İlkbahar/Yaz 2027 Sezonu New York Moda Haftası’ndan Öne Çıkan 6 Trend
New York Moda Haftası’nda İlkbahar/Yaz 2027 sezonu için kurallar biraz gevşiyor: Mini elbiseler, karışan desenler, saçaklar ve beklenmedik styling dokunuşları, giyinmenin daha eğlenceli bir halini öneriyor.
BERRAK ZEYNEP YILMAZ 17 Eylül 2026
LAUNCHMETRICS SPOTLIGHT

Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight


New York Moda Haftası çoğu zaman tanıdık kodları yeniden yorumlayan, gündelik giyimin pratik tarafına yaslanan bir moda alanı olarak okunur. Ancak İlkbahar/Yaz 2027 sezonunda podyumların havası biraz daha farklıydı. Koleksiyonlarda daha fazla renk, hareket, desen ve oyun vardı. Bel çevresine yerleşen yeni aksesuarlar, dramatik manşetler, saçaklar, mini elbiseler ve üst üste kullanılan baskılar, giyinmenin yeniden eğlenceli tarafını öne çıkardı. Sezonun ruhunu belki de en iyi Tory Burch’ün kullandığı “giyinmenin zevki” ifadesi özetliyor. New York’ta tasarımcılar, gardırobun temel parçalarını terk etmek yerine onları biraz daha özgür, daha kişisel ve daha eğlenceli hale getirmeyi tercih etti. Ortaya, tek bir estetikten çok farklı referansların bir araya geldiği canlı bir İlkbahar/Yaz 2027 dünyası çıktı. New York Moda Haftası geride kaldı, şimdi moda ayının heyecanı Londra’ya doğru ilerliyor. Öncesinde, New York defilelerinden öne çıkan trendlere bakıyoruz.



Michael Kors, Lii, Carolina Herrera

Mini Elbiseler ve 60’lar Ruhu
60’ların modaya bıraktığı özgür ve biraz da asi ruh, İlkbahar/Yaz 2027 defilelerinde yeniden kendini gösterdi. Bu kez referanslar nostaljik bir kostüm gibi değil, daha güncel ve enerjik silüetler üzerinden karşımıza çıktı. Michael Kors’tan Lii’ye uzanan koleksiyonlarda mini elbiseler dikkat çekti. Zane Li, Lii için hazırladığı koleksiyonda mikro-mini elbiseleri güçlü ana renk blokları ve beklenmedik panel detaylarıyla yorumlayarak 60’ların grafik dünyasını bugüne taşıdı. Carolina Herrera’da ise Wes Gordon, markanın kurucusu Carolina Herrera’nın Andy Warhol tarafından yapılmış portresinden yola çıkarak mod etkisini güçlendiren, hareketli ve işlemeli bir elbise yarattı. Henry Zankov’un mor ve canlı yeşili bir araya getiren daha gevşek, neredeyse bedenden bağımsız shift elbisesi de sezonun renk ve silüet anlayışını özetleyen görünümlerden biriydi. Mini boy, bu sezon yalnızca kısalan etek boyu değil, daha hafif, daha enerjik ve daha oyunbaz bir gardırobun işareti.



TWP, Heirlome, Sabyasachi

Odak Belde
İlkbahar/Yaz 2027’de dikkatler yalnızca kıyafetlerin üzerinde değil, bel çevresinde de toplanıyor. Kemerin klasik işlevinden uzaklaşarak başlı başına bir styling parçasına dönüştüğü sezon, cummerbund’dan fular kemerlere, eteklerden denim parçalara kadar birçok farklı yorum sunuyor. Kallmeyer, TWP ve Heirlome gibi markalarda görülen cummerbund, smokinle özdeşleşmiş klasik formundan çıkarak daha gündelik ve çağdaş bir karakter kazanıyor. Brandon Maxwell, denim pantolonların üzerine bağlanan ekstra denim parçalar ile aynı fikri daha rahat bir gardıroba taşıdı. Ashlyn ve TWP’de ise etekler bel çevresinde yeni bir kemer formuna dönüştü. Diotima’da Henry Zankov’un dalgalı peplumları, Khaite’de Catherine Holstein’ın benzer biçimde bele odaklanan silüetleriyle birleştiğinde ortak fikir daha da netleşti: Bu sezon bel, silüette odağı alan çizgi.



Simkhai, Monse, Zankov

Saçakların Hareketi
İlkbahar/Yaz sezonu, dokuların ve hareketin öne çıkması için zaten doğal bir zemin sunuyor. New York defilelerinde ise saçaklar bu fikri bir adım ileri taşıdı. Kallmeyer’de büyük bir clutch ile tamamlanan örgü elbiseden Simkhai ve Monse’nin daha akışkan tasarımlarına kadar saçaklar, yürüdükçe hareket eden bir detay olarak öne çıktı. Monse’de Laura Kim ve Fernando Garcia’nın Grek esintili saçaklı üstü, yırtmaçlı etekle birleşerek bedene eşlik eden dinamik bir silüet yarattı. Saçakların etkisi podyumla da sınırlı kalmıyor. Son sezonlarda montlardan ceketlere, çantalardan kemerlere ve trikodan gömleklere kadar farklı parçalara yayılan bu detay, İlkbahar/Yaz 2027’de de gardırobun en kolay hareket kazandıran unsurlarından biri olmaya devam ediyor.



Fforme, Altuzarra, Tory Burch

Dramatik Manşetler
Bazen yeni bir trend için baştan aşağı değişen bir silüete ihtiyaç yok. New York defilelerinde bunun en iyi örneklerinden biri, klasik gömlek manşetlerinin büyümesi oldu. Fforme ve Altuzarra’da karşımıza çıkan ekstra uzun ve geniş manşetler, erkek giyiminden gelen gömlek formunu daha oyunlu ve daha karakterli hale getirdi. Deri ceketlerin altından kıvrılarak çıkan manşetler ya da tek başına görünümün bir parçasına dönüşen kollar oldukça basit bir gardırop parçasına beklenmedik bir dramatik etki kazandırdı. Bu trendin güzelliği de burada: Yeni bir parça satın almadan, klasik oversize gömleğinizin styling’ini değiştirerek aynı etkiyi yaratmanız mümkün.



Proenza Schouler, Diane von Furstenberg, Tory Burch

Desenleri Birbirine Karıştırmak
Minimalizmin farklı biçimlerde yorumlandığı birkaç sezonun ardından New York defileleri bu kez desen konusunda frene basmadı. Proenza Schouler, Diane von Furstenberg ve Tory Burch koleksiyonlarında renkli baskılar, çizgiler ve hayvan desenleri tek başına kullanılmak yerine birbirleriyle eşleştirildi. Diane von Furstenberg’in Henry Zankov tarafından hazırlanan İlkbahar/Yaz 2027 koleksiyonunda çiçekler özellikle dikkat çekiciydi. Tek bir çiçek desenine bağlı kalmak yerine farklı floral motiflerin aynı görünümde buluşması sezonun maksimalist yaklaşımını ortaya koydu. Buradaki fikir “uyumlu” görünmekten çok, desenleri birlikte kullanmaktan çekinmemek. Çiçekleri çizgilerle, farklı floral baskıları birbirleriyle ya da farklı hayvan desenlerini birbirleriyle eşleştirmek, sezonun daha özgür styling anlayışının bir parçası. Kısacası İlkbahar/Yaz 2027’de desen konusunda dilediğiniz kadar özgür olabilirsiniz.



Tory Burch, 7 for All Mankind, Jane Wade

Ayakkabılar Geri Planda
New York podyumlarının en beklenmedik fikirlerinden biri ise ayakkabının giderek daha görünmez hale gelmesi oldu. Matthieu Blazy’nin Chanel Cruise 2027 koleksiyonunda ortaya koyduğu “naked shoe” fikrinin ardından New York’ta bu yaklaşım daha da ileri taşındı: Bazı görünümlerde ayakkabı neredeyse tamamen ortadan kalktı. Tory Burch’te çıplak ayak, 60’lar silüetindeki tereyağı sarısı bir ceket ve dokulu bir gece çantasıyla birlikte kullanıldı. Bu görünüm, koleksiyonun merkezindeki “giyinmenin neşesi” fikrinin biraz da fazlalıklardan kurtulmakla ilgili olabileceğini düşündürdü. Calvin Klein Collection’da Veronica Leoni ise markanın radikal minimalizm mirasına geri dönerken, tasarımlarda yalnızca “yüzde 100 gerekli” olanı bırakmayı tercih etti. Sade blazer'lar, ince slip elbiseler ve  kalem eteklerin yanında ayakkabılar da bu yaklaşımın bir parçasıydı. İnce bağcıklarla ayağın çevresine dolanan, tabanı neredeyse çıplak bırakan ayakkabı formları, klasik bir ayakkabıdan çok ayağın kendisini görünümün bir parçasına dönüştürdü. Sezonun daha genel eğilimiyle birlikte düşünüldüğünde mesaj açık: Bazen görünümü tamamlayan şey, ona eklenen değil, çıkarılan parça olabilir.



Giyinmenin Neşesi
New York Moda Haftası’nın İlkbahar/Yaz 2027 sezonundan geriye tek bir trendden çok belirgin bir yaklaşım kalıyor. Mini boylar, canlı renkler, saçaklar, karışık desenler, dramatik manşetler ve bel çevresindeki yeni yorumlar aynı fikrin farklı ifadeleri gibi: Moda bu sezon biraz daha eğlenmek istiyor. Bu, illa gösterişli olmak zorunda olduğunuz anlamına gelmiyor. Aksine, klasik bir gömleğin manşetini öne çıkarmak, bir fuları kemer gibi kullanmak ya da iki farklı çiçek desenini aynı görünümde buluşturmak kadar basit bir styling dokunuşundan söz ediyorum. New York’un İlkbahar/Yaz 2027 önerisi de bu: Giyinmeyi yeniden kişisel bir oyun alanı olarak görmek.

SON HABERLER