ABONELİK | KÜNYE | İŞ FIRSATLARI | BİZE ULAŞIN  


AĞUSTOS 2008
   » İçindekiler
   » 



 
TASARIMCILAR

ARŞİV

Yıldız tasarımcıların devri kapanıyor mu?

Tom Ford'un Gucci'yle yollarını ayırmasının ardından, yaşadığı krizle gündeme gelen "yıldız tasarımcı" terimi, şimdilerde yeniden tanımlanıyor. Birçok markanın bir tehlike olarak gördüğü tanınmış modacılarla birlikte çalışmak ya "no name" bir ekiple ya da dönemsel ortaklıklarla moda imparatorluğunda yeni bir dönemi başlattı.

Bir moda tasarımcısını nasıl tanımlarsınız? Küçük parmağını kaldırarak yanında çalışanlara emirler yağdıran, ama tek yaptığı iş terrier cinsi köpeğiyle ortalarda dolaşan biri olarak mı? İşte bu resim, şimdilerde yerini yeni tanımlamalara bırakıyor. Ve son birkaç yıldan bu yana anlamıyla tamamen ters düşen "moda tasarımcısı" klişesi, markalar tarafından yeniden yapılandırılıyor. 90'larda, hassas yaratıcılardan çok pazarlama yeteğiyle öne çıkan tasarımcıların değerlendirilmeye başlanmasıyla ilk adımlar atılmıştı. 2000'lerde ise tasarımcının, markanın ilk ismi olmaktan oldukça uzaklaştığı gözlenmeye başlandı. Ünlü tasarımcıların çalıştıkları modaevlerine birbiri ardına veda etmeleri, zaman zaman markaların kısa süreli krizler yaşamasına neden oldu. Tom Ford-Gucci, Julien Macdonald-Givenchy, Michael Kors-Celine, Jil Sander-Jil Sander ve Helmut Lang-Helmut Lang ayrılığı buna iyi bir örnek. İçlerinden bazılarının yerine yenileri alındı. Gucci, Tom Ford krizinin ardından "asıl yıldız markadır" sloganıyla ismi duyulmamış üç modacıyla çalışmaya başladı. Jil Sander da yoluna "no name" bir takımla devam kararı aldı. Görülen o ki, zaman yıldız tasarımcıların aleyhine işliyor şu sıralar. Çünkü son sözü söyleyenler yine modaevi patronları. Onların kollektif seçimi ise şimdilerde moda tasarımcılığında yeni bir dönemi başlattı. Takım ruhunun önemi Lider tasarımcısından vazgeçmiş bir markanın ne derece başarılı olabileceğinin en iyi örneklerinden biri şüphesiz Hugo Boss. Firma, dört yıl önce ilk kez kadın koleksiyonu "Boss Woman"ı çıkardığında, marka halen tasarımcı Grit Seymour?un komutasındaydı. Ama yine de şirket milyonlarca dolar zarar etti. Sonunda karar verildi: Bir tasarım ekibi oluşturulacaktı. O günden itibaren hem erkek hem de kadın koleksiyonu satışlarında yükselen bir ivme gözleniyor. Hugo Boss, geçtiğimiz yıl "Boss Woman"la yüzde 36?lık bir kazanç sağladı. Aynı başarıyı Moschino markası da gösterdi. İtalyan orijinli marka, kurucusunun ölümününün ardından 10 yıl boyunca çalıştığı tanınmamış bir tasarım grubuyla başarısını ikiye katladı. Markaların oluşturduğu yeni tasarım ekipleri yeni koleksiyonları tam bir gizlilik içinde atölyelerin kapalı kapıları ardında hazırlıyor. Çalışanların sayısı ise markanın büyüklüğüyle doğru orantılı. Örneğin Hugo Boss Woman için tam 25 tasarımcı business, basic ve ayakkabı, çanta gibi segmentlere dağılmış olarak çalışıyor. Marka analiz ediliyor, talepler araştırılıyor ve hazırlanacak koleksiyon ana hatlarıyla ele alınıyor. Sonuçta, yeni koleksiyonlar artık tasarımcının fikirlerinden çok kalite, fiyat politikası ve denge üçgeni içinde oluşturuluyor. DÖNEMSEL KOLEKSİYONLAR Ekip konseptinin başarılı temsilcilerinden biri de Max Mara. İtalyan markasının yeni patronu Achille Maramotti, bir röportajında bunun nedenini tek bir karakterle özdeşleştirilmek istemedikleri şeklinde açıklıyor ve ancak böylelikle markanın özgür tasarımlara imza atabileceğini belirtiyordu; "Belirli bir yıldız tasarımcıyla çalıştığınız takdirde, beklentileri karşılamanız giderek zorlaşıyor". Markanın ardında 40 yıldan daha fazla bir süredir önemli bir figür çalışıyor; modaevinin yöneticisi Laura Lusuardi. Ancak ortada olmak yerine, Max Mara'nın defilelerinde de izleyiciler arasında oturup, heyecanı onlarla birlikte paylaşmayı yeğliyor. Kendini sadece koordinatör olarak tanımlayan Lusuardi, zaman zaman dönemsel koleksiyonlarda bir araya geldiği Karl Lagerfeld oder Dolce&Gabbana?yla değişik bakış açılarını paylaşan önemli isimler arasında. OMUZLARDAKİ YÜKÜ hafifletmek? Bu yüzden ekip çalışanlarının çoğunun en büyük hayali, günün birinde dahil oldukları anonim gruptan ayrılarak büyük bir markanın lideri olmak. Zaten tasarımcının kariyer hikayesinde böyle bir dönemi var. Tom Ford'un bile? Zaten "yıldız tasarımcı" tanımı da 90'larda başaşağı olmakla karşı karşıya kalmış Gucci'ye kattığı pırıltı ve ihtişamla yeniden modanın öncüsü haline getiren Ford'la moda literatürüne girdi. 10 yılın ardından tasarımcının ani sonunu yine aynı kavramla ilintilemek mümkün. İsmi, markanın kendisinden çok daha haşmetli bir hale geldi. Oysa kollektif bir çözümde firma sadece bir kişinin keyfinden sorumlu olmak istemiyor. Şimdilerde Gucci markasından sorumlu üç tasarımcı, isim olarak bilinse de, sahnede sadece başında bulundukları bölümlerin yöneticileri olarak lanse ediliyorlar. Kişisel başarıları şirket politikalarından uzak tutan Gucci'nin diğer markaları da şimdilerde aynı baskıyla moda dünyasında yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. Stella McCartney ve Alexander McQueen'in de bireysel olarak bu baskıları üzerlerinde hissettiklerini söylemek mümkün. Gucci grubunun başında bulunan Robert Polet, onlara kişisel başarılarını göstermeleri için üç yıllık bir süre tanımış. Bu gerçekleşmediği takdirde onlar da Tom Ford, Jil Sander ve Helmut Lang'la aynı kaderi paylaşma riskiyke karşı karşıya. Ancak ünlü markalar arasında böylesi tehlikelerden kendilerini uzak tutanların sayıları az değil. Örneğin, Christian Dior. Kendi ayarındaki tüm diğer markalardan daha verimli bir çalışma politikası güden Fransız şirketi, Gucci gibi işleri birden fazla omuza dağıtma yolunu seçmiş. John Galliano kadın koleksiyonunun tasarımcılığını üstlenirken, Hedi Slimane erkekten sorumlu isim olarak karşımıza çıkıyor. Victoire de Castellane ise aksesuvarın başında bulunuyor. Marka aslında bilinçli olarak estetik bir kırılma yaşamayı riske ediyor. Örneğin, Slimane'in yaptığı hiçbir şey Galliano'nunkilere benzemiyor. Biri zengin detaylarla çalışırken, diğeri minimalizmi tercih ediyor. Yine de her ikisi de moda dünyasını yaptıklarıyla kendilerine hayran bırakmayı başarıyor. Aslında her ikisini bağlayan şey, yenilenmeyi seviyor olmaları dışında radikal bakış açıları. Bu aynı zamanda markanın gücünün ve farklı yorumları içinde barındırıyor olduğunun bir göstergesi. Ve tabii ki, tasarımcılar yuvadan ayrıldığında bile markanın yoluna emin adımlarla devam edebileceğinin kanıtı. Aynı şey popüler tasarımcı Marc Jacobs'la büyük başarılara imza atan, ancak lüks marka imajı o olmaksızın da küme düşmeyeceğini garanti eden Louis Vuitton için de geçerli.

 

© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.