden i-D?ye verdiği bir röportajında ?Seks, benim yaptığım en büyük şey? diyor ve devam ediyordu: ?Erkek bir tasarımcı, bir kadına kadınsı bir yaklaşımın verdiğini veremez?. Altı yaşından itibaren gay olduğunu farkeden ancak bunu 18 yaşında ailesinden ayrılıncaya kadar kimseye açıklayamayan Alexander McQueen, ?Ailemin pembe koyunuydum? diyor. Babası ve erkek kardeşinin homofobileri nedeniyle, cinsel kimliğini ailesine nasıl söyleyeceğini bilememiş. Ama evden ayrıldıktan sonra onu homoseksüelliği konusunda çok açık bir yapıda buluyoruz. Verdiği tüm röportajlarda özel hayatı hakkında özgür bir yaklaşımı tercih ediyor. The Guardian Weekend?e ?Erkek arkadaşım her zaman benimle birlikte. İşten sonra eve birlikte gidiyor ve rahatlıyoruz. Çünkü kulüplere gidemeyecek kadar yorgun oluyoruz? diyordu. 2000 yazında 24 yaşındaki aşığı, dokümanter film yapımcısı George Forsyth?le evlenen Alexander McQueen?in töreni Ibiza?da süpermodel Kate Moss?un sahip olduğu yatta yapılmıştı. Kate Moss, aynı zamanda Alexander Mc Quenn?in nedimesi de olmuştu. O çıplak ya da parlak renklerle boyanmış erkek bedenlerini modanın bir parçası haline koymaktan çekinmiyor. The Independent Fashion Magazine?in bu konuda oldukça provokatif olan bir sorusunu yanıtlarken "Bugüne dek yaptığım her şey kadının naif olan değil; güçlü yönünü vurgulamaktan ibaret" diyor ve tamamlıyordu: "Bunun kadına nefret duymak ve onu aşağılamaya çalışmakla da ilgisi yok".
CALVIN?İMLE ARAMA NE GİREBİLİR?
Amerikalı tasarımcı Calvin Klein, basit ve seçkin olanı olağanüstü bir şekilde uyumlu hale getiren tasarımlarıyla ünlü. Ancak onun asıl becerisi homoerotizmle tatlandırdığı provokatif reklam kampanyalarında ortaya çıkıyor. Calvin Klein, çok seçici ve sofistike bir kadın olan annesi ve büyükannesinin hayatında oynadıkları baskın rolü tasarımlarında açığa vuruyor. 1970?lerin sonları ve ?80?lerin başında Calvin Klein, New York gay kulüplerinin en cazip ve tanıdık yüzlerindendi. Efsanevi Stüdio 54 gibi kulüplere tasarımcılar Halston ve Giorgio di Sant?Angelo, sanatçı Andy Warhol ve yardımcısı Bianca Jagger?la takılıyordu. Haplara ve cinsel fantezilere bağlılığının ona AIDS bulaştırdığına ilişkin yoğun söylentiler var. Mayıs 1988?de bir İtalyan radyosu ölümünü kamuoyuna duyurduğunda tedavi için bir uyuşturucu kliniğinde olduğu biliniyordu. Pek çok söylenti Calvin Klein?in cinsel tercihleri üzerinde yoğunlaşıyor. 1994?te yayınlanan resmi olmayan biyografisi Obsession?da Steven Gaines ve Sharon Churcer onun biseksüel olduğunu söylüyorlar. 1986?da kendi tasarım ofisinden 32 yaşındaki bir çalışanıyla evlendiği ve bir apartmanın farklı bölümlerinde çift olarak yaşadıkları da bu söylentilerden biri. 1982?de duyurduğu markanın iç giyim koleksiyonu onun gay kültürüne en büyük armağanlarından biri olarak anılıyor. Bu koleksiyon New York Times Square?de erekte olmuş bir erkeği gösteren muhteşem büyüklükteki bilboardla duyurulmuştu. Yaklaşımlarını The New York Times Magazine?e anlatan Calvin Klein?ın sözcüsü Karen Stabiner "Gay?lere değil; içinde bulunduğumuz çağa hitap etmeye çalışıyoruz" diyordu. Kim moda dünyasında olur da, Brooke Shields?in o sorusunu ve efsanevi yanıtı bilmez? "Benim?le Calvin?imin arasına ne girebilir? Hiçbir şey." Bruce Weber tarafından çekilen ve Vanity Fair?de yayınlanan bu jean reklamının yanı sıra; sıkça çocuk pornografisi çağrışımları olan diğer reklamları pek çok tartışmaya konu oluyor.
Londra?daki gay kulüplerin sıkı bir ziyaretçisi olan Jean-Paul Gaultier, gay stili koleksiyonlarına yansıtıyor. Bir hipnotist ve alternatif şifacı büyükannesi Marie Garrabe?den oldukça etkilenmiş olan Jean-Paul Gaultier, bir şovmen olduğunu, daha okul yıllarında Folies Bergere?in şov kızlarının resmini çizdiğinde öğretmeni tarafından cezalandırıldığında keşfetmiş. Kıyafetleri 1980?den itibaren gay kulüpleri, moda öğrencileri ve çalışan kadınlar arasında popüler olmaya başladı. Şovları, kıyafetleri sunan travestiler, yaşlı ve şişman kadınlar, dövmeli ve piercing?li gençlerle akıllara silinmeyecek şekilde yerleşti. Tasarımları erkeksi nosyonları bir oyuncak gibi kullanmasıyla farklılaşıyor. 1988 sonbahar kışına erkekler için tasarladığı ?Viking? koleksiyonundaki kilt etekler, 1993?te bile Londra ve New York caddelerinde gay erkekler arasında hala modaydı. 1980?lerin başında aşığı ve 15 yıllık iş ortağı Francis Menuge?ü AIDS?le bağlantılı bir hastalık yüzünden kaybetti.
ARZULARA SESLENEN SIRA DIŞI ŞOVLAR
John Galliano?nun da pek çok koleksiyonu onun bir gay erkek olarak özgürce yaşadığı hayatın izlerini taşıyor. 1996 yılında Givenchy için hazırladığı koleksiyonu ?Le Papillon et la Fleur?, abartılı tarzıyla İngiliz modacının Paris?te fırtına gibi esmesini sağlamıştı. İki koleksiyon sonra Christian Dior?a geçen tasarımcı burada markanın efsanevi ?New Look?unun 50?nci yıl dönümünde Paris?in genç gaylerini İngiltere?nin sıra dışı tarzıyla tanıştırmıştı. Gucci ve Yves Saint Laurent?nin yaratıcı direktörü olan Tom Ford?un lüks anlayışı ise her iki markanın da giysilerinden parfümlerine, şirket imajından reklam kampanyalarına ve mağaza tasarımlarına kadar her yerde kendini gösteriyordu. O Gucci?ye seksi bir ihtişam getirmişti. 1995?te yarattığı Studio 54 koleksiyonu modaya yeni bir seks anlayışı katmıştı. YSL Rive Gauche markası için yarattığı tasarımlar arasındaki kadife ceketlerle kombinlenen daracık ağlı jeanler Tom Ford?un ana felsefesini özetliyordu. Bu markaların başında kaldığı süre içinde erkek davranışına yaklaşımda köktenci değişimler sağladı. Loaded Fashion?a verdiği bir röportajda Adrian Clark?a şöyle diyordu: ?Erkek giyimi hızla değişiyor. Erkekler de içlerindeki cinsel kimliği kabul etmek ve rollerini ona göre belirlemek zorunda kalacaklar. Bu modanın şimdi oynadığı bir gay oyuncağı değil. 18?nci yüzyılda da erkekler minik kırmızı ayakkabılar ve renkli pantolonlar giyiyorlardı.? Tom Ford, partneri olan Vogue Homme International?in yayın yönetmeni Richard Buckley?le yıllardır birlikte yaşıyor. Sayısız denecek kadar çok ödül almış olan Tom Ford, aynı zamanda Gucci?nin Los Angeles?ten katıldığı HIV pozitif ve AIDS olan insanlara destek veren AIDS projesiyle ?Commitment to Life? ödülüne de sahip.
Dolce & Gabbana markasının yaratıcıları Domenico Dolce ve Stefano Gabbana seksi muhteşem kadın kreasyonları ve keskin erkek kesimleriyle tanınıyorlar. 1980?lerin başlarında birbirlerine aşık olmalarından bu yana birlikte çalışıyorlar. Her röportajlarında bunu vurgulamaktan gurur duyuyorlar. Milano?nun kalbindeki bir 19?ncu yüzyıl sarayı olan Villa Volpe?yi paylaşan çiftin yaşam tarzı pek çok moda yazarı tarafından kitsch bulunuyor. Leoper desenli duvar kağıtları, kadife ve ipeğin kırk yamalandığı sofalar ve kilise mumları gibi detaylar nedeniyle epey eleştiriliyorlar. International Herald Tribune yazarlarından Suzi Menkes bu karışımı bir makalesinde şöyle anlatıyor: ?Onların bu tarzları, dönemleri ve ülkeleri harmanlayan yorumları, aynı zamanda kadın ve erkek gardırobunu da aynı potada eritmelerini sağlıyor. Bu onların yolu.? Kürkler ve kısa kesim elbiseler, teni saran leopar desenli pantolonlar, incecik takım kıyafetler Dolce & Gabbana?nın hem hisli, hem de seksi olan kadınını anlatıyor. Ama onlar büyük göğüslü ve geniş kalçalı ?gerçek? kadınlardan söz etmiyorlar. Tarzları, bedeninin her haliyle bir mesaj gönderen ve gelen mesajları alan kadını anlatıyor. Onlar erkek giyiminde de seksi derinlikleri ortaya çıkarmaktan hoşlanıyorlar. Erkek giyim koleksiyonlarını kadın modellerle sunmaları, pek çok gay erkeğin kıyafetlerine aşık olmalarını sağlıyor. Domenico Dolce The Guardian Weekend?e ?Burada seksle ya da gay olmakla ilgili bir şey yok. Bu sadece bizim durduğumuz tarafla ilgili. Bugünün toplumunda kadın da, erkek de çok farklılar. Oysa her birinden bir parçayı diğerinde buluyorsunuz.?
Modanın en kült ismi, lüks ve haute-couture?ün sembolü Christian Dior?un tasarımları kadınsı klasik seçkinliği karakterize ediyor. Onun 1947?de duyurduğu ?New Look? modada devrim yapmıştı. Christian Dior, İkinci Dünya Savaşı boyunca çok erkeksi ve depresif çizgilere sahipti; ama New Look?la kadınsı yönünü keşfetti. Asla evlenmemiş olan Christian Dior?un cinsel tercihleri hakkında epey söylenti var. Bunun nedeni Paris?te yaşadığı bohem hayat ve sanatçı Jean Cocteau ile arkadaşlığı. Dior?un seksüel kimliği ölümünden kısa süre önce yayınlanan otobiyografisinde dahi yer almıyor. Orada sadece ?çok yakın arkadaşlıklar? tanımlaması kullanılıyor. Büyük olasılıkla dönem bunu açıklamasına izin vermiyordu.
En iyi tanınan İspanyol öncü couture tasarımcısı Cristobal Balenciaga da asla evlenmemiş. Bu durum onun cinsel kimliğiyle ilgili spekülasyonlara yol açmış. Cristobal Balenciaga özelini asla halkın önünde tartışmaya açmamış. Sadece Jacqueline Demornex?in bir çalışması onun seks tercihleri hakkında bir ışık yakıyor: Couturist Coco Chanel ve Cristobal Balenciaga arasındaki bir tartışmadan sonra Coco Chanel, durumu bir arkadaşına şöyle anlatmış: ?O bir kadına benziyor. Ceketlerin altına bluzları nasıl giydiğine bak. Her çizgisini göstermekten zevk alıyor.? Bir illüzyon ustası olan Cristobal Balenciaga tasarımlarında kadının bedeninin siluetini nasıl vurgulayacağını biliyordu. Ona göre ?Kadın bedeni herhangi bir kıyafetle güzelleştirilemeyecek kadar mükemmeldir. Ne giyerse giysin bu mükemmellikten uzaklaşır?.
|
|