Tom Dıxon: Tasarımın İkonu İstanbul'daydı

ismi mobilya ve aydınlatma gibi kelimelerle yan yana geçince, akan sular duruyor


ELLE: Moda tasarımı ve endüstriyel tasarım arasında hangi ortak noktaları görüyorsunuz?
T.D.: Moda dünyasında çalışmanın en muhteşem tarafı, modanın yenilik peşinde koşması, işi hep biraz daha ileriye götürmeyi istemesi... Endüstriyel tasarımdaki ortam biraz daha kısıtlı çünkü malzemeyi, makineleri, yatırımları, üretim süreçlerini, işlevselliği ve bunun gibi pek çok şeyi düşünmek durumundasınız. Ancak bunlar endüstriyel tasarımı modadan daha az heyecanlı kılmıyor.

ELLE:
Başarılı bir tasarım nedir?
T.D.: Tasarlarken bir şeyi geliştirmeye çalışmalısınız; onu işlevsel hale getirmelisiniz. Veya yaşamımıza yenilik katacak birşey icat etmeli, en azında elinizdeki objeye daha güzel bir renk kazandırmayı istemelisiniz.

ELLE:
Hangi tasarımınız size isim kazandırdı?
T.D.: The S-chair (S şekilli sandalye) kendi üretim mahallemin dışına çıkmamı sağladı.The Jack adlı tasarımımsa (ışık ünitesi) seri üretime geçmeme sebep oldu.

ELLE:
Bir obje üzerinde çalışırken aklınızda ne var?
T.D.: İşe koyulmadan önce o objenin son şekli veya yüzeyini fazla düşünmem. Tek umursadığım elimdeki malzemenin sağladığı olanaklar, onun üretime geçme olasılığı ve objenin yapısı... Bunun anlamı da şu: Ben iradesiz değil, iradeli bir tasarımcıyım.