MİLİTAN MEMELER

Kadın bedeninin üzerindeki baskıları şeffaf bir elbiseyle tiye alıyoruz!

MEMELER BAŞKALDIRIYOR
Bu uyanışın ve savaşın en önemli simgesi kuşkusuz memeler. Salt biyolojik farklılığı yüzünden yüzyıllar boyunca ezilen, toplumsal ve ekonomik arenada ötekileştirilen bu “memeli” varlık, şimdi de cinsel, kültürel ve bedensel kimliğinin en önemli parçası olan “memeleri”yle, onları özgürleştirerek karşı geliyor yasaklara ve sansürcü topluma. Sokakta emzirerek göğsünü korkusuzca açanları, şeffaf elbisesiyle memelerini gösterenleri ya da tıpkı erkekler gibi üstsüz gezebilme hakkını savunan Free The Nipple hareketini, kadının bedeni ve dolayısıyla memeleri üzerinde söz sahibi olma arzusu çerçevesinde okuyabiliriz. Sadece kocaya sunulabilen, tehlikeli ve baştan çıkarıcı olduğu için örtünmesi ve saklanması gereken, doğurganlık ve emzirme ilişkisi çerçevesinde ele alındığında kadını ötekileştiren ve cinsiyetçi bir bakış açısına hapseden memeler, özgürleşip açığa çıkarken üzerlerindeki tüm baskıya ve önyargıya da karşı geliyor, silkiniyor, “biz buradayız” diyor.

POST-FEMENİZM VE ÇIPLAKLIK

Henüz çok yeni olan Free The Nipple hareketi dışında 2000'lerin başından beri üstsüz protestolarıyla dikkat çeken Ukrayna menşeli kadın hareketi Femen de kadın bedenini, özellikle memeleri mücadelelerinin merkezine taşırken her türlü baskıya, haksızlık ve adaletsizliğe karşı duruyor. Öyle ki Santiago'da kadınlar için daha çok özgürlük talep eden, Rio'da plajlarda eşitlik, üstsüz güneşlenme ve voleybol oynama hakkını savunan, İspanya'da hükümetin kürtaj yasasını değiştirme hazırlıklarını meclis salonunda çıplak eylem yaparak protesto eden Femen'ler, seslerini bedenleriyle duyuruyor, güçlerini çıplaklıklarından alıyor. Her ne kadar ideolojileri çoğu kez net olmasa ve çıplak mesajları bazen çok genel kalsa da, görselliğin önem kazandığı imaj toplumunda üstsüz protestolarıyla kendilerinden söz ettirmeyi ve yaşanan adaletsizlik konusunda toplumsal hassasiyet uyandırmayı başarıyorlar. Feminizm tarihçisi Marie-Josephe Bonnet, “daha önce hiçbir feminist hareket onlar kadar cesur, güçlü, korkusuz ve en önemlisi sert olmadı; bir tür ‘post-femenizm'den bahsedebiliriz” diyor.

Etİketler