Modanın İtalyancası Frıda Gıannını

Frida Tom Ford Efsanesiyle Tanışınca


Frida bir saniyenin bile boşa gitmemesi için çok hızlı ve seri hareket ediyor. Belli ki bunu yapmaya çok alışkın. Ekibinin ortaya çıkardıklarına bakıyor. Bazılarını ayna kar?ısında deniyor, üzerine tutuyor. “İşte bunca karmaşıklığın arasında, var olanların etkisini daha iyi gözlemleyebilmek için simsiyah giyiniyorum” diye anlatıyor. Sihirli donukuşlarıyla tasarım ekibinin yarattığı her şeyi en ince detayına kadar inceliyor. Çantaları omzuna takıyor; tıpkı bir müşterinin Gucci mağazasında yaptığı gibi. Sapları büyük mü, küçük mü diye bakıyor. Çantanın kumaşını inceliyor, eleştirilerini yapıyor. Ayakkabılardaysa sandaletleri bizzat deniyor. İpler ayağını sıkıyor mu, yüksek topuklar ayağını ağrıtıyor mu, yoksa rahatça giyiliyor mu diye bakıp kararını veriyor. Özellikle “clutch” model çantalarda, en az bir paket sigarayı sığdırabilecek kadar yer olması gerektiğini vurguluyor. Sıra, takı ve mücevherlere geliyor. Hepsini masaya yatırıyor ve tek tek deniyor. Değişiklik yapmak istediği zaman, eline bir kağıt ve kalem alıyor ve gülümsüyor. “Bir tasarımcıyım, ama nedense doğru düzgün bir kalemim bile yok!” diyor. Toplantıdan sonra, ofise doğru yol alıyoruz. Frida müziğin sesini açıyor. Amcasının ünlü bir dj olması sebebiyle müziğe karşı ilgisi olan tasarımcı, ciddi bir David Bowie hayranı olduğunu itiraf ediyor. Ofisinde fotoğrafçımıza poz verirken Kate Bush çalmayı tercih ediyor. Frida, 80'leri çok seviyor! Saat 13.00 oluyor.