ROMANTİZME CESARETİNİZ VAR MI?

Var mı dersiniz?

ÖZLEM SÜER ROMANTİZMİ ANLATIYOR

Akademisyen ve moda tasarımcısı Özlem Süer; saçtan makyaja, modadan şov dünyasına romantizm akımını mercek altına alıyor.
“Son dönemde romantizm moda dünyasıyla sıkı bir flört yaşıyor. Yıka ve çık, bir lastikle topla gitsin diye adlandırılan saç modelleri, kemik tokalar ve krepe etkileriyle güçlenerek boy gösteriyor. Antika takılar, modern parçalarla sentezlense bile kadınlar daha çok yaşanmışlık hissi veren aksesuarları tercih etmeye başlıyor. Her parmakta bir sembol ifade eden yüzükler, çoklu zincir kolyeler, sallantılı barok küpeler; Viktoryen kol detaylı, yüksek fırfır yakalı kombinlerin tamamlayıcı parçası oluyor. Dev çantalar yerlerini minik vintage kutu çantalara bırakıyor. Ayakkabılar Mary Jane tarzına dönüşü simgeliyor. Etek boyları uzarken, diz üstü kalın örgü çoraplar gündeme geliyor. Kadife kumaşlar ve kurdelele, her yerde artık. iPad’den kitap okumak yerine, antika bir ayraçla sayfası belirlenen basılı kitaplar masalarda yer alıyor. Modern makyaj teknikleri varla yok arası bir etkiyle yüze adapte edilirken; sağlıklı pembe yanaklar, kalın kaşlar ve pudra rengi dudaklar dikkat çekiyor.

İÇİNİZDEKİ “SİNDİRELLA”YI UYANDIRMAK

Romantizmin dönüşü, bir anlamda anneannelerimizden kalma kaybolmuş değerlere sahip çıkmak olarak da okunabilir. Öyle ki, asla katı bir ahlakçılığa düşmeden kadınerkek ilişkilerinde aradığımız aşk ve duygusallık, hayatımızın farklı köşelerine biraz olsun incelik ve nezaket serpiştirmekle devam ediyor. Aşırı özgürlükler çağında kurallara ve geleneksel değerlere bağlı kalarak yaşamanın gerekli olduğunu savunan “preppy” akımının sadece bir düşünce sistemi olarak değil de, bir giyim tarzı şeklinde moda dünyasında öne çıkması; yine bu estetik arayışının, hayatımıza anlam ve değer katmanın dışa vurumu olarak okunabilir. Missouri doğumlu ünlü moda yazarı Derek Blasberg’in, New York Times’ın en çok satanlar listesinde yer alan kitabı Classy: Exceptional Advice for the Extremely Modern Lady’nin böyle bir ortamda kaleme alınması tesadüf olmasa gerek. Blasberg, kitapta giyim kuşam, toplumsal davranış kuralları, kadın-erkek ilişkileri gibi konularda “klas” olmanın anahtarını mizahi bir dille verirken, “Gerçek bir hanımefendi önemli bir yemekte telefonunu kapatır, sağduyu sahibidir, kendine güvenir, girdiği ortamlara göre nasıl giyinmesini, yeni tanıştığı erkeğe nasıl mesajlar vereceğini çok iyi bilir” diyor.

Kısaca cinsel terörün, sevgisizlik ve yozlaşmanın hakim olduğu dünyada, içimizdeki “Sindirella”yı uyandırmak istiyor, gerçek aşkı arıyor, güzel ve estetik olanı seviyor, ahlakçılığa teslim olmadan değerlerimize sahip çıkıyor ve geleceğe umutla bakıyoruz. Belki de içinde yaşadığımız belirsizlik ve kaos ortamını küçük mucizelerle aşmak sandığımızdan kolay!