ABONELİK | KÜNYE | İŞ FIRSATLARI | BİZE ULAŞIN  


TEMMUZ 2009
   » İçindekiler



 
RÖPORTAJ

ARŞİV

BİRİCİK SUDEN:''Benden hep sivri şeyler bekliyorlar''

Heykel gibi bir vücut, güçlü bir karakter, tok bir ses tonu ve çeşitli işlere, ama en çok da Mazhar Alanson'a yönelmiş bir yaratıcılık? Bütün bunlar Biricik Suden'i tanımlamaya yetmiyor. Stilini oturtmuş az sayıda kadından biri olan Suden'le, Mazhar Alanson'la yaptığı evliliği, tarzını ve hayata bakışını konuştuk.

Röportaj : YEŞİM ÇOBANKENT
Fotoğraf : NİHAT ODABAŞI

RÖPORTAJ

ARŞİV

ELLE: Bir kaza geçirdiniz ve yüzünüze 30 dikiş atıldı. İzler hiç belli olmuyor, kazayı iyi atlatmışsınız.
BİRİCİK SUDEN: Kaza gecesi apar topar atılan o dikiş duruyor. Nazım (Durak) Bey, estetik dikiş atmak istedi, kabul etmedim. Yara izi hoşuma bile gitti, hatta ilk zamanlar üzerini siyah kalemle çizerek belirginleştirmiştim. Yeri de güzeldi, yüzümün başka bir yerinde değil de alnımdaydı. Kazadan sonra bir hafta baktığım şeyden beş tane görüyordum, hatta korsan gibi bant yapmıştım gözüme. Doktor, Mazhar?a (Alanson) "Bu sorun ömür boyu kalabilir" demiş. Fakat bir sabah uyandığımda geçmişti. Sevdiğim birinin başına bir şey geldiğinde atlatmam çok zor oluyor ama kendi başıma geldiğinde kolay atlatıyorum.
ELLE: Sinan Çetin'le yönetmenlik üzerine çalıştığınız doğru mu?
B.S.: Kafamda yönetmenlikle ilgili bir şeyler var ama bunun Sinan Çetin'le alakası yok. Mazhar'la, CNBC-e'ye verilmek üzere benim çektiğim ve gezi programı diyebileceğim bir şeyler yaptık. Mazhar'la seyahat etmekten çok zevk alıyoruz. NTV'den teklif gelmişti ve daha önce de birlikte program hazırlamıştık.
ELLE: Mazhar Bey'le birlikte nerelere gittiniz?
B.S.: Şangay, Amsterdam. Türkiye'de de enterasan yerlerdeki hayatlarla tanıştık. Arjantin, Şili ve New York'a gitmeyi planlıyoruz.
ELLE: Yeniköy'de oturuyorsunuz ve burada doğup büyüdünüz. Yeniköy?ün sizin için ne tür bir anlamı var?
B.S.: Az bozulmuş bir yer. Yaşayan insanlar çok köklü aileler, herkes evinin sahibi. Benim ailem de hala burada oturuyor. Dört yaşında burada ilkokula başladım, herkes beni ve ailemi tanır, çocukluğumu bilir. Başka yerlerde beni medyada gördükleri Biricik olarak değerlendiriyorlar ama Yeniköy benim için ana rahmi gibi.
ELLE: Nasıl bir aile sizinkisi?
B.S.: Babam ağır ceza reisi. Midnight Express filmine konu olan davayı bilirsiniz, onun gerçek hayattaki hakimi benim babamdır. Fakat o film çok yalan yanlış bir uyarlama. Hapishaneler tabii o yıllarda ilkel ama filmde anlatıldığı gibi içinde tavukların gezdiği bir mağara da değil. Ayrıca kahramanın hapisten kaçışı yalan, gerçek hayatta suçlu ülkesine teslim edildi. Filmde hakim Ermeni aksanıyla konuşuyordu, halbuki babam Yugoslav kökenlidir. Belki sert gözüken tarafım da babamdan geçmiştir.
ELLE: Ama kaza sonrasında Mazhar Bey "Kadından kadı olmaz" demişti, çünkü alkollü araba kullanan taksiciyi affetmiştiniz.
B.S.: Ben kadere inanan biriyim. Yaşanması gereken bazı şeyleri çok fazla itiraz etmeden yaşamalıyız, çünkü onun bir sebebi vardır. Ama gösterdiğim o iyi niyete karşı çok tuhaf bir tavır alınca tazminat davası açmaya karar verdim.
ELLE: Nazara inanıyor musunuz?
B.S.: Çok. Bana da sık sık değer. Birisi 'Çok güzel olmuşsun' dediğinde ya bir tarafıma bir şey olur ya kaza geçiririm ya da yanarım.
ELLE: İsminiz çok ilginç. Bir öyküsü var mı?
B.S.: Tam ismim Afife Biricik. Biricik çok iddialı bir isim, sevdiğimi söyleyemem. Eskiden Afife'den çok utanırdım ama şimdi seviyorum. Ailede iki tarafta da hiç kız çocuğu olmadığı için adımı Biricik koymuşlar. O dönem Brigitte Bardot da çok popüler, ondan da etkilenmişler. Annemin evlendikten sonra yedi sene çocuğu olmamış ve abim doğmuş. Anneme "Bu bile mucize, bir daha çocuğunuz olmayacak" demişler ama ondan yedi sene yedi saat sonra kaza eseri olarak ben doğmuşum. Doğum anımda, 1963'te İstanbul'un en büyük depremi olmuş, hastane duvarları ikiye ayrılmış.
ELLE: Çok dikkat çeken, farklı bir tarzınız var. Tarzınızı nasıl tarif edersiniz?
B.S.: Üstümdeki bir kıyafet için bir derginin şıklar rüküşler bölümünde "Ayşe burada, Fatma nerede kıyafeti" diye yazmışlardı. Benim tarzım çok eklektik ve kendime hastır. Çok abiye bir kıyafeti başka bir şeyle karıştırıp gündüz de giyebilrim. Ya da yeni sezon bir Stella Mc Cartney kıyafet alıp, keserek etek yapabilirim. Benim için kostümün satın alındığı hali çok önemli değildir.
ELLE: Sizi neden rüküş ilan ediyorlar?
B.S.: Onların rüküşlük anlayışı nedir bilmiyorum ama giyim benim için o günkü ruh haliminin yansımasıdır. Kendimi bazen br prenses bazen bir savaşçı bazen de vamp bir kadın gibi hissedip ona göre giyiniyorum. Karşımdaki onu rüküşlük olarak değerlendirebilir çünkü onun kalıpları dışında ve algılayamayacağı bir şeydir. Rüküş olmamak için ille de modanın bütün kurallarını takip etmek, baştan aşağı aynı tasarımcıdan giyinmek veya çok para harcamak gerektiğine inanmıyorum. Benim için giyinmemin en önemli koşulu, insanın kendi vücudunu iyi tanıması. Ben kendi defolarımı ve kalitelerimi çok iyi biliyorum ve buna göre giyiniyorum. Mesela eğer selülitlerim varsa mini etek giymem ve o duyguyu başka bir şekilde vermeye çalışırım.

 

© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.