Forma Girerken Dikkat!

İncelme ve kilo verme konusunda herkesin çeşitli kaygıları var.

Öğünlerden birinde kalsiyum açısından light süt veriyorum.

Ama gelen talepler doğrultusunda kurumeyve, kuruyemiş yanı sıra çayla birlikte tahıllı bir-iki bisküvi, galeta olabilir.

Arayı geçtikten sonra akşam yemeği mevcut öğünlerin en hafifi olmalı. Mümkün olduğunca sebze ağırlıklı olmasını öneriyorum. Yine istenirse yemeğin yanına bir dilim ekmek ya da çorba ekleme durumu var. Yatmadan önce de probiyotik özelliğiyle hazmı kolaylaştırıcı bir bardak light kefir, arzu etmeyenlere süt ya da meyve veriyorum. Az ve sık yemek metabolizmayı sürekli hareketli tuttuğu gibi karbonhidrat ve tatlı ihtiyacını ciddi anlamda baskılıyor. Tüm bu düzene sadık kalındığında sorun çıkması sözkonusu değil. ELLE: Anlattıklarınız aslında gayet makul şeyler. Çok fazla kısıtlama yok mönülerde. İnsanlar neden diyet dendiğinde korkuyorlar sizce?
Dr. A.K:
Sıkça yapılan ve metabolizmayı yavaşlatan aslında o veya bu şekilde öğünlerin atlanmasından kaynaklanıyor. Kişi sabah evden kahvaltı yapmadan çıkıyor. İşyerinde bu açığı bir poğaçayla kapatmaya çalışıyor. Oysa bir düşünün o poğaçanın içinde ne kadar nebati yağ, un, ne kadar da az peynir, patates ya da kıyma olduğunu. Aslında son derece yağ içerikli ve yüksek kalorili olmasına karşın besleyici değeri hiç olmayan bir yiyecek. Tabii, bunun tam tersi de güne hiçbir şey yemeden başlıyor olmak. Canı çikolata istiyor, bisküvi istiyor... Problem de buradan kaynaklanıyor zaten. Kişi beslenmek yerine midesini baskılıyor, gözünü doyuruyor, damak tadı alıyor. Ama beslenmiyor. Bir şekilde karbonhidrat karbonhidratı körüklüyor. Şeker şekeri körüklüyor. İş tamamen kontrolden çıkıyor.
Zaten kişilerin çoğu hareketsiz masabaşı çalışıyor. Bu grupta gün içinde hareketliliği artırmayı, kol bandı uygulamamızla bir şekilde günü gözler önüne serip, bu işin temel ögesinin hareketliliği artırmak olduğunu vurgulamaya çalışıyorum. Bunda da ikna edici olmuyor değilim. Bu öyle bir alet ki, kişinin uyku süresini, gün içindeki aktivasyonunu kayda alıyor. Hareketlilikten kastım, hiç olmazsa merdiven çıkmak en azından ilk dönemlerde gerekli.
ELLE: Spor hayatımızda ne kadar olmalı?
Dr. A.K:
Spor elbette ki çok iyi bir şey ama genelde diyet dönem olarak görüldüğü ve sporun da bu döneme özgü bir aktivite olduğu düşüncesi insanlar arasında yaygın. Dolayısıyla bir süre spora yükleniliyor, gıdaya da dikkat edildiği için gayet güzel kilo veriliyor. Ama periyot bittiğinde ne yeme içme alışkanlığı devam ediyor, ne de hareket sürdürülüyor. Giden kilolar fazlasıyla geri geliyor. Dolayısıyla en rahat ne yapılabilir? Bir grup çok rahat yürüyebiliyor, diğeri yüzmeyi seviyor. Öteki koşu bandını tercih ediyor. Bunların hepsi hareket. Bence bir insan neyi uzun süreli yapabiliyorsa onu tercih etmeli.
ELLE: Suyun da önemine değinmek lazım değil mi?
Dr. A.K:
Ki­şi­ye ve ki­lo­ya gö­re mik­tar 2,5-3 lt. ara­sın­da de­ği­şi­yor. Ta­bi­i, bi­li­nen ger­çek vü­cut ağır­lı­ğı­nın yüz­de 55'den faz­la­sı­nın sı­vı ol­ma­sı ge­re­ki­yor. Sı­vı için bi­li­nen en net kay­nak su. Su­yun ye­ri­ni tu­tan baş­ka hiç­bir sı­vı yok. Su içil­me­li, üs­tü­ne ne içi­li­yor­sa içil­me­li. Ben gün­de 3 ya da 4 ye­şil çay öne­ri­yo­rum. Onun ha­ri­cin­de çok açık ol­mak kay­dıy­la si­yah çay içi­le­bi­lir. Bit­ki çay­la­rı­nın hep­sin­den azar azar ve­ri­yo­rum za­ten.
ELLE: Size göre yeni jenerasyonda genel tablo nedir?
Dr. A.K:
Maalesef beslenme alışkanlıkları bozuk. Bu bir şekilde de mecburiyetmiş gibi kabul ediliyor. Anne-baba genelde çalışıyor. Çocuk harçlığıyla hamburger alıyor, eve pizza getirtiyor. Bilgisayar başında hiç kıpırdamadan tüm biraz önce saydıklarıma eşlik eden kızarmış patates, kola tarzı yiyeceklerle obezite kaçınılmaz oluyor. Bir önceki jenerasyona göre son nesil beslenme alışkanlığıyla kötü geliyor. .