Yeni Jön Karşınızda

Yeni Jön Karşınızda


Oyun çok beğenildi, haftanın altı gecesi kapalı gişe oynandı. Ajansım yoktu, menajerim yoktu. Röportajlarda bana hep ‘Siz kimsiniz, nereden çıktınız’ diye soruluyordu. Paris tiyatro camiası çok küçük; çünkü oraya girmek çok zor. Üstelik bir ‘yabancı’ olarak. Ben de ‘Nedeni Thierry Harcourt’ dedim. Onunla çok çalıştım, bana çok yardımı oldu.”“Otomatik Portakal’la kariyerim başladı. Ardından birkaç oyunda ve bir televizyon dizisinde rol aldım. Üç sene geçti. Bi gün menajerim aradı, Phillippe Lioret bir filmin çekimlerine başlayacakmış. Mültecileri konu alan bir film. Filmde bir Türk karakteri var. Onu oynamamı istiyorlar. Önce tereddüt ettim. Türkçem neredeyse hiç yok. Senaryoyu okudum, muhteşem! Çok beğendim. Zaten Lioret çok sevdiğim bir yönetmen. Dil konusunu çözerim dedim ve kabul ettim. İlk iş Paris’teki Türklerle konuşmaya, onları dinlemeye başladım. Doğu şivesiyle konuşmam gerekiyordu, o şiveyi kulağıma yerleştirdim. Hazırlandık, gittik filmimizi çektik. Gösterimler için Berlin’e gidecektik, bu arada İstanbul da var dediler. Büyük bir sürpriz oldu benim için.Yıllardır Türkiye’ye gelmemiştim. İstanbul Film Festivali’nin açılış filmi oldu ‘Welcome’. Üç gün için geldim, sonra Paris’e döndüm. Ardından iki hafta sonra tekrar geldim. ‘Burada mutlaka çalışman gerekiyor, sana iş imkanları var’ dediler. Ben de güzel bir macera olur dedim ve geldim.