Hazırlayan: Melda Narmanlı Çimen
Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight, Getty Images
Bugünün modasında broşun geri dönüşü, "kişiselleştirme" ihtiyacının bir yansıması. Maksimalizmin geri gelişiyle birlikte aksesuarlar yeniden görünür hale gelirken, broşlar stilin en özgür oyun alanlarından biri oldu. Sadece ceket yakasında değil, trikoların üzerinde, şapkaların kenarında, eteklerin yırtmacında, çantalarda, hatta birden fazla kullanılarak adeta bir kompozisyon yaratacak şekilde karşımıza çıkıyor. Broşu sabit bir obje olmaktan çıkarıp stilin hareketli bir parçasına dönüştürüyoruz.
Moda dünyasının arşiv takıntısı da bu yükselişi besliyor. Vintage ve miras parçaların değer kazanmasıyla birlikte broş, geçmişle bugün arasında güçlü bir köprü kuruyor. Chanel’in ikonik kamelya broşları, Schiaparelli’nin sürrealist yorumları ya da Prada’nın ironik, neredeyse anti-lüks yaklaşımı broşu yeniden aksesuarlar arasında yükselişe geçirdi. Broşun bugünkü anlamı ifade özgürlüğü ile de ilgili. Minimal bir görünümü tek bir dokunuşla dönüştürebilme gücü onu hızlı tüketilen trendlerin ötesine taşıyor. Tıpkı eski Hollywood’da olduğu gibi, bir mesaj görevi görüyor. Bir diğer dikkat çeken yön ise zanaatkarlığa olan ilginin artması. El işçiliği, taş yerleştirme teknikleri ve özel üretim parçalar, broşu sadece estetik değil, koleksiyon değeri taşıyan bir objeye de dönüştürüyor.
NASIL TAKMALI?
Blazer yakasına iliştirilen bir broş hâlâ en güçlü ve zamansız kullanım. Özellikle maskülen kesimli ceketlerde sertliği kırıp anında karakter kazandırıyor. Ama güncel stil burada bitmiyor. Son iki sezondur broş, yer değiştirmeyi çok seviyor. Trikoların üzerine birkaç tane bir arada kullanmak, biraz daha kişisel bir his taşıyor. Broşları daha beklenmedik yerlerde kullananlar ise işi bir adım ileri götürüyor.
Mesela şapka kenarına iliştirilen ya da çanta üzerinde kullanılan, ince askılı elbiselerin omuz kısmına veya bel hattına yerleştirilen broşlar mücevher etkisi yaratıyor. Bir diğer güçlü yaklaşım ise kontrast yaratmak. Çok romantik, iri taşlı bir broşu oversize bir gömlekle ya da basic bir tişörtle kullanmak ya da tam tersine minimal bir broşu oldukça gösterişli bir görünümün içine yerleştirmek görünümü daha farklılaştırıyor.
Son olarak ölçü meselesi: Tek ve güçlü bir broş mu, yoksa küçük küçük birkaç tane mi? Bu tamamen vermek istediğiniz mesaja bağlı. Tek bir broş, daha net ve güçlü bir ifade. Birden fazla broş ise daha oyunbaz, daha deneysel. Kural yok, seçim sizin!
İKONLARIN BROŞU
Bir zamanlar fonksiyonel bir aksesuar olarak pelerinleri ve elbiseleri tutturmanın zarif bir yolu olan broş zaman içinde geri planda kalsa da hiçbir zaman tamamen kaybolmadı. Kraliyet stilinin vazgeçilmezi olarak varlığını sürdürdü, özellikle Kraliçe 2. Elizabeth broşlarıyla adeta görsel bir dil kurarak her seçimini sembolik bir mesaja dönüştürdü. Joan Crawford ve Elizabeth Taylor ise ihtişamlı taşlarla bezeli broşları dramatik bir stil unsuruna dönüştürerek kırmızı halının ilk “statement” anlarını yaratan isimlerdendi. O dönem broş, sadece bir aksesuar değil, bir karakterin, bir duruşun uzantısıydı. Marlene Dietrich maskülen smokinlerinin yakasına iliştirdiği broşlarla feminenlik ve gücü yeniden tanımlarken, Greta Garbo minimal ama çarpıcı seçimleriyle gizemli aurasını pekiştiriyordu. Elizabeth Taylor’ın Bvlgari imzalı zümrüt ve elmas seti, Richard Burton tarafından İtalya’da Cleopatra filminin çekimleri sırasında hediye edilmişti.
*Bu içerik ELLE Türkiye Temmuz sayısından alınmıştır.