Fotoğraflar: Balenciaga Pre-Fall 2026, Launchmetrics Spotlight
Nostalji, yeni yılın ilk aylarında yeniden hız kazanırken Balenciaga Pre-Fall 2026 koleksiyonu, yakın geçmişe dönüp bakmanın hâlâ güçlü bir tasarım ilhamı olduğunu hatırlatıyor. Pierpaolo Piccioli’nin modaevindeki ikinci koleksiyonu, özellikle 2010’ların ortasına ait estetik kodları bugünün diliyle yeniden ele alıyor. Sneaker’lar, spor siluetler ve logolu parçalar, bu kez daha kontrollü ve rafine bir çerçevede karşımıza çıkıyor.
Piccioli’nin Balenciaga için çizdiği yol, spor ile teknolojinin kesiştiği bir noktadan ilerliyor. Koleksiyon notlarında bu yaklaşım, Cristóbal Balenciaga’nın bugünün dijital dünyasını nasıl yorumlayabileceğine dair bir düşünce denemesi olarak tanımlanıyor. Bu fikir hem markanın yakın geçmişine hem de arşivine yapılan göndermelerle somutlaşıyor. Abartılı sneaker’lar, bol basketbol formaları ve viral aksesuarlar pillbox şapkalar, taşlı topuklular ve Manolo Blahnik işbirliğiyle dengeleniyor. Yeni tanıtılan TechWear kategorisi ise ProBody performans kumaşıyla spor giyimi koleksiyonun merkezine taşıyor.
Kadın koleksiyonunda olduğu gibi erkek tasarımlarında da sportif bir enerji hakim. Bu, Piccioli’nin Balenciaga’daki ilk erkek koleksiyonu ve markanın sınırlı erkek giyim mirasına bilinçli bir referans içeriyor. Cristóbal Balenciaga’nın kendisi için diktiği arşivdeki palto, bu sezon yeniden yorumlanıyor. Piccioli’nin “kare kesim” olarak tanımladığı bu form, koleksiyonun temel yapıtaşlarından biri haline geliyor.
Eşofmanlar, kapüşonlular, sneaker’lar ve logo tişörtler Balenciaga’nın mevcut kitlesine göz kırparken deri ceketler, heykelsi siluetler ve net terzilik Piccioli’nin couture geçmişini hissettiriyor. Deri bir ceket, rüzgarlık gibi işleniyor, ayakkabılar ise balerin sneaker’lardan spor ayakkabı konforuna sahip loafer’lara uzanıyor. Fonksiyon ve zarafet arasındaki denge, koleksiyonun genel ruhunu belirliyor.
Referanslar yalnızca yakın geçmişle sınırlı değil. 1967 tarihli bir Cristóbal couture tasarımı, bir binici şapkasıyla kombinlenen kapüşonlu, bu sezon sportif bir yorumla yeniden karşımıza çıkıyor. Piccioli, bu silueti beyzbol şapkası hissiyle ele alarak sokak giyimiyle couture arasında kavramsal bir bağ kuruyor.
Renk paleti de bu yaklaşımı destekliyor. Derin erik tonları, turkuaz opera eldivenleriyle kontrastlanırken, sezonun dijital dünyadan taşan parlak turuncusu gece elbiselerinde öne çıkıyor. Siluetler yer yer hacimli ve sarmalayıcı; 60’ların Balenciaga formlarına selam verirken güncel bir rahatlık sunuyor.
Genel estetik, bugünün aşırı sadeleşmiş modasına karşı bilinçli bir alternatif oluşturuyor. Retrofütüristik bir çizgide ilerleyen koleksiyon, minimalizmle karıştırılmaması gereken bir yaklaşım benimsiyor. Katlanabilir balerin sneaker’lar ve modüler parçalar, hareket halindeki bir yaşam tarzına uyum sağlıyor.
Pierpaolo Piccioli, Balenciaga’da geçmişle bugünü bir arada düşünmenin mümkün olduğunu gösteriyor. Couture ile teknik giyimi, sokakla zarafeti yan yana getirirken markanın kodlarını silmeden yeniden yazıyor. Pre-Fall 2026 koleksiyonu, nostaljiyi bir kaçış değil, bugünü anlamak için kullanılan bilinçli bir araç olarak ele alıyor.