OLDUĞUN GİBİ KAL!
Yazının alternatif başlığı; "Bir dergi editörünün itirafları" da olabilirdi.
ELLE ONLINE 09 Şubat 2017
Okuyacağınız yazının alternatif başlığı; “Bir dergi editörünün itirafları” da olabilirdi. Ama onun yerine “mesaj” vermek daha cazip geldi. “Kadın dergileri” artık doğal olmanın, maskeleri indirmenin yanında. Çünkü yeni moda, doğruları söylemek!





Bir tweet gördüm geçen gün. “Kadın dergileri neden kadınları kendi hallerine bırakmıyor” diye yakarmış birisi, bir feminist kol da bunu retweet’lemiş. Bir an hak verip kızıyorum, sonra kızgınlığım dergimizdekileri -özellikle de Güncel Haberler Editörü Selin Miloşyan’ın yazılarınıhatırlayınca geçiyor. Kadının Adı Hala Yok, Ne Kadar Gerçeksiniz, Yeni Vatandaşlık Provası, önceki konu başlıklarımızdan sadece birkaçı... Aklıma Gezi olaylarından sonra yaptığımız ilk toplantı geliyor sonra. Yayın Yönetmeni Işık Şimşek, olayın ardından hazırladığımız sayıyla birlikte duruşumuzu gösterdiğimizi ya da göstermemize izin verildiğini mi demeliyim?söylüyor. Bundan böyle zaten var olan tavrımızı daha çok sahiplenmemiz gerektiğini ekliyor. Tüm editörler hemfikiriz; dolayısıyla kimsenin onaylamasına gerek kalmıyor...





Gezi olaylarının üstünden dört ay geçti. Geçen hafta gördüğüm, yazının başında bahsettiğim tweet; olaylarda kadının rolünü ve dolayısıyla da medyanın duruşunu yeniden irdelememe sebep oldu. Gerçekten de kadın dergileri, kadınları değiştirmeye ve belli kalıplar içine mi sığdırmak istiyordu? Bir dergi editörü olarak bunu sorgulamak, bolca cesaret ve bir hayli de öz eleştiri gerektiriyordu.





DEĞİŞİM NE ZAMAN GELDİ?



Yukarıdaki sorunun cevabı, eskiden olsa “evet”di. Ama dünyada kısa zamanda çok şey değişti. Bu sebeple kadın dergilerinde de... Tüm bu değişimin başına illa ki adres göstermemiz gerekirse, büyük beden modellerin yeniden ortaya çıkışını ve Kate Moss’un “Nothing tastes as skinny feels/Hiçbir şey skinny’nin hissi gibi tat vermiyor” cümlesini getirebiliriz. Ama biz geçmişi bırakalım ve içinde bulunduğumuz döneme bakalım. Kimse günümüzdeki kadın dergilerinden sofistike seks şakaları, “erkeğinizi tatmin etmenin 50 yolu” gibi tuhaf testler, 2000 dolarlık çantalara nasıl sahip olmamız gerektiğinin anlatılmasını beklemiyor. Ama dünyanın ekonomik işleyişine ve onun derin, karanlık girdaplarına dalmadan söylemeliyiz ki, ortada bir pazar ve satılması gereken ürünler var.





Peki, para kazanmanın ve “kazandırmanın” yanında dergiler, okuyucularına daha adil davranabilir mi? Mesela Kate Upton’ın vücudu, kıvrımlarıyla daha mı güzel sanki? Doğal taktiklerle, makyaj yapmadan iyi görünmek mümkün değil mi? Hem de hiç para harcamadan? Hakim döngüyü sekteye uğratırmış gibi görünen bu dergi başlıkları bir süredir böyle; çünkü artık hayatımızda internet var. Tamam, internet uzun zamandır var; ama artık blog’lar ve web siteleri, bizi her tür bilgi ve ürüne kolayca ulaştırıyor. Hal böyle olunca, sanal dünyayla “Don Kişotvari” tavırla savaşan dergiler de, artık “doğruları söylemek” zorunda kalıyor.


~ ARAŞTIRMALAR KONUŞSUN





Kusursuz model ve ünlü fotoğraflarıyla karşılaşan “normal” kadınların, kendilerini kötü hissettikleri söylenir hep. Fakat örneğin son araştırmalardan biri, aslında artık durumun tam tersi olabileceğini vurguluyor. Michigan Manitoba Üniversitesi’ndeki ekibin teorisine göre, idolleştirilen kadın görüntüsüne verilen tepki; görüntünün bariz şekilde mi yoksa kurnazca mı sunulduğuna göre değişiyor.





Bariz şekilde sunulan görüntülerle ideal güzellik, yüzümüze vuruluyor. Bu nedenle savunma mekanizmamız harekete geçiyor ve şöyle diyoruz: “Ne yaptığınızı görüyorum, beni kandıramazsınız!” Bunun sonucunda özgüvenimiz artıyor. Fakat kurnaz şekilde yansıtılan imajlara farklı tepkiler veriyoruz: Başka içerik altında sunulan görünümler, fark etmeden bilinçaltımıza işliyor ve kendimizi “nedensiz” kötü hissetmeye başlıyoruz.





Güzel kadınları görmenin bizi iyi hissettireceği fikri, aslında tam olarak yeni değil: “The Skinny on Celebrities” isimli araştırma; Manitoba Üniversitesi’nin verilerinden önce, kadınların sevdikleri ünlüleri zayıf gördüklerinde kendilerini iyi hissettiklerini gösteriyordu.





DÜNYA DÖNÜYOR





Tüm bu araştırmaların ve anlattıklarımızın ardından konuyu özetleyecek olursak: Bir süredir her şeyin “okey” olduğu, çiçek deseniyle breton çizgilerin karıştığı, spor ayakkabıyla kalem eteklerin giyildiği, özgürlüğün gardırop bir yana dursun parklara, bahçelere, sokaklara ve meydanlara taştığı, doğru söyleyenin artık dokuz köyden kovulmadığı bir dönemdeyiz. Dünya değişiyor, dolayısıyla kadın dergileri de... Şimdi tüm dişi basının desteklediği, -bizim uzun zamandır savunduğumuzözgür olmak: Fikriyle, ifadesiyle, duruşuyla, bedeniyle barışık ve özgür kadınlara, yetişen yenilerine selam olsun!





Ama bitirmeden kafanızı kurcalayacak küçük bir soru: Tüm bu değişim rüzgarı “modanın” bir oyunu olabilir mi? Cevabı, belki başka bir başlık altında, başka bir sayıda...





Yazı:  SILA GÜVEN
SON HABERLER