Louis Vuitton ikonik Monogram deseninin 130. yılını, marka elçileri ve yakın dostlarıyla bir arada kutlamaya devam ediyor. Glen Luchford’un objektifinden çıkan ve Roman Coppola’nın yönetmenliğini üstlendiği yeni kampanya serisi, Monogram’ı nesiller boyunca miras, anı ve kişisel bağlam içinde yeniden ele alıyor. Bu anlatının sesi ise Zendaya.
Zendaya yalnızca kampanyanın yüzü değil, Speedy çantasını kendi yaşam hızıyla ve mevcut yaratıcı üretimiyle uyumlu bir şekilde taşıyan bir anlatı ortağı olarak konumlanıyor. Zendaya’nın 2026 takvimi yoğun: "Euphoria"nın üçüncü sezonu, Christopher Nolan’ın "The Odyssey" filmi ve Robert Pattinson’la birlikte başrolünü üstlendiği "The Drama" gibi büyük projelerle sinema ve televizyon ekranlarında görünürlüğü artıyor. Bu dolu program, onun stil tercihlerinin de niçin “hareket halindeki yaşam” fikriyle bu kadar örtüştüğünü anlamamıza yardımcı oluyor. Çantanın hafif yapısı, geniş fermuarlı ağzı ve rahat formu, onun yoğun günlük programıyla iyi bir eşleşme kuruyor.
Kampanyada Zendaya’nın paylaştığı Speedy yorumu, Monogram tarihinin bir yansıması kadar bugünün hızla değişen kültürel temposunun da bir işareti gibi. 1930’larda modernite ve hareket özgürlüğünü temsil etmek üzere tasarlanan Speedy, fonksiyonelliği ve zarafeti bir arada barındıran parçalardan. 1959’da Monogram kanvasla buluşmasıyla hızla ikonlaşan Speedy, sanat ve moda arasındaki diyalogda da yer bulmuştu: Takashi Murakami ve Jeff Koons gibi isimlerle yapılan işbirlikleri, çantayı kişisel ifade ve çağdaş sanatın bir tuvaline dönüştürdü.
Bu kampanyayla Louis Vuitton, Monogram’ı yalnızca bir marka sembolü değil, kişisel hikayelerin aktarıldığı ve paylaşıldığı bir miras alanı olarak yeniden konumlandırıyor. Zendaya ve Speedy ilişkisinde de görüldüğü üzere, bu miras geçmişten gelen bir iz değil, bugünle konuşan, günlük yaşama entegre olan ve geleceğe taşınan bir anlatı olmayı amaçlıyor.