Sağlıklı Çalışan Bir Vücut İçin Detox

Son yıllarda detoks terimini çok sık duymaya başladık.


TOKSİNLERİN ÇEŞİTLERİ
Cep Te­le­fon­la­rı: Cep telefonu kullanan insanların sayısı, geçtiğimiz on yıl içinde önemli ölçüde artmıştır ve artmaya devam etmesi beklenmektedir. Cep Telefonu Telekomünikasyonları Endüstrisi Birliği (CTIA)'a göre, Amerika'da halen (2002) 110 milyondan fazla telsiz telefon kullanıcısı bulunmaktadır. Bu sayı, her gün yaklaşık 46,000 yeni abone oranı ile artmaktadır. Uzmanlar, 2005 yılı sonu itibariyle, dünya çapında 1,26 milyar telsiz telefon kullanıcısı olacağını tahmin ediyorlar. Finlandiya'daki bilim adamları tarafından yapılan bir çalışma, cep telefonu radyasyonunun, insan hücrelerinde, beyni etkileyebilecek değişikliklere neden olabileceğini saptamışlardır. Finlandiya'nın Radyasyon ve Nükleer Güvenlik Yetkilisinin bulgusuna göre, cep telefonlarından radyasyona maruz kalma, laboratuvarda üretilen insan hücrelerindeki yüzlerce proteindeki aktivitenin artmasıyla sonuçlanmıştır. Çalışmayla birlikte, Haziran 2002'de, bilimsel gazete Differentiation'da yayınlanan ilk bulgular, cep telefonlarının beynin zararlı maddelere karşı koruyucu kalkanını zayıflatıp zayıflatamayacağı yönünde yeni soruları artırmıştır. Çalışma, kan damarlarına yakın olan hücrelerdeki değişiklikler ve bu tarz değişmelere bağlı olarak kan dolaşımı ile beyne giren zararlı maddelere karşı potansiyel koruma olan kan-beyin bariyerinin işlevini zayıflatıp zayıflatamayacağı konusunda yoğunlaşmıştır.
Araştırmacılar, bir saat cep telefonu radyasyonuna maruz kalmanın, kültür edilmiş insan hücrelerinin büzülmesine sebep olduğunu da bulmuşlardır. Bu, normal olarak sadece bir hücre hasar gördüğü zaman meydana gelen bir bulgu ile başlamıştır. Bir insanda bu tarz değişiklikler, beyne kan dolaşımı yolu ile girebilecek zararlı maddelerden koruyan güvenlik mekanizmalarını hasara uğratabilir. Radyasyon ile uyarılmış hücrelerdeki değişiklikler, apoptozisin (hücre ölümü) normal sürecini engelleyebilir. Eğer ölüme “işaretli” hücreler ölmezse, tümörler oluşabilir. Çalışma bulmuştur ki, kan-beyin bariyerinin işlevi ile bağlantılı, hsp27 adı verilen bir protein, ışınlamaya bağlı olarak artan bir aktivite göstermiştir ve bu tarz bir aktivite olasılığına gelmek, kalkanı daha fazla geçirgen yapabilir. Artan protein aktivitesi, hücrelerin büzülmesine neden olabilir – fakat kan damarlarının değil sadece hücrelerin kendilerinin – ve sonrasında bu hücreler arasında, içlerinden moleküllerin geçebildiği küçük boşluklar meydana gelebilmektedir.

İlaç Toksinleri: Vücut toksinlerinin en büyük kaynaklarından biri, sözüm ona insanların hastalıklarla mücadele için aldığı reçeteli ilaçlardır. Tıbbi ilaçlar oldukça güçlüdür – vücudun doğal savunma sistemini alt etmeleri gerekmektedir. Bu tarz ilaçlar alındığında, ya vücuttan elimine edilmelidirler ya da daha sonraki eliminasyon için depolanmalıdırlar. İlaçlar kesildiği zaman, eski toksinler eliminasyon için kan dolaşımına girebilirler. Bu eski ilaçların sistemde dolaşması, uyarıcı olabilecek şaşırtıcı semptomlar üretebilir. İlaçlar vücudu terk ederken, onların tadını ağzınızda hissedebilirsiniz. Kullanılan her ilaç, yasal olsun ya da olmasın, vücutta izini bırakır. Vücut sağlığını geri kazanırken, ilaç artıkları, eliminasyon için kan dolaşımı içine konulurlar.