Atlantik'in Zümrüt Şehri: NANTES

Atlantik'in Zümrüt Şehri: NANTES

Kah yeşil, kah sarı, ekinlerin balya halinde kümelendiği gözalabildiğine uzanan, hafif eğimli arazilerde konumlanmış bakımlı, verimli tarlalarla şişman, süt dolu inekler ve güzel atların arasından akarak vardık Nantes’a. Sarsıntısız ama süper süratli TGV (Train grande vi-tesse: hızlı tren) trenlerini gençliğimden biliyorum. Nantes’a uçakla da ulaşmak mümkün ama bence Fransa içinde seyahatin en güzel yöntemi tren. Nantes’a çeşitli çalgılarımızla (çeng -bir Osmanlı/Türk arpı, bir barok arp, bir kemençe, bir ud, perküsyon aletleri, flütler, teorbo, viola da gamba gibi barok sazlar) indiğimizde, bol yağışlı, serin yazlara ev sahipliği yapan Nantes’da sıra dışı bir sıcakla karşılaşıyoruz. Akşam yemeğini “La Cigale” adındaki kentin en güzel brasserie’sin-de yememiz tavsiye ediliyor. Bir televizyon röportajı için acilen konserin yapılacağı müzeye beklendiğim haberi geliyor. 500 metre ilerideki Güzel Sanatlar Müzesi’nin kapısından içeri girdiğim an büyüleniyorum.