Côte d’Azur’un güneşle yıkanan öğleden sonraları, taş villaların gölgeleri ve havuz başı dinginliği… Moeva İlkbahar/Yaz 2026 koleksiyonu tüm bu karşıtlıkları "La Piscine" filminin sinematografik dünyasıyla buluşturuyor. Bu atmosferin ardındaki ilhamı, koleksiyonun yaratım sürecini ve markanın yaza dair stil anlatısını, Moeva'nın kurucuları Yağmur Zırh, Damla Zırh Aydın ve Burcu Togay Tanman'dan dinledik.
"Côte D'Amour" koleksiyonunun çıkış noktasında 1970'lerin Côte d'Azur atmosferi ve sinema tarihinin kült yapıtlarından "La Piscine" (1969) var. Filmin o sessiz, yoğun ve stilize dünyasını bir plaj ve yaz koleksiyonuna dönüştürme fikri nasıl ortaya çıktı?İlkbahar/Yaz 2026 koleksiyonumuzu "La Piscine" filminden ilham almamızın en temel nedeni, filmin yalnızca estetik diliyle değil, yarattığı atmosferle de etkileyici oluşuydu. Filmdeki gerilim yüksek sesle değil, bakışlarla, duruşlarla ve mekanın kendisiyle kuruluyor. Biz de koleksiyonu tasarlarken tam olarak bu hissin peşinden gittik. Fransız Rivierası'nın zamana meydan okuyan yazlarını, güneş altında yavaşlayan öğleden sonraları ve sözcüklere ihtiyaç duymayan bir çekim hissini hayal ettik. Moeva olarak tüm koleksiyonlarımızı hazırlarken plaj giyimini yalnızca işlevsel bir kategori olarak değil, bir yaşam tarzının uzantısı olarak ele alıyoruz. Bu yaklaşım, kadın plaj giyim dünyasına daha sofistike ve zamansız bir bakış sunmamızı sağlıyor. Sonuçta ortaya çıkan koleksiyon, filmin rafine sadeliğini ve duyusal atmosferini günümüz Moeva kadınının gardırobuna taşıyan bir yorum oldu.
Bu sezonda karşımıza çıkan Moeva kadını, sadece plajda değil, Ramatuelle'in güneşle yıkanmış öğleden sonralarında ve gizli villa partilerinde yaşayan bir karakter. Bize bu kadının tavrını, hayattaki duruşunu ve stilini oluşturan o "eforsuz cazibeyi" nasıl tanımlarsınız?Moeva kadını kendine özgü bir duruşa ve auraya sahip. Kendinden emin ama bunu göstermek için çaba harcamıyor. Stilinin en güçlü yanı da tam olarak bu doğal özgüven. Günün farklı anları arasında zahmetsizce geçiş yapabiliyor; sabah plajda, öğleden sonra bir yemekte, akşam ise özel bir davette aynı zarafetle var olabiliyor. Özellikle SS26 koleksiyonunda kadın mayo, kadın bikini ve plaj kıyafetleri yalnızca sahilde kullanılan parçalar olarak değil, günün tamamına eşlik eden bir stil kurgusunun parçası olarak tasarlandı. Kadın yalnızca koleksiyondan parçalar seçerek günün her anına uyum sağlayan, kesintisiz devam eden bir görünüm oluşturabiliyor. Bu nedenle koleksiyonda güçlü ama abartısız, sofistike ama erişilebilir bir kadın portresi yaratmaya odaklandık.
“
"Côte D'Amour, 'La Piscine' filminin rafine sadeliğini ve duyusal atmosferini günümüz Moeva kadınının gardırobuna taşıyor."
Koleksiyonun ana renk paletini oluşturan siyah, beyaz ve Riviera mavisi için "mermer fayansların serinliği ile arzunun sıcaklığı arasındaki karşıtlık" tasvirini yapıyorsunuz. Bu spesifik Côte d'Azur mekanları ve buralardaki zıtlıklar, tasarımların kumaş ve renk tercihlerine nasıl yön verdi?
Côte d'Azur'un büyüleyici tarafı, bize sürekli karşıtlıklar üzerinden kurulan bir dünya sunması. Güneşten ısınmış tenin yanında gölge veren taş villalar, hareketli sosyal hayatın içinde bir anda karşınıza çıkan havuz başı dinginliği var. Siyah ve beyaz renklerimiz bu netliği temsil ederken, Riviera mavisi bölgenin denizle kurduğu güçlü ilişkiye gönderme yapıyor. Bu karşıtlık hissini koleksiyonun kumaş seçimlerine de taşıdık. Kadın plaj giyim ve resort wear tasarımlarımızda kullandığımız materyalleri seçerken yalnızca estetik görünümlerine değil, gün boyunca nasıl hareket ettiklerine ve vücutla nasıl bir ilişki kurduklarına da odaklandık. Bu nedenle saten ve triko kumaşlar bu koleksiyonun temelini oluşturdu. Satenin akışkan, ışığı yakalayan ve tenle birlikte hareket eden yapısı Riviera'nın duyusal ve ışıltılı yanını yansıtırken, özel dokuma ve el örmesi trikolar daha sakin ama aynı ölçüde rafine bir duruş sunuyor.
Tasarımlarınızda dönemin ikili ruhuna sadık kalarak "kusursuz bir derli topluluk" ile "bilinçli bir dağınıklığı" bir arada sunduğunuzu belirtiyorsunuz. Bu iki zıt kavram, silüetlere ve kesimlere tam olarak nasıl yansıyor?Koleksiyonda bu ikili yaklaşım, Moeva'nın modern lüks plaj giyim anlayışının merkezinde yer alıyor. Kusursuz derli topluluğu net silüetler ve vücudu zarifçe saran formlarla yansıtırken, bilinçli dağınıklığı akışkan saten ve metalik kumaşlar, büyük aksesuarlar ve gün boyu farklı şekillerde kullanılabilen çok yönlü parçalarla yorumladık. Böylece kadın mayo modelleri, kadın bikini tasarımları ve resort wear parçaları arasında doğal bir geçiş kurabildik. Amacımız plajdan günbatımı davetlerine uzanan zahmetsiz bir şıklık yaratmaktı. Tek bir parçayı hem mayo hem de bodysuit olarak kullanarak denizden şehre zahmetsiz şıklığı yansıtmayı hedefledik. İlkbahar/Yaz 2026 koleksiyonu, Moeva'nın premium plaj giyim dünyasındaki zamansız, sofistike ve doğal estetik anlayışını güçlü bir şekilde ortaya koyuyor.
Detaylarda adeta Saint-Tropez'de bir villanın çekmecesinden çıkmış hissi veren vintage esintili iddialı altın aksesuarlar görüyoruz. Akdeniz'in bu lüks ve seçkin sahil kültürünü, abartıdan uzak ve rafine bir edayla günümüz stiline nasıl uyarladınız?
Akdeniz estetiğinde bizi en çok etkileyen şey, lüksü hiç bağırmadan, neredeyse doğal bir parçası gibi taşıyabilmesi. Biz de altın aksesuarlarımızı tasarlarken bu hissi merkeze aldık. Sanki yıllardır duruyormuş da şimdi yeniden ortaya çıkmış gibi bir detay yaratmak istedik. Altını parlatmaktan çok ona bir yüzey ve ağırlık kazandırmaya odaklandık. Tamamen düz ve kusursuz bir parlaklık yerine, ışığı kıran, hareket ettikçe farklı tonlar veren, hafif organik yüzeyler kullandık. Böylece aksesuarlar tek bir parça gibi değil, koleksiyonun doğal bir uzantısı gibi hissettirmeye başladı. Kullandığımız kumaşlar ve koleksiyonun renkleriyle birlikte Akdeniz'in sofistike şıklığıyla Moeva dünyasının modern ışıltısı birbirini tamamladı.