<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
							<rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" version="2.0">
								<channel>								
								    <title>Elle RSS</title>
									<lastBuildDate>Wed, 30 Sep 2026 11:46:26 GMT</lastBuildDate>
									<atom:link href="https://www.elle.com.tr/rss/" rel="self" type="application/rss+xml" />
									<copyright>Copyright (c) 2021 elle.com.tr</copyright>
									<link>https://www.elle.com.tr/</link>
									<description>Elle - Moda, Güzellik, Podyum Haberleri</description>
									<language>tr</language>
									<ttl>5</ttl>
									<image>
										<title>Elle</title>
										<url>https://www.elle.com.tr/content/images/logo.png</url>
										<link>https://www.elle.com.tr/</link>
										<width>160</width>
										<height>80</height>
										<description>Elle - Moda, Güzellik, Podyum Haberleri</description>
									</image>
									<item>
									<title><![CDATA[Cildinizin Mevsim Geçişi Rehberi]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/cilt-bakimi/cildinizin-mevsim-gecisi-rehberi</link>
									<description><![CDATA[Hava serinleyip kapalı alanlarda daha çok zaman geçirmeye başladığımızda cildimiz de değişime tepki verebilir. Gerginlik, kuruluk ya da her zamanki ürünlere karşı gelişen hassasiyet, bakım rutininize yeniden bakmanız için bir işaret. ]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/cilt-bakimi/cildinizin-mevsim-gecisi-rehberi</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 30 Sep 2026 12:00:42 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/622dc9dc-2749-4478-aea8-b52dcb9c514c-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p>Sabah sürdüğünüz nemlendirici gün içinde kaybolmuş gibi mi geliyor? Ya da bütün yaz severek kullandığınız temizleyici, son günlerde yüzünüzü yıkadıktan sonra gergin bir his mi bırakıyor? Mevsim değişirken cildin alışkanlıkları da değişebiliyor. Serinleyen hava, rüzgar ve kapalı alanlarda daha çok zaman geçirmek, özellikle kuruluğa yatkın ciltlerde kendini çabuk belli ediyor. Bu dönemde bakım rutininizi baştan kurmanız gerekmiyor. Birkaç ürünün sırasını, dokusunu veya kullanım sıklığını gözden geçirmek yeterli olabilir.</p><p><strong>Cildinizin Verdiği İlk İşareti Kaçırmayın</strong><br>Kuruluk her zaman pul pul dökülmeyle başlamaz. Temizleme sonrası gerginlik, yanaklarda pürüzlü bir his ya da makyajın eskisi kadar düzgün oturmaması da cildinizin daha fazla konfora ihtiyaç duyduğunu gösterebilir. Böyle günlerde ilk refleksiniz yeni bir serum eklemek olmasın. Önce kullandığınız temizleyicinin cildinizi nasıl hissettirdiğine ve bakımınızın ardından bu rahatlığın ne kadar sürdüğüne bakın.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/fd84bcca-f1d7-4527-921f-3b1a365c92d7-223126fd-13b5-4a11-a845-9d846023861b" style="width: 300px;">Augustinus Bader</p><p><strong>Temizlerken Cildi Yormayın</strong><br>Yüzünüzü yıkadığınızda gelen o &ldquo;gıcır gıcır&rdquo; his, sandığınız kadar iyi bir işaret olmayabilir. Cildiniz son günlerde daha kolay kuruyorsa nazik, yıkama sonrası gerginlik bırakmayan bir temizleyici deneyin. Suyun sıcaklığına da dikkat edin. Uzun ve çok sıcak bir duş keyifli olabilir ancak sonrasında yüzünüz ve vücudunuz daha kuru hissedebilir.</p><p><strong>Nemlendiricinizin Dokusunu Yeniden Seçin</strong><br>Yazın sevdiğiniz hafif jel nemlendiriciyi bitirmek zorunda değilsiniz. Fakat artık öğleden önce cildiniz geriliyorsa onu daha besleyici bir kremle değiştirebilir veya ihtiyaç duyduğunuz bölgelere ikinci bir nemlendirme adımı ekleyebilirsiniz. Hyalüronik asit ve gliserin içeren formüller nem hissini desteklerken seramid içeren kremler de kuruyan cildin bakımında iyi bir seçenek olabilir. Yüz yağlarını seviyorsanız onları da kullanabilirsiniz. Yalnızca yağ sürüp nemlendiriciyi atlamak kuruluk hissini her zaman çözmeyebilir. Ürünleri kat kat uygulamak yerine cildinizde rahat hissettiren birkaç adım bulmak daha iyi bir başlangıç.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/752848b0-8b0c-4917-8421-cb8e3cd1b329-17a4ff7f-0c4e-4236-8d1a-d778dd67a693" style="width: 300px;">TTSWTRS</p><p><strong>Aktif İçeriklerde Biraz Yavaşlayın</strong><br>Retinol, peeling asitleri ve arındırıcı ürünler rutininizin düzenli parçaları olabilir. Ancak cildiniz batıyor, kızarıyor veya alıştığınız ürünler birden rahatsız etmeye başlıyorsa kullanım sıklığını gözden geçirin. Her akşam farklı bir aktif içerik uygulamak yerine bazı geceleri yalnızca temizleme ve nemlendirmeye ayırabilirsiniz. Cildinizin verdiği tepkiye göre ilerleyin.</p><p><strong>Güneş Koruyucunuzu Mevsimlik Bir Ürün Gibi Görmeyin</strong><br>Çantadaki güneş gözlüğü daha az kullanılıyor olabilir fakat güneş koruyucunun yeri h&acirc;l&acirc; bakım rutininizde. Sonbaharda da gündüz dışarı çıkarken geniş spektrumlu bir güneş koruyucu uygulayın. Yazın kullandığınız formül cildinizi artık kuru hissettiriyorsa daha konforlu, nemlendirici dokulu bir seçenek arayabilirsiniz. Özetle sonbahar bakımı için tek bir ürün listesi yok. Cildiniz iyi hissediyorsa sevdiğiniz rutine devam edin. Değişim sinyalleri veriyorsa önce temizleyicinizi, nemlendiricinizi ve aktif içerikleri ne sıklıkla kullandığınızı gözden geçirin.&nbsp;</p><p>&nbsp;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/622dc9dc-2749-4478-aea8-b52dcb9c514c-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/622dc9dc-2749-4478-aea8-b52dcb9c514c-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Paris Moda Haftası Burç Akyol İlkbahar/Yaz 2027: Baştan Çıkaran Bir Hafiflik]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haftalari/paris-moda-haftasi-burc-akyol-ilkbaharyaz-2027-bastan-cikaran-bir-hafiflik</link>
									<description><![CDATA[Burç Akyol, İlkbahar/Yaz 2027 koleksiyonunda güçlü terzilik ile daha yumuşak parçaları bir araya getiriyor. ]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haftalari/paris-moda-haftasi-burc-akyol-ilkbaharyaz-2027-bastan-cikaran-bir-hafiflik</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 30 Sep 2026 10:00:46 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/44103ac4-499c-4034-a999-55bc2fff868d-kapak-1.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><br></p><p>Burç Akyol&rsquo;nun İlkbahar/Yaz 2027 koleksiyonu çekici. Bunu yalnızca bedeni saran silüetlerde değil, kıyafetlerin hareketinde de görmek mümkün. Kadife, deri ve keskin terzilik gibi daha ağır anlar ilk bakışta yaz sezonu için beklenmedik görünüyor. Ancak Akyol, bu parçaları transparan kumaşlar ve daha akışkan formlarla bir araya getirerek koleksiyonun dengesini koruyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/adf6d20b-a019-4a4c-9a03-45f1698af667-2903175b-b1d3-4acd-8b2a-b014afa99e49" style="width: 700px;"></p><p>Koleksiyonun temelinde &nbsp;iki ayrı dünya var. Biri daha keskin, diğeri daha yumuşak. Akyol bu ikisini birbirinden ayırmak yerine aynı görünümün içinde buluşturuyor. Trompe-l&#39;&oelig;il smokin tulum, kadife dik yaka tulum ve lila drapeli harem pantolon bu yaklaşımın farklı örnekleri. Deri bir bodysuit, ceket gibi şekillendirilirken pantolonların paçaları üzengili formlarla uzuyor ve silüete uzun, kesintisiz bir görünüm veriyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/b0b84bdd-ed6e-4e68-860d-2c1982aa8abb-19a8e04a-8745-40b6-b8c9-e0601d0c2d6f" style="width: 700px;"></p><p>Kadife koleksiyonun en dikkat çekici malzemelerinden biri. Yoğun dokusu ve ağırlığı, transparan parçalarla yan yana geldiğinde daha hafif bir his kazanıyor. Akyol burada kontrastı sadece kumaşlar üzerinden değil, bedenle kurduğu ilişki üzerinden de kullanıyor. Vücuda yakın parçaların yanında hareket eden drapeler ve daha açıkta bırakan yüzeyler var.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/c367d13a-34b0-4629-98d0-72951b07b82e-2edbe420-b2f0-4e07-ad99-74644bf0c39a" style="width: 700px;"></p><p>Akyol, güçlü ve çekici silüetleri fazla ciddiye almıyor. Kadifenin ağırlığını transparanlıkla, terziliğin keskinliğini drapelerle, kusursuz görünen silüetleri ise küçük sürprizlerle yumuşatıyor. Ortaya çıkan kadın da tek bir yerde durmuyor; gün boyunca farklı yönlere hareket eden, güçlü olduğu kadar rahat ve görümüyle oynayabilen bir kadın.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/44103ac4-499c-4034-a999-55bc2fff868d-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/44103ac4-499c-4034-a999-55bc2fff868d-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Moda Kariyerinde Kendi Sesini Bulmak Neden Her Şeyden Daha Önemli?]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/moda-kariyerinde-kendi-sesini-bulmak-neden-her-seyden-daha-onemli</link>
									<description><![CDATA[Doğru kariyer yolu, hazır bir pozisyon seçmekten çok kendi ilgi alanlarının nerede kesiştiğini keşfetmekle başlıyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/moda-kariyerinde-kendi-sesini-bulmak-neden-her-seyden-daha-onemli</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 30 Sep 2026 09:00:27 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/1067bf25-b417-40c7-b154-d0a780e87da4-kapak-1-2.png"/><p>Moda dünyasına ilgi duyup bunu kariyerine nasıl dönüştüreceğini bilememek bugün hiç de sıradışı değil. Bir gün bir markanın kampanyasına bakıp yaratıcı ekibin parçası olmayı, başka bir gün bir markanın iş stratejisini çözümlemeyi, ertesi gün ise bir çekimin ya da mağaza deneyiminin nasıl kurgulandığını merak edebilirsin. Moda artık yalnızca tasarımcıların ya da stilistlerin dünyası değil, marka yönetiminden iletişime, görsel kültürden mekan tasarımına kadar uzanan geniş bir yaratıcı ekosistem. Bu yüzden moda alanında bir kariyer planlarken ilk soru &ldquo;Ne yapmalıyım?&rdquo; değil, &ldquo;Beni gerçekten hangi alan heyecanlandırıyor?&rdquo; olmalı. Çünkü sektörde kendine ait bir yer bulmak, her şeyi yapmaya çalışmaktan çok hangi noktada farklı bir bakış sunabileceğini anlamakla başlıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/0cd754fc-c38b-492c-b36e-d1578fd493ba-9f22afcd-a48c-45a1-9412-b5b8351f6650" style="width: 300px;"></p><p><strong>Markanın Arkasındaki Dünyayı Merak Ediyorsanız</strong><br>Bir modaevinin yalnızca koleksiyonuna değil, nasıl büyüdüğüne, kendini nasıl konumlandırdığına ve yıllar içinde değerini nasıl koruduğuna bakıyorsan, ilginin merkezinde yaratıcı üretim kadar iş tarafı da olabilir. Business &amp; Branding ya da MBA in Luxury Brands gibi eğitimler lüks markaların yönetimi, strateji, finansal modeller ve uluslararası büyüme gibi alanlara odaklanarak moda ile iş dünyası arasındaki ilişkiyi daha yakından anlamak isteyenlere yönelik bir yol sunuyor.</p><p><strong>Markaların Nasıl Konuştuğunu Merak Ediyorsanız</strong><br>Bir kampanyanın neden çalıştığını, belirli bir markanın neden kültürel bir fenomene dönüştüğünü ya da bir koleksiyonun nasıl bir hik&acirc;yeye dönüştürüldüğünü düşünüyorsan, ilgin iletişim tarafında olabilir. Bugünün moda dünyasında marka algısı, reklam kampanyalarından sosyal medyaya, PR stratejisinden etkinliklere ve kültürel işbirliklerine kadar pek çok farklı temas noktasında şekilleniyor. &quot;Fashion Marketing&quot; ve &quot;Marketing and Communication for Fashion &amp; Luxury&quot; gibi eğitimler de bu alanları daha sistemli biçimde ele alıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/ea938886-e9d7-4657-9ed0-ea7ed1142d97-a0f31a34-08b6-4267-885f-5162953911bb" style="width: 700px;"></p><p><strong>Görsel Dünyayı Düşünmeden Duramıyorsanız</strong><br>Bazı insanlar moda ile önce kıyafetler üzerinden değil, görseller üzerinden ilişki kuruyor. Bir çekimin ışığı, bir kampanyanın renkleri, bir vitrinin kompozisyonu ya da bir stil hikayesinin nasıl anlatıldığı en az koleksiyonun kendisi kadar önemliyse, görsel üretim alanları daha doğal bir başlangıç noktası olabilir. &quot;Image Consulting&quot;, &quot;Personal Shopping&quot;, &quot;Visual Merchandising&quot; ve &quot;Fashion Styling&quot; gibi farklı uzmanlıklar, kişisel estetik anlayışını profesyonel bir pratiğe dönüştürmenin yollarından bazılarını sunuyor. Burada önemli olan sadece &ldquo;iyi bir göze&rdquo; sahip olmak değil, o bakışı bir fikir, bir portfolyo ve zamanla tanınabilir bir çalışma biçimine dönüştürebilmek.</p><p><strong>Moda İle Mekan Arasında Bağ Kuruyorsanız</strong><br>Moda deneyimi artık yalnızca podyumda ya da mağazada yaşanmıyor. Bir butik, bir otel, bir showroom, bir restoran veya bir etkinlik alanı da markanın dünyasının parçası haline gelebiliyor. Mekanın atmosferi, malzemeleri, ışığı ve kurgusu, markanın nasıl algılandığını doğrudan etkileyebiliyor. Bu nedenle moda, tasarım ve mimarlık arasındaki sınırlar da giderek daha geçirgen hale geliyor. &quot;Interior Design&quot; gibi alanlar, mekanın yalnızca işlevsel değil, aynı zamanda bir marka deneyiminin taşıyıcısı olduğu fikrinden hareket eden farklı bir kariyer yönü sunuyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/022d2cc3-3c97-4890-af12-29750ff0f804-c7b3b37c-4e0d-45d0-a9f7-0a004c554caf" style="width: 300px;"></p><p><strong>Mevcut Hayatınızdan Vazgeçmeden Yön Değiştirmek İstiyorsanız</strong><br>Bir kariyer değişikliği yapmak her zaman her şeyi geride bırakmak anlamına gelmiyor. Özellikle moda ve yaratıcı endüstrilerde belirli bir alanda uzmanlaşmak isteyenler için daha kısa süreli ve esnek eğitim modelleri de alternatif oluşturabilir. &quot;Trend Forecasting&quot;, &quot;Digital Transformation&quot; veya &quot;Sustainable Fashion&quot; gibi belirli uzmanlıklara odaklanan dört aylık yoğun programlar, mevcut iş veya eğitim hayatını tamamen durdurmadan yeni beceriler edinmek isteyenlere yönelik seçenekler arasında.</p><p><strong>Peki Sizi En Heyecanlandıran Hangisi?</strong><br>Moda sektöründe kariyerin tek bir formülü yok. Aynı sektörde biri markanın finansal kararlarını yönetirken, bir diğeri onun görsel dünyasını kurabilir, bir başkası hikayesini anlatabilir, bir diğeri ise markanın fiziksel dünyasını tasarlayabilir. Bu nedenle kariyer planını yalnızca sektörde hangi pozisyonların bulunduğu üzerinden düşünmek yerine, hangi soruların seni gerçekten meraklandırdığını keşfetmek daha anlamlı bir başlangıç olabilir.</p><p><a href="https://elle.education/en/programs/?utm_source=elle_turkia&utm_medium=blog&utm_campaign=elle_turkia_blog_artyourvoice_26_septiembre" target="_blank">ELLE Education by Mindway</a>&rsquo;in farklı eğitim programları da moda ve lüks dünyasına farklı noktalardan dahil olmak isteyenler için bu geniş ekosistemin çeşitli alanlarına odaklanıyor. &quot;Business &amp; Branding&quot;den &quot;Fashion Marketing&quot;e, &quot;Visual Merchandising&quot;den &quot;Interior Design&quot;a uzanan seçenekler moda kariyerinin tek bir rotadan ibaret olmadığını hatırlatıyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/1067bf25-b417-40c7-b154-d0a780e87da4-kapak-1-2.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/1067bf25-b417-40c7-b154-d0a780e87da4-kapak-1-2.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Lili Reinhart ile "The Love Hypothesis" Üzerine]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/soru-cevap/lili-reinhart-ile-the-love-hypothesis-uzerine</link>
									<description><![CDATA[Prime Video’nun düzenlediği Obsessed Retreat’te bir araya geldiğimiz Lili Reinhart, "The Love Hypothesis" üzerinden romantik komedinin tanıdık formülünü aşan anlarını ve karakterinin kendi hikayesini yazma biçimini anlattı.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/soru-cevap/lili-reinhart-ile-the-love-hypothesis-uzerine</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Tue, 29 Sep 2026 18:00:49 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/80634361-ba11-42eb-85ee-77869f96c63b-lili.png"/><p>Obsessed Retreat&rsquo;in üzerinden neredeyse bir ay geçti. Prime Video&rsquo;nun düzenlediği bu iki günlük buluşmadan, müthiş bir doğanın içinde izlediğimiz filmler, yaptığımız röportajlar ve biraz da günlük hayatın hızından uzaklaşmanın verdiği o nadir sakinlikle döndüm. Aradan zaman geçmiş olsa da retreat&rsquo;in bende bıraktığı hissi h&acirc;l&acirc; tam olarak aşabilmiş değilim. Şimdi, filmler ve diziler de izleyiciyle buluşmuşken, o iki günden kalan röportajları paylaşmanın zamanı. İlk konuğumuz ise &quot;The Love Hypothesis&quot; filminin başrol oyuncusu Lili Reinhart.</p><p>New York Times&rsquo;ın çok satan Ali Hazelwood romanından uyarlanan film, akademik kariyerinin peşinden giden doktora öğrencisi Olive&rsquo;i (Lili Reinhart) takip ediyor. Başta en yakın arkadaşı ile aynı erkekten hoşlanan, sonra da arkadaşının hoşlandığı erkekle birlikte olabilmesini sağlamak için artık ondan hoşlanmadığını kanıtlamaya çalışan Olive, kendisini bir anda okulun en göz korkutucu hocalarından Adam Carlsen&rsquo;ın (Tom Bateman) dahil olduğu sahte bir ilişkinin içinde buluyor. Başlangıçta yalnızca bir yalanı kurtarmak için kurulan bu ilişki, tahmin edilebileceği gibi zamanla gerçek duygulara dönüşüyor. İlk bakışta &quot;The Love Hypothesis&quot;, tanıdık romantik komedi kodlarını kullanan tatlı bir aşk hikayesi. Fakat filmi benim için bu formülün dışına çıkaran, Olive&rsquo;in akademik kariyeriyle ilgili karşılaştığı çok daha gerçek bir çatışma.</p><p><span class="fr-video fr-dvi fr-draggable" contenteditable="false" style=""><iframe width="560" height="315" src="https://www.youtube.com/embed/xwdamnfS6IM?si=Ue1YJUSZBlD2ptFk" title="YouTube video player" frameborder="0" allowfullscreen=""></iframe></span><br></p><p><strong>Dikkat, spoiler içerir.</strong><br>Olive&rsquo;in bütün film boyunca hayalini kurduğu pozisyonu elde edebilmesi, kendisine bu fırsatı sunabilecek bir akademisyenin tehdidine dönüşüyor. Adam&rsquo;ın aksine, bu karakter Olive&rsquo;i profesyonel geleceğini elde edebilmek için kendisiyle birlikte olmaya zorluyor ve reddettiği takdirde onu sektörde itibarsızlaştırmakla tehdit ediyor.</p><p>Tam da burada hikaye, romantik komedinin güvenli alanından çıkıp başka bir yere geçiyor. Olive bu noktada pes edebilir, kaçabilir ya da önüne konan koşulları kabul edebilirdi. Hikayenin bundan sonra nasıl ilerleyeceği de tamamen değişebilirdi. Bunun yerine kendi hikayesini kendi yazmaya karar veriyor.</p><p>Obsessed Retreat&rsquo;te Lili Reinhart ile gerçekleştirdiğimiz röportajda ona özellikle bu sahneyi sordum. Çünkü Olive&rsquo;in karşı karşıya kaldığı durum yalnızca filmdeki bir çatışmayı değil, kendi ayakları üzerinde duran kadınların iş hayatında her gün karşılaştıkları durumları ve kadın karakterlerin hikayelerde ne kadar farklı seçimler yapabileceği sorusunu da beraberinde getiriyor.</p><p>Lili&rsquo;nin cevabı ise karakterine yaklaşımını anlamak açısından önemliydi. Olive&rsquo;in güçlü kalmayı seçmesinin önemli olduğunu düşünse de böyle bir durumda karakterinin başka bir karar vermesini ya da farklı bir çıkış yolu aramasını da anlayacağını söyledi. Çünkü onun için mesele, kadın karakterin her koşulda &ldquo;güçlü&rdquo; görünmesi değil, içinde bulunduğu koşullarda kendi seçimini yapabilmesi.</p><p>&quot;The Love Hypothesis&quot;i yalnızca sahte bir ilişkinin gerçek aşka dönüşmesinden ibaret olmayan bir hikayeye dönüştüren de bu. Olive&rsquo;in aşk hayatında olduğu kadar kariyerinde de kendi kararlarını vermesi, ne olursa olsun kendi ayakları üzerinde durması, filmin romantik komedi formülünün içine güncel ve daha tanıdık bir gerilim yerleştiriyor. Ve evet, sonunda yalan aşk gerçeğe dönüşüyor. Fakat Olive&rsquo;in hik&acirc;yesinde asıl mesele, kendi hik&acirc;yesini kendi yazması. Eğer h&acirc;l&acirc; izlemediyseniz, röportaj videosunun tamamı ELLE Türkiye Youtube kanalında, &quot;The Love Hypothesis&quot;, Prime Video&rsquo;da yayında.</p><p><span class="fr-video fr-dvi fr-draggable" contenteditable="false" style=""><iframe width="560" height="315" src="https://www.youtube.com/embed/FGSaeZ4rTeI?si=ojbkbDpiItOku9OA" title="YouTube video player" frameborder="0" allowfullscreen=""></iframe></span><br></p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/80634361-ba11-42eb-85ee-77869f96c63b-lili.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/80634361-ba11-42eb-85ee-77869f96c63b-lili.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Paris’te Işıltı Dolu Bir Gece]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/pariste-isilti-dolu-bir-gece</link>
									<description><![CDATA[Paris’teki Palais Brongniart, merakla beklenen Elie Saab ve H&M işbirliğinin kutlamasına evsahipliği yaptı. Gecenin sürprizi ise koleksiyona eklenen özel gelinlik parçaları oldu.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/pariste-isilti-dolu-bir-gece</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Tue, 29 Sep 2026 15:30:09 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/16e1e461-34e6-4148-a0d9-0632d6ea6bc6-kapak-1.png"/><p>28 Eylül akşamı Paris&rsquo;te moda dünyasından pek çok isim, tarihi Palais Brongniart&#39;da, Elie Saab ve H&amp;M&rsquo;in işbirliği kutlamasında bir araya geldi. Amelia Gray, Gabbriette, Iris Law, Anok Yai, Imaan Hammam, Lila Moss, Marisa Abela ve Calum Harper&rsquo;ın katıldığı gecede, koleksiyondan parçalar da ilk kez yakından görüldü. Hazır giyim, gece elbiseleri ve aksesuarlardan oluşan koleksiyon işlemeler, dantel detaylar ve keskin terzilik parçalarıyla Elie Saab&rsquo;ın stilini daha günlük bir gardıroba taşıyor.</p><p>Gecenin beklenmedik anı ise koleksiyona eklenen yeni gelinlik ve duvağın tanıtılmasıydı. Robin S&rsquo;in performansı sırasında konukların arasından bir model çıkarak gelinliği sergiledi. Balık formundaki tasarım, arkaya doğru uzanan bir kuyruk, omuzları açıkta bırakan bükümlü bir üst ve elde işlenmiş bir duvakla tamamlanıyor. Gelinlik, Elie Saab&rsquo;ın uzun yıllardır devam eden gelinlik dünyasının daha sade bir parçası. Koleksiyondaki gece elbiseleri ve işlemeli parçaların yanında bu tasarım, işbirliğinin markanın daha özel giyim tarafına da yer verdiğini gösteriyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/82c1b104-d339-4481-8977-175fd8be46d1-52b40bd5-b3a9-43f8-818c-e0dd1c5c936d" style="width: 300px;"></p><p>Gecenin atmosferinde mekan da önemli bir rol oynadı. Palais Brongniart&rsquo;ın içi bordo kumaşlarla kaplanırken, konuklar uzun bir kırmızı halıdan geçerek etkinliğe giriş yaptı. Sahnede ise 1990&rsquo;ların sevilen şarkılarından &ldquo;Show Me Love&rdquo; ile tanınan Robin S sahne aldı. Kim Turnbull, In&egrave;s Rau ve Ella Knight&rsquo;ın DJ setleri de gece boyunca devam etti. Paris&rsquo;in moda haftası takviminde gerçekleşen etkinlik, işbirliğinin satışa çıkmasından önce koleksiyonun dünyasını biraz daha yakından görme fırsatı sundu. Elie Saab da Paris&rsquo;in kendisi için her zaman özel bir yere sahip olduğunu ve koleksiyonu burada kutlamanın doğal bir seçim olduğunu ekledi. Elie Saab H&amp;M koleksiyonu 22 Ekim&rsquo;de satışa sunulacak.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/16e1e461-34e6-4148-a0d9-0632d6ea6bc6-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/16e1e461-34e6-4148-a0d9-0632d6ea6bc6-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Saç Spreyleri Artık Daha Fazlasını Vaat Ediyor]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/sac/sac-spreyleri-artik-daha-fazlasini-vaat-ediyor</link>
									<description><![CDATA[Saçları sertleştirmeden şekli korumak mümkün mü? Yeni nesil saç spreyleri esnek tutuş, kabarma kontrolü ve parlaklık gibi özellikleri bir araya getirerek güzellik rutinimizde kendine yeniden yer bulmayı başarıyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/sac/sac-spreyleri-artik-daha-fazlasini-vaat-ediyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Tue, 29 Sep 2026 12:00:38 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/b1060339-c4d3-4345-bda0-2932b9c0571f-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><br></p><p>Saç spreyi denince gözünüzün önüne hareket etmeyen bukleler, taş gibi topuzlar ve gün sonunda taranmayan saçlar geliyorsa bunu değiştirmek için iyi bir nedenimiz var. Bir dönem saç modelini adeta dondurmak için kullandığımız spreyler bugün daha hafif ve esnek formüllerle karşımıza çıkıyor. Beklenti de değişti: Saçımızın şeklini korumasını istiyoruz ama ona dokunduğumuzda h&acirc;l&acirc; yumuşak hissettirmesini de. Klasik saç spreylerinin sert bitişi, saç tellerini yerinde tutan filmin yarattığı hisle ilgiliydi. Yeni formüllerdeyse sabitleyici bileşenler, saça daha esnek bir tutuş vermeyi amaçlayan içeriklerle bir araya geliyor. Daha ince püskürtme sağlayan ambalajlar da ürünün saçta tek bir noktaya yoğunlaşmadan dağılmasına yardımcı oluyor. Üstelik yeni ürünler nemli havada kabarmayı kontrol etme, parlaklık verme, ısıya karşı koruma veya buklelerin formunu destekleme gibi farklı ihtiyaçlara sesleniyor. Elbette bütün spreyler bütün bunları yapmıyor. Seçimi, saçınızın dokusuna ve elde etmek istediğiniz görünüme göre yapmak gerekiyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/731c79c4-523e-42e7-abb4-b7f73793ad47-a7014484-8e5a-47a2-9666-69760f23342e" style="width: 300px;"></p><p><strong>Her Saçın Beklentisi Farklı</strong><br>İnce telli saçlarda fazla ürün kullanmak hacmi kolayca söndürebilir. Bu yüzden hafifçe püsküren, kat kat uygulanabilen bir sprey daha iyi bir başlangıç olabilir. Dalgalı ve kıvırcık saçlarda ise bukleyi sertleştirmeden formunu koruyan esnek tutuşlu formüller öne çıkıyor. Sıkı bir topuz ya da gün boyu bozulmamasını istediğiniz daha belirgin bir model için güçlü sabitleme h&acirc;l&acirc; işe yarıyor. Kısacası saç spreyi seçerken yalnızca tutuş seviyesine bakmayın. Saçınızda nasıl bir his bıraktığına, kolay taranıp taranmadığına ve diğer şekillendiricilerinizle nasıl çalıştığına da dikkat edin. Saç spreyinde miktarı artırmak her zaman daha iyi tutuş anlam��na gelmiyor.&nbsp;</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/64628fa2-bab7-4d83-9c2e-79a5f49709a5-80060b51-fa12-431a-840c-cfd61c9a55bb" style="width: 300px;"></p><p><strong>Nasıl Uygulanmalı?</strong><br>Kutuyu saçtan yaklaşık 20&ndash;30 santimetre uzakta tutup hareket ettirerek ince bir kat uygulayın. Gerekiyorsa yalnızca ihtiyaç duyduğunuz bölgelere ikinci katı ekleyin. Pürüzsüz bir topuz için spreyi fırçaya hafifçe sıkıp saç çizgisindeki kısa telleri onunla yatırabilirsiniz. Fönün hacmini korumak istiyorsanız saç tamamen soğuduktan sonra yüzeye ve alt katlara az miktarda uygulayın. Buklelerinizin şeklini sabitlemek içinse saçın tamamen kurumasını bekleyin, tutamları hafifçe kaldırarak spreyi uzaktan sıkın. Isı koruması vadeden bir sprey kullanıyorsanız ürünün uygulama talimatını kontrol edin. Kuru saça son adım olarak kullanılan bir sprey, nemli saça fön öncesinde uyguladığınız ısı koruyucunun yerini her zaman tutmayabilir.&nbsp;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/b1060339-c4d3-4345-bda0-2932b9c0571f-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/b1060339-c4d3-4345-bda0-2932b9c0571f-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Canlı Yayın: Dior İlkbahar/Yaz 2027 Defilesi]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/canli-yayin-dior-ilkbaharyaz-2027-defilesi</link>
									<description><![CDATA[Paris Moda Haftası kapsamında 29 Eylül Salı günü, Türkiye saatiyle 16.00’da gerçekleşecek Dior İlkbahar/Yaz 2027 defilesini canlı yayından izleyebilirsiniz.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/canli-yayin-dior-ilkbaharyaz-2027-defilesi</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Tue, 29 Sep 2026 10:00:03 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/33b561dc-1304-432c-9fcc-2b4863c0df32-kapak-1.png"/><p>Jonathan Anderson, Dior İlkbahar/Yaz 2027 için doğanın kendi içindeki bilgisi ve kusursuz olmayan simetrisinden yola çıkıyor. Çin kültüründe uzun bir geçmişe sahip w&eacute;nw&aacute;n cevizleri, koleksiyonun çıkış noktalarından biri olurken, doğanın form ve dönüşüm anlayışı Dior arşivinin kodlarıyla buluşuyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/d6cc9be7-be5a-4ac8-9769-0268a6dde654-c4522463-7863-456d-a45b-59b7e5879ea0" style="width: 700px;"></p><p>Koleksiyonun merkezindeki w&eacute;nw&aacute;n cevizi, ağacın dallarını gökyüzüne uzatmasından çok önce kendi formunun bilgisini taşıyan bir tohum olarak düşünülüyor. Basın bültenine göre bu fikir, koleksiyonda kontrollü asimetri ve transparanlıktan opaklığa geçişlerde karşılık bulacak.</p><p>Dior İlkbahar/Yaz 2027 koleksiyonunda doğa, formların nasıl oluştuğunu düşünmek için bir başlangıç noktası olarak karşımıza çıkıyor. Defile için yerleştirilen ağaçların gösterinin ardından Jardin des Tuileries&rsquo;e yeniden dikilecek olması da bu yaklaşımın fiziksel bir uzantısı. Dior İlkbahar/Yaz 2027 defilesini canlı yayın linkinden takip edebilirsiniz.</p><p><span class="fr-video fr-dvi fr-draggable" contenteditable="false"><iframe width="560" height="315" src="https://www.youtube.com/embed/DB7oO82OeD4?si=ebkz-BYEF5Jf1MTR" title="YouTube video player" frameborder="0" allowfullscreen=""></iframe></span><br></p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/33b561dc-1304-432c-9fcc-2b4863c0df32-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/33b561dc-1304-432c-9fcc-2b4863c0df32-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Yıldızlar, Kökler ve Aradakiler: Pg Art Gallery’de Yeni Sezon]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/yildizlar-kokler-ve-aradakiler-pg-art-galleryde-yeni-sezon</link>
									<description><![CDATA[Bir takımyıldızına baktığımızda aslında birbirinden milyonlarca ışık yılı uzaktaki yıldızları kendi bakışımızla birbirine bağlıyoruz. Bir bitkinin büyüdüğünü ise çoğu zaman büyürken değil, ondaki değişimi fark ettiğimizde görüyoruz. Belki de bazı şeyler tam da biz bakmıyorken oluyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/yildizlar-kokler-ve-aradakiler-pg-art-galleryde-yeni-sezon</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Mon, 28 Sep 2026 13:00:05 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/7fc4f22d-417d-4543-8bea-1d0970c617a1-PGA%C3%87ILI%C5%9E.jpg"/><p>Görünmeyen, bazen yalnızca fark edilmek için zamana ihtiyaç duyar. PG Art Gallery&rsquo;nin yeni sezonunu eşzamanlı olarak açan Ayşe Gül Süter&rsquo;in <em>Light Constellation</em> ve Sevim Kaya&rsquo;nın <em>A Moment of Growth That No One Saw&nbsp;</em>sergileri de tam bu noktada buluşuyor: gördüklerimizden çok, gözümüzden kaçanlarda. Süter, PG Art Gallery&rsquo;de ışık, renk ve mek&acirc;n üzerinden insanlar, nesneler ve deneyimler arasında kurduğumuz görünmez bağların izini sürerken; Kaya, Snob Collector&rsquo;da katlanan, kıvrılan ve tekrarlarla çoğalan kağıt formlarla doğanın sessiz büyümesinin izini sürüyor.</p><p><strong>Çizgileri Kim Çiziyor?</strong><br><span style="text-align: initial;">Ayşe Gül Süter&rsquo;in üretiminde ışık yeni bir mesele olarak çıkmıyor karşımıza. Yeni medya, heykel ve resim arasında çalışan sanatçı, daha önce gördüğümüz üretimlerinde de ışığı yalnızca aydınlatan değil, görme biçimimizi değiştiren hatta şekillendiren bir araç olarak ele alıyor. Özellikle 2022 tarihli&nbsp;</span><em style="text-align: initial;">Path of Light</em><span style="text-align: initial;">&nbsp;serisinde bu araştırma oldukça belirgindi. Süter, ışığın malzemeyle karşılaşmasını kırılma, yansıma ve renk aracılığıyla izleyicinin mekan ve kendi bedeniyle kurduğu ilişkiyi araştırıp değişken ilişkiler kuruyordu.</span></p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/e961d029-17cf-46ff-a309-776f0a81c2e2-35679b46-317b-4496-aa2a-cd39545d959f" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Ayşe Gül Süter</em></span></p><p><em>Light Constellation&nbsp;</em>ise bu araştırma hattını sürdürürken, araştırmayı başka bir yere taşıyor. Işık h&acirc;l&acirc; orada fakat artık tek başına bir başrolü üstlenmiyor, odağını ışığın kendisinden ilişkilerin görünmez yapısına kaydırıyor. Mekan içerisinde birbirlerine uzanarak duran paslanmaz çelik noktalar ve çubuklar, ilk bakışta yıldız kümelerini hatırlatan yapılar olarak karşımızı çıkıyor. Tabii ki buradaki asıl mesele yıldızlar değil, asıl mesela aralarına çizdiğimiz çizgiler yani o görünmez bağlar. Birbirinden astronomik ölçekte uzakta bulunan yıldızları bir takımyıldızı olarak algılamamızı sağlan şey onların birbirlerine olan gerçek yakınlığı değil, olduğumuz yerden, bu dünyadan onlara bakma şeklimiz. Sahip olduğumuz bakış açımız onları bir takımyıldızı olarak algılamamızı sağlıyor. Sanatçı bu kozmik yanılsamayı ilişkiler, hafıza ve deneyim üzerine düşünmek için oldukça güçlü bir metafora dönüştürüyor.</p><p>Bu nedenle Süter&rsquo;in işleri bize ilginç bir alan açıyor. Bu yaklaşımı antropolog Tim Ingold&rsquo;un <em>Lines: A Brief History&nbsp;</em>ve <em>The Life of Lines&nbsp;</em>kitaplarında geliştirdiği çizgi düşüncesiyle yan yana okumamız mümkün. Ingold dünyayı birbirinden bağımsız nesnelerin toplamından ziyade yürümekten çizime, anlatıdan dokumaya uzanan birbirine karışan ve kesişen çizgiler üzerinden oluşan bir yapı olarak ele alıyor. Daha sonra <em>The Life of Lines</em>&rsquo;ta bu düşüncesini yaşamın kendisine yöneltir ve yaşayan varlıkların çizgilerinin birbirine dolandığı karıştığı bir dünyadan söz eder. Süter&rsquo;in noktaları da benzer bir soruyu görsel alana taşıyor: Bir ilişki tam olarak nerede başlar; iki noktanın varlığında mı, yoksa onları birbirine bağlayan bakışımızda mı?</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/7586a45a-adfd-49e0-a968-7a815656488d-233d86d3-3ac8-41a2-82c0-f394c4515c48" style="width: 700px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Light Constellation sergi görünümü</em></span></p><p>Gördüğümüz şey ile bildiğimiz şey arasındaki ilişki hiçbir zaman sabit değildir; bakışımız, bildiklerimizden ve inandıklarımızdan büyük ölçüde etkilenir. Sanatçı oluşturduğu takımyıldızlarında da tam olarak bu etkiyi ve mesafeyi görünür kılmaktadır. Sabit olan bu aynı noktalar değişen bakış açıları altında yeni takımyıldızı haritaları oluşturulmasına olanak sağlayabilir.</p><p>Bu yüzden de belki de <em>Light Constellation</em> gökyüzünden çok hafızayla ilgili bize bir şeyler anlatmak istiyor olabilir. Geçen zaman içerisinde yaşadıklarımız, seçimlerimiz, h&acirc;l&acirc; vermekte olduğumuz kararlarımız ve henüz bilmediklerimiz ve ihtimallerin heyecanı arasında bir sürü görünmeyen çizgiler oluşuyor. Her karşılaşma, her tanışma kişisel haritamıza yeni bir nokta eklerken haritalarımız da hiçbir zaman tamamlanmıyor. Fakat bu eksiklikle de eşleşmiyor, tamamlanmayla alakalı yeni konulara dönüşüyor. Ve bu sergi de bize görünmeyen bağlar sayesinde sürekli yeniden şekillendiğimizi, kişisel haritalarımızın hiçbir zaman tamamlanmadığını hatırlatıyor. Belki de mesele, o haritayı tamamlamak değil, her karşılaşmayla yeni çizgilerin oluşmasına ve çizgilerin tekrar tekrar yer değiştirmesine izin vermektir.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/e36c4cb4-92f6-44bc-a4ac-e4a157c9f221-69f8864d-ffb2-49e8-9c2b-a1f9ce69d9ec" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Light Constellation sergi görünümü</em></span></p><p><strong>Kimsenin Görmediği Bir Büyüme Anı</strong><br><span style="text-align: initial;">Yan mekan Snob Collector&rsquo;a geçtiğimizde ise değişen bir şeyler olduğunu fark ediyoruz. Sevim Kaya bakışımızı gökyüzüne değil, toprağa ve neredeyse toprağın altına yönlendirmemizi istiyor. Doğanın kendi ritminde sessizce işleyen süreçlerinden hareketle oluşturduğu eserlerini görüyoruz.&nbsp;</span></p><p>Kaya&rsquo;nın pratiğinde karşılaştığımız bitkiler, kökler ve tohumlar sadece doğal formlar olarak değil, zamanı başka türlü düşünmemizi isteyen araçlar olarak da karşımıza çıkıyor. Sanatçının daha önceki çalışmalarını da düşündüğümüzde, bu formları ele alış biçimi büyümenin ani ve gösterişli bir eylemden çok, yumuşak bir şekilde fakat istikrara sahip bir oluş biçimi olarak varlık kazandığını görüyoruz.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/d43a1e3a-7ad5-49ad-86b9-39857f790a0f-a03b2aba-220b-4f99-bfc2-730f9560baa2" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Sevim Kaya</em></span></p><p><em>A Moment of Growth That No One Saw&nbsp;</em>ise bu oluş biçimini kağıt üzerinden bize aktarıyor. Kağıt burada görüntünün aktarıcısı bir yüzey olmanın ötesinde katlanan, kıvrılan, dokunuşu kaydeden ve tekrar yöntemiyle çoğalan bir malzeme. Tek başına oldukça hassas ve kırılgan görünen parçalar bir araya gelip birbirlerine tutundukça daha büyük ve organik yapılar meydana getiriyor. Her bir tekrar ise bir sonraki birlikteliğe zemin hazırlıyor, bu sayede ise ortaya çıkan eser tamamlanmış bir nesneden çok sonu gelmeyen, devamlılığı olan bir büyümenin, bir oluşun kaydına dönüşüyor.</p><p>Bu bakışı filozof Emanuele Coccia&rsquo;nın <em>The Life of Plants: A Metaphysics of Mixture</em> kitabında bitkilere önerdiği perspektifle yan yana düşünmek mümkün. Bitkileri sabit bir biçim, sessiz bir dekor ürünü olarak düşünmemek gerekir. Çünkü bitkiler çevreleriyle sürekli bir alışveriş halinde bulunarak, yaşadığımız dünyayı dönüştürürler. Dönüşen, değişen ve tekrar dönüşen bir organizmadır; kendini tekrar tekrar baştan yaratabilir. Bu yüzden de Kaya&rsquo;nın birbirine tutunarak çoğalan kağıt birimleri de tekil parçalar olmaktan çıkarak birbirilerinin oluşuna katkı sağlayan, varlıklarını mümkün kılan parçalar olarak karşımıza çıkıyor. Ve biçimin kendisinden çok, biçime ulaşan süreç önem kazanmış oluyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/b84f1d95-5884-49f0-9474-d388e29694d2-ff0008f9-e7a4-4e85-bae9-f1807559cdc7" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>A Moment of Growth That No One Saw sergi görünümü</em></span></p><p>Kağıdın hassaslığı tekrar ve birliktelik sayesinde yapısal güce de dönüşüyor. Belki de doğada var olan büyümeyi çoğu zaman gözden kaçırmamızın sebebi bu: Değişimin kendisini her zaman büyük jestlerle olmasını beklemekten dolayı, süreç içinde yaşandığını hissetsek de anı yakalayamıyoruz ve sonrasında da yalnızca bıraktığı izi görüyoruz. Oysaki bir kökün toprağı delip havayla temas etmesi, bir yaprağın yön değiştirmesi ya da bir formun şekil değiştirmesi, genellikle, biz bakmadığımız anlarda gerçekleşiyor. Zaman durmuyor, dönüşüm duraksamıyor, sürece dahil olup gözün ötesinde görmek anlam kazanıyor.</p><p><strong>Görünmeyenin İki Haritası</strong><br><span style="text-align: initial;">Süter ve Kaya&rsquo;nın sergileri tam da bu noktada buluşuyor: Biri bakışımızı yukarıya, yıldızlara, diğeri doğanın sessiz ve kendine özgü büyüme biçimine çeviriyor. Sergilerden biri noktaları çizgiler üzerinden birbirine bağlarken diğeri küçük birimleri tekrarlayarak çoğaltıyor. Birinde bağları ve ilişkileri görünür kılan ışık ön plandayken; diğerinde ise zamana dair olanı üzerinde biriktiren kağıt ön planda.</span></p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/8f17242e-dea8-470b-8dd3-fbea7f47dd49-d4cd102b-7ae2-4279-b9a8-0f4f95f7af6e" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Light Constellation sergi görünümü</em></span></p><p>Tabii ki burada her iki sanatçının da peşine düştüğü şey, gördüğümüz formdan ibaret değil. Pratiklerinin kesiştiği yer de tam olarak burada: O formu meydana getiren, çoğu zaman göremediğimiz süreçlerde. Bir takımyıldızının hayali çizgilerinin ışığı altında, acele etmeden kendi ritminde büyüyen ve toprağın altında kendine yeni yollar açan bir kökü hayal etmek çok da zor gelmiyor. İkisi de noktalar arasında kendilerine ait yollar oluşturuyor; ikisi de zaman, ilişki ve bakışla varlık kazanıp bir biçime kavuşuyor. Bu yüzdendir ki <em>Light Constellation</em> ve <em>A Moment of Growth That No One Saw</em> daha fazlasını görmeyi vaat etmiyor; belki de yalnızca, gözden kaçırdıklarımızın yanında biraz daha uzun kalmamızı ve biraz daha uzun bakmamızı öneriyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/c4115523-7e2e-4375-a0b5-a3e39dc75bfe-3e8c84a3-0dbb-430b-9a85-b7457163379c" style="width: 300px;"><em>A Moment of Growth That No One Saw sergi görünümü</em></p><p>Ayşe Gül Süter&rsquo;in <em>Light Constellation&nbsp;</em>sergisi 16 Ekim 2026&rsquo;ya kadar PG Art Gallery&rsquo;de, Sevim Kaya&rsquo;nın <em>A Moment of Growth That No One Saw</em> sergisi ise 2 Ekim 2026&rsquo;ya kadar Snob Collector&rsquo;da görülebilir.</p><p><br></p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/7fc4f22d-417d-4543-8bea-1d0970c617a1-PGA%C3%87ILI%C5%9E.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/7fc4f22d-417d-4543-8bea-1d0970c617a1-PGA%C3%87ILI%C5%9E.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Öğle Yemeği Rutinine Küçük Bir Güncelleme]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/ogle-yemegi-rutinine-kucuk-bir-guncelleme</link>
									<description><![CDATA[Toplantıların ve yetişmesi gereken işlerin arasında öğle yemeği kolayca ikinci plana düşebiliyor. Oysa birkaç malzemeyi önceden hazırlamak ertesi gün ne yiyeceğinizi düşünme yükünü hafifletebilir. Dengeli bir öğle öğünü için tabağa neler eklenmeli, evden getirilen yemek nasıl saklanmalı?]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/ogle-yemegi-rutinine-kucuk-bir-guncelleme</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Mon, 28 Sep 2026 12:00:30 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/bef5148c-c779-411e-898f-992b15186369-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Kapak Fotoğrafı: Miss Sixty</em></span></p><p><br></p><p>Sabah evden çıkarken öğle yemeği pek aklımızda olmuyor. Önce yetişilecek bir toplantı, cevaplanacak mesajlar, bitirilecek işler var. Saat bir gibi acıkınca da tanıdık soru geliyor: &ldquo;Bugün ne yesem?&rdquo; Bazen yakındaki bir yerden alelacele bir şey söylüyoruz, bazen çantadaki atıştırmalıklarla idare ediyoruz. Ertesi gün aynı soru yeniden karşımıza çıkıyor. Oysa öğle yemeğini planlamak, pazar akşamını mutfakta geçirip haftanın bütün menüsünü hazırlamak demek değil. Peki, öğleden sonra da iyi hissettirecek bir tabak kurarken nelere dikkat etmeli? Duru Gıda Beslenme Uzmanı Emine Uluçay işe dört temel bileşeni düşünerek başlamayı öneriyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/9e26fc53-0f7e-49a9-bb2e-e092bb0349a7-c532882a-1760-41bb-b905-018d7c8cc783" style="width: 300px;">JIMMY FAIRLY</p><p><strong>Öğle Tabağının Dört Parçası</strong><br>Duru Gıda Beslenme Uzmanı Emine Uluçay&rsquo;a göre kompleks karbonhidrat, protein, sebze ve sağlıklı yağları bir araya getirmek öğle yemeği hazırlarken izlenebilecek pratik bir yol. Uluçay bunu şöyle anlatıyor: &ldquo;Dengeli bir öğle öğününde bulgur gibi kompleks karbonhidrat kaynaklarına, et, tavuk, balık, yumurta veya bakliyat gibi protein kaynaklarına, mevsim sebzelerine, zeytinyağı, avokado ve yağlı tohumlar gibi sağlıklı yağ kaynaklarına yer verebiliriz. Öğüne tercihe göre yoğurt, ayran veya kefir de eşlik edebilir. Karbonhidratı tamamen çıkarmak yerine lif içeren kompleks karbonhidrat kaynaklarına yönelmek önemli. Bulgur da pratik öğle öğünlerinde değerlendirilebilecek seçeneklerden biri.&rdquo; Bu dört bileşeni her seferinde ayrı ayrı pişirmek gerekmiyor. Önceden hazırlanmış bulgur ve bakliyat, o gün elinizdeki sebzelerle salataya, sebze yemeğine ya da tek tabakta taşınabilecek bir öğüne dönüşebilir. Mercimek, nohut, fasulye ve barbunya da özellikle bitki ağırlıklı bir öğle yemeği hazırlamak isteyenler için seçenek sunuyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/390621ac-5f4f-47ea-b492-fae276d692bb-7ab0afed-662e-40a8-b7fc-10082fdf90a5" style="width: 300px;">MAJE</p><p><strong>Birkaç Temel Malzeme, Birden Fazla Öğün</strong><br>Hafta başında bazı malzemeleri hazırlayıp uygun koşullarda buzdolabında saklamak, sabah evden çıkmadan önce yemek hazırlama telaşını azaltabilir. Uluçay&rsquo;ın önerisi, her gün sıfırdan farklı bir tarif yapmaya çalışmak yerine hazır malzemeleri farklı şekillerde birleştirmek: &ldquo;Öğle yemeğini planlamak, her gün farklı ve zahmetli bir tarif hazırlamak anlamına gelmiyor. Önceden hazırladığımız birkaç temel malzemeyi farklı sebze ve protein kaynaklarıyla birleştirebiliriz. Tavuklu ve yeşil mercimekli bulgur salatası, sebzeli nohutlu bulgur pilavı, bulgur ve bakliyatla hazırlanan köfteler ya da ton balıklı veya peynirli bulgur salatası evden götürülebilecek pratik seçenekler arasında yer alabilir.&rdquo;</p><p><strong>Çantaya Koymadan Önce Saklama Koşullarını Düşünün</strong><br>Evden yemek götürürken hazırlık kadar taşıma biçimi de önemli. Özellikle et, balık, yumurta ve süt ürünleri içeren öğünlerin soğuk tutulması gereken süre boyunca uygun sıcaklıkta saklanması gerekiyor. Sızdırmaz, gıdaya uygun kaplar kullanmak, gerektiğinde termal çanta tercih etmek ve yoğurt ile sosları ayrı taşımak yemeği öğle saatine kadar korumayı kolaylaştırıyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/bef5148c-c779-411e-898f-992b15186369-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/bef5148c-c779-411e-898f-992b15186369-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[İlişkilerde Bağlanma Stilleri Ne Anlatıyor?]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/iliskiler/ask/iliskilerde-baglanma-stilleri-ne-anlatiyor</link>
									<description><![CDATA[Bir mesajın gecikmesi neden bazılarımız için sıradan, bazılarımız için bütün gün aklımızdan çıkmayan bir mesele? Güvenli, kaygılı, kaçıngan ve korkulu-kaçıngan bağlanma stilleri, yakınlık kurarken verdiğimiz tepkilere ışık tutabilir.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/iliskiler/ask/iliskilerde-baglanma-stilleri-ne-anlatiyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Sun, 27 Sep 2026 12:00:38 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/ecd4415e-0445-4e91-a0f5-713676eca957-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><br></p><p>Birlikte geçirdiğiniz güzel bir akşam yemeğinin ardından eve dönüyorsunuz. Siz yeniden görüşmeyi düşünürken karşınızdaki kişi birkaç saat ortadan kayboluyor. Bu sessizlik size hiçbir şey ifade etmeyebilir. Ya da zihniniz çoktan son konuşmanızdaki her cümleyi yeniden incelemeye başlamıştır. Bir başkası içinse asıl huzursuzluk, ilişkinin beklediğinden hızlı yakınlaşmasıyla gelir. Bağlanma stilleri, ilişkilerde yakınlığa, mesafeye ve belirsizliğe nasıl tepki verdiğimizi anlamak için kullanılan bir çerçeve. Erken dönemde bakım verenlerle kurulan ilişkiler bu örüntüleri etkileyebilir. Sonraki deneyimlerimiz ve içinde bulunduğumuz ilişkinin dinamiği de önemlidir. Dolayısıyla dört stil, insanları ayıran kesin kişilik kategorileri değil. Aynı kişi bir ilişkide kendini güvende hissederken başka bir ilişkide daha kaygılı davranabilir.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/7142b937-8ee0-420c-9d01-655717c034c9-666b8d30-51cc-4a20-92b6-415453b8bb86" style="width: 300px;"></p><p><strong>Güvenli Bağlanma</strong><br>Yakınlık kurmak da kendi alanını korumak da mümkün. Güvenli bağlanma örüntüsünde kişi ihtiyaçlarını daha açık ifade edebilir, gerektiğinde destek isteyebilir ve karşısındakinin sınırlarına yer açabilir. Bir anlaşmazlık yaşandığında bunu otomatik olarak ilişkinin sonu gibi yorumlamak zorunda hissetmez. Bu, hiç kıskanmamak ya da hiçbir zaman güvenceye ihtiyaç duymamak anlamına gelmez. Daha çok, zor bir duyguyu konuşmanın ve ilişkide kalırken kendi dengesini bulmanın mümkün olduğunu bilmektir.&nbsp;</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/03fb2719-036c-43e5-bc0a-10934c20a60b-5e785019-8351-439c-93ee-c83a2911e9f5" style="width: 300px;"></p><p><strong>Kaygılı Bağlanma</strong><br>&ldquo;Bir sorun mu var?&rdquo; sorusu bazen henüz ortada bir sorun yokken belirir. Kaygılı bağlanma örüntüsünde yakınlık isteğine terk edilme veya reddedilme korkusu eşlik edebilir. Geciken bir mesaj büyük bir anlam kazanabilir. Kişi sık sık güvence arayabilir ama duyduğu güven verici sözlere inanmakta yine de zorlanabilir. Burada belirleyici olan tek bir davranış değil, tekrar eden örüntüdür. Sevdiğiniz birinden haber beklerken endişelenmeniz sizi bir kategoriye yerleştirmez. Asıl bakılacak şey belirsizlik karşısında ne kadar sık ve yoğun biçimde alarma geçtiğinizdir.&nbsp;</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/073a70dd-f212-457c-b328-c3f0619f0dd5-05961ff9-c786-4bc0-8f2f-a528d4a3af04" style="width: 300px;"></p><p><strong>Kaçıngan Bağlanma</strong><br>Bir ilişki ilerledikçe geri çekilme isteği doğabilir. Kaçıngan bağlanma örüntüsünde kişi bağımsızlığına güçlü biçimde tutunabilir, duygusal ihtiyaçlarını dile getirmekte veya kırılganlığını göstermekte zorlanabilir. Bu, yakınlık istemediği anlamına gelmez. Yakınlık çekici olduğu kadar rahatsız edici de gelebilir. Mesafeye ihtiyaç duymak tek başına kaçıngan bağlanma göstergesi değildir. Herkesin yalnız kalmak istediği zamanlar olur. Fark, bu ihtiyacın duygusal yakınlık arttığında düzenli olarak geri çekilmeye dönüşüp dönüşmediğinde ortaya çıkar.&nbsp;</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/d2051e1e-0413-4d7a-9365-c6262ddd7a8a-d92137e1-c09e-4d4c-9a00-a9c1b5d6a853" style="width: 300px;"></p><p><strong>Korkulu-Kaçıngan Bağlanma</strong><br>Hem yakınlaşmak isteyip hem de yakınlık gerçekleştiğinde uzaklaşma ihtiyacı hissetmek mümkün. Korkulu-kaçıngan bağlanma örüntüsünde terk edilme korkusu ile güvenmekte zorlanma bir arada görülebilir. Kişi bir an temas ararken başka bir an kendini korumak için mesafe koyabilir. Bu örüntü bazı kişilerde geçmişteki öngörülemez veya incitici deneyimlerle ilişkili olabilir. Yine de yalnızca ilişki davranışlarına bakarak birinin çocukluğuna dair sonuç çıkarmak doğru olmaz.&nbsp;</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/6d05463b-de8f-4bf4-b644-02962be6477e-d3080849-9fec-4564-b519-4b5e983c5d54" style="width: 300px;"></p><p><strong>Peki, Kendi Stilinizi Bilmek Ne İşe Yarar?</strong><br>Bir testin sonucundan çok, zorlandığınız anlarda kendinize sorduğunuz sorular işe yarayabilir: Yakınlık arttığında ne hissediyorum? Bir belirsizlik yaşadığımda ne yapıyorum? İhtiyacımı açıkça söyleyebiliyor muyum, yoksa karşımdakinin bunu kendiliğinden anlamasını mı bekliyorum? Bağlanma stilini öğrenmek bir teşhis almak ya da ilişkinizin geleceğini görmek demek değil. Daha önce fark etmediğiniz bir tepkiyi yakalayıp farklı bir yol denemek için fırsat olabilir. İhtiyaçları açıkça konuşmak, sınır koymak ve zor duygularla baş etmenin yeni yollarını geliştirmek zaman alır. Aynı örüntüler ilişkilerinizi sürekli zorluyorsa bir ruh sağlığı uzmanıyla çalışmak da yardımcı olabilir.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/ecd4415e-0445-4e91-a0f5-713676eca957-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/ecd4415e-0445-4e91-a0f5-713676eca957-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Kıyafetten Önce Gelen Şeyler]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/soru-cevap/kiyafetten-once-gelen-seyler</link>
									<description><![CDATA[Keith Herron’ın Advisry’sinde ilhamın tek bir kaynağı yok: bir film sahnesi, bir şarkı, bir sanatçı ya da New York’ta karşılaşılan beklenmedik bir an, koleksiyonun başlangıç noktası olabilir. "America, Still" ile geçmiş ve bugün arasında gidip gelen tasarımcı, modayı hayatın içindeki tüm bu referansların buluştuğu bir alan olarak görüyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/soru-cevap/kiyafetten-once-gelen-seyler</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Sat, 26 Sep 2026 18:00:58 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/4f9c4af9-1075-4519-a2e6-008b14a6d131-kapak-1.png"/><p><strong>Advisry, 2014&rsquo;te başlattığınız projeden bu yana uzun bir yol katetti. Geriye dönüp baktığınızda, marka değişip gelişirken tasarım anlayışınızda sizce ne aynı kaldı?</strong><br>Değişmeyen şey, en başından beri ürünler yaratmaya yön veren merak duygusu. Her projeye yalnızca ortaya çıkacak sonucu düşünerek başlamaya çalışıyorum. Bu, sonuca ulaşmanın yeni yollarını düşünmemi zorluyor. İlk başladığımda bunu daha çok bir zorunluluk nedeniyle yapıyordum, bugün ise aynı süreci sürdürmek için kendimi özellikle zorluyorum.</p><p><strong>Advisry&rsquo;yi bir topluluk olarak tanımlıyor ve bu topluluğu tek başınıza kurmak istemediğinizi söylüyorsunuz. Bugün sizin için bu topluluk ne ifade ediyor ve markaya yaklaşımınızı nasıl şekillendiriyor?</strong><br>Benim için topluluk aslında benimle aynı ilgi alanlarını paylaşan ve bunlarla ilgilenen diğer insanlar demek. Yaptığım işlerin büyük bir kısmını ilgimi çeken şeyler üzerinden şekillendiriyorum. Modadan nefret edebilirsiniz ama sırf Martin Scorsese&rsquo;nin &quot;Taxi Driver&quot; filmini sevdiğiniz için yeni koleksiyonuma ilgi duyabilirsiniz. Topluluk böyle oluşuyor çünkü artık ortak bir paydamız var. Benim topluluğum da referanslarım kadar çeşitli: Müzisyenlerden yönetmenlere, ressamlardan fotoğrafçılara kadar uzanıyor. Topluluktaki biri zamanla markanın ilham kaynağı haline geliyor. Tasarımlarımı, bilinçli olarak sanatçının yaşam tarzının farklı anlarında işlevsel olacak şekilde tasarlıyorum.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/b37f4d35-b2f3-4a8d-8c02-f43c06ba0768-57c02da0-d48a-4cf9-bc25-f642f0de77ee" style="width: 700px;"></p><p><strong>Sinema, müzik ve sanat her zaman Advisry evreninin bir parçası oldu. Aklınızda kalan bir film, müzik &nbsp;ya da sanatçı, zamanla işlerinizde nasıl karşılık buluyor?</strong><br>Farklı şekillerde oluyor. Bazen bir filmin belirli bir sahnesi, daha büyük bir fikrin çıkış noktası haline gelebiliyor. Ya da bir şarkı, koleksiyonun dünyasında var olduğuna inandığım bir karakteri temsil edebiliyor. Bazen de tamamen bilinçaltında gerçekleşiyor. Başka zamanlarda ise bütün mesele, bir sanat eserini moda koleksiyonuna dönüştürmek olabiliyor. Bunun tek bir yöntemi yok.</p><p><strong>Tasarım süreciniz boyunca tekrar tekrar izlediğiniz belirli bir film oldu mu?</strong><br>Bu koleksiyon sürecinde tekrar tekrar izlediğim tek bir film olmadı. Ancak &quot;Do the Right Thing&quot; filminde, koleksiyona dair yaklaşımımı yansıtan bir sahne var. Mookie&rsquo;nin Pino&rsquo;yu karşısına oturtup en sevdiği basketbol oyuncusunu, film yıldızını, şarkıcıyı ve benzerlerini sorduğu sahnede Pino bütün sorulara &quot;siyahi insanlar&quot; &nbsp;cevabını veriyor. Ardından Mookie şöyle bir şey soruyor: &ldquo;En sevdiğin insanlar bizken neden bizden nefret ediyorsun?&rdquo; Bunun, dünyanın Amerika&rsquo;ya nasıl baktığını oldukça iyi özetlediğini düşünüyorum.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/0237c97a-7309-4987-875a-d1e6dc59c72a-c021604d-7f9c-4424-8b78-a7ec1a3d33a7" style="width: 700px;"></p><p><strong>Sanatçı için üç farklı &ldquo;durumdan&rdquo; söz ediyorsunuz: zanaat, performans ve kutlama. Bu fikir nasıl ortaya çıktı ve moda tasarımına yaklaşımınızı değiştirdi mi?</strong><br>Bilinçli olarak ortaya çıkmadı. Kişisel olarak var olmasını istediğim şeyleri yaratma egzersizi olarak başladı. Birçok açıdan kendi ilham kaynağım benim. Aynı zamanda içinde bulunduğum bu yaşam biçimi de bunu destekliyor. Dolayısıyla bunun, kendi hayatıma gerçekten işlevsel bir şekilde karşılık vermesinden doğduğunu söyleyebiliriz. Bunu tanımladığımda, bu yaşam biçimine daha açık bir şekilde hizmet eden şeyler tasarlamaya başladım ve uymayan pek çok şeyi de eledim.</p><p><strong>&ldquo;America, Still&rdquo; ile bugün Amerika&rsquo;da yaşananlara 1970&rsquo;lerin merceğinden baktınız. Neden özellikle o döneme geri dönmek istediniz?</strong><br>Amerika&rsquo;nın kuruluşunun 250. yıldönümü olduğu için 50 yıl geriye gitmek kolay. Aynı zamanda tüm zamanların en sevdiğim müziklerinden bazıları o döneme ait; Amerikan sinemasının &ldquo;Altın Çağı&rdquo; olarak kabul ediliyor, ilk süperstar sporcularımızı ortaya çıkardı ve politik açıdan da son derece hareketli bir dönemdi. Bugün tarihin neresinde durduğumuzu anlamak için doğru bir arka plan gibi hissettirdi.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/4c77d98c-3c66-4678-ab41-d3b3b4890480-e09b5412-bd56-4fa9-ade0-48e34d7bc799" style="width: 700px;"></p><p><strong>Advisry&rsquo;nin ilk yıllarında ilişkilendirildiği sokak giyim çizgisinin ötesine geçen bir iş üretiyorsunuz. Markanızı geliştirmeye devam ederken, bu dünyanın bir parçası haline gelen yeni unsurlar var mı?</strong><br>Evet. Koleksiyonlarımdaki couture unsurlarını geliştirmeye devam etmek istiyorum. Aslında tamamen yeni bir şey değil ama bu yaklaşım kesinlikle giderek daha fazla yer kaplıyor. Bunun, moda aracılığıyla kendini ifade etmenin en saf biçimi olduğunu düşünüyorum.</p><p><strong>Stüdyoda sizin için tipik bir gün nasıl geçiyor? Fikirleriniz genellikle araştırmalardan, sohbetlerden, görsellerden, müzikten, filmlerden mi doğuyor, yoksa sadece yaşamak ve gözlemlemekten mi?</strong><br>Stüdyom hem herhangi bir yer hem de her yer. Çoğu zaman bir iPhone ve eskiz defteriyle çalışıyorum. Yaşamayı, gözlemlemeyi ve tüketmeyi, bir moda tasarımcısı olarak üretken olmanın yolları olarak görüyorum.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/280db96b-c118-4490-9a26-f770dd74c4d6-189ebdc7-df54-46e4-a09c-d9ae04ebe29a" style="width: 700px;"></p><p><strong>New York gibi hızlı tempolu bir şehirde yaşamak ve çalışmak tasarım sürecinizi nasıl şekillendiriyor?</strong><br>New York&rsquo;ta ilham eksikliği diye bir şey yok. Şehrin spontane yapısı da sayısız &ldquo;işte bu&rdquo; anının ortaya çıkmasını sağlıyor. New York&rsquo;ta bir gün içinde neler olabileceğini gerçekten önceden tahmin edemiyorsunuz.</p><p><strong>Sizce Advisry&rsquo;nin sektörde uzun ömürlü olabilmesi için neyi koruması önemli? Geleceği düşündüğünüzde, markanın nereye doğru evrilmesini umuyorsunuz?</strong><br>Şu anda benim için en önemli şey tutarlılık. Güvenilir bir marka olmak istiyorum. Markanın henüz olmadığı ama olmasını istediğim şey ise güvenilir ürünler üreten bir marka olmak. Defilelere gelmenizi istiyorum ama aynı zamanda mağazaya da gelmenizi, denim pantolonlarımızı satın almanızı ve onları bir yıl boyunca her gün giymek istemenizi istiyorum.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/4f9c4af9-1075-4519-a2e6-008b14a6d131-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/4f9c4af9-1075-4519-a2e6-008b14a6d131-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Otel Lobisinden Parfüm Şişesine]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/parfum/otel-lobisinden-parfum-sisesine</link>
									<description><![CDATA[Bazı otelleri manzarasıyla, bazılarını kusursuz beyaz çarşaflarıyla hatırlarız. Bazılarını ise lobiye adım attığımız an bizi saran kokularıyla... İşte lüks otellerin bu imza kokuları artık mekanın görünmez dekoru, seyahat hafızamızın en kalıcı hatırası ve eve taşınabilen yeni bir arzu nesnesi.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/parfum/otel-lobisinden-parfum-sisesine</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Sat, 26 Sep 2026 12:00:16 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/06b1bb9e-fffc-4896-8472-583970233d28-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p>Bir otelin lobisine girdiğiniz anda sizi karşılayan o kokuyu düşünün. Henüz odanızın anahtarını almamışsınızdır ama şehir geride kalmış, tatil çoktan başlamıştır. Bunu sağlayan mermer zeminler, loş ışıklar ya da kusursuz karşılama olmayabilir. Bazen bütün mesele havada asılı duran, adını koyamadığınız bir kokudur. Lüks oteller uzun zamandır yalnızca nasıl göründükleriyle değil, nasıl hissettirdikleriyle de ilgileniyor. İmza kokuları tam olarak burada devreye giriyor. Mekanın mimarisi gözlere, müziği kulaklara seslenirken koku bütün deneyimi görünmez bir bağla bir arada tutuyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/045e06f1-6c30-48cd-9f98-a037a4325780-705bdb4b-d9d4-47ce-a418-190fc13a23da" style="width: 300px;">BVLGARI</p><p><strong>Tende Devam Eden Seyahat</strong><br>Bu görünmez imzanın nasıl bir arzu nesnesine dönüşebileceğinin en iyi örneklerinden biri Bvlgari. Maison&rsquo;ın 2017&rsquo;den bu yana Bvlgari Hotels &amp; Resorts için kullandığı koku, konuklardan gelen ilginin ardından bu sene Eau Parfum&eacute;e Th&eacute; Imp&eacute;rial adıyla kişisel bir kokuya dönüştü. Parfümör Jacques Cavallier-Belletrud tarafından yaratılan unisex kompozisyon, İtalyan bergamotu, limon ve mandalinanın enerjisini siyah çayın hafif dumanlı karakteri ve yumuşak misklerle buluşturuyor. Ortaya iyi bir otel odasında sabah uyanmak gibi temiz, sakin ve kendiliğinden sofistike bir koku çıkıyor. Burada satın aldığımız yalnızca bir parfüm değil, o otelde hissettiğimiz dinginlik ve gündelik hayattan kısa süreliğine uzaklaşma ihtimali.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/42ef6173-561c-4a9c-bb5f-c1e2ada7543d-7e021753-cea4-42b5-9efb-1923cd955c04" style="width: 300px;">COSTES</p><p><strong>Paris Gecelerinin Kokusu</strong><br>H&ocirc;tel Costes, otel kokusunu kült bir objeye dönüştürme konusunda daha eski ve oldukça Parisli bir örnek. Kırmızı kadifeleri, loş ışıkları, gösterişli çiçek aranjmanları ve moda dünyasından müdavimleriyle tanınan otel, yalnızca konaklanan bir adres değil, başlı başına bir atmosfer sunuyor. Bu atmosferin önemli parçalarından biri de mekanın baharatlı ve gizemli kokusu. Parfümör Olivia Giacobetti ile Rami Mekdachi tarafından yaratılan imza koku, 2004 yılında Eau de Toilette formuyla otelin dışına taşındı. Ardıç, kişniş tohumu, gül ağacı, tütsü, misk, defne, beyaz biber ve lavanta notaları taşıyan kompozisyon, H&ocirc;tel Costes&rsquo;in karanlık ve baştan çıkarıcı dünyasını kırmızı bir şişede yeniden kuruyor.&nbsp;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/eaa4b8ec-723f-4a14-8ab3-cff422b945ce-5fb9576c-b6c3-4ef6-bded-cc93660e068d" style="width: 300px;">RITZ-CARLTON</p><p><strong>Bir Şehirden Diğerine Kokulu Yolculuk</strong><br>The Ritz-Carlton ise tek bir imza kokusuna bağlı kalmak yerine farklı otellerinin ruhunu ayrı parfümlerle yakalıyor. Antica Farmacista tarafından yaratılan &ldquo;50 Central Park&rdquo;, The Ritz-Carlton New York Central Park&rsquo;ın atmosferini mürver çiçeği, dağ nanesi ve çilek notalarıyla yorumlarken &ldquo;Black Orchid&rdquo;, Asya Pasifik&rsquo;teki otellerin egzotik dünyasını çiçekler, benzoin, amber ve paçuliyle tene taşıyor. The Ritz-Carlton Rancho Mirage için hazırlanan &ldquo;Mirage&rdquo; ise satsuma mandalinası, müge, kayısı, çarkıfelek meyvesi ve siyah frenküzümüyle daha güneşli bir kaçış vadediyor. Oda kokusuyla sınırlı kalmayan ve kişisel parfüm olarak sunulan bu koleksiyon, tek bir otel anısını değil, farklı destinasyonlar arasında yapılan kokulu bir yolculuğu şişeliyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/8bb58828-919e-4c80-ba99-b2e790059bb1-d03a9aea-4d8e-4d07-add1-5e8de58883cf" style="width: 300px;">ST. REGIS</p><p><strong>Güller, Davetler ve New York</strong><br>St. Regis Hotels &amp; Resorts ise imza kokusunu New York&rsquo;un gösterişli davet kültürüne bağlıyor. Parfümör ve mimar Carlos Huber tarafından yaratılan Caroline&rsquo;s Four Hundred, adını 19. yüzyıl sonunda şehrin sosyete hayatına yön veren Caroline Astor&rsquo;un seçkin davetli çevresinden alıyor. &ldquo;American Beauty&rdquo; gülleri, beyaz zambaklar, elma ve kiraz çiçekleriyle egzotik ağaç notalarını buluşturan koku, Astor&rsquo;un ihtişamlı balo salonlarının modern bir yorumu gibi. Diğer örneklerden farklı olarak tende kullanılan bir parfüm değil, mum, oda spreyi ve difüzör seçenekleriyle sunulan bir ev kokusu koleksiyonu.&nbsp;</p><p>&nbsp;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/06b1bb9e-fffc-4896-8472-583970233d28-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/06b1bb9e-fffc-4896-8472-583970233d28-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Serenay Sarıkaya Paris Moda Haftası’nda Podyuma Çıkıyor]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/unluler-stil/magazin-haberleri/serenay-sarikaya-paris-moda-haftasinda-podyuma-cikiyor</link>
									<description><![CDATA[Serenay Sarıkaya, Paris Moda Haftası kapsamında gerçekleşecek defilede dünyanın farklı ülkelerinden güzellik elçileriyle aynı podyumu paylaşacak.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/unluler-stil/magazin-haberleri/serenay-sarikaya-paris-moda-haftasinda-podyuma-cikiyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Fri, 25 Sep 2026 13:45:38 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/64ae3e5d-11a3-4b4e-a117-039875d858d4-kapak-1-2.png"/><p>Serenay Sarıkaya, Paris Moda Haftası&rsquo;nda bu kez izleyici sıralarında değil, podyumda olacak. 28 Eylül Pazartesi akşamı Paris&rsquo;te gerçekleşecek Le D&eacute;fil&eacute; kapsamında podyuma çıkacak olan Sarıkaya, aralarında Kendall Jenner, Cara Delevingne, Kristen Bell, Jane Fonda, Eva Longoria, Simone Ashley ve Andie MacDowell&rsquo;ın da bulunduğu uluslararası isimlerle aynı defilede yer alacak.</p><p>Eyfel Kulesi&rsquo;nin &nbsp;önündeki Place Joffre&rsquo;da gerçekleşecek defile, Paris Moda Haftası&rsquo;nın resmi programı kapsamında dokuzuncu kez düzenleniyor. Bu yıl &ldquo;Express Your Worth&rdquo; teması etrafında şekillenen etkinlik, farklı yaşlardan ve ülkelerden kadınları aynı podyumda bir araya getiriyor.</p><p>Sarıkaya&rsquo;nın Paris&rsquo;teki podyum deneyimi, Türkiye&rsquo;den bir ismin uluslararası bir moda haftasının bu ölçekteki etkinliklerinden birinde yer alması açısından da önemli. Oyuncu, daha önce farklı moda ve güzellik projeleriyle yer aldığı uluslararası sahnede bu kez bir defilede karşımıza çıkacak.</p><p>Defilenin kadrosunda farklı kuşaklardan ve yaratıcı alanlardan isimlerin bulunması da etkinliğin dikkat çeken noktalarından biri. Kendall Jenner ve Simone Ashley gibi günümüzün popüler kültür figürleri, Jane Fonda ve Andie MacDowell gibi uzun yıllardır sinema dünyasında yer alan kadınlarla aynı podyumu paylaşacak.</p><p><br></p><p><iframe class="instagram-media instagram-media-rendered" id="instagram-embed-0" src="https://www.instagram.com/reel/DdrKGfTIF-a/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=1080&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%3Fid%3D18064e9d-1465-43e2-83ed-b4d000df4324#%7B%22ci%22%3A0%2C%22os%22%3A1141%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="1023" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-0" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px 0px 12px; min-width: 326px; padding: 0px;"></iframe></p><p><br></p><p>Sarıkaya, defile öncesinde yaptığı açıklamada Paris Moda Haftası&rsquo;nın bir parçası olmaktan duyduğu heyecanı dile getirirken, Türkiye&rsquo;yi temsil edecek olmasının bu deneyimi kendisi için daha anlamlı hale getirdiğini belirtti. Le D&eacute;fil&eacute;, 28 Eylül Pazartesi akşamı Türkiye saatiyle 22.00&rsquo;de, Place Joffre&rsquo;da gerçekleşecek. Etkinlik, L&rsquo;Or&eacute;al Paris&rsquo;in Instagram hesabı ve resmi internet sitesi üzerinden canlı olarak yayınlanacak.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/64ae3e5d-11a3-4b4e-a117-039875d858d4-kapak-1-2.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/64ae3e5d-11a3-4b4e-a117-039875d858d4-kapak-1-2.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Porselen Makyajdan Fiyonklara “Dollcore” Etkisi]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/makyaj/porselen-makyajdan-fiyonklara-dollcore-etkisi</link>
									<description><![CDATA[Hem podyumda hem de sosyal medyada kendine yer bulan “Dollcore” trendi, oyuncak bebek estetiğinden aldığı fiyonkları, belirgin allığı ve porselen bitişli ten makyajını güzellik rutinine taşıyor. Peki, bu romantik görünümü saç ve makyajda nasıl yorumlayabiliriz?]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/makyaj/porselen-makyajdan-fiyonklara-dollcore-etkisi</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Fri, 25 Sep 2026 12:00:45 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/568ad3f0-047e-49e7-9445-c31581b5902b-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><br></p><p>Bir süredir fiyonkları yalnızca kıyafetlerde görmüyoruz. Saçlara bağlanıyor, topuzlara ekleniyor, kimi zaman da bir makyajın bütün havasını belirliyor. &ldquo;Dollcore&rdquo;, bu romantik detayları porselen bitişli ten, pembe yanaklar ve belirgin kirpiklerle bir araya getiriyor. Oyuncak bebeklerin görsel dünyasından ilham alsa da bugün karşımıza çıkan hali, yetişkinlerin saç ve makyajla kurduğu stil oyununun bir parçası.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/c061b6de-5960-43f9-8955-c71dbdbf71a5-35ec0779-8bf9-4b52-9604-bdcac4f64ff6" style="width: 300px;"></p><p><strong>Porselen Etkisi, Gerçek Cilt</strong><br>Dollcore makyajının çıkış noktası pürüzsüz görünen bir ten. Ancak bu etkiyi elde etmek için cildin bütün dokusunu kapatmak gerekmiyor. İnce yapılı bir fondöten ya da yalnızca ihtiyaç duyulan bölgelere uygulanan kapatıcı, görünümün daha güncel bir yorumunu yaratıyor. Hafif bir pudrayla parlama kontrol altına alındığında cilt h&acirc;l&acirc; cilt gibi görünüyor. &ldquo;Porselen&rdquo; etkisi de tam burada, ağır bir maskeden çok özenli bir bitişe dönüşüyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/801221f0-c391-4392-9bfc-8af7140360a5-37c09988-4b44-4f86-9923-49b5894520b5" style="width: 300px;"></p><p><strong>Allık Başrolde</strong><br>Bu görünümde allık, makyajın son dokunuşu olmaktan çıkıp merkezine yerleşiyor. Pembe ve gülkurusu tonları yanakların üst kısmına uygulanıp şakaklara doğru dağıtıldığında yüzü canlı gösteriyor. Daha teatral bir sonuç isteyenler rengi biraz yoğunlaştırabilir. Gündelik kullanımda ise iyi dağıtılmış tek bir kat, dollcore&rsquo;a gönderme yapmak için yeterli.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/fb24a92f-d2e9-4c0c-9570-99c19624369a-39f9c83b-4cfe-4a11-a326-2f1fcb07f9bd" style="width: 300px;"></p><p><strong>Kirpikler ve Dudaklarda Denge</strong><br>Belirgin kirpikler dollcore&rsquo;un karakteristik detaylarından biri. Kirpikleri ayıran ve uzatan bir maskara gözleri öne çıkarmak için çoğu zaman yeterli. Daha iddialı bir makyajda tek tek uygulanan takma kirpiklerle etki artırılabilir. Dudaklarda seçim görünümün havasını değiştiriyor. Şeffaf bir pembe parlaklık allıkla birlikte daha yumuşak bir sonuç verirken, net hatlı kırmızı bir ruj makyaja yetişkin ve biraz da teatral bir tavır katıyor. Her detayı aynı anda yükseltmek yerine göz, yanak ya da dudaktan birini öne çıkarmak görünümü daha rahat taşınır kılıyor.</p><p><strong><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/6a9409e2-0b89-4d3c-a0ea-d82a2c081506-7abc7359-e0df-47a3-b978-c0de5f8dede5" style="width: 300px;"></strong></p><p><strong>Saçta Bir Fiyonk Yeter</strong><br>Dollcore saçlarını günlük stile uyarlamanın en kolay yolu kurdeleler. Alçak bir atkuyruğuna bağlanan saten fiyonk, gevşek bir örgünün ucundaki ince kurdele ya da toplu saçın arasına iliştirilen küçük bir aksesuar görünümün yönünü hemen değiştiriyor. Daha derli toplu bir etki için parlak, düzgün taranmış bir topuz da iyi bir seçenek. Dollcore&rsquo;u ilginç kılan, baştan aşağı bir görünüme mecbur bırakmaması. Pembe allık, özenle taranmış kirpikler ve saça eklenen tek bir fiyonk&hellip; Oyuncak bebek estetiğinden alınan birkaç detay, yetişkin güzellik dilinde kendine gayet iyi yer buluyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/568ad3f0-047e-49e7-9445-c31581b5902b-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/568ad3f0-047e-49e7-9445-c31581b5902b-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Amerikan Gardırobuna Parizyen Bir Bakış]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/amerikan-gardirobuna-parizyen-bir-bakis</link>
									<description><![CDATA[Amerikan spor giyiminin rahatlığı, Paris’in ölçülü stil anlayışıyla karşılaştığında ortaya nasıl bir koleksiyon çıkar? İki farklı moda kültürünü aynı koleksiyonda buluşturan yeni işbirliği, bu sorunun cevabını klasik parçalar üzerinden arıyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/amerikan-gardirobuna-parizyen-bir-bakis</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Fri, 25 Sep 2026 10:30:19 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/8bec764a-0ebb-4346-80de-f9c1eb349b29-kapak-1.png"/><p>Amerikan giyim kültürünün en tanıdık parçaları, bu kez Paris&rsquo;in daha kontrollü ve sade bakışıyla yeniden düşünülüyor. İlk kez bir araya gelen Gap ve A.P.C., 33 parçalık koleksiyonlarında denim, Oxford gömlekler, örgülü trikolar, dış giyim ve aksesuarlar üzerinden iki farklı stil anlayışını ortak bir zeminde buluşturuyor. Buradaki fikir, gardırobun temel parçalarına farklı bir gözle bakmak. Gap&rsquo;in Amerikan casual giyimindeki geçmişi ve denim konusundaki arşivi, A.P.C.&rsquo;nin sade silüetleri ve Parizyen stili tasarım yaklaşımıyla yan yana geliyor. Ortaya da belirgin bir sezon trendinden çok, farklı parçalarla birlikte düşünülebilecek zamansız bir koleksiyon çıkıyor. Koleksiyonun referansları ise 1960&rsquo;lara uzanıyor. Sinema, müzik ve sanat dünyasının yanı sıra dönemin gündelik giyim kültürü de tasarım sürecine yön veriyor. Breton çizgileri, klasik gömlekler ve hafif nostaljik oranlar bu referansları bugünün gardırobuna taşıyor. Kaşmir, yün ve fitilli kadife gibi farklı dokular ise koleksiyonun sonbahar karakterini belirliyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/4f6fa6be-1068-4c6a-9dd5-aee1091f48e6-46d97b61-af0a-4da8-9999-ed9f3782f922" style="width: 300px;"></p><p><strong>Her Şey Denimle Başlıyor</strong><br>İki markanın buluştuğu en doğal alanlardan biri denim. Gap&rsquo;in Amerikan denim mirası ile A.P.C.&rsquo;nin kumaş ve kalıp konusundaki yaklaşımı, koleksiyonun merkezindeki parçalarda karşılığını buluyor. Özellikle erkek koleksiyonundaki Denim Jacket ve Relaxed Straight Jeans, premium Japon deniminden üretilirken, kadın koleksiyonunda High Rise Stride ve Low Rise &rsquo;90s Loose gibi farklı denim pantolon silüetleri yüzde 100 pamuklu sert denim üzerinden yeniden yorumlanıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/b3ccb6e4-a4d6-4362-b1b0-c56efcd37000-48534fc8-5025-41bc-8225-837fce17dc47" style="width: 700px;"></p><p>Denim burada yalnızca bir malzeme değil, iki markanın geçmişleri arasında kurulan ortak dil olarak da öne çıkıyor. Ancak koleksiyonun dünyası denim ve ceketlerle sınırlı değil. Oxford gömlekler, fonksiyonel dış giyim, örgülü trikolar ve aksesuarlar aynı gardırobun parçaları olarak düşünülebiliyor. Breton çizgilerinin yeniden yorumlanması, iki markanın logolarını bir araya getiren grafikler ve klasik takım parçaları da bu ortak dilin diğer unsurları arasında.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/cf76bd6c-fa29-4c51-8fdb-d6e2a2bba132-91d4063e-7ed8-48d8-8046-dd8362bc5747" style="width: 700px;"></p><p><strong>New York&ndash;Paris Hattı</strong><br>Koleksiyonun kampanya filmi The Long Way ise bu iki stil kültürü arasındaki ilişkiyi kıyafetlerin ötesine taşıyor. 1960&rsquo;ların sinemasından ilham alan ve Paris&rsquo;in Montmartre semtinde çekilen film, Amerikalı rap sanatçısı ian ile Fransız DJ Paloma Le Friant&rsquo;ın beklenmedik karşılaşması üzerinden ilerliyor.</p><p>Karl Cannone&rsquo;un yönettiği, Alastair McKimm&rsquo;in stil danışmanlığını ve Gap Kreatif Direktörü Calvin Leung&rsquo;un yaratıcı yönetmenliğini üstlendiği filmde Paris ve New York; moda, müzik ve sanatın birbirini beslediği iki yaratıcı merkez olarak karşımıza çıkıyor.</p><p><span class="fr-video fr-dvi fr-draggable" contenteditable="false"><iframe width="560" height="315" src="https://www.youtube.com/embed/lYiE4DkKAbQ?si=SnexfjWz0ZLkBX5c" title="YouTube video player" frameborder="0" allowfullscreen=""></iframe></span><br></p><p>Bir tarafta Amerikan gardırobunun rahatlığı ve işlevselliği, diğer tarafta Paris stilinin daha sezgisel ve ölçülü yaklaşımı. İkisini birbirinden ayırmak yerine aynı parçalar üzerinde buluşturmak, tanıdık gardırop klasiklerine yeni bir bağlam kazandırıyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/8bec764a-0ebb-4346-80de-f9c1eb349b29-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/8bec764a-0ebb-4346-80de-f9c1eb349b29-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Milano’da Dior İçin Yeni Bir Hikaye Başlıyor]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/milanoda-dior-icin-yeni-bir-hikaye-basliyor</link>
									<description><![CDATA[Via Monte Napoleone’deki yeni House of Dior, moda koleksiyonlarını sanat, peyzaj, mimari ve gastronomiyle aynı mekanda buluşturuyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/milanoda-dior-icin-yeni-bir-hikaye-basliyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 24 Sep 2026 14:15:44 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/790aa22c-dcac-436c-8fa9-998f1f3f7b35-houseofdior.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Jonathan Taylor</em></span></p><p><br></p><p>Milano&rsquo;nun &nbsp;Monte Napoleone Caddesi&#39;nde yeni açılan Dior adresi, ilk bakışta sıradan bir haber gibi görünebilir. Ancak tarihi binanın içine yerleşen üç katlı House of Dior, klasik bir mağaza kurgusundan biraz daha farklı ilerliyor. Amerikalı mimar Peter Marino&rsquo;nun tasarladığı mekan, Dior&rsquo;un moda dünyasındaki kodlarını mimari, sanat ve doğayla birlikte ele alıyor. Mekanın çıkış noktalarından biri Christian Dior&rsquo;un bahçelere ve doğaya duyduğu ilgi. Bu fikir binanın içinde yalnızca dekoratif bir detay olarak kalmıyor. Peyzaj mimarı Peter Wirtz tarafından tasarlanan yaşayan duvarlar, teraslar ve iç avlular yapının farklı bölümlerine dağılıyor. Geniş pencereler ise içerideki koleksiyonlarla dışarıdaki şehir sokakları arasında sürekli bir görsel ilişki halinde. Bu yaklaşım mağazanın vitrinlerinden itibaren hissedilebiliyor. Dior atölyelerinde kalan kumaş parçalarından hazırlanan vitrinlerde sarmaşıklar, limon ağaçları ve farklı hayvan figürleri Milano bahçelerinden ilham alan küçük bir manzara oluşturuyor. Jonathan Anderson&rsquo;ın Dior için hazırladığı tasarımlar da bu kurgunun içinde yer alıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/49c0f3f1-ec55-49ea-bd2e-2038be86cd85-6efd0f26-2e3a-4900-b7c7-f180c822661e" style="width: 700px;"></p><p><strong>30 Montaigne&rsquo;den Milano&rsquo;ya</strong><br>İç mekanda Dior&rsquo;un Paris&rsquo;teki 30 Montaigne adresinin izleri, Milano&rsquo;nun mimari ve tasarım diliyle yan yana geliyor. Açık tonlar, sade çizgiler ve doğal ışık, mekanın genel atmosferini kurarken merkezdeki cam çatı katlar arasında görsel bir bağlantı sağlıyor. Zemin katta aksesuarlar, ayakkabılar, deri ürünler ve erkek koleksiyonları var. Kadın koleksiyonları, Lady Dior&rsquo;un özel versiyonları ve Victoire de Castellane&rsquo;ın yüksek mücevher tasarımları birinci katta yer alıyor. İkinci katta ise Paris apartmanlarından ilham alan alçı detayların çevrelediği özel salonlar ve güzellik odası bulunuyor. Dior&rsquo;un sanatla ilişkisi de mekanın önemli parçalarından biri. Christian Dior&rsquo;un geçmişte galericilik yapmasından ilhamla, sanat eserleri burada yalnızca dekoratif nesneler olarak kullanılmıyor. Michelangelo Pistoletto&rsquo;nun Monsieur Dior portresi ve çeşitli sanat eserleri, mağazanın tasarım kurgusunun bir parçası haline geliyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/f7960dd7-f0b6-4275-b551-1e2afd19b44a-a58a7c29-7dbf-4f2b-ac5e-d27d769eae24" style="width: 700px;"></p><p><strong>Mekan Gastronomiyle Genişliyor</strong><br>House of Dior&rsquo;un içinde yer alan Monsieur Dior restoranı ise bu kültürel yaklaşımı gastronomiye taşıyor. Şef Enrico Bartolini&rsquo;nin restoranı, yine Peter Marino tarafından tasarlanmış. İç avluya açılan masalar, cam çatı ve Francesco Clemente&rsquo;nin doğadan ilham alan resmi, restoranı mağazanın doğal bir parçası kılıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/d8d33dbc-c162-4d7a-8f35-9437a876d9e3-16d40713-6b24-432c-b052-d81624557e33" style="width: 700px;"></p><p>Via Monte Napoleone&rsquo;deki yeni adres, Dior koleksiyonlarının sergilendiği bir mağazanın ötesine geçiyor. Moda, mimari, peyzaj, sanat ve gastronomi aynı yapı içinde var oluyor. Milano&rsquo;nun tasarım kültürüyle Dior&rsquo;un Paris&rsquo;ten gelen mirası da bu kez kıyafetlerin dışında, mekanın kendisinde hayat buluyor. Yeni House of Dior, 21 Eylül&#39;de gerçekleşen ve ünlü isimleri bir araya getiren bir kutlama ile kapılarını açtı.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/790aa22c-dcac-436c-8fa9-998f1f3f7b35-houseofdior.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/790aa22c-dcac-436c-8fa9-998f1f3f7b35-houseofdior.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Lug Von Siga, Milano Moda Haftası'nda İlkbahar/Yaz 2027 Koleksiyonunu Sundu]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haftalari/lug-von-siga-milano-moda-haftasinda-ilkbaharyaz-2027-koleksiyonunu-sundu</link>
									<description><![CDATA[Gül Ağış’ın 2010’da İstanbul’da kurduğu Lug Von Siga,  İlkbahar/Yaz 2027 koleksiyonu “Il Silenzio”yu 23 Eylül’de Milano Moda Haftası kapsamında sundu.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haftalari/lug-von-siga-milano-moda-haftasinda-ilkbaharyaz-2027-koleksiyonunu-sundu</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 24 Sep 2026 13:00:43 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/63eef03e-5269-423e-8004-564bd0043e7c-kapak-1.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Giuseppe Riserbato</em></span></p><p><br></p><p>&ldquo;Il Silenzio&rdquo; İtalyancada &ldquo;sessizlik&rdquo; demek. Koleksiyon, söylenmeyen sözler, özlem ve içe dönüş gibi duygular etrafında şekilleniyor. Gül Ağış&rsquo;ın koleksiyon için çıkış noktalarından biri ise Mevl&acirc;n&acirc; ve Şems&rsquo;in düşünce dünyası. Sessizliği bir boşluk olarak değil, bazı duyguların daha fazla yer bulduğu bir alan olarak ele alan &ldquo;Il Silenzio&rdquo;da bu fikir, Anadolu&rsquo;dan gelen sembollerle de karşılık buluyor. Bunlardan biri, ayrılık anında sevilen kişiye verilen mendil. Koleksiyonda mendil, özlem ve yeniden kavuşma fikriyle birlikte ele alınıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/dfa21c8a-275e-45d6-9e1c-52167be6f5cb-e6e73d19-8bb7-4a92-83ab-51a2ac51502a" style="width: 700px;"></p><p><strong>Beyaz, İpek ve El İşçiliği</strong><br>Koleksiyonun renk paletinde beyaz ve beyazın farklı tonları öne çıkıyor. İpek, şifon ve tafta; transparan yüzeyler, nakışlar ve el işi detaylarla bir araya geliyor. Akışkan kumaşlar daha yapılı formlarla buluşurken, Anadolu&rsquo;nun zanaat geleneğinden gelen bazı el işi teknikleri de çağdaş silüetlerde karşılık buluyor. Büyükannelerin çeyizlerinde karşılaşılan el işi detayları da koleksiyonda farklı biçimlerde karşımıza çıkıyor. El emeği gerektiren bu uygulamalar, &ldquo;Il Silenzio&rdquo;nun daha yavaş ve zamana yayılan üretim fikrini destekliyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/558ea356-ae5f-4ada-ba0f-ab007747888d-884336a5-4d9a-4a41-95e8-76dcd04c2e97" style="width: 700px;"></p><p><strong>16 Yıl Sonra Milano&rsquo;da</strong><br>Milano&rsquo;nun Gül Ağış&rsquo;ın hikayesinde ayrı bir yeri var. Istituto Marangoni&rsquo;de eğitim alan Ağış, profesyonel kariyerinin yaklaşık 10 yılını şehirde geçirdi. Costume National&rsquo;de Ennio Capasa&rsquo;nın ekibinde dört yıl çalıştıktan sonra İstanbul&rsquo;a dönen tasarımcı, 2010 yılında Lug Von Siga&rsquo;yı kurdu. Aradan geçen 16 yılın ardından Milano&#39;ya yeniden dönen Ağış, bu kez kendi markasıyla moda haftasında. &ldquo;Il Silenzio&rdquo;nun merkezindeki hafıza, özlem ve dönüş gibi kavramlar da bu hikayeyle birlikte düşünüldüğünde koleksiyona derinlikli bir katman ekliyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/73a7e65f-8dec-424d-ac07-ebff4ef6dc45-e5f22752-06cd-4ff4-999e-e082530d1cff" style="width: 700px;"></p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/63eef03e-5269-423e-8004-564bd0043e7c-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/63eef03e-5269-423e-8004-564bd0043e7c-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Nina Ananiashvili’nin "Kuğu Gölü" Türkiye’ye Geliyor]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/nina-ananiashvilinin-kugu-golu-turkiyeye-geliyor</link>
									<description><![CDATA[Nina Ananiashvili’nin sanat yönetimindeki Gürcistan Devlet Balesi, "Kuğu Gölü" ile ocak ayında Türkiye’ye geliyor. Üstelik İstanbul gösterilerinde Tchaikovsky’nin müziğini canlı orkestra seslendirecek.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/nina-ananiashvilinin-kugu-golu-turkiyeye-geliyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 24 Sep 2026 12:00:21 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/628fe1af-e5cf-4220-82d6-649bdce912ce-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: 26 Temmuz, London Coliseum&#39;da Kuğu Gölü Balesi - Katja Ogrin&nbsp;</em></span></p><p><br></p><p>Göl kıyısında bir kuğu, sarayda verilen bir balo, birbirine benzeyen iki kadın ve yanlış kişiye edilen bir aşk yemini&hellip; Tchaikovsky&rsquo;nin müziğiyle 1877&rsquo;de Moskova&rsquo;daki Bolshoi Tiyatrosu&rsquo;nda ilk kez sahnelenen bale, yaklaşık 150 yıldır bu hikayeyi farklı kuşakların karşısına çıkarıyor. Ocak ayında sıra Türkiye seyircisinde. Gürcistan Devlet Balesi&rsquo;nin &quot;Kuğu Gölü&quot; prodüksiyonu, Piu Entertainment organizasyonuyla İstanbul ve Ankara&rsquo;da sahnelenecek. &nbsp;Eserin merkezinde, büyücü Rothbart&rsquo;ın lanetiyle kuğuya dönüştürülen Prenses Odette var. Göl kıyısında karşılaştığı Prens Siegfried&rsquo;in aşk yemini büyüyü bozabilecek güçte. Ancak Rothbart, Odette&rsquo;e benzeyen Odile&rsquo;i prensin karşısına çıkarınca hikaye aşk kadar aldatma ve ihanet üzerine de kuruluyor. Beyaz Kuğu Odette ile Siyah Kuğu Odile&rsquo;in karşı karşıya gelişi, &quot;Kuğu Gölü&quot;nün en güçlü sahne imgelerinden birini yaratıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/262016cb-7363-4681-b318-276782cc3e94-9f418981-fda2-4dbc-b271-92af4c2fe5c6" style="width: 300px;"></p><p><strong>Klasik Koreografiye Nina Ananiashvili&rsquo;nin Yorumu</strong><br>Gürcistan Devlet Balesi&rsquo;nin başında, 2004 yılından bu yana Nina Ananiashvili bulunuyor. Bolshoi Ballet ve American Ballet Theatre&rsquo;ın eski baş balerini olan Ananiashvili, <em>The Daily Telegraph</em> tarafından &ldquo;gelmiş geçmiş en büyük 12 balerin&rdquo; arasında gösterilmişti. Türkiye&rsquo;de izlenecek prodüksiyonun libretto uyarlamasını üstlenen sanatçı, koreografik versiyonu ve sahnelemeyi Alexey Fadeechev ile birlikte hazırladı. Yapımın çıkış noktasında ise &quot;Kuğu Gölü&quot;nün klasik koreografisini şekillendiren Marius Petipa ve Lev Ivanov&rsquo;un çalışması yer alıyor. Uluslararası turneleriyle tanınan topluluk, 2008 Edinburgh Uluslararası Festivali&rsquo;nde Herald Angels Ödülü&rsquo;nü aldı. &quot;Kuğu Gölü&quot; prodüksiyonunu da 2024&rsquo;te London Coliseum sahnesine taşıdı. Şimdi aynı yapım, elle boyanan dekorları, Cyrille Gassilline imzalı kostümleri ve Steen Bjarke&rsquo;nin ışık tasarımıyla Türkiye&rsquo;ye geliyor. Dekor tasarımı David Monavardisashvili&rsquo;ye ait. İstanbul&rsquo;da sahnede dansçılara Şef Levan Jagaev yönetimindeki Piu Senfoni Orkestrası eşlik edecek. Tchaikovsky&rsquo;nin müziği, 16 Ocak&rsquo;taki iki gösteride canlı seslendirilecek. Ankara gösterisi ise ertesi akşam ATO Congresium&rsquo;da gerçekleşecek.&nbsp;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/628fe1af-e5cf-4220-82d6-649bdce912ce-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/628fe1af-e5cf-4220-82d6-649bdce912ce-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Milano Moda Haftası MM6 Maison Margiela İlkbahar/Yaz 2027: Form Fonksiyonu Değiştirirse]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haftalari/milano-moda-haftasi-mm6-maison-margiela-ilkbaharyaz-2027-form-fonksiyonu-degistirirse</link>
									<description><![CDATA[MM6 Maison Margiela, İlkbahar/Yaz 2027’de tanıdık parçaları yeniden tasarlamak yerine onlara başka türlü davranmanın yollarını arıyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haftalari/milano-moda-haftasi-mm6-maison-margiela-ilkbaharyaz-2027-form-fonksiyonu-degistirirse</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 24 Sep 2026 10:30:48 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/db3cb0b9-9d8b-42b4-8b98-59285b45e86d-kapak-1.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><br></p><p>MM6 Maison Margiela İlkbahar/Yaz 2027 koleksiyonunda kıyafetler yer değiştiriyor. Pantolon elbiseye, kazak ise eteğe dönüşüyor. Form değişiyor, kullanım şekli değişiyor, silüet değişiyor, kıyafetin kimliği ise büyük ölçüde aynı kalıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/2da36dab-c07f-4292-a637-47059ed531b2-bcee5786-a1d1-4153-ab86-3807cf7763e4" style="width: 700px;"></p><p>Gömlek kare bir forma katlanarak elbise olarak giyiliyor ama gömlek gibi gözükmeyi bırakmıyor. Kazak eteğe dönüştüğünde, omuz vatkasının kalça için yeniden yorumlandığı küçük detayla bir hacim kazanıyor. Üstelik aynı kazak istersek h&acirc;l&acirc; kazak olarak giyilebiliyor. MM6&rsquo;nın yaklaşımı da burada okunabiliyor: Hiçbir şey tek bir kullanıma mahkum değil.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/f4e870ff-912c-4c51-9682-7202995e5726-499a8e4a-b7a2-49cc-9435-e99bdd098ae6" style="width: 700px;"></p><p>Bu oyunbazlık koleksiyona beklenmedik bir yumuşaklık da getiriyor. küçük Henley&rsquo;ler, soluk renkli kabanlar ve vintage hissi veren mini şortlar, yapısını gösterecek şekilde kendi üzerine katlanan elbiselerle yan yana geliyor. Biraz çocukken kıyafetlerle oynadığımız günleri hatırlatan bu görünümler MM6&rsquo;nın alışılmış kavramsal yaklaşımını daha hafif bir noktaya taşıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/64894d6b-2b46-420b-9009-2626bbb2c53f-f26cb0e7-2bdc-482c-92f2-3f0a8b039f47" style="width: 700px;"></p><p>Erkek giyiminde de aynı fikir devam ediyor. Gömleklerin yakaları ve düğmeleri ortaya çıkmak yerine yana kayıyor, smokin pantolonunun şeridi iç tarafa taşınıyor. Martin Margiela&rsquo;nın düşük ağlı pantolonu bu kez daha dar bir forma kavuşuyor. Çift kemerler ve bilinçli olarak kaydırılmış oranlar kıyafetleri tanıdık bırakırken onları biraz yanlış yerdeymiş gibi gösteriyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/479e8ecf-4b62-4018-80ab-d5d04180adf4-26e5d5e4-a5bd-4ac5-84c3-cf5455eda5e7" style="width: 700px;"></p><p>Koleksiyonun en eğlenceli anlarından biri ise MM6&rsquo;nın kendi ismiyle oynadığı bölüm. Üst üste yerleştirilmiş altı Havaianas, markanın &ldquo;6&rdquo; rakamına olan bağına gönderme yapıyor. Sonuçta burada yeni bir gardırop yaratılmıyor. Daha çok, zaten bildiğimiz parçaların başka ihtimallerini görmemiz sağlanıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/9c1f3eaf-1369-462e-a4c0-da93ce3254f3-21f15065-ab16-4aba-a724-580ed5410032" style="width: 700px;"></p><p>MM6&rsquo;nın İlkbahar/Yaz 2027&rsquo;de yaptığı şey de bu: Yeni kıyafetler sunmak yerine var olanlara biraz daha fazla hareket alanı bırakmak. Bir gömlek sadece gömlek olmak zorunda değil ama isterse yine de gömlek olabilir.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/db3cb0b9-9d8b-42b4-8b98-59285b45e86d-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/db3cb0b9-9d8b-42b4-8b98-59285b45e86d-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Güç ve Zarafet Aynı Zamanda]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/mucevher-saat/guc-ve-zarafet-ayni-zamanda</link>
									<description><![CDATA[Serena Williams ve Audemars Piguet, on yılı aşkın dostluklarını yüksek saatçilik zanaatını feminen güçle buluşturan özel bir tasarımla taçlandırıyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/mucevher-saat/guc-ve-zarafet-ayni-zamanda</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 24 Sep 2026 09:15:01 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/38d0e90a-b651-4795-9307-6e742e2c9518-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z%20-%2024%20A%C4%9Fustos%202026%2014.31.19%C2%A0(1).png"/><p>Zamanı sadece ölçülebilen bir kavram olmaktan çıkarıp onu sabırla işleyen yüksek saatçilik dünyasında, bazı bağlar sıradan bir marka elçiliğinin ötesine geçer. Audemars Piguet ve Serena Williams&rsquo;ın on yılı aşkın süredir devam eden yolculuğu tam olarak böyle bir ortaklığa dayanıyor. Spor dünyasından girişimciliğe, yapımcılıktan anneliğe uzanan çok katmanlı hayatında Serena, zamanın yeniden başlama cesaretine tanıklık ettiğini her adımda kanıtladı. Le Brassus merkezli İsviçreli Haute Horlogerie üreticisi, bu ilham verici duruşu şimdi Serena&rsquo;nın vizyonunu taşıyan özel bir tasarımla taçlandırıyor: Royal Oak Selfwinding Chronograph &ldquo;Serena Williams&rdquo; Limited Edition. 38 mm boyutundaki bu yeni sınırlı üretim model, gücün ve zarafetin aynı kadrajda nasıl kusursuz bir denge kurabileceğinin editoryal bir özeti niteliğinde.<br><br><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/8691d07a-b2ca-4b93-9e97-fe6511bb03c6-02ba170d-bf0e-4aa4-8029-3cd5c9a96bf0" style="width: 600px;"></p><p><strong>Zıtlıkların Estetik Uyumu</strong><br>Serena Williams&rsquo;ın karakteristik gücü ve feminen zarafeti, saatin mimarisinde net bir şekilde hissediliyor. Orta kasa, bezet, kurma kolu ve entegre bilezik, yüksek dayanıklılığı ve homojen tonuyla bilinen beyaz seramikten üretildi. İşlenmesi son derece yüksek hassasiyet gerektiren bu sert materyal, saten fırçalama ve pah kırma adımlarının elle uygulanmasıyla Royal Oak&rsquo;un o ikonik mimarisini gözler önüne seriyor.<br><br>Tasarıma ruhunu veren ana dokunuş ise pembe tonlu sedef (mother-of-pearl) kadran. Kadınsı enerjiyi, sezgiyi ve içsel gücü temsil eden bu iridesan (yanardöner) yüzey, seramiğin masif ve dayanıklı yapısıyla yumuşak bir tezat oluşturuyor. Kadranı tamamlayan ışıltılı beyaz altın kollar ve indeksler, sayaçları çevreleyen rodyum tonlu detaylarla iki renkli bir estetik sunuyor. Saat 4 ile 5 arasına konumlandırılan pembe tarih penceresi ise görsel uyumu bozmadan net bir okunabilirlik sağlıyor.</p><p>Değişime ve çok yönlülüğe açık olan tasarım, sadece seramik bilezikle sınırlı değil. Model, beyaz seramik çivilerle detaylandırılmış pembe kauçuk kayış ve titanyum AP katlanır klips seçeneğiyle de stil seçeneklerini zenginleştiriyor.</p><p><strong><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/0d85d6c6-1a53-49b6-a24b-e8e0b3942024-056d1f3f-230e-4307-a96c-460eb85c60e8" style="width: 400px;"></strong><br><strong>Teknikte Yeni Bir Sayfa<br></strong>Performans odaklı bir felsefenin eseri olan saat, gücünü Audemars Piguet&rsquo;nin bu yıl tanıttığı yeni nesil entegre kronograf mekanizması Calibre 6401&rsquo;den alıyor. Yaklaşık otuz yıldır markanın kompakt kronograflarına hayat veren efsanevi Calibre 2385&rsquo;in yerini alan bu mekanizma, ergonomi ve uzun vadeli dayanıklılık hedeflenerek tamamen bünyede (in-house) geliştirildi.<br><br>Patentli dikey kavrama (vertical clutch) sistemine sahip entegre kolon çarklı mekanizma, parça sayısının azaltılması sayesinde çok daha pürüzsüz bir kullanım ve yüksek güvenilirlik vaat ediyor. Kadran düzeninde de yeniliğe giden Calibre 6401; dakika ve saat sayaçlarını sırasıyla saat 9 ve 3 yönüne taşırken, anlık atlayan tarih göstergesini 4 ile 5 arasına yerleştiriyor.</p><p>Safir arka kapaktan izlenebilen 22 ayar pembe altın sallanır ağırlık (oscillating weight) ve C&ocirc;tes de Gen&egrave;ve, dairesel fırçalama gibi geleneksel dekorasyonlar, titanyum çerçevenin üzerindeki &ldquo;Limited Edition&rdquo; işlemesiyle tamamlanıyor.<br><br><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/5fcf8fef-bb21-4074-804f-815a8c5ae49f-eecee350-65a1-4f8e-9f5e-af10838cfb4a" style="width: 600px;"></p><p><strong>Sporun Efsaneleriyle Yazılan Bir Miras</strong><br>Audemars Piguet&rsquo;nin spor dünyasıyla kurduğu bağ, 1997 yılında Royal Oak&rsquo;un 25. yılına özel üretilen ilk kronograf modeliyle (ref. 25860) köklendi. 1999&rsquo;da America&rsquo;s Cup anısına tasarlanan &ldquo;City of Sails&rdquo;, 2008&rsquo;de kriket efsanesi Sachin Tendulkar ve 2012&rsquo;de Leo Messi adına üretilen özel edisyonlar, markanın zamanı performansla ölçen disiplinlere duyduğu saygının birer simgesiydi.</p><p>Serena Williams ise tasarımdaki kendi imzasını ve felsefesini şu sözlerle özetliyor: &ldquo;İnsanlar genelde bende gücü ve rekabeti görüyor; ancak bunun yanında yaratıcılık, sezgi ve neşe de var. Beyaz seramik güçlü ve dayanıklı hissettirirken, pembe sedef kadran sıcaklık ve yumuşaklık katıyor. Bu saat bana güç ile zarafet arasında bir seçim yapmak zorunda olmadığımı, her ikisine de aynı anda sahip olunabileceğini hatırlatıyor.&rdquo;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/38d0e90a-b651-4795-9307-6e742e2c9518-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z%20-%2024%20A%C4%9Fustos%202026%2014.31.19%C2%A0(1).png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/38d0e90a-b651-4795-9307-6e742e2c9518-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z%20-%2024%20A%C4%9Fustos%202026%2014.31.19%C2%A0(1).png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Bir Mekanı Tasarlamaya Nereden Başlarsınız?]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/bir-mekani-tasarlamaya-nereden-baslarsiniz</link>
									<description><![CDATA[Bir iç mimar için boş bir mekan kimi zaman bir plan, kimi zaman bir malzeme, kimi zaman da bir fikirle anlam kazanmaya başlıyor. Tasarım sürecinin ilk adımı aslında yaratıcı yaklaşımınızı gösteriyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/bir-mekani-tasarlamaya-nereden-baslarsiniz</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 24 Sep 2026 09:00:46 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/be18a93c-9300-4b34-ad00-4dcb1b3ec888-kapak-1.png"/><p>Boş bir mekanla karşılaştığımızda zihnimizde farklı ihtimaller oluşmaya başlar. Kimi için ilk adım planı incelemek, girişleri çözmek ve ışığın mekan içindeki hareketini anlamak olur. Kimi ise daha ilk anda renkleri, malzemeleri, dokuları veya mekanın nasıl hissettirmesi gerektiğini düşünmeye başlar. İç mimarlıkta tek bir problem çözme yönteminden söz etmek mümkün değil. Bir projenin nasıl ele alındığı, tasarımcının estetik yaklaşımı kadar problem çözme biçimini ve çalışma kültürünü de ortaya koyuyor. Bu nedenle yaratıcı süreci anlamak yalnızca tasarım pratiğini değil, bir iç mimarın kendi imzasını nasıl oluşturduğunu da keşfetmenin bir yolu.</p><p><strong>Önce Mekanı Çözenler</strong><br>Bazı tasarımcılar için her şey planla başlıyor. Mekanın nasıl kullanılacağı, dolaşımın nasıl kurulacağı, doğal ışığın nereden geldiği, ölçüler ve ergonomi gibi unsurlar tasarımın ilk aşamasını oluşturuyor. Bu yaklaşımda estetik, işlevden bağımsız düşünülmüyor tabii. Mobilyanın konumundan duvarların teknik gerekliliklerine kadar her detayın mekanın bütünüyle ilişki içinde olması önemli. Ortaya çıkan projelerde düzen, işlevsellik ve mekansal akış öne çıkıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/b906e792-e38e-44ee-aa41-57116cf036f6-2d4228fa-3d83-4f52-b9ad-ae82cccce148" style="width: 300px;"></p><p style=""><strong>Atmosferden Yola Çıkanlar</strong><br>Bazı projeler ise bir plan çizilmeden önce bir hisle şekilleniyor. Burada malzeme, renk, ışık ve doku yalnızca görsel unsurlar değil, mekanın atmosferini oluşturan temel araçlar olarak ele alınıyor. Ahşabın sıcaklığı, ketenin dokusu, mermerin yüzeyi veya yumuşak bir ışığın yarattığı etki tasarım sürecinin başlangıç noktası olabiliyor. Bu yaklaşımda iç mimarlık yalnızca bir odanın nasıl görüneceğiyle değil, içinde nasıl hissedileceğiyle de ilgileniyor.&nbsp;</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/8d9ba4ee-c905-4ec1-9320-ce4d31188f04-921184c3-5cbb-41aa-b5e8-3e0a1f0489f2" style="width: 300px;"></p><p><strong>Fikrin Peşinden Gidenler</strong><br>Bir başka yaklaşımda ise projenin çıkış noktası belirgin bir fikir. Tasarımcı için mevcut normları tekrar etmekten çok, mekana özgü bir anlatı kurmak önem taşıyor. Bu süreçte özel üretim parçalar, yerel zanaatlarla işbirlikleri, alışılmadık malzeme kullanımları veya mimari çözümler tasarımın parçası haline gelebiliyor. Amaç yalnızca farklı görünen bir mekan yaratmak değil, projenin kendi bağlamından doğan bir karakter oluşturmak. Böylece tasarım, belirli bir dönemin trendlerinden bağımsız olarak kendi fikrini ortaya koyuyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/4bcc7bc2-3f55-48d2-8351-0e1470ee02f5-13f40308-38e3-48f1-8495-107265cebabf" style="width: 300px;"></p><p><strong>Tasarımın Ötesini Düşünenler</strong><br>İç mimarlık pratiğinin tasarımın ötesindeki süreci ise gerçeğe dönüştürmek. Tasarımın kendisi kadar bütçe, zamanlama, tedarik, ekip koordinasyonu ve müşteri ilişkileri de projenin sonucunu belirliyor. Bir projenin iyi görünmesi kadar planlanan zamanda ve koşullarda tamamlanması da tasarımın bir parçası olarak görülüyor. Özellikle büyük ölçekli projelerde estetik kararlarla operasyonel süreçlerin birlikte yönetilmesi tasarım pratiğinin önemli bir bölümünü oluşturuyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/d764d71d-8161-4aea-becb-d58cf9fd7d5e-f1fbbd29-3a9e-492f-a09e-e58b62889f49" style="width: 300px;"></p><p><strong>Yaratıcı Sürecinizi Tanımak İlk Adım</strong><br>Bu dört yaklaşım elbette birbirinden kesin çizgilerle ayrılmıyor. Bir iç mimar aynı projede planlama, atmosfer, kavramsal düşünce ve proje yönetiminin farklı aşamalarından yararlanabilir. Asıl önemli olan, hangi yöntemin tasarım sürecinizde daha baskın olduğunu ve güçlü olduğunuz alanları fark etmek.</p><p>Günümüzde iç mimarlık yalnızca mekanları dekore etmekle sınırlı değil. Bir fikri geliştirmek, onu doğru malzemeler ve mekansal kararlarla ifade etmek, ardından bu fikri uygulanabilir bir projeye dönüştürmek tasarım pratiğinin birbirini tamamlayan parçalarını oluşturuyor.</p><p>Bu yaklaşım, mesleğin yaratıcı tarafıyla birlikte stratejik ve profesyonel boyutunu da anlamayı gerektiriyor. ELLE Education by Mindway&rsquo;in Interior Design yüksek lisans programı, akademik eğitimi sektör profesyonellerinin deneyimleriyle bir araya getirerek iç mimarlığın yaratıcı sürecini farklı aşamalarıyla ele alıyor. Program, konsept geliştirmeden proje yönetimine uzanan süreçte tasarım pratiğinin hem yaratıcı hem de profesyonel tarafına odaklanıyor. Kendi yaratıcı yaklaşımınızı tanımak ve süreçle ilgili detaylı bilgiye sahip olmak için <a href="https://elle.education/en/programs/?utm_source=elle_turkia&utm_medium=blog&utm_campaign=elle_turkia_blog_artdesignertype_26_septiembre" target="_blank">programı</a> inceleyebilirsiniz.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/be18a93c-9300-4b34-ad00-4dcb1b3ec888-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/be18a93c-9300-4b34-ad00-4dcb1b3ec888-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Mekanizmasını Görünür Kılan Yeni Bir Saat]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/mucevher-saat/mekanizmasini-gorunur-kilan-yeni-bir-saat</link>
									<description><![CDATA[Millenyium Automatic Skeleton, açık kadranı ve otomatik mekanizmasıyla mekanik saatçiliği tasarımın merkezine taşıyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/mucevher-saat/mekanizmasini-gorunur-kilan-yeni-bir-saat</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 23 Sep 2026 15:45:34 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/3465ded7-9503-4e99-b0f0-1f891183bc95-kapak-1.png"/><p>Saat tasarımında mekanizmanın görünür olması, skeleton modellerin temel özelliklerinden biri. Millenyium Automatic Skeleton da bu yaklaşımı, şeffaf kadranı üzerinden uyguluyor. Kadranın altında yer alan otomatik mekanizma doğrudan görülebilirken, saatin çalışmasını sağlayan parçalar tasarımın kendisi haline geliyor.</p><p>Model 40 mm çapında çelik bir kasaya sahip. Kasada Greca motifli bir bezel kullanılırken, 12 yönünde Medusa başı detayı yer alıyor. Bu detaylar, Versace&rsquo;nin saat koleksiyonlarında kullandığı tasarım kodlarını modelin dışına taşıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/6cba4804-65de-439c-bc38-e5ee38362128-715abecc-17da-493f-b7f3-502bf3f3d382" style="width: 700px;"></p><p>Saatte Swiss Made otomatik Landeron mekanizma bulunuyor. Üç ibreli mekanizma, saatin temel zaman gösterimini sağlıyor. Skeleton kadran ise mekanizmanın hareketini ön taraftan takip etmeye olanak tanıyor.</p><p>Millenyium Automatic serisinde skeleton modelin yanı sıra Bi-colour yeşil kadranlı başka bir versiyon da var. Koleksiyonun farklı modellerinde Greca motifi ve Medusa detayı ortak tasarım unsurları olarak öne çıkıyor. Millenyium Automatic Skeleton, Türkiye&rsquo;de Saat&amp;Saat ayrıcalığıyla saat tutkunlarıyla buluşuyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/3465ded7-9503-4e99-b0f0-1f891183bc95-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/3465ded7-9503-4e99-b0f0-1f891183bc95-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[212 Photography Istanbul, 26 Eylül’de Şehre Yayılıyor]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/212-photography-istanbul-26-eylulde-sehre-yayiliyor</link>
									<description><![CDATA[Fotoğrafın 200. yılına odaklanan 212 Photography Istanbul, 26 Eylül–11 Ekim tarihleri arasında dokuzuncu kez İstanbul’un farklı noktalarını sergiler, konuşmalar, atölyeler ve özel projelerle buluşturmaya hazırlanıyor. ]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/212-photography-istanbul-26-eylulde-sehre-yayiliyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 23 Sep 2026 14:00:28 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/4a520889-7d20-4c90-a18c-2b5c47892aff-kapak-1.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Kapak Fotoğrafı: Martin Parr</em></span></p><p><br></p><p>Sezonun yoğun sanat takvimine bir yenisi ekleniyor. 212 Photography Istanbul, 26 Eylül&ndash;11 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek dokuzuncu edisyonunda dünyanın farklı coğrafyalarından sanatçıları ve farklı fotoğraf yaklaşımlarını şehrin kültür-sanat rotasına taşıyacak. Sergilerin yanı sıra konuşmalar, sanatçı buluşmaları, film gösterimleri, atölyeler ve şehir rotalarından oluşan program, fotoğrafın yalnızca bir görüntü üretme biçimi olmadığını, hafıza, kimlik, doğa, şehir ve teknolojiyle kurduğu ilişki üzerinden farklı hikayeler anlatabileceğini gösteriyor. Festivalin 2026 programı, fotoğrafın iki yüzyıllık geçmişine bakarken aynı zamanda bugün nasıl değiştiğine de odaklanıyor.</p><p><strong>Fotoğrafın Hafızasından Bugüne</strong><br>Festivalin bu yılki programında fotoğraf tarihinin önemli isimleriyle çağdaş sanatçılar yan yana geliyor. Martin Parr, 50 yılı aşan üretiminden bir seçki sunan &quot;Short &amp; Sweet / Retrospektif Bir Bakış&quot; ile festivalde yer alırken, Frank Horvat&rsquo;ın &quot;Please Don&rsquo;t Smile / Gülümseme Lütfen&quot; sergisi moda fotoğrafına daha doğal ve samimi bir bakış öneriyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/771450c2-40e6-4564-90f3-fcd952b92112-e3e2414b-dc84-401b-96b3-ecb4970da3b8" style="width: 700px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Frank Horvat</em></span></p><p>Fotoğrafı çevre ve insan arasındaki ilişki üzerinden ele alan Yann Arthus-Bertrand ise &quot;Legacy: A Life as a Photographer and Filmmaker / Bir Bakışın Mirası&quot; ile 1970&rsquo;lerden bugüne uzanan üretimini İstanbul&rsquo;a taşıyor. Helene Schmitz&rsquo;in &quot;A Botanical Affair / Botanik Bir Serüven&quot; sergisi doğaya ve bitkilere odaklanırken, Desir&eacute;e Dolron&rsquo;un &quot;Uncertain, TX / Belirsizliğin Manzarası&quot; çalışması görüntü ve ses aracılığıyla doğadaki neredeyse fark edilmeyen değişimleri araştırıyor.</p><p><strong>Kimlik, Doğa ve Teknoloji</strong><br>Programın çağdaş fotoğraf bölümünde farklı üretim biçimleri bir araya geliyor. Omar Victor Diop&rsquo;un &quot;Allegoria / Birlikte Var Olmak&quot; sergisi tarih, kimlik ve temsil meselelerine odaklanırken, Catherine Nelson&rsquo;ın &quot;Future Memories / Bir Gezegenin Portresi&quot; çalışması fotoğraf ve dijital kolajı bir araya getirerek doğaya dair algımızı yeniden düşünüyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/dbc0dbce-5c7f-41ca-864e-8fae5cbfec46-ec958446-5dfc-4fca-b9e2-2059cabe7a75" style="width: 700px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Yann Arthus-Bertrand</em></span></p><p>Türkiye&rsquo;nin dijital sanat alanındaki isimlerinden Erdal İnci, Ozan Türkkan ve Selçuk Artut&rsquo;un &quot;Ekosistem / Echo-System&quot; sergisi de doğal ve dijital olan arasındaki ilişkiye bakıyor. Cihan Öncü&rsquo;nün &quot;Durgun Devinim / Still in Motion&quot; sergisinde ise hareket ve zaman tek bir kare içinde araştırılıyor.</p><p><strong>İstanbul&rsquo;da Brezilya Modernizmi</strong><br>Festivalin uluslararası programındaki önemli duraklardan biri de On Construction: Brazilian Modernist Photography 1939&ndash;1964 / Modernizmin İnşası&quot;. Geçtiğimiz yıl en önemli fotoğraf buluşmalarından biri olan Les Rencontres d&rsquo;Arles programında yer alan sergi, ilk kez İstanbul&rsquo;da izleyiciyle buluşacak.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/2c6be1ab-0649-4a5b-8776-7823aea2d4bd-89addb6b-ad9f-41d1-9505-1b1bccd55a26" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Julia Hetta</em></span></p><p>Marcella Legrand Marer ve Heloisa Espada Costa&rsquo;nın küratörlüğünde hazırlanan sergi, 1939&ndash;1964 yılları arasında Brezilya modernizminin görsel hafızasını şekillendiren fotoğrafçıları bir araya getiriyor. Fotoğraf üzerinden ülkenin geçirdiği kültürel dönüşüme bakan sergi, Brezilya&rsquo;nın modernleşme sürecine beklenmedik bir perspektiften yaklaşıyor.</p><p>İskandinavya&rsquo;nın güncel fotoğraf sahnesine odaklanan &quot;Colours of Scandinavia / İskandinavya&rsquo;nın Renkleri&quot; ise farklı kuşaklardan 18 fotoğrafçıyı bir araya getiriyor. Bölgenin doğası, toplumu, kimlikleri ve gündelik yaşamına farklı bakışlar sunan sergi, 212 Studio&rsquo;da görülebilecek.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/78c1372d-604b-4f7f-b7d8-7f947779f412-e0cfd928-aebf-42f4-8bdb-efe08f013cfe" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>David Szauder</em></span></p><p><strong>Fotoğrafın Kitapları da Hikayenin Bir Parçası</strong><br>212 Photography Istanbul&rsquo;un programı sergilerle sınırlı değil. &quot;From Gaze to Page / Bakıştan Sayfaya&quot;, fotoğraf kitabını bağımsız bir yaratıcı ve yayıncılık alanı olarak ele alırken Fransa&rsquo;daki bağımsız fotoğraf kitabı yayınevlerini İstanbul&rsquo;da bir araya getiriyor. &quot;Body States / Beden Halleri&quot; ise Arles Ulusal Fotoğraf Yüksekokulu&rsquo;nun genç sanatçılarına odaklanıyor.</p><p>Festivalin şehirle kurduğu ilişki ise atölye ve keşif rotalarında devam ediyor. Karaköy&rsquo;den Perşembe Pazarı&rsquo;na, Kadıköy&rsquo;den İstanbul Manifaturacılar Çarşısı&rsquo;na uzanan rotalarda fotoğraf, mimarlık, sinema ve kamusal sanatla birlikte ele alınıyor. Film gösterimleri, söyleşiler, performanslar ve müzik buluşmaları da programın diğer parçalarından bazıları.</p><p>Portfolyo Değerlendirmeleri ise festivalin ilk yılından bu yana devam eden programlardan biri. Fotoğrafçılar, festivalde yer alan sanatçılarla birebir görüşerek çalışmalarını değerlendirme ve üretimleri üzerine profesyonel geri bildirim alma fırsatı buluyor.</p><p><br></p><p><iframe class="instagram-media instagram-media-rendered" id="instagram-embed-0" src="https://www.instagram.com/reel/Dc0egA4Ilho/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=675&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%3Fid%3D338d81f6-d906-4671-b74c-b4ce00e57219#%7B%22ci%22%3A0%2C%22os%22%3A1305%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="1629" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-0" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px 0px 12px; min-width: 326px; padding: 0px;"></iframe></p><p><br></p><p><strong>212 Photography Istanbul Fotoğraf Yarışması</strong><br>Festival kapsamında bu yıl da uluslararası fotoğraf yarışması düzenleniyor. Amatör ve profesyonel fotoğrafçılara açık olan yarışma, farklı coğrafyalardan ve perspektiflerden gelen görsel hikayeleri bir araya getirmeyi amaçlıyor.&nbsp;</p><p>212 Photography Istanbul&rsquo;un dokuzuncu edisyonu, fotoğrafın 200. yılında fotoğrafın bugün nasıl üretildiğine ve farklı disiplinlerle nasıl bir araya geldiğine odaklanıyor. 26 Eylül&rsquo;de başlayacak festival, 11 Ekim&rsquo;e kadar İstanbul&rsquo;un farklı noktalarında şehri fotoğrafın farklı bakışlarıyla yeniden görmeye davet ediyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/4a520889-7d20-4c90-a18c-2b5c47892aff-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/4a520889-7d20-4c90-a18c-2b5c47892aff-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[2026 Sonbahar Makyaj Trendlerinde Neler Var?]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/makyaj/2026-sonbahar-makyaj-trendlerinde-neler-var</link>
									<description><![CDATA[2026 sonbahar/kış makyajı tek bir görünümde karar kılmıyor. Ten makyajı hafifliyor, gözler renkleniyor, dudaklar ise parlaklıkla bakımı bir araya getiriyor. Yeni sezonun en güzel yanı ise bütün bu fikirleri aynı anda uygulamak zorunda olmamanız.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/makyaj/2026-sonbahar-makyaj-trendlerinde-neler-var</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 23 Sep 2026 12:00:39 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/0297ec0b-bcd3-4dd4-89a0-41b92170fae8-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><br></p><p>Yaz boyunca alıştığımız hafif makyajı geride bırakmak için acelemiz yok! Ama sonbahar/kış 2026 podyumlarına baktığımızda, o sade ten görünümünün yanına daha cesur renklerin ve dokuların geldiğini görüyoruz. Bir defilede göz kapakları metalik lilayla ışıldıyor, diğerinde sıcak kahveler neredeyse parmakla dağıtılmış gibi duruyor. Dudaklarda ise parlaklık ve koyu meyve tonları öne çıkıyor. Podyumlardan yeni sezona taşımak isteyeceğimiz makyaj fikirlerini bir araya getirdik.</p><p><strong><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/453f979a-e207-44f2-94af-55e791ef94ac-946333a0-c375-47a5-9373-048c4db5d068" style="width: 300px;">Teniniz Görünsün</strong><br>Bu sezon iyi bir ten makyajı, cildi baştan sona kapatmak anlamına gelmiyor. Kapatıcı yalnızca ihtiyaç duyulan noktalara uygulanıyor, ince yapılı ten ürünleri cilt tonunu eşitliyor, doğal doku ise görünür kalıyor. Allığın parmaklarla dağıtılmış gibi duran hafif bir rengi var. Sonuç, sabah uzun uzun hazırlanmış olsanız bile öyle görünmeyen bir makyaj.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/8555bd21-b552-4d25-9e0a-39a38aa11e6b-52be43e3-6b18-46b6-bf59-2ce03c1873a6" style="width: 300px;"></p><p><strong>Kadife Etkisi</strong><br>Parlak ten görünümünden hoşlanmayanlar için sezonun cevabı &ldquo;suede skin&rdquo;. Adını süetten alan bu görünümde cilt ne dümdüz mat ne de belirgin biçimde ıslak. Yumuşak, hafifçe bulanıklaştırılmış ve canlı duruyor. Bunu yakalamak için ten ürününü ince katmanlar halinde uygulayıp pudrayı yalnızca ihtiyaç duyulan bölgelere bırakmak yeterli. Böylece cildin ışığı da tamamen kaybolmuyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/e810eb4c-418c-458b-b741-a95a8d91c32e-e22f1860-2ac3-4c8d-81d5-55ebbeb656e1" style="width: 300px;"></p><p><strong>Gözlerde İki Ayrı Ruh Hali</strong><br>Bir tarafta lila, mürdüm ve adaçayı yeşili var. Diğer tarafta tek hamlede sürülüp dağıtılan sıcak kahveler. Sezonun göz makyajı bu iki uç arasında gidip geliyor. Renk kullanmak istediğiniz günlerde ışıltılı bir farı göz kapağında belirgin bırakabilirsiniz. Daha sakin bir görünüm içinse sütlü kahve ya da yumuşak bir espresso tonunu göz çevresine dağıtın. Kusursuz bir çizgi çekmeye uğraşmanıza gerek yok. Özellikle bu ikinci görünüm, biraz da o zahmetsiz dağılmış haliyle güzel.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/527b04ef-b657-4754-83a4-ad9114d0d777-4a0f605b-7aa1-443c-94b4-099f353e8b14" style="width: 300px;"></p><p><strong>Dudaklarda Parlaklık, Çantada Bakım</strong><br>Cam gibi parlayan dudaklar sonbaharda da bizimle. Bu kez yalnızca yüksek parlaklık yeterli değil. Renkli balmlar, dudak yağları ve konforlu gloss&rsquo;lar, özellikle soğuk havada yeniden sürmek isteyeceğiniz türden ürünler olarak öne çıkıyor. Dudak renginize yakın bir kalemle sınırları hafifçe belirleyip üzerine parlak bir ürün geçmek gündüz için kolay bir seçenek. Akşam aynı makyaja vişne ya da böğürtlen tonu ekleyebilirsiniz.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/c6d3fad0-9d61-4bb2-a96a-e0102f4cdab9-42e29d8b-c160-45cf-9e56-0d2102d819ea" style="width: 300px;"></p><p><strong>Tek Renk, Üç Bölge</strong><br>Yazdan kalan bronzluk hissi de hemen vedalaşmıyor. Terracotta, gülkurusu ve sıcak kahve tonları yanakta, göz kapağında ve dudakta tekrar ediyor. Aynı renk ailesini yüzün farklı bölgelerine taşımak makyajı bir arada tutuyor. Özellikle acele sabahlarda krem bir allıkla başlayıp göz kapağına da hafifçe dokunmak, uzun bir ürün listesi gerektirmeyen küçük bir fikir.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/0297ec0b-bcd3-4dd4-89a0-41b92170fae8-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/0297ec0b-bcd3-4dd4-89a0-41b92170fae8-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Madalyanın Ötesinde: "Bayrak Taşıyanlar"]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/madalyanin-otesinde-bayrak-tasiyanlar</link>
									<description><![CDATA[Umut Ünlü, Buse Naz Çakıroğlu, Mete Gazoz ve Zehra Güneş'in hikayeleri farklı yerlerden başlıyor ancak dördü de başarının yalnızca kazanmakla değil, yeniden başlamakla da ilgili olduğunu söylüyor. Prime Video’nun yerli orijinal belgesel serisi “Bayrak Taşıyanlar”da yer alan sporcular, sabırdan baskıya, yenilgiden dönüşüme uzanan yolculuklarını ve kendilerinden sonra gelecek nesillere bırakmak istedikleri mirası anlatıyor.
]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/madalyanin-otesinde-bayrak-tasiyanlar</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 23 Sep 2026 11:30:33 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/9c291aeb-beab-4bd8-ad8e-e05d681328ad-kapak.png"/><p>Bir hedefe ulaşmak çoğu zaman hikayenin sonu gibi görünür. Oysa bazıları için asıl hikaye tam da o noktadan sonra başlar. Umut Ünlü, Buse Naz Çakıroğlu, Mete Gazoz ve Zehra Güneş&rsquo;in yolculukları da kazanılan her madalyanın yeni bir başlangıç anlamına geldiğini gösteriyor. Prime Video&rsquo;nun yerli orijinal belgesel serisi &ldquo;Bayrak Taşıyanlar&rdquo;, Toprak, Hava, Ateş ve Su elementleri üzerinden dört sporcunun yalnızca kazandıklarına değil, onları o noktaya taşıyan sabra, mücadeleye ve yeniden başlama cesaretine odaklanıyor.</p><p>Bu hikayenin üç kahramanı Umut Ünlü, Buse Naz Çakıroğlu ve Mete Gazoz ile sabrı, baskıyla kurdukları ilişkiyi, kaybettikleri anlardan öğrendiklerini ve her defasında yeniden başlamak için kendilerinde buldukları gücü konuştuk. Çünkü onların hikayelerinde başarı, yalnızca madalyaların sayısıyla ölçülmüyor. Bazen asıl mesele, kendinden sonra geleceklerin yolunu biraz daha açmak ve spordan geriye bir sonuçtan fazlasını bırakabilmek.<br><br></p><hr><p><br><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/fa9d091a-9475-4f60-8771-bbea8dcca4fd-8e436206-fb27-40e5-912e-1d62c9e9c144" style="width: 400px;"><br><span style="font-size: 18px;"><strong>Umut Ünlü: &ldquo;Başarı, Benden Sonra Birinin Yolunu Kolaylaştırabilmek&rdquo;</strong></span></p><p><strong>&ldquo;Bayrak Taşıyanlar&rdquo;, hikayenizi &ldquo;Toprak&rdquo; üzerinden, sabır, emek ve zaman kavramlarıyla anlatıyor. Geriye dönüp baktığınızda, sizi bugün olduğunuz sporcuya dönüştüren hangi deneyimin izini en güçlü şekilde taşıyorsunuz?</strong><br>Sanırım en güçlü iz, sabretmeyi öğrenmem. Yüzmeye 19 yaşında, sıfırdan başladım. Daha önce hiç suya girmemiştim ve dört yıl gibi kısa bir sürede Paralimpik şampiyonluğa uzanan bir yolculuk yaşadım. Ama dışarıdan kısa görünen o dört yılın içinde çok fazla antrenman, fedakarlık ve beklemek var. Bazı şeylerin karşılığını hemen alamıyorsunuz. Çalışıyorsunuz, tekrar çalışıyorsunuz ve sonucu ne zaman göreceğinizi bilmiyorsunuz. Toprak da biraz böyle aslında, emek vermeden, sabretmeden size karşılığını vermiyor. Ben bugün geriye baktığımda en çok o sabrı taşıdığımı düşünüyorum. Çünkü yeteneğin yanında beni buraya getiren şey, zor zamanlarda da çalışmaya devam etmek oldu.<br><br><strong>Çocukluğunuzda çevrenizdeki insanların yapabildiği bazı şeyleri yapamadığınız için kendinizi sorguladığınız bir dönemden söz ediyorsunuz. Bugün o çocuğa baktığınızda, onun en çok neyi duymaya ihtiyacı olduğunu düşünüyorsunuz?</strong><br>Ona herhalde &ldquo;Kendini başkalarının yapabildikleriyle ölçme&rdquo; derdim. Çünkü küçükken ister istemez çevrenize bakıyorsunuz ve &ldquo;Neden ben de aynı şeyleri yapamıyorum?&rdquo; diye düşünüyorsunuz. Zamanla şunu öğrendim: Benim yolum başkasının yoluyla aynı olmak zorunda değil. Bugün insanlar benim bedenimden çok ismimi, yaptıklarımı ve başarılarımı konuşuyor. Çocukken bunu bilmek bana çok iyi gelirdi. O yüzden ona &ldquo;Bir gün sen de kendine ait bir şey bulacaksın. Onu bulduğunda, insanların senin için çizdiği sınırlardan çok daha ileri gidebildiğini göreceksin&rdquo; derdim.<br><br><strong>2023 Dünya Şampiyonası&rsquo;nda 16 saliseyle kaçırdığınız madalyanın Paris&rsquo;te kazandığınız iki altın madalyanın yolunu açtığını söylüyorsunuz. Bugün başarı hikayenizin içinde o dördüncülüğün yeri nedir?</strong><br>Bugün o dördüncülüğe kaybettiğim bir madalya gibi bakmıyorum. Belki de Paris&rsquo;e giderken en çok ihtiyacım olan deneyimlerden biriydi. 16 salise çok küçük bir fark ama sporcu için bazen o küçücük farkın içinde aylarca çalışmanız gereken şeyler saklı oluyor. O yarıştan sonra kendime &ldquo;Pes etmeyeceğim&rdquo; dedim ve neyi daha iyi yapabileceğime odaklandım. Paris&rsquo;e giderken o 16 saliseyi unutmamıştım. Bana hiçbir şeyin garanti olmadığını, son ana kadar çalışmam gerektiğini hatırlatıyordu. Bazen kazanamadığınız bir yarış, daha sonra kazanacağınız yarışların temelini atıyor. Benim için Manchester tam olarak böyleydi.</p><p style="text-align: center;"><span style="font-family: Times New Roman,Times,serif;"><span style="font-size: 72px;">&ldquo;</span></span><br><span style="font-size: 24px;">&ldquo;Bir gün yüzmeyi bıraktığımda yalnızca &lsquo;Umut iki altın madalya kazandı&rsquo; denmesi değil, &lsquo;Ondan sonra daha fazla çocuk yüzmeye başladı&rsquo; denmesi benim için çok daha büyük bir miras olur.&rdquo;</span></p><p><br><strong>Paris 2024&rsquo;te iki altın madalya kazandığınızda, yıllarca verdiğiniz emeğin karşılığını aldığınız bir an yaşadınız. Peki madalyalar boynunuza takıldıktan sonra sizin için &ldquo;başarmak&rdquo; ne anlama gelmeye başladı?<br></strong>Paris&rsquo;ten önce başarı benim için çok netti: O kürsüye çıkmak, altın madalyayı almak ve İstiklal Marşı&rsquo;mızı dinletmek istiyordum. Bunu gerçekleştirdikten sonra başarı kelimesinin anlamı biraz değişti. Çünkü madalyadan sonra benim gibi engelli çocuklardan ve gençlerden çok fazla mesaj almaya başladım. &ldquo;Seni gördüm, ben de yüzmek istiyorum, ben de spor yapmak istiyorum&rdquo; diyenler oldu. O zaman yaptığınız şeyin sadece sizin derecenizden ibaret olmadığını anlıyorsunuz.<br><br>Bugün benim için başarı, elbette h&acirc;l&acirc; kazanmak ve kendi sınırlarımı ileri taşımak ama aynı zamanda benden sonra birinin yolunu biraz daha kolaylaştırabilmek. Paris benim için bir bitiş değildi. Tam tersine, aldığım iki madalyayla beraber daha büyük bir sorumluluğun başladığını hissettim.<br><br><strong>Galatasaray Spor Kulübü&rsquo;nün bir parçası olmak sizin için ne ifade ediyor? Bireysel başarılarınızın ötesinde, sarı-kırmızılı formayla yarışmak size ne hissettiriyor?</strong><br>Galatasaray benim çocukluk hayalimdi. Yüzmeye başladığım ilk dönemlerde bile hocamla bir gün Galatasaray&rsquo;ın sporcusu olup olamayacağımı konuşuyorduk. Yıllar sonra bunu gerçekten yaşayabilmek benim için çok özel.<br><br>Yüzme bireysel bir spor olabilir; yarış başladığında kulvarda tek başınasınız. Ama o kulvara hangi formayla çıktığınız, kimi temsil ettiğiniz benim için önemli. Galatasaray gibi tarihi ve çok büyük bir camianın sporcusu olduğunuzda yalnızca kendi adınıza yarışmadığınızı hissediyorsunuz. Sarı-kırmızılı formayı taşımak bana hem gurur hem de sorumluluk veriyor. Çocukken taraftarı olduğunuz bir kulübün yıllar sonra sporcusu olmak da benim hik&acirc;yemde ayrı bir yere sahip.<br><br><strong>Bugün spor kariyerinizin ötesinde, sizden sonra gelecek paralimpik sporcular için bir şeyleri değiştirmek istediğinizi söylüyorsunuz. Bir gün yüzmeyi bıraktığınızda arkanızda yalnızca kırılması zor rekorlar değil, değişmiş bir alan bırakabilmek sizin için ne ifade eder?</strong><br>Rekorların hepsi bir gün kırılabilir. Zaten sporun güzelliği de biraz burada. Benden daha hızlı birinin gelmesini, benim rekorlarımı kırmasını isterim. Çünkü bu, para yüzmenin geliştiğini gösterir. Ama bence asıl kalıcı olan, sizden sonra gelen insanların şartlarının sizinkinden daha iyi olması.<br><br>Ben spora başladığımda yaşadığım bazı zorlukları, benden sonra gelecek bir çocuk daha az yaşasın istiyorum. Spora daha erken ulaşabilsin, kendisine inanacak insanları daha kolay bulabilsin, imkanları daha fazla olsun. Bu yüzden ileride Paralimpik Komite&rsquo;de ya da federasyonda görev almayı da düşünüyorum. Bir gün yüzmeyi bıraktığımda yalnızca &ldquo;Umut iki altın madalya kazandı&rdquo; denmesi değil, &ldquo;Ondan sonra daha fazla çocuk yüzmeye başladı, paralimpik sporlar daha görünür oldu ve bazı şeyler değişti&rdquo; denmesi benim için çok daha büyük bir miras olur.<br><br></p><hr><p><br><strong><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/c822a10f-671d-4c72-b938-0702c7451318-86be3035-a37e-4a13-bc5d-8568dbfc1931" style="width: 400px;"></strong><br><strong><span style="font-size: 18px;">Buse Naz Çakıroğlu: &ldquo;Ringde Her Şey Yeniden Başlıyor&rdquo;</span><br></strong></p><p><strong>&quot;Bayrak Taşıyanlar&quot; sizi &ldquo;Hava&rdquo; ile anlatıyor, baskının ve beklentinin ortasında kendi alanınızı ve nefesinizi bulmanız üzerinden ilerliyor. Paris Olimpiyatları&rsquo;nda hayatınızda hiç hissetmediğiniz kadar yoğun bir baskı yaşadığınızı söylüyorsunuz. Bu baskıyla ilişkiniz zaman içinde nasıl değişti?</strong><br>Baskıyla ilişkim aslında başarılarımla beraber değişti. İlk zamanlarda bir turnuvaya giderken benden madalya beklenmesi bile çok büyük bir şeydi. Sonra dünya ve Avrupa şampiyonlukları, Tokyo&rsquo;daki olimpiyat madalyası geldi ve bir noktadan sonra insanlar benden madalya değil, sadece şampiyonluk beklemeye başladı. Başta bunun ağırlığını daha fazla hissediyorsunuz. Ama zamanla şunu kabul ettim: Bu beklentiyi aslında biz yarattık. Sürekli final oynadığınızda, sürekli kazandığınızda insanlar da sizi orada görmek istiyor.<br><br>Paris benim için yine de çok farklıydı. Final öncesinde hayatımda bu kadar heyecanlandığım başka bir an olmadığını düşündüğümü hatırlıyorum. Çünkü sadece o günkü maçı değil, üç yıldır verdiğimiz emeği de ringe taşıyorsunuz. Bugün baskıyı yok etmeye çalışmıyorum. Onun orada olacağını biliyorum. Yapmaya çalıştığım şey, o seslerin içinde kendi alanımı bulup yeniden bildiğim şeye dönmek: maça, plana, antrenörüme ve o an yapmam gereken işe. Sanırım benim nefes aldığım yer de tam olarak orası.<br><br><strong>Boks hayatınıza aslında bir tesadüfle, kardeşinize eşlik etmek için başladınız. Bugün geriye baktığınızda, hayatınızı değiştiren o tesadüf hakkında ne düşünüyorsunuz?</strong><br>Bazen gerçekten hayatınızın yönünü değiştirecek şeyin ne olduğunu o anda bilmiyorsunuz. Kardeşimin kolu kırıldığı için onu güçlendirmek amacıyla spora başlaması gerekiyordu, ben de yalnız gitmesin diye yanında gittim. Benim için başlangıç bundan ibaretti. Sonra Nazım Hocam bendeki yeteneği gördü ve devam etmemi istedi.<br><br>Bugün geriye baktığımda başlangıcın tesadüf olduğunu söyleyebilirim ama sonrasındaki hiçbir şey tesadüf değildi. Çünkü o salonda kalmak, yıllarca çalışmak, kaybettiğim zaman yeniden başlamak ve vazgeçmemek bir tercihti. Benim hikayemde tesadüf sadece kapıyı açtı. O kapıdan geçip bugüne kadar yürümek ise çok uzun yılların emeği oldu. Belki de bu yüzden o ilk günü düşündüğümde h&acirc;l&acirc; çok özel geliyor; kardeşime eşlik etmek için girdiğim bir salon bütün hayatımı değiştirdi.<br><br><strong>Ortaokuldayken hocanız size kadın boksunda zirveye giden bir &ldquo;piramit&rdquo; çizmiş. O günkü Buse Naz ile bugünkü Buse Naz karşı karşıya gelse, bugünkü Buse Naz ona ne söylerdi?<br></strong>Sanırım ona &ldquo;O piramidin en üstüne hemen bakma, önce önündeki basamağa bak&rdquo; derdim. Çünkü o yaşta size dünya şampiyonluğu, Avrupa şampiyonluğu, olimpiyat anlatıldığında hepsi çok uzak geliyor. İnsan bazen sonuca o kadar odaklanıyor ki oraya giderken yaşayacaklarını bilmiyor.<br><br>Ben o yolda çok kez kazandım ama çok kez de kaybettim. Hatta bıraksam mı diye düşündüğüm dönemlerim oldu. Şimdi biliyorum ki o piramidin sadece madalyalardan oluşmadığını; kaybettiğiniz maçların, tekrar salona döndüğünüz günlerin, kampların ve sabrın da piramidin bir parçası olduğunu düşünüyorum. O küçük Buse Naz&rsquo;a &ldquo;Nazım Hocan sana bir hedef gösteriyor ama sen sadece çalışmaya devam et. Bir gün bugün sana çok uzak görünen şeylerin içinde yaşayacaksın&rdquo; derdim. Bir de herhalde biraz daha fazla anın tadını çıkarmasını söylerdim. Çünkü hedefe giderken insan bazen ne kadar yol aldığını unutuyor.</p><p style="text-align: center;"><span style="font-family: Times New Roman,Times,serif;"><span style="font-size: 72px;">&ldquo;</span></span><br><span style="font-size: 24px;">&ldquo;İki olimpiyat madalyasının Türk sporu için çok önemli olduğunu biliyorum ve bununla gurur duyuyorum. Ama içimde h&acirc;l&acirc; tamamlamak istediğim bir şey var.&rdquo;</span></p><p><br><strong>Olimpiyat hazırlıkları ve kamplarla geçen, sınırları oldukça kontrollü bir hayatın içinde ringdeki Buse Naz ile günlük hayattaki Buse Naz arasındaki dengeyi nasıl koruyorsunuz? Sizi yeniden kendinize döndüren şey ne?<br></strong>Aslında ring dışındaki hayatım düşündüğünüzden çok daha sakin. Kamp dönemlerinde günde iki antrenman yaptığımız için bütün hayatınızı performansınıza göre düzenliyorsunuz. &ldquo;Buraya gidersem yorulur muyum, yeterince dinlenebilir miyim?&rdquo; diye düşünüyorsunuz. Bu yüzden uzun süre çok kontrollü ve biraz kapalı bir hayat yaşıyoruz.<br><br>Ben o yoğunluğun dışında tam tersine sakinliği seviyorum. Müzik dinlemek, kitap okumak, bir şeyler izlemek, yürüyüş yapmak bana iyi geliyor. Kamp dışında da arkadaşlarımla sakin bir yerde oturup kahve içmek, sohbet etmek ya da ailemle zaman geçirmek beni yeniden normal hayatıma döndürüyor. Zaten ailemi kamp dönemlerinde çok az görebiliyorum; fırsat bulduğumda mümkün olduğunca onlarla olmak istiyorum.<br><br>Ringde çok daha keskin, hesap yapan ve tamamen rakibine odaklanan bir Buse Naz var. Günlük hayatta ise o kadar sert değilim. Belki de ringde bu kadar yoğun yaşayabildiğim için dışarıda sakinliği daha çok arıyorum. O denge benim için önemli.<br><br><strong>Türkiye tarihinde olimpiyat madalyası kazanan ilk kadın boksör oldunuz; iki olimpiyatta üst üste madalya kazanan ilk Türk boksör olarak da tarihe geçtiniz. Bütün bu başarıların ardından, sizi her defasında o ringe daha da sarsılmaz bir kararlılıkla çıkaran güç ne?</strong><br>Ben hiçbir zaman ringe &ldquo;tarihe geçmiş bir sporcu&rdquo; olduğumu düşünerek çıkmıyorum. Çünkü ring size geçmişte ne kazandığınızı sormuyor. O gün yine sıfırdan başlıyorsunuz ve karşınızdaki rakibi yenmek zorundasınız. Belki beni h&acirc;l&acirc; bu kadar motive eden şey de bu.<br><br>Kendimden beklentim hep çok yüksek oldu. Kazandığımda bile bir sonraki maçta neyi daha iyi yapabileceğimi düşünüyorum. Ben boksa biraz matematik problemi gibi bakıyorum; rakibi okumayı, çözüm üretmeyi ve kontrolü elimde tutmayı seviyorum. Bunun yanında yıllardır Nazım Hocam&#39;la aynı hedef için çalışıyoruz. Bu yüzden benim için ringdeki güç sadece bireysel bir hırstan gelmiyor; birlikte verdiğimiz emeğin de bir karşılığı var.<br><br>İki olimpiyat madalyasının Türk sporu için çok önemli olduğunu biliyorum ve bununla gurur duyuyorum. Ama içimde h&acirc;l&acirc; tamamlamak istediğim bir şey var. Belki beni yeniden ringe çıkaran en güçlü duygu bu: Daha iyisini yapabileceğimi h&acirc;l&acirc; biliyor olmak. Paris&rsquo;ten sonra da hedefimi Los Angeles 2028&rsquo;e çevirmemin nedeni bu.<br><br><strong>2019&rsquo;dan beri Fenerbahçe forması giyiyorsunuz ve kulübü yalnızca bir spor kulübü değil, bir aile olarak tanımlıyorsunuz. Fenerbahçe&rsquo;nin kariyerinizdeki yeri zaman içinde nasıl değişti; bugün bu formayla ringe çıkmak sizin için ne ifade ediyor?</strong><br>Fenerbahçe&rsquo;ye 2019&rsquo;da geldiğimde kariyerimin önemli bir dönemindeydim. Bireysel bir branşta başarılı olmak için yalnızca iyi antrenman yapmak yetmiyor; sağlık, beslenme, fiziksel hazırlık ve mental olarak da arkanızda profesyonel bir yapının olması gerekiyor. Fenerbahçe bana ilk günden itibaren bunu hissettirdi.<br><br>Ama zaman geçtikçe ilişkim sadece profesyonel destek olmaktan çıktı. Ben daha önce de &ldquo;Fenerbahçe bir aile gibi değil, biz zaten aileyiz&rdquo; demiştim. Çünkü burada başarı kazandığınız zaman yanınızda olan bir yapıdan bahsetmiyorum; henüz o başarılar ortada yokken de aynı desteği hissediyordum. Benim için asıl aidiyet oradan geliyor.<br><br>Bugün Fenerbahçe formasıyla ringe çıktığımda arkamda çok büyük bir spor kültürü olduğunu biliyorum. Dereağzı&rsquo;nda farklı branşlardan olimpik sporcularla aynı ortamı paylaşmak bile insana farklı bir sorumluluk veriyor. Bu nedenle o forma benim için yalnızca temsil ettiğim kulübü değil, yıllardır beraber büyüdüğüm ve kendimi ait hissettiğim bir yeri ifade ediyor. Kariyerimin önemli başarılarını Fenerbahçe sporcusu olarak yaşadım; bugün geldiğim noktada bu bağı başarılarımdan ayırmam mümkün değil.<br><br></p><hr><p><br><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/f7c78bf8-de97-4b6b-a493-5b9f8d1f4027-89881166-21ea-4776-83aa-dff32200eae7" style="width: 500px;"><br><span style="font-size: 18px;"><strong>Mete Gazoz: &ldquo;Başarının İmkansız Bir Şey Olmadığını Göstermek İstiyorum&rdquo;</strong></span><br><br><strong>Hikayeniz &ldquo;Bayrak Taşıyanlar&rdquo;da &ldquo;Ateş&rdquo; üzerinden anlatılıyor: söndükçe yeniden yanmak, bir hedefe ulaştıktan sonra yeniden başlamak ve her defasında kendini yeniden dönüştürmek&hellip; Tokyo&rsquo;da olimpiyat şampiyonu, ardından dünya ve Avrupa şampiyonu oldunuz. Böylesine büyük hedeflere ulaştıktan sonra, içinizdeki ateşi bugün ne yeniden alevlendiriyor?</strong><br>Benim daima hedeflerim vardır. Kısa, orta ve uzun vadede kurduğum hayaller ve bu hayallere ulaşmak için verdiğim bir çaba var. Bu nedenle o &ldquo;ateş&rdquo;, hayatımda ve içimde hiç sönmeyecek bir ateş. Günlük hayatımda da aslında küçük ya da büyük hedefler koyarak yaşıyorum. Yeni bir dil öğreniyorum, yeni beceriler edinmeye çalışıyorum. Hedef koymayı hayatınızın bir parçası haline getirdiğinizde, içinizdeki ateşin hep alevleneceğine inanıyorum.<br><br><strong>Tokyo&rsquo;dan Paris&rsquo;e, şampiyonlukların ardından Los Angeles 2028 yolunda Mete Gazoz nasıl bir dönüşümden geçiyor?</strong><br>Rio 2016 Olimpiyatları&rsquo;na katıldıktan sonra Tokyo&rsquo;da altın madalya alacağıma söz vermiştim. Sözümü tuttum ve hedeflerimden birini gerçekleştirmiş oldum. Paris&rsquo;te ise takım arkadaşlarımla birlikte bronz madalya kazanarak ülkemize ilk takım madalyasını kazandırdık. Los Angeles 2028 için hedeflerimi çok önceden kurdum. Her zaman gelişiyoruz, dönüşümler yaşıyoruz ama LA 2028 için bireysel ve takım şampiyonluğu hedefim, tüm yaşadığım dönüşümlerle birlikte içimde varlığını sürdürüyor.<br><br><strong>İnsanlar sizi uzun zamandır olimpiyat, dünya ve Avrupa şampiyonu olarak tanıyor. Peki bütün bu unvanları bir kenara bıraktığınızda, yalnızca Mete olarak kaldığınız hayatta sizi en çok besleyen şey ne?</strong><br>Ailem ve sevdiklerim beni çok besliyor. Yoğun bir tempomuz var ama her bulduğum boşlukta onlarla zaman geçirmeyi seviyorum. Bir de birçok yerde bahsettiğim gibi bilgisayar oyunlarıyla aram iyidir. Yoğun bir antrenman ve yarışma takviminde kendimize ayırdığımız çok az zaman olabiliyor. Ben de bu zamanlarda böyle besleniyorum. Ama spor dışında da hedeflerle yaşayan biriyim. Bu benim karakterim diyebilirim. Günlük hayattaki ufak sorumluluklarımı dahi layıkıyla yerine getirmeye çalışıyorum. Bunun beni güçlendirdiğine inanıyorum.</p><p style="text-align: center;"><span style="font-family: Times New Roman,Times,serif;"><span style="font-size: 72px;">&ldquo;</span></span><span style="font-size: 24px;"><br>&ldquo;Hedef koymayı hayatınızın bir parçası haline getirdiğinizde, içinizdeki ateşin hep alevleneceğine inanıyorum. Benim için o ateş, hayatımda ve içimde hiç sönmeyecek bir ateş.&rdquo;</span></p><p><br><strong>2015 Dünya Şampiyonası sonrası sporu bırakma eşiğine geldiğiniz dönemde, annenizle yaptığınız konuşma zihninizdeki &ldquo;başarı&rdquo; tanımını değiştirdi. Bir sporcu için yenilgiyi kabullenmek ve o kriz anını yeniden başlamak için bir güce dönüştürmek, profesyonel çizginizi nasıl şekillendirdi?<br></strong>2015&rsquo;te Dünya Şampiyonası sonrası olimpiyatlar için kota alamadığımda, kendi içimde okçuluğu bırakmaya karar vermiştim. Annemle paylaştım ve o, bana inandıklarını, burada başarılı olabileceğime inandıklarını ama hangi kararı verirsem vereyim benim arkamda olacaklarını söyledi. Kendime bir şans daha verdim ve bu benim için önemli bir kırılma anı oldu. Oradan sonra iyi bir çıkış yakaladım. Tüm bunlar olurken başarı ve yenilgi üzerine düşüncelerim de olgunlaşmaya başladı. Ben o anki heyecanımla bırakmaya karar verseydim, bunların hiçbirini yaşayamayacaktım. Kriz anlarında mental dayanıklılığı sağlayabilmenin gücünü fark ettim. Ama biliyorum ki bunları yaşamadan, tecrübe etmeden güçlenemezdim. Bana çok şey öğreten bir süreç oldu. Buradan öğrendiklerimi yeni tecrübelerime ekleyerek profesyonel hayatıma kattım ve h&acirc;l&acirc; da katmaya devam ediyorum.<br><br><strong>Paris 2024&rsquo;te Türkiye tarihinin ilk takım madalyasını kazanırken, artık yalnızca kendi performansınızdan değil, takımın başarısından da sorumluydunuz. Bireysel bir sporcudan takımın liderlerinden birine dönüşmek, sizin başarı ve sorumluluk anlayışınızı nasıl değiştirdi?</strong><br>Okçuluk bireysel bir spor gibi gözükür ama hiçbir şekilde başarı tek başınıza gelmez. Biz Okçuluk Milli Takımı olarak her yarışmaya takım olarak bakıyoruz. Takımın başarısı için çalışıyoruz. Bu, ben 15 yaşındayken de böyleydi. Bu nedenle bir dönüşümden ziyade, içimde hep var olan bir sorumluluk benim için. Daima takım arkadaşlarımın performansını ve takımın genel başarısını da düşünüyorum. Çünkü sahaya çıktığımızda hepimiz aynı hedef için mücadele ediyoruz. Paris 2024&rsquo;te kazandığımız madalya da bunun en güzel örneklerinden biriydi. Yıllardır birlikte çalışan bir takımın emeğiydi. Benim için liderlik de takımın bir parçası olarak sorumluluk almak ve takım arkadaşlarıma destek olabilmek.</p><p><strong>&ldquo;Tek ben olayım, her şeyi ben kazanayım&rdquo; diyen biri olmadığınızı, kazandıklarınızı başka Türk sporcuların da kazanmasını istediğinizi söylüyorsunuz. Sizden sonra gelen bir sporcunun &ldquo;Mete Gazoz sayesinde okçuluğa başladım&rdquo; demesi, geride bırakmak istediğiniz en önemli miraslardan biri olabilir mi?</strong><br>Bu benim en büyük hedeflerimden biri. Çünkü ancak bizden sonrakiler için yol açarsak gerçekten başarılı bir iş yapmış olacağız bence. Başarının imkansız bir şey olmadığını, doğru ekip ve ortak hayallerle başarıya gidilebileceğini göstermek istiyorum onlara. Onları teşvik etmem gerektiğini düşünüyorum. Böyle bir sorumluluğum olduğuna inanıyorum.</p><p><br></p><p><br></p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/9c291aeb-beab-4bd8-ad8e-e05d681328ad-kapak.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/9c291aeb-beab-4bd8-ad8e-e05d681328ad-kapak.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Bir Marka Kimliğinin Anatomisi]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/bir-marka-kimliginin-anatomisi</link>
									<description><![CDATA[Trendlerin hızla değiştiği moda dünyasında bazı markalar, kendi kodlarından ödün vermeyerek tanınır. Ágatha Ruiz de la Prada’nın kırk yılı aşan hikayesi, bunun nasıl mümkün olabileceğine dair ilgi çekici bir örnek sunuyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/bir-marka-kimliginin-anatomisi</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 23 Sep 2026 09:00:36 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/c4206a5e-ae8a-4b37-9d08-b863b76331b0-kapak-1.png"/><p>Minimalizmin ve nötr renklerin uzun süredir tasarım dünyasının baskın görsel kodları arasında yer aldığı bir dönemde &Aacute;gatha Ruiz de la Prada kendi dilini tam ters yönde kurdu: kalpler, yıldızlar, güçlü renkler ve naif formlar ile ilhamını maksimalizmden aldı. Bu unsurlar zaman içinde yalnızca koleksiyonların değil, markanın farklı alanlardaki ürün ve projelerinin de ortak görsel kodlarına dönüştü. Bugün &Aacute;gatha Ruiz de la Prada, moda tasarımının ötesine geçen bir marka kimliği üzerine çalışıyor. Ev tekstilinden seramiğe, kırtasiye ürünlerinden motosiklet kasklarına ve kahve ambalajlarına kadar uzanan farklı kategoriler aynı yaratıcı dilin farklı yüzlerini oluşturuyor. Arkasındaki temel fikri ise oldukça net: Güçlü bir marka kimliği tek bir ürüne bağlı kalmadan farklı mecralara taşınabiliyor.</p><p><strong>Görsel Kimlikten Marka DNA&rsquo;sına</strong><br>Moda dünyasında trendler hızlı değişiyor; markaların görsel kimlikleri de çoğu zaman bu değişime uyum sağlamak için yeniden şekillenmek zorunda kalıyor. &Aacute;gatha Ruiz de la Prada&rsquo;nın yaklaşımında ise daha istikrarlı bir görsel sistem dikkat çekiyor. Kalpler, yıldızlar, ana renkler ve belirgin silüetler markanın farklı dönemlerinde yeniden karşımıza çıkıyor. Bu tekrar, tasarım dilini sabitlemekle birlikte onu tanınabilir kılıyor. Trendlerle ilişki kurmak mümkün ancak marka kimliği bu değişimlerin içinde kaybolmadığında görsel süreklilik de korunuyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/60c56b2f-8c7d-42c8-81d9-4a6632464432-eceaf84d-a12a-4158-bb07-eaad794ee8cd" style="width: 300px;"></p><p><strong>Podyumdan Gündelik Hayata</strong><br>&Aacute;gatha Ruiz de la Prada&rsquo;nın marka stratejisinin bir diğer dikkat çekici tarafı moda ile sınırlı kalmaması. Tasarımcının karakteristik görsel dili farklı ürün kategorilerine taşınarak bir tür yaşam alanı estetiğine dönüşüyor. Bu yaklaşım, moda markalarının günümüzde yalnızca kıyafet üretmekten çok daha fazlasını yapabildiğini de gösteriyor. Bir marka; tasarım, ambalaj, ev ürünleri veya günlük kullanım nesneleri üzerinden aynı dünyayı farklı biçimlerde kurabiliyor. Böylece marka kimliği, kategorilerle sınırlı kalmaktansa daha geniş bir görsel deneyime dönüşebiliyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/7b47901e-e227-4bf3-97d0-c084db2535dc-2caf413d-e21b-48ae-be65-ad014f9e5872" style="width: 300px;"></p><p><strong>Moda Dünyasının Dışına Açılan İşbirlikleri</strong><br>Markanın farklı sektörlerle kurduğu işbirlikleri de bu genişlemenin bir parçası. Moda, gastronomi, tasarım ve popüler kültür gibi farklı alanlarla kurulan ilişkiler markanın yeni izleyicilerle temas etmesini sağlarken temel görsel kodlarını da korumasına olanak tanıyor. &Aacute;gatha Ruiz de la Prada örneğinde farklı kategoriler, markanın renkli ve grafik dünyasını yeniden üretmek için yeni alanlara dönüşüyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/49122151-3abf-4f10-acbf-0354e519e632-1c524341-51ab-4b40-b6ab-2b2c7629e091" style="width: 300px;"></p><p><strong>40 Yılı Aşan Bir Görsel Süreklilik</strong><br>Bir görsel dili birkaç sezon boyunca korumak kolay olabilir, bunu onlarca yıl boyunca sürdürmek ise markanın stratejisinin sağlamlığını ortaya çıkarıyor. &Aacute;gatha Ruiz de la Prada&rsquo;nın tasarım dünyasında geçirdiği 40 yılı aşkın süre boyunca belirgin görsel kodlarından uzaklaşmaması markanın tanınırlığını besleyen temel unsurlardan biri.</p><p>Bu yaklaşım, özgünlüğün yalnızca farklı görünmekle değil, belirli bir fikri zaman içinde sürdürebilmekle de ilgili olduğunu hatırlatıyor. Değişen pazar koşulları ve trendler arasında markanın karakterini korumak, yaratıcı kararlar kadar stratejik kararlarla da bağlantılı.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/76a7f62c-2795-4755-b46a-1378519c5fa1-8424f2dd-d20c-4b89-8307-69b185405342" style="width: 300px;"></p><p>&Aacute;gatha Ruiz de la Prada&rsquo;nın marka dünyası, yaratıcı yön ile ticari stratejinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini gösteren örneklerden biri. Görsel kimlik, ürün çeşitliliği, işbirlikleri ve marka konumlandırması aynı yaratıcı fikrin etrafında birleştiğinde, moda markası bir koleksiyondan daha geniş bir dünyaya dönüşebiliyor.</p><p>&Aacute;gatha Ruiz de la Prada, ELLE Education by Mindway&rsquo;in Business and Branding Certificate programında marka yönetimi, konumlandırma ve stratejik tasarım üzerine deneyimlerini paylaşıyor. Bu deneyimleri yakından takip etmek istiyorsanız ELLE Education by Mindway&rsquo;in <a href="https://elle.education/en/programs/?utm_source=elle_turkia&utm_medium=blog&utm_campaign=elle_turkia_blog_articon_26_septiembre" target="_blank">programına</a> göz atabilirsiniz.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/c4206a5e-ae8a-4b37-9d08-b863b76331b0-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/c4206a5e-ae8a-4b37-9d08-b863b76331b0-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Teknoloji ile Stil Arasında Yeni Bir Alan]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/teknoloji/teknoloji-ile-stil-arasinda-yeni-bir-alan</link>
									<description><![CDATA[Akıllı telefonların işlevi genişledikçe, tasarımları da kişisel ifadenin bir yansımasına dönüşüyor. Huawei Pura 90s Pro Max, teknoloji, fotoğraf ve stil arasındaki sınırların nasıl birbirine yaklaştığını gösteriyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/teknoloji/teknoloji-ile-stil-arasinda-yeni-bir-alan</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Tue, 22 Sep 2026 15:00:46 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/8e79538c-ff23-4829-82d0-29f1df5635d3-kapak-1.png"/><p>Telefonların hayatımızdaki yeri yadsınamaz. Yalnızca iletişim kurmak, iş halletmek veya bilgiye ulaşmak için kullanmıyoruz. Telefonlar artık gün içinde yanımızdan ayıramadığımız, fotoğraflarımızı ve notlarımızı güvendiğimiz ve kişisel stilimizin bir parçası haline gelen objeler. Bu nedenle kullanıcı için bir telefonun tasarımı, en az teknik özellikleri kadar önemli. Huawei&rsquo;nin yeni Pura 90s serisi de teknoloji ile kişisel stil arasındaki bu iletişime odaklanıyor. Serinin öne çıkan modeli Pura 90s Pro Max, tasarım detaylarını kamera teknolojileriyle bir araya getirerek özellikle fotoğraf çekme deneyimini merkeze alıyor.</p><p><strong>Bir Aksesuar Gibi</strong><br>Pura 90s Pro Max&rsquo;in tasarımında metal çerçeve ve ışığa göre değişen yüzey detayları öne çıkıyor. Model; Gün Işığı Beyazı, Gün Batımı Turuncusu ve Gece Yarısı Siyahı olmak üzere üç farklı renk seçeneğiyle sunuluyor. Renk ve malzeme tercihleri, telefonun yalnızca teknolojik bir cihaz olarak değil, günlük hayatta sürekli taşınan bir aksesuar olarak da ele alındığını gösteriyor. Moda dünyasında aksesuarların işlevsel olmanın ötesinde kişisel bir ifade alanına dönüşmesi gibi, akıllı telefonların tasarımı da artık kullanıcının estetik tercihleriyle daha doğrudan ilişkili.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/6341644a-24c1-4dd3-87db-7abef20d0b42-ec9cff24-c887-4dfc-b438-f4f9f320045d" style="width: 700px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Pura 90s Pro Max Gün Işığı Beyazı</em></span></p><p><strong>Yüksek Parlaklıkta Yüksek Performans</strong><br>Telefon kullanımının en tanıdık problemlerinden biri ise özellikle yaz aylarında ekranın güçlü güneş ışığı altında okunabilirliğini kaybetmesi. Pura 90s Pro Max&rsquo;te kullanılan yeni nesil cam, açık havada ekran görünürlüğünü artırmaya odaklanıyor. Bu detay, günlük kullanım alışkanlıkları üzerinden anlam kazanıyor. Sahilde bir şeyler okurken, açık havada bir kafede çalışırken ya da günün büyük bölümünü dışarıda geçirirken ekranın farklı ışık koşullarında kullanılabilmesi telefonun günlük rutine daha rahat eşlik etmesini sağlıyor. Camın dayanıklılığı da cihazı ek bir ekran koruyucuyla kaplama ihtiyacını azaltmayı hedefliyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/e685d8b2-04f6-4779-b339-0c76ae82848f-8c975eb7-7856-49de-ad50-32c58e58776a" style="width: 700px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Pura 90s Pro Max Gece Yarısı Siyahı</em></span></p><p><strong>Fotoğrafın Daha Doğal Hali</strong><br>Pura 90s Pro Max&rsquo;in odağındaki bir diğer konu ise kamera sistemi. Özellikle portrelerde cilt tonlarının ve doğal ışığın korunmasına odaklanan görüntüleme teknolojileri, farklı ışık koşullarında daha gerçekçi sonuçlar sunmayı amaçlıyor. Bu yaklaşım günümüzde akıllı telefon fotoğrafçılığında değişen estetik anlayışla da örtüşüyor. Aşırı filtrelenmiş veya yapay görünen görüntüler yerine kişinin gerçek görünümünü koruyan daha doğal fotoğraflar giderek daha fazla tercih ediliyor. Loş ışıklı bir akşam yemeğinden gece karanlığına, günbatımındaki güçlü arka ışıktan konser alanlarına kadar farklı senaryolarda çekim yapabilmek de bu deneyimin bir parçası.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/3a19701a-a77e-4862-89f1-edec066e5c94-fa9fe961-0272-4b1f-8b56-fdd13154a34d" style="width: 700px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Pura 90s Pro Max Gün Batımı Turuncusu</em></span></p><p><strong>Kadrajı Düşünmeden Fotoğraf Çekebilmek</strong><br>Telefon kameralarındaki yapay zeka destekli özellikler ise fotoğraf çekme sürecinin daha az müdahale gerektirmesine odaklanıyor. Yansıma giderme özelliği, cam arkasından çekilen fotoğraflardaki istenmeyen parlamaları azaltırken, grup fotoğraflarında farklı kareleri bir araya getiren özellikler herkesin aynı anda iyi göründüğü bir sonuç elde etmeyi kolaylaştırıyor. Cihazın çekim sırasında kadraj ve poz konusunda yönlendirme yapabilmesi de fotoğraf deneyimini daha sezgisel hale getiriyor.&nbsp;</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/e14bc9b3-4e62-4f1f-b655-d927077f1a13-574906c2-827e-455f-902e-b18f4d52571a" style="width: 700px;"></p><p><strong>Günün Temposuna Uyum Sağlayan Teknoloji</strong><br>Tasarım ve kamera kadar önemli bir diğer konu da kullanım süresi. Yoğun bir gün içinde telefonu sürekli şarj etmek zorunda kalmamak, artık teknik bir avantajdan çok günlük rutinin kolaylaştıran bir etmen olarak değerlendiriliyor. Pura 90s Pro Max&rsquo;in hızlı şarj teknolojisi, kısa süreli şarj aralıklarını gün boyunca kullanılabilir bir enerjiye dönüştürmeyi hedefliyor. Sabah hazırlanırken geçirilen kısa bir süre içinde yapılan şarjın günün geri kalanına dayanması, özellikle sürekli hareket halinde olan kullanıcılar için pratik bir kullanım deneyimi sunuyor.</p><p>Pura 90s Pro Max bu özellikleri bir araya getirirken akıllı telefonun bugün üstlendiği yeni role de işaret ediyor. Bir iletişim aracından fotoğraf makinesine, gündelik bir objeden kişisel stile eşlik eden bir aksesuara uzanan bu model, teknoloji ile moda arasındaki sınırların giderek daha fazla kesiştiği bir alan yaratıyor.</p><p><br></p><p><span style="font-size: 12px;"><em>*Bu bir reklamdır.</em></span></p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/8e79538c-ff23-4829-82d0-29f1df5635d3-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/8e79538c-ff23-4829-82d0-29f1df5635d3-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Moda Endüstrisini İçeriden Deneyimleyebileceğiniz Bir Eğitim]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/moda-endustrisini-iceriden-deneyimleyebileceginiz-bir-egitim</link>
									<description><![CDATA[Moda eğitiminin sınıfla sınırlı kalmadığı bir yaklaşım: ELLE Education by Mindway öğrencileri, Madrid’in moda haftası ve bağımsız tasarım sahnesini yakından deneyimleyerek sektörün üretim, iletişim ve marka yönetimi taraflarını yerinde gözlemliyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/moda-endustrisini-iceriden-deneyimleyebileceginiz-bir-egitim</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Tue, 22 Sep 2026 13:45:24 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/074e0371-883f-4a4d-b940-7b5fba1e10ac-kapak-2.png"/><p>Moda endüstrisini anlamak yalnızca koleksiyonları ve marka stratejilerini incelemekten geçmiyor. Bir defilenin nasıl kurulduğu, backstage&rsquo;in nasıl işlediği, bir sunumun markanın kimliğine nasıl katkıda bulunduğu ya da bağımsız bir tasarımcının uluslararası bir pazarda nasıl konumlandığı da eğitimin önemli bir parçası. ELLE Education by Mindway&rsquo;in eğitim yaklaşımı, akademik bilgiyi sektör deneyimiyle bir araya getirerek öğrencileri moda dünyasının farklı katmanlarıyla doğrudan buluşturmayı amaçlıyor. Moda Pazarlaması master programının bir parçası olarak öğrenciler bu sezon Madrid&rsquo;de, defilelerin ve moda etkinliklerinin arkasındaki üretim sürecini yakından inceleme fırsatı buldu.</p><p><strong>Mercedes-Benz Moda Haftası Madrid</strong><br>Madrid&rsquo;in önde gelen moda etkinliklerinden Mercedes-Benz Moda Haftası Madrid, öğrenciler için sınıf dışında ilerleyen bir moda pazarlaması dersine dönüştü. Defilelerin backstage süreçlerini ve etkinlik organizasyonunun işleyişini gözlemleyen öğrenciler, koleksiyonları bu kez doğrudan podyumdan takip edebildi.</p><p>Program kapsamında Coosy x Miguel Palacio işbirliğinin yanı sıra Simorra, Erroz ve Custo Barcelona koleksiyonlarını yakından inceleyen öğrenciler, tasarımların yanı sıra etkinlik prodüksiyonu, sahne tasarımı, PR ve görsel iletişim gibi farklı alanların bir defile etrafında nasıl bir araya geldiğini gözlemleyebildi.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/bdc066e2-28b1-421f-a38f-a73ef950e97d-c5b902fa-17c3-4615-83da-d0af3cc685d2" style="width: 700px;"></p><p><strong>Madrid=Moda</strong><br>Madrid es Moda kapsamında gerçekleşen ziyaretler ise odağı İspanyol tasarımının daha bağımsız ve zanaat odaklı tarafına taşıyor. Öğrenciler, moda markalarının yaratıcı kimlikleri ile ticari stratejileri arasındaki ilişkiyi farklı örnekler üzerinden ele alabildi.</p><p>Juan Avellaneda x See IOU işbirliği, iki markanın yaratıcı ve ticari dünyalarının nasıl kesişebileceğine dair bir örnek sunarken, Garc&iacute;a Madrid modern erkek giyimi ve terzilik üzerinden incelendi. Oteyza ise gelenek, hacim ve zamansız tasarım kodlarının güncel ve uluslararası bir bağlamda nasıl yeniden yorumlanabileceğini gösterdi.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/28c1f01a-5b1d-4509-bc8e-6aeed469b616-45f45bb5-d8ea-4f1e-89d4-65d3dd61389c" style="width: 700px;"></p><p><strong>Moda, Sanat ve Marka Deneyimi Arasındaki Kesişim</strong><br>Moda deneyimi artık yalnızca tek bir format veya klasik defile ile sınırlı değil. Öğrencilerin program kapsamında tanık olduğu farklı projeler, moda ile sanat, tasarım, gastronomi ve kültür arasındaki ilişkilerin de somut örnekleriydi.</p><p>&Aacute;gatha Ruiz de la Prada x Juan Valdez sunumu, moda tasarımının bir marka deneyimine nasıl dönüşebileceğini gösteren örneklerden biriydi. Renk, görsel kimlik ve farklı sektörlerin bir araya gelmesi üzerinden moda ile ticari marka dünyası arasındaki ilişkiyi gösterdi.</p><p>Öğrencilerin ziyaret ettiği &quot;David Delf&iacute;n: Show Your Wound&quot; retrospektifi ise başka bir açı sundu. Sergi, bir tasarımcının kişisel anlatısının, görsel dilinin ve yaratıcı yaklaşımının zaman içinde nasıl bir kültürel mirasa dönüşebileceğini incelemek için farklı bir alan açtı.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/1e1f5831-d030-454d-996c-846017445e41-c9505698-e494-4b4c-9676-7660ccb3ff83" style="width: 700px;"></p><p>Bu deneyimler moda eğitimini yalnızca teorik bilgi aktarımından çıkararak öğrencileri sektörün günlük ritmiyle buluşturuyor. Defile organizasyonundan marka iletişimine, tasarımcı ilişkilerinden kültürel projelere kadar farklı alanları aynı deneyimin içinde görmek, moda endüstrisinin birbirinden ayrı görünen parçalarının aslında nasıl birlikte çalıştığını anlamaya yardımcı oluyor.</p><p>ELLE Education by Mindway&rsquo;in moda, lüks ve marka stratejisi alanındaki programları, üniversite sertifikasyonu ve sektör profesyonellerinin deneyimini bir araya getiriyor. Online ve Executive formatlarında düzenlenen programların yeni dönem başvuruları eylül ve ekim ayları için h&acirc;l&acirc; devam ediyor. Madrid&rsquo;de gerçekleştirilen uygulamalı eğitim haftası gibi öne çıkan sektör deneyimi odaklı programlar hakkında detaylı bilgiyi <a href="https://elle.education/en/programs/?utm_source=elle_turkia&utm_medium=blog&utm_campaign=elle_turkia_blog_artrealaccess_26_septiembre" target="_blank">burada</a> bulabilirsiniz.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/074e0371-883f-4a4d-b940-7b5fba1e10ac-kapak-2.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/074e0371-883f-4a4d-b940-7b5fba1e10ac-kapak-2.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Sonbaharın Davetsiz Misafiri İnfluenzaya Karşı 7 Önlem]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/sonbaharin-davetsiz-misafiri-influenzaya-karsi-7-onlem</link>
									<description><![CDATA[Sonbaharla birlikte yalnızca trençkotlar ve sıcak kahveler geri dönmüyor. Ani başlayan ateş, kuru öksürük ve kas ağrılarıyla kendini gösteren influenza da yeniden (ve maalesef) gündemimizde. Grip sezonuna hazırlıksız yakalanmamak için alabileceğiniz 7 etkili önlemi bir uzmandan öğrendik. ]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/sonbaharin-davetsiz-misafiri-influenzaya-karsi-7-onlem</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Tue, 22 Sep 2026 12:00:05 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/7c81e5ec-281f-43ad-ad94-10b25afbbe3a-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p>Havanın bir sıcak bir serin olduğu, kapalı mekanlarda daha fazla vakit geçirmeye başladığımız o mevsim geldi. Okulların açılması ve kalabalık ortamların günlük rutine dönmesiyle birlikte solunum yolu virüsleri de kendilerine daha geniş bir hareket alanı buluyor. Kısacası sonbahar gardırobunu hazırlarken bağışıklık sistemini de planın dışında bırakmamak gerekiyor. İnfluenza, çoğu zaman &ldquo;Biraz üşüttüm&rdquo; diye başlayan ama kısa sürede bütün planları iptal ettirebilen bir tabloya dönüşebiliyor. Ani başlayan ateş, kuru öksürük ve kas ağrıları en sık görülen belirtiler arasında. Boğaz ağrısı, baş ağrısı, burun tıkanıklığı ve bulantı da bu tabloya eşlik edebiliyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Kristine Koyunseven, influenzanın neden her yıl yeniden karşımıza çıktığını şöyle açıklıyor: &ldquo;İnfluenza, temel olarak A ve B tipleriyle mevsimsel gribe neden olan ve genetik yapısı zaman içinde değişebilen bir virüstür. Bu değişken yapı, influenza virüslerinin toplumda her yıl yeniden dolaşıma girebilmesinin ve grip aşılarının düzenli olarak güncellenmesinin önemli nedenlerinden biri.&rdquo; Peki, nelere dikkat etmek gerekiyor? Dr. Kristine Koyunseven sıralıyor.&nbsp;</p><p><strong>Grip Aşısını Doktorunuzla Görüşün</strong><br>İnfluenzaya karşı uzmanlar tarafından önerilen en etkili korunma yöntemlerinden biri yıllık grip aşısı. Virüs zaman içinde değişebildiği için aşının içeriği de dolaşımda olması beklenen türlere göre her yıl güncelleniyor. Genel olarak altı ay ve üzerindeki, aşı olmasına engel bir sağlık durumu bulunmayan kişilerin yıllık influenza aşısı yaptırması öneriliyor. Özellikle risk grubunda yer alan kişiler için aşı, hastalığın ağır seyretme ve ciddi sonuçlara yol açma ihtimalini azaltması bakımından önem taşıyor. Aşının ardından antikor korumasının en yüksek seviyeye ulaşması yaklaşık iki hafta sürüyor. Bu nedenle Kuzey Yarımküre&rsquo;de ideal zaman, influenza hareketliliği artmadan önce ve tercihen ekim ayının sonuna kadar olan dönem. Takvim biraz geciktiyse sezonu tamamen kaçırmış sayılmazsınız. İnfluenza mevsimi devam ettiği sürece aşı yaptırmak mümkün.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/0ac68dd7-c422-4dd2-88af-aab55d714054-360c35ec-f0f3-48b2-82f1-c86d99f7faa1" style="width: 300px;">Loewe</p><p><strong>Tabağınızı Biraz Renklendirin</strong><br>Bağışıklık sisteminin &ldquo;tek bir mucize besinle&rdquo; güçlendiğini söyleyen hızlı çözümleri unutun. Vücudun enfeksiyonlara karşı doğal savunmasını destekleyen asıl şey yeterli ve dengeli beslenme düzeni. Taze sebze ve meyvelerden zengin bir beslenme planı, bağışıklık yanıtında rol oynayan vitamin ve minerallerin alınmasına yardımcı oluyor. Öğün atlamak, aşırı kısıtlayıcı diyetlere yönelmek ya da bütün umudu tek bir takviyeye bağlamak yerine sürdürülebilir bir düzen kurmak daha anlamlı. Yalnız küçük bir hatırlatma: Sağlıklı beslenme değerli bir destek olsa da tek başına influenzadan korumuyor ve grip aşısının yerini tutmuyor.</p><p><strong>Uykuyu Lüks Değil, İhtiyaç Olarak Görün</strong><br>Uyku yalnızca ertesi sabah daha dinç uyanmakla ilgili değil. Beynin ve bağışıklık sisteminin temel bakım süreçleri de biz uyurken çalışmaya devam ediyor. Yetersiz ve kalitesiz uyku ise bağışıklık yanıtını olumsuz etkileyerek enfeksiyonlara karşı direnci azaltabiliyor. Özellikle grip ve diğer solunum yolu enfeksiyonlarının daha sık görüldüğü sonbahar ve kış aylarında düzenli uyku rutini bağışıklık sistemine verilebilecek en zahmetsiz desteklerden biri. Kısacası gece yarısından sonra &ldquo;bir bölüm daha&rdquo; kararı, ertesi gün yalnızca göz altlarınıza yansımayabilir.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/99a2cfec-c42b-4a25-b602-97edb21654a9-bab63912-de00-4ee3-8904-59fb4d550b39" style="width: 300px;">Launchmetrics Spotlight</p><p><strong>Ellerinize Ekstra Dikkat!</strong><br>İnfluenza virüsü eller aracılığıyla göz, burun ve ağız bölgesine taşınabiliyor. Bu nedenle elleri su ve sabunla düzenli olarak yıkamak, suya ulaşılamayan durumlarda alkol bazlı el antiseptiği kullanmak bulaş riskini azaltmaya yardımcı oluyor. Özellikle öksürdükten, hapşırdıktan veya ortak kullanılan yüzeylere dokunduktan sonra el hijyenine dikkat etmek önemli. Bir diğer küçük ama etkili kural da eller temiz değilken gözlere, burna ve ağza dokunmamak.</p><p><strong>Mesafenizi Korumaktan Çekinmeyin</strong><br>İnfluenza, öksürme ve hapşırma sırasında çevreye yayılan solunum parçacıklarıyla kolayca bulaşabiliyor. Hastalık belirtileri gösteren kişilerle yakın teması azaltmak, özellikle kapalı ve kalabalık ortamlarda daha dikkatli davranmak korunmaya yardımcı oluyor. Belirtiler sizde başladıysa &ldquo;Toplantıya yine de giderim&rdquo; kahramanlığı yerine evde dinlenmek hem iyileşme sürecinizi hem de çevrenizdeki kişileri korumak açısından daha doğru bir tercih.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/da1ed2af-33fe-4ec1-b30f-177a263ac044-da3f7db1-9c04-4a53-9def-8242a99e4f5d" style="width: 300px;">Launchmetrics Spotlight</p><p><strong>Pencereleri Açın</strong><br>Kapalı bir ortamın kalabalıklaşması, havadaki solunum parçacıklarının yoğunluğunu artırabiliyor. Evde, ofiste, sınıfta veya uzun süre vakit geçirilen diğer kapalı alanlarda pencereleri düzenli olarak açmak temiz hava dolaşımını sağlayarak bulaş riskinin azaltılmasına katkıda bulunuyor. Soğuk havalarda pencereyi saatlerce açık bırakmak gerekmiyor. Gün içinde belirli aralıklarla yapılan kısa ama etkili havalandırmalar da işe yarıyor.</p><p><strong>Gerektiğinde Maske Takın</strong><br>Maske konuşma, öksürme, hapşırma ve solunum sırasında çevreye yayılan parçacıkların miktarını azaltabiliyor. Böylece hem virüsü başkalarına taşıma hem de virüse maruz kalma ihtimalini düşürmeye yardımcı oluyor. Etkili olabilmesi için maskenin ağız ve burnu tamamen kapatması gerekiyor. Maske tek başına sihirli bir kalkan değil. El hijyeni, havalandırma, hasta kişilerle yakın teması azaltma ve aşı gibi diğer önlemlerle birlikte uygulandığında daha anlamlı bir koruma sağlıyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/7c81e5ec-281f-43ad-ad94-10b25afbbe3a-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/7c81e5ec-281f-43ad-ad94-10b25afbbe3a-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Presley Gerber: Bir Soyadının Ötesinde]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/unluler-stil/gundem/presley-gerber-bir-soyadinin-otesinde</link>
									<description><![CDATA[Cindy Crawford ve Rande Gerber’in oğlu, Kaia Gerber’in ağabeyi model Presley Gerber, 20 Eylül’de hayatını kaybetti. Moda kariyerinin yanı sıra son yıllarda mental sağlık ve bağımlılık deneyimleri hakkında açıkça konuşan Gerber’in ölüm nedeni henüz açıklanmadı.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/unluler-stil/gundem/presley-gerber-bir-soyadinin-otesinde</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Mon, 21 Sep 2026 16:30:28 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/8e7d6056-92f2-434d-a445-2241622baf80-kapak-1.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Getty Images</em></span></p><p><br></p><p>Cindy Crawford ve Rande Gerber&rsquo;in oğlu, model ve oyuncu Kaia Gerber&rsquo;in ağabeyi olan Presley Gerber&rsquo;in beklenmedik vefatı, aile temsilcisi tarafından doğrulandı. Henüz 27 yaşındaki Gerber, 20 Eylül Pazar günü Kaliforniya&rsquo;daki bir rehabilitasyon merkezinde hayatını kaybetti. Ölüm nedeni henüz açıklanmadı ve otopsi süreci devam ediyor. Aile ise bu süreçte mahremiyet talebinde bulundu.&nbsp;</p><p>Gerber modellik kariyerine henüz 15 yaşındayken IMG Models ile başlamıştı. Annesi Cindy Crawford&rsquo;un izinden giden Gerber, Moschino ve Dolce&amp;Gabbana gibi markaların podyumlarında yer aldı; Calvin Klein, Tommy Hilfiger ve Balmain için kampanyalarda çalıştı. Ancak moda dünyasındaki kariyeri, ailesinin taşıdığı soyadının gölgesinde gelişen bir hikayeden biraz daha farklıydı.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/1288b9d9-81dc-46d2-b35b-ed2bf661ff60-6046783c-1087-4cee-94e3-2a9564dc7d91" style="width: 300px;"><em>2018</em></p><p>Presley Gerber, Crawford ailesinin gözler önündeki imajı içinde çoğu zaman daha geri planda kaldı. Kardeşi Kaia&rsquo;nın moda ve oyunculuk kariyerinin giderek daha görünür hale geldiği yıllarda Gerber, kendi alanını modellik ve kişisel projeleri arasında kurdu. Ancak Gerber&rsquo;in son yıllardaki kamusal varlığı, giderek başka bir konuya yöneldi: kendi zorlu deneyimleri hakkında konuşmaya başladı.</p><p>Gerber, mental sağlık sorunları, anksiyete, panik ataklar ve bağımlılık ile ilgili yaşadıklarını sosyal medya üzerinden açıkça paylaşıyordu. 2023&rsquo;te verdiği bir podcast röportajında mental sağlığın hayatının önemli bir parçası olduğunu anlatmış, son dönemde ise bu konudaki deneyimlerini &ldquo;Mental Health Mondays&rdquo; adını verdiği video serisiyle takipçileriyle paylaşmıştı.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/713f066c-9f87-4c71-94f7-e0d908d0b871-22bf16d1-c0b1-4827-9bdd-bc837ead0cf1" style="width: 300px;"><em>2022</em></p><p>Geçtiğimiz aralık ayında yayınladığı bir videoda ise farklı psikiyatristlerle görüşmelerinden, kendisine verilen ilaçlarla ilgili yaşadığı kafa karışıklığından ve hayatında daha olumlu bir çevre kurma arayışından söz etmişti. Gerber bu dönemde spor, sauna ve günlük rutinlerinden bahsediyordu.</p><p>Gerber&rsquo;in ölümünden kısa süre önce, kız kardeşi Kaia Gerber de ağabeyinin yaşadığı zorluklardan söz etmişti. Ağustos ayında verdiği bir röportajda Kaia, Presley&rsquo;nin yaklaşık 10 yıl süren bağımlılık mücadelesinin aile hayatlarını nasıl etkilediğini anlattı. Kendisini zaman içinde &ldquo;kolay çocuk&rdquo; rolünde bulduğunu, ailesine ek bir endişe yaratmamak için yardım istememeye ve kendi sorunlarını daha fazla içinde tutmaya yöneldiğini söyledi. Bu ayrıntı, Gerber&rsquo;in kamuoyunda çoğunlukla ailesi, kariyeri veya kişisel mücadeleleri üzerinden görülen imajının ötesinde, bir aile içindeki haline de işaret ediyor.&nbsp;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/53e56991-361b-4190-95df-fee4b108a636-3e3cc79a-3de3-4db6-aaf9-ae27e71083e8" style="width: 300px;"><em>2026</em></p><p>Ölümünün nedeni henüz açıklanmış değil. Şimdilik geride kalan ise podyum görüntülerinden, moda kampanyalarından ve sosyal medyada mental sıkıntıları hakkında yaptığı açık paylaşımlardan oluşan kısa ama çok katmanlı bir hayat.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/8e7d6056-92f2-434d-a445-2241622baf80-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/8e7d6056-92f2-434d-a445-2241622baf80-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Londra Moda Haftası Mulberry İlkbahar/Yaz 2027: Christopher Kane ile Yeni Bir Başlangıç]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haftalari/londra-moda-haftasi-mulberry-ilkbaharyaz-2027-christopher-kane-ile-yeni-bir-baslangic</link>
									<description><![CDATA[Christopher Kane, Mulberry’deki ilk koleksiyonunda markanın deri mirasını ve ikonik Bayswater çantasını yeniden ele alıyor. Keskin deri formlar, geometrik kesikler ve arşivden gelen detaylar, Mulberry’nin tanıdık kodlarını daha modern ve sade bir gardıroba dönüştürüyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haftalari/londra-moda-haftasi-mulberry-ilkbaharyaz-2027-christopher-kane-ile-yeni-bir-baslangic</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Mon, 21 Sep 2026 15:00:19 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/99b3ea03-9b4d-4564-950f-6f0c67332561-kapak-1.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><br></p><p>Christopher Kane&rsquo;in Mulberry için hazırladığı ilk koleksiyon, Londra Moda Haftası&rsquo;nın en çok merak edilen buluşmalarından biriydi. Defile, markanın İngiliz mirasına uygun biçimde Londra&rsquo;daki Queen Elizabeth II Centre&rsquo;ın Brutalist atmosferinde gerçekleşti. Ancak Kane&rsquo;in amacı geçmişi olduğu gibi yeniden canlandırmak değil, Mulberry için yeni bir başlangıç yaratmaktı.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/5b0dbf4d-3f14-4994-931d-33263a7c61f7-7677d70f-c974-4114-937b-a91e0d4fdbb9" style="width: 700px;"></p><p>Bu yeni başlangıcın en belirgin referansı, Mulberry&rsquo;nin ikonik Bayswater çantasının kapağı oldu. Kane çantanın karakteristik formunu koleksiyon boyunca farklı biçimlerde yeniden yorumladı: deri elbiselerden yatay katmanlara, eteklerden kesiklere, yakalarda ve trikoda geometrik detaylara dönüştürdü. Böylece bir çanta detayı, koleksiyonun neredeyse grafik işaretine dönüştü. Kane&rsquo;in yaklaşımı, Mulberry logosunu doğrudan kullanmak yerine markayı tasarımın kendisi üzerinden tanımlama fikrine dayanıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/f2a0cc69-fbf3-4cfe-935d-7beb6d7bd062-f35c88d1-935d-4232-952d-cfeda8344cf7" style="width: 700px;"></p><p>Deri, koleksiyonun ana malzemesi olarak öne çıkıyor. Taupe, krem, karamel, çikolata ve gri gibi nötr tonlarda hazırlanan deri elbiseler ve etekler; keskin hatları, eskitilmiş plise detayları ve omuz çevresindeki kıvrımlı kesiklerle hareket kazanıyor. Küçük elbiselerde üst üste gelen deri paneller, &nbsp;soyut fırfırlar gibi çalışırken, kutu formlu paltolarda benzer kesikler daha grafik bir görünüm yaratıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/8194de16-3d81-4eb3-8537-b38a95678a68-1728f8cc-e9d1-4235-bcad-574c94c87332" style="width: 700px;"></p><p>Kane&rsquo;in kendi tasarım dilini Mulberry ile buluşturduğu nokta da burada ortaya çıkıyor. Geometrik kesimler ve derinin daha sert kullanımı, tasarımcının geçmiş koleksiyonlarından tanıdığımız bir yaklaşımı markanın geleneksel malzemeleriyle bir araya getiriyor. Trikolar da aynı dili sürdürüyor; deri panelleri andıran geometrik katmanlar, sade kazaklara daha yapısal bir görünüm kazandırıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/bfeb1cb0-de15-424a-9e5b-15e76f827c4e-510d7f5a-fcdc-47e4-9969-5f76dfdcc392" style="width: 700px;"></p><p>Koleksiyonun daha yumuşak tarafı ise Kane&rsquo;in kendi geçmişine uzanıyor. Oversize Mulberry sweatshirt&rsquo;leri, tasarımcının İskoçya&rsquo;da büyürken markayla kurduğu kişisel ilişkiye gönderme yapıyor. Kane&rsquo;in Mulberry&rsquo;yi ilk kez futbol tribünlerinde gençlik kültürü üzerinden tanıması, markanın onun için yalnızca bir lüks deri markasından ibaret olmadığını gösteriyor. Arşivden çıkarılan bu sweatshirt&rsquo;ler, koleksiyonun daha gündelik ve kişisel parçaları arasında yer alıyor.</p><p>Koleksiyonun renk ve malzeme dünyası da bu şehir-kır karşıtlığını sürdürüyor. Gri, beyaz ve siyahın ağırlıkta olduğu palete Mulberry&rsquo;nin karakteristik ekose deseni ve yer yer canlı turuncu gibi daha güçlü tonlar ekleniyor. Oxford gömlekleri, PVC trençkotlar, parkalar ve trikolar; deri elbiseler ve gece parçalarıyla aynı gardıropta buluşuyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/543219d4-618b-4bcf-97d8-2382b30cbdde-57ece069-4498-44a3-a1c0-c9ef21eabc94" style="width: 700px;"></p><p>Tasarımcı, markanın en bilinen kodlarını alıp onları minimalist bir yaklaşımla farklı ölçeklerde ve farklı malzemelerde yeniden kuruyor. Bayswater&rsquo;ın kapağı bir çantanın detayı olmaktan çıkıp eteğe, elbiseye veya trikoya dönüşürken, arşiv parçaları da birebir nostalji objeleri olarak değil, bugünün gardırobunun parçası olarak geri dönüyor.&nbsp;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/99b3ea03-9b4d-4564-950f-6f0c67332561-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/99b3ea03-9b4d-4564-950f-6f0c67332561-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Asos’un Yeni Strateji Hamlesi: Law Roach İlk “Stylist in Residence” Oldu]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/asosun-yeni-strateji-hamlesi-law-roach-ilk-stylist-in-residence-oldu</link>
									<description><![CDATA[Bir e-ticaret platformu ne zaman bir moda markasına dönüşür? Asos’un Law Roach’u ilk “Stylist in Residence” olarak ekibe katması, ürün, styling ve kültürel içerik arasındaki sınırları yeniden düşünmeye başladığını gösteriyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/asosun-yeni-strateji-hamlesi-law-roach-ilk-stylist-in-residence-oldu</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Mon, 21 Sep 2026 14:00:06 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/3ca9b7b7-51da-4d11-a0a3-df8ca73c99e6-kapak-1.png"/><p>Asos&rsquo;un son birkaç aydaki yön değişikliği yalnızca yeni kampanyalar ya da iletişim projeleriyle sınırlı değil. İngiliz e-ticaret platformu, moda tüketicisine sunduğu ürün seçiminin yanında nasıl giyileceğine dair bir bakış açısı da sunmaya çalışıyor. Bunun son adımı, Law Roach&rsquo;un markanın ilk &ldquo;Stylist in Residence&rdquo;ı olarak göreve başlaması oldu. Zendaya, Celine Dion, Ariana Grande ve son olarak Kim Kardashian gibi isimlerin kendi tabiriyle &quot;stil mimarlığı&quot;nı yapan Roach, yeni rolünde Asos&rsquo;un sezonluk kampanyalarından editoryal içeriklerine ve stil anlatısına kadar farklı alanlarda markanın yaratıcı perspektifine katkıda bulunacak. Yeni oluşturulan pozisyon, klasik bir marka işbirliğinden daha geniş bir çerçeveye sahip. Roach, ürünleri yalnızca seçen değil, onların nasıl bir araya getirilebileceğini ve farklı kişisel stillere nasıl uyarlanabileceğini gösteren bir yaratıcı ortak olarak konumlanıyor.</p><p><iframe class="instagram-media instagram-media-rendered instagram-media-rendered instagram-media-rendered instagram-media-rendered" id="instagram-embed-0" src="https://www.instagram.com/reel/DddhQ1uOOFj/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=1080&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%2F8efddaa7-1fba-4971-ae1e-b4cc00d422fc#%7B%22ci%22%3A0%2C%22os%22%3A487%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="945" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-0" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px 0px 12px; min-width: 326px; padding: 0px;"></iframe></p><p><strong>Asos&rsquo;un Yeni Meselesi</strong><br>Bu hamlenin arkasında Asos&rsquo;un son dönemde geliştirdiği &ldquo;The Stylist&rdquo; kampanyası bulunuyor. Platform, artan ürün seçeneklerinin tüketici için her zaman daha kolay bir alışveriş deneyimi anlamına gelmediğine dikkat çekiyor. Law Roach&rsquo;un rolü tam da bu noktada önem kazanıyor. Stilist, sezonun trendlerini yalnızca sıralamak yerine onları belirli görünümler ve stiller üzerinden yorumlayacak. Böylece Asos&rsquo;un geniş ürün yelpazesi, tek tek ürünlerden oluşan bir katalogdan ziyade kişisel stil için bir kaynak olarak sunulacak.</p><p>Bu yaklaşım aynı zamanda moda e-ticaretinin son yıllarda geçirdiği değişimin bir parçası. Ürün çeşitliliğinin giderek arttığı bir ortamda markalar için mesele yalnızca daha fazla seçenek sunmak değil, o seçenekler arasında bir editoryal bakış oluşturmak. Asos&rsquo;un Law Roach&rsquo;la yaptığı işbirliği de bu bakışı doğrudan moda dünyasında tanınan bir yaratıcı ismin perspektifi üzerinden kuruyor.</p><p><iframe class="instagram-media" id="instagram-embed-0" src="https://www.instagram.com/reel/DdI3asAuavW/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=1080&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%2F8efddaa7-1fba-4971-ae1e-b4cc00d422fc#%7B%22ci%22%3A0%2C%22os%22%3A453%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="999" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-0" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px; min-width: 326px; padding: 0px; position: absolute;"></iframe></p><p><strong>Asos Magazine</strong><span style="text-align: initial;"><strong>&nbsp;Yeniden Yayında</strong></span><br>Roach&rsquo;un Asos&rsquo;taki ilk projesi ise markanın yeniden hayata geçirdiği Asos Magazine. Derginin yeni döneminde Roach, altı farklı kapak için styling hazırladı. Her kapak görünümü, Asos üzerinde alışveriş yapılabilen bir edit ile ilişkilendiriliyor. Maksimalist stil, güçlü terzilik, katmanlı giyim ve modern yorumlanan klasik parçalar, ilk editlerin öne çıkan başlıkları arasında.</p><p>Asos Magazine bundan böyle Substack üzerinden üç ayda bir yayınlanacak dijital bir dergi olarak devam edecek, seçili içerikler sınırlı sayıda basılı edisyonlarla da desteklenecek. Böylece ürün, içerik ve kültürel anlatı aynı platformda buluşacak. Bu yeni yapı, Asos&rsquo;un kendisini yalnızca alışveriş yapılan bir site olarak değil, stil keşfinin gerçekleştiği bir medya alanı olarak da konumlandırma arzusunu gösteriyor.</p><p><iframe class="instagram-media" id="instagram-embed-0" src="https://www.instagram.com/reel/DcyHCcwupwK/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=1080&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%2F8efddaa7-1fba-4971-ae1e-b4cc00d422fc#%7B%22ci%22%3A0%2C%22os%22%3A326%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="981" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-0" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px; min-width: 326px; padding: 0px; position: absolute;"></iframe></p><p><br></p><p><strong>Law&nbsp;</strong><span style="text-align: initial;"><strong>Roach Tek Başına Gelmiyor</strong></span><br>Roach&rsquo;un gelişi Asos&rsquo;un yaratıcı kadrosundaki daha geniş değişimin bir parçası. Makyaj sanatçısı Dame Pat McGrath konuk güzellik editörü olarak projeye dahil olurken, moda yorumcusu ve Watch Party ile tanıdığımız Lyas da Asos Magazine&rsquo;in konuk editörü olarak görev alıyor. Bu sezon Lyas&rsquo;ın La Watch Party etkinliği de Asos işbirliğiyle Londra Moda Haftası takvimine dahil oldu.</p><p><iframe class="instagram-media instagram-media-rendered instagram-media-rendered" id="instagram-embed-1" src="https://www.instagram.com/reel/Db-2XYFoVza/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=1080&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%2F8efddaa7-1fba-4971-ae1e-b4cc00d422fc#%7B%22ci%22%3A1%2C%22os%22%3A488%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="963" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-1" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px 0px 12px; min-width: 326px; padding: 0px;"></iframe></p><p>Bu isimlerin ortak noktası ise yalnızca moda sektöründe tanınmaları değil, farklı biçimlerde moda ile popüler kültür arasındaki ilişkiyi şekillendirmeleri. Roach&rsquo;un ünlü styling&#39;i dünyasından, McGrath&rsquo;ın güzellik alanından ve Lyas&rsquo;ın dijital moda topluluklarından gelen perspektifleri Asos&rsquo;un yeni iletişim dilini tek bir moda anlayışına bağlı kalmadan genişletiyor.</p><p><iframe class="instagram-media" id="instagram-embed-1" src="https://www.instagram.com/reel/Dc0oobjuDhY/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=1080&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%2F8efddaa7-1fba-4971-ae1e-b4cc00d422fc#%7B%22ci%22%3A1%2C%22os%22%3A454%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="945" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-1" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px; min-width: 326px; padding: 0px; position: absolute;"></iframe></p><p>Burada dikkat çeken değişim, Asos&rsquo;un genç tüketiciye ulaşmak için yalnızca kampanya yüzleri kullanmaktan ziyade kendi çevresinde bir yaratıcı ekosistem kurmaya çalışması. Roach&rsquo;un sürekli bir yaratıcı rol üstlenmesi de bu nedenle klasik bir ünlü işbirliğinden farklılaşıyor.</p><p><br></p><p><iframe class="instagram-media" id="instagram-embed-0" src="https://www.instagram.com/p/DddmF3nu9ob/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=675&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%3Fid%3D8efddaa7-1fba-4971-ae1e-b4cc00d422fc#%7B%22ci%22%3A0%2C%22os%22%3A1023.6000000014901%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="1029" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-0" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px; min-width: 326px; padding: 0px; position: absolute;"></iframe></p><p><br></p><p><strong>E-ticaret</strong><span style="text-align: initial;"><strong>&nbsp;Platformundan Moda Otoritesine</strong></span><br>Asos&rsquo;un bugün attığı adımlar moda e-ticaretinde ürün ile içerik arasındaki sınırın giderek daha fazla ortadan kalktığını gösteriyor. Bir ürünün satış sayfasında bulunması artık tek başına yeterli olmayabilir; onu kim seçiyor, nasıl stilize ediyor ve hangi kültürel bağlam içinde sunuyor soruları da alışveriş deneyiminin parçası haline geliyor. Law Roach&rsquo;un &ldquo;Stylist in Residence&rdquo; olarak göreve başlaması Asos&rsquo;un bu değişime verdiği somut yanıtlardan biri. Roach&rsquo;un styling yaklaşımı, yeniden yayın hayatına başlayan Asos Magazine ve moda topluluklarına uzanan yeni projelerle birlikte düşünüldüğünde, markanın odağının yalnızca ne satacağıyla değil, güncel moda dünyasını nereden ele alacağıyla da şekillendiği görülüyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/3ca9b7b7-51da-4d11-a0a3-df8ca73c99e6-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/3ca9b7b7-51da-4d11-a0a3-df8ca73c99e6-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Yüz Temizleyiciniz Cilt Tipinize Uygun mu?]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/cilt-bakimi/yuz-temizleyiciniz-cilt-tipinize-uygun-mu</link>
									<description><![CDATA[Cilt bakımının ilk adımı, rutinin geri kalanından alacağınız sonucu da belirliyor. Yağlı, kuru, hassas veya akne eğilimli ciltler için doğru yüz temizleme ürünü nasıl seçilir? Cilt tipine uygun temizleyiciyi bulmanın püf noktalarını mercek altına alıyoruz.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/cilt-bakimi/yuz-temizleyiciniz-cilt-tipinize-uygun-mu</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Mon, 21 Sep 2026 12:00:06 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/d2c84453-a080-4b88-b19a-39f831ebdbcf-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p>Cilt bakımında bütün ilgiyi serumlar, asitler ve yeni nesil aktif içerikler topluyor olabilir. Ancak rutinin geri kalanının nasıl çalışacağını belirleyen adım h&acirc;l&acirc; lavabonun başında yaşanıyor. Gün boyunca ciltte biriken sebumu, teri, makyajı ve güneş koruyucuyu yeterince arındırmayan bir temizleyici gözeneklerde kalabalık yaratabiliyor. Fazla agresif olanıysa bu kez cilt bariyerini zayıflatıp kuruluk, hassasiyet ve daha fazla yağlanmaya zemin hazırlayabiliyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/7a88563f-9fba-4b48-b9dc-07fda5e38e2e-a1db54e9-023b-469b-b549-143e3922b38c" style="width: 300px;">Fenty Skin</p><p>Kısacası iyi bir temizleyicinin görevi cildi cezalandırmak değil, onu bir sonraki adıma hazırlamak. Doğru formülü bulmanın yolu da ambalajın üzerindeki &ldquo;arındırıcı&rdquo; ya da &ldquo;ışıltı verici&rdquo; vaatlerden önce cilt tipinizi ve temizlik sonrası hissi okumaktan geçiyor.</p><p><strong>Yüz Günde Kaç Kez Yıkanmalı?</strong><br>Sabah temizliği gece boyunca biriken sebumu, teri ve saç ürünlerinden cilde taşınabilecek kalıntıları uzaklaştırmaya yardımcı oluyor. Akşam temizliği ise makyaj, güneş koruyucu ve günün bütün izleri düşünüldüğünde çok daha kritik. Yine de her cildin günde iki kez güçlü bir temizliğe ihtiyacı yok.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/93191850-cb64-41bc-b33f-2d4cd9d59163-3cf0400f-43d2-4fd0-bff0-3105a19c0e4d" style="width: 300px;">Anua</p><p>Çok kuru veya hassas ciltler sabahları yalnızca suyla durulama ya da son derece nazik bir temizleyiciyle yetinebilir. Akşamları ise makyaj ve güneş koruyucu kullanıldıysa önce misel su veya yağ bazlı bir ürün, ardından cilt tipine uygun su bazlı bir temizleyici kullanılabilir. Çift aşamalı temizlik, yüzü iki kez köpüklemek anlamına gelmiyor. İlk adım makyaj ve güneş koruyucuyu çözerken ikinci adım cildi arındırıyor. Doğru temizleyiciyi bulmak için küçük bir kontrol listesi yeterli:</p><p style="text-align: center;"><br><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/288d4789-665c-4c8d-83b9-8a6f5b2245e0-4b115819-2e87-4f64-8c20-f5e800983f3d" style="width: 300px;">Dieux</p><p>Yıkama sonrasında cilt gerilmiyor.<br>Yanma, kaşıntı veya belirgin kızarıklık oluşmuyor.<br>Makyaj ve güneş koruyucu kalıntıları ciltte kalmıyor.<br>Cilt birkaç saat içinde aşırı yağlanmıyor.<br>Ürün, rutindeki diğer aktiflerle birlikte tahrişe neden olmuyor.</p><p>Temizleyiciniz bu maddelerin çoğunu karşılıyorsa trend olan yeni bir ürün uğruna onu değiştirmeniz gerekmeyebilir. Çünkü cilt bakımının en iyi başlangıcı her zaman en gösterişli şişe değil, cildin dengesini bozmadan işini yapan formüldür.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/d2c84453-a080-4b88-b19a-39f831ebdbcf-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/d2c84453-a080-4b88-b19a-39f831ebdbcf-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Barrus’un “Anadolu Bahçesi” Londra’da Eğitime Destek İçin Podyumdaydı]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/barrusun-anadolu-bahcesi-londrada-egitime-destek-icin-podyumdaydi</link>
									<description><![CDATA[Barrus by Neslişah Yılmaz, “The Anatolian Garden – Anadolu Bahçesi” koleksiyonunu Londra Moda Haftası kapsamında sundu. Anadolu’nun doğası ve kültürel katmanlarından yola çıkan koleksiyon, bu kez modanın ötesine uzanan bir amaçla buluştu.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/barrusun-anadolu-bahcesi-londrada-egitime-destek-icin-podyumdaydi</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Mon, 21 Sep 2026 10:45:40 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/a1787224-4465-4988-b57d-7950ce5128a2-kapak-1.png"/><p>Barrus by Neslişah Yılmaz, 19 Eylül&rsquo;de &ldquo;The Anatolian Garden &ndash; Anadolu Bahçesi&rdquo; koleksiyonunu Londra&rsquo;da tanıttı. Neslişah Yılmaz&rsquo;ın kreatif direktörlüğünde hazırlanan koleksiyon Anadolu&rsquo;nun doğası, renkleri ve kültürel mirasını dantel, tül, üç boyutlu çiçek detayları ve couture işçilik üzerinden güncel bir tasarım diline taşıdı. Defile için özel olarak hazırlanan tasarımının ise satışından elde edilecek gelirin Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı&rsquo;na (TEGV) bağışlanması planlanıyor. Böylece moda, podyumdan çıktıktan sonra çocukların eğitimine yönelik bir desteğe dönüşecek.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/290d8927-2b37-4f3e-93f2-c2f97f609cdf-34610771-5bdf-4b1d-9b27-04069516a945" style="width: 700px;"></p><p><strong>Anadolu&rsquo;ya Bir Bahçe Metaforuyla Bakmak</strong><br>&ldquo;The Anatolian Garden&rdquo;, adından da anlaşılacağı üzere Anadolu&rsquo;yu bir bahçe fikri üzerinden ele alıyor. Koleksiyon, bu coğrafyayı yalnızca geçmişe ait kültürel referansların toplamı olarak değil, farklı dönemlerin, renklerin, doğanın ve kültürlerin bir arada var olduğu, dönüşmeye devam eden bir alan olarak yorumluyor.</p><p>Bu yaklaşım, koleksiyonun yüzeylerinde ve silüetlerinde karşılık buluyor. Çiçekleri çağrıştıran dokular, üç boyutlu çiçek uygulamaları, dantel ve tül daha belirgin terzilik çizgileri ve feminen silüetlerle bir araya geliyor. Doğal formların romantik tarafı, koleksiyonda daha yapılandırılmış parçalarla dengeleniyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/59698166-aa39-46cd-9936-c8c1cfcd21f1-07ac9dad-b893-4538-9203-fb76b7da7c4e" style="width: 700px;"></p><p>Defilenin siyah görünümlerle başlaması, koleksiyon ilerledikçe farklı renk ve dokuların devreye girmesiyle değişen bir görsel akış yaratıyor. Burada Anadolu referansları doğrudan folklorik bir anlatıya dönüşmek yerine kumaş, yüzey ve işçilik üzerinden okunuyor.</p><p><strong>Podyumdan Eğitime</strong><br>Esra Oflaz&rsquo;ın açılış görünümü, koleksiyonun sosyal fayda ile bağlantısını somutlaştırıyor. Barrus tarafından özel olarak hazırlanan tasarımın defilenin ardından satışa sunulması ve gelirinin TEGV&rsquo;ye aktarılması, Londra&rsquo;daki moda sunumunu Türkiye&rsquo;deki çocukların eğitimine adıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/dc65789e-a601-4c9f-af86-4db3f9927dce-75b10f69-c610-4b64-a07d-2c8a2805e62e" style="width: 700px;"></p><p>Neslişah Yılmaz koleksiyonun çıkış noktasını Anadolu&rsquo;nun yalnızca geçmişine değil, yaşamaya devam eden ve yeniden filizlenen tarafına odaklanmak olarak tanımlıyor. Oflaz&rsquo;ın tasarımı taşımasıyla birlikte bu fikir, koleksiyonun estetik çerçevesinden çıkarak somut bir sosyal girişime dönüşüyor.</p><p><br></p><p><iframe class="instagram-media instagram-media-rendered" id="instagram-embed-0" src="https://www.instagram.com/p/DdgQA2MiI0q/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=675&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%3Fid%3Db2894509-b566-4f20-80c6-b4cc00aaa702#%7B%22ci%22%3A0%2C%22os%22%3A1165.5%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="819" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-0" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px 0px 12px; min-width: 326px; padding: 0px;"></iframe></p><p><br></p><p><strong>Londra&rsquo;da Türkiye&rsquo;den Bir Moda Markası</strong><br>Defilenin konukları arasında İngiliz cemiyet ve moda dünyasından Lady Victoria Hervey ve Lady Amelia Windsor da yer aldı. Barrus ayrıca bu sezon Fashion Britain Campaign&rsquo;de yer alan tek Türk markası olarak Londra Moda Haftası kapsamında uluslararası görünürlüğünü artırdı.</p><p>İstanbul ve Londra arasında faaliyetlerini sürdüren Barrus by Neslişah Yılmaz için &ldquo;The Anatolian Garden&rdquo;, Anadolu&rsquo;dan alınan referansların uluslararası bir moda bağlamında yeniden yorumlandığı yeni bir bölüm oluşturuyor. Podyumda başlayan bir tasarımın satış yoluyla eğitime destek veren bir projeye dönüşmesi, modanın kullanım alanını da genişletiyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/a1787224-4465-4988-b57d-7950ce5128a2-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/a1787224-4465-4988-b57d-7950ce5128a2-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Levni ile İstanbul’u Keşfedin]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/gezi/levni-ile-istanbulu-kesfedin</link>
									<description><![CDATA[İstanbul’un farklı dönemlerini bir arada görebileceğiniz Sirkeci, şehri keşfetmek için güçlü bir başlangıç noktası. Levni Istanbul Hotel Handwritten Collection by Accor ise adını aldığı 18. yüzyıl sanatçısı Levni’den esinlenen tasarımı ve Tarihi Yarımada’daki konumuyla İstanbul deneyimine farklı bir açıdan bakıyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/gezi/levni-ile-istanbulu-kesfedin</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Mon, 21 Sep 2026 09:50:40 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/368ea6cd-a9d6-4fa6-8bd9-04dc54745093-kapak-1.png"/><p>İstanbul&rsquo;u keşfetmek için bazen rotayı biraz olsun değiştirmek yeterli. Tarihi Yarımada&rsquo;nın merkezindeki Sirkeci, şehrin tarihini, günlük yaşamını ve farklı kültürlerini bir arada görebileceğiniz semtlerden biri. Levni Istanbul Hotel Handwritten Collection by Accor da tam bu noktada konumlanıyor. Accor&rsquo;un Türkiye&rsquo;deki ilk ve tek Handwritten Collection oteli olan Levni Istanbul, adını Osmanlı minyatür sanatının önemli isimlerinden Abdülcelil Çelebi, namı diğer Levni&rsquo;den alıyor. 18. yüzyılın başlarında, Lale Devri&rsquo;nde yaşayan sanatçı, dönemin insanlarını, eğlencelerini ve günlük yaşamını renkli ve hareketli minyatürleriyle anlatıyordu. Levni&rsquo;nin renkleri de bugün otelin tasarımında çağdaş bir yorumla yeniden karşımıza çıkıyor. Renkler, desenler, sıcak materyaller ve dekoratif detaylar otelin genel atmosferini oluştururken, bazı odalarda korunan tuğla duvarlar gibi tarihi unsurlar da tasarımın parçası.&nbsp;</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/856e68f2-a3bc-4f19-8e96-24089ff1d16c-0cb6e67d-6baf-4ec1-a04f-ed3af24db0f8" style="width: 700px;"></p><p><strong>Otelin Kapısından Bir Adımda İstanbul</strong><br>Levni Istanbul&rsquo;un konumu, şehri yürüyerek keşfetmek isteyenler için önemli bir avantaj sunuyor. Ayasofya, Sultanahmet Camii, Topkapı Sarayı, Yerebatan Sarnıcı ve Kapalıçarşı gibi İstanbul&rsquo;un önemli duraklarına buradan kolayca ulaşmak mümkün.</p><p>Ancak Tarihi Yarımada&rsquo;yı keşfetmek yalnızca bu ikonik yapıları görmekten ibaret değil. Sirkeci&rsquo;nin sokaklarında yürümek, küçük dükkanlara uğramak, çarşıları gezmek, Eminönü&rsquo;ne doğru ilerlemek veya Boğaz&rsquo;da bir vapura binmek de İstanbul&rsquo;un günlük hayatını deneyimlemenin yollarından. Otelin ulaşım noktalarına yakın konumu sayesinde Tarihi Yarımada&rsquo;dan şehrin diğer semtlerine geçmek de oldukça kolay. Böylece İstanbul&rsquo;un tarihi ve daha çağdaş yüzlerini aynı gün içinde keşfetmek mümkün.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/da2ebfb8-3444-44b5-a375-f69ae042a76e-60b15b45-0e58-4d31-9433-b81f03e51174" style="width: 700px;"></p><p><strong>Levni&rsquo;nin İzinde</strong><br>Levni Istanbul&rsquo;un hikayesi, Handwritten Collection&rsquo;ın yaklaşımıyla da örtüşüyor. 2023 yılında hayata geçirilen Handwritten Collection, her biri kendi karakterine sahip otelleri bir araya getiriyor. Tek bir tasarım standardı yerine her otelin bulunduğu şehirlere, çevresinden ve kendi hikayesinden ilham almasına odaklanıyor.</p><p>Bugün 20 ülkede 50 otele ulaşan koleksiyonun Türkiye&rsquo;deki ilk ve tek adresi olan Levni Istanbul&rsquo;da bu yaklaşım, otelin ismi ve tasarımından bulunduğu semte kadar uzanıyor. Levni&rsquo;nin İstanbul&rsquo;un gündelik hayatını gözlemleyen sanatından yola çıkan otel, şehri yalnızca gezilecek yerlerden oluşan bir rota olarak değil, yaşanarak tecrübe edilecek bir yer olarak ele alıyor.&nbsp;</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/505844b8-efef-422a-b48e-30088d059101-67624b6a-be86-492d-b4f9-993006021f0a" style="width: 700px;"></p><p><strong>Boğaz Manzarasına Karşı</strong><br>İstanbul&rsquo;u keşfetmenin bir başka yolu da şehri yeme-içme üzerinden deneyimlemek. Levni Istanbul&rsquo;da farklı ihtiyaçlara hitap eden birkaç farklı mekan bulunuyor. Piccolo Restaurant gün boyunca yemek ve buluşmalar için hizmet verirken, Gourmet Bar &amp; Restaurant daha sosyal bir atmosfer sunuyor. Sezon boyunca açık olan Bosphorus Terrace Restaurant ise İstanbul manzarasını doğrudan deneyimin bir parçası haline getiriyor. Boğaz ve şehir silüeti eşliğinde yemek yemek, özellikle akşam saatlerinde İstanbul&rsquo;a farklı bir açıdan bakmak için bir fırsat.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/38add706-a864-4438-87a8-4aa9f6d45b19-8232b628-c80d-41d2-ad07-dd069f65e2ee" style="width: 700px;"></p><p><strong>Şehirden Biraz Uzaklaşmak</strong><br>Tarihi Yarımada&rsquo;da geçen uzun bir günün ardından dinlenmek isteyen misafirler için otelin hemen yanındaki kardeş otelin spa ve wellness olanaklarından yararlanmak mümkün. Kapalı havuz, Türk hamamı, sauna ve masaj hizmetlerinin yanı sıra 7/24 açık fitness merkezi de bulunuyor. Türk hamamı ise konaklamaya İstanbul&rsquo;un kültürel mirasından bir deneyim ekliyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/b3aba3f8-6376-471c-a3dc-6aad2b87278c-e17e7bcd-df99-4302-a1bb-05fcac80ac00" style="width: 700px;"></p><p>Levni Istanbul Hotel Handwritten Collection by Accor, İstanbul&rsquo;un tarihini ve çağdaş yaşamını bir arada deneyimlemek isteyenler için şehrin merkezinde bir konaklama alternatifi sunuyor. Levni&rsquo;nin sanatından ilham alan tasarımı, Sirkeci&rsquo;deki konumu ve Handwritten Collection&rsquo;ın kişisel yaklaşımı, oteli bulunduğu şehirden bağımsız olmayan bir adres haline getiriyor.</p><p>İstanbul&rsquo;u ilk kez keşfedenler için de şehri yeniden deneyimlemek isteyenler için de Sirkeci&rsquo;den başlayan bir rota, İstanbul&rsquo;un farklı yüzlerini görmek için iyi bir başlangıç olabilir.</p><p><br></p><p><span style="font-size: 12px;"><em>*Bu bir reklamdır.</em></span></p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/368ea6cd-a9d6-4fa6-8bd9-04dc54745093-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/368ea6cd-a9d6-4fa6-8bd9-04dc54745093-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Yer İle Bir Olmanın İzinde Emine Boyner İle 20 Dakika]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/yer-ile-bir-olmanin-izinde-emine-boyner-ile-20-dakika</link>
									<description><![CDATA[Otacı, sanatçı ve zanaatkar Emine Boyner, yeni kitabı “Yer ile Bir Otacının El Kitabı”nda insanın yeryüzüyle kurduğu ilişkiyi yeniden düşünmeye davet ediyor. Boyner ile hatırlamak, aidiyet ve yer ile kurduğumuz bağ üzerine konuştuk.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/yer-ile-bir-olmanin-izinde-emine-boyner-ile-20-dakika</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Sun, 20 Sep 2026 14:00:12 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/49fd1b57-c199-4aca-b25a-6522918181f5-eminee.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Röportaj: Ünal Baş</em></span></p><p><br></p><p>Bazı kitaplar bilgi aktarır, bazılarıysa bir hissi hatırlatır. Emine Boyner&rsquo;in &ldquo;Yer ile Bir Otacının El Kitabı&rdquo; da okuru böyle bir yere çağırıyor. Bitkilerle, yaşadığımız coğrafyayla ve birbirimizle kurduğumuz ilişkinin izini süren Boyner, otacılığı yalnızca bir şifa pratiği değil, bir yaşam üslubu olarak ele alıyor. Kendisiyle yer ile bir olmayı, zeytin ağaçlarının hafızasını ve hatırlamanın imkanlarını konuştuk.</p><p>&nbsp;</p><p><strong>Kitabınızın adı &ldquo;Yer ile Bir Otacının El Kitabı&rdquo;. Kitabı okurken &ldquo;yer ile bir olmak&rdquo;ı bir yaşam pratiği olarak düşündüm. Bugün sizin için bu ifade ne anlama geliyor?</strong><br>Aslında bu bir hatırlayış alıştırması. Yaşadığımız yer her neresiyse o, canlı, hisli bir varlık ve bizler de onunla iç içe örülü canlılarız. &ldquo;Yer ile bir olmak&rdquo;, bunun farkındalığıyla yaşama pratiği; çok olağan ama unutulmaya yüz tutmuş bir yaşam üslubunu hatırlatıyor. Bulunduğumuz coğrafyanın havasını, suyunu, bitkilerini ve kuşlarını birer akraba gibi gören, yeri bedenimizin bir uzantısı, bedenimizi de yerin bir parçası olarak kabul eden bir yaşam zanaatı bu. Otacılığı da böyle uyguladığımızda yalnızca bitkilerin şifasından faydalanmıyor, onların varoluş biçimlerinden öğreniyoruz. Bu da bedenimizi ve ruhumuzu daha köklenmiş hissettiriyor, yaşamın tüm canlı ağını yanı başımızda duyumsamamıza ve yalnız olmadığımızı hatırlamamıza vesile oluyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/bdc704b7-c7cd-430f-b91c-4b8bc03cc450-eea40150-8c89-4c6d-835a-3e0b900a8aa0" style="width: 300px;"></p><p><strong>Kitabı okurken doğadan çok bir &ldquo;hatırlama&rdquo; çağrısı hissettim. Aynı zamanda insanın yaşadığı yerle ve çevresindeki canlılarla kurduğu ilişki üzerine düşündüm. Sizce bugün yeniden ilişki kurmaya ve hatırlamaya en çok ihtiyaç duyduğumuz şey nedir?</strong><br>En çok hatırlamaya ihtiyaç duyduğumuz şey insanın yeryüzünün birbirinden güzel ifadelerinden biri oldu��u. Doğadan ayrı olduğumuz sanrısının bizlerde yarattığı yaraları sarmaya, bu yaralı halin yeryüzünde açtığı yaraları da yerin bilgeliğinden öğrenerek iyileştirmeye ihtiyacımız var. Mütemadiyen insanı insana &ldquo;zararlı&rdquo; gibi anlatan bir iletişim ağının içerisindeyiz. Oysa insan dediğimiz varlık, şahit olduğumuz zorbalık ve zalimlikle sınırlı değil. Geçmişte de bugün de yaşadığı yeri bedeninin ve ruhunun ayrılmaz bir parçası gören, onu koruyan insanlar var. Biz insan olmakla ilgili inandığımız hikayeleri dönüştürmeliyiz. Sistemlerin bize inandırdığından çok daha güzel ve istediğinde yeryüzüyle ahenk içinde evrilmeyi bilen canlılarız.&nbsp;</p><p><strong>Bilgiye erişimin hiç olmadığı kadar kolay olduğu bir çağda yaşıyoruz. Buna rağmen bedenimizden, mevsimlerden ve yaşadığımız yerden uzak hissedebiliyoruz. Sizce bilmek ile gerçekten anlamak arasındaki fark nerede başlıyor?</strong><br>Bilgi çok kıymetli elbette ancak zihinde kaldığında bedenlenemiyor, köklenemiyor. Bilgiyi çok hızlı ediniyoruz ama onun sindirilmesine ve içimizde demlenmesine çoğu zaman müsaade etmiyoruz. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunun muhakemesi de kendimizle ilişkimiz ve gürültüsüz bir iç ses geliştirmemizle mümkün. Yeryüzündeki canlılarla ilişki kurarak öğrenmek yerine çoğu zaman yapay mecralardan bilginin peşine düşüyoruz. Oysa ilişki kurulmadan elde edilen bilgi en nihayetinde yüzeyde kalıyor. Bence zanaat bunun en güzel örneklerinden biri. Saatlerce videolar izleyebilir ya da yazılar okuyabilirsiniz ancak elinize malzemeyi almadan, onunla ilişki kurmadan zanaatı öğrenemez, ustalaşamazsınız. Tıpkı zanaatta olduğu gibi, her bilginin bizde yerleşebilmesi için gündelik yaşamın içinde kendisine yer verilmesi gerekir.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/088f99be-23cc-41a0-859b-ce875ef4a6b7-13b65726-40d8-486b-8aff-91dc63e9b005" style="width: 300px;"></p><p><strong>Sizi yalnızca bir otacı olarak değil, aynı zamanda sanatçı ve zanaatkar olarak da görüyoruz. Bir resim yapmakla bir bitki harmanı hazırlamak arasında nasıl bir ortaklık var?</strong><br>Ben çocukluğumdan beri yazdım, çizdim, resim yaptım, ağaçlarla oturdum, böceklerle konuştum, suyu izledim. Hayatımda en çok şükrettiğim şeylerden biri, çocuklukla özdeşleştirebileceğimiz bu halleri bugün de sürdürüyor olmam. Sanat dediğimiz şey bence bir ifade biçimi. Ben kendimi zaman zaman bitkilerle harmanlar hazırlayarak, zaman zamansa resimler ve çömlekler yaparak ifade ediyorum. Aslında yapmaktan çok, her ne isem onun elimde kendiliğinden oluvermesine şahitlik ediyorum. Sanat ve zanaat hep ayrı görülür. Oysa kalbimizi içine katıp elimizde her ne oluyorsa, o sanat oluveriyor belki de. İlişki kurarak ve özenle ortaya çıkardığımız bir bitki harmanı da el emeği bir kıyafet, çömlek ya da resim de benzer şekilde insanın bedenine ve ruhuna dokunabiliyor. Benim elimden çıkan her şeyi yeryüzü hem malzemesiyle hem ilmiyle destekliyor.&nbsp;</p><p><strong>Kitapta beni en çok etkileyen bölümlerden biri zeytin ağacının hafızasına dair olanlardı. Ayvalık&rsquo;ta zeytin ağaçlarıyla yaşamak size zaman, aidiyet ve bu coğrafyanın hikayesi hakkında ne öğretti?</strong><br>Zeytin ağacı hürmet edilmesi ve derin bir minnetle anılması gerektiğini düşündüğüm bir canlı; bir ebeveyn, bir büyüğümüz&hellip; Bu anlamda bizler de bizden çok önce yeryüzünde olan canlıların bir devamı, torunları gibiyiz. Zeytin ağacı, yaşadığı coğrafyadaki çocuklarını sarıp sarmalayan, besleyen ve büyüten yanıyla bana büyük ninelerimizi, dedelerimizi hatırlatıyor. Esaslı ebeveynlik nedir, bunu her gün usul usul gösteriyor. Türkiye&rsquo;deki kadim zeytin ağaçları yalnızca ürün veren ağaçlar değil, pek çok canlıya yuva olan yaşam alanları. Düşününce kim bilir kimler geldi geçti, hangi imparatorluklar kuruldu ve çöktü onların şahitliğinde&hellip; Buna rağmen yaşamı desteklemeyi sürdürdüler. Zeytin ağacı ve coğrafyaya ebeveynlik eden tüm canlılar bizleri yerli yerinde kılan varlıklar. Onlarla ilişki içinde olmak, bence gerçekten insan olmak nedir, bunu hatırlatıyor.</p><p><strong>Kitabın sonunda insanın içinden dışarıya doğru genişleyen bir bakış hissi kalıyor. Okurların bu kitaptan yanlarına alıp gündelik hayatlarına taşımasını umduğunuz şey nedir?</strong><br>Bu kitapla niyetim aslında bir varoluş üslubunu hatırlatmak ve birlikte nice hatırlamalara vesile olmak. Yaşadığımız yerin ve tüm canlılarının birer kimse olduğunu anladığımızda onlarla daha derin muhabbetler kuruyor ve yer ile daha ahenk içinde yaşamaya başlıyoruz. Kendi sesimizi kısan, &ldquo;zararlı&rdquo; ya da &ldquo;suçlu&rdquo; olduğumuz hissinden sıyrılıp yeryüzünün birbirinden güzel ifadelerinden biri olduğumuzu yeniden hatırlatmak niyetim. Ve bunu yaparken yanı başımızda ustalarımızın olduğunu da hatırlatmak&hellip; Kentte de yaşasak, su, karahindibalar, sinirliotlar ve dev çınarlar yanı başımızda. Her nerede olursak olalım, bulunduğumuz yerin canlı ağı bizi desteklemeye hazır. Bu kitabın da o hatırlama yolculuğunda iyi bir yol arkadaşı olmasını diliyorum.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/dbfbcab7-5eec-41dc-b252-90aad697831a-c28d3c97-3c51-4cff-8285-578528fc9f0d" style="width: 300px;"></p><p><br></p><p><span style="font-size: 12px;"><em>*Bu içerik ELLE Türkiye Temmuz- Ağustos sayısından alınmıştır.</em></span></p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/49fd1b57-c199-4aca-b25a-6522918181f5-eminee.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/49fd1b57-c199-4aca-b25a-6522918181f5-eminee.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Arkadaş Buluşmalarını Sürekli Erteliyorsanız Dikkat!]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/iliskiler/ikili-iliskiler/arkadas-bulusmalarini-surekli-erteliyorsaniz-dikkat</link>
									<description><![CDATA[Önce bir buluşmayı erteliyorsunuz, sonra mesajlara dönmek de zor gelmeye başlıyor… Sonbaharda yalnız kalma isteği ne zaman dinlenme ihtiyacını aşıyor?]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/iliskiler/ikili-iliskiler/arkadas-bulusmalarini-surekli-erteliyorsaniz-dikkat</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Sun, 20 Sep 2026 12:00:31 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/6ecafd77-4b07-448b-8cb6-5f3731c16e1d-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><br></p><p>Yazın hareketli günleri geride kalırken takvim yeniden iş, okul ve sorumluluklarla doluyor. Hava serinliyor, günler kısalıyor ve evde geçirilen bir akşam her zamankinden daha cazip görünebiliyor. Bazen ihtiyacımız olan tam da bu. Ancak arkadaş buluşmaları sürekli erteleniyor, mesajlar yanıtsız kalıyor ve sevdiğimiz insanlarla görüşmek giderek zorlaşıyorsa kendimize biraz daha dikkatle bakmamız gerekebilir. Erdem Hastanesi Çakmak Şubesi Klinik Psikoloğu Tuğçe R. Tuncel Dursun sonbaharda yaşanan ruh hali değişimlerinin yalnızca havayla ilgili olmadığını söylüyor. Yazın ardından değişen yaşam temposu da kişinin kendine dönme ve hayatındaki değişimleri düşünme isteğini artırabiliyor. Dursun&rsquo;a göre yalnız kalma ihtiyacı başlı başına olumsuz bir durum değil: &ldquo;Yalnız kalmak dinlenmek ve zihnimizi toparlamak için sağlıklı bir ihtiyaç olabilir. Ancak bu durum uzuyor, sosyal ilişkileri ve günlük yaşamı etkilemeye başlıyorsa dikkat etmek gerekir.&rdquo;</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/26826f23-4eb3-4e76-95e3-3c5ca950e1bd-1a0ae219-3d12-451f-befa-25429f7474aa" style="width: 300px;"></p><p><strong>Evde Kalmak Ne Zaman Bir İşarete Dönüşür?</strong><br>Bir davete gitmek istememek ya da hafta sonunu evde geçirmek hepimizin başına gelir. Dursun, asıl dikkat edilmesi gerekenin bu tercihin giderek sürekli hale gelmesi olduğunu belirtiyor. Önceden keyif aldığınız aktivitelere ilginizin azalması, buluşmaları tekrar tekrar ertelemeniz, telefonlara ve mesajlara yanıt vermekten kaçınmanız bu değişimin işaretleri arasında. &ldquo;Bir daveti geri çevirmek ya da hafta sonunu evde geçirmek tek başına sorun değildir. Önemli olan bunun giderek bir düzene dönüşüp dönüşmediğidir. Kişinin hayatında kendisine iyi gelen insanlarla kurduğu bağın azalması önemli bir göstergedir.&rdquo; Dursun&rsquo;a göre kişinin istediğinde sosyal yaşamına ve günlük rutinlerine geri dönebilmesi önemli. İnsanlardan uzaklaşma artıyor ve iş, okul ya da aile yaşamını etkilemeye başlıyorsa sosyal izolasyon söz konusu olabilir.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/b9d5dd9a-c81c-4dae-a34e-a82f0898438b-86b50a1e-3839-4274-b643-442e8a2d68b5" style="width: 300px;"></p><p><strong>&ldquo;Dinleniyor muyum, Kaçıyor muyum?&rdquo;</strong><br>Üst üste iptal edilen planların ardından kendinize sorabileceğiniz soru şu: &ldquo;Gerçekten dinlenmeye mi ihtiyacım var, yoksa insanlardan uzaklaşmama neden olan başka bir durum mu söz konusu?&rdquo; Bu sorunun yanıtı her zaman hemen gelmeyebilir. Yine de neye ihtiyaç duyduğunuzu anlamak için iyi bir başlangıç olabilir. Sosyal bağları korumak için de kalabalık bir programa ihtiyacınız yok. Kendinizi güvende ve anlaşılmış hissettiğiniz biriyle kısa bir telefon görüşmesi ya da kahve buluşması da iletişimi sürdürmenin bir yolu.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/d0f3aaf3-1bb8-4c49-9304-293788af6474-a4c7c598-956c-4495-b6d1-895b0daf4d96" style="width: 300px;"></p><p><strong>Sonbaharda İyi Hissetmek İçin 5 Küçük Adım</strong><br>Dursun, mevsim geçişinde günlük düzeni baştan sona değiştirmek yerine şu küçük alışkanlıklara yer açmayı öneriyor:</p><p>Özellikle sabah saatlerinde gün ışığından yararlanın. Mümkünse kısa bir yürüyüşe çıkın.<br>Dışarı çıkamadığınız günlerde kısa egzersizlerle hareket etmeyi sürdürün.<br>Hafta içi ve hafta sonu uyku saatlerinizi birbirine yakın tutmaya çalışın.<br>Uzun planlar yapmak zor geliyorsa bir telefon görüşmesi, kahve ya da kısa bir yürüyüşle başlayın.<br>Kitap, müzik veya sevdiğiniz bir hobiye zaman ayırın.</p><p>&nbsp;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/6ecafd77-4b07-448b-8cb6-5f3731c16e1d-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/6ecafd77-4b07-448b-8cb6-5f3731c16e1d-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Bir Vintage Dünyası Kurmak]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/soru-cevap/bir-vintage-dunyasi-kurmak</link>
									<description><![CDATA[Vintage İstanbul’un 14 yıllık hikayesi, yeni mağazası Curated ile başka bir boyuta taşınıyor. Beyoğlu’ndan İstanbul’a açılan, vintage kültüründen kişisel stile uzanan kürasyon hikayesini Özge Tan Özbek'den dinliyoruz.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/soru-cevap/bir-vintage-dunyasi-kurmak</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Sat, 19 Sep 2026 14:00:37 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/d97386f3-3e6b-41dc-bb4f-d8daa7f42530-kapak%203.png"/><p><strong>Vintage İstanbul yaklaşık 14 yıl önce başladı. Öncelikle nasıl geçti bu 14 yıl, vintage kültürü sizce nasıl ilerledi, neler değişti?</strong><br>Bu 14 yılda en çok değişen şeylerden biri tabii ki sosyal medya ve onun hayatımıza getirdikleri oldu. Biz biraz şanslı bir dönemde, Instagram&rsquo;ın yeni yeni popülerleştiği yıllarda başladık ve ilk müşteri kitlemiz de büyük ölçüde orada, oldukça organik bir şekilde oluştu. Zaman içinde Instagram&rsquo;ın kendisi de çok değişti, sosyal bir platform olmaktan çıkıp bir alışveriş platformuna dönüştü. Bugün eğer sosyal medya mecralarında yoksanız, maalesef bir marka olarak da neredeyse yoksunuz demek! Bununla birlikte hem takipçi profilimiz hem de müşteri kitlemiz değişti.</p><p>Tabii ki vintage kültürüne yönelik farkındalık ciddi biçimde arttı, vintage ürünlere ulaşmak çok daha kolay hale geldi bu görünürlük sayesinde. Bugün çok daha fazla insan ikinci el ve vintage tüketiyor, çok sayıda yeni marka ve oluşum var. Bizim için bu oldukça değerli. Özellikle daha sürdürülebilir bir moda anlayışını destekleyen her gelişme bizim için olumlu. 14 yıl öncesiyle karşılaştırdığımızda vintage artık çok daha görünür ve çok daha geniş bir kitlenin hayatının bir parçası.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/1559c3eb-44f6-42b1-8e27-e32d6db6a3ae-bf2a5068-b544-488c-ba61-30e6778b1ec6" style="width: 300px;"></p><p><strong>Vintage İstanbul yeni yerinde Vintage İstanbul Curated olarak açıldı, &ldquo;curated&rdquo; kelimesinin neden eklendiğini biraz açıklayabilir misiniz?</strong><br>Vintage İstanbul zaman içinde sadece bir vintage takı markası olmaktan çıkıp kendi estetik dünyası ve bakış açısı olan daha geniş bir yapıya dönüştü. &ldquo;Curated&rdquo; ismini de aslında tam olarak bunu anlatmak için kullandık. Kendi zevkimize göre seçtiğimiz, topladığımız ve bir araya getirdiğimiz şeyleri artık takının yanında objeler, kitaplar, plaklar ve farklı vintage parçalarla birlikte göstermek istedik.</p><p>Bir yandan da insanlarla daha fazla bağlantı kurabileceğimiz, onların bu dünyayı sadece online olarak değil, fiziksel olarak da deneyimleyebileceği bir yere ihtiyacımız vardı. Dolayısıyla Vintage İstanbul&rsquo;un kürasyonunu ve kendi estetik anlayışımızı yansıtan bir mağaza yaratmak istedik. Doğru yeri bulduğumuzda da Vintage İstanbul Curated&rsquo;i açtık.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/012da8f5-45cb-4ac7-a683-7ecd0a6790d9-7b049d16-99b7-4804-b219-c49c2f84b6d1" style="width: 300px;"></p><p><strong>Yeni mağazanızın yeri ile ilgili düşünceleriniz neler? Yine Beyoğlu&rsquo;ndasınız, sanıyoruz Beyoğlu sizin için önemli.</strong><br>Evet, yeni yerimiz de yine Beyoğlu&rsquo;nda. Cihangir&#39;deki eski showroom&rsquo;umuz da h&acirc;l&acirc; açık, ziyaret edilebiliyor. Beyoğlu, bizim İstanbul&rsquo;la ilişkimizi anlatan en güzel semt. Hatta bizim için İstanbul, Beyoğlu demek. Markamızın adında İstanbul geçmesi de bu şehre olan sevgimizin ne denli yoğun olduğunun göstergesi. İstiklal Caddesi&rsquo;nde olmak, Eminönü&rsquo;nü gezmek, Kapalıçarşı&rsquo;ya gitmek, Tarihi Yarımada&rsquo;da vakit geçirmek, müzeleri ve tarihi alanları dolaşmak yaşamımızın bir parçası. İstanbul&rsquo;la kurduğumuz bu ilişkiyi en iyi hissettiğimiz yerlerden biri de Beyoğlu. Dolayısıyla yeni mağaza için yine burada olmak istedik.</p><p>Bulunduğumuz Boğazkesen Caddesi, Beyoğlu&rsquo;nda lokal mağazaların, bağımsız tasarımcıların ve kendine özgü butiklerin olduğu, henüz büyük zincirlerin ya da aşırı turistik mekanların çok fazla yerleşmediği, turistlerin yoğun olduğu özel bir cadde. Aslında yeni bir mağaza açmak uzun zamandır aklımızdaydı ancak doğru yeri bulamıyorduk. Burayı gördüğümüzde ise mağazamızı burada açmamız gerektiğini düşündük. Mekanı bulmak, Vintage İstanbul Curated fikrini de bizim için somutlaştırdı.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/b3b61f6e-d3cd-4159-8705-9622088a01c7-e213fb7e-ce7b-450b-a5c1-545fdeed347e" style="width: 300px;"></p><p><strong>Vintage bugün moda dünyasında oldukça popüler. Sizce vintage&rsquo;ın son yıllarda bu kadar ilgi görmesinin sebebi ne ve siz kendinizi bu yükselen vintage kültürünün neresinde görüyorsunuz?</strong><br>Vintage kültürü son yıllarda gerçekten yükselişte ve sosyal medya bunun en önemli hızlandırıcılarından biri. Yeni nesil, dijital dünyada çok fazla zaman geçiriyor ve bu sayede vintage kültürünü çok daha kolay keşfediyor. Eskiden bu kültüre aşina olan belirli bir kesim varken, bugün gençler de farklı dönemleri, markaları ve tasarımcıları çok daha kolay tanıyor. Dünya yıldızlarının ve moda dünyasının önemli isimlerinin vintage ve ikinci el butiklerden alışveriş yapması, vintage parçaların güncel görünümler için kullanılması da sosyal medya sayesinde daha fazla görünür oldu.</p><p>Bir de tabii insanlar artık daha kişisel bir stil arayışında. Herkesin aynı şeyleri giydiği bir ortamda vintage, kişinin kendi stilini oluşturması ve daha özgün parçalar bulması için çok iyi bir alternatif sunuyor. Vintage artık modanın dışında, niş bir alan değil, moda dünyasının bir parçası haline geldi.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/a34f993c-a323-4eb7-8026-d2faf3c34a48-a8226b00-ed08-4bf2-8eda-2532ebaf5028" style="width: 300px;"></p><p>Bu yükselişin tabii ki hem olumlu hem de dikkat edilmesi gereken tarafları var. Olumlu tarafı, ikinci el ve vintage kullanımının yaygınlaşması ve sürdürülebilir moda konusunda farkındalığın artması. Bu bizim en çok desteklediğimiz şeylerden biri. Ama bir yandan vintage kültürünün içinin boşaltılmaması gerektiğini düşünüyoruz. Bugün &ldquo;vintage&rdquo; adı altında bu kültürün gerçek anlamından uzaklaşan ürünler ve yaklaşımlar da görebiliyoruz. Çünkü vintage sadece eski görünen bir ürün değil, arkasında bir dönem, tasarım anlayışı, üretim biçimi ve araştırılması gereken bir kültür var.</p><p>Yine de insanların vintage&rsquo;ı daha fazla tanımasının zaman içinde bu ayrımı da daha iyi yapmalarını sağlayacağını düşünüyoruz. Biz de kendimizi bu kültürün içinde, özellikle doğru parçaları bulmak, araştırmak ve onları bugünün modasıyla bir araya getirmek tarafında görüyoruz.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/3054ca83-8b99-4082-bcc4-f7edcbf87ca5-bea7ed3f-1fd0-4e61-aee0-ea612870cd8a" style="width: 300px;"></p><p><strong>Vintage İstanbul&rsquo;un 14 yıllık geçmişinden sonra bugün geldiğiniz noktaya baktığınızda, önümüzdeki dönemde markayı ve Vintage İstanbul Curated&rsquo;i nerede görüyorsunuz?</strong><br>Şu anda hem ülkemiz hem de dünya için zorlu bir süreçten geçiyoruz. Özellikle bizim gibi küçük işletmeler için bu dönem çok daha zorlayıcı. Bu nedenle şu anki önceliğimiz markamıza sahip çıkmak ve varlığımızı mümkün olduğunca sağlam bir şekilde sürdürmek. En iyi bildiğimiz şeyi yapmaya, yani iyi bir seçki sunmaya ve kendi çizgimizi korumaya devam etmek istiyoruz.</p><p>Tabii ki içinde bulunduğumuz dünya sürekli bir değişim gerektiriyor. Teknoloji gelişiyor, tüketici alışkanlıkları değişiyor, tüketiciye ulaşma yolları farklılaşıyor ve biz de buna ayak uydurmak zorundayız. Yeni mağazayı açma nedenlerimizden biri de aslında buydu. İnsanlarla daha doğrudan bir bağ kurmak ve markayı yeni bir şekilde geliştirmek istedik. Önümüzde h&acirc;l&acirc; yapmamız ve değiştirmemiz gereken çok şey olduğunun farkındayız. Ama küçük bir marka olarak bunu bir anda yapmak her zaman kolay değil.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/1afa3cd1-15f2-4e92-99b2-162dfdafca2b-aba5c4bd-8322-4f0c-9a58-2b775985a3a9" style="width: 300px;"></p><p>Bizim için bu süreçte en önemli şeylerden biri de müşterilerimiz. Vintage İstanbul&rsquo;un bugünlere gelmesindeki en büyük etkenlerden biri, çok bilinçli ve sadık bir müşteri topluluğuna sahip olması. Türkiye&rsquo;nin en zor dönemlerinde bile onların desteği sayesinde ayakta kaldık. Bu nedenle öncelikle bu bağı korumak ve geliştirmek istiyoruz. Müşteri kitlesi açısından gerçekten şanslı bir marka olduğumuzu düşünüyoruz.</p><p>Elbette önümüzdeki dönemde bazı değişiklikler ve yeni adımlar planlıyoruz. Şimdilik küçük değişikliklerle ilerleyerek markanın varlığını korumaya, kendimizi geliştirmeye ve doğru zaman geldiğinde daha büyük adımlar atmaya hazırlanıyoruz.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/d97386f3-3e6b-41dc-bb4f-d8daa7f42530-kapak%203.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/d97386f3-3e6b-41dc-bb4f-d8daa7f42530-kapak%203.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Rahatlama Beklerken Gelen Halsizlik: “Masaj Gribi” Nedir?]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/rahatlama-beklerken-gelen-halsizlik-masaj-gribi-nedir</link>
									<description><![CDATA[Rahatlamak için gittiğiniz masajdan baş ağrısı, halsizlik ya da kas sızısıyla çıkmak biraz ters köşe. Sosyal medyada buna “masaj gribi” deniyor. Peki, gerçekten böyle bir şey var mı?]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/rahatlama-beklerken-gelen-halsizlik-masaj-gribi-nedir</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Sat, 19 Sep 2026 12:00:33 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/d3732d0e-771f-42b9-ac23-caed007a7751-kapak.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><br></p><p>Masaj randevusunun ardından planınız bellidir: Biraz hafiflemiş, biraz da kendinize iyi bakmış hissederek güne devam etmek. Fakat bazen eve dönünce bütün enerjiniz çekilmiş gibi olur. Kaslarınız sızlar, başınız ağrır ve aklınızdan şu geçer: &ldquo;Rahatlamak için gitmiştim, neden hasta gibi hissediyorum?&rdquo; Sosyal medyada bu deneyime &ldquo;massage flu&rdquo; yani &ldquo;masaj gribi&rdquo; adı veriliyor. İsim akılda kalıcı ancak tabii ki tıbben tanınan bir hastalığı tarif etmiyor; masajın grip yaptığına dair bir durum da söz konusu değil. Terim, masajdan sonra bazılarımızın yaşadığı geçici halsizlik, kas hassasiyeti veya baş ağrısını anlatmak için kullanılıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/751cc787-550a-4035-87af-f53e43267112-96ff3db8-448d-4bf0-ad15-56b0c0485fb7" style="width: 300px;"></p><p><strong>Masaj Gribi Neden Olur?</strong><br>Burada tek bir açıklama yok çünkü &ldquo;masaj gribi&rdquo; denen şey tek bir belirti değil. Yaşadığınız his, yaptırdığınız masajın türüne ve seansa nasıl girdiğinize göre değişebiliyor. Kas sızısı genellikle uygulanan baskıyla ilişkili. Derin doku ve spor masajı, rahatlama amaçlı daha hafif bir masaja göre kaslara daha yoğun baskı uygular. Özellikle ilk kez masaj yaptırıyorsanız, uzun bir ara verdiyseniz veya baskı sizin için fazla geldiyse sonrasında hassasiyet hissedebilirsiniz. Halsizlikte ise gevşemenin payı olabilir. Bunun yanında seans sonrasında gelen uyku hali, bir süredir taşıdığınız yorgunluğu daha belirgin hissetmenizle ilişkili olabilir. Bir de sosyal medyada sık duyulan &ldquo;toksinler atılıyor, o yüzden kötü hissediyorsunuz&rdquo; yorumu var. Uzmanlar, masaj sonrası halsizlik veya ağrıyı bu şekilde açıklamıyor. Kendinizi kötü hissetmeniz, masajın işe yaradığının ya da vücudunuzun &ldquo;arındığının&rdquo; işareti olarak görülmemeli; bunu de eklemeden geçmeyelim.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/dbbd9cab-15cd-47b5-9523-4dcca8bf46db-5f4bf900-7382-4bf5-b114-6f5c829b1c0f" style="width: 300px;"></p><p><strong>Öncesinde ve Sonrasında Nelere Dikkat Edebiliriz?</strong><br>Seansın nasıl geçeceği biraz da randevuya nasıl gittiğinize bağlı. Uzmanlar, gün içinde yeterince su içmeyi ve masaja tamamen aç ya da ağır bir öğünün hemen ardından gitmemeyi öneriyor. Daha önemlisi, masaj yapacak terapiste vücudunuzla ilgili bilgileri önceden vermek. Bir sakatlığınız, hassas bir bölgeniz veya sağlık durumunuz varsa mutlaka söyleyin. Böylece uygulanacak teknik ve baskı size göre değerlendirilebilir. Özellikle özel bir sağlık durumunuz varsa masajın sizin için uygun olup olmadığını öncesinde sağlık uzmanınıza danışmanızı da şiddetle tavsiye ederiz. Masajın hemen ardından ise kendinizi yoğun bir programa yetiştirmek zorunda değilsiniz. Özellikle sert bir masaj yaptırdıysanız o akşam dinlenmek, normal biçimde su içmek ve vücudunuzun nasıl hissettiğine dikkat etmek yeterli olabilir. &nbsp;Burada su içmeyi bir &ldquo;detoks görevi&rdquo;ne dönüştürmeye gerek yok. Amaç, günlük sıvı ihtiyacınızı karşılamak. Kısacası, masaj sonrasında hafifçe sersemlemiş ya da yorgun hissetmek mümkün. Fakat iyi bir masajın ölçüsü, ertesi gün ne kadar kötü hissettiğiniz değil. Vücudunuzun verdiği tepkiyi dinlemek ve baskı konusunda açıkça konuşmak, bir sonraki seansı çok daha iyi bir deneyime dönüştürebilir.</p><p>&nbsp;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/d3732d0e-771f-42b9-ac23-caed007a7751-kapak.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/d3732d0e-771f-42b9-ac23-caed007a7751-kapak.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Sümeyye Aydoğan’ın Farklı Halleri]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/sumeyye-aydoganin-farkli-halleri</link>
									<description><![CDATA[Bazen feminen, bazen maskülen; bazen klasik, bazen beklenmedik. Sümeyye Aydoğan, tek bir stile bağlı kalmadan modayla kurduğu kişisel ilişkiyi ortaya koyuyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/sumeyye-aydoganin-farkli-halleri</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Fri, 18 Sep 2026 16:30:35 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/3b665684-65b3-4001-a7b8-9d5b90dbda9e-kapak-2.png"/><p>Sümeyye Aydoğan&rsquo;ı tek bir stil üzerinden tanımlamak kolay değil. Bir gün feminen bir silüeti tercih ederken başka bir gün daha maskülen bir görünümle karşımıza çıkabiliyor. Klasik parçaları alışılmadık detaylarla bir araya getirmekten, yan yana düşünülmeyen parçaları denemekten hoşlanıyor. adL&#39;nin yeni sezon kampanyasında da tam olarak bu özgürlük öne çıkıyor. Uzun yıllar sonra ilk kez bir oyuncuyla kampanya işbirliği gerçekleştiren adL, Sonbahar/Kış 2026 sezonunun yüzü olarak Sümeyye Aydoğan&rsquo;ı seçiyor. &ldquo;Farklı Bir Sezon&rdquo; adını taşıyan kampanya, markanın yıllardır oluşturduğu moda kodlarını Sümeyye&rsquo;nin kişisel stil anlayışı üzerinden yeniden yorumluyor. Sümeyye&rsquo;nin modayla kurduğu ilişki, kampanyanın fikrinin de önemli bir parçası. Koleksiyondaki parçaları olduğu gibi taşımak yerine kendi tavrıyla yorumluyor, her görünümde başka bir tarafını ortaya çıkarıyor.</p><p><strong>Her Görünümde Başka Bir Sümeyye</strong><br>Son dönemde üstlendiği rollerle geniş bir izleyici kitlesine ulaşan Sümeyye Aydoğan, bugün &quot;Yeraltı&quot; dizisindeki Sultan karakteriyle ekranlarda. Kampanyada ise oyunculuğundan farklı bir tarafıyla, kişisel stili ile karşımıza çıkıyor.</p><p>&ldquo;Tek bir stilim var diyemem&rdquo; diyor Aydoğan. Günlük hayatında feminen ve maskülen parçalar arasında rahatça geçiş yapıyor; bazen de normalde yan yana getirmeyeceği parçaları bir araya getirmeyi bir oyun olarak görüyor. Kampanya çekiminde de onu heyecanlandıran şeylerden biri bu olmuş: Her görünümün farklı bir havası var ancak hiçbirinde başkası &nbsp;gibi hissetmiyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/96e43c1c-12dd-4756-b758-1161863310b8-33ab618d-c587-4d03-9a97-5d26524b6645" style="width: 700px;"><em>Fotoğraf: Lukasz Pukowiec</em></p><p>Bu yaklaşım, &ldquo;Farklı Bir Sezon&rdquo; fikrinin de merkezinde duruyor. Güçlü terzilik parçaları transparan dantellerle yan yana gelirken, deri ceket golf pantolonuyla eşleşiyor. Kış beyazı, pötikare ve kırmızının daha koyu tonları farklı silüetlerde yer buluyor. Feminen parçalar daha sert bir tavır kazanırken klasik kış gardırobunun parçaları beklenmedik görünümlere açılıyor. Kampanya filmi de Sümeyye&rsquo;nin farklı hallerini göstererek ele alıyor.&nbsp;</p><p><strong>Kış Gardırobunun Tanıdık Parçaları</strong><br>Sonbahar/Kış 2026 koleksiyonunda petrol, kahve, bordo, tarçın ve lacivert ana renkleri oluştururken hardal ve kırmızı daha güçlü vurgular olarak öne çıkıyor. Tüvit, süet, deri ve jakarlı yüzeyler dantel detaylarla bir araya geliyor. Asimetrik kesimler ve metal aksesuarlar siluetlere hareket katıyor. Dış giyimde deri trençkotlar ve kapitone montlar dikkat çekerken kovboy çizmeleri ve deri çantalar sezonun aksesuarları olarak öne çıkıyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/bbd40b36-9ae6-470f-bd7b-7fac401aabb0-df229277-5d98-4a3c-b4cc-92ad9cc501f3" style="width: 700px;"><em>Fotoğraf: Lukasz Pukowiec</em></p><p>adL Yönetim Kurulu Başkanı Zehra Işık için de Sümeyye ile kurulan işbirliğinin temelinde bu kişisel yorum var:<br>&ldquo;Uzun bir aradan sonra yeniden bir oyuncuyla çalışmaya karar verirken bizim için mesele yalnızca sevilen ve çok izlenen bir isim seçmek değildi. adL&rsquo;nin yıllardır var olan stilinin yeni jenerasyonda nasıl bir karşılık bulacağını görmek istedik. Sümeyye&rsquo;de bizi çeken şey, giydiği bir parçayı olduğu gibi taşımaması, onu kendi tavrına göre yorumlaması oldu. adL kadını da hiçbir zaman tek bir tariften ibaret olmadı. Sümeyye&rsquo;nin enerjisinin markayla bu kadar doğal buluşmasının nedeni de sanırım bu.&rdquo;</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/2858de5c-7bfa-4bd5-9d14-bfbf3ab3a2e9-c62dc0ea-eeda-4c15-a342-1a97fbde6e58" style="width: 700px;"></p><p>Sümeyye Aydoğan ise bu süreçten zevkle bahsediyor:<br>&ldquo;Günlük hayatımda tek bir stil üzerinden giyindiğimi söyleyemem. Tek bir stile hiçbir zaman bağlı olmadım. Bazen çok feminen, bazen çok daha maskülen giyinebiliyorum, bazen de yan yana düşünmeyeceğim parçaları bir araya getirmek çok hoşuma gidiyor, oyun gibi. Çekimde de en keyif aldığım şey buydu; her görünümün havası farklıydı ama hiçbirinde kendimi başka biri gibi hissetmedim.&rdquo;</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/813f5f1f-9960-4e60-b325-c567de15d9c1-648b77e8-9aed-43d5-b3f4-39af331f7c93" style="width: 300px;"></p><p>Aynı kadını farklı silüetlerde görmek, stilin tek bir tanıma bağlı olmadığını hatırlatıyor. Sümeyye Aydoğan&rsquo;ın Sonbahar/Kış 2026 sezonundaki hikayesi de bir başka karaktere dönüşmekten çok, farklı görünümler arasında kendisi olarak kalmakla ilgili.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/3b665684-65b3-4001-a7b8-9d5b90dbda9e-kapak-2.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/3b665684-65b3-4001-a7b8-9d5b90dbda9e-kapak-2.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Bu Bir Chanel Butiği Değil]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/bu-bir-chanel-butigi-degil</link>
									<description><![CDATA[Tom Sachs’ın "31 Rue Cambon" projesi, Chanel’in ürünlerinden mağaza tasarımına uzanan görsel dünyasını gündelik ve ham malzemelerle yeniden ele alıyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/bu-bir-chanel-butigi-degil</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Fri, 18 Sep 2026 14:30:26 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/f23dfb62-31b3-41bf-9d28-d203972d05dc-kapak-1.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Instagram / @tomsachs</em></span></p><p><br></p><p>New York&rsquo;ta Centre Street üzerinde bir Chanel butiği görmek ilk bakışta şaşırtıcı olmayabilir. Krem rengi tenteler, iç içe geçen çift C logoları, aynalı duvarlar ve cam vitrinler tanıdık bir görüntü yaratıyor. Ancak biraz daha yakından bakıldığında hiçbir şeyin tam olarak göründüğü gibi olmadığı anlaşılıyor. Tom Sachs&rsquo;ın &quot;31 Rue Cambon&quot; adlı yeni projesinde Chanel&rsquo;in ikonik parçaları kumaş yerine kontrplak, karton, boya, Lego ve çeşitli yapı malzemeleriyle yeniden üretildi. Sachs&rsquo;ın New York&rsquo;taki 245 Centre Street adresindeki stüdyosunda kurduğu enstalasyon, Chanel&rsquo;in Paris&rsquo;teki 31 Rue Cambon adresini yeniden yorumluyor. Gabrielle Chanel&rsquo;in bir dönem dairesinin de bulunduğu bu adres, bugün modaevinin tarihindeki en önemli mekanlardan biri. Sachs ise adresin kendisinden çok, onun çağrıştırdığı moda dünyasının derinlerine iniyor.</p><p><iframe class="instagram-media instagram-media-rendered" id="instagram-embed-0" src="https://www.instagram.com/reel/DdJ6ScLR4oN/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=675&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%3Fid%3Dcd7826f6-9ffe-4647-940d-b4c900ec2c7a#%7B%22ci%22%3A0%2C%22os%22%3A1516.4000000022352%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="1131" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-0" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px 0px 12px; min-width: 326px; padding: 0px;"></iframe></p><p><br></p><p>Butiğin içinde onlarca Chanel görünümünün üç boyutlu ahşap versiyonları duvarlara yerleştirilmiş durumda. Kontrplak üzerine uygulanan boya, boucl&eacute; kumaşın dokusunu taklit ediyor. Chanel&rsquo;in kapitone çantaları ve slingback ayakkabıları karton ve ahşaptan yapılırken, broşlarda kostüm aksesuarları ve Lego parçaları kullanılıyor. Coco Chanel&rsquo;in salonunda bulunan avizenin yeniden üretiminde ise bisiklet reflektörleri, balıkçılık ağları ve UV dental epoksi gibi malzemeler kullanılması da Sachs&rsquo;ın yöntemini özetliyor: tanıdık olanı, hiç beklenmeyen bir malzemeyle yeniden kurmak.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/1fb43b5c-d955-4919-a477-9ef1a10b2a08-0938fa4c-c74d-4849-82f9-97b1c848616c" style="width: 700px;"></p><p>Bu yaklaşım Sachs&rsquo;ın çalışmalarında yeni değil. Sanatçı kariyeri boyunca McDonald&rsquo;s, NASA, Herm&egrave;s ve Tiffany&amp;Co. gibi kurum ve markaların görsel dünyalarını kendi el yapımı diliyle yeniden üretti. 1998 tarihli &quot;Chanel Guillotine&quot; de Chanel ile kurduğu ilişkinin ilk örneklerinden biriydi. O çalışmada Chanel&rsquo;in görsel kodları bir giyotin formuna dönüşmüştü. &quot;31 Rue Cambon&quot; ise lüks markayla kurulan bu ilişkinin daha geniş ve doğrudan bir versiyonu olarak karşımıza çıkıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/ff4db6e6-dc42-4f4d-8eb6-8a94ce5121b1-04ad33c8-2fa3-4ed3-99e9-d3684f6b6a38" style="width: 700px;"></p><p>Projenin küratörlüğünü moda tarihçisi Colby Mugrabi üstleniyor. Sachs&rsquo;ın Chanel&rsquo;e ilgisi de yalnızca logolar veya ikonik ürünlerle sınırlı değil. Projede modaevinin görsel dili, mağaza tasarımı ve ürünleri aynı anda yeniden üretiliyor. Bir başka deyişle, burada yeniden yapılan şey yalnızca bir Chanel ürünü değil, Chanel&rsquo;in bir dünyaya dönüşmesini sağlayan bütün sistem.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/10c911a8-4480-4fa9-b4bd-e136b56a7df8-0a6c8916-529d-4b47-84d4-5449ad0e3023" style="width: 700px;"></p><p>İlk bakışta Chanel&rsquo;in kodlarını taklit eden bu objeler, yakından bakıldığında üretim biçimlerini de gizlemiyor. Kontrplak kenarları, boya izleri ve malzemenin kusurları görünür bırakılıyor. Sachs&rsquo;ın işlerinde önemli bir yere sahip olan el yapımı üretim anlayışı burada da devam ediyor. Chanel&rsquo;in geleneksel zanaat ve lüksle ilişkilendirilen yüzeyleri bu kez atölye malzemeleriyle yeniden düşünülüyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/8d29df01-4971-4e29-9b6a-d7a9a7afafe9-b33c257b-deea-4d89-8b11-d2d6d3882ffc" style="width: 300px;"></p><p>Bu dünyada en tanıdık parçalardan biri olan boucl&eacute; ceket, kontrplaktan yapılmış haliyle h&acirc;l&acirc; Chanel olarak okunabiliyor. Aynı şekilde altın renkli CC monogramı, kapitone çanta formu veya slingback&rsquo;in silüeti de malzeme değişse bile kimliğini koruyor. Sachs&rsquo;ın projesinin ilginç tarafı burada ortaya çıkıyor: Bir parçayı Chanel yapan şey malzemesinde mi, biçiminde mi yoksa ona yüklenen kültürel anlamda mı?</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/51381f33-f397-4bf2-a8bb-37ae4612372e-896ab7b5-0a6c-4c22-98a0-7ad4efafed0e" style="width: 300px;"></p><p>Sachs&rsquo;ın kendisinin de işaret ettiği gibi tüketim kültürünün dışında durmak kolay değil, onu eleştirebilmek için aynı zamanda onun içinde yaşamak gerekiyor. &quot;31 Rue Cambon&quot; bu çelişkiyi doğrudan açıklamak yerine Chanel&rsquo;in tanıdık kodlarını altüst ederek bu çelişkiyi düşündürüyor. Gerçek bir Chanel butiğine benzeyen ancak hiçbir parçası gerçek olmayan bu mağaza, lüksün nasıl tanındığı ve nasıl yeniden üretilebildiği üzerine basit ama etkili bir soru bırakıyor. &quot;31 Rue Cambon&quot;, 11 Eylül&ndash;10 Ekim 2026 tarihleri arasında Tom Sachs Studio, 245 Centre Street, New York&rsquo;ta görülebilir.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/f23dfb62-31b3-41bf-9d28-d203972d05dc-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/f23dfb62-31b3-41bf-9d28-d203972d05dc-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Aryna Sabalenka’nın US Open Takıları Renkli Taşları Yeniden Gündeme Taşıyor]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/mucevher-saat/aryna-sabalenkanin-us-open-takilari-renkli-taslari-yeniden-gundeme-tasiyor</link>
									<description><![CDATA[Takip edenlerin çok iyi bildiği gibi tenis kortunda mücevher takmak yeni bir fikir değil. Ancak Aryna Sabalenka’nın 2026 US Open için seçtiği safir, turmalin ve garnetlerle bezeli takılar, renkli taşlara bakmak için iyi bir neden.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/mucevher-saat/aryna-sabalenkanin-us-open-takilari-renkli-taslari-yeniden-gundeme-tasiyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Fri, 18 Sep 2026 12:00:36 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/bc2d1729-167e-4843-83e9-c9a0e4b58cb8-kapak.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Kapak Fotoğrafı: Instagram / @materialgood</em></span></p><p><br></p><p>Beyaz kıyafet, pırlanta tenis bilekliği, belki küçük bir küpe&hellip; Kort stili dendiğinde akla gelen görüntü genellikle böyle. Aryna Sabalenka ise bu yıl US Open&rsquo;da renk konusunda daha cesur bir yol izliyor. Material Good markasına ait kolye, bileklik ve küpelerindeki taşlar maç boyunca her hareketinde ışığı başka bir renkte yakalıyor.&nbsp;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/f408d07c-d5f0-4ade-ae4a-d97d15ae5f2b-db0a3dea-024d-4bf5-98da-0c4bb2645c30" style="width: 700px;"><em>Aryna Sabalenka, 2026 US Open&rsquo;ın 8. gününde Taylor Townsend ile karşılaşıyor. Robert Prange/Getty Images</em></p><p>Sabalenka için hazırlanan üç parçalık takımda toplam 127,14 karat renkli değerli taş kullanıldığını da söylemeden geçmeyelim! Sarı altın üzerine yerleştirilen safir, turmalin ve garnet gibi taşlar, tek bir rengin etrafında toplanmak yerine yan yana gelerek canlı bir bütün oluşturuyor. Sonuç, özel bir davet için saklanacakmış gibi görünen mücevherlerin spor kıyafetleriyle de ne kadar iyi anlaşabildiğini gösteriyor.</p><p><iframe class="instagram-media instagram-media-rendered" id="instagram-embed-0" src="https://www.instagram.com/reel/DcdsWL4hsN3/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=1080&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%3Fid%3D49b21659-5872-4eac-9bfd-b4c8010b0fe4#%7B%22ci%22%3A0%2C%22os%22%3A217%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="1089" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-0" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px 0px 12px; min-width: 326px; padding: 0px;"></iframe></p><p><strong>Renkli Taşları Nasıl Kullanmalı?<br></strong>Sabalenka&rsquo;nın takılarından ilham almak için korta çıkmanız ya da baştan aşağı renkli taşlar takmanız gerekmiyor. Günlük stile uyarlamanın en kolay yolu, tek bir parçayı öne çıkarmak. Mavi ve yeşil taşlı bir kolye beyaz tişörtle, bordo ve pembe tonlarını buluşturan bir yüzük sade bir gömlekle yeterince etkili olabilir. Birden fazla parça kullanmak isteyenler içinse taşların birebir aynı renkte olması şart değil.&nbsp;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/051d5b8f-e0c1-4a53-91c3-7aaec64d9171-7232395c-79ad-48c5-9474-8f3d74b35f45" style="width: 300px;"><em>Instagram / @arynasabalenka</em></p><p>Hatta bu görünümün keyfi biraz da beklenmedik eşleşmelerinde. Safir mavisinin yanına yeşil, pembenin yanına turuncu geldiğinde mücevherler daha kişisel, daha az kusursuz görünmeye başlıyor. Elmasların sessiz ışıltısına alışığız. Renkli taşlar ise söze biraz daha yüksek sesle giriyor. Sabalenka&rsquo;nın korttaki mücevherleri de tam olarak bunu hatırlatıyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/bc2d1729-167e-4843-83e9-c9a0e4b58cb8-kapak.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/bc2d1729-167e-4843-83e9-c9a0e4b58cb8-kapak.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Madrid Etkisi: Başkent Lüks Moda Haritasındaki Yerini Nasıl Güçlendiriyor?]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/madrid-etkisi-baskent-luks-moda-haritasindaki-yerini-nasil-guclendiriyor</link>
									<description><![CDATA[Paris, Milano, Londra ve New York uzun yıllardır moda takviminin en önemli şehirleri. Ancak son dönemde Madrid de bu haritada daha fazla yer almaya başladı. Moda haftası, lüks mağazalar, yeni oteller, gastronomi ve kültür sahnesiyle şehir, uluslararası moda ve lüks sektörünün dikkatini giderek daha fazla çekiyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/madrid-etkisi-baskent-luks-moda-haritasindaki-yerini-nasil-guclendiriyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 17 Sep 2026 13:00:07 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/573d9133-b433-49c2-92f7-b7d0a1b4197c-kapak-1.png"/><p>Bu dönüşüm tek bir gelişmeyle açıklanamaz. Madrid&rsquo;in tarihi mirası, güçlü yaratıcı çevresi, artan uluslararası yatırımlar ve şehir genelinde gerçekleşen etkinlikler bir araya geldiğinde yeni bir moda ekosistemi oluşturuyor.</p><p><strong>Madrid&rsquo;in Moda Haritası Genişliyor</strong><br>Bu hareketliliğin en görünür noktalarından biri Mercedes-Benz Fashion Week Madrid. İspanyol tasarımcıları uluslararası editörler, satın alma ekipleri ve moda profesyonelleriyle buluşturan moda haftası son yıllarda daha uluslararası bir yapıya kavuştu. Mart 2026&rsquo;daki edisyonunda 30 yerleşik tasarımcı ve 10 yeni yetenek olmak üzere 40 defile ve sunum gerçekleşti.</p><p>Moda haftasının şehirle kurduğu ilişki de Madrid&rsquo;in yükselişinin önemli parçalarından biri. Madrid es Moda kapsamında müzeler, tarihi yapılar ve kamusal alanlar moda etkinliklerine evsahipliği yaparken, tasarım şehir hayatının bir parçası haline geliyor. Bu yıl eylül edisyonunda Madrid Moda Haftası kapsamında 60&rsquo;tan fazla tasarımcı ve 45 farklı etkinlik şehrin farklı noktalarına yayılıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/85a1486c-ba79-4d92-8ec5-d71f9f11e8cd-02afc259-b14a-4229-89ec-947f9275df8c" style="width: 700px;"></p><p>Madrid&rsquo;in lüks moda sahnesi ise yalnızca podyumlarla sınırlı değil. Salamanca bölgesinden Galer&iacute;a Canalejas&rsquo;a uzanan lüks alışveriş hattı, uluslararası markaların mağazaları ve yeni otel yatırımlarıyla genişliyor.&nbsp;</p><p>Bu hareketlilik Madrid&rsquo;i Latin Amerika ile Avrupa arasında da önemli bir bağlantı noktasına dönüştürüyor. Johanna Ortiz, Silvia Tcherassi ve Agua by Agua Bendita gibi Latin Amerikalı markaların Madrid&rsquo;de giderek daha görünür hale gelmesi, şehrin moda sektöründeki uluslararası rolünü genişletiyor.</p><p><strong>Moda Eğitimi de Bu Dönüşümün Bir Parçası</strong><br>Madrid&rsquo;deki değişim yalnızca markalar, mağazalar ve moda haftası üzerinden okunmuyor. Şehir aynı zamanda moda, lüks ve yaratıcı sektörlerde çalışmak isteyen yeni nesil profesyoneller için de daha önemli bir merkez haline geliyor.<img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/825e4237-b849-42b5-a446-ec5007f3655f-00bfb3ab-12c1-4b23-b975-3e692f6802d7" style="width: 700px;"></p><p>ELLE Education by Mindway, öğrencileri bu sektörün içine daha yakından dahil etmeyi amaçlıyor. Moda, lüks ve marka yönetimi üzerine hazırlanan programlar teorik eğitimi gerçek sektör deneyimiyle bir araya getiriyor. Executive format kapsamında Madrid&rsquo;de gerçekleşen uygulamalı hafta boyunca öğrenciler moda haftasını, markaları ve şehirdeki yaratıcı endüstrileri yerinde takip etme fırsatı buluyor.</p><p>Bu yaklaşım, moda eğitiminin yalnızca sınıfta öğrenilen bilgilerden ibaret olmadığını da gösteriyor. Bir moda haftasının nasıl organize edildiğini görmek, markaların şehirle nasıl ilişki kurduğunu takip etmek veya lüks sektörünün farklı alanlarında çalışan profesyonellerle bir araya gelmek, sektörün nasıl işlediğini anlamanın başka bir yolu.</p><p>Madrid&rsquo;in bugün moda dünyasında daha fazla konuşulmasının nedeni de tam olarak bu çeşitlilik. Şehir yalnızca yeni mağazalar açılan veya defileler düzenlenen bir destinasyon değil; moda, tasarım, kültür, gastronomi ve lüksün aynı ortamda birbirini beslediği daha geniş bir yaratıcı ekosistem oluşturuyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/f6f07021-8bc8-4580-8801-d520dd17250a-301ff525-ae90-4b00-95ce-d0d8058f5f93" style="width: 700px;"></p><p>Madrid Paris ya da Milano&rsquo;nun yerini almıyor. Ancak moda haritasındaki konumu belirgin şekilde güçleniyor. Ve bu değişimi anlamanın en iyi yollarından biri, şehri yalnızca bir ziyaretçi olarak değil, moda ve lüks sektörünün içinden takip etmek. Mart ve eylül aylarında öğrenci kabul eden ELLE Education <a href="https://elle.education/en/programs/?utm_source=elle_turkiye&utm_medium=blog&utm_campaign=elle_turkiye_blog_artmadrideffect_26_septiembre" target="_blank">programlarını</a> yakından takip edin.&nbsp;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/573d9133-b433-49c2-92f7-b7d0a1b4197c-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/573d9133-b433-49c2-92f7-b7d0a1b4197c-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[This Is (Still) Normal: GusGus İstanbul’da]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/this-is-still-normal-gusgus-istanbulda-11-44-57</link>
									<description><![CDATA[Reykjavik’ten dünyaya yayılan, tekno, synth-pop ve deep house arasında kendine özgü bir alan açan GusGus, 30 yılı aşan müzikal yolculuğunu 18 Eylül’de İstanbul’a taşıyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/this-is-still-normal-gusgus-istanbulda-11-44-57</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 17 Sep 2026 12:30:21 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/8c85dfa6-5f69-480c-9c9d-a57fc143b933-gusgus.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar. MCT Agentur GmbH</em></span></p><p><br></p><p>Elektronik müzik dünyasında GusGus gibi farklı türler arasında bu kadar rahat hareket edebilen çok az grup var. Teknodan synth-pop&rsquo;a, deep house&rsquo;tan İzlanda&rsquo;ya özgü melankolik tınılara uzanan müzikleri, türleri yan yana getirmekten çok onları birbirinin içinde eritiyor. Belki de GusGus&rsquo;u 30 yılı aşkın süredir güncel tutan şey tam olarak bu: Aynı yerde kalmadan kendine ait sesi kaybetmemek.</p><p><br><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/18f17ea4-7cec-4110-9cc6-2eacc421a50b-d6f14d27-d325-431e-b890-ad618fabc240" style="width: 400px;"></p><p>GusGus&rsquo;un hikayesi 1995&rsquo;te Reykjavik&rsquo;te müzisyenler, oyuncular, yönetmenler ve görsel sanatçılardan oluşan bir kolektifle başladı. Başlangıçta müzik kadar film ve performansla da ilgilenen bu yapı, 1997 tarihli Polydistortion ile İzlanda sınırlarının dışına taşındı; iki yıl sonra gelen &quot;This Is Normal&quot; ise grubun elektronik müzikle pop arasındaki kendine özgü alanını genişletti. Yıllar içinde kadrolar, sesler ve müzikal yönler değişti. GusGus kimi zaman tekno ve house&rsquo;a yaklaştı, kimi zaman synth-pop ve new wave&rsquo;in izini sürdü ancak değişim hiçbir zaman grubun kimliğinden kopuş anlamına gelmedi. Aksine dönüşmek GusGus&rsquo;un en kalıcı özelliklerinden biri oldu.&nbsp;</p><p>Bugün Dan&iacute;el &Aacute;g&uacute;st, Biggi Veira ve Margr&eacute;t R&aacute;n ile yoluna devam eden grubun bu değişken yapısı en belirgin karşılığını sahnede buluyor. GusGus için canlı performans, stüdyoda kaydedilmiş parçaların birebir yeniden üretilmesinden çok, onları o gecenin enerjisine göre yeniden kurmak anlamına geliyor. Biggi Veira, İstanbul konseri öncesindeki güncel röportajında performanslarının sabit bir zaman çizelgesine bağlı olmadığını, şarkıların bazı bölümlerini o anki hissiyata, vokallere ve parçalar arasındaki geçişlere göre yeniden şekillendirdiğini anlatıyor. Bu yaklaşım aslında yeni değil: Veira daha 2007&rsquo;de parçaların bölümlerini sahnede ayrı ayrı kontrol ederek onları mekanın ve dinleyicinin enerjisine göre uzatıp karıştırdığını söylüyordu. Yaklaşık 20 yıl sonra h&acirc;l&acirc; aynı özgürlük fikrinin peşindeler.</p><p><br><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/e92caeab-6a02-44ae-9f3f-9c68d5de72a8-5f6f4e1d-24ce-45cf-940a-eba9e5ad8c38" style="width: 400px;"></p><p>Üstelik İstanbul, GusGus için yeni bir durak değil. Grup yıllar içinde şehirde birçok kez sahne aldı; Veira geçmiş röportajlarında eski ve yeni Babylon konserlerini hatırlarken İstanbul&rsquo;u farklı kültürlerin iç içe geçtiği, kaotik ve güçlü bir şehir olarak anlatıyor. Bu kez buluşma 18 Eylül akşamı Zorlu PSM %100 Studio&rsquo;da. Kapılar 21.00&rsquo;de açılacak, GusGus ise 21.30&rsquo;da sahnede olacak.&nbsp;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/8c85dfa6-5f69-480c-9c9d-a57fc143b933-gusgus.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/8c85dfa6-5f69-480c-9c9d-a57fc143b933-gusgus.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Burcunuza Göre Yeni Parfümünüzü Seçin]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/parfum/burcunuza-gore-yeni-parfumunuzu-secin</link>
									<description><![CDATA[Parfüm seçerken sevdiğiniz notalar kadar kokudan ne beklediğiniz de önemli. Kimi ferah ve sade bir imza arıyor, kimi daha yoğun bir etki. Burçların karakter özelliklerinden yola çıkarak farklı koku profillerine uygun 12 parfüm seçtik.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/parfum/burcunuza-gore-yeni-parfumunuzu-secin</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 17 Sep 2026 12:20:11 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/1ae52677-df32-4251-bc60-25466639baef-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p>Parfüm söz konusu olduğunda herkesin önceliği farklı. Bazılarımız kokusunun girdiği odada fark edilmesini isterken bazılarımız yalnızca yakından duyulmasını seviyor. Burçlar bu tercihleri kesin olarak açıklayamaz ama karakter özellikleri üzerinden yeni kokular keşfetmek için eğlenceli bir çıkış noktası sunabilir. Önerilere kendi burcunuzdan başlayın, ardından size daha yakın gelen diğer koku profillerine de göz atın. Son kararı vermeden önce parfümü teninizde birkaç saat taşımayı unutmayın.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/1ae52677-df32-4251-bc60-25466639baef-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/1ae52677-df32-4251-bc60-25466639baef-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Güzellik Alarmı]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/cilt-bakimi/guzellik-alarmi-10</link>
									<description><![CDATA[Bizi her gün yeni bir keşifle selamlayan güzellik dünyasının en taze gelişmelerini mercek altına alıyoruz.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/cilt-bakimi/guzellik-alarmi-10</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 16 Sep 2026 17:15:58 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/97a86741-5185-455d-9627-405a752390e8-Stine%20Goya%20PreFall%20PO%20F25%20007%20copy.jpg"/><p>Güzellik dünyası her geçen gün yeni keşiflerle, yaratıcı dokunuşlarla ve ilham veren dönüşümlerle kendini yeniden tanımlıyor. Hazırsanız, son dönemin en dikkat çekici güzellik gelişmeleri, heyecanlandıran ürünleri ve radarımıza giren detaylarında yolculuğa çıkıyoruz.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/97a86741-5185-455d-9627-405a752390e8-Stine%20Goya%20PreFall%20PO%20F25%20007%20copy.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/97a86741-5185-455d-9627-405a752390e8-Stine%20Goya%20PreFall%20PO%20F25%20007%20copy.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[ELLE Exclusive: Jung Kook İle Calvin Klein Denim Kampanyasının Kamera Arkasında]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/elle-man/haberler/elle-exclusive-jung-kook-ile-calvin-klein-denim-kampanyasinin-kamera-arkasinda</link>
									<description><![CDATA[Calvin Klein’ın Sonbahar 2026 “Feel The Fit” denim kampanyasının üçüncü bölümünde Jung Kook başrolde. ELLE Türkiye’ye özel kamera arkası kareleriyle, bu hikayenin perde arkasına yakından tanıklık ediyoruz.
]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/elle-man/haberler/elle-exclusive-jung-kook-ile-calvin-klein-denim-kampanyasinin-kamera-arkasinda</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 16 Sep 2026 16:30:41 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/59cad1e8-736e-4eb0-a2ab-b88cc20f943a-L2100807_HighResJPG%20copy.jpg"/><p>Bir jean&rsquo;in üzerinizde nasıl durduğunu aynada görmek başka, onu giydiğiniz anda nasıl hissettirdiğini fark etmek başka. Calvin Klein&rsquo;ın Sonbahar 2026 denim kampanyası &ldquo;Feel The Fit&rdquo; tam olarak bu ikinci ana odaklanıyor: Doğru kalıbı bulduğunuz anda değişen his.</p><p>Kampanyanın üçüncü bölümünde bu fikre, Calvin Klein&rsquo;ın global elçisi Jung Kook eşlik ediyor. ELLE Türkiye&rsquo;ye özel olarak paylaşılan kamera arkası görüntüler ise kampanyanın ritmik dünyasının oluşum sürecine daha yakından bakmamızı sağlıyor.<br><br><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/886dec76-2fd4-4759-911a-89d4a8c8bd18-b816d12e-8e07-4dac-a524-9e7d63007a64" style="width: 500px;"><br><strong>Jung Kook&rsquo;un hareketiyle başlayan hikaye</strong><br>Renell Medrano&rsquo;nun yönetmenliğini üstlendiği kampanyada hikaye, Jung Kook&rsquo;un Calvin Klein jean&rsquo;ini üzerine geçirdiği anda değişiyor. Fermuarın sesiyle başlayan ritim, kısa sürede müziğe ve koreografiye dönüşüyor. Jung Kook&rsquo;un hareketleri, doğru kalıbı bulma hissini yalnızca görsel bir detay olmaktan çıkarıyor. Denim, bedenle birlikte hareket eden ve kişisel tavrı tamamlayan bir parçaya dönüşüyor.<br><br>Kamera arkası kareleri ise bu enerjinin daha doğal halini gösteriyor. Çekim arasındaki anlar, koreografi öncesi hazırlıklar ve setin hareketli atmosferi, kampanyanın arkasındaki sürece kısa bir bakış sunuyor.<br><br><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/d9b9034e-5667-402b-8d67-7fc2507d398d-af9e2525-94a0-48a2-aecd-99abb7815cbb" style="width: 500px;"><br><strong>Doğru jean nasıl bir his?</strong><br>Jung Kook, Calvin Klein ile uzun süredir devam eden iş birliğini anlatırken markanın jean&rsquo;lerini giydiğinde hissettiği özgüvene ve kalıpların kendi tavrıyla örtüşmesine dikkat çekiyor. &ldquo;Feel The Fit&rdquo; de tam olarak bu fikirden yola çıkıyor. Mesele yalnızca bir jean&rsquo;in bedene oturması değil, kişinin içinde nasıl hissettiği ve hareket ettiğinde nasıl eşlik ettiği.<br>Kampanyada &ldquo;My Prerogative&rdquo; ve &ldquo;Cut the Cake&rdquo; parçalarının ritmi, Jung Kook&rsquo;un koreografisiyle birleşerek bu fikri hareket üzerinden anlatıyor.<br><br><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/2ba3b71a-7f73-4727-907d-1cb1ccbf4fda-abbc7af8-c9f1-4b14-a23e-6a6adc723844" style="width: 500px;"></p><p><strong>Sonbaharın denim silüetleri</strong><br>Kampanyanın merkezindeki iki kalıp, Calvin Klein&rsquo;ın Sonbahar 2026 denim dünyasının farklı yönlerini ortaya koyuyor. 90s Straight Jean, klasik düz silüetini koyu indigo ve sıcak orta mavi yıkamalarla yeniden yorumlarken; Baggy Jean daha geniş ve rahat bir form sunuyor. Ekstra bol kalıbıyla hareket özgürlüğünü öne çıkaran model, kampanyanın dinamik yapısıyla da örtüşüyor.</p><p><br></p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/59cad1e8-736e-4eb0-a2ab-b88cc20f943a-L2100807_HighResJPG%20copy.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/59cad1e8-736e-4eb0-a2ab-b88cc20f943a-L2100807_HighResJPG%20copy.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Formula 1 İstanbul’a Dönüyor]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/formula-1-istanbula-donuyor</link>
									<description><![CDATA[Formula 1 tutkunlarının unutmadığı İstanbul Park altı yıl sonra yeniden takvimde. Turkish Grand Prix,  2027'de İstanbul’da gerçekleştirilecek.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/formula-1-istanbula-donuyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 16 Sep 2026 14:45:55 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/feeb9093-a5ca-49f6-abb7-b6de7f7676da-kapak-1.png"/><p>Formula 1 altı yıllık aranın ardından İstanbul&rsquo;a geri dönüyor. 2027 FIA Formula 1 Dünya Şampiyonası takviminin açıklanmasıyla birlikte Formula 1 Turkish Grand Prix&rsquo;nin 1-3 Ekim 2027 tarihleri arasında TOSFED İstanbul Park&rsquo;ta gerçekleşeceği duyuruldu. Antrenman ve sıralama turları 1 ve 2 Ekim&rsquo;de yapılırken, yarış 3 Ekim Pazar günü gerçekleştirilecek. Formula 1&rsquo;in İstanbul&rsquo;a dönüşü, şehrin uluslararası etkinlik takvimine de yeni bir başlık ekliyor. Tarihi, kültürü, gastronomisi ve farklı şehir yaşamıyla uzun süredir uluslararası ziyaretçilerin ilgisini çeken İstanbul, bu kez dünyanın en büyük motor sporları organizasyonlarından birinin merkezinde yer alacak.</p><p><iframe class="instagram-media instagram-media-rendered" id="instagram-embed-0" src="https://www.instagram.com/reel/DaQR_Y5t2ns/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=1080&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%2F283390cf-8bff-434f-ad45-b4c700efb41c#%7B%22ci%22%3A0%2C%22os%22%3A409.00000000000006%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="1023" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-0" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px 0px 12px; min-width: 326px; padding: 0px;"></iframe></p><p><strong>İstanbul Park&rsquo;ta Yeniden Işıklar Yanacak</strong><br>Formula 1 Turkish Grand Prix, 5,3 kilometrelik TOSFED İstanbul Park pistinde 10. kez düzenlenecek. Pist, belirgin kot farkları, yüksek hızlı bölümleri ve geçiş fırsatlarıyla Formula 1 takvimindeki teknik açıdan zorlu parkurlardan biri olarak öne çıkıyor.</p><p>İstanbul Park denildiğinde ise akla ilk gelen bölümlerden biri, çoklu apeksleriyle tanınan 8. viraj. Pilotların hem araç hem de sürüş performansını zorlayan bu bölüm, pistin karakterini belirleyen noktaların başında geliyor. Hamilton da bir röportajında en zorlu ve en favori yarışlarından birinin Türkiye parkuru olduğundan bahsetmişti.&nbsp;</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/2aac2116-4022-4389-a173-0de54087b8c1-e7e98e28-0395-44d4-bea9-07fbcac2fef0" style="width: 700px;"></p><p>Yarışın dönüşüyle birlikte TOSFED İstanbul Park&rsquo;ın da Formula 1 standartlarına uygun şekilde modernize edilmesi planlanıyor. Yarış tarihine kadar pistte gerekli hazırlıkların sürdürüleceği ve seyirciler için yeni bir yarış deneyimi hedeflendiği belirtiliyor.</p><p><iframe class="instagram-media instagram-media-rendered" id="instagram-embed-1" src="https://www.instagram.com/p/DdV7sdVHFff/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=1080&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%2F283390cf-8bff-434f-ad45-b4c700efb41c#%7B%22ci%22%3A1%2C%22os%22%3A410.00000000000006%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="1005" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-1" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px 0px 12px; min-width: 326px; padding: 0px;"></iframe></p><p><strong>Formula 1 ve İstanbul Yeniden Buluşuyor</strong><br>Formula 1&rsquo;in Türkiye&rsquo;ye dönüşü yalnızca pistte gerçekleşecek üç günlük bir organizasyon anlamına gelmiyor. Yarışın İstanbul&rsquo;a uluslararası ziyaretçi çekmesi, şehrin spor turizmine katkı sağlaması ve uluslararası medya görünürlüğünü artırması bekleniyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/5e85786c-78ec-4761-a10f-debc8b2a52a7-2e7459c7-faaa-4fec-9289-80196ae4d9be" style="width: 700px;"></p><p>Önümüzdeki dönemde uluslararası medya projeleri, dijital kampanyalar ve içerik üreticileriyle yapılacak işbirlikleriyle İstanbul&rsquo;un Formula 1 üzerinden uluslararası görünürlüğünün artırılması planlanıyor.</p><p>2027&rsquo;de İstanbul Park&rsquo;a gelecek Formula 1, böylece yalnızca yarış takvimine geri dönmüş olmayacak. İstanbul&rsquo;un spor, kültür, gastronomi ve şehir hayatını aynı uluslararası platformda buluşturacağı yeni bir dönem de başlayacak. Altı yıllık aranın ardından beş kırmızı ışığın yeniden İstanbul&rsquo;da yanmasına ise artık bir yıldan biraz fazla zaman kaldı.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/feeb9093-a5ca-49f6-abb7-b6de7f7676da-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/feeb9093-a5ca-49f6-abb7-b6de7f7676da-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Amazónico’dan ELLE Education’a: Lázaro Rosa-Violán’ın Tasarım Dünyası]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/amazonicodan-elle-educationa-lazaro-rosa-violanin-tasarim-dunyasi</link>
									<description><![CDATA[Madrid’de Amazónico’yu bilenler için restoranın mutfağı kadar iç mekanı da akılda kalıcı. Lázaro Rosa-Violán’ın tasarım anlayışı şimdi ELLE Education’ın sınıflarına taşınıyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/amazonicodan-elle-educationa-lazaro-rosa-violanin-tasarim-dunyasi</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 16 Sep 2026 13:00:24 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/47d32202-b847-4aaf-a94c-8f4617812027-kapak-1.png"/><p>Madrid&rsquo;de yaşayan ya da şehri ziyaret eden herkesin mutlaka duyduğu yerlerden biri Amaz&oacute;nico. Latin ve İspanyol mutfağını Asya ve Akdeniz etkileriyle bir araya getiren restoran, sadece mutfağıyla değil, güçlü iç mekan tasarımıyla da Madrid&rsquo;in gastronomi haritasında kendine ayrı bir yer ediniyor.</p><p>Amaz&oacute;nico&rsquo;nun Dubai&rsquo;deki versiyonu ise bu tasarım dilinin farklı bir şehirde nasıl yeniden yorumlanabileceğini gösteriyor. Üç kata yayılan mekanda bitkiler, ahşap yüzeyler, doğal malzemeler ve farklı ışık kullanımları bir araya geliyor. Ancak burada amaç yalnızca dikkat çekici bir dekorasyon yaratmak değil, restoranın kimliğini mekanın her detayında hissettirmek.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/9b703ecf-1890-439c-a85a-2b55d84bb4e4-2b47620c-0029-4858-bc7c-913179825a87" style="width: 700px;"><em>Madrid</em></p><p>Bu yaklaşımın arkasındaki isim L&aacute;zaro Rosa-Viol&aacute;n. İç mimarlık ve tasarım alanında uluslararası projeleriyle tanınan Rosa-Viol&aacute;n, ELLE Education by Mindway&rsquo;in Interior Design programının başı olarak şimdi deneyimini eğitim alanına taşıyor.</p><p>Rosa-Viol&aacute;n&rsquo;ın projelerinde mekanın nasıl göründüğü kadar nasıl deneyimlendiği de önemli. Amaz&oacute;nico&rsquo;da gün içindeki daha sakin atmosferden akşamın hareketli temposuna geçiş, aydınlatma, malzeme ve doğal detaylarla destekleniyor. Bar, restoran ve teras gibi farklı alanların birbirine bağlanması ise tasarımın estetiği kadar işlevselliğinin de altını çiziyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/a6f2db9f-dda9-4389-9e68-3a7215720858-bebf44d5-3410-49f5-b41a-ffd3e82db0fe" style="width: 700px;"><em>Madrid</em></p><p>Dubai örneğinde öne çıkan fikir, aynı tasarım fikrini farklı bir şehirde uygulamanın, doğrudan kopyalamak anlamına gelmediği. Madrid&rsquo;de karşılığı olan tropikal ve teatral atmosfer, Dubai&rsquo;nin mimari ve kültürel bağlamında yeniden ele alınıyor. Rosa-Viol&aacute;n&rsquo;ın tasarım yaklaşımı da burada ortaya çıkıyor; güçlü bir kimliği korurken bulunduğu yere göre uygun hale gelebiliyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/33bf9596-f73e-45b4-b8ab-49ec90a4f84e-218c22fe-2c9a-49ca-8d99-d23ab436e482" style="width: 700px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Dubai</em></span></p><p>Bu projeleri yalnızca bitmiş mek&acirc;nlar olarak görmek yerine, tasarım süreçlerine şahit olmak iç mimarlık eğitimi için de önemli bir kaynak sunuyor. ELLE Education&rsquo;ın Interior Design programı da teorik bilgiyi gerçek projeler ve sektörde aktif isimlerle bir araya getirmeyi amaçlıyor. Öğrenciler, Executive format kapsamında Madrid&rsquo;de gerçekleşen uygulamalı hafta boyunca tasarım sektörünü yerinde deneyimleme fırsatı buluyor.</p><p>L&aacute;zaro Rosa-Viol&aacute;n&rsquo;ın ELLE Education&rsquo;daki rolü de bu nedenle yalnızca bir eğitim başlığından ibaret değil. Bir restoranın atmosferinden bir markanın kimliğine kadar, iç mekan tasarımının bugün moda, gastronomi, lüks ve kültürle ne kadar iç içe olduğunu gösteren bir örnek. İç tasarım konusunda vizyonunuzu genişletmek istiyorsanız <a href="https://elle.education/en/programs/?utm_source=elle_turkiye&utm_medium=blog&utm_campaign=elle_turkiye_blog_artamazonico_26_septiembre" target="_blank">programı</a> inceleyebilirsiniz.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/47d32202-b847-4aaf-a94c-8f4617812027-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/47d32202-b847-4aaf-a94c-8f4617812027-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA["The Shards" Etkisi: 80’lerin Saçları Geri Dönüyor]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/sac/the-shards-etkisi-80lerin-saclari-geri-donuyor</link>
									<description><![CDATA[Uzun süredir güzellik dünyasına hakim olan zahmetsiz dalgalar ve sıkı topuzlar yerini daha hacimli, parlak ve iddialı saçlara bırakıyor. “The Shards” dizisiyle yeniden gündeme gelen 80’ler fönü, dönemin abartılı stilini bugünün daha yumuşak dokunuşlarıyla buluşturuyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/sac/the-shards-etkisi-80lerin-saclari-geri-donuyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 16 Sep 2026 12:00:31 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/7fcc3e48-99b0-419c-b622-6e048df31789-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Instagram / @theshardsfx<br></em></span></p><p><br></p><p><br></p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/cc5f5583-e460-4e81-9966-a6e57b9bcf4a-1aec7ce2-8621-4fc0-a874-7380d4335935" style="width: 300px;"></p><p>Son yıllarda saç trendlerinin ortak bir hedefi vardı: Fazla uğraşılmamış gibi görünmek. Kendi halinde kuruyan dalgalar, kusursuz olması beklenmeyen dokular ve birkaç dakikada yapılmış izlenimi veren topuzlar güzellik dünyasının güvenli alanına dönüşmüştü. Ancak saçlar artık yeniden büyüyor. En azından hacim açısından&hellip; Bret Easton Ellis&rsquo;in aynı adlı romanından uyarlanan ve 1980&rsquo;lerin başında Los Angeles&rsquo;ta geçen &quot;The Shards&quot;, yalnızca karanlık hikayesiyle değil, dönemin güzellik kodlarını yeniden gündeme getirmesiyle de dikkat çekiyor. Dizide Kaia Gerber&rsquo;ın canlandırdığı Susan karakterinin parlak, hacimli ve hareketli saçları 80&rsquo;ler fönünü yeniden istek listemize taşıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/e6e13f35-2847-4b00-80e0-20a50ea9785e-3fdf1cd9-7169-428f-9d87-c60e7f5085d3" style="width: 300px;"></p><p><strong>Maksimum Hacim Zamanı</strong><br>Geriye doğru taranmış sıkı topuzlar, dümdüz saçlar ve belli belirsiz dalgalar tabii ki h&acirc;l&acirc; hayatımızda. Ancak yükselen yeni saç estetiği, biraz daha hazırlanmış görünmekten çekinmiyor. Köklerden başlayan belirgin hacim, dışa doğru şekillenen uçlar, geniş dalgalar ve yüzü çevreleyen hareketli katlar bu görünümün temelini oluşturuyor. Yine de 80&rsquo;ler denince akla gelen sert permalar ve saç spreyiyle hareketsiz hale getirilmiş modeller konusunda endişelenmeye gerek yok. Trendin 2026 yorumu çok daha yumuşak ve parlak. Referans noktası aerobik videolarından çok Cindy Crawford ve Michelle Pfeiffer&rsquo;ın ikonik saçları. Bukleler belirgin ama sert değil, hacim yüksek ama saç h&acirc;l&acirc; hareket ediyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/b85c760a-6d02-4467-9e29-ba91ee9937f2-41ef1728-f9bc-47e4-92e0-6f981d71a575" style="width: 300px;"></p><p><strong>Modern 80&rsquo;ler Fönünün Sırrı</strong><br>Bu görünümde amaç yalnızca saçı kabartmak değil. Saçın dolgun, parlak ve canlı görünmesini sağlamak gerekiyor. Bu nedenle şekillendirmeye saç diplerini kaldırarak başlamak önemli. Saçı kuruturken bölümlere ayırmak ve her tutamı kökten yukarı doğru kaldırmak görünümün temelini hazırlıyor. Büyük ve yumuşak dalgalar için saç uçlarını yuvarlak bir fırçayla içe ya da dışa doğru şekillendirmek mümkün. Fön sırasında verilen şeklin hemen kaybolmaması için saç henüz sıcakken büyük bigudilere sarılabilir. Saç tamamen soğuduktan sonra bigudileri açmak hacmin daha uzun süre korunmasına yardımcı oluyor. Son dokunuşta bukleleri tek tek ayırmak yerine saçları nazikçe taramak gerekiyor. Böylece belirgin bukleler yerine 80&rsquo;lerin o geniş, birbirine karışan ve omuzlara yayılan dalgaları ortaya çıkıyor. Saç ayrımını alışılmış yönün tersine çevirmek de köklere anında ekstra yükseklik kazandıran küçük ama etkili bir yöntem.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/7fcc3e48-99b0-419c-b622-6e048df31789-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/7fcc3e48-99b0-419c-b622-6e048df31789-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[New York Moda Haftası Zankov İlkbahar/Yaz 2027: Geçmişten Geleceğe Bir Bakış]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haftalari/new-york-moda-haftasi-zankov-ilkbaharyaz-2027-gecmisten-gelecege-bir-bakis</link>
									<description><![CDATA[Henry Zankov’un İlkbahar/Yaz 2027 koleksiyonu, 1960’lara duyulan bir nostaljiden çok o dönemin geleceğe bakışını bugünden yeniden düşünmek üzerine kurulu. ]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haftalari/new-york-moda-haftasi-zankov-ilkbaharyaz-2027-gecmisten-gelecege-bir-bakis</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 16 Sep 2026 10:00:22 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/a3606db4-59da-4347-9bbd-f367b4e59b08-kapak-1.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><br></p><p>Jeanne Moreau&rsquo;nun 1962 tarihli &ldquo;Le Tourbillon&rdquo; şarkısından ilham alan tasarımcı, annesinin 60&rsquo;larda Saint Petersburg&rsquo;a gelişinden Rusya&rsquo;daki uzay yarışına uzanan kişisel referansları canlı renkler, güçlü dokular ve yeni malzemelerle bugünün gardırobuna taşıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/ed5622aa-4339-4c03-9b95-573c6126de97-a0a83993-1f9b-4ac5-a76b-2275df8dd850" style="width: 700px;"></p><p>Zankov için 60&rsquo;lar, geçmişte donmuş bir dönemden çok büyük bir değişimin eşiği. Analog dünyayla geleceğin henüz hayal edildiği bu dönemin heyecanı koleksiyonun genelinde hissediliyor. Bir yanda dönemin mobilya kumaşlarını andıran yüzeyler, kroşe ve retro renkler, diğer yanda gümüş patent deri, metalik yüzeyler ve uzay çağını çağrıştıran detaylar var.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/9a4a98e0-65af-4f04-b589-e4b5ab0427a6-cd0da09b-072f-4c3b-bc25-d16d659ffc76" style="width: 700px;"></p><p>Renk paleti bu karşıtlığı ilk bakışta ortaya koyuyor. Doygun pembe, sarı ve yeşiller kirli fildişi, şeftali, fuşya ve griyle yan yana geliyor. Zankov&rsquo;un uzun zamandır güçlü olduğu triko ise bu kez daha fazla doku ve teknikle karşımıza çıkıyor.&nbsp;</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/490db324-d4d3-4431-9949-f0632d63bc78-886b4c3f-17c3-4e68-820d-9071e3c94729" style="width: 700px;"></p><p>Koleksiyonun retro tarafı özellikle trikoların yüzeylerinde kendini gösteriyor. 1960&rsquo;lardan bulunan döşemelik kumaşlar dijital jakarlı örmelere dönüştürülürken, grafik çizgiler, serigrafi baskılar ve mikro payetler daha çağdaş bir görünüm yaratıyor. Zankov&rsquo;un renk ve desen kullanımı burada geçmişi yeniden üretmekten çok onu bugünün teknikleriyle dönüştürüyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/c9417ede-a694-42d4-8090-7cd8f4631556-a2b16737-f901-405e-84d9-f4346ce2d54b" style="width: 700px;"></p><p>Sanatçı Philippine de Richemont&rsquo;un resimleriyle hazırlanan trikolar ise koleksiyonun daha eğlenceli tarafını ortaya çıkarıyor. Hafif pamuk krep intarsia örgüler üzerine taşınan canlı renkli, çizgi romanı andıran güneş sistemi ve figürler koleksiyondaki uzay çağının daha oyunbaz yorumlarından biri.</p><p>Silüetlerde de benzer bir yaklaşım var. Zankov bedeni tamamen ortaya çıkaran formlar yerine daha düz, genişleyen ve hareket eden şekillere yöneliyor. Yeşil bir mini elbisenin üzerine eklenen mor şifon panel, yanlarında katlanan panellere sahip parlak sarı pantolonlar ve yürüdükçe hacim kazanan organze detaylar koleksiyona özgür bir karakter veriyor.</p><p><br></p><p><iframe class="instagram-media instagram-media-rendered" id="instagram-embed-0" src="https://www.instagram.com/p/DdUddPYH3q4/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=675&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%3Fid%3D4794f88f-2b57-40b1-ae38-b4c7009f2bb5#%7B%22ci%22%3A0%2C%22os%22%3A1149.8999999985099%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="1179" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-0" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px 0px 12px; min-width: 326px; padding: 0px;"></iframe></p><p><br></p><p>Bu sezon Zankov için bir başka önemli yenilik ise ayakkabı kategorisi. Tasarımcı, Portekizli ayakkabı üreticisi Lu&iacute;s Onofre ile yaptığı işbirliğiyle ilk ayakkabı koleksiyonunu tanıtıyor. Zankov&rsquo;un 60&rsquo;lar referanslarıyla uyumlu platformlar da bu yeni kategorinin dikkat çeken parçaları arasında yer alıyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/a3606db4-59da-4347-9bbd-f367b4e59b08-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/a3606db4-59da-4347-9bbd-f367b4e59b08-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Ofisten Akşam Yemeğine: Tek Parçayla İki Görünüm]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/trendler/ofisten-aksam-yemegine-tek-parcayla-iki-gorunum</link>
									<description><![CDATA[Gardırobunuzdaki doğru parçalar, gün ışığından mum ışığına saniyeler içinde geçiş yapmanızı sağlıyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/trendler/ofisten-aksam-yemegine-tek-parcayla-iki-gorunum</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 16 Sep 2026 09:00:01 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/34e98b3e-7d46-4f70-84ea-d5bef139cec3-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><br></p><p>Sabah toplantı odasında, akşam ise şehrin en gözde restoranında olmak artık gardırobunuzu ikiye bölmeyi gerektirmiyor. Günün temposuna yetişirken bavul gibi çanta taşımak ya da ofis çıkışı eve uğrayıp kıyafet değiştirmek yerine doğru parçayı doğru aksesuarla buluşturarak aynı kombini akşama taşımak mümkün. İşte gün boyu sizinle kalacak, akşam olduğunda da karakter değiştirmeyi bilen o vazgeçilmez parçalar:</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/7d67d3be-d032-4e3a-9979-63b73b8e27ce-67555c13-5e4d-4d48-962d-dfb975b6294b" style="width: 300px;"><strong>Blazer Ceket</strong><br>Hacimli bir midi eteği çizgili uzun kollu bir üst ve blazer&rsquo;ın maskülenliği ile birleştirerek tezat bir görünüm oluşturabilirsiniz. İş çantanızı daha minik bir çantayla, ofise giydiğiniz makosenlerinizi ise babet ya da terlikle değiştirdiğinizde ofisten akşama taşınan zahmetsiz bir görünüm ortaya çıkıyor.</p><hr><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/3ae8121b-8ff2-4830-b7e7-26aeae914067-24e03ac7-3a92-4285-bd89-25af4d157d80" style="width: 700px;"><strong>Capri Şortlu Bir Takım</strong><br>Ekose dokulu tüvit takım gündüz kravat detayıyla disiplinli ve kurumsal bir duruş sergilerken, akşam kravatla vedalaşıp gömleğin düğmesi açıldığında ve ceket omuzlara serbestçe bırakıldığında gündüzün resmiyetinden sıyrılıp çekici ve rahat bir gece silüetine dönüşüyor.</p><hr><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/e24fb545-0cc5-4d1b-889f-026fd971bd4f-5fc5ad03-efad-4dcc-a467-da8730d6fe9e" style="width: 700px;"><strong>Gömlek</strong><br>Krem tonlarındaki zarif gömlek jean ile bir araya geldiğinde hem ofis görünümü için casual bir şıklık yaratıyor hem de rahat ve şehirli bir hava taşıyor.</p><hr><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/383846c7-9239-4a09-a6f4-67da959b8dd2-507fd64b-37cf-45d3-8770-036cfa33e9f7" style="width: 300px;"><strong>Maksi Etek</strong><br>Yelek formundaki siyah bir üst ve dökümlü maksi etek kombinasyonu bele bağlanan desenli bir fular dokunuşuyla form değiştirip gündüzün minimalist iş stilini tek bir dokunuşla akşama taşıyor.</p><hr><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/0ad8b48e-aa94-4740-8163-fef30855720e-e9890d2a-6942-44a8-ae19-0049baa184fb" style="width: 300px;"><strong>Kumaş Pantolon</strong><br>Yüksek belli siyah bir kumaş pantolon, gündüz sade bir atletle iş hayatının temposuna ayak uydururken, akşam ise büyük tokalı şık bir kemer, orta boy bir çanta ve bir çift babetle devam etmek istediğiniz günün akışına en iyi şekilde uyum sağlıyor.</p><hr><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/b623494d-9cf1-4225-b6b3-7a943dbf1391-415569f8-1830-4fef-afb5-7468fcda41eb" style="width: 300px;"><strong>Şık bir Bluz</strong><br>Plili dokusuyla dikkat çeken şık bir bluz boyna dolanan uzun fular detayıyla gündüz zarif bir hafiflik taşırken, akşam saçlar toplanıp gold büyük bir küpe ile desteklendiğinde davetlere yakışan bir zarafete bürünüyor.</p><hr><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/c819c4dc-d3e0-447e-bd32-abc5f1ac38bd-39167d8a-7ac0-4af3-b99b-d5486371ca47" style="width: 700px;"><strong>Palazzo Pantolon</strong><br>Akıcı ve dökümlü kesimiyle hareket özgürlüğü sağlayan palazzo pantolon, şık bir gömlekle buluştuğunda yakaladığı minimal zarafetle akşam yemeğinde de sizi asla yarı yolda bırakmayacak sofistike bir görünüm sunuyor.</p><p>Gün içinde defalarca kıyafet değiştirmek yerine gardırobunuzdaki parçaları tanımak, zamandan kazanmanın ötesinde kendi stilinizi her ortamda yeniden yorumlamanın da anahtarı oluyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/34e98b3e-7d46-4f70-84ea-d5bef139cec3-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/34e98b3e-7d46-4f70-84ea-d5bef139cec3-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Galerist 25. Yılını “Gönül İşi” ile Kutluyor]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/galerist-25-yilini-gonul-isi-ile-kutluyor</link>
									<description><![CDATA[Galerist, 25. yılını 16 Eylül’de açılacak “Gönül İşi” sergisiyle kutluyor. 2001’den bu yana galerinin hikayesine eşlik eden 50’ye yakın sanatçıyı buluşturan sergide, geçmiş yıllardan eserlerin yanı sıra bu sergi için üretilen yeni çalışmalar da yer alıyor. ]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/galerist-25-yilini-gonul-isi-ile-kutluyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Tue, 15 Sep 2026 18:00:07 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/9ff88681-cd0b-49e0-87c9-e02eb7b2e28e-a%C3%A7%C4%B1l%C4%B1%C5%9F.jpg"/><p>&ldquo;Gönül İşi&rdquo;, Galerist&rsquo;in 25 yılına kronolojik bir arşiv sunarak bakmıyor. Bunun yerine galerinin geçmişini, yıllar içinde birlikte çalıştığı sanatçılar ve onların üretimleri üzerinden anlatıyor. Serginin adı da bu ilişkilerin yıllar boyunca devam etmesini mümkün kılan emeğe, özene ve bağlılığa gönderme yapıyor.&nbsp;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/8fab215d-9d01-457d-a066-56e28d40f607-b916393d-b3eb-4680-a19e-82eb282d6f68" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Hussein Chalayan, Airmail Dress, Silver Transmission, 2026, Tyvek üzerine boya ve UV baskı, 110 x 60 cm (çerçevesiz), 143 x 90 cm (çerçeveli), Ed 5 + 2 AP</em></span></p><p>Galerist, 25 yıl boyunca yaklaşık 200 sergi gerçekleştirdi, farklı kuşaklardan sanatçılarla çalıştı ve Türkiye&rsquo;den sanatçıların uluslararası görünürlüğünü destekledi. Semiha Berksoy, Şahin Kaygun ve Hüseyin Bahri Alptekin gibi sanatçıların miraslarının temsilini üstlenen galeri için yayıncılık da kuruluşundan bu yana çalışmalarının önemli bir parçası oldu.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/d757d6be-6a33-4e92-958b-fedc21025a3f-01abc847-772d-44e0-aca8-e8f2e57b574d" style="width: 700px;"></p><p style="text-align: center;"><span style="font-size: 12px;"><em>Sergi Görünümü, Gönül İşi, 2026, Galerist, İstanbul ,&nbsp;</em></span><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraf: Zeynep Fırat</em></span></p><p>Hüseyin Bahri Alptekin, Semiha Berksoy, Hera Büyüktaşcıyan, Taner Ceylan, Hussein Chalayan, İpek Duben, Ayşe Erkmen, Leyla Gediz, Lara Ögel, Sarkis, Elif Uras ve Nil Yalter&rsquo;in de aralarında bulunduğu 50&rsquo;ye yakın sanatçının yer aldığı &ldquo;Gönül İşi&rdquo;, 16 Eylül&ndash;7 Kasım tarihleri arasında Galerist&rsquo;te.&nbsp;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/9ff88681-cd0b-49e0-87c9-e02eb7b2e28e-a%C3%A7%C4%B1l%C4%B1%C5%9F.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/9ff88681-cd0b-49e0-87c9-e02eb7b2e28e-a%C3%A7%C4%B1l%C4%B1%C5%9F.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[New York Moda Haftası Diotima İlkbahar/Yaz 2027: Yeni Bir Bakış]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haftalari/new-york-moda-haftasi-diotima-ilkbaharyaz-2027-yeni-bir-bakis</link>
									<description><![CDATA[Rachel Scott, Diotima için hazırladığı İlkbahar/Yaz 2027 koleksiyonunda markanın el işçiliğine dayanan dünyasını genişletiyor. Bu sezon daha güçlü bir terzilik anlayışı, üç boyutlu organze tekniği ve bedene oturan elbiseler öne çıkarken, Scott’ın tasarım dilinde daha sofistike ve olgun bir yön dikkat çekiyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haftalari/new-york-moda-haftasi-diotima-ilkbaharyaz-2027-yeni-bir-bakis</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Tue, 15 Sep 2026 15:30:43 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/64ca8ddf-24fe-4707-89fd-135951ee7d9e-kapak-1.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><br></p><p>Scott&rsquo;ın son sezonlarda sanat ve farklı kadınların hikayeleri üzerinden geliştirdiği araştırmacı yaklaşım bu kez daha sezgisel bir noktaya taşınıyor. Geçen sezon sanatçı Wifredo Lam&rsquo;ın çalışmalarına yaptığı kapsamlı araştırmanın ardından farklı dünyalara ve referanslara daha açık hale geldiğini söyleyen tasarımcı, İlkbahar/Yaz 2027&rsquo;de bu hissi doğrudan bir temaya dönüştürmek yerine koleksiyonun yapısında hissettiriyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/67949fa5-b123-4def-bbc2-37e54fe223bc-e4c72ddb-f900-4d4d-b250-6389c9ab8d96" style="width: 700px;"></p><p>Bu değişimin en belirgin karşılığı terzilikte görülüyor. Scott, Diotima&rsquo;nın daha tanıdık el işçiliği tekniklerinin yanına keskin ama akışkan formlarda trençkotlar ve daha yapılandırılmış parçalar ekliyor. Uzun trençkotun eteklerinde kullanılan yoğun organze volanlar ise terziliği daha deneysel bir noktaya taşıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/852f9ca7-ca90-492e-b0ed-29e74be78968-7c055387-4a8a-44d9-855f-7fca6d71b368" style="width: 700px;"></p><p>Organze, koleksiyon boyunca Scott&rsquo;ın yeni ilgi alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Verev kesimde kullanılan üç boyutlu organze intarsia, bazı elbiselerde kumaşın dalga gibi hareket etmesini sağlıyor. Chino twill ise normalde gece giyimiyle yan yana gelmeyecek bir kumaş olarak küçük şeritlere ayrılıp yeniden bir araya getiriliyor. Bu teknikler, Diotima&rsquo;nın el işçiliğine dayanan yaklaşımını bu kez yüzey ve yapı üzerinden geliştiriyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/ba1b16ec-c50a-46a2-8994-d0971c4cbbaf-073fc11e-56c9-4dc3-b01e-429daf4eb0d3" style="width: 700px;"></p><p>Koleksiyonun en dikkat çekici yeniliklerinden biri ise bedene tamamen oturan elbiseler. Ön kısmından aşağı doğru akan volanlarla hareket kazanan &ldquo;siren&rdquo; elbiseler, Diotima&rsquo;nın romantik tarafını daha belirgin bir çekicilik ile buluşturuyor. Mat viskoz trikodan hazırlanan ikinci deri hissindeki üstler, etekler ve tüp elbiseler de aynı yaklaşımı sürdürüyor.&nbsp;</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/5ee94897-efa8-4652-8bb6-61198d6138d2-a745345c-7bf7-4572-b694-3c18f85d3bd1" style="width: 700px;"></p><p>Ancak Scott&rsquo;ın yeni şeyler denemesi, Diotima&rsquo;nın geçmişini tamamen geride bırakması anlamına gelmiyor. Markanın ilk dönemlerinden bu yana önemli bir yere sahip olan kroşe, bu sezon daha sınırlı kullanılsa da koleksiyonda kendine yer buluyor. Diotima büyüdükçe Scott&rsquo;ın yeni tekniklere ve daha geniş bir tasarım dünyasına yönelmesi doğal. Yine de markayı başından beri farklı kılan el işçiliğinin ve kroşenin koleksiyonun merkezindeki yerini koruması, bu yeni dönemin kimliğini daha da güçlendirebilir.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/eff4b42c-e8e6-4ca3-90ca-1d07de712d6e-4b8b63f4-e304-4235-93d0-5fb67c67765b" style="width: 700px;"></p><p>İlkbahar/Yaz 2027, bu anlamda Diotima için bir &nbsp;genişleme sezonu. Rachel Scott, markanın tanıdık el işçiliğini daha güçlü bir terzilik, yeni yüzey teknikleri ve daha şehirli silüetlerle yan yana getirerek Diotima&rsquo;nın nereye gidebileceğini araştırıyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/64ca8ddf-24fe-4707-89fd-135951ee7d9e-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/64ca8ddf-24fe-4707-89fd-135951ee7d9e-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[K-Beauty Şimdi de Vücut Bakımımızı Değiştiriyor]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/cilt-bakimi/k-beauty-simdi-de-vucut-bakimimizi-degistiriyor</link>
									<description><![CDATA[Tonikler, serumlar, asitler ve seramidler artık yalnızca yüz bakımına ait değil desek ne düşünürsünüz? Kore güzellik dünyasının yeni yaklaşımı, boyundan aşağısını birkaç saniyede nemlendirilen bir alan olmaktan çıkararak vücut bakımını daha özenli, katmanlı ve hedefe yönelik bir rutine dönüştürüyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/cilt-bakimi/k-beauty-simdi-de-vucut-bakimimizi-degistiriyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Tue, 15 Sep 2026 14:00:14 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/7ca59c3f-9670-4f3e-840f-b8594a12489d-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p>İtiraf zamanı! Yüzümüz için temizleyici seçerken pH değerini inceliyor, serumları içeriklerine göre ayırıyor, cilt bariyerini korumaktan söz ediyoruz. Duş sonrası vücut bakımına geldiğimizde ise çoğu zaman hızlıca sürülen bir nemlendiriciyle yetiniyoruz. Kore güzellik dünyası tam da bu eşitsizliği sorguluyor. Sonuç, yüz bakımında kullandığımız yaklaşımı boyundan aşağıya taşıyan yeni bir rutin: Kore vücut bakımı. Bu yaklaşımın merkezinde &ldquo;skinification&rdquo; bulunuyor. Türkçeye en basit şekilde &ldquo;cilt bakımı yaklaşımının farklı kategorilere taşınması&rdquo; şeklinde çevrilebilecek bu kavram, daha önce yüz serumlarında görmeye alıştığımız niasinamid, seramid, hyalüronik asit, AHA, BHA ve PHA gibi içeriklerin vücut ürünlerine girmesini ifade ediyor. Kısacası vücut losyonu artık yalnızca güzel kokmak ve kuruluğu geçici olarak gidermekle yetinmiyor. Cilt dokusu, matlık, pürüzler, lekeler ve bariyer hassasiyeti gibi daha belirli ihtiyaçlara yöneliyor.</p><p><strong>Vücut Bakımı Duşta Başlıyor</strong><br>Kore vücut bakımının ilk farkı, duşu yalnızca temizlenme anı olarak görmemesi. Klasik sabunların ve yoğun parfümlü duş jellerinin yanında cildi nazikçe arındıran, nemini koruyan veya belirli bir soruna odaklanan temizleyiciler öne çıkıyor. Salisilik asit içeren vücut temizleyicileri sırt ve göğüs bölgesindeki sivilce görünümünü hedeflerken, AHA ve PHA içeren ürünler dirsek, diz ve üst kollardaki pürüzlü dokunun daha yumuşak hissedilmesine yardımcı olabiliyor. Cica, panthenol ve seramid içeren formüller ise duş sonrasında gerginlik yaşayan hassas ciltlere daha konforlu bir seçenek sunuyor. Buradaki amaç cildi mümkün olduğunca sert biçimde arındırmak değil. Tam tersine, temizlerken bariyeri yormamak ve sonraki bakım adımları için dengeli bir zemin hazırlamak.</p><p style="text-align: center;"><br><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/e139d62b-a9f1-4c64-b9cc-372c3bce33d2-025023e7-715a-45cb-ac19-7cf8ee4019c7" style="width: 300px;">BYREDO</p><p><strong>Vücut Toniği Gerçekten Gerekli mi?</strong><br>Yüz bakımında bile zaman zaman sorguladığımız tonik adımı şimdi vücut rutininde karşımıza çıkıyor. Ancak vücut tonikleri yalnızca rutini uzatmak için eklenmiş yeni bir basamak değil. Hafif ve hızlı emilen bu ürünler, özellikle sırtta oluşan sivilceler, batıklar, donuk görünüm ve keratozis pilaris olarak bilinen pütürlü doku için tercih ediliyor. Sprey veya geniş ped formatındaki ürünler ulaşılması zor bölgelere uygulamayı da kolaylaştırıyor. Tavsiyemiz ise şu: Asit içeren bir vücut toniği kullanılıyorsa her gün uygulamak yerine haftada birkaç kez başlayarak cildin tepkisini gözlemlemek daha doğru. Çünkü ürünün Kore&rsquo;den gelmesi ya da hafif bir dokuya sahip olması içindeki aktiflerin etkisiz olduğu anlamına gelmiyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/c66ec0c5-05d4-4d57-9dbd-268ec73c1876-29073560-29cd-4591-866f-c9bcf110f029" style="width: 300px;">VASELINE</p><p><strong style="text-align: initial;">Serumlar Boyundan Aşağıya İniyor</strong><br>Vücut serumları bu trendin en ilgi çekici adımlarından biri. Geleneksel vücut kremlerine kıyasla daha akışkan ve hafif olan bu formüller, özellikle kat kat ürün kullanmayı sevmeyenler için pratik bir seçenek sunuyor. Hyalüronik asit ve gliserin içeren serumlar nem kaybını hedeflerken, niasinamid içerenler daha aydınlık ve eşit bir görünümü desteklemeyi amaçlıyor. Peptitler, seramidler ve fermente içerikler ise yüz bakımından tanıdığımız bariyer odaklı dili vücut ürünlerine taşıyor. İnce dokuları sayesinde hızla emilmeleri ve kıyafetlere yapışkan bir his bırakmamaları da bu ürünleri klasik losyonlardan ayırıyor. Elbette her sabah duş sonrasında tonik, essence, serum, krem ve yağ uygulamak zorunda değiliz. Kore vücut bakımının asıl fikri 10 aşamalı yeni bir görev listesi yaratmak değil, vücudun ihtiyacına daha bilinçli ürünlerle cevap vermek.</p><p><strong>&ldquo;Glass Skin&rdquo; Artık Yalnızca Yüz İçin Değil</strong><br>Kore güzelliğiyle özdeşleşen &ldquo;glass skin&rdquo; görünümü uzun süredir berrak, dolgun ve ışığı yansıtan bir yüzü tarif ediyor. Yeni vücut bakımında ise benzer bir hedef omuzlara, dekolteye, kollara ve bacaklara taşınıyor. Buradaki parlaklık simli yağlardan değil, iyi nemlendirilmiş ve daha pürüzsüz görünen bir cilt yüzeyinden geliyor. Bu nedenle yoğun bir krem tabakası yerine birkaç hafif ürünün katmanlanması tercih edilebiliyor. Nemli cilde uygulanan bir vücut serumu, ardından ihtiyaca uygun bir losyon ve kuruluğa eğilimli bölgelere eklenen birkaç damla yağ, ağırlaşmadan daha canlı bir görünüm yaratabiliyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/62569ec8-d1b0-4f75-9466-2785caeff7ec-691d3994-cc17-478a-a188-81a52189a0af" style="width: 300px;">NOYZ</p><p><strong>Kore Vücut Bakım Rutinini Nasıl Oluşturabiliriz?</strong><br>Rutini yüz bakımındaki kadar karmaşık hale getirmeye gerek yok! Üç temel adım başlangıç için yeterli olabilir:<br><br><strong>İhtiyacınıza Uygun Bir Temizleyici Seçin:</strong> Kuruluk yaşıyorsanız nazik ve nemlendirici, sırt sivilcelerinden şikayetçiyseniz salisilik asit içeren, pürüzlü bir dokuya sahipseniz hafif eksfoliasyon sağlayan bir vücut temizleyicisi tercih edebilirsiniz.<br><strong>Tek Bir Hedef Ürün Ekleyin:</strong> Vücut toniği, spreyi veya serumu arasından yalnızca birini seçin. Aynı anda birden fazla asitli ürünü kullanmak daha hızlı sonuç yerine hassasiyete neden olabilir.<br><strong>Nemi Cilde Hapsedin:</strong> Duştan çıktıktan sonra cilt tamamen kurumadan losyon veya krem uygulayın. Gündüz açıkta kalan bölgelere güneş koruyucu sürmeyi de rutinin son adımı olarak düşünün.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/7ca59c3f-9670-4f3e-840f-b8594a12489d-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/7ca59c3f-9670-4f3e-840f-b8594a12489d-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Öğrenciyken Moda Haftasında Çalışabilmek: ELLE Education Deneyimi]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/ogrenciyken-moda-haftasinda-calisabilmek-elle-education-deneyimi</link>
									<description><![CDATA[Moda sektörünü öğrenmenin bir yolu da onu yakından deneyimlemek. ELLE Education öğrencileri, mezun olmadan önce moda haftasının hem sahasında hem de perde arkasında çalışma fırsatı buluyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/ogrenciyken-moda-haftasinda-calisabilmek-elle-education-deneyimi</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Tue, 15 Sep 2026 13:00:50 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/155d5780-1e37-4b94-ab21-e43a49cb1a36-kapak-1.png"/><p>Moda ile ilgili bir bölüm okumak sektöre girmek için önemli bir başlangıç. Ancak moda dünyasının nasıl çalıştığını anlamak için teorik bilginin yanında gerçek deneyim de gerekiyor. Moda haftası ise bunun için en yoğun çalışma alanlarından biri.</p><p>Defile başlamadan hemen önce backstage&rsquo;de son hazırlıklar yapılıyor, ekipler aynı anda birçok detayın son kontrollerini yapıyor ve üstelik zamanla &nbsp;yarışıyorlar. Dışarıdan sadece birkaç dakika gibi gözüken &nbsp;bir şovun arkasında ne kadar büyük bir ekip ve koordinasyon olduğunu ancak içeride olduğunuzda görmek mümkün.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/dc736142-9280-46e3-848c-7ab879a84899-3523c02e-3502-4e57-9dbe-3f866375a0cf" style="width: 300px;"></p><p>ELLE Education, öğrencilerini bu sürecin dışında bırakmak yerine doğrudan deneyimin içine dahil ediyor. Mercedes-Benz Fashion Week Madrid kapsamında öğrenciler defilelerin backstage süreçlerini takip ederken moda sektörünün farklı alanlarında çalışan profesyonellerle de bir araya gelme fırsatı yakalıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/f1b4fe6f-47c5-4c58-a809-d9c2feaf1baa-7c8f5d05-c5af-4dbe-88fc-2767b941351d" style="width: 300px;"></p><p>Maite Casademunt, Rafael Urquizar, Custo Barcelona ve &Aacute;ngel Schlesser, öğrencilerin röportaj yapma fırsatı bulduğu isim ve markalardan bazıları. Bir tasarımcıyla röportaj yapmak, bir defilenin hazırlık sürecini takip etmek veya organizasyonun nasıl ilerlediğini yerinde görmek sınıfta öğrenilen bilgilerin pratikte nasıl kullanıldığını anlamak için önemli bir deneyim sunuyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/f8e3c4fc-ab94-420a-ad41-559102e32204-725855cb-91e9-4e54-b558-690e66beab24" style="width: 300px;"></p><p>Moda ve iletişim alanında çalışmak isteyen öğrenciler için bu deneyimler, sektörün yalnızca koleksiyonlardan ve defilelerden ibaret olmadığını da gösteriyor. Tasarımın yanında iletişim, prodüksiyon, styling, PR ve organizasyon gibi birçok farklı alan aynı anda çalışıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/8740ade5-4472-4ece-84a1-05101d2730f9-620fb3dc-1ad2-4d38-933b-0731ef0d9cea" style="width: 300px;"></p><p>ELLE Education&rsquo;ın moda, lüks ve marka stratejisi programları teorik eğitimi bu tür sektör deneyimleriyle bir araya getiriyor. Online ve Executive formatların yanı sıra Madrid&rsquo;de gerçekleşen uygulamalı Fashion Week haftası da programın önemli parçalarından biri. Yakından ilgilenenler <a href="https://elle.education/en/programs/?utm_source=elle_turkiye&utm_medium=blog&utm_campaign=elle_turkiye_blog_artfashionweek_26_septiembre" target="_blank">programa</a> göz gezdirebilir.&nbsp;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/155d5780-1e37-4b94-ab21-e43a49cb1a36-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/155d5780-1e37-4b94-ab21-e43a49cb1a36-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Madrid Küresel Bir Moda Destinasyonuna Nasıl Dönüşüyor?]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/madrid-kuresel-bir-moda-destinasyonuna-nasil-donusuyor</link>
									<description><![CDATA[Madrid uzun zamandır İspanyol modasının merkezi. Ancak son yıllarda moda, tasarım, sanat ve lüksün kesiştiği geniş bir yaratıcı sahneye dönüşen şehir, uluslararası moda takviminde de daha görünür hale geliyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/madrid-kuresel-bir-moda-destinasyonuna-nasil-donusuyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Mon, 14 Sep 2026 13:00:19 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/9652a336-3adc-40f6-8b59-ca5aa7a72154-kapak-1.png"/><p>Paris, Milano, Londra ve New York moda takviminin lider şehirleri olmaya devam ediyor. Ancak Madrid de son yıllarda bu haritanın daha fazla konuşulan duraklarından biri. Şehrin moda sahnesi, İspanyol tasarım mirasını güncel &nbsp;yaratıcı kültürle bir araya getirirken uluslararası markaların yatırımları da Madrid&rsquo;in lüks segmentini güçlendiriyor.</p><p>Bu hareketliliğin merkezinde Mercedes-Benz Fashion Week Madrid yer alıyor. İspanyol tasarımcıları uluslararası editörler, satın alma birimleri ve moda profesyonelleriyle buluşturan etkinlik aynı zamanda şehrin farklı yaratıcı alanlarıyla da bağlantı kuruyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/a20e91e4-7cd6-46b0-b6c7-758c4cdd4b71-806a0bf4-a198-4104-990c-123ce5db19d9" style="width: 300px;"></p><p>Moda ise Madrid&rsquo;de yalnızca podyumlarda karşımıza çıkmıyor. ARCOmadrid ve Madrid Design Festival gibi etkinlikler, moda ile sanat, tasarım ve mimari arasındaki ilişkiyi daha görünür hale getiriyor. Şehrin lüks alışveriş bölgeleri de bu dönüşümün başka bir parçası. Loewe, Dior, Chanel ve Herm&egrave;s gibi markaların Madrid&rsquo;deki mağaza ve yatırımları şehrin uluslararası lüks pazarındaki öneminin arttığını gösteriyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/e4476661-2f4c-43e2-8ef1-be55fd90891f-85a2cbb0-dfc0-418b-a197-046f4578e6c9" style="width: 300px;"></p><p>Madrid&rsquo;in bir başka güçlü tarafı ise zanaat. Özellikle deri işçiliği ve geleneksel üretim teknikleri İspanyol moda kültürünün önemli bir parçası olmaya devam ederken, yeni nesil markalar bu mirası daha güncel tasarım ve iletişim biçimleriyle buluşturuyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/13d9fbd0-3dc9-4454-9a17-e2ccd758ab03-0212c621-280a-4b4a-b3dd-f1c69175dc99" style="width: 300px;"></p><p>Bu dönüşüm moda eğitimi açısından da Madrid&rsquo;i ilginç bir şehir haline getiriyor. ELLE Education&rsquo;ın programları, öğrencilerin moda, lüks ve marka yönetimini yalnızca sınıfta öğrenmek yerine sektörü yerinde deneyimlemelerine olanak sağlıyor. Executive programların bir parçası olan Madrid haftasında öğrenciler markaları, mağazaları ve moda haftasını yakından takip ederek sektörün nasıl çalıştığını yakından takip edebiliyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/d157228c-59e8-465a-aca2-196e28e06d73-c99a8991-170d-41a1-9196-0031d0affc51" style="width: 300px;"></p><p>Moda eğitiminin giderek daha fazla gerçek sektör deneyimiyle birlikte düşünülmesi Madrid&rsquo;in sunduğu bu ortamı daha da anlamlı kılıyor. Bir şehri moda destinasyonu yapan yalnızca düzenlenen defileler değil, tasarımcılar, markalar, kültür, zanaat ve yeni fikirlerin aynı yerde buluşabilmesi. Madrid bugün tam olarak bu kesişimde yer alıyor. Moda dünyasının en geleneksel başkentlerinin yanında, kendi kimliğiyle daha fazla yer açan bir şehir. Daha fazla bilgi için <a href="https://elle.education/en/programs/?utm_source=elle_turkiye&utm_medium=blog&utm_campaign=elle_turkiye_blog_artmadrid_26_septiembre" target="_blank">programları</a> inceleyebilirsiniz.&nbsp;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/9652a336-3adc-40f6-8b59-ca5aa7a72154-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/9652a336-3adc-40f6-8b59-ca5aa7a72154-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Manikürde “Press-On” Tırnak Dönemi]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/makyaj/manikurde-press-on-tirnak-donemi</link>
									<description><![CDATA[Dakikalar içinde kusursuz bir manikür vadeden yeni nesil takma tırnaklar, tekrar kullanılabilen yapıları ve salon uygulamalarıyla yarışan tasarımlarıyla güzellik rutinine geri dönüyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/makyaj/manikurde-press-on-tirnak-donemi</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Mon, 14 Sep 2026 12:00:37 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/6752eb29-0dae-4795-884e-599d2b66211f-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><br></p><p>Takma tırnak denildiğinde aklınıza kalın, yapay görünen ve ilk fırsatta yerinden çıkan modeller geliyorsa güzellik dünyasındaki son gelişmeleri kaçırmış olabilirsiniz. Bir dönem yalnızca özel günlerden hemen önce başvurulan hızlı bir çözüm olarak görülen &ldquo;press-on&rdquo; tırnaklar artık salon manikürleriyle yarışan incelikte, parlaklıkta ve tasarım çeşitliliğinde üretiliyor. Yeniden kullanılabilen yeni nesil versiyonları ise takma tırnakları geçici bir uygulamadan çıkarıp kişisel stile eşlik eden bir aksesuara dönüştürüyor. Sosyal medyada giderek daha fazla karşımıza çıkan bu tırnakların yükselişi yalnızca pratik olmalarıyla açıklanmıyor. Artan salon maliyetleri, sık sık görünüm değiştirme isteği ve evde uygulanabilen güzellik çözümlerine duyulan ilgi, yeniden kullanılabilen takma tırnakları sezonun en cazip seçeneklerinden biri haline getiriyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/92a50c5f-0101-4698-9592-2758a39b44ab-008e0c14-8f02-4570-8be2-5d7e07e6a995" style="width: 300px;"></p><p><strong>Tırnak Gardırobu Dönemi</strong><br>Yeni nesil takma tırnakların en dikkat çekici tarafı tek kullanımlık olmak zorunda kalmamaları. Doğru şekilde çıkarılan ve temizlenen kaliteli bir set, yapısına ve kullanılan yapıştırıcıya bağlı olarak birden fazla kez uygulanabiliyor. Böylece tırnaklar da küpeler, çantalar veya saç aksesuarları gibi görünüme göre değiştirilebilen parçalar arasına katılıyor. Bir gün kısa ve süt beyazı tırnakları, ertesi hafta metalik gümüşler ya da iddialı desenlerle kullanmak mümkün. Üstelik bunun için doğal tırnakların uzamasını beklemek, kalıcı bir renge karar vermek veya her değişiklikte yeniden salona gitmek gerekmiyor. &ldquo;Tırnak gardırobu&rdquo; fikrinin çekiciliği de tam olarak burada ortaya çıkıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/d4b1ee6b-8efb-45cd-869d-cf6485cab650-751f7dc6-2a0c-47e5-b6d0-1cdd3944a192" style="width: 300px;"></p><p><strong>Birkaç Dakikada Salon Görünümü&nbsp;</strong><br>Press-on tırnakların eski versiyonları çoğunlukla standart ölçülerde ve sınırlı şekillerde sunuluyordu. Bugün ise badem, oval, kare, stiletto ve kısa squoval gibi pek çok formun yanı sıra farklı tırnak genişliklerine uyum sağlayan setler bulunuyor. Daha ince dip çizgileri, doğal kavisler ve parlak jel görünümlü yüzeyler sayesinde doğru uygulandıklarında takma olduklarını anlamak giderek zorlaşıyor. Ayrıca profesyonel manikürde zaman alan krom, aura, 3D süsleme, mikro French ve el çizimi desenler de hazır setler aracılığıyla birkaç dakika içinde uygulanabiliyor. Özellikle detaylı nail art görünümlerini seven ancak düzenli olarak salona gitmek istemeyenler için bu, güçlü bir avantaj.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/ab5a5fbc-9149-494d-94b6-93b20636b618-9fdb410a-89b0-4706-9338-c3116d4c4bf8" style="width: 300px;"></p><p><strong>Kalıcılık Yerine Özgürlük</strong><br>Jel ve kalıcı oje uygulamaları uzun süre dayanmasıyla öne çıkarken, yeniden kullanılabilen takma tırnaklar farklı bir ihtiyaca cevap veriyor. Buradaki asıl vaat haftalarca aynı manikürü taşımak değil, istediğiniz zaman görünüm değiştirebilmek. Yapışkan bantlarla uygulanan modeller birkaç günlük veya tek gecelik kullanım için tercih edilebilirken, tırnak yapıştırıcısı daha uzun süreli tutuş sağlayabiliyor. Bu esneklik, özellikle etkinliklere, seyahatlere veya farklı kombinlere göre manikürünü değiştirmeyi sevenler için takma tırnakları daha eğlenceli hale getiriyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/58499f20-6751-41db-9723-3422241cf9b2-32d60e9a-1df5-42fe-8116-2a65c756bfa6" style="width: 300px;"></p><p><strong>Geçici Bir Trendden Daha Fazlası</strong><br>Yeniden kullanılabilen takma tırnakların yükselişi, güzellik dünyasındaki daha geniş bir değişimi de yansıtıyor. Tüketiciler artık yalnızca uzun süre kalıcı ürünler değil, rutinlerine kolayca uyum sağlayan ve kişiselleştirilebilen seçenekler arıyor. Press-on tırnaklar da erişilebilirliği, dönüşebilirliği ve sosyal medyada dikkat çeken tasarımlarıyla bu beklentilerin kesiştiği noktada duruyor. Kısacası takma tırnaklar geri dönmedi. Baştan yaratıldı. Artık son dakika çözümü değil, ruh haline, stile ve programa göre değiştirilebilen küçük ama etkili bir güzellik aksesuarı.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/6752eb29-0dae-4795-884e-599d2b66211f-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/6752eb29-0dae-4795-884e-599d2b66211f-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Duyusal Zanaat: Kundura 34]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/soru-cevap/duyusal-zanaat-kundura-34</link>
									<description><![CDATA[Kundura 34’ün çağdaş tasarımlarının arkasında, yenilikçi ve genç bir vizyon var. Ancak bu tasarımların mutfağında geleneksel zanaatkarlık teknikleri yer alıyor. Bu iki farklı disiplini aynı potada eriten isim Kaptan Bilal Okur ise işin mutfağından geliyor. Zanaata saygı duyuyor ve çok çalışıyor. Ancak bildiğimiz tek bir şey var ki ne yaparsa yapsın gözü hep en duyusal olanı seçiyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/soru-cevap/duyusal-zanaat-kundura-34</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Sun, 13 Sep 2026 18:00:27 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/5dd73648-f10a-4793-b67d-53df7b83f8dc-kundura.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: M&eacute;lissa Naillat</em></span></p><p><br></p><p>Moda sektörünün biraz içinde olsanız bile çok fazla tasarımla, çok fazla teknikle ve çok fazla markayla tanışıyorsunuz. Bundan şikayetçi miyiz? Asla. Ancak bazı noktalarda bazı kişilerin, markaların, tasarımların anlattığı hikayelerin sizi etkileme ivmesi de oldukça yüksek. Bu noktada Kundura 34&rsquo;ün radarımıza girmesi sürpriz değil. Markanın tüm tasarımlarında ilk ön plana çıkan öğe çarpıcı işçilik anlayışı. Her anlamda genç bir markanın bu işçilik anlayışının nereden geldiğini istemsizce merak ediyorsunuz. Daha sonra Kundura 34&rsquo;ün arkasındaki isimle tanışıyorsunuz ve kafanızdaki soru işaretleri hemen siliniyor. Kaptan Bilal Okur bu işin mutfağının derinliklerinden geliyor. Sadece o değil. Onunla butiğinin de içinde bulunduğu Paket Postanesi&rsquo;nde buluşuyoruz. Bize geçmişini, Kundura&rsquo;yı ve hayata bakış açısını anlatıyor. Biz ise bir noktada bu hikayenin içinde kendimize bir yer ediniyor, hayal kurmaya başlıyoruz.&nbsp;</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/2c2a7f62-ec41-40f7-b643-071cf47f9225-04e16af7-03d0-41e2-b702-f4b4b142938a" style="width: 300px;"></p><p><strong>Kundura 34&#39;ün hikayesi nasıl başladı?&nbsp;</strong><br>Bir kostüm-prop atölyesinde işe girmemle başladı.&nbsp;</p><p><strong>Sence bir işin mutfağını bilmek, markanı ya da tasarımlarını rakiplerinden nasıl ayırıyor?</strong><br>Biraz üzerine düşündüğümde, aslında rakip odaklı düşünmediğimi fark ettim. O yüzden nasıl ayırıyor, çok emin değilim. Çünkü biz bu işi mutfağını bilmeden hiç yapmadık. Bence ne sattığını, sunduğunu ya da ürettiğini gerçekten bilmek işin olmazsa olmazı.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/ffa7e58d-5c79-42bc-96ae-e986cb121749-cdafdf45-f316-41bf-82eb-2f48ae9f1aeb" style="width: 700px;"></p><p><strong>&ldquo;Dünyada her işi yapabilecek yeteneğim olsa yine de bu işi yaparım&rdquo; dedin. Çocukluğundan beri marka kurma hayalin var mıydı?</strong><br>Çocukluğumda böyle bir hayalim yoktu açıkçası. Hatta atölyede çalışmaya başladığım dönemde bile marka kurmak gibi bir hedefim olduğunu söyleyemem. Ama zamanla üretmek ve sunmak istediklerimi bir marka çatısı altında toplamak daha anlamlı gelmeye başladı. Bugün dönüp baktığımda ise içinde estetik barındıran bir şey yapacağım zaten belliymiş.</p><p><strong>Duygulara ve iletişime önem verdiğini biliyorum. Senin tasarımların bir insana ne hissettirsin?</strong><br>Ürünlerimizin, insanın kendi hissini tamamlayan bir eşlikçi olmasını tercih ederim. Bir şey hissettirmekten çok, insanın zaten içinde taşıdığı hissin bir parçası olabilmesini daha kıymetli buluyorum.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/b4abfff7-eb80-4edb-9f9e-e699ed3c7098-fd077958-bfa1-4233-ae53-09dd6d04aa16" style="width: 700px;"></p><p><strong>Kundura 34 tek bir markayla özel bir işbirliği çıkaracak olsa, bunun hangi marka olmasını isterdin?</strong><br>Belirli bir marka ismi vermek zor. Ama köklerine değer veren global bir markayla yan yana gelmek isterdim.</p><p><strong>Sektörde genç bir tasarımcı olmanın en zor yanı?</strong><br>Sanırım bilmiyorum diyeceğim. Bu, üzerinde durmam gereken bir şey olmadı hiç. :)</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/e70a6de1-a70e-4d06-9afa-98e30f6abb6f-3606f8ad-7f9c-40ca-9823-c26cf236a25b" style="width: 700px;"></p><p><strong>Hiç kimsenin sormadığı ama sorulması gerektiğini düşündüğün soru nedir?&nbsp;</strong><br>&ldquo;Halin keyfin iyi mi?&rdquo;</p><p><strong>Kariyer/ hayat yolculuğunu anlatan şarkı?</strong><br>Iggy pop - &quot;The Passenger&quot;.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/05b0f265-e7c2-400f-9c5e-6ee17682a532-debf99a3-f43a-497a-9668-922e4c9e56fb" style="width: 700px;"></p><p><strong>Motorla yapacağın bir seyahatte favori rotan?</strong><br>İstanbul-Amalfi.</p><p><strong>&ldquo;Başarısız&rdquo; olduğun için bugün minnettar olduğun bir olay var mı?</strong><br>Üzerine epey düşündüm. Aklıma ilk gelen birkaç taneden daha fazlası var sanırım. :)</p><p><strong>Beş yıl sonraki Kaptan, şu anki sana ne söylese tatmin olurdun?</strong><br>&ldquo;Özgürce yaşadığın bir beş seneydi.&rdquo;&nbsp;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/5dd73648-f10a-4793-b67d-53df7b83f8dc-kundura.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/5dd73648-f10a-4793-b67d-53df7b83f8dc-kundura.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Parfüm Dünyasında Bal Mevsimi]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/parfum/parfum-dunyasinda-bal-mevsimi</link>
									<description><![CDATA[Sonbaharla birlikte parfümeride daha sıcak ve sarmalayıcı notalar öne çıkıyor. Meyvelerle ışıltılı, çiçeklerle romantik, tütün ve odunsu akorlarla gizemli bir karakter kazanan bal, mevsimin en çekici kokularına altın bir dokunuş katıyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/parfum/parfum-dunyasinda-bal-mevsimi</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Sun, 13 Sep 2026 12:00:03 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/9dbc2a86-71f2-4696-8fab-33b6a9e92a45-kapak-1.png"/><p>Parfüm dünyasında tatlılık anlayışı değişiyor. Birkaç sezondur etkisini sürdüren vanilya, kiraz, karamel ve marshmallow notaları h&acirc;l&acirc; popülerliğini koruyor ancak gourmand kokular artık daha katmanlı ve daha az tahmin edilebilir bir yöne ilerliyor. Bu dönüşümün merkezinde ise bal var. Bal notası ilk bakışta yoğun, şekerli ve hatta biraz nostaljik çağrışımlar yaratabilir. Oysa yeni nesil parfümlerde karşımıza çıkan bal, kavanozdan yeni alınmış parlak bir şurup gibi kokmak zorunda değil. Bazen çiçek polenlerini, bazen sıcak balmumunu, bazen de dumanla çevrelenmiş koyu bir tatlılığı hatırlatıyor. Bu değişken karakteri sayesinde hem gourmand hem çiçeksi hem de odunsu kompozisyonlarda kendine yer bulabiliyor.</p><p><strong>Bal Notası Her Zaman Şekerli Kokmaz</strong><br>Bal parfümlerine mesafeli duranların en büyük endişesi, kokunun fazla tatlı ya da yapışkan hissedilmesi. Ancak bal, parfüm kompozisyonlarında çoğu zaman tek başına başrolü üstlenmiyor. Daha çok çevresindeki notaların karakterini değiştiren bir doku gibi çalışıyor. Şeftali, erik ve nektarinle birleştiğinde meyveleri daha olgun ve sulu gösteriyor. Gül, yasemin ve portakal çiçeğine sıcak, polenli bir etki katıyor. Tütün, tütsü, mür ve deriyle buluştuğunda ise tatlılığını geri çekerek daha karanlık, dumansı ve baştan çıkarıcı bir karakter kazanıyor. Balın ilginç tarafı da burada ortaya çıkıyor. Aynı nota, bir parfümde güneşli bir bahar öğleden sonrasını çağrıştırırken başka bir parfümde loş ışıklı, kadife dokulu bir gece kokusuna dönüşebiliyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/5a76481f-8e69-4059-9d8d-dfc3e19fb11a-9f9a979f-67bd-47d4-bb31-2189179b87ac" style="width: 300px;"><em>JO MALONE LONDON</em></p><p><strong>Tende Eriyen Bir Koku Etkisi</strong><br>Bal notalarının yükselişinde yalnızca gourmand parfüm trendi etkili değil. Son dönemde ten kokusunu andıran, kullanıcının doğal kokusuyla bütünleşen parfümlere yönelik ilgi de artıyor. Bal, amber, misk ve sandal ağacıyla birleştiğinde cildin sıcaklığını çağrıştıran yumuşak bir iz bırakabiliyor. Bu kokular ilk sıkıldığında belirgin şekilde tatlı hissedilse bile zamanla tene yaklaşarak daha kremsi, sıcak ve kişisel bir karakter kazanıyor. Dolayısıyla bal parfümleri yalnızca karşıdan fark edilen güçlü kokular değil, yaklaştıkça belirginleşen daha mahrem kompozisyonlar da sunabiliyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/61565c87-a3b3-4ebe-ac50-91fc73b5fbd9-57aeff09-ebae-4506-9de3-6497e2749087" style="width: 300px;"><em>GISOU</em></p><p><strong>Bal Parfümleri Kimlere Hitap Edebilir?</strong><br>Vanilyalı kokuları seviyor ancak daha az tanıdık bir tatlılık arıyorsanız bal iyi bir alternatif olabilir. Meyveli parfümlerin fazla genç, klasik çiçeklerin ise fazla güvenli geldiğini düşünüyorsanız bal bu iki dünya arasında daha karakterli bir geçiş yaratabilir. Hafif ve aydınlık bir sonuç için balı şeftali, nektarin, mandalina veya portakal çiçeğiyle buluşturan kokulara yönelebilirsiniz. Daha sıcak ve baştan çıkarıcı bir parfüm arıyorsanız tütün, rom, vanilya, amber ve sandal ağacı eşlikli kompozisyonlar daha uygun olacaktır. Gerçekçi ve alışılmadık kokulardan hoşlananlar ise balmumu, mür, vetiver ve tütsü içeren yorumlara bakabilir. Özetle bal, parfüm dünyasının yeni vanilyası olmaya çalışmıyor. Onun yerine tatlı kokulara daha sıcak, daha karmaşık ve biraz da gizemli bir alternatif getiriyor. Belki de bu yüzden yeni gourmand dönemin en dikkat çekici notalarından biri olmaya hazırlanıyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/9dbc2a86-71f2-4696-8fab-33b6a9e92a45-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/9dbc2a86-71f2-4696-8fab-33b6a9e92a45-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Geçmişin Gölgesinde Bir Lanet: "Soy"dan İlk Teaser]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/gecmisin-golgesinde-bir-lanet-soydan-ilk-teaser</link>
									<description><![CDATA[Zaman ve hafıza temaları etrafında şekillenen mistik gerilim-korku filmi 9 Ekim’de sinemalarda.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/gecmisin-golgesinde-bir-lanet-soydan-ilk-teaser</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Sun, 13 Sep 2026 10:00:53 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/080b44d9-6a3f-4521-86c9-b7dbd55db6e5-kapak-1.png"/><p>Geçmişten bugüne uzanan kadim bir lanetin izini süren &ldquo;Soy&rdquo;, ilk teaser&rsquo;ıyla izleyiciyle buluştu. Farah Zeynep Abdullah, Barış Arduç, Mehmet Yılmaz Ak, Özge Özacar ve Tamer Levent&rsquo;in başrollerini paylaştığı filmde Tuba Büyüküstün de konuk oyuncu olarak yer alıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/24cbc46b-0288-476d-8738-5fc85d89a42e-97eab0e7-5625-4741-9cdd-0ed811233200" style="width: 700px;"></p><p>Yayınlanan teaser, filmin hikayesine dair spoiler vermeden atmosferine odaklanıyor. Oyunculuk performanslarının yanı sıra sinematografi ve sanat yönetiminden ilk detayları gösteren görüntüler, &ldquo;Soy&rdquo;un psikolojik gerilimi öne çıkaran dünyasına kısa bir bakış sunuyor. Geçmişle bugün arasında kurulan bağ ise filmin merkezindeki lanetin hikayesini daha da gizemli hale getiriyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/e076240c-0f2c-44d3-9728-10818917033c-094dcaa5-4860-43bf-82d4-ad089a9a329d" style="width: 700px;"></p><p>Orijinal hikayesi Turki Al Alshikh&rsquo;e ait olan filmin yönetmen koltuğunda, korku ve gerilim sinemasındaki çalışmalarıyla tanınan Maxime Alexandre bulunuyor. Senaryosu Turki Al Alshikh, Şükrü Necati Şahin ve Melih Özyılmaz tarafından kaleme alınan &ldquo;Soy&rdquo;, geçmişin bugünü nasıl şekillendirdiğini sorgulayan hikayesiyle 9 Ekim&rsquo;de sinemalarda izleyiciyle buluşacak.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/080b44d9-6a3f-4521-86c9-b7dbd55db6e5-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/080b44d9-6a3f-4521-86c9-b7dbd55db6e5-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Dijital Bilgi Yorgunluğu Hafızamızı Nasıl Etkiliyor?]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/dijital-bilgi-yorgunlugu-hafizamizi-nasil-etkiliyor</link>
									<description><![CDATA[Sosyal medya akışları, bildirimler ve gün boyu maruz kaldığımız bitmeyen içerik bombardımanı zihnimizi düşündüğümüzden daha fazla yoruyor olabilir. Peki dijital bilgi yorgunluğu hafızamızı nasıl etkiliyor, neden bazı şeyleri kolayca unutuyoruz ve beynimizi bu yoğunluktan korumak için neler yapabiliriz?]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/dijital-bilgi-yorgunlugu-hafizamizi-nasil-etkiliyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Sat, 12 Sep 2026 12:00:56 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/de3ccca9-c2d4-4aab-abf6-6c358edbca4d-kapak-1.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><br></p><p>Bir arkadaşınızın yıllar önce söylediği önemsiz bir cümleyi kelimesi kelimesine hatırlarken dün tanıştığınız birinin adını unutabilirsiniz. Telefonunuzu elinize neden aldığınız birkaç saniye içinde aklınızdan çıkabilir, kendinizi mutfağa gidip orada ne yapacağınızı düşünürken bulabilirsiniz. Bu küçük unutkanlıklar çoğu zaman hafızamızın kötüleştiği hissini yaratsa da beynin çalışma biçimi düşündüğümüzden biraz farklı. Acıbadem Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt&rsquo;a göre unutmak, hafızanın bir kusuru olmaktan çok beynin işlevsel mekanizmalarından biri. Çünkü beynimiz karşılaştığı her bilgiyi aynı önemde saklamıyor. Dikkatimizi verdiğimiz, anlam yüklediğimiz, sık tekrarladığımız ya da güçlü duygularla ilişkilendirdiğimiz bilgiler hafızada daha sağlam bir yer edinirken diğer ayrıntılar zaman içinde geri plana düşebiliyor.</p><p><strong>Beyin Bir Depo Değil, Bir Editör</strong><br>Prof. Dr. Murat Kurt insan beyninin her gün milyonlarca uyaranla karşı karşıya kaldığını hatırlatıyor. Eğer gördüğümüz, duyduğumuz ve düşündüğümüz her şeyi aynı ayrıntıyla saklasaydık yeni bilgiler öğrenmek ve ihtiyaç duyduğumuz bilgiye ulaşmak çok daha zor olabilirdi. Bu nedenle beyin, önemli gördüğü bilgileri güçlendirirken ihtiyaç duymadığı ayrıntıları elemeye eğilim gösteriyor. Kurt, bu mekanizmayı &ldquo;Beyin bir depo değil, bir editördür&rdquo; sözleriyle açıklıyor. Hafıza da sabit bir arşiv gibi çalışmıyor. Dikkat, duygu, anlam ve tekrar gibi faktörlerden etkileniyor ve hatırladığımız bilgiler zaman içinde yeniden düzenlenebiliyor. Dolayısıyla güçlü bir hafıza yalnızca çok şey hatırlamak değil, gerekli bilgiyi korurken gereksiz olanı bırakabilmek anlamına da geliyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/b13765bf-8e91-432f-a094-4b0942df1a1c-125ba1e7-313f-43e4-9a9a-3dc657bfd940" style="width: 300px;"></p><p><strong>Sonsuz Kaydırma Hafızamıza Ne Yapıyor?</strong><br>Gün içinde sosyal medyada yüzlerce görüntü, video, haber ve cümleyle karşılaşıyoruz. Ancak bir içeriği defalarca görmek, onu mutlaka kalıcı olarak öğrendiğimiz anlamına gelmiyor. Prof. Dr. Kurt&rsquo;a göre bilginin hafızada kalıcı hale gelmesinde tekrar kadar dikkat ve bilginin ne kadar derin işlendiği de önemli. Dijital ortamda hızla tükettiğimiz içeriklerin büyük bölümü yüzeysel bir dikkatle işleniyor ve birkaç saniye sonra yerini yenisine bırakıyor. Sürekli bildirimler, ekranlar arasında geçiş yapmak ve aynı anda birden fazla işle uğraşmak da dikkatin sık sık bölünmesine neden olabiliyor. Bunun sonucunda zihinsel yük artarken gerçekten önemli olan bilginin derinlemesine işlenmesi zorlaşabiliyor. Kısacası sorun bazen hafızamızın kapasitesinden çok, dikkatimizi nereye ve ne kadar süreyle verebildiğimizle ilgili.</p><p><strong>Bir Odaya Girince Neden Ne Yapacağımızı Unutuyoruz?</strong><br>Telefonunuzu almak için başka bir odaya gittiniz ve kapıdan geçer geçmez neden orada olduğunuzu unuttunuz. Tanıdık geldi mi? Bu durum psikoloji literatüründe &ldquo;kapı eşiği etkisi&rdquo; (doorway effect) olarak adlandırılıyor. Bir ortamdan diğerine geçtiğimizde beynimiz içinde bulunduğu bağlamı güncelliyor. Bu sırada çalışma belleğinde tuttuğumuz bilgi kısa süreliğine dikkatin odağından çıkabiliyor. Prof. Dr. Kurt yoğun çalışma temposu ve sürekli dikkat bölünmesinin bu tür anları artırabileceğini belirtiyor: &ldquo;Sorun çoğu zaman hafızada değil, dikkattedir.&rdquo; İyi haber ise birkaç saniye durmak, yeniden odaklanmak ya da önceki ortama ilişkin bir ipucuyla karşılaşmanın unuttuğumuz şeyi yeniden hatırlamamıza yardımcı olabilmesi.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/82a2b344-415b-4487-8c33-610e24b5846c-9595243f-9ef7-414d-ae97-0453473433d5" style="width: 300px;"></p><p style=""><strong>Peki Kötü Anıları Neden Unutamıyoruz?</strong><br>Beynin seçici çalışma biçiminin ilginç taraflarından biri de burada ortaya çıkıyor. Önemsiz bir bilgiyi kolayca unutabilirken yıllar önce yaşadığımız olumsuz bir deneyimi tüm canlılığıyla hatırlayabiliyoruz. Bunun nedenlerinden biri, beynin güçlü duygularla ilişkilendirilmiş ve zihinde sık sık tekrar edilen bilgileri daha güçlü biçimde pekiştirmesi. Bir endişeyi, olumsuz düşünceyi ya da yaşanmış bir olayı tekrar tekrar düşündüğümüzde ilgili sinir ağları da tekrar tekrar etkinleşiyor. Güçlü duygular bu sürece eşlik ettiğinde anının kalıcılığı artabiliyor. Travmatik veya olumsuz anıları tamamen silmek bugün için mümkün değil. Ancak Prof. Dr. Kurt psikoterapi, sağlıklı baş etme yöntemleri ve gerektiğinde profesyonel destek sayesinde anının yarattığı duygusal yükün ve kişinin yaşamı üzerindeki etkisinin azaltılabileceğini belirtiyor.</p><p><strong>Hafızayı Güçlendirmek İçin Neler Yapabiliriz?</strong><br>Hafızayı güçlendiren tek bir mucize yöntem ya da kısa yol yok. Beyin sağlığını desteklemek, günlük yaşamın farklı parçalarını birlikte ele almayı gerektiriyor. Prof. Dr. Kurt, özellikle kaliteli ve düzenli uyku, haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktivite, yeni beceriler öğrenmek ve zihinsel olarak aktif kalmanın önemini vurguluyor. Güçlü sosyal ilişkiler kurmak, Akdeniz tipi dengeli beslenmek, stresi yönetmek ve odaklanmayı gerektiren işlerde dikkati sürekli bölen alışkanlıkları azaltmak da hafızayı destekleyebilecek temel adımlar arasında. Bir başka deyişle hafızayı korumanın yolu her şeyi hatırlamaya çalışmaktan geçmiyor. Bazen telefonu bir kenara bırakmak, tek bir işe odaklanmak, iyi uyumak, hareket etmek ve zihne hiçbir şey yapmadığı küçük boşluklar bırakmak çok daha değerli olabilir. Çünkü iyi çalışan bir beyin yalnızca hatırlayan değil, gerektiğinde unutabilen bir beyin.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/de3ccca9-c2d4-4aab-abf6-6c358edbca4d-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/de3ccca9-c2d4-4aab-abf6-6c358edbca4d-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Şehre Dönüş: Hareket Zamanı]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/sehre-donus-hareket-zamani</link>
									<description><![CDATA[İstanbul’da bu eylül yaşamına biraz daha sağlık katmak, yeni bir hareket biçimiyle tanışmak ya da yoga pratiğine bambaşka bir yerden bakmak isteyenler için beş adresi seçtim. Kimi biraz daha güçlenmek, kimi yavaşlamak, kimi ise alıştığımız antrenman rutinlerinin dışına çıkmak için… Yeni sezonda kendimizi hareketle beslemenin birbirinden farklı beş yolu.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/sehre-donus-hareket-zamani</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Sat, 12 Sep 2026 10:00:19 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/71cbbdf9-b4f2-4143-ab29-ebca6a63c0a5-kapak-1.png"/><p><br></p><p><iframe class="instagram-media instagram-media-rendered" id="instagram-embed-0" src="https://www.instagram.com/reel/DbQXUWyMlSY/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=1080&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%2F99ac3f81-54ca-44c1-bada-b4c10115f1cc#%7B%22ci%22%3A0%2C%22os%22%3A310%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="945" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-0" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px 0px 12px; min-width: 326px; padding: 0px;"></iframe></p><p><strong>Tam Yoga, Göztepe</strong><br>Eylül, pratiğe yeniden dönmek, biraz güçlenmek ve yeni bir ritim yaratmak için iyi bir zaman. Anadolu yakasında bunun için sevdiğim adreslerden biri Tam Yoga. Ortaklarından Fırat Tosun&rsquo;un güçlü ve dinamik dersleri, matın üzerinde biraz meydan okunmayı sevenler için kesinlikle denenmeli. Yogada biraz daha derine gitmek isteyenler için hocalık eğitimlerinin kadrosu ise adeta bir yıldızlar geçidi. Tam Yoga&rsquo;nın eğitim takvimi bu sonbahar yakın takibimde.</p><p><br></p><p><iframe class="instagram-media instagram-media-rendered" id="instagram-embed-1" src="https://www.instagram.com/reel/Dc8R4b3sf7j/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=1080&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%2F99ac3f81-54ca-44c1-bada-b4c10115f1cc#%7B%22ci%22%3A1%2C%22os%22%3A310%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="1131" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-1" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px 0px 12px; min-width: 326px; padding: 0px;"></iframe></p><p><strong>Santosha, Levent</strong><br>Bir stüdyoya girdiğimde mekanın nasıl hissettirdiği benim için en az programı kadar önemli. Santosha bu anlamda şehrin en şık ve özenli pratik alanlarından biri. Beni asıl heyecanlandıran ise programındaki somatik çalışmalar. Bedeni çalıştırmaktan çok onu dinlemeyi, hissetmeyi ve sinir sistemiyle yeniden ilişki kurmayı hatırlatan bu pratiklere son dönemde giderek daha çok ilgi duyuyorum. Özellikle Ayşe Demir&rsquo;in somatik pratiklerine katılmak benim bu sonbahar listemde.</p><p><br></p><p><iframe class="instagram-media instagram-media-rendered" id="instagram-embed-2" src="https://www.instagram.com/reel/DBa3MYqAUNG/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=1080&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%2F99ac3f81-54ca-44c1-bada-b4c10115f1cc#%7B%22ci%22%3A2%2C%22os%22%3A311%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="1233" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-2" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px 0px 12px; min-width: 326px; padding: 0px;"></iframe></p><p><strong>Cihangir Yoga Maçka</strong><br>Bazı adreslerin yenisinin peşinden koşmasına gerek yok, yıllar içinde oluşturdukları kültür zaten onları özel kılıyor. Cihangir Yoga, İstanbul&rsquo;da yoga denince akla gelen o adreslerden. Kendi sistemi, güçlü eğitmen kadrosu ve yıllardır koruduğu pratik kültürüyle yeniden düzenli olarak mata dönmek isteyenler için Maçka güzel bir başlangıç. Ekip, Maçka&rsquo;nın kkim ayındaki yeniden açılışını kutlamak üzere farklı üyelik ayrıcalıkları da sunuyor.</p><p><br></p><p><iframe class="instagram-media instagram-media-rendered" id="instagram-embed-3" src="https://www.instagram.com/p/Da0WYhqsWXO/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=1080&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%2F99ac3f81-54ca-44c1-bada-b4c10115f1cc#%7B%22ci%22%3A3%2C%22os%22%3A1093%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="968" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-3" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px 0px 12px; min-width: 326px; padding: 0px;"></iframe></p><p><strong>One Space, Göktürk</strong><br>Türkiye&rsquo;nin ilk curated Barre stüdyosu One Space, yüzde yüz Barre Method hayaliyle yola çıkan, hareketi müzik ve ritimle buluşturan yeni nesil adreslerden. Kurucusu Dilara Kıran&rsquo;ın çok yönlü kişiliğinin ve hareket dünyasına merakının izlerini programın her detayında görmek mümkün. Stüdyonun bir diğer imzası ise infrared dersleri; ısıyla daha zorlayıcı hale gelen bu bütünsel pratiklerde toksinlerden arınırken infrared teknolojisinin fizyolojik faydalarını da hissediyorsunuz. Müziğin ritmiyle akan bir derste kendinize ayıracağınız bir saatin sonunda tamamen yenilenmiş hissedeceksiniz.</p><p><br></p><p><iframe class="instagram-media instagram-media-rendered" id="instagram-embed-4" src="https://www.instagram.com/p/Dcd_zsvo8YE/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=1080&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%2F99ac3f81-54ca-44c1-bada-b4c10115f1cc#%7B%22ci%22%3A4%2C%22os%22%3A1096%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="1019" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-4" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px 0px 12px; min-width: 326px; padding: 0px;"></iframe></p><p><strong>Elemnt, Acarkent</strong><br>Acarkent ve Beykoz tarafında böyle bir yerin eksikliği uzun zamandır hissediliyordu. Elemnt o boşluğu sadece iyi bir ders programıyla değil, yarattığı dünya ile dolduruyor. Nefes pratiklerinden tanıdığımız Erin Gülerşen&rsquo;in küratörlüğündeki programdan workshop ve buluşmalara uzanan akışın merkezinde güçlü bir community hissi var. Mutfağından minimal tasarımlı mat ve ekipmanlarına kadar her detay ayrıca ilham veriyor. &ldquo;Dersimi yapıp çıkayım&rdquo;dan çok biraz kalmak, bir şeyler içmek, birileriyle karşılaşmak isteyeceğiniz yerlerden. Yeni nesil wellbeing alanlarını güzel yapan da biraz bu değil mi?</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/71cbbdf9-b4f2-4143-ab29-ebca6a63c0a5-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/71cbbdf9-b4f2-4143-ab29-ebca6a63c0a5-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Mutsuz Krallığa Yolculuk: Gupi’nin Macerasından İlk Fragman]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/mutsuz-kralliga-yolculuk-gupinin-macerasindan-ilk-fragman</link>
									<description><![CDATA[Gupse Özay’ın çocukluk anılarından ilhamla yarattığı “Gupi ve Gülmeyen Kral”, ilk fragmanıyla izleyiciyi bu kez neşenin eksik olduğu bambaşka bir dünyaya davet ediyor. Türkiye’nin ilk IMAX animasyon filmi, 23 Ekim’de sinemalarda.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/mutsuz-kralliga-yolculuk-gupinin-macerasindan-ilk-fragman</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Sat, 12 Sep 2026 09:00:07 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/3fa69c03-9368-4b27-b386-e8d821b88359-kapak-1.png"/><p>Sizce de mutlu olmak mutsuz olmaktan daha kolay değil mi? Gupse Özay&rsquo;ın senaryosunu çocukluk anılarından ilham alarak yazdığı &ldquo;Gupi ve Gülmeyen Kral&rdquo;, ilk fragmanıyla izleyiciyle buluştu. Yönetmenliğini Arkın Aktaç&rsquo;ın üstlendiği film, daha önce animasyon dizisi ve kitap serisiyle tanınan Gupi&rsquo;nin maceralarını bu kez beyazperdeye taşıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/16144431-99e9-4345-8d90-5a9b7ed392b7-d1eebbd1-fe26-47f5-9560-864a75b7a0fb" style="width: 300px;"></p><p>Fragman, Gupi ve arkadaşlarının yaşadıkları apartmandaki boş daireye gitmeleriyle başlayan maceraya kısa bir bakış sunuyor. Bir dolabın içinden geçerek kendilerini karanlık ve mutsuz bir krallıkta bulan karakterler, bu dünyaya yeniden neşe getirebilmek için harekete geçiyor. Renkli karakterleri ve fantastik dünyasıyla dikkat çeken film, çocukluk dünyasının merak duygusunu macera ve mizahla bir araya getiriyor.</p><p><span class="fr-video fr-dvi fr-draggable" contenteditable="false" style=""><iframe width="560" height="315" src="https://www.youtube.com/embed/l1grsHOJbnU?si=ZB8Nm_onn-VSFQEY" title="YouTube video player" frameborder="0" allowfullscreen=""></iframe></span><br></p><p>Yapay zeka kullanılmadan hayata geçirilen yapım, Türkiye&rsquo;nin ilk IMAX animasyon filmi olma özelliğini de taşıyor &ldquo;Gupi ve Gülmeyen Kral&rdquo;, 23 Ekim&rsquo;de sinemalarda sadece çocukları değil, yetişkinleri de kahkaya boğacak gibi gözüküyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/3fa69c03-9368-4b27-b386-e8d821b88359-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/3fa69c03-9368-4b27-b386-e8d821b88359-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Yazın Ardından: Cilt İçin Hangi Uygulamalar Tercih Edilebilir?]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/cilt-bakimi/yazin-ardindan-cilt-icin-hangi-uygulamalar-tercih-edilebilir</link>
									<description><![CDATA[Güneş, deniz, sıcak hava ve klorla birlikte ciltte belirginleşen leke, kuruluk, hassasiyet ve ince çizgiler için sonbahar yeni bir bakım döneminin başlangıcı olabilir. Dermatoloji Uzmanı Dr. Ülkü Turan, yaz sonrasında değerlendirilebilecek uygulamaları ve ev bakımında dikkat edilmesi gerekenleri anlatıyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/cilt-bakimi/yazin-ardindan-cilt-icin-hangi-uygulamalar-tercih-edilebilir</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Fri, 11 Sep 2026 16:10:35 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/56703b7d-f2ff-48c4-92bf-f25604b6c0cf-Comey%20bks%20S27%20045%20copy.jpg"/><p>Yaz sona ererken cildin görünümü de değişmeye başlayabiliyor. Aynaya baktığınızda daha mat bir cilt, belirginleşen lekeler, kuruluk ve gerginlik hissi ya da daha önce fark etmediğiniz ince çizgiler görebilirsiniz. Rene Clinic Dermatoloji Uzmanı Dr. Ülkü Turan, yaz boyunca güneş, deniz ve sıcak hava gibi etkenlere maruz kalan ciltte görülebilen bu değişimleri ve sonbahara geçişte değerlendirilebilecek uygulamaları anlatıyor.</p><p>Güneşin cilt üzerindeki etkisi yalnızca bronzlaşmakla sınırlı değil. UVA ışınları cildin daha derin katmanlarına ulaşarak kolajen ve elastin yapısını etkileyebiliyor. Zaman içinde bu durum elastikiyet kaybı, ince çizgiler ve fotoyaşlanma belirtileriyle kendini gösterebiliyor. UVB ışınları ise daha çok cildin yüzeyinde etkili olarak güneş yanığına ve hücresel DNA hasarına neden olabiliyor.</p><p>UV maruziyetinin artması, pigment üretiminden sorumlu hücrelerin daha aktif hale gelmesine de yol açabiliyor. Bu nedenle yaz sonunda güneş lekeleri, cilt tonundaki eşitsizlikler ve mevcut melazmanın daha belirgin hale gelmesiyle karşılaşmak mümkün.</p><p>Cildi etkileyen faktörler ise güneşle sınırlı değil. Deniz suyu, klor, sıcak hava ve sık duş almak gibi etkenler de cilt bariyerini zorlayarak nem kaybını artırabiliyor. Bunun sonucunda cilt daha kuru, hassas ve kızarıklığa yatkın hale gelebiliyor.</p><p>Tam da bu nedenle yaz sonu, cildin yeniden değerlendirildiği bir geçiş dönemi olarak düşünülebilir. Sonbaharla birlikte amaç, yaz boyunca oluşan etkileri değerlendirmek ve cildin ihtiyacına göre nem, bariyer desteği, renk eşitsizliği veya cilt kalitesine yönelik bir bakım planı oluşturmak.<br><br><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/20a9391c-b42e-4d23-8d63-49547db9e03c-766b0406-d703-478e-9adb-ceff4a5fc241" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraf: Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><strong>Yaz Sonunda Cilt İçin Hangi Uygulamalar Tercih Edilebilir?</strong><br><br><strong>Nem Enjeksiyonları</strong><br>Yaz aylarında güneş, deniz ve klor nedeniyle nem kaybeden ciltlerde nem enjeksiyonları tercih edilebiliyor. Bu uygulamalar cildin nem kapasitesini ve genel cilt kalitesini desteklemeyi amaçlıyor. Daha canlı ve dinlenmiş bir görünüm hedefleyen bakım planlarının bir parçası olarak değerlendirilebiliyor.<br><br><strong>BBL</strong><br>Geniş spektrumlu ışık teknolojilerinden biri olan BBL özellikle güneş lekeleri, cilt tonu eşitsizlikleri ve kızarıklık gibi yaz sonrasında daha görünür hale gelebilen sorunlarda kullanılabiliyor. Kolajen yanıtını da destekleyebilmesi sayesinde yalnızca renk düzensizliklerine değil, cildin genel görünümüne yönelik tedavi planlarında da yer alabiliyor.</p><p><strong>Laser Genesis</strong><br>Nd:YAG lazer teknolojisine dayanan laser genesis, cildi kontrollü biçimde ısıtarak kolajen üretimini desteklemeyi hedefliyor. Kızarıklık görünümü, genişlemiş kılcal damarlar, gözenek görünümü ve cilt dokusundaki düzensizliklerde tercih edilebilen uygulamalardan biri. Belirgin bir iyileşme süreci gerektirmemesi de uygulamanın öne çıkan özellikleri arasında. Bu nedenle günlük hayatına hızlıca dönmek isteyen kişiler için farklı tedavi planlarında değerlendirilebiliyor.</p><p><strong>Dual Lazer</strong><br>Güneş maruziyeti nedeniyle yaz aylarında ertelenen bazı lazer uygulamaları, güneş maruziyetinin azaldığı sonbahar döneminde yeniden gündeme gelebiliyor. Dual lazer teknolojisi, farklı dalga boylarını bir arada kullanarak cildin yüzeysel ve daha derin katmanlarındaki farklı ihtiyaçların aynı tedavi planında ele alınmasına olanak sağlayabiliyor.</p><p>Kontrollü mikrotermal alanlar oluşturarak cilt yenilenmesini ve kolajen üretimini desteklemeyi amaçlayan uygulama; güneş hasarına bağlı lekeler ve ton eşitsizliklerinin yanı sıra ince çizgiler, gözenek görünümü, cilt dokusundaki düzensizlikler ve akne izleri gibi farklı problemlerin değerlendirilmesinde kullanılabiliyor.<br><br><strong>Skin Shield</strong><br>Skin shield, cilt bariyerini desteklemeye yönelik iğnesiz bir cilt bakım uygulaması. Elektrolit dengesini desteklerken aktif içeriklerin cilde iletimini artırmayı amaçlıyor. Özellikle kuruluk, hassasiyet ve kızarıklığın ön planda olduğu ciltlerde, bariyer desteği ve nem kaybının azaltılması amacıyla bakım planına dahil edilebiliyor.</p><p>İğnesiz olması ve uygulama sonrasında belirgin bir iyileşme süreci gerektirmemesi, skin shield&#39;ın yaz sonu bakım rutinlerinde değerlendirilebilmesini sağlayan özellikler arasında.<br><br><strong>Klinik Uygulamalar Kadar Ev Bakımı da Önemli</strong><br>Cilt bakımında klinik uygulamalar kadar günlük rutinin devamlılığı da önemli. Özellikle leke görünümüne yönelik tedavilerde güneşten korunma yalnızca yaz aylarıyla sınırlı kalmamalı. Geniş spektrumlu güneş koruyucuların mevsimden bağımsız olarak günlük rutinin bir parçası olması gerekiyor.</p><p>Cildin ihtiyacına göre C vitamini ve niasinamid gibi içerikler de bakım rutinine eklenebiliyor. Ancak kullanılacak ürünlerin ve aktif içeriklerin cilt tipine ve mevcut cilt sorunlarına göre değerlendirilmesi önem taşıyor.</p><p>Yaz sonrasında her cildin ihtiyacı aynı değil. Bu nedenle sonbahara geçerken atılacak en doğru adım, ciltte yaz boyunca ortaya çıkan değişimleri değerlendirmek ve ihtiyaçlara göre kişiselleştirilmiş bir bakım ya da tedavi planı oluşturmak. Hangi uygulamanın uygun olduğu ise cildin durumu, beklentiler ve dermatolojik değerlendirme doğrultusunda belirlenmeli.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/56703b7d-f2ff-48c4-92bf-f25604b6c0cf-Comey%20bks%20S27%20045%20copy.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/56703b7d-f2ff-48c4-92bf-f25604b6c0cf-Comey%20bks%20S27%20045%20copy.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Sonbaharın En Sıcak Makyaj Trendi: Toasty Makeup]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/makyaj/sonbaharin-en-sicak-makyaj-trendi-toasty-makeup</link>
									<description><![CDATA[Bronz ten, tarçın ve terakota tonları, hafifçe dağılmış kahveler… Yazın güneşte ısınmış ten görünümünü sonbahara taşıyan “toasty makeup”, sezonun en zahmetsiz makyaj trendlerinden biri olmaya aday.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/makyaj/sonbaharin-en-sicak-makyaj-trendi-toasty-makeup</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Fri, 11 Sep 2026 12:10:01 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/a61bbc59-0f25-4ef1-ab9f-000936217ff6-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><br></p><p>Her sezon sosyal medyanın makyaj sözlüğüne yeni bir tanım ekleniyor. &ldquo;Latte makeup&rdquo;, &ldquo;strawberry makeup&rdquo; ve &ldquo;cloud skin&rdquo; derken şimdi sırada kulağa en az görünümü kadar sıcak gelen &ldquo;toasty makeup&rdquo; var. TikTok&rsquo;ta hızla yayılan trendin çıkış noktalarından biri Hailey Bieber&rsquo;ın sık sık uyguladığı &ldquo;toasty glam&rdquo; görünümü. Ancak toasty makeup&rsquo;ı tek bir ünlü makyajından ibaret düşünmemek gerekiyor. Aslında trend, son birkaç sezondur yükselen doğal ten görünümüyle sıcak kahve tonlarının buluştuğu oldukça kolay uygulanabilir bir makyaj anlayışını tarif ediyor. Adındaki &ldquo;toasty&rdquo; kelimesi görünümün ipucunu veriyor diyebiliriz. Amaç cildi yoğun biçimde bronzlaştırmak ya da keskin kontürlerle şekillendirmek değil. Güneşte hafifçe ısınmış gibi görünen bir ten yaratmak. Bu nedenle klasik pembe ve soğuk gül tonlarının yerini bronz, karamel, tarçın, bal ve terakota alıyor. Aynı renk ailesinin yanaklarda, gözlerde ve dudaklarda tekrarlanması ise makyajın bütünlüklü görünmesini sağlıyor. Üstelik görünüm tamamen mat değil. Tam tersine cildin doğal ışıltısını koruyan, hafif nemli ve canlı bir bitiş trendin önemli parçalarından biri.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/15d810e4-90bd-475d-b9cf-400d199177aa-4d1afdaf-71fa-4c57-9512-1cba36828049" style="width: 300px;"></p><p><strong>Kontürden Çok Sıcaklık</strong><br>Toasty makeup&rsquo;ın klasik bronz makyajdan ayrıldığı nokta da burada ortaya çıkıyor. Bronzer yalnızca elmacık kemiklerinin altına yerleştirilen bir şekillendirme ürünü olmaktan çıkıyor. Ürünü elmacık kemiklerinin üzerine, şakaklara ve çok hafif biçimde burun üzerine dağıtarak yüzde doğal bir sıcaklık yaratabilirsiniz. Keskin çizgiler yerine ciltle bütünleşen krem ve likit dokular görünümü daha güncel hale getiriyor. Ardından bronzer&rsquo;a yakın sıcaklıkta bir terakota, şeftali-kahve ya da kiremit tonlu allık eklemek, trendin karakteristik güneşte ısınmış etkisini güçlendiriyor. Buradaki püf noktası bronzer ve allığın nerede başlayıp nerede bittiğinin mümkün olduğunca belirsiz olması.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/7604ecc5-a1e9-4a9d-9a72-7b89d0e162c7-e6e43fab-15ea-4dc6-9183-428bbc26d69e" style="width: 300px;"></p><p><strong>Gözlerde Tarçın ve Bronz Tonları</strong><br>Göz makyajında da aynı sıcak renk paleti devam ediyor. Tarçın kahvesi, bronz, karamel, bakır ve sıcak nude tonları toasty görünümün başrollerinde. Tek bir kahve farı göz kapağına dağıtmak bile yeterli olabilir. Daha belirgin bir görünüm için bronz ışıltılar eklenebilir, kirpik diplerine ise siyah yerine kahverengi kalem uygulanabilir. Kalemi hafifçe dağıtmak, kusursuz ve grafik bir eyeliner yerine daha yumuşak, yaşanmış bir etki yaratıyor. Kısacası burada amaç kusursuz çizgiler değil, renklerin birbirinin içinde eridiği sıcak bir görünüm.<img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/f127f7e3-00da-4185-b75e-4504585af575-eb166d2d-bae1-43fb-97b7-ce9430ea3d57" style="width: 300px;"></p><p><strong>Dudaklarda Sıcak Kahveler Geri Dönüyor</strong><br>Toasty makeup&rsquo;ın belki de en belirgin tamamlayıcısı dudaklar. Soğuk nude&rsquo;lar ve pembeler yerine tarçın, karamel, sıcak kahve ve kahve-nude tonları öne çıkıyor. Dudak kalemini kusursuz biçimde doldurmak yerine hafifçe dağıtmak, ardından renkli bir balm, lip oil veya parlak bir rujla tamamlamak trendin zahmetsiz havasına daha uygun. Böylece göz, yanak ve dudaklar aynı sıcak renk hikayesinin parçası haline geliyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/3258edf4-5b27-44d1-8ffa-2f43a090f99e-abae0294-3ffd-4c2d-9bf8-cb387e90242b" style="width: 300px;"></p><p><strong>Yazdan Sonbahara Geçiş Makyajı</strong><br>Toasty makeup&rsquo;ın tam da şimdi yükselmesi tesadüf değil. Çünkü renk paleti yazın bronz ten görünümünü hatırlatırken tarçın, kahve, bakır ve terakota tonları doğrudan sonbahar makyajına göz kırpıyor. Havalar serinledikçe bronzer tonunu biraz koyulaştırmak, gözlerde daha yoğun kahvelere geçmek veya dudaklara berry-brown tonları eklemek yeterli. Cildin canlı ve ışıltılı bitişini koruduğunuz sürece görünüm ağırlaşmadan yeni sezona uyum sağlayabiliyor. Belki de toasty makeup&rsquo;ın bu kadar çekici olmasının nedeni tam olarak bu. Yepyeni bir makyaj çantası istemiyor, karmaşık teknikler gerektirmiyor ve tek bir estetiğe bağlı kalmıyor. Birkaç sıcak ton, iyi dağıtılmış bir bronzer ve parlak bir dudak görünümüyle yazın o altın saat sıcaklığını sonbahara taşımak mümkün.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/a61bbc59-0f25-4ef1-ab9f-000936217ff6-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/a61bbc59-0f25-4ef1-ab9f-000936217ff6-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Genç Yetişkin Hikayeleri Uluslararası Sınırları Aşıyor]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/genc-yetiskin-hikyeleri-uluslararasi-sinirlari-asiyor</link>
									<description><![CDATA[Prime Video’nun genç yetişkin dünyasına odaklanan yeni yapımlarını görmek, oyuncularıyla tanışmak ve bu hikayelerin etrafında oluşan yeni kültürü yakından takip etmek için Almanya’nın Bavyera Alpleri’ndeydim. 7–8 Eylül’de gerçekleşen Obsessed Retreat: Class of ’26, farklı ülkelerden gelen hikayelerin nasıl küresel bir izleyici bulduğunu yakından görmek için iyi bir fırsattı.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/genc-yetiskin-hikyeleri-uluslararasi-sinirlari-asiyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 10 Sep 2026 18:00:40 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/5d3a39e2-646f-440d-96f4-6b1877d2748b-primevideo.png"/><p>Genç yetişkin hikayeleri bir süredir yalnızca bir yaş grubuna hitap eden yapımlar olmaktan çıktı. &quot;Maxton Hall &ndash; The World Between Us&quot;, &quot;Culpables&quot; ve &quot;Off Campus&quot; gibi diziler ve film serileri, hikayelerin ekranla sınırlı kalmadığı, kitaplardan sosyal medyaya, oyunculardan fan topluluklarına uzanan daha geniş bir kültürün parçası haline geldiğini gösteriyor. Prime Video da bu ilgiyi, farklı ülkelerden gelen yeni International Originals yapımlarıyla genişletiyor.</p><p>Ben de Prime Video&rsquo;nun 7&ndash;8 Eylül tarihlerinde Almanya&rsquo;nın Bavyera Alpleri&rsquo;nde düzenlediği Obsessed Retreat: Class of &rsquo;26 kapsamında bu yeni dönemi yerinde takip etme fırsatı buldum. Müthiş bir doğanın içinde gerçekleşen iki günlük etkinlikte Prime Video&rsquo;nun yeni genç yetişkin yapımlarının özel ön gösterimlerine katıldım, dizilerin ve filmlerin başrol oyuncularıyla bir araya geldim. Aynı zamanda dünyanın farklı yerlerinden etkinliğe katılan basın mensupları ve içerik üreticileriyle tanışmak, genç yetişkin içeriklerinin farklı ülkelerde nasıl takip edildiğine dair daha geniş bir perspektif edinmemi sağladı.</p><p><span class="fr-video fr-dvi fr-draggable" contenteditable="false" style=""><iframe width="560" height="315" src="https://www.youtube.com/embed/W80pV7YOsjU?si=s1SnYs9wJgaxrtri" title="YouTube video player" frameborder="0" allowfullscreen=""></iframe></span><br></p><p><strong>Ekranın Ötesinde Bir Genç Yetişkin Dünyası</strong><br>Etkinlik boyunca &quot;The Love Hypothesis&quot;, &quot;Maxton Hall &ndash; The World Between Us&quot; üçüncü sezonu, &quot;Drawn Together&quot;, &quot;You+Me &ndash; Against the World&quot;, &quot;Drive &ndash; The Pretenders&quot; ve &quot;Perfect Liars&quot; gibi yapımlar için özel gösterimler düzenlendi. Önümüzdeki dönemde izleyiciyle buluşacak &quot;Boys of Tommen&quot;, &quot;Our Fault: London&quot; ve &quot;Love Me Love Me 2&quot; için ise ilk görüntüler paylaşıldı.</p><p>Etkinliğin dikkat çekici taraflarından biri, programın farklı coğrafyaları aynı çatı altında buluşturmasıydı. İspanya, Fransa, Almanya, İtalya ve Hindistan&rsquo;dan gelen yapımlar kendi kültürel referanslarını korurken benzer bir izleyici duygusuna sesleniyor. Aşk, arkadaşlık, kimlik arayışı, aile, aidiyet ve kendi yolunu çizme isteği gibi temalar değişmiyor, değişen ise bu hikayelerin anlatıldığı dil, coğrafya ve dünya.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/77fbe3df-2f2a-4230-b2a6-bedd65a0b64a-8a21f8eb-9612-4c0c-980f-50455f7b58ed" style="width: 700px;"></p><p>Prime Video&rsquo;nun International Originals programının genişlemesi de bu nedenle yalnızca daha fazla içerik anlamına gelmiyor. &quot;Maxton Hall&quot; gibi Almanca bir yapımın uluslararası ölçekte karşılık bulması, genç yetişkin hikayelerinin İngilizce konuşulan pazarın dışına taşabileceğini gösteren örneklerden biri. Yeni seçki ise bu alanı İspanya&rsquo;dan Hindistan&rsquo;a kadar daha geniş bir coğrafyaya yayıyor.</p><p><strong>Oyuncular ve Yazarlarla Aynı Masada</strong><br>Obsessed Retreat&rsquo;in benim için en ilgi çekici taraflarından biri de izlediğimiz hikayelerin yaratıcılarıyla doğrudan bir araya gelmekti. Etkinlik boyunca farklı yapımlardan oyuncular ve yazarlarla gerçekleştirdiğimiz buluşmalarda, karakterlerin ekrana nasıl taşındığından çekim süreçlerine kadar hikayelerin kamera arkasındaki tarafını da dinleme fırsatı bulduk.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/1f6af17d-a880-48f5-ab04-363be6d5ebb4-833e578e-6641-4492-95bd-b70b4ddb9476" style="width: 700px;"><br></p><p>&quot;Marfil&quot; oyuncuları Ester Exp&oacute;sito ve Hugo Diego Garc&iacute;a, &quot;Maxton Hall&quot; oyuncusu Damian Hardung, &quot;Call Me Bae&quot; yıldızı Ananya Panday ve &quot;Drive &ndash; The Pretenders&quot; oyuncusu Lisa-Marie Koroll etkinlikte bir araya geldiğimiz isimlerden sadece birkaçı. &quot;Marfil&quot; serisinin yazarı Mercedes Ron ve &quot;Campus Drivers&quot; yazarı C.S. Quill de hikayelerinin ekrana uyarlanma sürecine dair düşüncelerini paylaştı.</p><p>Özellikle yazarlarla oyuncuların karakterlere bakışındaki farkı görmek, genç yetişkin uyarlamalarının neden yalnızca bir kitabın ekrana taşınmasından ibaret olmadığını açıkladı. Bir karakter sayfada başka, oyuncunun yorumuyla ekranda başka bir hayat kazanabiliyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/2133f5f2-95b5-4c06-ac0b-27349176d388-fcec4640-8a93-490f-8154-f550e3718d27" style="width: 300px;"></p><p><strong>Etkinliğin Bir Başka Tarafı</strong><br>İki gün boyunca yalnızca yeni yapımları izlemek değil, bu yapımların etrafında oluşan uluslararası kültürü de gözlemlemek mümkün oldu. Farklı ülkelerden gelen editörler ve içerik üreticileriyle aynı programı takip etmek, aynı karakterlere, aynı hikayelere ve aynı oyunculara farklı bakış açılarıyla nasıl bakıldığını görmek etkinliğin benim için en değerli taraflarından biriydi.</p><p>Prime Video&rsquo;nun &ldquo;Obsession is in Session&rdquo; çatısı altında gerçekleştirdiği bu etkinlik, haziran ayında Los Angeles&rsquo;ta düzenlenen ilk Obsessed Fest ve geçen yıl Ibiza&rsquo;da gerçekleşen Prime Video: Retreat etkinliğinin devamı niteliğinde. Buradaki fikir yalnızca yeni yapımları tanıtmak değil, onları takip eden izleyicileri, yaratıcıları ve medya dünyasını aynı hikayelerin etrafında buluşturmak.</p><p>Benim için ise Bavyera Alpleri&rsquo;ndeki bu iki gün, ekranın arkasındaki dünyaya biraz daha yakından bakma fırsatıydı. Toplam 12 oyuncuyla gerçekleştirdiğim röportajlar ise çok yakında ELLE.com.tr&rsquo;de.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/5d3a39e2-646f-440d-96f4-6b1877d2748b-primevideo.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/5d3a39e2-646f-440d-96f4-6b1877d2748b-primevideo.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Moda, Sinema ve A24: Dior’un Yeni Ortaklığı Ne Anlatıyor?]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/moda-sinema-ve-a24-diorun-yeni-ortakligi-ne-anlatiyor</link>
									<description><![CDATA[Dior ve A24’ün iki yıllık yeni ortaklığı, Sabrina Carpenter ve Jonathan Anderson’ın birlikte yer aldığı bir videoyla başladı. Peki bu üç ismi bir araya getiren ne?]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/moda-sinema-ve-a24-diorun-yeni-ortakligi-ne-anlatiyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 10 Sep 2026 16:45:01 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/3b7ba1b1-3638-4d90-891e-14192e4d063e-dioxa24xsabrina.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Kapak Fotoğrafı:&nbsp;</em><span style="text-align: initial;"><em>Olimpia Taliani de Marchio</em></span></span></p><p><br></p><p>Sabrina Carpenter&rsquo;ın bir yürüyüş bandı üzerinde yürüdüğü videoyu gördüğümde ilk düşündüğüm şey, &ldquo;Neden Sabrina Carpenter, Jonathan Anderson gibi giyinmiş?&rdquo; oldu. Üç saniye sonra Jonathan Anderson kadraja girdi. O da Sabrina&rsquo;ya, daha doğrusu kendisine benzeyen bir görünüm içindeydi. Ancak o noktada videonun A24 tarafından paylaşıldığını fark ettim. Ve bu kez başka bir soru ortaya çıktı: Jonathan Anderson, Sabrina Carpenter ve A24&rsquo;ün ortak noktası ne?</p><p><iframe class="instagram-media instagram-media-rendered" id="instagram-embed-0" src="https://www.instagram.com/reel/DdEUL2XoroE/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=1080&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%3Fid%3D16597014-8abb-4cf0-831d-b4c1011211cb#%7B%22ci%22%3A0%2C%22os%22%3A1005.0000000000001%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="969" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-0" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px 0px 12px; min-width: 326px; padding: 0px;"></iframe></p><p>Dior&rsquo;un bugün duyurduğu yeni işbirliği bu soruları cevaplıyor. Dior ve A24, film, tiyatro ve canlı etkinlikleri kapsayan iki yıllık bir ortaklık başlattı. İşbirliğinin merkezinde, A24&rsquo;ün 2023&rsquo;te satın aldığı New York&rsquo;taki tarihi Cherry Lane Theatre bulunuyor. Dior, tiyatronun ana partneri olurken ortaklık yalnızca mekanın desteklenmesiyle sınırlı kalmayacak; film, tiyatro, moda ve farklı yaratıcı alanlardan sanatçıları bir araya getiren daha geniş bir programı kapsayacak.</p><p>Bu buluşmanın arkasında ise Jonathan Anderson&rsquo;ın A24 ile daha önce kurduğu ilişki var. En son Luca Guadagnino&rsquo;nun &quot;Artificial&quot; filminin kostüm tasarımını üstlenen Anderson, birkaç yıl önce Guadagnino&rsquo;nun &quot;Queer&quot; filmi için kostüm tasarlarken A24 UK&rsquo;in başındaki Rose Garnett ile tanışmış.&nbsp;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/b602cb6f-32d1-4728-976f-7dd3a60bc405-5cfe538a-d855-4e83-a45c-5abb12b3ec49" style="width: 700px;"><em>Cherry Lane Theatre</em></p><p>Dior ve A24&rsquo;ün yeni işbirliği de bu ortaklık üzerinden ilerliyor. Dior, A24&rsquo;ün belirli filmlerini ve projelerini destekleyip öne çıkaracak. Cherry Lane Theatre ise film, moda, tiyatro ve performansın bir araya gelebileceği bir alan olarak kullanılacak. Ortaklık ayrıca genç sanatçıları ve öğrencileri destekleyen programları da kapsıyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/877b526a-6fbd-4281-98a2-8ba6e0e881db-10b1d6a0-7d02-4e41-93b6-b08d7eade0c5" style="width: 700px;"><em>Fotoğraf: Olimpia Taliani De Marchio</em></p><p>İlk etkinlik de bu yaklaşımın heyecan verici bir temsili. Cherry Lane Theatre&rsquo;ın A24 tarafından yeniden açılmasının birinci yılını kutlayan gecede Justin Vivian Bond, &quot;Both Ends&quot; adlı tek gecelik bir performans sergileyecek. Kostümleri de Jonathan Anderson tasarladı. Bond&rsquo;un giyeceği parça ise Paul Poiret&rsquo;nin arşivinden geliyor. Poiret, Anderson&rsquo;ın Dior Sonbahar/Kış 2026 koleksiyonunda referans verdiği tasarımcılardan biriydi.</p><p>Aidan Zamiri&rsquo;nin yönettiği videoda Sabrina Carpenter&rsquo;ın yanı sıra Camille Cottin, Josh O&rsquo;Connor, Drew Starkey ve Sophie Wilde&#39;ın Jonathan Anderson&#39;ı canlandırması da eğlenceli bir sahne sunuyor.&nbsp;</p><p><span class="fr-video fr-dvi fr-draggable" contenteditable="false"><iframe width="560" height="315" src="https://www.youtube.com/embed/LutBUtHdxKM?si=p7S6c2eX-ItxIDvw" title="YouTube video player" frameborder="0" allowfullscreen=""></iframe></span><br></p><p>Sabrina Carpenter&rsquo;ın bu işbirliğinde yer alması da ayrıca anlamlı. Carpenter son dönemde müzik, moda ve sinema arasında gidip gelen isimlerden biri. Jonathan Anderson ile Dior üzerinden kurduğu ilişki de yeni değil. 2026 Met Gala&rsquo;da Anderson&rsquo;ın tasarladığı özel Dior görünümünü giyen Carpenter, Audrey Hepburn&rsquo;ün 1954 tarihli &quot;Sabrina&quot; filmine gönderme yapan bir görünümle kırmızı halıya çıkmıştı.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/3a11b7af-ebb7-4467-a16a-d33f5de63508-23131b11-34e9-4f7b-9bdb-90d8623e445f" style="width: 300px;"><em>Sabrina Carpenter, 2026 Met Gala, Getty Images</em></p><p>Bu sebeple Dior ile A24&rsquo;ün ortaklığı, bir modaevinin bir prodüksiyon şirketiyle yaptığı klasik bir işbirliğinden farklı bir yerde duruyor. Dior moda dünyasından, A24 ise sinemadan geliyor. İki taraf da kendi alanlarının dışına çıkarak daha geniş bir kültürel alana ulaşmaya çalışıyor.</p><p>Anderson&#39;ın da belirttiği gibi, moda ve sinema uzun zamandır birbirleriyle ilişki içinde. Ancak bugün bu ilişki yalnızca bir filmin kostümlerini tasarlamak ya da bir oyuncuyu kırmızı halıda giydirmekten ibaret değil. İki alanın nasıl birlikte yeni bir şey üretebileceği daha geniş bir soru.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/85500a70-40d1-4199-a490-f445a5b0b757-8288f24e-e6a7-4d44-8c30-f6f534954acd" style="width: 700px;"><em>Fotoğraf: Olimpia Taliani De Marchio</em></p><p>Şimdi merak edilen, bu iki yıllık ortaklığın nereye evrileceği. Dior, A24&rsquo;ün kültürel etkisinden ne alacak? A24, Dior ile birlikte ne üretecek? Ve belki de daha önemlisi: Moda, sinemanın bugün sahip olduğu kültürel etkinin bir kısmını yeniden kazanabilecek mi, yoksa sinema moda dünyasının anlatısını etkileyebilecek mi?</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/3b7ba1b1-3638-4d90-891e-14192e4d063e-dioxa24xsabrina.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/3b7ba1b1-3638-4d90-891e-14192e4d063e-dioxa24xsabrina.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Güzellik Dünyasının Yeni Kampanya Yüzleri]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/guzellik-dunyasinin-yeni-kampanya-yuzleri</link>
									<description><![CDATA[Rosalía’dan Cardi B’ye, Philippine Leroy-Beaulieu’den NMIXX’e… Güzellik markalarının son kampanyaları yalnızca yeni ürünleri değil, farklı yaşları, estetik kodları ve yaratıcı dünyaları da buluşturuyor. Sezonun dikkat çeken işbirliklerine yakından bakıyoruz.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/guzellik-dunyasinin-yeni-kampanya-yuzleri</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 10 Sep 2026 12:00:16 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/f7523fc7-bdf5-4b70-b4f6-03025d1f4eed-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Kapak Fotoğrafı: Emi Jay</em></span></p><p><br></p><p>Güzellik dünyasında doğru kampanya yüzünü seçmek artık yalnızca geniş bir takipçi kitlesine ulaşmak anlamına gelmiyor. Markalar yeni ürünlerinin karakterini anlatabilecek ve kendi görsel dünyalarını kampanyaya taşıyabilecek isimlerle çalışıyor. Kimi zaman bir oyuncunun zamansız stilinden, kimi zaman bir müzisyenin sahne enerjisinden, kimi zaman da sosyal medyada şekillenen kişisel estetikten ilham alıyorlar. Son kampanyalar bu yaklaşımın ne kadar farklı yönlere açılabildiğini gösteriyor. Philippine Leroy-Beaulieu, güzelliğin yaşla sınırlandırılmadığı güçlü bir anlatının merkezine yerleşirken Rosal&iacute;a bir parfümü hareket ve duygu üzerinden yorumluyor. Cardi B ve Huda Kattan mizahı seçiyor, NMIXX ise makyajı müzikal kimliğinin uzantısına dönüştürüyor. İşte güzellik dünyasında son dönemin dikkat çeken kampanya yüzleri ve yaratıcı işbirlikleri&hellip;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/de5ff661-0a11-4932-891f-b2d9be64f91e-ef9cf6a0-e794-4a0d-b31e-218a2d83ad97" style="width: 300px;">Haus Labs</p><p><strong>Haus Labs x Philippine Leroy-Beaulieu</strong><br>&quot;Emily in Paris&quot; dizisindeki Sylvie Grateau karakteriyle modern Fransız stilinin ekranlardaki en güçlü temsilcilerinden birine dönüşen Philippine Leroy-Beaulieu, Haus Labs&rsquo;in Triclone Skin Tech Foundation koleksiyonunun yeni yüzü oldu. Oyuncu, markanın cilt bakımı özellikleri taşıyan Triclone Skin Tech Concealer ürününü öne çıkaran &ldquo;We Love Concealer&rdquo; kampanyasında rol alıyor. Haus Labs&rsquo;in bu seçimi, güzelliği gençlik fikri etrafında kuran alışılmış kampanya dilinden belirgin biçimde ayrılıyor. Leroy-Beaulieu&rsquo;nün kendinden emin duruşu ve zahmetsiz Fransız stili, kampanyanın yaştan ya da görünüşten çok bireyselliğe odaklanan yaklaşımını destekliyor. Fermente arnika, BioFerment 7 Complex ve kafein içeren kapatıcı ise 31 renk seçeneğiyle orta seviyede kapatıcılık, aydınlık görünüm ve 12 saate kadar kalıcılık vaat ediyor.&nbsp;</p><hr><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/a468858a-c2cf-4869-9a71-c128fcb49ba0-e3d92c10-4ef9-40dc-9217-074e8fe6abc7" style="width: 300px;">Calvin Klein</p><p><strong>Calvin Klein x Rosal&iacute;a</strong><br>Rosal&iacute;a, Calvin Klein ile birlikteliğini Euphoria serisinin yeni parfümü Signature Elixir için sürdürüyor. Grammy ödüllü müzisyen, markanın klasikleşen Euphoria kokusunu daha yoğun ve modern bir yorumla yeniden ele alan parfümün global kampanya yüzü oldu. Fotoğrafçı Carlijn Jacobs&rsquo;ın çektiği kampanya, Rosal&iacute;a&rsquo;nın güçlü sahne enerjisini daha sakin ve duyusal bir atmosferle buluşturuyor. Akışkan hareketler üzerine kurulan kareler, kokunun feminenliğe getirdiği kendinden emin ve baştan çıkarıcı yorumu görselleştiriyor. Yüzde 28 parfüm konsantrasyonuna sahip Euphoria Signature Elixir, paçuli, orkide ve kristalize vanilya notalarını bir araya getiriyor. Orijinal Euphoria şişesinin heykelsi formu ise bu kez yarı şeffaf, parlak gümüş bir tasarımla karşımıza çıkıyor.&nbsp;</p><hr><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/de41f567-d5cf-431c-ac18-32ad5e1fee51-67026bb7-ef0d-4a94-8795-19bfe62342b3" style="width: 300px;">Huda Beauty</p><p><strong>Huda Beauty x Cardi B</strong><br>Huda Beauty&rsquo;nin Cardi B&rsquo;yi ağırladığı &ldquo;Snatched Baddies&rdquo; kampanyası, klasik ünlü işbirliklerinden çok kısa bir komedi filmi hissi taşıyor. &quot;Freaky Friday&quot; filmlerini hatırlatan hikayede Cardi B ve Huda Kattan beden değiştirerek birbirlerinin hayatlarına adım atıyor. İkilinin yüksek enerjili ve eğlenceli dünyası, markanın yeni Ultra Snatched koleksiyonunun pembe ve lila renk paletiyle birleşiyor. Easy Bake serisini genişleten koleksiyonda Cherry Lilac ve Pink Ube renk ikililerine sahip Loose Setting Powder Duos ile iki farklı aydınlatıcı tonda sunulan Pressed Powder seçenekleri bulunuyor. Kampanyanın en dikkat çekici tarafı ise ürünü yalnızca bir ünlünün yüzü üzerinden tanıtmak yerine Cardi B ve Huda Kattan arasındaki mizahi uyumu hikayenin merkezine yerleştirmesi.&nbsp;</p><p><iframe class="instagram-media instagram-media-rendered" id="instagram-embed-0" src="https://www.instagram.com/reel/Dcq4Z--IOMg/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=1080&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%3Fid%3D3a4b80b1-6340-42cf-ac0b-b4c100b8f731#%7B%22ci%22%3A0%2C%22os%22%3A202%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="969" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-0" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px 0px 12px; min-width: 326px; padding: 0px;"></iframe></p><hr><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/48a20d3c-4f11-42e9-a36f-c43758cb967b-05e47bb7-c3da-4fe4-929d-3451fd759111" style="width: 300px;">Make Up For Ever</p><p><strong>Make Up For Ever x NMIXX</strong><br>K-pop&rsquo;un moda ve güzellik dünyasındaki etkisi büyümeye devam ederken Make Up For Ever, yeni Artist Colorglow Lip Balm kampanyası için NMIXX ile bir araya geldi. Lily, Haewon, Sullyoon, Bae, Jiwoo ve Kyujin&rsquo;den oluşan grup, farklı müzik türlerini birleştiren tarzını kampanyanın renkli ve oyuncu dünyasına taşıyor. NMIXX&rsquo;in sürekli değişen sahne görünümleri ve bireysel stilleri, kendini ifade etme fikri üzerine kurulan ürünle doğal bir bağ kuruyor. Artist Colorglow Lip Balm, parlak ve ışıltılı bitişlere sahip yedi renk seçeneğiyle sunuluyor. Hyalüronik asit, yaban mersini özü ve peptit içeren formülü 24 saate kadar nem vadediyor. Şeker renklerindeki koleksiyonluk ambalajlar da dudak balmını günlük bir bakım ürününden küçük bir stil objesine dönüştürüyor.</p><hr><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/24e7fa77-88e4-4be9-8705-1b52ce4dc905-e2c3cb4b-53c7-4aec-90c5-8eba2f6f27df" style="width: 300px;">Rhode</p><p><strong>Rhode x Alexandra Leclerc</strong><br>Rhode, markanın ilk &ldquo;muse ambassador&rdquo;ı Alexandra Leclerc ile ilişkisini sınırlı sayıdaki bir kapsül koleksiyona taşıyor. Daha önce markanın 2024 Sonbahar Lip Case kampanyasında yer alan Leclerc, bu kez yalnızca koleksiyonun yüzü olmakla kalmıyor, ürünün renk ve bitiş sürecine de katkıda bulunuyor. Koleksiyonun merkezinde, Rhode&rsquo;un Pocket Blush ürününün daha küçük ve ışıltılı versiyonu olan Pocket Pearl yer alıyor. Ürün, şeker pembesi Gemini, ışıltılı kayısı Monaco ve terracotta tonundaki Monet olmak üzere üç renkte sunuluyor. Koleksiyonda ayrıca elma kokulu, altın kahve tonundaki Sweet Apple Peptide Lip Tint ile Pocket Pearl&rsquo;ü çantaya veya kıyafete takılabilen bir aksesuara dönüştüren karabina ve charm seçenekleri bulunuyor. Böylece işbirliği, güzellik ürünü ile giyilebilir aksesuar arasındaki sınırı biraz daha bulanıklaştırıyor.</p><hr><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/72a29dbc-523b-479a-9f27-cf30ba3715a0-1037ba8a-8f44-49ad-b04f-70dc662a90ca" style="width: 300px;">Emi Jay</p><p><strong>Emi Jay x Olivia Jade</strong><br>Saç aksesuarlarıyla tanınan Emi Jay, Dream Cr&egrave;me saç maskesinin sınırlı sayıdaki Toasted Sugar versiyonu için Olivia Jade ile çalışıyor. Markanın uzun süredir takipçisi olan Jade&rsquo;in rol aldığı kampanya, şehirden uzaklaşılan sakin bir hafta sonunu ve sonbaharın konforlu atmosferini merkezine alıyor. Bir dağ evinde geçen görsel hikayede Olivia Jade&rsquo;in parlak ve pürüzsüz saçları, maskenin nemlendirme ve elektriklenmeyi azaltma iddiasını öne çıkarıyor. İpek amino asitleri, shea yağı ve babassu yağı içeren formül, saçın daha kolay şekil almasına yardımcı olmayı amaçlıyor. Eğrilmiş şeker ve vanilyayla açılan koku, yumuşak çiçeklerin ardından tonka fasulyesi, amber ve miskle derinleşiyor. Böylece saç bakımı, kampanyada duyusal bir sonbahar ritüeline dönüşüyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/f7523fc7-bdf5-4b70-b4f6-03025d1f4eed-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/f7523fc7-bdf5-4b70-b4f6-03025d1f4eed-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Kendi Kurallarını Koymak: Private Policy’nin Yeni Özgürlük Arayışı]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/kendi-kurallarini-koymak-private-policynin-yeni-ozgurluk-arayisi</link>
									<description><![CDATA[Private Policy modanın sınırlarını yalnızca cinsiyet kategorileri üzerinden değil, düşünme ve giyinme biçimleri üzerinden de sorguluyor. New York’un özgür, kaotik ve çok katmanlı ruhundan beslenen marka, şimdi yaratıcı yönetimini tek başına üstlenen Haoran Li ile birlikte kendi diline yeniden bakıyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/kendi-kurallarini-koymak-private-policynin-yeni-ozgurluk-arayisi</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 09 Sep 2026 18:00:30 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/6e3e3d4a-136f-43fa-b53c-2ab6181027bc-haoranlii.png"/><p>Private Policy&rsquo;nin başlangıç noktası basit bir soruya dayanıyor: Moda neden bu kadar kesin kurallarla tanımlanmak zorunda? Bu soru, markanın tasarım dilinin merkezinde. Bugün Private Policy&rsquo;nin yaratıcı yönetimini tek başına üstlenen tasarımcı Haoran Li, geçmişteki fikirlerine yeniden bakıyor, özgürlük kavramını koruyor ve onu ileriye taşımaya devam ediyor. New York&rsquo;un enerjisinden, toplumsal meselelerden ve gündelik hayatın ihtiyaçlarından beslenen Haoran Li ile New York Moda Haftası&rsquo;nda sunmaya hazırlandığı İlkbahar/Yaz 2027 koleksiyonu öncesi sohbet ettik.</p><p><strong>Bizi en başa götürebilir misiniz? Bu marka bir ihtiyaçtan, bir arayıştan mı doğdu?</strong><br>Private Policy aslında kendi kurallarımızı yaratma isteğiyle başladı. Parsons&rsquo;tan mezun olduğumuzda sektöre bakıyor ve h&acirc;l&acirc; pek çok şeyin neden bu kadar kesin kategorilere ayrıldığını sorguluyorduk: erkek giyim, kadın giyim, lüks giyim, sokak giyimi, ticari, kavramsal&hellip; New York&rsquo;ta yaşayan genç tasarımcılardık ve baktığımız zaman etrafımızdaki insanlar hayatlarını ya da giyimlerini bu şekilde tanımlamıyordu.</p><p>Aynı zamanda kimlik, politika, eşitlik ve özgürlük üzerine pek çok tartışmanın içindeydik. Moda, bu tartışmalara katılmanın doğal bir yolu gibi hissettiriyordu. Başından itibaren Private Policy, kıyafetlerin dünya hakkında da bir şeyler söyleyebileceği ama aynı zamanda eğlenceli ve arzu edilir olabileceği bir alan haline geldi.</p><p><strong>Bugün Private Policy&rsquo;ye baktığınızda, marka ilk hayal ettiğiniz h&acirc;linden ne kadar farklı? Bu yolculuk boyunca değişmeden kalan bir fikir var mı?</strong><br>Marka çok değişti çünkü ben çok değiştim. Private Policy&rsquo;yi okuldan çıkar çıkmaz kurdum, dolayısıyla birçok açıdan nasıl tasarımcı olunacağını, bir işin nasıl yürütüleceğini ve sektörü nasıl anlamam gerektiğini bu markayı kurarken öğrendim.</p><p>Geçtiğimiz yıl benim için bir başka önemli dönüşüm oldu çünkü artık Private Policy&rsquo;nin kreatif direktörlüğünü tek başıma üstleniyorum. Bu, her şeye yeniden bakmam ve marka için neyin vazgeçilmez olduğunu, neyi korumak istediğimi ve bundan sonra onu nereye taşımak istediğimi sorgulamam için bir fırsat yarattı. Değişmeyen şey ise özgürlük fikri. Private Policy her zaman kendi kurallarını yaratmakla ilgili oldu; bu, toplumsal cinsiyet, kimlik, kültür veya yalnızca nasıl giyinmeyi seçtiğinizle ilgili olabilir. Bu fikir h&acirc;l&acirc; benim için tamamen geçerliliğini koruyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/02d1d5b2-3ab7-43a0-bd8e-2d0fe2df4e14-1fafebd4-63a1-491c-ac46-035a39606944" style="width: 700px;"><em>Launchmetrics Spotlight</em></p><p><strong>Private Policy toplumsal meseleleri kıyafetler aracılığıyla sıklıkla somut bir araca dönüştürüyor. Bir fikir hangi noktada bir silüete dönüşmeye hazır hale geliyor? Tasarım süreci bir soruyla mı başlıyor, yoksa bazen bir giysi sizi bir soruya götürebiliyor mu?</strong><br>İki şekilde de olabiliyor. Geçmişte koleksiyonlara neredeyse bir haber kuruluşu gibi yaklaşıyorduk. Toplumsal ya da politik olarak yaşanan bir şeyi belirliyor, araştırıyor ve ardından modanın bunu tartışmak için nasıl bir dile dönüşebileceğini soruyorduk.</p><p>Ancak bir tasarımcı olarak geliştikçe süreç daha az doğrusal hale geldi. Bazen bir konuyu araştırırken hemen bir silüet ya da malzeme görüyorum. Bazen de stüdyoda bir şeyi yalnızca oranından, konstrüksiyonundan veya malzemesinden etkilendiğim için yapıyorum ve ancak sonrasında bunun neden bu tartışmanın içinde yer alabileceğini anlıyorum. Aslında bu gerilimi seviyorum. Kıyafetlerin yalnızca bir fikri görselleştirmesini istemiyorum. Kıyafetlerin kendi hayatları olmalı.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/042435fc-3051-441e-864d-b569cf581741-a98586ff-69c5-489a-9725-ff36c6d555e1" style="width: 700px;"><em>Private Policy&#39;nin New York ofisi</em></p><p><strong>Tasarım süreciniz nasıl ilerliyor? Bunun ne kadarı araştırma ve konuşmalardan, ne kadarı stüdyoda sezgisel olarak ortaya çıkıyor?</strong><br>Araştırma h&acirc;l&acirc; Private Policy&rsquo;nin çok önemli bir parçası ama sezgi benim için giderek daha önemli hale geldi. Haftalarca tarihi görsellere bakabilir, okuyabilir, insanlarla konuşabilir veya çevremde olup bitenleri gözlemleyebilirim ama sonunda araştırmayı bırakıp üretmeye başlamanız gerekiyor. Beklenmedik bir şey genellikle tam da o noktada ortaya çıkıyor.</p><p>Yıllar içinde konstrüksiyon ve malzeme geliştirmeyle de çok daha fazla ilgilenmeye başladım. Markayı kurduğumuzda, teknik bilgi eksikliğimiz nedeniyle yapamadığımız şeyler vardı. Şimdi denim, kanvas veya bildiğimiz bir iş kıyafeti konstrüksiyonu gibi bir şeyi alıp gerçekten dönüştürebiliyorum. Bu teknik gelişim, yaratıcı sürecin benim için başka bir tarafının da önünü açtı.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/abe16a8b-1acb-4b9e-8f51-951c0c335e95-c3c2a7ac-7caf-4f92-a7df-8bc3f3b4291c" style="width: 300px;"><em>Fotoğraf: Dasha Semyonova</em></p><p><strong>New York her zaman Private Policy&rsquo;nin kimliğinin önemli bir parçası oldu. Şehrin tasarım biçiminizi etkilemeye devam eden özelliği nedir?</strong><br>New York&rsquo;ta inanılmaz bir hırs, kaos ve özgürlük birleşimi var. Birkaç blok yürüyüp tamamen farklı topluluklarla, farklı giyim biçimleriyle ve hayatın nasıl olması gerektiğine dair farklı fikirlerle karşılaşabilirsiniz. Burada insanların seslerini yükselttiği ve değişim talep ettiği bir tarih de var. Protestolar, sivil haklar hareketleri, kuir kültür, göçmen toplulukları, downtown kültürü&hellip; Bunların hepsi şehrin kimliğinin bir parçası ve en başından beri Private Policy&rsquo;ye ilham oldu.</p><p>Bir de New York&rsquo;un tamamen pratik bir tarafı var. İnsanlar sürekli hareket halinde. Metroya biniyorlar, çalışıyorlar, dışarı çıkıyorlar; aynı gün içinde tamamen farklı üç ortamda bulunabiliyorlar. Sanırım bu yüzden işlevsellik ve iş giyimi koleksiyonlarımda tekrar tekrar ortaya çıkıyor. Bir tavrı olan ama gerçek hayatta da var olabilen kıyafetleri seviyorum.</p><p><br></p><p><iframe class="instagram-media instagram-media-rendered" id="instagram-embed-0" src="https://www.instagram.com/p/DKZ_qw0N5fu/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=1080&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%2F3e47e93c-36f2-4870-a7be-b4b900b943fa#%7B%22ci%22%3A0%2C%22os%22%3A933%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="1005" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-0" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px 0px 12px; min-width: 326px; padding: 0px;"></iframe></p><p><strong>Private Policy&rsquo;nin cinsiyetsiz yaklaşımı, insanların geleneksel kategorilerin ötesinde giyinebilmesine izin verme fikriyle başladı. &ldquo;Cinsiyetsiz moda&rdquo; sektörde artık çok daha tanıdık bir terim haline gelmişken, bugün bu terim sizin için ne ifade ediyor?</strong><br>Cinsiyetsiz moda hakkında konuşmaya başladığımızda sektör h&acirc;l&acirc; erkek ve kadın giyimi konusunda son derece katıydı. Bizim için bu fikir aslında çok basit bir şeyden doğdu: Arkadaşlarımız alışverişlerini bu şekilde yapmıyordu. Aynı kişi pantolonları veya cepleri istediği için erkek bölümüne, ardından rengi ya da silüeti beğendiği için kadın bölümüne gidebiliyordu.</p><p>Bugün ise terminolojiden ziyade bu özgürlüğü korumakla ilgileniyorum. Cinsiyetsiz demek, her şeyin nötr veya anonim hale gelmesi gerektiği anlamına gelmiyor. Son derece feminen, son derece maskülen veya ikisinin tamamen arasında bir şey yaratabilirsiniz. Önemli olan, tasarımcının onu kimin giyebileceğine karar vermemesi.</p><p><br></p><p><iframe class="instagram-media instagram-media-rendered" id="instagram-embed-1" src="https://www.instagram.com/reel/DH3dvH_Mdn2/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=1080&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%2F3e47e93c-36f2-4870-a7be-b4b900b943fa#%7B%22ci%22%3A1%2C%22os%22%3A934%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="1215" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-1" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px 0px 12px; min-width: 326px; padding: 0px;"></iframe></p><p><strong>Koleksiyonlarınız sıklıkla toplumsal veya politik mesajlar taşıyor, buna rağmen kıyafetler son derece arzu edilir moda parçaları olarak kalıyor. Anlamlı bir şey söylemek ile insanların yalnızca giymek isteyeceği kıyafetler yaratmak arasındaki dengeyi nasıl kuruyorsunuz?</strong><br>Önce moda gelmeli. Birisi bir ceketi görüp arkasındaki araştırma hakkında hiçbir şey bilmeden onu hemen giymek istiyorsa, bence bu tamamen geçerli. Benim için mesaj, kıyafetleri anlamanın bir koşulu olmak yerine onlara başka bir katman eklemeli. Moda tam da bir ders verir gibi konuşmak yerine arzu, güzellik, mizah ve duygu aracılığıyla iletişim kurabildiği için güçlü.</p><p>Birinin önce giysiyi istemesini, ardından belki onun arkasında başka bir hikaye olduğunu keşfetmesini istiyorum. Bazen bu keşif bir konuşmayı başlatabilir ve Private Policy&rsquo;nin amaçlarından biri her zaman bu oldu.</p><p><br></p><iframe class="instagram-media instagram-media-rendered" id="instagram-embed-0" src="https://www.instagram.com/p/Dc_wt5kuJeH/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=1080&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%3Fid%3D3e47e93c-36f2-4870-a7be-b4b900b943fa#%7B%22ci%22%3A0%2C%22os%22%3A367%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="1023" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-0" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px 0px 12px; min-width: 326px; padding: 0px;"></iframe><p><br></p><p><strong>New York Moda Haftası&rsquo;nda sunacağınız koleksiyonun ardındaki ilk düşünceye geri dönebilir miyiz? Hazırlık süreci nasıl ilerliyor?</strong><br>Her zaman çevremizde olup bitenlere bakıyorum ama son dönemde biraz daha içedönük bir şekilde de bakmaya başladım. Private Policy&rsquo;yi tek başıma yönetmek, doğal olarak markanın benim için kişisel olarak ne ifade ettiğini ve bir sonraki bölümünün nasıl görünmesini istediğimi düşünmeme neden oldu. Yeni koleksiyon da bu süreçten doğuyor. İnsanların tanıyacağı Private Policy dilinin unsurları var; özellikle işlevsellik ile çok daha dışavurumcu bir şey arasındaki gerilim. Ancak bunları farklı bir yere taşıyorum.</p><p>New York Moda Haftası&rsquo;na hazırlanmak her zaman biraz çılgınca. Aylarca bir fikir geliştiriyorsunuz ve sonra bir anda her şey son derece fiziksel bir hale geliyor: provalar, casting, üretim, styling, müzik, mekan&hellip; 10 dakika süren bir defilenin arkasında yüzlerce karar var. Ama tüm bu ayrı kararların sonunda tek bir dünyaya dönüştüğü o anı h&acirc;l&acirc; seviyorum.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/fd19557b-53a8-44de-8c5b-fc33eab584a2-0bfd0bb4-ae06-4423-88ea-6f62418f2449" style="width: 300px;"><em>Fotoğraf: Liuna Aylin</em></p><p><strong>Bir defile yalnızca birkaç dakika sürebilir ama arkasındaki süreç aylar alıyor. Bu yolculuğun sizin için en zorlu kısmı hangisi?</strong><br>Ne zaman duracağınızı bilmek. Bir tasarımcı olarak her zaman değiştirebileceğiniz bir şey var. Bir oranı değiştirebilir, bir kumaşı yeniden yapabilir, başka bir görünüm ekleyebilir veya defileden üç gün önce bir şeyi tamamen yeniden düşünebilirsiniz. Bağımsız bir marka yürütürken bütçe, üretim ve zamanın gerçekliği de aynı anda devreye giriyor.</p><p>Artık koleksiyona kendim liderlik ettiğim için çok daha kararlı olmayı öğrenmem gerekti. Güçlü bir bakış açısına sahip olmanın bazen daha fazlasını eklemek yerine bazı şeyleri çıkarmak anlamına geldiğini öğrendim.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/75c02293-f570-4b0b-ace9-942fa2e24bea-c21c3ef0-9671-4a6c-8b6b-51068e3b8dd4" style="width: 300px;"><em>İlkbahar/Yaz 2027 koleksiyonundan ipucu</em></p><p><strong>Private Policy her zaman etrafındaki dünyaya yanıt veren bir marka oldu. Bugün dünya hakkında kendinizi en sık hangi soruya geri dönerken buluyorsunuz? Ve bu sorunun izlerini yeni koleksiyonda görebilecek miyiz?</strong><br>Her şeyin etrafımızda çok hızlı değiştiği bir anda kendimizi nasıl tanımladığımız üzerine çok düşünüyorum. Teknoloji, iletişim kurma ve üretme biçimimizi değiştiriyor. Ekonomik açıdan pek çok insan geleceği konusunda belirsizlik hissediyor. Milliyet, toplumsal cinsiyet ve kimlik kavramları sürekli tartışılıyor. Aynı zamanda ait olacak bir yer bulmaya ve kim olduğumuzu anlamaya yönelik çok insani bir arzu var.</p><p>Koleksiyonun illa bu soruya &nbsp;bir cevap vermesini istemiyorum. Private Policy her zaman cevaplar sunmaktan çok konuşmalar başlatmakla ilgilendi. Ama evet, bence koleksiyonda bunun izlerini göreceksiniz; özellikle tanıdık referansların parçalarına ayrılması, birbirleriyle karıştırılması ve yeni bir şeye dönüşmelerine izin verilmesi biçiminde.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/6e3e3d4a-136f-43fa-b53c-2ab6181027bc-haoranlii.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/6e3e3d4a-136f-43fa-b53c-2ab6181027bc-haoranlii.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Işıldayan Anıların İzinde]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/mucevher-saat/isildayan-anilarin-izinde</link>
									<description><![CDATA[Sim Atlı’nın tasarım dünyasında mücevher, yalnızca estetik bir obje değil, kişisel hikayelerin, karşılaşmaların ve anıların eşlikçisi. 2018’de kurduğu SIM and ROZ’un hikayesini kendisinden dinliyoruz.
]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/mucevher-saat/isildayan-anilarin-izinde</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 09 Sep 2026 14:13:26 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/815403da-9698-4915-8e2b-8791a1691d2a-kapak.jpg"/><p>Bir mücevher, sadece değerli taşların buluşması mıdır yoksa tenimize dokunduğu andan itibaren hayatımızın anılarını saklayan canlı bir tılsım mı? SIM and ROZ&rsquo;un kurucusu ve tasarımcısı Sim Atlı için mücevher, evrenin gizli bağlarından ilham alan ve onu taşıyan kişinin ruhuyla tamamlanan kişisel bir hafıza objesi.<br><br>Annesinden miras kalan zanaat kültürünü Milano&rsquo;daki moda eğitimiyle harmanlayıp 2018&rsquo;de markasını kuran Atlı, &quot;Everything is connected&quot; felsefesini renkli taşların enerjisi, akışkan formlar ve zamansız bir karakterle buluşturuyor. Sim Atlı ile SIM and ROZ&rsquo;un ilham haritası ve mücevherin duygusal anatomisi üzerine konuştuk.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/3fdd43da-9494-4465-8127-98f8cc8e487d-72788ac5-c289-4f61-b547-3dc8780559d0" style="width: 500px;"><span style="font-size: 12px;"><em>SIM and ROZ Kurucusu ve Tasarımcısı Sim Atlı</em></span></p><p><strong>Sizi biraz tanıyabilir miyiz? SIM and ROZ&rsquo;un hikayesi nasıl başladı ve sizi kendi mücevher dünyanızı yaratmaya iten ne oldu?</strong><br>Çocukluğumdan beri çizim ve üretim hayatımın önemli bir parçasıydı. Milano&rsquo;da Istituto Europeo di Design&rsquo;da moda tasarımı eğitimi aldıktan sonra yaklaşık beş yıl moda sektöründe tasarımcı olarak çalıştım. Takıyla olan bağım ise çok daha eskilere dayanıyor. Annemin uzun yıllardır mücevher tasarımcısı olması sayesinde çocukluğumdan itibaren onun tasarım ve üretim süreçlerine yakından tanıklık ettim. Zamanla kendi hikayelerimi daha kalıcı ve kişisel bir tasarım diliyle anlatmak istediğimi fark ettim ve 2018&rsquo;de SIM and ROZ&rsquo;u kurdum. Benim için takı her zaman estetik bir parçadan fazlası; kişinin hayatına, anılarına ve kendi hikayesine eşlik eden bir ifade biçimi.<br><br><br><strong>SIM and ROZ&rsquo;un ilham kaynaklarını ve markanın ruhunu nasıl tanımlarsınız? Tasarımlarınıza hayat veren hikayeler, detaylar ve duygular neler?<br></strong>İlham benim için tek bir yerden gelmiyor. Doğa, evren, yıldızların ve gezegenlerin hareketleri kadar hayatın içinde yaşadığımız kişisel deneyimler ve çıktığımız yollar da tasarım sürecimin bir parçası. SIM and ROZ&rsquo;un merkezinde &ldquo;Everything is connected&rdquo; düşüncesi var. Hayatımızdaki karşılaşmaların, deneyimlerin ve seçimlerin birbirinden bağımsız olmadığına inanıyorum. Koleksiyonlar farklı hikayeler anlatsa da bu bağlantı fikri hepsinin altında varlığını sürdürüyor. Bu hikayeleri bazen akışkan bir formda, bazen taşların bir araya gelişinde, bazen de beklenmedik bir asimetride anlatıyorum. Benim için önemli olan, tasarımın güçlü bir karakteri olması kadar onu takan kişinin de o tasarımın içine kendi anlamını katabilmesi.<br><br><strong><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/dc8c5256-01e0-4db5-b975-f416014e85c6-bac1d5c4-0976-45b6-9516-6a3467cc711c" style="width: 800px;"></strong><br><strong>Tasarımlarda topaz ve rodolit gibi renkli taşlar, 14 ayar altının sıcaklığıyla buluşuyor. Bu koleksiyonda renk ve taş seçiminin ardındaki ilham nasıl şekillendi?<br></strong>Renkli taşlarla çalışmayı her zaman çok sevdim; rengin bir tasarıma yalnızca görsel değil, duygusal olarak da çok güçlü bir karakter kattığını düşünüyorum. Bu koleksiyonda topazın yoğun ve derin tonuyla rodolitin daha sıcak rengini bir araya getirmek özellikle ilgimi çekti. 14 ayar sarı altının sıcaklığı da bu renkler arasında doğal bir denge yaratıyor. Taşları seçerken yalnızca tek başlarına ne kadar güzel olduklarına değil, yan yana geldiklerinde nasıl bir enerji oluşturduklarına da bakıyorum. Pırlantaları ise renklerin arasında ışığı yakalayan küçük vurgular gibi kullanmayı seviyorum. Böylece ortaya hem canlı hem de uzun süre güçlü kalabilecek bir renk dengesi çıkıyor.<br><br><strong>Koleksiyonunuzda mücevherlerin tek başına güçlü bir ifade yaratmasının yanı sıra birbiriyle birlikte kullanılması da öne çıkıyor. SIM and ROZ kadını bu yaz nasıl bir mücevher dünyasında yaşıyor?<br></strong>SIM and ROZ kadınının takıları belirli kurallarla kullanmasını hiçbir zaman istemiyorum. Bir yüzük tek başına bütün görünümü taşıyabilirken, farklı yüzüklerin veya bileziklerin bir araya gelmesi çok daha kişisel bir sonuç yaratabiliyor. Bu yaz benim için biraz da bu özgürlük hissi öne çıkıyor. Renkli taşların, pırlantaların ve altının birbiriyle karıştığı, kişinin o günkü ruh haline göre parçaları ekleyip çıkarabildiği daha spontane bir kullanım. Ben takının kişisel stilin en güçlü ifade araçlarından biri olduğuna inanıyorum. Dolayısıyla önemli olan kusursuz bir eşleşme yaratmak değil, parçaları kendine ait bir şekilde bir araya getirmek.</p><p style="text-align: center;"><span style="font-family: Times New Roman,Times,serif;"><span style="font-size: 72px;">&ldquo;</span></span><span style="font-size: 24px;"><br>&ldquo;Benim için takı her zaman estetik bir parçadan fazlası; kişinin hayatına, anılarına ve kendi hikayesine eşlik eden bir ifade biçimi.&rdquo;</span></p><p><br><strong>Yazın ışığı, renkleri ve enerjisi tasarım dilinize nasıl yansıdı? Koleksiyonu bir görüntü, an ya da mekan üzerinden anlatmanızı istesek, nasıl bir sahne tarif ederdiniz?<br></strong>Aklımda çok net bir Akdeniz görüntüsü var. Güçlü yaz güneşi, turkuaz deniz, suyun yüzeyinden yansıyan ışık ve ten üzerinde parlayan birkaç renkli değerli taş. Çok kurgulanmış bir sahneden ziyade, günün içinde yakalanmış doğal bir an. Yazın sevdiğim tarafı da aslında bu; renkler daha canlı, ışık daha güçlü ve her şey biraz daha özgür hissettiriyor. Koleksiyondaki topazların, rodolitlerin ve pırlantaların güneş ışığıyla sürekli farklı bir tarafını göstermesi de bu hissi taşıyor. Tasarımların yazla olan ilişkisini düşündüğümde benim için ortaya çıkan görüntü tam olarak bu: doğal, renkli, enerjik ama aynı zamanda sade.<br><br><strong>Bugünün mücevher dünyasında kişisellik ve zamansızlık giderek daha fazla önem kazanıyor. Sizce bir mücevheri yıllar sonra da özel kılan şey nedir?<br></strong>Bence bir tasarımı yıllar sonra da özel kılan şey yalnızca malzemesinin değeri değil, onunla kurulan kişisel bağ. Bir takı hayatınızın belirli bir dönemini, bir yolculuğu, bir insanı ya da sadece o dönemdeki halinizi hatırlatabiliyor. Zaman içinde kendi hikayesini toplamaya başlıyor ve bu yüzden değeri de değişiyor. Tasarım açısından ise zamansızlığı çok nötr ya da klasik olmakla eş anlamlı görmüyorum. Güçlü ve özgün bir tasarım dili olan bir parça da zamansız olabilir. Benim için önemli olan, yıllar sonra baktığınızda h&acirc;l&acirc; karakterini koruyan ve yeniden takmak istediğiniz bir tasarım yaratabilmek.<br><br><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/7c8b7d12-fd08-4620-9e97-33813fe36621-c4e2468f-dfdb-4b6a-a258-54c39f32a3c3" style="width: 800px;"><br><strong>Mücevher tasarımında trendleri takip etmek ile kendi tasarım dilini korumak arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?<br></strong>Trendleri takip ediyorum çünkü tasarımın içinde bulunduğu dönemin görsel dilinden tamamen bağımsız olması mümkün değil. Ama hiçbir zaman bir koleksiyona başlarken çıkış noktam trendler olmuyor. Önce anlatmak istediğim hikaye ve form geliyor. Dönemin renkleri, farklı kullanım biçimleri ya da değişen oranlar tasarım sürecine zaman zaman dahil olabiliyor ama bunları mutlaka SIM and ROZ&rsquo;un kendi dili içinde yorumluyorum. Benim için asıl önemli olan, birkaç sezon sonra da tasarıma baktığımda markaya ait olduğunu hissedebilmek. Trendler değişebilir, güçlü bir tasarım kimliğinin ise sürekliliği olması gerektiğine inanıyorum.</p><p>&nbsp;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/815403da-9698-4915-8e2b-8791a1691d2a-kapak.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/815403da-9698-4915-8e2b-8791a1691d2a-kapak.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Vegan Beslenmede Doğru Denge Nasıl Kurulur?]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/vegan-beslenmede-dogru-denge-nasil-kurulur</link>
									<description><![CDATA[Vegan beslenmede dengeli ve sürdürülebilir bir düzen kurmanın yolu, tabağa yalnızca çıkardıklarımız üzerinden değil, eklediklerimiz üzerinden bakmaktan geçiyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/vegan-beslenmede-dogru-denge-nasil-kurulur</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 09 Sep 2026 12:00:44 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/db9faacb-bd1e-49ed-8604-12fc413a0929-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Kapak Fotoğrafı: On x Erewhon</em></span></p><p><br></p><p>Sağlık, çevresel kaygılar ya da hayvan refahı&hellip; Vegan beslenmeyi tercih etmenin arkasında farklı nedenler bulunabiliyor. Ancak et, balık, tavuk, süt ürünleri ve yumurtanın tüketilmediği bu beslenme düzeninde asıl mesele, çıkarılan gıdaların yerine ne konulduğu. Hayvansal kaynaklı besinleri yalnızca listeden silmek dengeli bir vegan beslenme düzeni oluşturmak için yeterli değil. Bu besinlerden alınan protein, vitamin, mineral ve yağ asitlerinin bitkisel kaynaklardan hangi miktarda karşılanacağının kişinin ihtiyaçlarına göre planlanması gerekiyor. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Kliniği&rsquo;nden Dyt. Ecem Çiçek Çakmak, vegan beslenmenin tek başına &ldquo;sağlıklı&rdquo; ya da &ldquo;sağlıksız&rdquo; olarak tanımlanamayacağını belirtiyor: &ldquo;Her bireyin enerji ve besin öğesi ihtiyacı farklıdır. Yaş, cinsiyet, fiziksel aktivite düzeyi, yaşam tarzı, günlük rutin, mevcut beslenme alışkanlıkları ve bireysel hedefler oluşturulacak planı doğrudan etkiler. Bu nedenle hazır bir beslenme listesini herkes için uygulamak yerine kişinin ihtiyaçlarına uygun bir plan hazırlanması daha doğru bir yaklaşım.&rdquo;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/3fabe224-2c90-4e96-b21c-12056629474c-b464e594-a8bb-4869-98a4-e4bf990edc68" style="width: 300px;">Miss Sixty</p><p><strong style="text-align: initial;">Vegan Beslenmede Hangi Besin Öğelerine Dikkat Edilmeli?</strong><br>Vegan beslenen kişilerin özellikle protein, B12 vitamini, demir, kalsiyum, iyot, D vitamini, çinko ve omega-3 yağ asitlerinin yeterli düzeyde alınıp alınmadığına dikkat etmesi gerekiyor. Baklagiller, soya ürünleri, tam tahıllar, sebze ve meyveler, kuruyemişler ile tohumların dengeli ve çeşitli biçimde tüketilmesi bu noktada önem taşıyor. Zenginleştirilmiş bitkisel içecekler ve diğer desteklenmiş ürünler de beslenme planına katkıda bulunabiliyor. Takviye kullanımı ise kan değerleri ve kişisel ihtiyaçlar değerlendirilmeden gelişigüzel biçimde planlanmamalı, uzmana mutlaka danışılmalı.</p><p><strong>Bilimsel Araştırmalar Ne Söylüyor?</strong><br>Academy of Nutrition and Dietetics tarafından 2025 yılında yayımlanan değerlendirme, doğru şekilde planlanan vegan ve vejetaryen beslenme modellerinin yetişkinlerde besin öğesi ihtiyacını karşılayabileceğini gösteriyor. Bununla birlikte değerlendirmede, bireysel ihtiyaçların dikkate alınması ve olası eksikliklerin takip edilmesi gerektiği de vurgulanıyor. Başka bir bilimsel çalışma ise vegan bireylerde özellikle B12 vitamini, kalsiyum ve iyot alımının daha düşük olabileceğine dikkat çekiyor. Dolayısıyla bir beslenme modelini yalnızca &ldquo;iyi&rdquo; ya da &ldquo;kötü&rdquo; olarak sınıflandırmak yerine tabağın bütününe, besin çeşitliliğine ve kişinin sağlık durumuna bakmak gerekiyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/8fa25f6b-f218-41f1-927d-ec9db7231d11-2a17f3c7-7fc3-4877-8c09-bd9dabde5358" style="width: 300px;">Triangl</p><p><strong>Bir Gecede Değil, Sürdürülebilir Adımlarla</strong><br>Vegan beslenmeye geçerken bütün alışkanlıkları bir anda değiştirmek yerine süreci kademeli biçimde yönetmek, yeni besin kaynaklarını tanımayı ve dengeli bir düzen kurmayı kolaylaştırabilir. Dyt. Ecem Çiçek Çakmak, geçiş sürecinde mevcut beslenme alışkanlıklarının değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor: &ldquo;Önceliğimiz, kişinin bir anda tüm alışkanlıklarını değiştirmesi değil, beslenme düzeninin sürdürülebilir biçimde yeniden yapılandırılmasıdır. Gerektiğinde kan değerlerinin takip edilmesi ve profesyonel değerlendirme doğrultusunda hareket edilmesi de sürecin sağlıklı şekilde yürütülmesini destekler.&rdquo; Özellikle uzun süre vegan beslenmeyi planlayanların belirli aralıklarla kan değerlerini kontrol ettirmesi, beslenme düzenini ihtiyaçlarına göre güncellemesi ve gerekli görülmesi halinde uzman desteğiyle takviye kullanması önem taşıyor. Çünkü sağlıklı bir vegan beslenme düzenini belirleyen yalnızca nelerin tüketilmediği değil, onların yerine hangi besinlerin ne kadar çeşitli ve dengeli biçimde eklendiği.</p><p>&nbsp;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/db9faacb-bd1e-49ed-8604-12fc413a0929-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/db9faacb-bd1e-49ed-8604-12fc413a0929-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Kate Barton Soruyor: Bir Malzeme Ne Kadar Farklılaşabilir?]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/kate-barton-soruyor-bir-malzeme-ne-kadar-farklilasabilir</link>
									<description><![CDATA[Kate Barton’ın tasarım pratiği, bir malzemenin alışılmış sınırlarını zorlamakla başlıyor. Kumaşı dönüştürüyor, formları yeniden kuruyor, teknolojiyi zanaatla karşılaştırmak yerine birbirine yaklaştırıyor ve en iyi fikirlerinin bazılarının hiç beklenmedik yerlerden geldiğini itiraf ediyor. 2022’de kurduğu markası bugün tanınabilir bir dile sahip; Barton’ın yeni sorusu ise bu dili ne kadar ileri götürebileceği. New York Moda Haftası İlkbahar/Yaz 2027 defilesine sayılı günler kala Kate Barton ile bu soruları konuşuyoruz.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/kate-barton-soruyor-bir-malzeme-ne-kadar-farklilasabilir</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Tue, 08 Sep 2026 18:00:03 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/bc5b9025-687e-4355-bb8b-abff9fc4fa09-katebarton.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Kapak Fotoğrafı: Nicole Bell</em></span></p><p><br></p><p>Kate Barton için tasarım, çoğu zaman bir eskizle değil, bir kumaş parçasıyla ve basit bir soruyla başlıyor: Bu malzemeyle başka neler yapılabilir? 2022&rsquo;de kurduğu kendi adını taşıyan markada, malzemelerin alışılmış davranışlarını sorguluyor; drapajı teknolojiyle, el işçiliğini form mühendisliğiyle bir araya getiriyor ve özgür düşünmeyi, deyim yerindeyse saçmalamaya imkan tanımayı, tasarım sürecinin bir parçası olarak kabul ediyor. Ortaya çıkan heykelsi ve beklenmedik silüetler ilk bakışta deneysel görünse de Barton için asıl mesele, bir fikri yalnızca görsel olarak çarpıcı kılmak değil, onu beden üzerinde anlamlı ve yaşanabilir hale getirmek. SCAD&rsquo;deki eğitiminin ardından kendi tasarım dilini kısa sürede oluşturan genç tasarımcı, bugün Kate Barton dünyasını daha da genişletmenin yollarını arıyor: Günlük giyimden aksesuarlara, teknolojiden sürdürülebilir üretime uzanan ama merkezinde h&acirc;l&acirc; aynı merakın olduğu bir dünya hayali var. 10 Eylül günü New York Moda Haftası&#39;nda gerçekleşecek İlkbahar/Yaz 2027 defilesi öncesi Kate Barton, hayallerini ve yeni koleksiyonun ipuçlarını ELLE Türkiye ile paylaşıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/00da07c3-7f4c-4cee-963c-bfb5a8906b57-1a7035c8-3e08-4877-bf56-2b0ed9273919" style="width: 300px;"></p><p><strong>En baştan başlamak isterim. Moda ve tasarım, küçük yaşlardan itibaren ilgi duyduğunuz bir alan mıydı?</strong><br>Aslında hayır. Kansas City&rsquo;de üçüz olarak büyüdüm ve özellikle yaratıcı bir ortamda yetişmedim. Her zaman tasarımcı olmak istediğini bilen bir çocuk değildim. Üniversiteye &nbsp;işletme okumak için gittim, ardından moda pazarlamasına yöneldim; dolayısıyla tasarıma görece geç adım attım.</p><p>Üçüz olmanın beni küçük yaşlardan itibaren bireysellik konusunda çok bilinçli hale getirdiğini düşünüyorum. Sürekli bir grubun parçası olarak görülüyorsunuz, dolayısıyla kendimi diğerlerinden ayırmanın ve kendi bakış açımı bulmanın yollarını hep aradım. Geriye dönüp baktığımda, bu içgüdünün işlerime de yansıdığını düşünüyorum. Tasarımın kendimi ifade etme biçimim olacağını henüz bilmiyor olsam bile her zaman bir şeyleri biraz farklı yapmaya ilgi duydum.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/ba087052-97b4-4757-a357-38c556c7dd58-9d8c636b-4a7b-4dd4-86ab-5659c965e01d" style="width: 700px;"></p><p><strong>Kate Barton&rsquo;ı 2022&rsquo;de, mezuniyetinizden kısa bir süre sonra kurdunuz ve daha en başından oldukça belirgin bir bakış açınız vardı. Yeni mezunken ne istediğinizi bilmek, hatta belirli bir yol izlemek bile zor. Kendi dilinizi oluşturmak için doğru zamanın bu olduğuna sizi ne ikna etti?</strong><br>Kendimi tamamen hazır hissettiğim bir an olduğunu sanmıyorum. Bir anlamda, tasarıma geleneksel bir yoldan ilerlememiş olmam, başlamam konusunda bana özgüven verdi. Lisansüstü eğitim için SCAD&rsquo;e gittiğimde etrafımdaki insanların çoğunun dikiş, kalıp ve konstrüksiyon konusunda benim sahip olmadığım yıllara dayanan teknik bir eğitimi vardı. Ben ise problem çözmek ve bana anlamlı gelen üretim yöntemleri bulmak zorundaydım. Başlangıçta bir dezavantaj gibi görünen şey zamanla tasarım dilimin temelini oluşturdu. Mezun olduğumda, bana özgü hissettiren süreçler ve teknikler geliştirmiştim. Markayı kurmak, her şeyi çözdüğümü düşünmekten ziyade orada keşfetmeye devam etmek istediğim bir şey olduğunu fark etmekle ilgiliydi.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/476feefd-03fa-4c45-8f9e-133e83e7dbc3-f5c934bf-e2cb-498d-9038-e0bae18691b1" style="width: 700px;"><em>Fotoğraf: Junri Kamiwaki</em></p><p><strong>Tasarımlarınız genellikle geleneksel bir sezon temasından ziyade kumaşın kendisinden yola çıkıyor. Fikirleriniz genellikle nerede başlıyor: bir malzemede, bir silüette, bir teknikte mi, yoksa modanın tamamen dışından bir ilhamla mı?</strong><br>Genellikle malzemeyle ve şu soruyla başlıyor: Bu (malzeme) başka neler yapabilir? Hiçbir zaman çok doğrudan, mevsimsel bir tema etrafında koleksiyon yaratmakla özellikle ilgilenmedim. Bir süreci geliştirmekle ya da bir önceki koleksiyonda keşfettiğim bir şeyi alıp beklenmedik bir yöne taşımakla çok daha fazla ilgileniyorum.</p><p>Bazen düz bir kumaş parçasıyla başlayıp kendi formunu oluşturana kadar onu manipüle ediyorum. Bazen de fiziksel olarak çözmek istediğim bir baskı, bir konstrüksiyon tekniği ya da bir illüzyon olabiliyor. Sürecin beni planlamadığım bir yere götürmesini seviyorum. En sevdiğim fikirlerin çoğu düşünceleri özgür bırakmaktan ortaya çıktı.</p><p><strong>Çalışmalarınızda form ve işlev arasında sürekli bir diyalog var. Deneysel bir fikrin gerçekten birinin giymek isteyeceği bir parçaya dönüştüğünü nasıl anlıyorsunuz?</strong><br>Bu her zaman zorlu kısım. Deney yapmayı çok seviyorum ama sonuçta insanların giymesi için kıyafetler tasarlıyorum. Benim için en başarılı parçalar, önce fikri fark ettiğiniz, ardından onun arkasında bir mantık ve rahatlık olduğunu gördüğünüz parçalar. Bir şey son derece heykelsi veya karmaşık görünebilir ama aslında beden üzerinde oldukça basit durabilir.</p><p>Sürekli bir düzenleme yapıyorum. Deneysel bir çalışma yalnızca bir obje olabiliyorsa, bu da ilginç, bunun mutlaka bir giysiye dönüşmesi gerekmiyor. Beni asıl heyecanlandıran an, bir parçanın görsel olarak sizi şaşırtırken onu giyen kişinin kendini rahat ve kendisi gibi hissetmesine izin vermesi.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/e495337e-08e0-4e02-817f-b6a0c4243025-89844f93-5598-42d9-af24-07e7d5d29b2e" style="width: 700px;"><em>Sonbahar/Kış 2025, Launchmetrics Spotlight</em></p><p><strong>Geleneksel zanaatkarlık, teknoloji, drapaj ve form mühendisliği gibi farklı alanlarda &nbsp;çalışıyorsunuz. Stüdyonuzda deneysel süreç nasıl ilerliyor?</strong><br>Çok fiziksel bir şekilde. Çok fazla test yapılıyor, iğneliyoruz, kesiyoruz, drape yapıyoruz, baskı uyguluyoruz, başarısız oluyoruz ve yeniden başlıyoruz. Teknoloji sürecin bir parçası ama teknolojiyle zanaatkarlığı birbirinin karşıtı olarak görmüyorum. Birbirlerini nasıl besledikleriyle ilgileniyorum. Bir formu tasarlamak veya anlamak için teknolojiyi kullanabiliyoruz ancak ardından onu drapaj ve el işçiliğiyle çözüyoruz. Ayrıca bir malzemenin ne yapması gerektiğine dair çok fazla kuralla başlamamaya çalışıyorum. Bir kumaşın mutlaka geleneksel olarak davrandığı şekilde davranması gerekmiyor. Bu varsayımların bazılarını ortadan kaldırdığınızda yalnızca eskiz yaparak keşfedemeyeceğiniz olasılıkları görmeye başlıyorsunuz.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/6553d8fb-2c0c-4467-a4dc-a511e97d96ce-47ef68c6-6bee-4a99-ac79-85813deadefb" style="width: 700px;"><em>Kate Barton&#39;ın New York stüdyosu</em></p><p><strong>Sizin için ideal çalışma ortamı neye benziyor? Bir koleksiyonun derinliklerine daldığınızda nasıl bir atmosfer, rutin veya çevre en özgür şekilde düşünmenize yardımcı oluyor?</strong><br>Stüdyo biraz kaotik ama fikirlere son derece odaklı olduğunda muhtemelen en mutlu halimde oluyorum. Etrafımda malzemelerin olmasını ve bir fikri kağıda zorla aktarmaya çalışmak yerine fiziksel olarak farklı deneyler arasında hareket edebilmeyi seviyorum. Ayrıca dış dünyayı düşünmeden çalışabileceğim dönemlere ihtiyacım var. Bir marka yürütmek, yaratıcı kararlarla ticari kararlar arasında sürekli gidip gelmek anlamına geliyor; dolayısıyla yalnızca deney yapabildiğiniz o anları korumak inanılmaz derecede önemli. Benim için ideal ortam, herkesin beklenmedik bir şey önermekte kendini rahat hissettiği bir ortam. Bazen odadaki en tuhaf fikir, denenmeye değer olan fikirdir.</p><p><br></p><p><iframe class="instagram-media instagram-media-rendered instagram-media-rendered" id="instagram-embed-0" src="https://www.instagram.com/reel/DUyfkLxAccu/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=1080&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%2F32d50d8c-db65-418d-a1a6-b4b900a50302#%7B%22ci%22%3A0%2C%22os%22%3A486%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="1095" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-0" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px 0px 12px; min-width: 326px; padding: 0px;"></iframe></p><p><strong>Katy Perry, Hilary Duff gibi isimler tarafından giyilen ve başka isimlerin yanı sıra &quot;Emily in Paris&quot;te de yer alan parçalarınız var. Markanın görünürlüğü arttıkça bu durum tasarım yapma biçiminizi değiştirdi mi, yoksa kendinizi bu tür dış baskılardan korumaya mı çalışıyorsunuz?</strong><br>Yaratıcı süreci bundan korumaya çalışıyorum. Elbette hayran olduğunuz birinin tasarladığınız bir şeyi giydiğini görmek ya da bir tasarımınızın bir anda ekranda belirmesi inanılmaz heyecan verici. Marka için bu anlar, başladığımızda hayal etmemizin bile zor olduğu bir görünürlük sağlıyor. Fakat bu ilgiden yola çıkarak geriye doğru tasarım yapmak istemiyorum. Kendime &quot;Bunu kim giyebilir?&quot; sorusunu, &quot;Bu ilginç mi? Bizim için yeni bir şey mi?&quot; sorularını sormadan önce sormak istemiyorum. Değişen şey, birinin Kate Barton dünyasına girebileceği farklı yollar hakkında giderek daha fazla düşünmem. Bunun her zaman en heykelsi gece elbisesi üzerinden olması gerekmiyor. Marka büyüdükçe aynı fikirleri terzilik, triko, çoklu parçalar ve birinin günlük hayatının parçası haline gelebilecek giysilere nasıl aktarabileceğimle ilgileniyorum.</p><p><br></p><p><iframe class="instagram-media" id="instagram-embed-0" src="https://www.instagram.com/p/C_1tMskB-qx/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=1080&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%2F32d50d8c-db65-418d-a1a6-b4b900a50302#%7B%22ci%22%3A0%2C%22os%22%3A316%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="1001" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-0" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px; min-width: 326px; padding: 0px; position: absolute;"></iframe></p><p><br></p><p><strong>Çalışmalarınız heykelsi silüetleri, sıvı hissi veren uygulamaları ve beklenmedik malzemeleriyle tanınıyor. Çok fazla ipucu vermeden, İlkbahar/Yaz 2027 koleksiyonu için yarattığınız dünya hakkında bize neler söyleyebilirsiniz? Bu koleksiyonun kapısını açan belirli bir malzeme, form veya fikir oldu mu?</strong><br>İlkbahar/Yaz 2027 koleksiyonu için, markayı tanımlayan deneysel yaklaşımı korurken insanların Kate Barton&rsquo;ın ne olabileceğine dair düşüncelerini genişletmekle ilgileniyorum. Son birkaç sezondur illüzyon ve algı hakkında çok düşünüyorum: Bir şeyin uzaktan bir malzeme, form veya giysi türü gibi görünmesi ve yaklaştığınızda tamamen farklı bir şey ortaya çıkarması. Bu diyaloğu sürdürmek ama bedenle yeni iletişimler bulmasını istiyorum. Bu sezon aynı zamanda daha canlı bir renk hikayesine doğru ilerliyoruz ama çok spesifik, beklenmedik tonlara gösterdiğimiz aynı yoğun dikkati koruyoruz. Ayrıca kontrol ve akışkanlık, mühendislikle tasarlanmış bir şey ile neredeyse tesadüfen ortaya çıkmış hissi veren bir şey arasındaki gerilimi araştırıyorum.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/166c0744-244f-4b7c-8358-571dc3f3d7d0-afd47b72-a9fb-4237-8167-59cb58db2d1d" style="width: 700px;"><em>New York Moda haftasında sunacağı İlkbahar/Yaz 2027 koleksiyonundan ipuçları</em></p><p><strong>Yükselen &nbsp;bir tasarımcı için New York Moda Haftası&rsquo;nda koleksiyon sunmak büyük bir girişim. İlk fikirden defileye kadar olan yolculuk sizin için gerçekte nasıl ilerliyor? İlk eskizden veya malzeme deneyinden son görünümün podyumda yürümesine kadar süreci bizimle paylaşabilir misiniz?</strong><br>Muhtemelen insanların hayal ettiğinden çok daha az doğrusal ilerliyor. Nadiren bir koleksiyonun tamamını gösteren bir eskizle başlayıp uygulamasına geçiyorum. Genellikle deneylerle başlıyor: bir kumaş, bir form, yeni bir konstrüksiyon yöntemi. Bir şey yapıyoruz, bedene giydiriyoruz, fotoğrafını çekiyoruz, değiştiriyoruz, parçalara ayırıyoruz ve bazen tamamen yeniden inşa ediyoruz. Tek bir deney bir anda üç farklı fikrin ortaya çıkmasına yol açabiliyor.</p><p>Sonra her bir parçadan geri çekilip koleksiyonu bir bütün olarak anlamanız gereken bir noktaya geliyorsunuz. Ne eksik? Ne tekrar ediyor? Nerede sadeliğe ihtiyaç var? İşte o zaman düzenleme süreci gerçekten önem kazanıyor. Ardından moda haftası tamamen farklı bir katman ekliyor. Artık yalnızca kıyafet tasarlamıyorsunuz. Casting, styling, müzik, ışık, mekan, fotoğraf ve birinin koleksiyonla ilk karşılaşmasında onu nasıl deneyimleyeceği üzerine düşünüyorsunuz. Bu muazzam bir girişim ama tüm bu ayrı kararların bir anda tek bir dünyaya dönüştüğü o anı seviyorum.</p><p><strong>Sürdürülebilirlik, malzemelere ve zanaatkarlığa yaklaşımınızla yakından bağlantılı. Bu kadar deneysel süreçlerle çalışırken sürdürülebilirliği nasıl konumlandırıyorsunuz ve markayı kurduğunuzdan beri sorumlu tasarım konusunda neler öğrendiniz?</strong><br>Benim için sorumlu tasarım, sonradan bir hikaye olarak eklenmek yerine bir şeyin nasıl üretildiğiyle başlamalı. Kumaş odaklı sürecimiz, en başından itibaren verimlilik üzerine düşünmemi sağladı. Dikişleri ve atıkları en aza indirebilen mühendislik ürünü kesimlerle, yerel numune üretimiyle, sipariş üzerine ve kişiye özel üretimle çalışıyoruz, ayrıca geliştirme sürecimiz boyunca malzemeleri ve destekleyici unsurları değerlendirmeye devam ediyoruz.</p><p>Bununla birlikte sürdürülebilirliğin, bir anda her şeyi çözdüğünüzü söyleyebileceğiniz bir varış noktası olmadığını da öğrendim. Özellikle genç bir şirket olarak bu, sürekli daha iyi sorular sorma süreci: Daha az kullanabilir miyiz? Bu konstrüksiyonu daha akıllı hale getirebilir miyiz? Bu parçanın ömrünü uzatabilir miyiz? Farklı bir şekilde üretebilir miyiz? Deney yapmak aslında bu konuda inanılmaz derecede faydalı çünkü sektörün yalnızca her zaman böyle yapıldığı için kabul ettiği sistemleri sorgulamanıza olanak tanıyor.</p><p><br></p><p><iframe class="instagram-media instagram-media-rendered" id="instagram-embed-0" src="https://www.instagram.com/reel/DYiKK3Ivmwr/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=1080&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%2F32d50d8c-db65-418d-a1a6-b4b900a50302#%7B%22ci%22%3A0%2C%22os%22%3A622%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="1071" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-0" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px 0px 12px; min-width: 326px; padding: 0px;"></iframe></p><p><strong>Kistik Fibrozis Vakfı ile de bir bağınız var. Bu ilişki sizin için ne ifade ediyor ve çalışma biçiminizi ya da markanın etrafındaki topluluğu düşünme şeklinizi nasıl etkiledi?</strong><br>Kistik Fibrozis Vakfı benim için çok anlamlı ve markanın topluluğuyla yalnızca kıyafetlerin ötesine geçen bir ilişki kurmasını her zaman istedim. İlk işbirliğimiz New York Şehir Maratonu&rsquo;yla bağlantılı bir tişört yaratmayı içeriyordu ancak bunu markayla birlikte gelişmeye devam edebilecek bir fırsat olarak görüyorum.</p><p>Moda size bir platform sunuyor ve inanılmaz bir insan topluluğunu bir araya getiriyor. Şirket büyüdükçe, gerçekten önem verdiğiniz şeyleri desteklemek için bu platformu kullanmanın hem bir sorumluluk hem de gerçek bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Hayırseverliğin, markadan ayrı bir şey gibi hissettirmek yerine Kate Barton&rsquo;ın temsil ettiği şeyin giderek daha fazla parçası haline gelmesini istiyorum.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/804f76cd-f519-4644-b735-ecdda51f7dd5-93df7e86-6fc2-4a23-a24b-a0e0f360e522" style="width: 300px;"><em>Fotoğraf: Nicole Bell</em></p><p><strong>Görece kısa bir süre içinde son derece tanınabilir bir görsel dil oluşturdunuz. Şimdi neyi keşfetmek istiyorsunuz? Bundan sonra kendinize ve Kate Barton&rsquo;a neyi meydan okumak istersiniz?</strong><br>Yarattığımız dili, onu tanınabilir kılan şeyleri kaybetmeden ne kadar ileri taşıyabileceğimizi merak ediyorum. Başlangıçta insanlar Kate Barton&rsquo;ı genellikle çok heykelsi bir elbise ya da sıradışı bir malzeme uygulaması üzerinden keşfediyordu. Şimdi ise aynı fikirlerin birinin günlük gardırobuna, aksesuarlara, dijital deneyimlere veya geleneksel olarak moda olarak kabul edilmeyen kategorilere nasıl aktarılabileceğini sorgulamakla ilgileniyorum.&nbsp;</p><p>Markanın öngörülebilir hale gelmesini asla istemiyorum. Amaç, insanların bizi zaten ilişkilendirdiği parçaları tekrar etmek değil. Düşünme biçimini tutarlı tutarken ortaya çıkan sonucun değişmesine izin vermek. Sanırım şu anda beni en çok heyecanlandıran mesele de bu: Bakış açısını daha az özgün hale getirmeden dünyayı büyütmek.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/bc5b9025-687e-4355-bb8b-abff9fc4fa09-katebarton.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/bc5b9025-687e-4355-bb8b-abff9fc4fa09-katebarton.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Lug Von Siga, Milano Moda Haftası’na “Il Silenzio” ile Dönüyor]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/lug-von-siga-milano-moda-haftasina-il-silenzio-ile-donuyor</link>
									<description><![CDATA[Gül Ağış’ın Milano’da geçirdiği yılların ardından kurduğu Lug Von Siga, 16 yıl sonra şehre bu kez kendi markasıyla dönüyor. Marka, İlkbahar/Yaz 2027 koleksiyonu “Il Silenzio”yu 23 Eylül’de Milano Moda Haftası kapsamında sunacak.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/lug-von-siga-milano-moda-haftasina-il-silenzio-ile-donuyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Tue, 08 Sep 2026 15:00:47 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/debfbe12-7bd1-418f-b5c0-65cbe40f6066-lugvonsiga.png"/><p>Lug Von Siga, İlkbahar/Yaz 2027 koleksiyonu &ldquo;Il Silenzio&rdquo;yu 23 Eylül&rsquo;de Milano Moda Haftası kapsamında sunacak. Markanın kurucusu ve kreatif direktörü Gül Ağış için bu sunum, tasarım eğitimi ve profesyonel hayatının yaklaşık 10 yılını geçirdiği Milano&rsquo;ya yıllar sonra kendi markasıyla dönmek anlamına geliyor. Türkiye&rsquo;ye döndükten sonra Lug Von Siga&rsquo;yı kuran Ağış, 16 yıl içinde markanın uluslararası satış ağını yaklaşık 80 noktaya taşıdı. Avrupa&rsquo;daki varlığını genişletmeye hazırlanan marka için Milano sunumu, uluslararası büyüme planının yeni adımlarından biri.</p><p><strong>Milano&rsquo;ya Dönüş</strong><br>Lug Von Siga&rsquo;nın tasarım anlayışı, hızlı tüketim döngüsünün dışında kalmayı ve zamana karşı değerini koruyan parçalar üretmeyi temel alıyor. El işçiliği, geleneksel üretim teknikleri ve çağdaş kadın giyimi markanın koleksiyonlarında bir araya geliyor.</p><p>&ldquo;Il Silenzio&rdquo; ise bu yaklaşımı daha içsel bir hikaye üzerinden ele alıyor. İtalyanca &ldquo;sessizlik&rdquo; anlamına gelen koleksiyon aşk, özlem, arayış ve teslimiyet gibi duygulara, söylenmeyenler üzerinden bakıyor. Koleksiyonun düşünsel çerçevesinde Mevlana ve Şems&rsquo;in dünyasından izler de bulunuyor.</p><p><strong>Beyazın Sessizliği</strong><br>Beyaz ve beyazın farklı tonlarının öne çıktığı koleksiyonda transparan yüzeyler, nakışlar ve el işçiliği dikkat çekiyor. Sade renk paleti, koleksiyonun sessizlik fikrini desteklerken, detaylardaki el emeği Lug Von Siga&rsquo;nın zanaat odaklı tasarım anlayışını sürdürüyor.</p><p>&ldquo;Il Silenzio&rdquo;, markanın bugüne kadar geliştirdiği tasarım dilini daha sade ve içsel bir noktaya taşırken, Lug Von Siga&rsquo;nın Milano&rsquo;daki yeni döneminin de başlangıcını oluşturuyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/debfbe12-7bd1-418f-b5c0-65cbe40f6066-lugvonsiga.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/debfbe12-7bd1-418f-b5c0-65cbe40f6066-lugvonsiga.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Kırılan ve Yıpranan Saçlar İçin Bağ Onarıcı Bakım Rehberi]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/sac/kirilan-ve-yipranan-saclar-icin-bag-onarici-bakim-rehberi</link>
									<description><![CDATA[Isı, boya ve kimyasal işlemlerle yıpranan saçlar için yalnızca nem artık yeterli değil. “Bond repair” olarak tanıdığımız yeni nesil bakım yaklaşımı, saç tellerine geçici bir yumuşaklık kazandırmanın ötesine geçerek hasar gören bağları desteklemeyi hedefliyor. ]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/sac/kirilan-ve-yipranan-saclar-icin-bag-onarici-bakim-rehberi</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Tue, 08 Sep 2026 12:10:57 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/25f06501-c273-4525-a9a2-d112c57a9ee4-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><br></p><p>Son dönemde güzellik dünyası odağını saç telinin daha derinlerinde gerçekleşen hasara çeviriyor diyebiliriz. Açıcılar, sık yapılan renklendirme işlemleri, yüksek ısı ve hatta günlük tarama alışkanlıkları saçın gücünü ve esnekliğini sağlayan yapısal bağları zayıflatabiliyor. Sonuç ise kuruluk hissinden çok daha fazlası oluyor: Kolay kopan, esnekliğini kaybeden, şekil almakta zorlanan ve ıslakken sakız gibi uzayan saçlar&hellip; Tam da bu noktada karşımıza &ldquo;bond repair&rdquo; ürünleri çıkıyor. Türkçede saç bağlarını onaran bakım ya da daha kısa haliyle bağ onarıcı bakım olarak adlandırabileceğimiz bu kategori, saç bakımının en hızlı büyüyen alanlarından biri.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/4d387695-2e51-4e46-af18-5abf910878fd-f5bcb295-cc6d-40f0-9717-1421d607e396" style="width: 300px;"></p><p><strong>&ldquo;Bağ Onarıcı&rdquo; Tam Olarak Ne Demek?</strong><br>Saç telimizin büyük bölümü keratin adı verilen bir proteinden oluşuyor. Keratin zincirlerini bir arada tutan farklı kimyasal bağlar, saçın dayanıklılığında, şeklinde ve esnekliğinde rol oynuyor. Özellikle açıcı ve kalıcı boya gibi kimyasal işlemler bu bağların bir kısmını zayıflatabiliyor. İşte bağ onarıcı ürünler ise formüllerindeki teknolojiye göre saçın hasarlı bölgelerini hedeflemeyi, zayıflayan bağları desteklemeyi veya saç lifinin çevresinde koruyucu bir yapı oluşturmayı amaçlıyor. Ancak bütün &ldquo;bond repair&rdquo; yani bağ onarıcı ürünlerin aynı şekilde çalışmadığını unutmamak gerekiyor. Bazı formüller disülfit bağlarına odaklanırken bazıları peptitler, amino asitler, proteinler ya da asit kompleksleri üzerinden saç telinin direncini artırmayı hedefliyor. Kısacası &ldquo;bond repair&rdquo; tek bir içerik değil, farklı teknolojileri kapsayan bir bakım kategorisi.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/fd8ee8f6-93de-47eb-9865-401115e124ab-b0dc9a77-7e49-4805-933e-04b5fdcd50cb" style="width: 300px;"></p><p><strong>Saç Maskelerinden Farklı</strong><br>Klasik saç kremleri ve maskeler çoğunlukla saçın dış yüzeyini yumuşatıyor, sürtünmeyi azaltıyor ve daha parlak bir görünüm sağlıyor. Bu ürünler saçın kolay taranması ve nemli hissedilmesi açısından h&acirc;l&acirc; oldukça önemli. Bağ onarıcı bakımlar ise daha çok saç telinin gücüne, esnekliğine ve kırılmaya karşı dayanıklılığına odaklanıyor. Bu nedenle iki kategori birbirinin yerine geçmek zorunda değil. Bağ onarıcı bir ürün kullandıktan sonra saçınızı h&acirc;l&acirc; kuru hissediyorsanız bakım rutininize nem veren bir maske veya saç kremi eklemeniz gerekebilir. Çünkü güçlü görünen saç her zaman yeterince nemli olmayabilir. Aynı şekilde yumuşak saç da yapısal olarak tamamen sağlıklı olmayabilir.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/7baf81bd-99d8-4561-82d0-bdc09ab0355f-bfa1e98c-7275-4e54-8396-f6730c104f0c" style="width: 300px;"></p><p><strong>İşlem Görmüş Saçlarda Fark Yaratabilir</strong><br>Saçınız sık sık açılıyor, röfle veya balyaj işlemi görüyorsa bağ onarıcı bakımlar rutininizde fark yaratabilir. Düzleştirici, maşa ve fönü yoğun kullanmak, saçı çok sıkı toplamak, sert şekilde taramak ve güneşle deniz suyuna uzun süre maruz kalmak da saç tellerindeki yıpranmayı artırabilir. Islakken aşırı esneyen, uçlardan kopan, matlaşan, formunu kaybeden veya boya sonrasında dokusu belirgin biçimde değişen saçlar bu ürünlerden fayda görebilir. Buna karşılık işlem görmemiş ve belirgin hasarı bulunmayan saçlarda yoğun bağ onarıcı rutinlere her zaman ihtiyaç olmayabilir.</p><p><strong>Yeni Nesil Saç Bakımının Anahtarı Denge</strong><br>Bağ onarıcı ürünler, özellikle kimyasal işlem görmüş ve kırılmaya eğilimli saçlar için bakım rutinindeki eksik parçayı tamamlayabilir. Yine de tek başlarına bütün saç sorunlarını çözen mucizevi bir adım değiller. Isı koruyucu kullanmak, saçı nazikçe taramak, yeterli nem desteği sağlamak ve yıpranmış uçları düzenli olarak kestirmek h&acirc;l&acirc; sağlıklı görünen saçların temelini oluşturuyor. Kısacası yeni nesil saç bakımının formülü yalnızca &ldquo;onarım&rdquo; değil. Bağları desteklemek, nemi korumak ve yeni hasarı mümkün olduğunca önlemek aynı rutinde buluştuğunda gerçek fark ortaya çıkıyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/25f06501-c273-4525-a9a2-d112c57a9ee4-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/25f06501-c273-4525-a9a2-d112c57a9ee4-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Kendine Yeniden Doğmak]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/mucevher-saat/kendine-yeniden-dogmak</link>
									<description><![CDATA[FOEN Jewelry’nin kurucusu ve kreatif direktörü Nesli Argıt Özkan, Phoenix koleksiyonunun çıkışındaki kişisel dönüşümü, mücevher tasarımında zanaat ile çağdaşlığın buluştuğu noktayı ve markanın yeni dönemini anlatıyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/mucevher-saat/kendine-yeniden-dogmak</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Tue, 08 Sep 2026 12:07:43 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/4e48aa79-7a88-4aa9-865d-eaa4e7d657f3-Foen_06_0808%20copy.jpg"/><p>Bazı dönüşümler bir anda değil, zaman içinde biriken deneyimlerin ve değişen bakış açılarının doğal bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Makine mühendisliği eğitiminin analitik yaklaşımını mücevhere duyduğu merakla birleştiren FOEN Jewelry kurucusu ve kreatif direktörü Nesli Argıt Özkan için de tasarım yolculuğu, kişisel bir dönüşümün ardından şekilleniyor. Markanın yeni Phoenix koleksiyonu ise bu hikayeye yıllar sonra yeniden bakıyor; Anka kuşunun sembolize ettiği yeniden doğuş fikrini, akışkan formlar, markiz kesim pırlantalar ve çağdaş mücevher kodları üzerinden yorumluyor.<br><br>Nesli Argıt Özkan ile FOEN&rsquo;in Kapalıçarşı&rsquo;nın köklü zanaatkarlık geleneğiyle kurduğu ilişki ve uluslararası pazarlara uzanan yolculuğu eşliğinde, tasarımın kişisel bir hik&acirc;yeden ortak bir duyguya nasıl dönüşebildiğini konuşuyoruz.<br><br><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/af6ce47a-753b-4fbf-89c5-d90b08210974-41a64795-66b0-4ef0-bffc-7919b03788e0" style="width: 500px;"><em>FOEN&nbsp;</em><span style="font-size: 12px;"><em>Jewelry&rsquo;nin kurucusu ve kreatif direktörü Nesli Argıt Özkan</em></span><br><br><strong>Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz? Makine mühendisliğinden mücevher tasarımına uzanan yolculuğunuz nasıl başladı? FOEN Jewelry nasıl doğdu?<br></strong>Makine mühendisliği eğitimi aldığım için oldukça analitik bir dünyanın içinden geliyorum. Mühendislik disiplininin kazandırdığı detay odaklı bakış bugün tasarımlarıma da yansıyor. Mücevhere, özellikle taşlara ve farklı malzemelere olan ilgim ise hep vardı.<br><br>FOEN&rsquo;den önce büyük ölçekli organizasyon ve projelerin farklı aşamalarında yer aldım. Orada edindiğim deneyim, yaratıcı bir fikrin arkasındaki yapıyı kurmayı ve onu hayata geçirmeyi öğrenmem açısından çok kıymetliydi. Bir yandan da kendim için aradığım, kullanmak istediğim mücevherleri her zaman bulamıyordum. Zamanla aradığım parçaları kendim tasarlamaya başladım ve FOEN&rsquo;in ilk adımları da böylece atılmış oldu. Hayatımda değişim ve dönüşümün yoğun olduğu bir dönemde, bütün bu birikimler daha kişisel bir noktada buluştu ve FOEN doğdu. Yani özetle bugün mühendislikten gelen disiplin, mücevhere duyduğum merak ve Kapalıçarşı&rsquo;nın zanaat geleneği markanın temelini oluşturuyor.</p><p style="text-align: center;"><br><span style="font-family: Times New Roman,Times,serif;"><span style="font-size: 72px;">&ldquo;</span></span><br><span style="font-size: 24px;">&ldquo;Mücevher artık insanın hayatındaki özel anı beklemiyor, onunla birlikte yaşıyor.&rdquo;</span></p><p><br><strong>Phoenix koleksiyonunun çıkış noktası Anka kuşu olsa da koleksiyonun merkezinde &quot;yeniden doğuş&quot; kavramını bilinçli bir dönüşüm ve kişisel bir karar olarak ele alıyorsunuz. Bu kavram sizin için zaman içinde nasıl anlam değiştirdi ve tasarım sürecine nasıl yansıdı?</strong><br>Yeniden doğuş benim için eskiden daha çok bir şeyleri geride bırakıp yeniden başlamakla ilgiliydi. Aslında bu fikir en başından beri FOEN&rsquo;in hikayesinin bir parçası. Markanın ismi de Phoenix&rsquo;le aynı kökten geliyor ve FOEN&rsquo;i kurduğum dönem benim için gerçekten bir şeyleri geride bırakıp yeniden başladığım bir dönemdi. Yıllar içinde yeniden doğuşun anlamı da benim için değişti. Bugün bunu yalnızca yeniden başlamak değil, kendine daha fazla alan açmak, ne istediğini daha net görmek ve biraz daha büyük hayaller kurmaya cesaret etmek olarak görüyorum.<br><br>Phoenix koleksiyonu da benim için düşüncelerimin dönüşmeye başladığı bir dönemde ortaya çıktı. Hayatımın pek çok alanında yeni bir evreye geçtiğimi, FOEN için de daha büyük düşünmeye hazır olduğumu hissettiğim bir zamandı. Bu kez dönüşümün içinde, neyi neden yaptığını daha iyi bilen, kendine ve markasına daha fazla güvenen bir yerde duruyordum. Bu yüzden Phoenix koleksiyonu benim için FOEN&rsquo;in başlangıcındaki o yeniden doğuş fikrine yıllar sonra, daha deneyimli bir yerden bakmak gibi oldu. Anka kuşunun hikayesi de uzaktan baktığım bir ilham kaynağından çok hem benim hem markamın içinde bulunduğu dönüşümün doğal bir karşılığına dönüştü.<br><br><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/132b0d28-7d56-4977-9803-7e0ffa087731-6e63fa13-eb24-4862-9339-0fd0abfc708e" style="width: 800px;"></p><p><strong>Phoenix&#39;in çıkış noktası kişisel bir dönüşüm hikayesi olsa da koleksiyon herkesin kendi deneyimiyle bağ kurabileceği evrensel bir anlatı sunuyor. Tasarım yaparken kişisel bir hikayeyi, farklı hayatlara dokunabilecek ortak bir duyguya dönüştürmeyi nasıl başarıyorsunuz?</strong><br>Tasarıma başlarken öncelikle kendi hikayemden ve o sıradaki duygularımdan besleniyorum. Duygularımızı kendi hayatlarımızın içinde, çok bireysel deneyimlerle yaşıyoruz ama aynı duygular başka insanların hayatlarında bambaşka hik&acirc;yelerle karşılık bulabiliyor. Yeniden doğuşun benim kendi hayatımın farklı dönemlerinde bile başka anlamlar kazanması gibi, benim yaşadığım bir dönüşüm de başka birinin hayatında kendine ait bir karşılık bulabiliyor. Sanırım müşterilerimizle kurduğumuz bağ biraz da buradan geliyor.<br><br>Bir mücevherin yalnızca tasarımı beğenildiği için değil, birinin hayatındaki özel bir ana ya da duyguya karşılık geldiği için seçilmesi beni çok daha fazla memnun ediyor. Benim için bir anlamla başlayan bir parçanın, onu takan kişinin hayatında farklı bir anlam kazanması belki de tasarımın en sevdiğim tarafı.<br><br><strong>Koleksiyon boyunca akışkan formlar, alevi çağrıştıran çizgiler ve kimi zaman yalnızca hissedilen kuş silüetleri görüyoruz. Soyut bir duyguyu somut bir mücevher formuna dönüştürme süreciniz nasıl ilerliyor? Tasarım masasında önce hikaye mi doğuyor, yoksa form mu?</strong><br>Herkesin tasarım sürecinin farklı olduğuna eminim. Benim içinse hikaye ve form çoğu zaman birlikte ortaya çıkıyor. İçimde bir duygu ya da fikir var ama onu tasarıma dökmeye başlayana kadar ben de tam olarak nasıl bir forma dönüşeceğini bilmiyorum. Form ortaya çıktıkça, aslında içimde olan şey de benim için daha görünür ve anlaşılır hale geliyor.<br><br>Phoenix koleksiyonunda da süreç böyle ilerledi. Alevin hareketi, akışkan çizgiler ve kuşu bazen gösterip bazen yalnızca hissettiren formlar hikayeyi anlatmak için sonradan eklediğim detaylar değildi, hikayeyle birlikte ortaya çıktılar. Bu yüzden benim için hangisinin önce geldiğini söylemek biraz zor, biri diğerini görünür kılıyor diyebilirim.<br><br><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/566cc59d-7a82-4b5b-ae20-2864f75a8960-26e90286-b871-413b-b96c-d21e8ba3d15f" style="width: 800px;"><br><strong>Phoenix ile birlikte FOEN Jewelry&#39;nin tasarım dilinde yeni bir dönemin başladığını söylüyorsunuz. Bugünden geriye baktığınızda bu koleksiyon, markanın önceki tasarım anlayışından hangi yönleriyle ayrılıyor ve gelecekte FOEN Jewelry&#39;nin tasarım vizyonuna nasıl bir yön veriyor?</strong><br>Phoenix&rsquo;i benim için farklı bir yere koyan en önemli şey, en başından itibaren kendi içinde bütünlüklü bir tasarım diliyle ortaya çıkması. Koleksiyonun tamamı aynı hikayeden beslenirken, her parça o hikayenin farklı bir ifadesi olarak şekillendi. FOEN&rsquo;in başlangıcında da dönüşüm ve yeniden doğuş fikri çok güçlüydü; Phoenix koleksiyonuyla birlikte yıllar sonra aynı duyguya, bu kez kendini ve tasarım dilini çok daha iyi tanıyan bir marka olarak yeniden dönmüş olduk. Bu anlamda tasarım yolculuğumda benim için yeni bir dönemi temsil ediyor.<br><br>Bundan sonra da daha bütünlüklü ve imza niteliği taşıyan koleksiyonlar yaratmak, tasarım tarafındaki iddiasını daha güçlü ortaya koymak istiyorum. Ama bunu kendimize katı sınırlar çizerek yapmak istemiyorum. Bazen tek bir fikir ya da parça bizi heyecanlandırabilir, bazen daha küçük bir kapsül koleksiyon yapmak isteyebiliriz. Phoenix koleksiyonunun geleceğe verdiği yön benim için belirli formları tekrar etmekten çok, markamın kendi dilini daha güçlü ve özgür bir şekilde ortaya koyabilmesi.</p><p style="text-align: center;"><span style="font-family: Times New Roman,Times,serif;"><span style="font-size: 72px;">&ldquo;</span></span><span style="font-size: 24px;"><br>&ldquo;Bir parçanın arkasında gerçek bir ustalık, zaman ve insan dokunuşu olduğunu bilmek bana göre bugün sahip olabileceğimiz en büyük lükslerden biri.&rdquo;</span></p><p><br><strong>Markiz kesim pırlantalar, önden kapamalı kolyeler ve klasik mücevher kodlarına getirdiğiniz çağdaş yorumlar koleksiyonun karakterini belirleyen unsurlar arasında yer alıyor. Bir tasarım detayının yalnızca estetik bir tercih olmaktan çıkıp güçlü bir anlatının parçasına dönüşmesi sizin için ne ifade ediyor?</strong><br>Benim için bir tasarım detayının güzel görünmesinin yanında, tasarımda yer almasının bir nedeni olması da önemli. Bazen çok küçük bir detay, anlatmak istediğiniz duyguyu bütün tasarımdan daha güçlü taşıyabiliyor. Phoenix koleksiyonunda markiz kesim pırlantaların yukarı doğru uzanan formu bana hareketi ve ilerlemeyi hissettiriyor. Önden kapamalı kolyelerde ise normalde saklamaya alışık olduğumuz işlevsel bir detayı tasarımın görünür bir parçası haline getirmek özellikle üzerine düştüğüm bir şeydi. Bunlar ilk bakışta estetik tercihler gibi görünebilir ama benim için koleksiyonun dönüşüm fikrini farklı biçimlerde taşıyan detaylar. Bir parçaya baktığınızda hikayenin tamamını bilmeseniz bile o hissin size geçebilmesi ve kullanırken onda kendinize ait bir anlam bulabilmeniz benim için çok kıymetli.<br><br><strong>FOEN&nbsp;</strong><strong>Jewelry&#39;nin üretim anlayışında Kapalıçarşı&#39;nın köklü zanaatkarlık mirası önemli bir yer tutuyor. Geleneksel el işçiliğini korurken çağdaş tasarım anlayışını ve günümüzün estetik beklentilerini aynı potada buluşturmak nasıl bir üretim yaklaşımı gerektiriyor? Sizce bugün lüksü tanımlayan en önemli unsurlardan biri h&acirc;l&acirc; zanaatkarlık mı?</strong><br>Kapalıçarşı&rsquo;nın yüzyıllardır aktarılan zanaatkarlık kültürünün içinde üretim yapabilmek FOEN için çok kıymetli. Biz çağdaş bir tasarım dili kurarken, o tasarımı hayata geçiren ustalığın ve el işçiliğinin görünür kalmasını önemsiyoruz. Bence geleneksel zanaatla çağdaş tasarım birbirine karşıt değil, aksine biri diğerine çok güçlü bir alan açıyor.<br><br>Bugün lüksü tanımlayan en önemli unsurlardan biri h&acirc;l&acirc; zanaatkarlık ama belki artık bundan da fazlası. Her şeyin giderek daha hızlı, kusursuz ve kolay çoğaltılabilir hale geldiği bir dünyada, bir şeyin insanın bilgisi, becerisi ve emeğiyle üretilmesi başlı başına çok değerli. Bir parçanın arkasında gerçek bir ustalık, zaman ve insan dokunuşu olduğunu bilmek bana göre bugün sahip olabileceğimiz en büyük lükslerden biri.<br><br><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/4541d507-c600-4c76-99cf-eb9cea254163-862ca970-0fe3-404a-87dc-0b0724bd73ce" style="width: 600px;"><br><strong>Son yıllarda mücevher, yalnızca özel günlerde takılan bir aksesuar olmaktan çıkıp kişisel stilin ve kimliğin güçlü bir parçasına dönüştü. Sizce çağdaş mücevher tasarımı bu dönüşüme nasıl cevap veriyor? FOEN Jewelry bu değişimi tasarım dilinde nasıl yorumluyor?<br></strong>Bence mücevher artık insanın hayatındaki özel anı beklemiyor, onunla birlikte yaşıyor. Benim mücevherle kurduğum ilişki de hep böyle oldu. Günlük hayatımın çok doğal bir parçası ve tasarım yaparken de bir parçanın yalnızca belirli bir an için değil, hayatın içinde nasıl var olacağını düşünüyorum.<br><br>Bu yüzden parçaların farklı şekillerde kullanılabilmesini ve kişinin onları kendi stiline göre yorumlayabilmesini seviyoruz. Birkaç parçayı üst üste takmak, farklı küpeleri bir araya getirmek ya da piercing, cuff ve şahmeran gibi daha farklı kullanım biçimleriyle oynamak tasarım dilimizin bir parçası. Bence çağdaş mücevherin en güzel tarafı da biraz bu; bir kuralı olmak zorunda değil. Herkes sevdiği parçayı kendi hayatının ve stilinin bir parçası haline getirebilir.<br><br><strong>FOEN&nbsp;</strong><strong>Jewelry&#39;nin bugün yalnızca Türkiye&#39;de değil, Paris ve Saint-Tropez&#39;de de çağdaş Türk mücevher tasarımını temsil ediyor. Farklı coğrafyalarda mücevhere yüklenen anlamın ve tasarıma bakışın değiştiğini gözlemliyor musunuz? Uluslararası pazarlarda edindiğiniz deneyimler, FOEN Jewelry&#39;nin yaratıcı vizyonunu ve gelecek koleksiyonlarını nasıl şekillendiriyor?</strong><br>Farklı coğrafyalarda insanların mücevherle kurduğu ilişki, onu kullanma biçimleri ve estetik tercihleri elbette değişebiliyor. Ama iyi bir tasarımla kurulan bağın aslında çok fazla sınırı olmadığını görmek benim için çok değerli. İstanbul&rsquo;da, Kapalıçarşı&rsquo;nın zanaatkarlık geleneğinin içinde ürettiğimiz bir parçanın Paris&rsquo;te ya da Saint-Tropez&rsquo;de birinin hayatına dahil olması da bunun en güzel karşılıklarından biri.<br><br>Uluslararası pazarlarda yer almak, kurduğum hayallerin gerçekleştiğini görmek kadar, her seferinde daha büyüğünü kurma isteği de uyandırıyor bende. FOEN farklı coğrafyalara ulaştıkça, önümde ne kadar büyük bir potansiyel olduğunu daha iyi görebiliyorum. Dünyada neler olduğunu takip etmek, farklı insanlarla ve bakış açılarıyla karşılaşmak beni çok besliyor ama bir yandan da kendi dilimize daha fazla güvenmemi sağlıyor.</p><p>Bundan sonra da zanaatkarlık geleneğini yanımızda taşıyarak, daha cesur, daha özgür ve bizi gerçekten heyecanlandıran işler yapmak istiyorum. Sanırım şu an en çok, FOEN&rsquo;in gidebileceği yeri görmek için heyecanlanıyorum.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/4e48aa79-7a88-4aa9-865d-eaa4e7d657f3-Foen_06_0808%20copy.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/4e48aa79-7a88-4aa9-865d-eaa4e7d657f3-Foen_06_0808%20copy.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Yeni Neslin Tercihi Mikro Düğünler]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/iliskiler/ask/yeni-neslin-tercihi-mikro-dugunler</link>
									<description><![CDATA[Yüzlerce davetli, aylar süren hazırlıklar ve giderek büyüyen bütçeler… Geleneksel düğünlerin yerini şimdi daha küçük, kişisel ve kontrollü kutlamalar alıyor. Peki, mikro düğünlerin yükselişinin ardında samimiyet arayışı mı var, ekonomik gerçekler mi? Görünüşe göre ikisi birden.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/iliskiler/ask/yeni-neslin-tercihi-mikro-dugunler</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 12:00:39 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/c60a232c-e7b0-4c2a-91ab-7d777db96296-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><br></p><p>Bir düğünün nasıl görünmesi gerektiğine dair yıllardır değişmeyen bir senaryo vardı. Uzun bir davetli listesi, büyük bir salon, kalabalık masalar ve çiftin gece boyunca herkesle birkaç dakika konuşmaya çalıştığı hızlı bir kutlama&hellip; Ancak son dönemde giderek daha fazla çift bu formülü takip etmek yerine davetli listesini küçültmeyi tercih ediyor. Genellikle 50 ya da daha az kişinin katıldığı organizasyonları tanımlayan &ldquo;mikro düğün&rdquo; kavramı, sosyal medyanın da etkisiyle yeni nesil düğün anlayışının merkezine yerleşiyor. TikTok ve Instagram&rsquo;da küçük düğünler &ldquo;daha samimi&rdquo;, &ldquo;daha az stresli&rdquo; ve &ldquo;çifti gerçekten yansıtan&rdquo; kutlamalar olarak anlatılıyor.&nbsp;</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/3aedbe22-8a1a-41e6-aa05-60eef801152c-e0081dfc-4394-4d1d-8262-c4fcbd0eaa4e" style="width: 300px;"></p><p><strong>Düğün Artık Başkalarının Beklentilerini Karşılamak Zorunda Değil</strong><br>Mikro düğünlerin yükselişinde yalnızca bütçe değil, çiftlerin değişen öncelikleri de etkili. Pek çok çift artık &ldquo;İnsanlar nasıl bir düğün bekliyor?&rdquo; sorusu yerine &ldquo;Biz nasıl bir gün geçirmek istiyoruz?&rdquo; diye düşünüyor. Bu değişim, düğünü toplumsal bir gösteriden daha kişisel bir deneyime dönüştürüyor. Hiç tanınmayan uzak akrabalar, ailelerin davet etmek istediği iş çevreleri ve yıllardır görüşülmeyen arkadaşlar yerine çiftin hayatında gerçekten yeri olan kişiler davet ediliyor. Sonuçta ortaya daha küçük ama duygusal yoğunluğu daha yüksek bir kutlama çıkabiliyor. Çiftler her konuğuyla konuşabiliyor, yemeklerini acele etmeden yiyebiliyor ve aylarca hazırlandıkları günü yalnızca fotoğraflardan değil, gerçekten yaşayarak hatırlayabiliyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/bc10d933-80f6-43ec-a4bc-03461cddc31c-bd6e7a99-830d-4658-9033-7e25a56d2acb" style="width: 300px;"></p><p><strong>Daha Az Konuk Daha Fazla Yakınlık Getirebilir</strong><br>Büyük düğünlerde çiftlerin önemli bir bölümü geceyi konukları karşılayarak, fotoğraf çektirerek ve organizasyonun akışını takip ederek geçiriyor. Gün sona erdiğinde ise kendi düğünlerine gerçekten katılmış gibi hissetmediklerini söyleyenler az değil. Mikro düğünlerde zamanın ritmi değişiyor. Uzun sohbetler, herkesin birbirini tanıdığı masalar ve daha sakin bir program mümkün hale geliyor. Kutlama, tamamlanması gereken geleneksel bir görevler listesinden çıkıp çiftin gerçekten içinde bulunduğu bir deneyime dönüşüyor. Bu açıdan bakıldığında mikro düğünlerin romantizmi, yalnızca az sayıda konuğun bulunmasından değil, günün daha bilinçli yaşanabilmesinden geliyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/1d60c6f6-dc0c-451f-8206-f7f349d1c233-08dbfb5b-0867-4a50-a092-1c6d5e147928" style="width: 300px;"></p><p><strong>Davetli Listesini Küçültmenin Duygusal Bir Bedeli Var</strong><br>Mikro düğün fikrinin en zor yanı ise kimin davet edileceğine karar vermek. 50 kişilik bir liste hazırlamak, özellikle geniş ailelerde ve kalabalık arkadaş gruplarında düşündüğünüzden daha büyük bir diplomasi gerektirebilir. Davet edilmeyen yakınların kırılması, ailelerin listeyi genişletmek istemesi ve &ldquo;Onu çağırıyorsanız bunu da çağırmalısınız&rdquo; baskısı süreci zorlaştırabilir. Düğün masraflarına ailelerin katkıda bulunması durumunda ise konuk listesi üzerindeki beklentiler daha da artabilir. Bu nedenle mikro düğün planlayan çiftlerin sınırlarını en başta netleştirmesi önemli. Kutlamanın neden küçük tutulduğu herkese aynı açıklıkla anlatıldığında, kararın kişisel bir dışlama olarak algılanma ihtimali azalabilir.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/4406a9f8-f6a0-4669-86ce-db2235992361-5e22ea34-183f-46a4-9a3e-9999d9198e5c" style="width: 300px;"></p><p><strong>Mikro Düğün Size Uygun mu?</strong><br>Karar vermeden önce düğününüzle ilgili en önemli üç önceliği belirleyebilirsiniz. İyi bir yemek, güçlü fotoğraflar, etkileyici bir mekan, uzun bir balayı ya da yalnızca en yakınlarınızla birlikte olmak&hellip; Davetli sayısını bu öncelikler doğrultusunda belirlemek süreci çok daha kolaylaştırabilir. Çünkü büyük ya da küçük hiçbir düğün herkesi memnun edemez. Her seçim, başka bir olasılıktan vazgeçmek anlamına geliyor. Kusursuz düğün formülü ise kalabalığın büyüklüğünde değil, çiftin aldığı kararın arkasında kendini ne kadar rahat hissettiğinde saklı olabilir. Mikro düğünler hem romantik hem de ekonomik olabilir. Belki de onları bu kadar güncel kılan tam olarak bu ikili yapı. Daha az kişinin davet edildiği ama ayrıntılara, deneyime ve gerçek yakınlığa daha fazla alan açan bir kutlama anlayışı&hellip; Yeni düğün lüksü artık kalabalık değil, seçebilme özgürlüğü olabilir.</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/c60a232c-e7b0-4c2a-91ab-7d777db96296-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/c60a232c-e7b0-4c2a-91ab-7d777db96296-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Imannoor'dan Boğazda Görkemli Defile]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/imannoordan-bogazda-gorkemli-defile</link>
									<description><![CDATA[Imannoor, Sonbahar/Kış 2026 koleksiyonu “Modern Kontrast”ı Galataport’ta tanıttı. 70 model ve 110 görünümden oluşan koleksiyon, Asya’nın doğasından ve zamansız estetiğinden ilham alıyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/imannoordan-bogazda-gorkemli-defile</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 09:00:30 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/8cb9e377-d362-4534-9d98-9691f8136b3f-kapak-1.png"/><p>Bir dağın keskin silüeti, suyun üzerindeki yakamoz, açmak üzere olan bir çiçek&hellip; Imannoor&rsquo;un Sonbahar/Kış 2026 koleksiyonu &ldquo;Modern Kontrast&rdquo;, doğanın farklı hallerini ipek yüzeyler, güçlü renkler ve özgün desenler üzerinden yorumluyor. Marka, yeni sezonunu Galataport&rsquo;ta gerçekleştirdiği defileyle tanıttı. 70 model ve 110 görünümden oluşan koleksiyonun merkezinde bu kez Asya&rsquo;nın doğası vardı. Fuji Dağı&rsquo;nın belirgin hatları, sakura çiçekleri, nilüferler ve kar taneleri kumaşlara taşınırken, derin kırmızılar, gece mavileri ve canlı yeşiller koleksiyonun renk paletini oluşturdu. Japon bahçelerinin dinginliği ile Tianmen Dağları&rsquo;nın daha dinamik formları, farklı coğrafi referansları aynı koleksiyon içinde buluşturdu.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/aef26415-983d-4544-84bb-581537c55c9f-d53ab9e1-eb50-4190-a5db-3154d254def3" style="width: 700px;"></p><p><strong>Doğadan Gelen Bir Kontrast</strong><br>&ldquo;Modern Kontrast&rdquo; ismi, koleksiyonun yalnızca görsel diline değil, arkasındaki fikre de işaret ediyor. Farklı dönemlerin, kültürlerin ve estetik anlayışların aynı düzlemde bir araya gelmesi Imannoor&rsquo;un bu sezonki yaklaşımının temelini oluşturuyor. Markanın anlatısında zamansızlık da bu karşıtlıkların bir arada var olabilmesi üzerinden ele alınıyor. Geleneksel Doğu referansları, daha çağdaş silüetler ve günlük yaşamın farklı anlarına uyarlanabilen parçalarla yeniden yorumlanıyor. Koleksiyon yalnızca özel günlere yönelik parçalarla sınırlı değil. Şal ve eşarpların yanı sıra gündelik kıyafetler, kaftanlar, pijamalar, denim, deri ve suni kürk görünümlü parçalar ile aksesuarlar da &ldquo;Modern Kontrast&rdquo;ın kapsamına giriyor. Böylece koleksiyon, sabahın ilk saatlerinden akşamın daha özel anlarına kadar uzanan geniş bir kullanım alanı öneriyor.<br><br><strong>Galataport&rsquo;ta Yeni Sezon</strong><br>Imannoor&rsquo;un yeni sezon defilesinin açılışında Burcu Esmersoy, Ebru Şallı ve Şebnem Schaefer yer alırken, şov Hadise&rsquo;nin performansıyla devam etti. Defile, markanın beş yıllık yolculuğunda Türkiye&rsquo;deki fiziksel mağazaları ve çevrimiçi kanalları üzerinden büyüyen yapısının yeni koleksiyonla buluştuğu anlardan biri oldu. Imannoor, &ldquo;Modern Kontrast&rdquo; ile geçmişten gelen görsel referansları bugünün gardırobuna taşırken, koleksiyonun temelindeki fikri tek bir döneme ya da estetiğe bağlı kalmamak üzerine kuruyor.<br><br></p><p><span style="font-size: 12px;"><em>*Bu bir reklamdır.</em></span></p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/8cb9e377-d362-4534-9d98-9691f8136b3f-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/8cb9e377-d362-4534-9d98-9691f8136b3f-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[“Blue Zone" Nedir ve Neden Bu Kadar Konuşuluyor?]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/blue-zone-nedir-ve-neden-bu-kadar-konusuluyor</link>
									<description><![CDATA[Dünyanın birbirinden uzak beş bölgesinde insanlar yalnızca daha uzun değil, daha aktif ve canlı bir yaşam sürüyor. Peki, “Blue Zone” olarak anılan bu coğrafyaların ortak noktası ne ve onların gündelik alışkanlıklarından neler öğrenebiliriz? ]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/blue-zone-nedir-ve-neden-bu-kadar-konusuluyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Sun, 06 Sep 2026 12:00:42 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/0feefaca-f543-4222-9a7c-6dd69a2fdc58-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><br></p><p>Uzun yaşamın formülünü ararken gözümüz genellikle geleceğe çevriliyor. Yaşlanmayı yavaşlatmayı vaat eden teknolojiler, biyolojik yaşı ölçen testler, kişiselleştirilmiş takviyeler ve her sezon değişen beslenme akımları giderek büyüyen longevity dünyasının parçaları arasında. Ancak dünyanın bazı noktalarında insanlar bu karmaşık planların hiçbirine ihtiyaç duymadan uzun ve aktif bir yaşam sürüyor gibi görünüyor. İtalya&rsquo;nın Sardinya Adası&rsquo;ndaki dağ köylerinden Japonya&rsquo;nın Okinawa takımadalarına uzanan bu bölgeler, &ldquo;Blue Zone&rdquo; yani &ldquo;Mavi Bölge&rdquo; olarak adlandırılıyor. Bu coğrafyalarda yüz yaşını aşan insanların görece yüksek oranda bulunduğu ve ileri yaşlara rağmen aktif bir yaşamın sürdürüldüğü düşünülüyor. İlgi çekici olan ise onları bir araya getiren tek bir yiyecek, egzersiz programı ya da sabah rutini bulunmaması. Ortaklıklar daha çok hayatın nasıl kurulduğunda saklı. Dünyada Blue Zone denildiğinde en sık beş bölgeden söz ediliyor: Japonya&rsquo;daki Okinawa, İtalya&rsquo;daki Sardinya, Yunanistan&rsquo;daki İkarya, Kosta Rika&rsquo;daki Nicoya Yarımadası ve ABD&rsquo;nin Kaliforniya eyaletinde bulunan Loma Linda. Birbirlerinden binlerce kilometre uzakta olan bu bölgelerin iklimleri, kültürleri ve mutfakları aynı değil. Buna rağmen günlük yaşamın içine yerleşmiş bazı alışkanlıkları paylaştıkları görülüyor.&nbsp;</p><p><strong>Hareket Etmek İçin Spor Yapmaları Gerekmiyor</strong><br>Blue Zone yaşamının belki de en dikkat çekici özelliği, hareketin ayrı bir görev olarak görülmemesi. İnsanlar mutlaka yoğun antrenmanlar yapmıyor ya da günün belirli bir saatini egzersize ayırmıyor. Yürüyor, bahçeyle ilgileniyor, ev işi yapıyor, merdiven çıkıyor ve günlük sorumluluklarını bedensel hareketle tamamlıyorlar. Modern şehir hayatında ise hareket çoğu zaman günün geri kalanından koparılmış 45 dakikalık bir aktiviteye dönüşüyor. Masa başında geçirilen uzun saatlerin ardından yapılan tek bir antrenmanın bütün gün süren hareketsizliği telafi etmesi bekleniyor. Blue Zone yaklaşımı burada farklı bir soru soruyor: Haftada kaç kez spor yaptığımızdan önce, gün boyunca ne kadar hareket ediyoruz? Kısa mesafeleri yürümek, telefon görüşmesi sırasında ayağa kalkmak, asansör yerine merdiveni seçmek ya da evde yapılan işleri bir hareket fırsatı olarak görmek küçük değişiklikler gibi durabilir. Ancak Blue Zone felsefesinde asıl belirleyici olan, bir anda çok fazla hareket etmekten çok hareketin gündelik hayat içinde sürekli tekrarlanması.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/ae85b9eb-b39e-4d50-a37f-51f1c0c2f5ee-790009fb-77a9-4f43-b800-86778b4270b2" style="width: 300px;"></p><p><strong>Uzun Yaşamın Sosyal Bir Tarafı Var</strong><br>Wellness kültürü çoğu zaman bireysel bir proje olarak sunuluyor. Kişisel hedefler, kişisel bakım rutinleri, kişiye özel beslenme listeleri&hellip; Blue Zone topluluklarında ise iyi yaşlanmanın güçlü bir sosyal boyutu bulunuyor. Aileyle yakın ilişkiler kurmak, arkadaşlarla düzenli olarak görüşmek, bir topluluğa ait hissetmek ve öğünleri başkalarıyla paylaşmak günlük hayatın doğal bir parçası. Okinawa&rsquo;da görülen &ldquo;moai&rdquo; geleneği bunun en bilinen örneklerinden biri. Moai, üyelerinin yaşam boyunca birbirine sosyal ve duygusal destek sunduğu küçük arkadaş gruplarını ifade ediyor. Bu yaklaşım, sosyal ilişkileri yalnızca keyifli zaman geçirmenin bir yolu olmaktan çıkarıyor. Bir yere ait olmak, ihtiyaç duyduğunda destek göreceğini bilmek ve gündelik hayatı başkalarıyla paylaşmak, genel iyilik halinin önemli parçaları arasında yer alıyor. Blue Zone yaşamı bize bazen sağlıklı bir akşamın yalnızca tabağımızdakilerle değil, masada kimlerin oturduğuyla da ilgili olduğunu hatırlatıyor.</p><p><strong>Bir Sabah Rutini Değil, Bir Yaşam Amacı</strong><br>Okinawa&rsquo;da &ldquo;ikigai&rdquo;, Nicoya&rsquo;da ise &ldquo;plan de vida&rdquo; olarak anılan düşünce, en yalın haliyle sabah yataktan kalkmak için bir nedene sahip olmak anlamına geliyor. Bu neden büyük bir kariyer hedefi ya da dünyayı değiştirecek bir proje olmak zorunda değil. Aileyle ilgilenmek, üretmeye devam etmek, bir topluluğa katkıda bulunmak ya da kişinin kendisini gerekli ve değerli hissetmesini sağlayan günlük bir sorumluluk da yaşam amacına dönüşebiliyor. Modern dünyada amaç kavramı çoğunlukla başarıyla ilişkilendiriliyor. Oysa Blue Zone yaklaşımındaki amaç, ulaşılması gereken bir sonuçtan çok hayatla kurulan bağı ifade ediyor. Emeklilik ya da ilerleyen yaş da bu bağı tamamen ortadan kaldırmıyor. İnsanlar yaş aldıkça sosyal hayattan çekilmek yerine topluluk içindeki rollerini sürdürmeye devam ediyor. Belki de asıl soru &ldquo;Hayattaki büyük amacım ne?&rdquo; değil, &ldquo;Bugün beni hayata bağlayan şey ne?&rdquo; olabilir.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/eaa41745-af82-4a78-b127-0472595b3ba5-204a3551-8234-4455-b450-25010fd3f6cd" style="width: 300px;"></p><p><strong>Sofralarında Yasaklardan Çok Ölçü Var</strong><br>Blue Zone yaklaşımı katı bir diyet programı sunmuyor. Bölgelerin mutfakları birbirinden farklı olsa da sebzelerin, bakliyatların, tam tahılların, kuruyemişlerin ve yerel ürünlerin sofrada geniş yer tuttuğu görülüyor. Hayvansal gıdalar tamamen dışlanmıyor ancak çoğunlukla daha küçük miktarlarda ve daha seyrek tüketiliyor. Ultra işlenmiş ürünler ve ilave şeker ise gündelik beslenmenin merkezinde bulunmuyor. Buradaki temel fikir, tek bir besini kutsallaştırmak ya da başka bir besini şeytanlaştırmak değil. Yeme biçimi de en az yenilenler kadar önem taşıyor. Öğünleri acele etmeden tüketmek, doygunluğu fark etmek ve sofrayı sosyal bir deneyim olarak görmek bu kültürün parçaları arasında. Dolayısıyla Blue Zone düzenini uygulamak, mutfağın bütün raflarını boşaltıp yeniden doldurmayı gerektirmiyor. Asıl değişim, tabağın ağırlık merkezini daha az işlenmiş ve çoğunlukla bitkisel kaynaklara doğru kaydırmak olabilir.</p><p><strong>Esas Soru: Evimiz Bir Blue Zone&rsquo;a Dönüşebilir mi?</strong><br>İkarya&rsquo;ya taşınmak ya da Okinawa&rsquo;da bir köye yerleşmek çoğumuz için mümkün değil. Üstelik Blue Zone bölgelerindeki uzun yaşamı yalnızca kişisel alışkanlıklarla açıklamak da eksik kalıyor. Genetik yapı, sağlık hizmetlerine erişim, ekonomik koşullar, çevre, kültür ve toplumsal destek sistemleri de sonuçlar üzerinde etkili olabilir. Blue Zone gözlemleri kontrollü bir deneyin kesin sonuçları değil. Bu nedenle belirli alışkanlıkların herkese fazladan yıllar kazandıracağını söylemek mümkün değil. Yine de bu topluluklarda görülen hareketli yaşam, güçlü sosyal ilişkiler, dengeli beslenme ve tütünden uzak durma gibi davranışların sağlıklı yaşlanmayla ilişkilendirildiğini biliyoruz. Belki de Blue Zone fikrinin en güçlü tarafı, uzun yaşamı satın alınabilecek bir ürün olmaktan çıkarması. Daha iyi yaşlanmak için her zaman daha fazla şeye sahip olmamız gerekmeyebilir. Bazen mesele günlük hayatın hızını biraz azaltmak, hareketi doğal hale getirmek, sofrayı paylaşmak ve kendimize ait olabileceğimiz bir çevre kurmak olabilir. Çünkü uzun yaşam yalnızca takvimde biriken yılların değil, o yılların içinde ne kadar canlı, bağlı ve anlamlı hissettiğimizin de hikayesi.</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/0feefaca-f543-4222-9a7c-6dd69a2fdc58-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/0feefaca-f543-4222-9a7c-6dd69a2fdc58-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[MUBI FEST İstanbul, Ata Yurdu Prömiyeri ve Mirkelam Konseriyle Başladı]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/mubi-fest-istanbul-ata-yurdu-promiyeri-ve-mirkelam-konseriyle-basladi</link>
									<description><![CDATA[Paweł Pawlikowski’nin Cannes’dan En İyi Yönetmen ödülüyle dönen yeni filmi Ata Yurdu’nun (Fatherland) Türkiye prömiyeriyle açılan MUBI FEST İstanbul, film gösterimleri, söyleşiler ve canlı müzik performanslarıyla 6 Eylül’e kadar Paribu Art’ta.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/mubi-fest-istanbul-ata-yurdu-promiyeri-ve-mirkelam-konseriyle-basladi</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Sat, 05 Sep 2026 18:23:48 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/21ea5122-9e1b-4024-ade1-bd8ce77b1511-mubifest.jpg"/><p>Eylül&#39;ün ilk hafta sonunda İstanbul&rsquo;un sinema rotası Paribu Art&rsquo;a çevriliyor. Dünya festivallerinden yeni filmleri, modern klasikleri ve sinemanın etrafında şekillenen farklı buluşmaları bir araya getiren MUBI FEST İstanbul, 4 Eylül akşamı gerçekleşen özel açılış gecesiyle başladı. Gecenin merkezinde ise Paweł Pawlikowski&rsquo;nin merakla beklenen yeni filmi Ata Yurdu (Fatherland) vardı.</p><p>Ida ve Soğuk Savaş (Cold War) ile kişisel hik&acirc;yeleri Avrupa&rsquo;nın yakın tarihiyle kesiştiren Pawlikowski, Ata Yurdu&rsquo;nda bu kez Nobel ödüllü yazar Thomas Mann ve kızı Erika Mann&rsquo;ın izini sürüyor. 1949 yazında, 16 yıllık sürgünün ardından Almanya&rsquo;ya dönen baba-kızın Frankfurt&rsquo;tan Weimar&rsquo;a uzanan yolculuğu, savaşın ardından ikiye bölünmüş bir ülkenin geçmişiyle karşılaşmasına dönüşüyor. Sandra Hüller ve Hanns Zischler&rsquo;in başrollerini paylaştığı siyah-beyaz film; aile, aidiyet, hafıza ve suçluluk kavramlarını savaş sonrası Avrupa&rsquo;nın kırılgan atmosferi içinde ele alıyor. 79. Cannes Film Festivali&rsquo;nde dünya prömiyerini yapan Ata Yurdu, Pawlikowski&rsquo;ye En İyi Yönetmen ödülünü de getirdi.&nbsp;</p><p>Filmin Türkiye prömiyerinin gerçekleştiği açılış gecesi Alicia Kapudağ&rsquo;ın performansıyla başladı. Gösterimin ardından gecenin ritmi sinemadan müziğe geçti ve Mirkelam sahneyi devraldı. Arif Pişkin, Nezaket Erden, Fadik Sevin Atasoy, Gürgen Öz, Ece Dizdar ve Serdar Orçin&rsquo;in de aralarında bulunduğu isimlerin katıldığı gece, festivalin hafta sonuna yayılan programının ilk buluşması oldu.&nbsp;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/840468b2-37d8-42c9-a1dc-4f11becb18b0-ed7526bb-e02d-4dec-bcff-720ab875c29b" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Mirkelam</em></span></p><p><strong>Cannes&rsquo;dan İstanbul&rsquo;a</strong><br>Bu yıl MUBI FEST İstanbul programının önemli bir bölümünü, 79. Cannes Film Festivali&rsquo;nde dünya prömiyerlerini gerçekleştiren ve Türkiye&rsquo;de ilk kez seyirciyle buluşan filmler oluşturuyor. Arthur Harari&rsquo;nin The Unknown&rsquo;u, Lukas Dhont&rsquo;un Coward&rsquo;ı, Na Hong-jin&rsquo;in Hope&rsquo;u ve Jane Schoenbrun&rsquo;un Miyazma Kampı (Camp Miasma) festival seçkisinin öne çıkan Türkiye prömiyerleri arasında. &nbsp;</p><p>Bir Düşüşün Anatomisi (Anatomy of a Fall) filminin Oscar ödüllü ortak senaristi Arthur Harari, The Unknown ile kimlik ve arzunun sınırlarının bulanıklaştığı sürreal bir hik&acirc;yeye yöneliyor. L&eacute;a Seydoux ve Niels Schneider&rsquo;i bir araya getiren film, bir partinin ardından kendisini bir yabancının bedeninde bulan fotoğrafçının kim olduğunu yeniden bulmaya çalışmasını takip ediyor.&nbsp;</p><p>Girl ve Close ile tanıdığımız Lukas Dhont ise Coward ile bu kez savaşın ortasına gidiyor. Cepheye yeni ulaşan genç bir askerin, askerleri eğlendiren bir tiyatro topluluğuna katılmasıyla değişen dünyasını izleyen dönem filmi, Cannes&rsquo;da iki başrol oyuncusuna En İyi Erkek Oyuncu ödülünü getirdi.&nbsp;</p><p>Güney Kore sinemasının kendine özgü yönetmenlerinden Na Hong-jin&rsquo;in Kara Büyü (The Wailing) sonrasındaki yeni filmi Hope ise festivalin tür sinemasına açılan kapılarından. Michael Fassbender ve Alicia Vikander&rsquo;in de oyuncu kadrosunda yer aldığı bilimkurgu-gerilim, uzak bir köyü tehdit eden gizemli bir yaratığın peşinden felaketi giderek kozmik boyutlara taşıyor. &nbsp;</p><p>Jane Schoenbrun da Miyazma Kampı ile yaz kampı nostaljisini tekinsiz bir büyüme hik&acirc;yesine dönüştürüyor. Hannah Einbinder ve Gillian Anderson&rsquo;ın rol aldığı film, Schoenbrun&rsquo;un kimlik ve dönüşümle ilgilenen sinemasını bu kez korku türünün hafızası üzerinden kuruyor. Cannes&rsquo;ın Belirli Bir Bakış bölümünde dünya prömiyerini yapan film, 6 Eylül akşamı Türkiye&rsquo;de ilk kez MUBI FEST&rsquo;te gösterilecek.&nbsp;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/0a145136-0bc8-443e-bcb6-40c496618049-95069e06-0984-434b-981d-f25bc6aba6be" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Fadik Sevin Atasoy</em></span></p><p><strong>Yeni Filmlerden Modern Klasiklere</strong><br>Festival programı yalnızca yeni keşiflerle sınırlı değil. Oliver Laxe&rsquo;ın Cannes Jüri Ödüllü Sir&acirc;tı, kızını Fas&rsquo;ın çöl rave&rsquo;lerinde arayan bir babanın yolculuğunu elektronik müzik, çöl manzaraları ve güçlü bir ses tasarımı eşliğinde takip ediyor. Filmin dünyası gösterim salonunun dışına da taşınıyor: 5 Eylül&rsquo;deki gösterimin ardından düzenlenen SIR&Acirc;T: CANLI gecesinde Nkisi&rsquo;nin DJ setiyle filmin rave ruhu Paribu Art&rsquo;ta devam ediyor. &nbsp;</p><p>Markus Schleinzer&rsquo;in Rose filmi ise Otuz Yıl Savaşları&rsquo;nın ardından kurduğu dönem hik&acirc;yesinde özgürlük ve kimlik arayışını merkezine alıyor. Bir mirası alabilmek için erkek kılığına giren Rose&rsquo;u canlandıran Sandra Hüller, performansıyla Berlinale&rsquo;de En İyi Başrol Performansı dalında Gümüş Ayı kazandı. &nbsp;</p><p>Programın geçmişe bakan yüzünde ise Alejandro Gonz&aacute;lez I&ntilde;&aacute;rritu&rsquo;nun sinemasında bir dönüm noktası olan Paramparça Aşklar Köpekler (Amores Perros) var. İlk kez 2000 yılında seyirciyle buluşan film, 25. yılı için hazırlanan 4K restorasyonuyla yeniden beyazperdeye dönüyor. Bir trafik kazasının çevresinde kesişen hayatları Mexico City&rsquo;nin kaotik ritmi içinde anlatan film, festivalin yeni yapımlar arasına yerleştirdiği modern klasik olarak 6 Eylül&rsquo;de gösterilecek.&nbsp;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/9b7ef495-d3b3-4ec0-87c3-0bd2069a23a5-e06e2a98-725c-471f-b2ce-5eefda9733c9" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Ece Dizdar ve Serdar Orçin</em></span></p><p><strong>Perdenin Ötesinde MUBI FEST</strong><br>MUBI FEST&rsquo;in sinemayla kurduğu ilişki gösterim salonuyla sınırlı kalmıyor. Festival boyunca söyleşiler, performanslar ve müzik programı da Paribu Art&rsquo;ın farklı alanlarına yayılıyor. &ldquo;İlk Festivalim&rdquo;, &ldquo;Sinemori ile Sinema Üzerine İçerik Üretimi&rdquo; ve &ldquo;Şehir ve Müzik&rdquo; başlıklı buluşmalar, filmleri izlemek kadar sinema ve şehir etrafında birlikte düşünmeye de alan açıyor. &nbsp;</p><p>Cannes&rsquo;dan İstanbul&rsquo;a ulaşan yeni filmlerden 25 yıl sonra yeniden beyazperdeye dönen bir klasiğe, sinema salonundan geceye taşan müziğe kadar MUBI FEST İstanbul, 6 Eylül Pazar akşamına kadar Paribu Art&rsquo;ta devam ediyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/a130d14a-6e40-4784-81d1-f47406e25048-81a0b2e4-012b-41cc-bf8b-3094b6fa77f7" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Cem Altınsaray ve Efe Çakarel</em></span></p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/21ea5122-9e1b-4024-ade1-bd8ce77b1511-mubifest.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/21ea5122-9e1b-4024-ade1-bd8ce77b1511-mubifest.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Göz Rengini Daha Belirgin Gösteren TikTok Trendi: Eye Maxxing]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/makyaj/goz-rengini-daha-belirgin-gosteren-tiktok-trendi-eye-maxxing</link>
									<description><![CDATA[TikTok’un yeni viral makyaj trendi eye maxxing, gözleri olduğundan daha büyük göstermekten çok rengini öne çıkarmayı hedefliyor. İşin sırrıysa yeni bir üründe değil, renk çemberinde saklı.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/makyaj/goz-rengini-daha-belirgin-gosteren-tiktok-trendi-eye-maxxing</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Sat, 05 Sep 2026 12:00:43 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/387de642-8587-474a-98af-1bdcf5f3df1c-kapak.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><br></p><p>Sosyal medyanın güzellik sözlüğüne eklenen son kavramlardan biri &quot;eye maxxing&quot;. Adı yeni olsa da arkasındaki teknik, makyaj sanatçılarının uzun zamandır yararlandığı renk teorisine dayanıyor. Trendin amacı göz şeklini değiştirmek ya da bakışları optik illüzyonlarla büyütmek değil. İrisin doğal rengini, onunla kontrast oluşturan makyaj tonları sayesinde daha canlı ve belirgin göstermek. Eye maxxing&rsquo;in çıkış noktası oldukça basit. Renk çemberinde birbirinin karşısında bulunan tonlar yan yana geldiğinde aralarındaki kontrast artıyor. Böylece göz renginiz değişmese bile daha yoğun, parlak ve dikkat çekici algılanabiliyor. Örneğin sıcak bakır tonları mavi gözleri öne çıkarırken bordo ve mürdüm yeşil gözlerin rengini daha belirgin hale getirebiliyor. Üstelik bu etki için göz kapağını baştan sona renkli farla kaplamak gerekmiyor. Kirpik diplerine çekilen ince bir eyeliner, alt kirpik çizgisine uygulanan renkli bir kalem ya da siyah yerine tercih edilen bordo ve lacivert maskara bile yeterli olabiliyor.</p><hr><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/fc373d37-e2ed-4d0c-ae0e-d979a190c146-eab74eba-7ba1-442e-8196-254db844f98a" style="width: 300px;"></p><p><strong>Mavi Gözler İçin Eye Maxxing</strong><br>Mavi, renk çemberinde turuncunun karşısında yer alıyor. Bu nedenle bakır, bronz, şeftali, mercan, pas ve sıcak kahve tonları mavi gözlerin daha canlı görünmesini sağlıyor. Gündüz makyajında şeftali alt tonlu açık kahve bir far ve kahverengi maskara kullanılabilir. Daha çarpıcı bir sonuç içinse metalik bakır farı kirpik diplerine uygulamak ya da bronz bir göz kalemi tercih etmek mümkün. Siyah eyeliner yerine sıcak çikolata kahvesi kullanmak da maviyi gölgede bırakmadan bakışları belirginleştiriyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/ed4cc313-b7f8-4b62-8088-6e52914400ae-fd863569-610b-4321-a1e3-43b212112578" style="width: 557px; height: 418px;"><strong>TOM FORD,&nbsp;</strong><em>Eye Color Quad Disco Dust Far Paleti,&nbsp;</em>5250 TL; <strong>BY TERRY,&nbsp;</strong><em>Crayon Blackstar N2 Brown Stellar Göz Kalemi,&nbsp;</em>2130 TL; <strong>CHARLOTTE TILBURY,&nbsp;</strong><em>Pillow Talk Push Up Lashes Dream Pop Kahverengi Maskara,&nbsp;</em>2590 TL</p><hr><p><strong><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/ff83878f-6c41-4df3-8028-fc084e8afb2e-63244ac3-53b9-43aa-b332-f146faf5d290" style="width: 300px;"></strong></p><p><strong>Yeşil Gözler İçin Eye Maxxing</strong><br>Yeşilin karşısında kırmızı ailesi bulunuyor. Ancak bu, göz çevresine doğrudan parlak kırmızı uygulamak gerektiği anlamına gelmiyor. Bordo, mürdüm, erik, gül kurusu, kızıl kahve ve bakır gibi kırmızı alt tonlu renkler aynı kontrast etkisini daha kullanışlı bir şekilde yaratıyor. Bordo bir maskara veya mürdüm göz kalemi, günlük makyaja kolayca uyarlanabilecek seçenekler arasında. Daha doğal bir görünüm isteyenler kızıl kahve ya da gülkurusu farları tercih edebilir. Özellikle yeşil gözlerde yalnızca alt kirpik çizgisine uygulanan erik tonlu bir kalem bile göz rengini belirginleştirebilir.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/63ecc65b-8357-4452-8e26-9822c52f2bce-631543cb-1d83-464f-8177-94139b3c30ee" style="width: 700px;"><strong>GUCCI,&nbsp;</strong><em>Palette de Beaut&eacute; Quatuor 02 Rosa Nitida,&nbsp;</em>2757 TL; <strong>EST&Eacute;E LAUDER,&nbsp;</strong><em>DW 24h Waterproof Gel Göz Kalemi Aubergine,&nbsp;</em>1990 TL; <strong>KIKO MILANO,&nbsp;</strong><em>Maxi Mod Colour Mascara 03 Plum,&nbsp;</em>1249 TL</p><hr><p><strong><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/ac30b1f6-c78c-442a-a44e-638f2b9c8b7a-2f2a7011-46cd-43f3-af91-5f596d151e08" style="width: 300px;"></strong></p><p><strong>Kahverengi Gözler İçin Eye Maxxing</strong><br>Kahverengi nötr ve çok katmanlı bir renk olduğu için oldukça geniş bir makyaj paletiyle uyum sağlıyor. Ancak göz rengini gerçekten öne çıkarmak için lacivert, kobalt mavisi, mor, bordo ve zümrüt yeşili gibi güçlü tonlardan yararlanılabilir. Trendin kahverengi gözler için en dikkat çekici uygulamalarından biri siyah maskarayı mavi maskarayla değiştirmek. Daha temkinli bir başlangıç için lacivert eyeliner ya da yalnızca alt kirpiklere uygulanan kobalt mavisi bir maskara denenebilir. Altın ve bronz tonları ise kahverengi gözlerin içindeki bal rengi yansımaları belirginleştiriyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/722cf86a-701c-4208-ab35-b27296ecc168-5d078b82-6f8c-484c-b3b0-355b34bdd871" style="width: 700px;"><strong>CHANEL,&nbsp;</strong><em>Les 4 Ombres,&nbsp;</em>3750 TL; <strong>SISLEY,&nbsp;</strong><em>Phyto Khol Star Waterproof Mat N5 Peacock,&nbsp;</em>3880 TL; <strong>YSL BEAUTY,&nbsp;</strong><em>Mascara Lash Clash 04 Blue,&nbsp;</em>3150 TL</p><hr><p><strong>Eye Maxxing Nasıl Uygulanır?</strong><br>Öncelikle göz renginizde öne çıkarmak istediğiniz tonu belirleyin. Ardından renk çemberinde bu tonun karşısına denk gelen renk ailesini seçin. Ancak trendi uygulamak için iddialı bir göz makyajı yapmak zorunda değilsiniz. Renkli bir kalemi yalnızca üst kirpik diplerine sürmek, farı gözün dış köşesine yerleştirmek ya da siyah maskara yerine bordo, kahverengi veya lacivert maskara kullanmak daha zahmetsiz bir sonuç verebilir. Göz renginizin makyajın içinde kaybolmaması için dudaklarda ve yanaklarda daha yumuşak tonlara yönelmek de kontrastı güçlendirebilir. Eye maxxing&rsquo;in en iyi tarafıysa uyulması gereken katı kurallar sunmaması. Renk çemberi yalnızca bir başlangıç noktası. Cilt alt tonu, saç rengi, makyajın dokusu ve kişisel tercihler sonucu değiştirebilir. Başka bir deyişle eye maxxing, gözleriniz için tek bir &ldquo;doğru renk&rdquo; belirlemekten çok, doğal göz renginizin hangi tonlarla daha görünür hale geldiğini keşfetmeye davet ediyor.</p><p><br></p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/387de642-8587-474a-98af-1bdcf5f3df1c-kapak.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/387de642-8587-474a-98af-1bdcf5f3df1c-kapak.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Lightness: Kontrolün Sınırlarını Yeniden Çizmek]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/lightness-renk-form-ve-sezgi</link>
									<description><![CDATA[Mimarlık, tasarım ve sanat pratiğini birlikte sürdüren Cengizhan Özcan, yeni koleksiyonu Lightness’ta renk, form ve kontrolle kurduğu ilişkiye yeni bir alan açıyor. Özcan’la Lightness'ın ortaya çıkışını, üretiminde sezgiye bıraktığı alanı ve koleksiyondan Burçin Terzioğlu’nun evine yerleşen üç eserin yaşam alanıyla kurduğu ilişkiyi konuştuk.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/lightness-renk-form-ve-sezgi</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Fri, 04 Sep 2026 18:00:59 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/6df39c50-f09c-4bf8-8838-b428ddd89b5f-1CB.jpg"/><p>Cengizhan Özcan için mimarlık, iç mimarlık, tasarım ve sanat birbirinden ayrı ilerleyen alanlar değil. Form, malzeme, oran ve boşluk üzerine kurduğu düşünce biçimi bu disiplinler arasında devam ederken, sanat ona daha kişisel ve sezgisel bir üretim alanı açıyor. Yeni koleksiyonu Lightness da uzun zamandır denemek istediği farklı bir malzeme ve yöntemin yanı sıra, çalışma biçiminde yaptığı değişimin bir sonucu. Özcan, Lightness&rsquo;ta her ayrıntıyı baştan belirlemek yerine üretim sürecine daha fazla alan bırakıyor. Renklerin birbirleriyle karşılaşması, geometrik ve amorf formların bir araya gelmesi ve malzemenin kendi hareketi koleksiyonun dilini belirliyor. Mimarlık ve tasarımdan gelen kontrol duygusu ise ortadan kalkmıyor; Özcan&rsquo;ın deyimiyle mesele, &ldquo;kontrolün sınırını yeniden tanımlamak&quot;. Koleksiyonun üç eseri bugün Burçin Terzioğlu&rsquo;nun evinde yer alıyor. Evin mimari projesini de gerçekleştiren Özcan&rsquo;ın eserleri, böylece tasarladığı bir yaşam alanının parçasına dönüşüyor. Cengizhan Özcan&rsquo;la Lightness&rsquo;ın ortaya çıkışını ve üretimindeki yeni yaklaşımı; Burçin Terzioğlu&rsquo;yla ise koleksiyondan seçtiği eserlerle kurduğu ilişkiyi konuştuk.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/42a1a7e1-1020-442f-8ba1-0cbf6e6bfa51-434815e4-1887-4814-aeb2-c89921513ab9" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Burçin Terzioğlu ve Cengizhan Özcan</em></span></p><p><strong>Lightness</strong><strong>&rsquo;ı uzun zamandır yapmak istediğiniz bir değişimin sonucu olarak tanımlıyorsunuz. Üretiminizde böyle bir değişime gitmenize ne yol açtı?&nbsp;</strong><br>Uzun zamandır üretimimde daha farklı bir malzeme ve yöntem denemek istiyordum. Özellikle tasarım tarafında yıllardır alıştığım ölçü, oran ve kontrol duygusunun dışına çıkma ihtiyacı hissettim. Lightness biraz da bu arayışın sonucu ortaya çıktı. Daha önce üzerinde çalıştığım yüzey ve kompozisyon anlayışını farklı bir malzemeyle buluştururken, üretim sürecinde her şeyi en baştan belirlemek yerine eserin oluşumuna da alan bırakmak istedim. Bu benim için sadece yeni bir seri üretmek değil, çalışma biçimimde de yeni bir kapı açmak anlamına geldi.&nbsp;</p><p><strong>Mimarlık, iç mimarlık ve tasarım alanlarındaki üretiminiz sanat pratiğinizle birlikte ilerliyor. Bu disiplinler arasında nasıl bir ilişki kuruyorsunuz?&nbsp;</strong><br>Ben bu alanları birbirinden tamamen ayrı görmüyorum. Mimarlık, iç mimarlık, tasarım ve sanat pratiğimde değişmeyen şey, formu, malzemeyi, oranı ve boşluğu düşünme biçimim. Mimarlık bana bütünü görmeyi ve bir kompozisyonun parçaları arasındaki ilişkiyi okumayı öğretti, sanat ise bu düşüncenin daha kişisel ve sezgisel tarafını açtı. Tasarımda öğrendiğim kontrol duygusuyla sanatta aradığım özgürlüğü aynı üretim içinde karşılaştırmayı seviyorum. Bu yüzden yaptığım bir işin hangi disipline ait olduğundan çok, nasıl bir düşünceden ortaya çıktığı benim için daha önemli.&nbsp;</p><p><strong>Lightness&rsquo;ta daha sezgisel bir üretime alan açmak için tasarım reflekslerinizin bir bölümünü bilinçli olarak geri çekiyorsunuz. Kontrolü bırakmak sizin için ne anlama geliyor?&nbsp;</strong><br>Kontrolü bırakmak benim için tamamen rastlantıya teslim olmak değil. Aksine nerede müdahale edeceğimi ve nerede geri çekileceğimi bilmek. Mimarlık ve tasarım tarafında yıllardır her detayı önceden kurgulamaya alışığım. Lightness&rsquo;ta ise üretimin bir bölümünde bu refleksi bilinçli olarak durduruyorum. Malzemenin kendi hareketine, renklerin birbirleriyle karşılaşmasına ve ortaya çıkan beklenmedik sonuçlara müdahale etmeden önce onları görmeye çalışıyorum. Bazen en doğru karar, bir şey eklemek yerine olduğu haliyle bırakmak oluyor. Bu da benim için kontrolü kaybetmekten çok kontrolün sınırını yeniden tanımlamak.&nbsp;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/21ffb85b-92f5-452f-a1cb-29d293099e7c-0ba2dccd-cdb8-479e-87dc-f32562176dbf" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Lightness serisi</em></span></p><p><strong>Koleksiyonda sabit bir renk paleti yerine renklerin birbiriyle kurduğu ilişki öne çıkıyor. Bir eserde rengin nereye gideceğine ne kadar siz karar veriyorsunuz, ne kadarını sürecin kendisine bırakıyorsunuz?</strong><br>Renk benim için önceden verilmiş bir karar olmaktan çok üretim sırasında şekillenen bir şey. Elbette eserin genel yönünü belirleyen bir renk yaklaşımım var; ancak hangi rengin nerede öne çıkacağını, hangisinin geri planda kalacağını baştan kesin olarak belirlemiyorum. Bir rengi uyguladığımda diğer renklerle nasıl karşılaşacağını görmek benim için sürecin önemli bir parçası. Bazen başlangıçta hiç düşünmediğim bir renk ilişkisi ortaya çıkıyor ve eserin yönünü tamamen değiştirebiliyor. Bu nedenle renk konusunda bir çerçeve çiziyorum ama o çerçevenin içinde esere hareket alanı bırakıyorum.&nbsp;</p><p><strong>Geometrik yapılarla daha yumuşak ve amorf formları aynı kompozisyonda bir araya getiriyorsunuz. Bu farklı form dilleri arasındaki dengeyi nasıl kuruyorsunuz?</strong><br>Bu iki form dilinin birbirine zıt olmasından çok, birbirini tamamlamasıyla ilgileniyorum. Geometrik formlar benim tasarım ve mimarlık tarafımı, amorf formlar ise daha sezgisel ve özgür olan tarafımı temsil ediyor. Bir araya geldiklerinde birinin diğerini bastırmasını istemiyorum. Geometrik form kompozisyona bir düzen ve referans noktası verirken, amorf formlar bu düzenin içinde hareket alanı yaratıyor. Dengeyi de kesin bir matematikle değil, form ve boşluk arasındaki ilişkiye bakarak kuruyorum. Bir noktada kompozisyonun kendi ritmini bulduğunu hissettiğimde artık müdahale etmiyorum.&nbsp;</p><p><strong>Lightness&rsquo;ta sınırları baştan belirlemek yerine eserin üretim sırasında kendi yönünü bulmasına izin veriyorsunuz. Bir işi ne zaman tamamlanmış kabul ediyorsunuz?</strong><br>Bir işin tamamlandığı noktayı önceden belirlemiyorum. Üretim sırasında bazı katmanlar ekleniyor, bazıları kayboluyor ve eser zaman içinde kendi dengesini buluyor. Benim için tamamlanmışlık, artık ekleyecek bir şey kalmadığı an değil; yaptığım bir müdahalenin eserin bütünlüğünü bozacağını hissettiğim an. Bazen bir esere son dokunuşu yapmak yerine geri çekilmek gerekiyor. O noktada eser kendi başına durabiliyorsa, benim için tamamlanmıştır.&nbsp;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/7e1c883d-ce28-4b0a-b698-e0176b17652d-e80febd7-8531-453c-a44e-7712036e994f" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Burçin Terzioğlu ve Cengizhan Özcan</em></span></p><p><strong>(Burçin Terzioğlu&#39;na) Cengizhan&rsquo;ın işleriyle ilk karşılaşmanız nasıl oldu ve bu üç eseri seçmenizde ne etkili oldu?</strong><br>Cengizhan&rsquo;ı uzun zamandır tanıyorum. Geçtiğimiz dönemde evimin mimari projesini de o gerçekleştirdi ve bu süreçte onun çalışma biçimine, estetik anlayışına ve detaylara verdiği öneme daha yakından şahit oldum. Aynı dönemde Lightness koleksiyonu üzerinde çalışıyordu. Koleksiyonu gördüğümde, onun mimari ve tasarım tarafında bildiğim dünyasının sanat pratiğinde nasıl farklı bir şekilde karşılık bulduğunu görmek beni çok etkiledi.</p><p>Cengizhan&rsquo;ın hayal dünyasına ve estetik bakışına çok güveniyorum. Bu nedenle eserleri seçerken yalnızca evimde nasıl görüneceklerine değil, bana ne hissettirdiklerine de baktım. Lightness&rsquo;taki renklerin ve formların özgür ama aynı zamanda dengeli hali çok hoşuma gitti. Seçtiğim üç eserin de evimde kendi karakterini korurken bütüne çok iyi uyacağını düşündüm. Açıkçası onları gördüğümde, hangilerinin evimde olmasını istediğim konusunda çok fazla düşünmem gerekmedi.&nbsp;</p><p><strong>(Burçin Terzioğlu ve Cengizhan Özcan&#39;a) &nbsp;Bir eserin stüdyodan çıkıp yaşanan bir mekana yerleşmesi, onunla kurulan ilişkiyi sizce nasıl değiştiriyor?</strong><br><strong>Burçin Terzioğlu:</strong> Bence çok değiştiriyor. Stüdyoda gördüğünüz bir eserle evinizde her gün karşılaştığınız bir eser arasında doğal olarak farklı bir ilişki oluşuyor. Artık sadece bakıp geçtiğiniz bir şey olmaktan çıkıyor; günün farklı saatlerinde, farklı ışıklarda görüyorsunuz. Zaman içinde eserin bazı detaylarını yeniden fark etmeye başlıyorsunuz. Benim için sanat eserinin evde yaşaması, onunla daha kişisel bir bağ kurmak demek.</p><p><strong>Cengizhan Özcan:&nbsp;</strong>Benim için de bir eserin stüdyodan çıktıktan sonra başka birinin yaşamına dahil olması üretimin en heyecan verici taraflarından biri. Eserin nerede duracağını tasarlarken elbette mekanı düşünüyorum ama oraya yerleştikten sonra artık benim kontrolümde değil. Burçin&rsquo;in evinde de Lightness&rsquo;taki üç eser, benim onları üretirken düşündüğümden farklı bir hikayenin parçası oldu. Bir sanat eserinin kendi başına var olması kadar, başka birinin hayatında yeni bir karşılık bulması da benim için üretimin devam eden bir parçası.&nbsp;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/6df39c50-f09c-4bf8-8838-b428ddd89b5f-1CB.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/6df39c50-f09c-4bf8-8838-b428ddd89b5f-1CB.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Bu Sonbahar Çantalarda Odak Dokuda]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/trendler/bu-sonbahar-cantalarda-odak-dokuda</link>
									<description><![CDATA[Geçtiğimiz sezonların yılan derisi etkisinin ardından bu sonbahar çantalarda sıra daha güçlü ve daha parlak bir dokuda: Timsah etkisine hazır olun.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/trendler/bu-sonbahar-cantalarda-odak-dokuda</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Fri, 04 Sep 2026 17:00:46 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/35fa03ed-c380-4b89-9a5d-ac781c4bf38a-kapak-2.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Sonbahar/Kış 2026,&nbsp;</em><span style="text-align: initial;"><em>Launchmetrics Spotlight</em></span></span></p><p><br></p><p>Sonbaharın çanta repertuvarına bu sezon tanıdık ama yeniden yorumlanmış bir doku eşlik ediyor: timsah derisi görünümü. Timsah derisini andıran kabartmalı yüzey, en sade çanta formlarına bile belirgin bir karakter kazandırırken, parlak bitişiyle aksesuarı görünümün sessiz ama etkili kahramanına dönüştürüyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/dfd962c5-27a2-4e2c-b6f1-6d6f629043c1-e26c8a9d-f7e6-4e89-9559-43894a0f9c26" style="width: 700px;"><em>Magda Butrym, Chanel, Dior</em></p><p>Sonbahar/Kış 2026 koleksiyonlarında bu etkinin izini sürmek mümkün. Chanel, Prada, Gucci, Bottega Veneta ve Celine gibi modaevleri timsah dokusunu farklı silüetler ve renklerle yeniden ele alıyor. Chanel ise timsah derisi görünümünü hem Maxi Flap hem de clutch gibi farklı çanta formlarında kullanarak birbirinden zevkli modeller sunuyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/1e1b91b2-85e0-425e-96b5-2e4dde47f32e-65082433-186a-4a71-b32f-4fff71e66f22" style="width: 700px;"><em>Mugler, Niccol&ograve; Pasqualetti, Stella McCartney</em></p><p>Üstelik hikaye yalnızca çantalarla sınırlı değil. Sonbahar/Kış 2026 defilelerinde timsah etkisi ayakkabı ve dış giyim gibi parçalara da taşınıyor. Ancak trendin en güçlü karşılığını çantalarda bulmasının bir nedeni var: Timsah derisi görünümlü yüzey, gösterişli bir forma ihtiyaç duymadan kapladığı her çantaya derinlik ve zenginlik kazandırabiliyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/50a172ef-b03e-4f1b-a35b-9d2d9b8e47f3-e9ac76a3-b2dd-4f78-9ce0-d7b9557d6de6" style="width: 700px;"></p><p>Bu sonbahar çantalarda yalnızca şekle değil yüzeye de bakıyoruz. Timsah derisi görünümlü modeller klasik ile gösterişli arasındaki çizgide durarak sezonun daha dokunsal ve zengin aksesuar anlayışını en iyi anlatan parçalardan biri olmaya hazırlanıyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/35fa03ed-c380-4b89-9a5d-ac781c4bf38a-kapak-2.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/35fa03ed-c380-4b89-9a5d-ac781c4bf38a-kapak-2.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Bir Sonraki Adımı Birlikte Düşünmek]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/bir-sonraki-adimi-birlikte-dusunmek</link>
									<description><![CDATA[Kérastase ve KAGİDER’in Power Talks programı, yeni Flash Mentorluk modeliyle genç kadınlara kariyerlerinin önemli karar anlarında farklı bir perspektif sunmayı amaçlıyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/bir-sonraki-adimi-birlikte-dusunmek</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Fri, 04 Sep 2026 15:30:37 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/29350833-bd31-47f4-9064-520645fbb359-kapak-1.png"/><p>Kariyerin ilk yılları, çoğu zaman cevaplardan çok soruların biriktiği bir dönem. İlk iş, ilk yöneticilik deneyimi, kendini ifade etmek, iş ve özel hayat arasında denge kurmak ya da profesyonel hayatta karşılaşılan önyargılar&hellip; K&eacute;rastase&rsquo;ın 2023 yılında hayata geçirdiği global sosyal etki programı Power Talks, Türkiye&rsquo;de KAGİDER işbirliğiyle bu sorulara mentorluk üzerinden alan açıyor. Program 2026 yılında Flash Mentorluk modeliyle yeni bir yapıya geçiyor. Bugüne kadar 16 ülkede 5.600&rsquo;den fazla kadına ulaşan Power Talks, Türkiye&rsquo;de ise 2024 ve 2025 yıllarında toplam 357 kişiyi bir araya getirdi. Yeni modelle birlikte programın yaklaşık 300 genç kadına ulaşması ve mentorluk eğitimi alan yaklaşık 50 mentorun programa dahil olması hedefleniyor.</p><p><strong>Beş Farklı Kariyer İhtiyacına Odaklanıyor</strong><br>Flash Mentorluk modelinin çıkış noktası, her kariyer yolculuğunun aynı sorular etrafında şekillenmediği fikrine dayanıyor. Bu nedenle program, Kariyer Yönetimi, İlk İş / İlk Yöneticilik Deneyimi, Kendini İfade ve İletişim, İş ve Özel Hayat Dengesi ile Cam Tavan ve Önyargılar olmak üzere beş temel tema üzerinden ilerliyor. Katılımcılar öncelikle kendi ihtiyaçlarına uygun temayı seçiyor. Ardından KAGİDER tarafından mentorun uzmanlık alanı, seçilen tema ve kontenjanlar doğrultusunda eşleştirme yapılıyor. Her katılımcı, seçtiği konu kapsamında deneyimli bir kadın profesyonelle bir saatlik bire bir mentorluk görüşmesi gerçekleştiriyor. Bu kısa süreli model, geleneksel ve uzun soluklu mentorluk programlarından farklı olarak belirli bir soruya veya kariyer ihtiyacına odaklanıyor. Amaç, katılımcının farklı bir bakış açısı edinmesi ve içinde bulunduğu profesyonel durum için daha somut bir yol haritası oluşturabilmesi.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/7274cc47-9ba0-47ff-910d-6cee84a8f29b-8dccd2a1-6d13-450f-82ae-fb054b55a5da" style="width: 300px;"><em>KAGİDER Başkanı Esra Bezircioğlu</em></p><p><strong>Deneyimden Deneyime Aktarılan Bir Alan</strong><br>Power Talks&rsquo;ın Türkiye uygulamasında mentorlar, KAGİDER&rsquo;in kadın profesyonellerden oluşan ağı içerisinden seçiliyor. Programa, en az beş yıllık profesyonel iş deneyimine sahip ve belirlenen mentorluk temalarından en az birinde deneyim sahibi kadınlar dahil ediliyor. Mentee&rsquo;ler ise KAGİDER&rsquo;in gençlik projelerinden yararlanan veya bu programlardan mezun olan genç kadınlar ile KAGİDER&rsquo;in işbirliği yaptığı üniversitelerde öğrenim gören öğrenciler arasından programa kabul ediliyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/a0fd1751-9105-41fb-ae71-2890cb89abf6-baeb538f-ea21-4f22-9147-4bb389ce1f78" style="width: 300px;"><em>K&eacute;rastase Marka Direktörü Selen Tütüncüoğlu</em></p><p><strong>Program Yıl Sonuna Kadar Devam Edecek</strong><br>Çevrim içi olarak gerçekleştirilen Flash Mentorluk görüşmeleri, Türkiye&rsquo;nin farklı şehirlerinden genç kadınların programa katılmasına olanak tanıyor. Temmuz ayında başlayan oturumların yıl sonuna kadar sürmesi planlanırken, sonbahar döneminde farklı etkinlikler kapsamında yüz yüze mentorluk görüşmelerinin de gerçekleştirilmesi hedefleniyor. Power Talks&rsquo;ın Türkiye&rsquo;deki uygulama ortağı KAGİDER ise mentorların seçilmesi ve eğitilmesinden başvuru ve değerlendirme süreçlerine, mentorluk içeriklerinin geliştirilmesinden mentor-mentee eşleştirmelerine kadar programın operasyonel ve içerik süreçlerini yürütüyor. Yeni dönem, mentorluk kavramını uzun vadeli bir ilişki yerine ihtiyaca göre şekillenen, tek bir görüşmeye odaklanan bir karşılaşma olarak yeniden ele alıyor. Kariyerinin başında, bir sonraki adımı biraz daha net görebilme ihtiyacında olan gençler için bir kılavuz.</p><p><br></p><p><span style="font-size: 12px;"><em>*Bu bir reklamdır.</em></span></p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/29350833-bd31-47f4-9064-520645fbb359-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/29350833-bd31-47f4-9064-520645fbb359-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[“Sarı Zarflar”: Evin İçine Taşınan Dünya Enis Köstepen ile 20 Dakika]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/sari-zarflar-evin-icine-tasinan-dunya-enis-kostepen-ile-20-dakika</link>
									<description><![CDATA[“Sarı Zarflar”, adını açıkça koymadığı bir dönemde geçiyor. Bu da hikayeyi tek bir yere sabitlemeden izlemeyi mümkün kılıyor. Film, büyük olaylardan çok gündelik hayatın içindeki küçük değişimlere odaklanıyor ve buradan bir ilişki anlatısı kuruyor. Berlinale’de Altın Ayı kazanan filmin ortak yapımcılarından ve ortak senaristlerinden Enis Köstepen’le filmin çıkış noktasını, bu tercihleri ve izleyicide bıraktığı etkiyi konuştuk.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/sari-zarflar-evin-icine-tasinan-dunya-enis-kostepen-ile-20-dakika</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Fri, 04 Sep 2026 12:45:12 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/d748992d-6523-4534-9cc0-2c420c78a5a4-sar%C4%B1zarflar.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Röportaj: Ünal Baş</em></span><br><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Ünal Baş, Ella Knorz if Productions Alamode Film</em></span></p><p><br></p><p><strong>ENİS KÖSTEPEN: Ön görerek hareket etmek çoğu zaman mümkün değil. Tam ne olacağını bilemeyecek oluşumuzun payını küçümseyemeyiz. Deneyip görmek zorundayız.</strong><br>&quot;Sarı Zarflar&rdquo;, işini kaybeden iki insanın ilişkisi üzerinden, dışarıdaki dünyanın yavaş yavaş içeriye sızdığı bir atmosfer kuruyor. Berlinale&rsquo;de Altın Ayı kazanan &ldquo;Sarı Zarflar&rdquo;, kesin yargılardan uzak duran dili ve karakterlerin çelişkileriyle var olmasına alan açan yaklaşımıyla, izledikten sonra da üzerine düşündüren bir film. Enis Köstepen ile konuştuk.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/5a13be4c-9df5-4785-b313-b8f716c8ddb8-dac27de5-b957-4431-9c18-4511b6d612f4" style="width: 300px;"></p><p><strong>&ldquo;Sarı Zarflar&rdquo; çok tanıdık bir politik atmosferden besleniyor. Bu hikayeyi yazarken ve yapımcılığını üstlenirken sizi ilk harekete geçiren şey neydi?</strong><br>Aslında her şey 2021&rsquo;de başladı. O dönemde, yakın zamanda kaybettiğimiz oyuncu ve yapımcı arkadaşımız Mustafa Sönmez, Nadir Öperli ile birlikte bir senaryonun yapımcılığı üzerinde çalışıyorlardı. Ben de o sırada İstanbul Film Festivali&rsquo;nde İlker&rsquo;in son filmini izlemiş, sinema diline yeniden bakma fırsatı bulmuştum. Bu yüzden o proje için İlker&rsquo;in uygun olabileceğini düşündüm. Daha sonra o senaryo rafa kalktı. Bunun üzerine İlker&rsquo;le yeniden iletişime geçildi. O da işlerini kaybeden iki insanın, işsizlikle ve ilişkilerindeki gerilimle baş etmeye çalıştığı bir hikaye önerdi. &ldquo;Sarı Zarflar&rdquo; bu fikir etrafında şekillendi.</p><p>Bu hikaye, son yıllarda giderek ağırlaşan atmosferle birlikte derinleşti. Senaryo üzerinde çalıştıkça bir karar verdik.Bu dönemin adını doğrudan koymamak. Hikayeyi belirli bir zamana sabitlemek yerine daha açık bir zaman duygusu kurmak istedik.&nbsp;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/1cc21337-486a-49a2-b714-34608c235783-2b5fd592-3862-4d2d-8ad7-b5c837fee41c" style="width: 518px; height: 345.687885px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Sarı Zarflar Berlinale Altın Ayı Ödülü</em></span></p><p><strong>Filmde baskı açık bir şiddetten çok tebligatlar, kayıtlar ve gündelik yasaklar üzerinden ilerliyor. Sizi bu daha sessiz ama yayılmacı baskı biçimine çeken neydi?</strong><br>Senaryonun ilk aşamalarında daha sert bir yere gidip karakterlerden birinin tutuklandığı bir yapı da düşündük. Ama böyle bir noktaya gittiğinizde anlatım alanınız daralabiliyor. Biz daha çok gündelik ve yayılmacı bir baskı biçiminin peşindeydik. Tebligatlar, kayıtlar, küçük müdahaleler&hellip; Daha sessiz ama etkisi uzun süren bir baskı. Bu tercih, filmin tonunu da daha açık tuttu.</p><p><strong>Bu hikayeyi yazarken odağınız daha çok politik durumun kendisi miydi, yoksa onun insanlar arasındaki ilişkileri dönüştürme biçimi mi?</strong><br>İkisi birden. Ama bizim için asıl mesele, bu politik çerçevenin insanlar arasındaki ilişkilere nasıl yansıdığıydı. İlker ve Ayda&rsquo;nın da bir çift olması, bu hikayeyi kurarken önemli ve etkili oldu, kendi deneyimlerinden de beslenerek bu ilişkiyi daha derinlikli ele aldılar. Siyasi arka planın hissedilmesi bizim için önemliydi ama bunu doğrudan tarihsel referanslarla kurmak istemedik. Daha çok iki karakterin bu baskı ortamını nasıl deneyimlediğine odaklandık. Filmin yapısı da bunu destekliyor aslında. İlk bölümde daha çok iş, ev ve kayıp meselesi öne çıkarken, İstanbul&rsquo;daki bölümde hikaye içeriye, ilişkiye doğru çekiliyor. Orada karakterlerin kendi içlerinden çıkma, baş etme biçimlerini daha yakından görüyoruz.</p><p><strong>Filmde dışarıdaki baskı zamanla evin içine taşınıyor. Sizce bugün politik olanı anlamanın en güçlü yollarından biri, onun özel hayatı nasıl etkilediğine bakmak mı?</strong><br>Film aslında bilinçli bir tercih yapıyor. Biz Aziz&rsquo;in arkadaşlarının hikayesini ya da kolektif bir direnişi anlatmıyoruz. Bunun yerine karakterlerin iç dünyalarına ve yaptıkları bireysel tercihlere odaklanıyoruz. Elbette kolektif mücadeleyi anlatmak da başka bir yol olurdu. Ama bizi daha çok ilgilendiren, bu politik atmosferin insanların hayatlarında nasıl karşılık bulduğu. Yani değerlerle gerçekler arasındaki gerilimdi. Bugün de h&acirc;l&acirc; geçerli olan bir soru bu: İnsan, inandığı şeyler ile yaşamak zorunda kaldığı hayat arasında nasıl bir seçim yapıyor ya da denge kuruyor? Film biraz bunun etrafında dolaşıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/2ba0f8f5-f55e-44e8-9ad9-7fa67d6c7922-de302082-4a83-4c2b-8d13-3726581b0c22" style="width: 517px; height: 227.348837px;"></p><p><strong>Karakterleri net kahramanlar ya da net suçlular olarak kurmamışsınız. Bu gri alan izleyicide nasıl bir karşılık buluyor sizce?</strong><br>Bence en önemli karşılığı şu: İzleyici film boyunca farklı karakterlerle özdeşleşebiliyor. Bir noktada biriyle, başka bir anda diğeriyle yakınlık kurabiliyor. Bu gri alan empatiyi açık tutuyor ama izleyiciyi tek bir yere sabitlemiyor. Karakterleri net biçimde konumlandırmamak, onların çelişkileriyle birlikte var olmasına izin veriyor. Bu da filmi daha zengin bir yere taşıyor.</p><p><strong>Filmde sadece meslekler değil, insanların kendilerine dair algıları da çözülüyor. Bu &ldquo;merkezini kaybetme&rdquo; hali sizin için hikayenin temel meselesi miydi?</strong><br>Evet, bu, hikayenin önemli bir meselesiydi. Film başladığında karakterler aslında hayatlarının iyi bir yerinde; Aziz&rsquo;in akademideki konumu ve oyun yazarlığı, Derya&rsquo;nın oyunculuk kariyeri&hellip; Her şey belli bir dengede ilerliyor. Ama bu denge bozuldukça hem kendilerini hem de birbirlerini sorgulamaya başlıyorlar. Bir yandan da şu farkındalık devreye giriyor: Bu yaşadıkları aslında ilk kez olan bir şey değil. Ülkede baskının yöneldiği kesimler değişiyor ama bu durumun bir sürekliliği var. Karakterlerin de bunu hatırlaması, kendi konumlarını yeniden düşünmelerini sağlıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/ddff6a59-ae1f-4b4d-9ccb-af3afee1f26f-f0fdac12-81ea-4f0f-b803-3aa3ad6d5fd6" style="width: 514px; height: 343.339882px;"></p><p><strong>Aziz ve Derya&rsquo;nın farklı ailelerden ve kültürel arka planlardan gelmesi, özellikle kriz anlarında aldıkları kararları da belirliyor gibi görünüyor. Bu farkın, hikayenin yönünü ve sonucunu etkilediğini söyleyebilir miyiz?</strong><br>Evet, kesinlikle etkiliyor. Özellikle Derya&rsquo;nın ailesi ve abisi hikayede önemli bir yerde duruyor. Aralarındaki ilişki hem bir çatışma hem de bir bağımlılık içeriyor. Kriz anlarında bu farklar daha görünür hale geliyor. Bir yandan Derya o ilişkiye mesafe koymak istiyor, bir yandan da ihtiyaç duyduklarında tekrar o bağın içine çekiliyorlar. Bu da sınıfsal ve kültürel farkların sadece arka plan değil, kararları doğrudan etkileyen bir unsur olduğunu gösteriyor. Aslında orada şu da var: Bu tür bağlar tamamen kopmuyor. Ne zaman devreye gireceği, ne zaman askıya alınacağı sürekli değişiyor. İnsan hem mesafe koymak istiyor hem de bir noktada o ilişkiye mecbur kalabiliyor.</p><p><strong>Bu hikayede insanlar neye direndikleri kadar neye uyum sağladıklarıyla da tanımlanıyor. Siz bu gerilimin neresinde duruyorsunuz?</strong><br>Zor bir soru. Çünkü aslında insan çoğu zaman kabul etmek istemediği şeylerle birlikte yaşamaya devam ediyor. Bir yandan itiraz ediyorsunuz, mücadele ediyorsunuz ama bir yandan da hayat sürüyor. Kendi hayatımızda da bunu görüyoruz. Değer verdiğimiz şeylerin değiştiği, hatta yok olduğu durumlar oluyor. Buna karşı hukuki ya da başka yollarla mücadele ediyorsunuz ama aynı zamanda o yeni duruma da uyum sağlamak zorunda kalıyorsunuz. Bence en zor olan da bu: Kabul edemediğiniz bir şeyle yaşamayı sürdürmek. Film de biraz bu gerilimin içinde duruyor.</p><p><strong>Gerçek hayattaki deneyimlerden beslenen bir hikaye kurarken, temsil etme sorumluluğunu nasıl ele aldınız? &ldquo;Fazla yakın&rdquo; olduğu için geri çekildiğiniz bir nokta oldu mu, yoksa o duygunun sonuna kadar gitmeyi mi tercih ettiniz?</strong><br>Aslında baştan beri bunu çok bilinçli ele aldık. Bugün örneğin barış akademisyenleri ya da benzer deneyimler yaşayan insanlar filmde kendilerinden bir şey bulabiliyor. Ama biz bunu doğrudan temsil eden bir hikaye kurmamayı tercih ettik. Çünkü bu tür deneyimler çok heterojen; hem sınıfsal hem politik olarak farklılıklar içeriyor. Böyle bir şeyi tek bir hikayeyle temsil etmek mümkün değil. Bir yandan da böyle bir temsil iddiasının bir beklenti yaratmasını istemedik. O yüzden daha çok ilham aldığımız ama kendi koşulları içinde var olan bir hikaye kurduk. Filmi bire bir gerçekliğin ölçüsüyle değerlendirmek yerine kendi dünyası içinde düşünmek gerektiğine inanıyoruz. Sonuçta bu bir kurmaca. Karakterlerin ve hikayenin biraz da o hayal alanı içinde var olabilmesi bizim için önemliydi.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/3a2dd1c0-bf13-4914-bda9-3ef2de8c9ddf-e3441f6e-d6fb-4d37-87f8-24ea1b2bea89" style="width: 519px; height: 346px;"></p><p><strong>Türkiye&rsquo;de geçen ama Almanya&rsquo;da çekilen bir film yapmak size nasıl bir bakış açısı kazandırdı? Bu mesafe hikayeyi kurarken sizi nasıl etkiledi?</strong><br>Aslında bu başlı başına bir riskti. Daha önce denediğimiz bir şey değildi; işleyecek mi, yadırganacak mı bilmiyorduk. İlker ve Alman yapımcı da bu riski birlikte aldı. Ama filmi izlediğimde beni hiç yabancılaştırmadığını fark ettim. Seyirciye bir teklif sunuyor film ve çoğu seyirci bu teklifi kabul ediyor. Türkiye&rsquo;de geçen bir hikayenin Berlin ve Hamburg&rsquo;da kurulması yadırganmıyor aksine zengin anlam katmanları, çağırışmlar oluşuyor.Yapım tasarımı ve kurulan dünya bu anlamda çok iyi çalışıyor. Bence bu mesafe filme de iyi geldi. Hikaye daha geniş bir yere açıldı ve farklı ülkelerde benzer deneyimler yaşayan insanlar daha kolay bağ kurabildi.</p><p><strong>Altın Ayı aldıktan sonra filmle kurulan ilişki değişti mi sizce? İzleyici ya da sektör tarafında farklı okumalar ortaya çıktı mı?</strong><br>Zaten ana yarışmada yer aldığınızda film daha sert eleştirilere açık hale geliyor. Daha fazla konuşuluyor, daha fazla yazılıyor. Altın Ayı geldikten sonra ise beklenti bir kat daha artıyor. Filmi henüz izlememiş olanlar için bile &ldquo;Bu filmde ne var, gerçekten hak etti mi?&rdquo; sorusu oluşuyor. Bu da bir yandan ilgiyi artırıyor ama bir yandan da filmi daha keskin ve zaman zaman daha acımasız bir bakışa açık hale getiriyor.</p><p><strong>Filmin izleyicide daha çok o anda hissedilen bir etki mi, yoksa zamanla yer eden bir iz mi bırakmasını istediniz?</strong><br>Açıkçası bunu ne kadar planlayabilirsiniz, emin değilim. Ama gelen yorumlara baktığımızda filmin izleyicide uzun süre kaldığını, üzerine düşündüren bir etkisi olduğunu görüyoruz. Hatta filmi birden fazla kez izleyenler, ilk seferde fark etmedikleri şeyleri sonradan fark ettiklerini söylüyor. Bu aslında herkesin arzu ettiği bir şey. Sanırım bu da filmin kesin yargılardan uzak durmasıyla, karakterlerin çelişkileriyle birlikte var olabilmesiyle ilgili. Her izleyişte başka bir katmanı görünür olan bir film oldu.</p><p><strong>Bugünlerde sizi en çok ne besliyor, neyi merak ediyorsunuz? Bu merak daha çok yaşadıklarınızdan ve ilişkilerden mi besleniyor, yoksa daha içsel bir yerden mi geliyor? Şu an zihninizi meşgul eden şeyler sizi nereye doğru götürüyor?</strong><br>Şu an en çok Nisan&rsquo;da bir yaşına basan oğlum Fikret Yaz besliyor beni. Bir insanın büyümesinin ne kadar yavaş ve adım adım gerçekleştiğini görmek&hellip; Hep &ldquo;hayat kısa&rdquo; denir ya, aslında o kadar da kısa değilmiş gibi geliyor. Büyümek uzun bir süreç. İlk gülüşü, ilk korkuları, ağlaması&hellip; Hepsi çok basit gibi ama bir yandan da çok etkileyici. Bir insanın hayata bu kadar bağımlı başlayıp zamanla kendi başına var olması bana h&acirc;l&acirc; şaşırtıcı geliyor. &nbsp;Şu an en çok bunu izlemek, bunu düşünmek besliyor beni.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/d4c47119-6286-4fd1-9b7d-d0df9669d6a2-5751a313-a4d7-448f-9f7d-e3a25813aef2" style="width: 514px; height: 343.007968px;"></p><p><span style="font-size: 12px;">&nbsp;*Çekimi ve röportajı gerçekleştirmemize destek olan &ldquo;Postane&rdquo; ye ve ekibine teşekkür ederiz.</span></p><p><br></p><p><span style="font-size: 12px;"><em>*Bu içerik ELLE Türkiye Mayıs 2026 sayısından alınmıştır.</em></span></p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/d748992d-6523-4534-9cc0-2c420c78a5a4-sar%C4%B1zarflar.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/d748992d-6523-4534-9cc0-2c420c78a5a4-sar%C4%B1zarflar.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Profesyonel Sporculardan Günlük Hayata Uyarlanabilecek 6 Alışkanlık]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/profesyonel-sporculardan-gunluk-hayata-uyarlanabilecek-6-aliskanlik</link>
									<description><![CDATA[Daha iyi performans göstermek, enerjiyi gün boyunca korumak ve vücudun toparlanmasını desteklemek yalnızca yoğun antrenmanlarla mümkün değil. Profesyonel sporcuların beslenmeden uykuya uzanan günlük rutinleri, daha dengeli bir yaşam sürmek isteyen herkes için uygulanabilir ipuçları sunuyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/profesyonel-sporculardan-gunluk-hayata-uyarlanabilecek-6-aliskanlik</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Fri, 04 Sep 2026 12:20:54 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/ebfdcea3-8dc9-4089-b8ba-311381af771b-kapak.jpg"/><p>Profesyonel sporcuları başarıya taşıyan yalnızca antrenman salonunda geçirdikleri saatler değil. Beslenme düzenleri, uyku alışkanlıkları, su tüketimleri ve dinlenme günlerini nasıl değerlendirdikleri de performansın sürdürülebilirliğinde önemli rol oynuyor. Herbalife Sağlık ve İyi Yaşamdan Sorumlu Başkan Yardımcısı Dr. Luigi Gratton&rsquo;a göre asıl farkı, doğru alışkanlıkların istikrarlı biçimde tekrarlanması yaratıyor. Üstelik profesyonel sporcuların rutinlerinde yer alan bu temel yaklaşımları günlük hayata uyarlamak için madalya hedeflemek gerekmiyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/acacbdc2-2c9c-4420-a86a-c6aa554aad8b-351098c9-df15-40f1-9f81-5b8045d73b4e" style="width: 300px;">VUORI</p><p><strong>1. Proteini Gün İçine Yaymak</strong><br>Protein yalnızca antrenman sonrasında tüketilmesi gereken bir besin değil. Kas kütlesinin korunmasına katkıda bulunurken bağışıklık sistemi ile hormon ve enzim üretimini de destekliyor. Dr. Gratton, profesyonel sporcuların protein tüketimini tek bir öğünde yoğunlaştırmak yerine gün içine dengeli biçimde dağıttıklarını belirtiyor. Protein içeren öğünler daha uzun süre tok kalmaya da yardımcı olabiliyor.</p><p><strong>2. Karbonhidratı Aktivite Düzeyine Göre Ayarlamak</strong><br>Profesyonel sporcular karbonhidratı tamamen hayatlarından çıkarmıyor. Bunun yerine miktarı gün içindeki hareket ve antrenman yoğunluğuna göre planlıyor. Yoğun egzersiz yapılan günlerde enerji depolarının yenilenmesine destek olmak amacıyla karbonhidrat tüketimi artırılabilirken daha az hareket edilen günlerde porsiyonlar azaltılabiliyor. Kısacası önemli olan karbonhidrattan kaçınmak değil, ihtiyaca uygun seçim yapmak.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/97d41e0d-244f-4bf2-af59-72893e724b41-1cfd542d-f406-4afe-8136-e1bef839b680" style="width: 300px;">ADIDAS</p><p><strong style="text-align: initial;">3. Susamayı Beklemeden Su İçmek</strong><br>Yeterli su tüketimi hem fiziksel hem de zihinsel performansın korunmasında önemli. Bu nedenle su içmek için susama hissinin ortaya çıkmasını beklememek gerekiyor. Özellikle yoğun egzersiz sırasında terlemeyle kaybedilen sıvının yanı sıra sodyum ve potasyum gibi elektrolitlerin yerine konması da önem taşıyor.</p><p><strong>4. Uykuyu Antrenmanın Devamı Olarak Görmek</strong><br>Uyku, profesyonel sporcuların rutininde boş geçirilen saatler değil, toparlanma sürecinin önemli bir parçası. Kasların onarılması, bağışıklık sisteminin desteklenmesi, hormon dengesinin korunması ve zihinsel performansın devamlılığı için Dr. Gratton her gece 7 ila 9 saat uyumanın önemine dikkat çekiyor. Düzenli ve kaliteli uyku, bir sonraki güne daha güçlü başlamanın temelini oluşturuyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/8bc69cb8-5222-4036-b867-a7f5d78fc3e0-75217b55-e903-4eac-b499-e920e0edf21b" style="width: 300px;">FP MOVEMENT</p><p><strong>5. Tabağa Daha Fazla Renk Eklemek</strong><br>Orman meyveleri, koyu yeşil yapraklı sebzeler, kiraz, pancar, kırmızı üzüm ve mor lahana gibi renkli besinler antioksidan, vitamin ve mineral bakımından zengin seçenekler arasında bulunuyor. Dr. Gratton farklı renkteki sebze ve meyvelerin düzenli tüketilmesinin bağışıklık sistemine ve vücudun toparlanma sürecine katkı sağlayabileceğini ifade ediyor.</p><p><strong>6. Dinlenme Günlerinde Tamamen Hareketsiz Kalmamak</strong><br>Dinlenmek bütün günü koltukta geçirmek anlamına gelmek zorunda değil. Profesyonel sporcular yürüyüş, yoga, esneme veya hafif tempolu bisiklet gibi düşük yoğunluklu aktivitelerle aktif toparlanmayı destekliyor. Vücudu zorlamadan hareket etmek kan dolaşımına katkıda bulunurken kronik yorgunluk, aşırı antrenman ve sakatlık riskinin azaltılmasına da yardımcı olabiliyor. Profesyonel sporcuların rutinlerinden çıkarılabilecek en önemli ders oldukça basit: İyi performans, tek bir yoğun antrenmandan değil, her gün sürdürülen küçük ve dengeli alışkanlıklardan doğuyor.</p><p>&nbsp;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/ebfdcea3-8dc9-4089-b8ba-311381af771b-kapak.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/ebfdcea3-8dc9-4089-b8ba-311381af771b-kapak.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Elie Saab’ın İmza Kodları H&M ile Buluşuyor]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/elie-saabin-imza-kodlari-hm-ile-bulusuyor</link>
									<description><![CDATA[Elie Saab’ın tasarım kodları bu kez H&M koleksiyonunda karşımıza çıkıyor. Kadın ve erkek giyimden ayakkabı ve aksesuarlara uzanan koleksiyon, 22 Ekim’de Türkiye’de satışa sunulacak.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/elie-saabin-imza-kodlari-hm-ile-bulusuyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 03 Sep 2026 14:00:10 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/4b74a957-b044-49d9-badf-6a30695957df-eliesaabxhm.png"/><p><em><span style="font-size: 12px;">Fotoğraflar: ELIE SAAB X H&amp;M</span></em></p><p><br></p><p>H&amp;M uzun yıllardır yüksek moda tasarımcıları ve markalarıyla yaptığı işbirlikleriyle moda sevdalılarını heyecanlandırıyor. Bugüne kadar Stella McCartney, Jimmy Choo, Maison Margiela, Comme des Garçons gibi birbirinden ikonik modaevleriyle işbirlikleri ile yüksek modayı daha ulaşılabilir bir yere getirdi. En son Maison Margiela&#39;nın kreatif direktörü Glenn Martens ile yaptıkları koleksiyonla merak uyandıran H&amp;M şimdi yeni tasarımcı işbirliğini açıkladı: Elie Saab. Beyrut&rsquo;ta kurduğu modaevini haute couture dünyasına taşıyan Elie Saab bu kez tasarım anlayışını H&amp;M ile hazırladığı koleksiyonda yeniden yorumluyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/1d555c5e-f468-4f27-af55-a556717ef33e-e3a25de5-4321-43a5-9213-c759f6aa62ea" style="width: 700px;"></p><p>Elie Saab&rsquo;ın tasarımlarında öne çıkan dantel, işlemeler, payetler ve belirgin terzilik detayları koleksiyonun da temelini oluşturuyor. Kadın ve erkek giyim, ayakkabı ve aksesuar seçeneklerinden oluşan koleksiyonda işlemeli elbiseler, ışıltılı parçalar ve keskin hatlara sahip tasarımlar dikkat çekiyor. İnce dantel detayları, degrade payet uygulamaları ve Elie Saab&rsquo;ın monogramları ise koleksiyonun öne çıkan diğer detayları arasında.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/677e33ac-7e42-4f53-8e9d-60d660c49a0d-5dc4af95-701d-4734-860c-f31d8978d33a" style="width: 700px;"></p><p>Elie Saab&rsquo;ın H&amp;M için hazırladığı koleksiyon, modaevinin couture dünyasında şekillenen estetiğini daha geniş bir gardıroba taşıyor. Koleksiyondaki parçalar yalnızca gece giyimine değil, farklı kullanım alanlarına uyarlanabilecek bir gardırop fikri üzerinden tasarlandı.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/4b0bba72-5e95-416a-b96c-5ea6a9cf4cb8-71d399c5-85e4-4bf2-81e4-899bbbcc8276" style="width: 700px;"></p><p>Elie Saab x H&amp;M koleksiyonu, 22 Ekim&rsquo;de dünya ile aynı anda Türkiye&rsquo;de satışa çıkacak. Koleksiyon, H&amp;M İstinyePark mağazasında ve H&amp;M websitesinde satışa sunulacak.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/4b74a957-b044-49d9-badf-6a30695957df-eliesaabxhm.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/4b74a957-b044-49d9-badf-6a30695957df-eliesaabxhm.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[“Gen AI” Cildinizi Sizden Daha İyi Tanıyabilir mi?]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/cilt-bakimi/gen-ai-cildinizi-sizden-daha-iyi-taniyabilir-mi</link>
									<description><![CDATA[Tek bir selfie, cilt yaşınızı ölçebilir, lekelerinizi haritalandırabilir ve size özel bir bakım rutini oluşturabilir mi? Bilgisayarlı görü ve “Gen AI” güzellik dünyasının yeni danışmanlarına dönüşürken, telefon kameramızın cildimiz hakkında ne kadar şey söyleyebileceğine gelin birlikte bakalım.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/cilt-bakimi/gen-ai-cildinizi-sizden-daha-iyi-taniyabilir-mi</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 03 Sep 2026 12:00:29 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/f817e188-69f2-4822-ad18-4b38c08c8f10-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><br></p><p>Bir dönem cilt tipimizi belirlemek için birkaç soruluk testleri çözüyor, ardından kendimizi &ldquo;kuru&rdquo;, &ldquo;yağlı&rdquo; ya da &ldquo;karma&rdquo; seçeneklerinden birine yerleştiriyorduk. Şimdi ise güzellik dünyasının yeni favorisi selfie&rsquo;ler. Makyajsız bir fotoğrafınızı yüklüyor, birkaç saniye içinde cildinizin ayrıntılı olduğu iddia edilen haritasıyla karşılaşıyorsunuz. Gözenek görünümü, kızarıklık, pigmentasyon, ince çizgiler, akne eğilimi ve hatta algılanan cilt yaşı&hellip; Üstelik sistem yalnızca gördüklerini sıralamakla kalmıyor. Ardından kullanmanız gereken temizleyiciyi, serumu ve nemlendiriciyi de seçiyor. Kısacası selfie&rsquo;niz, kişisel bakım rutininizin yeni başlangıç noktasına dönüşüyor. Kulağa heyecan verici geliyor, değil mi?</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/13a45501-6f26-4806-b186-5fa33a867bee-66a707bd-aeec-4084-8749-3a7a0c67380c" style="width: 300px;"></p><p><strong>Algoritma Selfie&rsquo;nizde Neye Bakıyor?</strong><br>AI cilt analizleri, yüzünüzü bir bütün olarak değerlendirmek yerine fotoğrafı çok sayıda küçük veri noktasına ayırıyor. Bilgisayarlı görü teknolojisi cilt yüzeyindeki renk ve doku farklılıklarını, çizgilerin dağılımını, gözeneklerin görünürlüğünü ve kızarıklık bulunan bölgeleri inceliyor. Ardından bu görüntüyü, sistemin daha önce öğrendiği çok sayıdaki yüz ve cilt görüntüsüyle karşılaştırıyor. Sonuçta ortaya çıkan şey tıbbi bir teşhis değil, görünür cilt özelliklerine ilişkin sayısal bir yorum. Örneğin sistem yanaklardaki ton farklılığını pigmentasyon, alın çevresindeki çizgileri kırışıklık, burun çevresindeki koyu noktaları ise belirgin gözenek olarak sınıflandırabiliyor. &ldquo;Haut.AI&rdquo; gibi beauty-tech platformları artık selfie üzerinden kızarıklık, pigmentasyon, gözenek yoğunluğu, akne görünümü, ince çizgiler ve algılanan yaş gibi çok sayıda parametreyi değerlendirebiliyor. Bu teknoloji yalnızca markaların internet sitelerinde ürün önermek için değil, bir ürünün ciltte zaman içinde yarattığı değişimi takip etmek amacıyla da kullanılıyor. Ancak şirketin de özellikle belirttiği gibi bu analiz, hastalık teşhis eden bir dermatolog muayenesi anlamına elbette gelmiyor. &nbsp;</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/1b6f7325-0768-462b-b2ae-b61f42adb223-1570ade5-0033-4a2e-bd1f-9fe1b07611d0" style="width: 300px;"></p><p><strong>Aynanın Göremediğini Görebilir mi?</strong><br>Kısmen evet. Yapay zekanın en güçlü olduğu alanlardan biri insan gözünün tek bakışta fark etmekte zorlandığı küçük farklılıkları ölçebilmesi. Her gün aynaya baktığımız için cildimizde yavaş yavaş gelişen değişimleri gözden kaçırabiliyoruz. Düzenli aralıklarla, aynı ışık ve açıyla çekilen selfie&rsquo;ler ise lekelerin koyulaşıp koyulaşmadığını veya cilt dokusunun zaman içinde değişip değişmediğini karşılaştırmayı kolaylaştırabiliyor. Bu nedenle AI cilt analizlerinin belki de en faydalı özelliği, tek bir fotoğraf üzerinden kesin hükümler vermekten çok bir &ldquo;cilt günlüğü&rdquo; oluşturabilmesi. Yeni başladığınız bakım rutininin sekiz hafta sonra gerçekten fark yaratıp yaratmadığını yalnızca hafızanıza değil, karşılaştırılabilir görüntülere bakarak değerlendirebilirsiniz. Yine de algoritmanın görebildiği şey, kameranın yakalayabildiğiyle sınırlı. Tekrar hatırlatmakta fayda var: Bir selfie cildin nem seviyesini doğrudan ölçemez, cilt bariyerinin biyolojik durumunu kesin olarak belirleyemez ve bir lezyonun tıbbi niteliğini güvenilir biçimde teşhis edemez. Gördüğü yüzeysel işaretlerden olasılıklar üretir.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/331fd053-8cee-4e74-a03b-4aeb6a4277c9-4999e5b5-dbb8-4fda-a2e1-b1704eb04a95" style="width: 300px;"></p><p><strong>Kötü Işık, Yanlış Sonuç</strong><br>Analizin ikna edici görünmesi her zaman doğru olduğu anlamına gelmiyor. Sabah pencere önünde çekilen bir selfie ile akşam sarı banyo ışığında çekilen fotoğraf aynı cilt için oldukça farklı sonuçlar verebilir. Gölge, kameranın renk ayarı, görüntü kalitesi, yüzün kameraya uzaklığı ve hatta mimikler bile değerlendirmeyi etkileyebilir. Aydınlatma değişkenliği üzerine yapılan çalışmalar da ışık ve renk koşullarının AI tarafından verilen cilt skorlarını değiştirebildiğini gösteriyor. &nbsp;Bu yüzden daha tutarlı bir analiz için yüzün makyajsız olması, saçların yüzden çekilmesi, filtrenin kapatılması ve selfie&rsquo;nin doğrudan gün ışığında çekilmesi öneriliyor. Nitekim L&rsquo;Or&eacute;al Paris&rsquo;in Skin Genius aracı da kullanıcılarından makyajsız, nötr ifadeli ve iyi aydınlatılmış bir fotoğraf istiyor. Başka bir ifadeyle, yapay zeka cildinizi yorumlamadan önce sizin ona doğru fotoğrafı vermeniz gerekiyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/aa7166d1-5d69-430e-a1fe-a824a9d4db79-0eb128cd-7fe2-4747-b3ce-5c2f11a54656" style="width: 300px;"></p><p><strong>Yeni Cilt Danışmanımız Bir Kamera mı?</strong><br>Yapay zeka destekli analizler cilt bakımını daha kişisel, erişilebilir ve ölçülebilir hale getirme potansiyeline sahip. Özellikle hangi ürünle başlayacağını bilemeyenler için uzun raflar arasında bir yön duygusu sağlayabilir. Düzenli kullanıldığında ciltteki görünür değişimleri izlemek açısından da oldukça pratik olabilir. Ancak selfie&rsquo;nin arkasındaki sistem çoğu zaman aynı zamanda bir satış aracı. Analiz sonucunda önerilen ürünlerin gerçekten cildiniz için en uygun seçenekler mi olduğu, yoksa yalnızca markanın kataloğundaki en uygun eşleşmeler mi olduğu sorusunu akılda tutmak gerekiyor. Belki de doğru yaklaşım, AI cilt analizini yeni dermatoloğumuz olarak değil, daha dikkatli bir ayna olarak görmek. O ayna gözeneklerinizi sayabilir, lekelerin dağılımını işaretleyebilir ve bakım rutininizin zaman içindeki etkisini karşılaştırabilir. Fakat cildinizin bütün hikayesini tek bir selfie&rsquo;den okuyamaz. En azından şimdilik.</p><p>&nbsp;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/f817e188-69f2-4822-ad18-4b38c08c8f10-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/f817e188-69f2-4822-ad18-4b38c08c8f10-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Akbank Caz Festivali 26 Eylül’de Başlıyor]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/akbank-caz-festivali-26-eylulde-basliyor</link>
									<description><![CDATA[Haziran ayında ilk isimleri duyurulan 36. Akbank Caz Festivali’nin programı açıklandı. 26 Eylül–11 Ekim tarihleri arasında İstanbul’un farklı noktalarına yayılacak festival bu yıl da cazın farklı kuşaklarını, türlerini ve ifade biçimlerini bir araya getiriyor. Eylül ayının yoğun kültür-sanat takvimine bir de caz rotası eklemeye hazır mısınız?]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/akbank-caz-festivali-26-eylulde-basliyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 02 Sep 2026 18:00:25 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/024d14ca-05a6-4da9-858e-2156aea5c23b-kapak-1.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Akbank Caz Festivali</em></span></p><p><br></p><p>Haziran ayında ilk <a href="https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/36-akbank-caz-festivali-ilk-isimlerini-acikladi" target="_blank">program</a> açıklandığında ajandalarımıza not almaya başlamıştık. Fakat şimdi genel programın açıklanmasıyla takvimlerimizi düzenleyebiliriz. Zira konserler dışında etkinlikler ve söyleşiler de bir hayli heyecan verici gözüküyor. Akbank Caz Festivali, 36. yılında İstanbul&rsquo;u 15&rsquo;ten fazla ülkeden yaklaşık 200 sanatçının katılımıyla müziğin farklı tonları arasında dolaşan geniş bir programa davet ediyor. Programda konserlerin yanı sıra paneller, atölyeler, workshop&#39;lar ve dinleti etkinlikleri de yer alıyor. Festivalin bu yılki programında Joe Armon-Jones, Arturo Sandoval, James Carter, Bugge Wesseltoft, Emin Fındıkoğlu, İmer Demirer ve Sibel Köse gibi cazın deneyimli isimlerinin yanı sıra genç müzisyenler ve yeni projeler de var. Program, cazı yalnızca sahnede dinlenen bir müzik türü olarak değil; hafıza, arşiv, görsel kültür ve eğitimle birlikte ele alınan daha geniş bir alan olarak düşünmeye davet ediyor.</p><p><strong>İstanbul&rsquo;da Yeni Bir Caz Rotası</strong><br>Festivalin dikkat çeken başlıklarından biri, genç müzisyenlere alan açan JAmZZ Masterclass ve JAmZZ Sessions. Geçtiğimiz yılki programın ardından seçilen yedi genç müzisyen, bu yıl JAmZZ Sessions kapsamında aynı sahneyi paylaşacak. Genç kadro, farklı eğitim ve sahne deneyimlerini ortak bir performansta buluşturacak.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/bf22e9bc-ab62-4dba-8176-d0c2ccd4ea9b-87ded1c3-5e16-42d5-95d8-3176a648e0cc" style="width: 700px;"><em>Emin Fındıkoğlu</em></p><p>Nardis Genç Caz Müzisyeni Yarışması&rsquo;nın kazananlarını bir araya getiren Corda Quintet de festival programında. Barış Alp Dönmez, Doruk Liman, Ulaş Özdemir ve Öykü Damla Gözel, yarışmanın birincisi Selami Baysal ile birlikte sahne alacak. Berklee College of Music&rsquo;ten 2026&rsquo;da mezun olan Ada Canata ise vokal ve arpı bir araya getiren repertuvarıyla festivalin genç isimleri arasında yer alıyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/8b5063db-cc7d-4dc5-ae9a-e1a4e6309665-cebefac1-30d0-431e-9ff8-9a9a0fe9295d" style="width: 700px;"><em>Ada Canata</em></p><p>Festivalin yerli sahneyle kurduğu bağ ise Caz Kulüpleri Gecesi serisiyle devam ediyor. Rişe Özkan&rsquo;ın Sheila Jordan&rsquo;a adadığı özel performansının yanı sıra Öner Karaçuha Quartet, Ezgi Sevgi Can, Cansu Nihal Akarsu ve Cenk Esen de serinin programında bulunuyor. Barış Doğukan Yazıcı Quintet ise piyanist Marko Churnchetz ile birlikte Miles Davis&rsquo;in müziğini günümüz caz anlayışıyla yeniden yorumlayacak.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/fd9ea872-1285-4a2b-a63a-a9605151e2ab-bdedafb1-379d-4f67-89de-42da16e17f92" style="width: 700px;"><em>İmer Demirer</em></p><p><strong>Miles Davis&rsquo;ten Mehmet Uluğ&rsquo;a: Müziğin Hafızasına Bakmak</strong><br>Bu yıl Miles Davis&rsquo;in 100. doğum yılı da festivalin programında kendine özel bir yer buluyor. &quot;Miles: Bir Caz İkonunun Anatomisi&quot; başlıklı söyleşi, caz tarihinin en etkili figürlerinden Davis&rsquo;in yaşamını ve müziğini farklı yönleriyle ele alırken, festival kapsamındaki fugamundi x Can Sürmen Caz Dinleme Kulübü özel oturumuyla da Davis&rsquo;in müziğine başka bir açıdan yaklaşılacak.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/3ab0681c-c6ac-44bd-b0c6-ae4842147174-1c201ef2-3a60-49ab-ac9d-82e0286cf4c1" style="width: 700px;"><em>Samora Pinderhughes</em></p><p>Festivalin düşünsel programı bununla da sınırlı değil. &quot;Hafıza, Caz ve Görsel Kültür: İMÇ&rsquo;de Bir Zaman Yolculuğu&quot;, müzik hafızasıyla görsel kültür arasındaki ilişkiye odaklanırken, &quot;İlhan Mimaroğlu&#39;nun Yapıtlarında Caz Ögeleri&quot; başlıklı söyleşi, Türkiye&rsquo;nin önemli besteci ve elektronik müzik yazarlarından Mimaroğlu&rsquo;nun cazla kurduğu çok katmanlı ilişkiyi gündeme taşıyacak. &quot;Radyo, Televizyon ve Caz&quot; ise cazın Türkiye&rsquo;deki gelişiminde yayıncılık kurumlarının rolünü ele alacak.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/aafcafa9-9ddb-47d3-ba22-c35f91e5ab5f-0d334353-1d60-4269-99b4-a3ae284d4e3a" style="width: 300px;"><em>Arturo Sandoval</em></p><p>Festivalin geçmişine dair önemli bir başka buluşma da &quot;Mehmet Uluğ Gecesi&quot;. Festivalin kuruluşundan 2013&rsquo;e kadar direktörlüğünü üstlenen Uluğ&rsquo;un anısına düzenlenen gecede Bugge Wesseltoft, 30 yıl önce yayınlanan &quot;New Conception of Jazz&quot; albümünden adını alan özel projesiyle sahneye çıkacak. Wesseltoft&rsquo;a çelloda Gülşah Erol eşlik edecek.&nbsp;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/8a4c7795-85ec-4730-bf68-8504dc6a52ea-6dbb10a3-4bee-4259-9087-a4c6e8606f73" style="width: 300px;"><em>Yazmin Lacey</em></p><p><strong>Her Yaşa, Her Yere Caz</strong><br>36. Akbank Caz Festivali&rsquo;nin programı konser salonlarıyla sınırlı kalmıyor. İstanbul&rsquo;un 24 farklı mekanına yayılan festival, cazı farklı yaştan dinleyicilerle buluşturmayı hedefliyor. Çocuklara yönelik &quot;Soundpainting&quot; atölyeleri düzenleyen Burcu Yılmaz&rsquo;ın &quot;Çılgın Çocuk Orkestrası&quot; atölyeleri ve &quot;Berrin Çopur ile Pırlangıç Çocuk Caz Konseri&quot; de festivalin farklı yaş gruplarını kapsayan programı içinde yer alıyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/59dd610a-b292-47f9-8f0b-74cd9795b8f7-700e8a87-27e5-4e3a-9472-0cc7bc2ebf9c" style="width: 300px;"><em>Cochemea</em></p><p>26 Eylül&rsquo;de başlayacak 36. Akbank Caz Festivali, 36 konser ve pek çok etkinlikle İstanbul&rsquo;un kültür-sanat sezonunun en hareketli dönemlerinden birine kendi ritmini ekliyor. Ben kendi takvimimi oluşturdum; peki siz hangi etkinliklere katılmayı planlıyorsunuz?</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/024d14ca-05a6-4da9-858e-2156aea5c23b-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/024d14ca-05a6-4da9-858e-2156aea5c23b-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Venedik’te Geçtiğimiz Yıldan Aklımızda Kalan Moda Anları]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/unluler-stil/kirmizi-hali/venedikte-gectigimiz-yildan-aklimizda-kalan-moda-anlari</link>
									<description><![CDATA[83. Venedik Film Festivali başlamadan önce, geçtiğimiz yıl kırmızı halıda ve festivalin ötesinde iz bırakan görünümlere yeniden bakıyoruz.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/unluler-stil/kirmizi-hali/venedikte-gectigimiz-yildan-aklimizda-kalan-moda-anlari</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 02 Sep 2026 15:00:15 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/6c83713f-ff9f-45fe-b213-ce0dfd537cc9-kapak-1.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Getty Images</em></span></p><p><br></p><p>Bugün 83. Venedik Film Festivali başlıyor. Her yıl olduğu gibi, festival programı şimdiden merak uyandıran filmlerle dolu, şahsen izlemek için sabırsızlandıklarımın <a href="https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/83-venedik-film-festivali-basliyor-bu-yil-listemizde-hangi-filmler-var" target="_blank">listesini</a> çoktan yaptım. Fakat Venedik&rsquo;i takip etmek için tek neden filmler değil. Festival, her sezon sinemanın yanı sıra modanın da en dikkat çekici buluşma noktalarından birine dönüşüyor. Geçtiğimiz yıl kırmızı halıda olduğu kadar fotoğraf çekimlerinde, basın buluşmalarında ve festivalin gündelik anlarında da akılda kalan pek çok görünüm gördük. Amanda Seyfried ve Julia Roberts&rsquo;ın aynı Versace görünümüyle verdiği pozları hatırlıyor musunuz? Dario Vitale&#39;nin Versace&#39;deki geleceği adına bize umut veren bu anın heyecanı maalesef çok da uzun süremedi. Büyük ihtimalle bu sene de moda haftalarından önce Pieter Mulier&#39;den Versace&#39;nin yeni vizyonu hakkında ipuçları alacağız.&nbsp;</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/c345d04a-cac9-4b6e-95dc-81526fb8eb4b-ce1efaab-449d-480b-ad03-b7e133652c38" style="width: 700px;"></p><p>Venedik&rsquo;in kırmızı halısının kendine özgü bir havası var. Cannes kadar gösterişli olabilse de burada formal giyimin kuralları biraz daha rahat, biraz daha İtalyan. Üstelik alana su taksisiyle ulaşmak, lagünün ve tarihi şehrin fonunda fotoğraf vermek, kırmızı halı dışındaki anları bile doğal olarak sinematik hale getiriyor.</p><p>Bu nedenle yeni festival sezonu başlamadan önce, geçen yılın kırmızı halılarına ve festival boyunca aklımızda kalan görünümlere yeniden bakıyoruz. İşte 82. Venedik Film Festivali&#39;nden en unutulmaz stil anları.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/6c83713f-ff9f-45fe-b213-ce0dfd537cc9-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/6c83713f-ff9f-45fe-b213-ce0dfd537cc9-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Home Office Çalışırken Bacaklarınızı İhmal Etmeyin]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/home-office-calisirken-bacaklarinizi-ihmal-etmeyin</link>
									<description><![CDATA[Akşam saatlerinde ortaya çıkan bacak şişliği, ağırlık, ağrı ve yanma hissinin yalnızca yoğun bir iş gününün sonucu olmayabileceğini belirten kalp ve damar cerrahisi uzmanı Prof. Dr. Semih Barlas, hareketin çalışma rutininin tamamına yayılması gerektiğini söylüyor. Uzmanımıza kulak verelim.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/home-office-calisirken-bacaklarinizi-ihmal-etmeyin</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 02 Sep 2026 12:00:12 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/65e6e2ae-208c-4f23-be0c-938d02153d7c-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Kapak Fotoğrafı: Uniqlo x JW Anderson&nbsp;</em></span></p><p><br></p><p>Home office çalışma düzeninde yatağınızdan çalışma masanıza ulaşmak yalnızca birkaç adım sürüyor olabilir. Toplantı odasına gitmek, yazıcıya yürümek ya da bir çalışma arkadaşınızın yanına uğramak gibi ofiste farkında olmadan yaptığınız küçük hareketler de evden çalışırken ortadan kalkabiliyor. Sonuç olarak bilgisayar karşısında geçirilen sekiz saat, bacaklar için neredeyse tamamen hareketsiz bir mesaiye dönüşebiliyor. Kalp ve damar cerrahisi uzmanı Prof. Dr. Semih Barlas, uzun süre aynı pozisyonda kalmanın özellikle bacak dolaşımı açısından göz ardı edilmemesi gereken bir alışkanlık olduğunu belirtiyor: &ldquo;Evden çalışırken kişi kendisini hareketli zannedebilir. Ancak sabah bilgisayarın başına oturup öğle yemeğine kadar, hatta gün boyunca çok az hareket etmek bacakların dolaşım sistemini olumsuz etkileyebilir. Gün sonunda ortaya çıkan şişlik, ağırlık, ağrı veya yanma gibi şikayetler yalnızca yorgunluk olarak değerlendirilmemeli.&rdquo;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/447624a6-440a-4c2f-9950-b30785fbc16c-f39db889-22f9-42da-9dd1-de6c60aedba4" style="width: 300px;"><em>PH5</em></p><p><strong>Bacaklar Günün Sonunda Neden Daha Ağır Hissediliyor?</strong><br>Bacakların uzun süre aşağıda ve hareketsiz kalması, özellikle günün ilerleyen saatlerinde ayak bileklerinde ve bacaklarda şişlik oluşmasına katkıda bulunabiliyor. Saatlerce aynı pozisyonda oturmak da bacaklarda ödem gelişmesine yol açabilen etkenlerden biri. Prof. Dr. Barlas&rsquo;a göre özellikle şu belirtilere dikkat etmek gerekiyor:</p><p>Günün ilerleyen saatlerinde artan bacak şişliği,<br>Ayak bileklerinde belirginleşen çorap izleri,<br>Bacaklarda ağırlık ve dolgunluk hissi,<br>Uzun süre oturduktan sonra ortaya çıkan ağrı veya rahatsızlık,<br>Bacaklarda yanma ya da huzursuzluk hissi,<br>Akşam saatlerinde ayakkabıların daha sıkı gelmesi.</p><p>&ldquo;Bu belirtilerin her biri tek başına bir damar hastalığı anlamına gelmez. Ancak özellikle tekrarlıyor, günün sonunda belirginleşiyor ve dinlenmeye rağmen devam ediyorsa değerlendirilmesi gerekir&rdquo; diyen Prof. Dr. Barlas, kişinin kendi kendine tanı koymak yerine şikayetlerinin nedenini öğrenmek için bir uzmana başvurmasının önemini vurguluyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/f8b3f034-d315-43b1-9921-5dde96b56455-db38da48-016d-4386-89f2-3175a367ca4c" style="width: 300px;"><em>ADANOLA</em></p><p><strong>Çalışma Alanını Koltuğa Taşımak Sandığınız Kadar Masum Olmayabilir</strong><br>Dizüstü bilgisayarla koltukta, yatakta ya da uygun olmayan bir sandalyede saatler geçirmek yalnızca bel ve boyun bölgesini etkilemiyor. Fazlasıyla rahat görünen bu çalışma düzeni ayağa kalkma ihtiyacını azaltarak hareketsizliği de artırabiliyor. &ldquo;Evden çalışırken amaç yalnızca rahat bir pozisyon bulup saatlerce o pozisyonda kalmak olmamalı. Çalışma düzeninin içerisinde hareket de planlanmalı. Bilgisayar başında geçirilen süreyi bölmek, kısa yürüyüşler yapmak, ayağa kalkmak ve bacakları hareket ettirmek günlük rutinin bir parçası haline getirilmeli&rdquo; diyor Prof. Dr. Barlas. Bacak sağlığını desteklemek için her çalışma molasını uzun bir egzersize dönüştürmeniz gerekmiyor. Gün içinde yapılan kısa ve sık hareketler de hareketsiz geçirilen toplam süreyi azaltmaya yardımcı olabilir. Telefon görüşmelerini yürüyerek yapmak, su almak için düzenli olarak ayağa kalkmak, kısa toplantıları ayakta geçirmek veya iki görev arasında birkaç dakikalık yürüyüş yapmak uygulanabilecek basit değişiklikler arasında yer alıyor. Buradaki asıl amaç, saate bakıp &ldquo;Bir saat daha oturayım&rdquo; demek yerine hareketi iş gününün doğal bir parçasına dönüştürmek.&nbsp;</p><p>&nbsp;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/65e6e2ae-208c-4f23-be0c-938d02153d7c-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/65e6e2ae-208c-4f23-be0c-938d02153d7c-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Miley Cyrus Yeni Dönemine Sadece “Miley” Olarak Başlıyor]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/unluler-stil/gundem/miley-cyrus-yeni-donemine-sadece-miley-olarak-basliyor</link>
									<description><![CDATA[Yeni albümünde aşkı merkeze alan şarkıcı, görsel dünyasını kırmızıyla tanımlıyor ve şimdilik soyadını geride bırakıyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/unluler-stil/gundem/miley-cyrus-yeni-donemine-sadece-miley-olarak-basliyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 02 Sep 2026 09:00:26 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/cad5580c-902e-4495-945c-d655c119a16b-kapak-1-2.png"/><p>Miley Cyrus yeni müzik döneminin ilk işaretlerini vermeye başladı. Şarkıcı, 31 Ağustos&rsquo;ta Instagram&rsquo;daki adından &ldquo;Cyrus&rdquo; soyadını kaldırarak yalnızca &ldquo;Miley&rdquo; adını kullanmaya başladı. Aynı gün Saint Laurent by Anthony Vaccarello imzalı suni kürk bir paltoyla çekilmiş fotoğrafını paylaşan Cyrus, gönderinin açıklamasına da yalnızca &ldquo;Miley&rdquo; yazarak yeni dönemini duyurdu.</p><p>İsim değişikliği, Cyrus&rsquo;ın üzerinde çalıştığı 10. albümün hazırlıklarıyla aynı döneme denk geliyor. Şarkıcı temmuz ayında yeni albüm hakkında konuşmuş ve projenin aşk üzerine kurulacağını açıklamıştı. Ancak sözünü ettiği aşk, tek bir duygudan ibaret olmayacak. Cyrus albümdeki aşk şarkılarının farklı yönleri olacağını ve kendi hayatından ilham aldığını söyledi.</p><p><br></p><p><iframe class="instagram-media instagram-media-rendered" id="instagram-embed-0" src="https://www.instagram.com/p/Dctgiz9R0IO/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=1080&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%3Fid%3D7f6e8817-1d3c-40e1-8fcb-b4b80111e959#%7B%22ci%22%3A0%2C%22os%22%3A237.00000000000003%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="834" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-0" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px 0px 12px; min-width: 326px; padding: 0px;"></iframe></p><p><br></p><p>Bu kişisel hikayenin merkezinde ise nişanlısı Maxx Morando ile ilişkisi bulunuyor. Cyrus önceki röportajlarında Morando ile yaşadığı ilişkiyi hayatındaki derin, tutkulu ve aynı zamanda huzurlu bir aşk olarak tanımlamıştı. Yeni albümün de bu ilişkinin farklı taraflarını müziğe taşıması bekleniyor.</p><p>Albümün estetik tarafında da Cyrus&rsquo;ın başından beri belirlediği bir renk var: kırmızı. Proje üzerinde çalışmaya başladığından beri albümün renginin kırmızı olduğunu bildiğini söyleyen şarkıcı, bazı bölümlerde nasıl bir görsel dünya istediğine dair net bir fikri olduğunu da belirtmişti. Son Instagram paylaşımı bu yeni dönemin görsel dilinden ilk ipuçlarından biri olabilir.</p><p>Cyrus&rsquo;ın yeni albümünün yaklaşık 10 şarkıdan oluşması bekleniyor. Henüz resmi bir çıkış tarihi açıklanmış değil. Şarkıcının bir önceki albümü &quot;Something Beautiful&quot;, Mayıs 2025&rsquo;te yayımlandı ve Columbia Records ile yaptığı anlaşma kapsamındaki son albümü oldu. Cyrus sonrasında Atlantic Records ile anlaşma imzaladı.</p><p><br></p><p><iframe class="instagram-media instagram-media-rendered" id="instagram-embed-1" src="https://www.instagram.com/p/Dcq5YfjxAtr/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=1080&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%3Fid%3D7f6e8817-1d3c-40e1-8fcb-b4b80111e959#%7B%22ci%22%3A1%2C%22os%22%3A238.00000000000003%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="710" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-1" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px 0px 12px; min-width: 326px; padding: 0px;"></iframe></p><p><br></p><p>Cyrus&rsquo;ın yeni müziğinin kişisel hayatıyla ilişkisi de son dönemde tekrar gündeme geldi. Vaftiz annesi Dolly Parton&rsquo;ın kaybının ardından yaptığı paylaşımda, Parton&rsquo;ın ona duygularını müziğe dönüştürmesini ve hissettiklerini bir şarkıya yazmasını öğütlediğini anlattı. Cyrus, Parton ile son konuşmalarından birinin müzik ve dönüşüm üzerine olduğunu da söyledi.</p><p>Şimdi ise Cyrus&rsquo;ın kendi dönüşümünün nasıl bir müziğe dönüşeceğini görmek için bekliyoruz. Kırmızı renk, aşk şarkıları, yaklaşık 10 parça ve artık yalnızca &ldquo;Miley&rdquo; olarak karşımıza çıkan bir sanatçı. 10. albümün henüz adı ve çıkış tarihi belli değil ancak yeni dönem çoktan başladı.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/cad5580c-902e-4495-945c-d655c119a16b-kapak-1-2.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/cad5580c-902e-4495-945c-d655c119a16b-kapak-1-2.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Pieter Mulier, Versace İçin İlk İpucunu Nicole Kidman Üzerinden Verdi]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/unluler-stil/kirmizi-hali/pieter-mulier-versace-icin-ilk-ipucunu-nicole-kidman-uzerinden-verdi</link>
									<description><![CDATA[Mulier’nin Versace’deki resmi podyum çıkışına aylar kala, tasarımcının modaevindeki ilk tasarımı Nicole Kidman’ın üzerinde kırmızı halıda ortaya çıktı.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/unluler-stil/kirmizi-hali/pieter-mulier-versace-icin-ilk-ipucunu-nicole-kidman-uzerinden-verdi</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Tue, 01 Sep 2026 13:00:48 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/0924209b-a3eb-474c-8149-f7033dcfa9f8-kapak-1.png"/><p>Pieter Mulier&rsquo;nin Versace için hazırladığı ilk tasarım, tasarımcının resmi podyum çıkışından önce kırmızı halıda görüldü. &quot;Practical Magic 2&quot; filminin Los Angeles galasına katılan Nicole Kidman, Atelier Versace imzalı özel tasarım siyah bir elbise giydi. Mulier&rsquo;nin Versace&rsquo;deki çalışmalarına dair ilk ipucunu veren bu görünüm, yeni dönem için heyecan yaratıyor.</p><p>Elbise, tamamen elde işlenmiş intarsia dantelden oluşuyor. Ten rengi bir zemin üzerine yerleştirilen siyah dantel, transparan bir görünüm yaratırken asimetrik etek ve aynı dantelden hazırlanan stiletto&#39;lar görünümü tamamlıyor. Görünümün dikkat çeken tarafı detayları üzerinden etkili olması.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/fccec010-7b5d-4ae5-8f7d-49bee82771ac-58506db6-a87a-4761-9884-e377d219e9b5" style="width: 300px;"><em>Nicole Kidman, Getty Images</em></p><p>Mulier&rsquo;nin Versace için hazırladığı ilk görünümün özellikle kırmızı halıda ortaya çıkması da tesadüf sayılmaz. Tasarımcı, resmi podyum çıkışını henüz yapmadı ve bu nedenle Kidman&rsquo;ın elbisesi, onun Versace&rsquo;nin estetiğine nasıl yaklaşacağı konusunda elimizdeki ilk örnek.</p><p>Versace&rsquo;nin çekicilik, güçlü silüetler ve bedenle kurduğu ilişki markanın tasarım dilinin önemli bir parçası. Mulier&rsquo;nin Ala&iuml;a&rsquo;da geçirdiği beş yıl boyunca geliştirdiği beden odaklı tasarım anlayışı da bu noktada Versace ile kesişiyor.&nbsp;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/db0438cd-bded-467d-bca2-f532b80df66c-4c1f8c63-0ee6-417c-b210-ac2f1649704b" style="width: 300px;"><em>Nicole Kidman, Getty Images</em></p><p>Mulier şubat ayında Versace&rsquo;nin kreatif direktörü olarak atanmıştı. Tasarımcının resmi podyum çıkışının gelecek yıl gerçekleşmesi bekleniyor. Bu defilenin, 10 yılı aşkın bir aradan sonra Atelier Versace&rsquo;nin Paris Haute Couture takvimine dönüşüyle birlikte yapılması planlanıyor. Mulier&rsquo;nin hazır giyim koleksiyonundaki ilk çıkışının ise şubat ayında gerçekleşmesi bekleniyor.</p><p>Nicole Kidman&rsquo;ın elbisesi, Mulier&rsquo;nin Versace döneminin nasıl ilerleyeceğini söylemek için tek ba��ına yeterli olmayabilir. Fakat tasarımcının markanın en bilinen özelliklerinden birine, yani beden ve duyusallık arasındaki ilişkiye nasıl yaklaşabileceğini görmek için iyi bir başlangıç.&nbsp;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/0924209b-a3eb-474c-8149-f7033dcfa9f8-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/0924209b-a3eb-474c-8149-f7033dcfa9f8-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[ELLE Eylül 2026 Sayısı Çıktı!]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/dergi/elle-eylul-2026-sayisi-cikti</link>
									<description><![CDATA[Kapağımızın başrolünde Cartier'nin zamansız tasarım kodlarının heykelsi ve çağdaş bir yorumla yeniden hayat bulduğu Yüksek Mücevher Koleksiyonu “Le Chœur des Pierres” yer alıyor.
]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/dergi/elle-eylul-2026-sayisi-cikti</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Tue, 01 Sep 2026 12:00:47 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/b3f662ca-6b5c-4226-aefc-ec61ac2ddfc4-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z%20-%2030%20Temmuz%202026%2018.19.17-2.png"/><p>Yeni sezona giriş yaptığımız Eylül sayımızda; danteller, transparan katmanlar ve Viktoryen detaylarıyla şiirsel bir silüetin gölgesinde yükselen &ldquo;feminen zeka&rdquo; kavramı odağımızda. Sonbahar/Kış 2026-2027 koleksiyonlarında güç ile zarafet, görünürlükle gizem arasında kurulan romantik dengeyle moda sahnesi edebi bir performansa dönüşüyor.<br><br>Eylül kapağımızda ise zanaat ile sanatın kusursuz buluşması var. Cartier&rsquo;nin her değerli taşı farklı bir enstrüman gibi konumlandıran yeni Yüksek Mücevher Koleksiyonu &ldquo;Le Ch&oelig;ur des Pierres&rdquo;, tasarımın arkasındaki büyük orkestra ve taşların büyülü ritmiyle göz alıcı. Mücevheri müzik, ışık ve mimariyle buluşturan bu anlatı yalnızca zümrüt, safir, yakut, topaz ya da pırlanta değil; gemolog, tasarımcı, mıhlama, montür ve polisaj ustaları gibi farklı disiplinlerin kusursuz uyumundan doğan bir eser haline getiriyor.</p><iframe class="instagram-media instagram-media-rendered" id="instagram-embed-0" src="https://www.instagram.com/reel/Dctrm1FsTQl/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=1080&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%2Fc68c84e2-d565-4957-be6a-b4c200f06233#%7B%22ci%22%3A0%2C%22os%22%3A889%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="1473" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-0" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px 0px 12px; min-width: 326px; padding: 0px;"></iframe><p><br></p><p><br></p><p><br></p><p><br><br>ELLE Türkiye yeni sayısında: &quot;Moda neden frene bastı?&quot; sorusuyla, değişen moda takvimini sorgularken &quot;Sezonlar öldü, yaşasın... Ne?&quot; diyerek modanın özgürleşen yeni zaman çizelgesine göz atıyoruz.</p><p>Bir yanda 80&rsquo;lerin mimari omuzları, heykelsi formlarıyla aksesuarlar ve cesur güzellik anlayışıyla yeniden dirilen özgüvenli ruh; diğer yanda dijital kültürün aşırı optimizasyon tutkusuna karşı yükselen &quot;Minusing&quot; hareketiyle sadeleşmenin güzelliği&hellip;</p><p>Bedeni yeniden sahneye çıkaran &ldquo;sessiz çekim gücü&quot; seçkisiyle giyinmenin psikolojik boyutunu ele alan &ldquo;Wearapy&rdquo; trendi, stilinizi güncellemek üzere yeni sayımızda.<br><br></p><iframe class="instagram-media instagram-media-rendered" id="instagram-embed-1" src="https://www.instagram.com/p/Dc6V1PGCMS1/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=1080&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%2Fc68c84e2-d565-4957-be6a-b4c200f06233#%7B%22ci%22%3A1%2C%22os%22%3A891%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="1504" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-1" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px 0px 12px; min-width: 326px; padding: 0px;"></iframe><p><br></p><p><br></p><p>Yanı sıra Özge Gürel ile doğanın kucağına yaptığımız özel kaçamakla ve ELLE Baltic Estonya Yayın Yönetmeni süpermodel Carmen Kass ile doğduğu şehir Tallinn&rsquo;e dönerek en gizli, favori rotalarını keşfediyoruz.<br><br>Ayrıca ELLE Education Moda Pazarlaması Program Başkanı Agatha Ruiz de la Prada ile gerçekleştirdiğimiz söyleşide; moda dünyasında kariyer yapmayı hayal eden tüm gençler adına kilit sorular sorduk.</p><p>Sonbahar/Kış 2026-2027 koleksiyonlarının tüm kodlarını çözen 64 sayfalık, 400+ look&rsquo;lu TREND RAPORU özel ekimiz Eylül sayısının sürprizleri arasında!</p><p>Rehber niteliğinde, ilham dolu yeni sezon içerikleriyle ELLE Türkiye&rsquo;nin yeni sayısı raflarda!<br><br>ELLE Eylül 2026 sayısını bayiilerden ve bmag.com.tr&rsquo;den alabilir, Dmags, Türk Telekom, Magzter, PressReader, Readly, Bolinda Borrow Box&rsquo;tan indirebilir, trendyol, n11 ve hepsiburada&rsquo;dan sipariş verebilirsiniz.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/b3f662ca-6b5c-4226-aefc-ec61ac2ddfc4-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z%20-%2030%20Temmuz%202026%2018.19.17-2.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/b3f662ca-6b5c-4226-aefc-ec61ac2ddfc4-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z%20-%2030%20Temmuz%202026%2018.19.17-2.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Retinol mü Retinal mi? Cildiniz İçin Hangisini Seçmelisiniz?]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/cilt-bakimi/retinol-mu-retinal-mi-cildiniz-icin-hangisini-secmelisiniz</link>
									<description><![CDATA[İnce çizgilerden cilt lekelerine, akne görünümünden doku eşitsizliğine kadar pek çok bakım hedefinin yıldızı olan A vitamini türevleri artık yalnızca retinolden ibaret değil. Peki son dönemde adını daha sık duyduğumuz retinal gerçekten daha mı etkili, yoksa retinol hâlâ en güvenli başlangıç noktası mı?]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/cilt-bakimi/retinol-mu-retinal-mi-cildiniz-icin-hangisini-secmelisiniz</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Tue, 01 Sep 2026 12:00:22 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/12d259c6-91d1-481f-97c2-9515329fbe9e-kapak-1.png"/><p>Cilt bakımında bazı içerikler bir dönem parlayıp sonra sessizce rafların arkasına çekiliyor. Retinol ise yıllardır yerini koruyan nadir seçeneklerden. İnce çizgilerin, lekelerin, düzensiz cilt dokusunun ve akne görünümünün karşısında en çok başvurulan aktiflerden biri olmayı sürdürüyor. Ancak son dönemde retinolün yanında başka bir isim daha sık karşımıza çıkıyor: retinal. Adları neredeyse aynı, amaçları benzer, çalışma hızları ise farklı. Bu nedenle yeni bir A vitamini serumu seçmeye çalışırken kendinizi &ldquo;Retinol mü retinal mi?&rdquo; sorusunun içinde bulmanız çok normal.&nbsp;</p><p><strong>Önce Retinoid Ailesini Tanıyalım</strong><br>Retinoid, A vitamininden türetilen bileşenlerin tamamını kapsayan geniş bir aileyi ifade ediyor. Retinol ve retinal, reçetesiz kozmetik ürünlerde karşılaşabileceğimiz bu ailenin iki farklı üyesi. Tretinoin olarak bilinen retinoik asit ise doğrudan aktif form ve çoğunlukla reçeteli ürünlerde bulunuyor. Cilde uygulanan retinol ve retinalin etkili olabilmesi için retinoik aside dönüşmesi gerekiyor. Aralarındaki temel fark da bu dönüşüm yolculuğunun uzunluğunda saklı. Dönüşüm sırası kabaca şöyle ilerliyor: retinil ester - retinol - retinal - retinoik asit. Retinolün aktif forma ulaşması için iki aşamadan geçmesi gerekirken retinal yalnızca tek bir dönüşüm adımına ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle retinal, retinoik aside retinolden daha yakın bir noktada bulunuyor.</p><p><strong>Retinal Retinolden Daha mı Güçlü?</strong><br>Kısa cevap: Genellikle evet. Retinalin retinoik aside dönüşmek için daha az adıma ihtiyaç duyması, onu retinalin retinole kıyasla daha hızlı etki gösterebilmesini sağlayabiliyor. İnce çizgiler, cilt dokusu, lekeler ve akne görünümü üzerinde daha kısa sürede sonuç görmek isteyenler bu nedenle retinal içeren ürünlere yöneliyor. Ancak &ldquo;daha güçlü&rdquo; ifadesi her zaman &ldquo;herkes için daha iyi&rdquo; anlamına gelmiyor. Ürünün retinal veya retinol yüzdesi, formülün stabilitesi, kullanılan taşıyıcı sistem ve diğer destekleyici içerikler sonucu önemli ölçüde değiştirebilir. Yüksek oranlı ama iyi formüle edilmemiş bir ürün, düşük oranlı ve dengeli bir formülden daha etkili olmak zorunda değil. Retinal üzerine yapılan klinik çalışmalar, doğru formüle edildiğinde ince çizgi, hiperpigmentasyon, cilt dokusu ve gözenek görünümünde olumlu değişimler sağlayabileceğini gösteriyor. Bununla birlikte çalışmaların bir kısmının belirli ürün formülleriyle ve sınırlı sayıda katılımcıyla yapıldığını da unutmamak gerekiyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/63dbacc4-f5c5-4405-8fe0-43760956a5ce-9bf1a25b-b07d-47f8-8568-81c4643dc07f" style="width: 300px;"><em>MILK MAKEUP</em></p><p><strong>Retinol Kimler İçin Daha Uygun?</strong><br>Retinoid kullanmaya ilk kez başlayacaksanız, cildiniz hassassa veya bakım rutininizde güçlü aktiflere alışık değilseniz retinol daha kontrollü bir başlangıç sunabilir. Daha yavaş dönüşmesi, etkilerinin genellikle daha kademeli ortaya çıkması anlamına geliyor. Aynı zamanda piyasada çok daha fazla retinol seçeneği bulunması, farklı oran ve dokular arasından cildinize uygun ürünü seçmeyi kolaylaştırıyor. Retinol özellikle şu kişiler için uygun olabilir:</p><p>İlk kez A vitamini türevi kullanacaklar,</p><p>Hassasiyet ve kuruluk yaşamaya eğilimli olanlar,</p><p>Sonuçları daha yavaş ama kontrollü biçimde görmek isteyenler,</p><p>Düşük oranlı bir ürünle tolerans oluşturmayı planlayanlar.</p><p>Burada önemli bir ayrıntı var. &ldquo;Retinol daha naziktir&rdquo; demek, hiçbir zaman tahriş etmeyeceği anlamına gelmez. Retinol de yanlış sıklıkta veya fazla miktarda kullanıldığında kızarıklık, kuruluk, yanma ve soyulmaya neden olabilir; aman dikkat!</p><p><strong>Retinal Kimler İçin Daha Uygun?</strong><br>Daha önce retinol kullanmış ve cildinde iyi bir tolerans geliştirmiş kişiler için retinal, bakım rutinindeki bir sonraki adım olabilir. Retinol kullanımına alışkın olan ve bakım rutininde farklı bir A vitamini türevini değerlendirmek isteyenler de retinal içeren ürünleri deneyebilir. Retinal özellikle şu beklentilere cevap verebilir:</p><p>İnce çizgi ve doku görünümünde daha belirgin bir bakım isteyenler,</p><p>Retinol deneyimi bulunanlar,</p><p>Leke ve akne görünümünü aynı rutinde hedeflemek isteyenler,</p><p>Daha etkili fakat reçetesiz bir A vitamini türevi arayanlar.</p><p>Yine de retinalin retinolden daha güçlü olması, mutlaka daha fazla tahriş yaratacağı anlamına gelmiyor. Yeni nesil retinal formüllerinde seramid, peptit, skualan ve yatıştırıcı içeriklerin kullanılması toleransı artırabiliyor. Yani yalnızca aktif içeriğin adına değil, formülün tamamına bakmak gerekiyor. Bir önemli not daha: Retinol ve retinal dahil olmak üzere retinoidlerin hamilelikte ve hamilelik planlanırken kullanılmaması öneriliyor. Emzirme döneminde, reçeteli bir cilt ürünü kullanırken veya egzama ve rozasea gibi hassasiyetle seyreden bir cilt sorunu bulunuyorsa kullanıma başlamadan önce dermatoloğa danışılması şart! Yoğun yanma, kızarıklık, çatlama veya devam eden soyulma görülürse ürünün kullanımına ara verilmesi gerekiyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/adc74be9-dbad-4999-be8c-bd6d2e81dfeb-bd6104e7-7eac-4d6e-9e8b-2e07b9385bf4" style="width: 300px;"><em>LAZY SKINCARE</em></p><p><strong>Retinol ve Retinal Nasıl Kullanılmalı?</strong><br>Hangi seçeneği tercih ederseniz edin, retinoid kullanımında hız değil devamlılık önemli. Ürünü her gece kullanarak cildi kısa sürede dönüştürmeye çalışmak çoğunlukla tahriş olmuş bir cilt bariyeriyle sonuçlanıyor. Başlangıç için şu uygulama sırası izlenebilir:</p><p>Ürünü haftada bir veya iki akşam kullanın.</p><p>Temizleme sonrasında cildinizin tamamen kurumasını bekleyin.</p><p>Tüm yüz için bezelye büyüklüğünde ürün uygulayın.</p><p>Göz çevresi, burun kenarları ve dudak çevresi gibi hassas bölgelerde dikkatli olun.</p><p>Ardından sade ve bariyer destekleyici bir nemlendirici kullanın.</p><p>Cildiniz iyi tolere ederse kullanım sıklığını yavaşça artırın.</p><p>Gündüz mutlaka geniş spektrumlu güneş koruyucu uygulayın.</p><p><strong>EDİTÖRÜN NOTU:</strong> Çok hassas ciltlerde &ldquo;sandviç yöntemi&rdquo; denenebilir. Bu yöntemde önce ince bir kat nemlendirici, ardından retinoid ve son olarak tekrar nemlendirici uygulayabilirsiniz.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/12d259c6-91d1-481f-97c2-9515329fbe9e-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/12d259c6-91d1-481f-97c2-9515329fbe9e-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Günlük Zarafete Yeni Bir Bakış]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/mucevher-saat/gunluk-zarafete-yeni-bir-bakis</link>
									<description><![CDATA[Swarovski’nin yeni koleksiyonu Classica, kala çiçeğinin akışkan formundan ilham alan 29 parçayla günlük mücevher anlayışına modern ve yalın bir yorum getiriyor. Koleksiyonun kampanya yüzü ise Swarovski Global Marka Elçisi Ariana Grande.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/mucevher-saat/gunluk-zarafete-yeni-bir-bakis</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Tue, 01 Sep 2026 11:45:29 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/fa637be0-ea98-4c47-9260-091da4873491-kapak.jpg"/><p>Mücevherin gündelik stil içindeki yeri değişiyor; ışıltı artık yalnızca özel anların değil, günün doğal akışının da bir parçası. İnce bir kolye, zarif bir bileklik ya da minimal bir küpe, görünümü tamamlayan küçük ama belirleyici detaylara dönüşüyor. Swarovski Classica koleksiyonu da bu yeni günlük mücevher anlayışını, akıcı formlar ve yalın detaylar üzerinden yeniden yorumluyor.<br><br>Swarovski&#39;nin LuxIgnite stratejisi kapsamında hazırladığı Swarovski Classica, farklı kullanım anlarına ve stil tercihlerine uyum sağlayan 29 parçadan oluşuyor. Koleksiyonda kolye uçları, bileklikler, yüzükler ve küpeler yer alırken tasarımların ortak noktasını yumuşak formlar, yalın çizgiler ve kolayca katmanlanabilen detaylar oluşturuyor.</p><p><strong>Doğadan Gelen Bir Form</strong><br>Swarovski Global Kreatif Direktörü Giovanna Engelbert tarafından tasarlanan Classica&#39;nın çıkış noktası, kala çiçeğinin kıvrımlı ve zarif formu. Çiçeğin akışkan silüeti, koleksiyon boyunca daha yumuşak hatlara dönüşürken dengeli geometrik detaylarla bir araya geliyor.</p><p>Engelbert, koleksiyonun tasarım sürecini, &ldquo;kala çiçeğinin doğal zarafetinden&rdquo; ilham aldığını ve çiçeğin akıcı formunu Classica&#39;nın yumuşak hatlarına dönüştürmenin şiirsel bir yanı olduğunu belirtiyor. Böylece doğadan alınan organik bir form, günlük kullanım için daha modern ve minimal bir mücevher diline taşınıyor.</p><p>Malzeme seçiminde de koleksiyonun daha yalın yaklaşımı devam ediyor. Swarovski Classica parçaları, geri dönüştürülmüş kaynaklardan elde edilen 925 ayar gümüşten tasarlanıyor; bazı tasarımlarda 18 ayar altın dokunuşlar kullanılıyor. Swarovski zirkonyasının ışıltısı ise parçaların hafif ve aydınlık görünümünü tamamlıyor.<br><br><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/b44c42a3-b60f-4746-89cd-85eeca869e83-8d59e0b7-ccd3-4e3e-8fc0-0fc36304d114" style="width: 800px;"></p><p><strong>Tek Başına Ya Da Birlikte</strong><br>Classica&#39;nın tasarım anlayışının önemli noktalarından biri, parçaların farklı şekillerde bir araya getirilebilmesi. Minimal formlar tek başına kullanıldığında daha sakin bir görünüm yaratırken farklı parçaların birlikte kullanılması, günlük stile daha kişisel bir katman ekliyor.</p><p>Koleksiyondaki farklı kesimler, taş yerleşimleri ve malzeme detayları da bu kullanım çeşitliliğini destekliyor. Böylece mücevherler belirli bir stil ya da yalnızca özel bir an için düşünülmek yerine, gün içinde değişen kombinlere eşlik eden tamamlayıcı parçalara dönüşüyor.</p><p>Bu yaklaşım, Swarovski&#39;nin tasarım dünyasında daha sade ve çağdaş bir çizgiyi öne çıkarıyor. Gösterişli formlar yerine detaylara odaklanan Classica, mücevherin görünürlüğünü tamamen geri plana çekmeden günlük stilin bir parçası haline getiriyor.<br><br><br><em>&ldquo;Swarovski Classica&rsquo;yı benim için özel kılan, kendinden emin ancak gösterişten uzak duruşu. Zarif, modern ve günlük kullanıma kolayca uyum sağlarken Swarovski&rsquo;yi tanımlayan yaratıcılığı ve ustalığı da yansıtıyor. Classica, markamızın köklerine sadık kalırken kendini nasıl yenilemeye devam ettiğinin güzel bir örneği.&rdquo;</em> - Alexander Thieme, CEEAN Bölgesi Genel Müdürü<br><br><strong>Swarovski Classica&#39;nın Kampanya Yüzü: Ariana Grande</strong><br>Koleksiyonun kampanyasında ise Swarovski Global Marka Elçisi Ariana Grande yer alıyor. Giovanna Engelbert&#39;in kreatif direktörlüğünde hazırlanan kampanyanın fotoğrafları Mert &amp; Marcus imzasını taşıyor.</p><p>Kampanya, Classica parçalarının farklı şekillerde bir arada kullanılmasına odaklanıyor. Tek bir parçanın sade görünümünden farklı mücevherlerin birlikte kullanımına uzanan styling yaklaşımı, koleksiyonun günlük gardıropla kurduğu ilişkiyi de görünür hale getiriyor.</p><p>Swarovski Classica böylece mücevheri özel günlerin tamamlayıcısı olmaktan çıkarıp günün farklı anlarına yayılan bir stil unsuru olarak ele alıyor. Kala çiçeğinin akışkan formundan gelen yumuşak çizgiler, modern geometrik detaylar ve Swarovski zirkonyasının ışıltısı ise bu yeni günlük mücevher dilinin temelini oluşturuyor.<br><br></p><p><br><em><br><br></em></p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/fa637be0-ea98-4c47-9260-091da4873491-kapak.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/fa637be0-ea98-4c47-9260-091da4873491-kapak.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Bir Fikirden Markaya: Kalıcı Bir Moda Markası Nasıl Yaratılır?]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/bir-fikirden-markaya-kalici-bir-moda-markasi-nasil-yaratilir</link>
									<description><![CDATA[Moda dünyasında iyi bir fikir artık tek başına yeterli değil. Bir markanın uzun ömürlü olması güçlü bir kimlik, doğru bir strateji ve yaratıcı vizyonun birlikte çalışmasına bağlı.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/bir-fikirden-markaya-kalici-bir-moda-markasi-nasil-yaratilir</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Tue, 01 Sep 2026 09:00:34 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/bb79da07-bdc9-467b-b264-9d252b94530a-kapak-1.png"/><p>&ldquo;Markalar doğmaz, inşa edilir.&rdquo; Birkaç gün önce ELLE Education by Mindway topluluğunda gerçekleşen bir oturumda ortaya çıkan bu cümle bugün moda sektörünün karşı karşıya olduğu önemli bir soruya işaret ediyor. Her gün yeni markaların ortaya çıktığı, bazı trendlerin ise bir ekranı kaydırmak kadar kısa sürede geride kaldığı bir dönemde asıl mesele yalnızca yeni bir koleksiyon yaratmak değil. Bir fikri, zaman içinde değerini koruyabilecek bir markaya dönüştürmek.</p><p>Bugün iyi bir ürün ya da dikkat çekici bir tasarım tek başına bir markayı kalıcı hale getirmiyor. Geçmişten bugüne varlığını sürdüren modaevlerine ya da güçlü kimlik oluşturan bağımsız markalara baktığımızda ortak bir noktaları olduğunu görüyoruz: Net bir marka kimliği, tutarlı bir anlatı ve yaratıcı vizyonu sürdürebilecek bir iş modeli.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/c47e1bc4-e3f1-4be5-912e-d04650302a46-b94f9374-a1fb-4ada-a631-092f2d3f4772" style="width: 700px;"></p><p>Marka yaratmak bu nedenle tasarım masasının çok daha ötesine geçiyor. Bir logoya ihtiyaç duymadan tanınabilecek kadar belirgin bir marka DNA&rsquo;sı oluşturmak, ürünün kalitesini koruyacak üretim ve tedarik süreçlerini yönetmek, markanın ne söylediğini doğru bir şekilde anlatmak ve bütün bunları işin ekonomik tarafıyla birlikte düşünmek gerekiyor. Yaratıcılık ile iş dünyasının kesiştiği nokta tam olarak burada başlıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/e1eb038c-944f-4e63-9de8-1edbfacd3ea0-8159260c-147d-42fc-8c38-164c00a01469" style="width: 300px;"></p><p>Bu süreci daha yakından anlamak isteyenler için ELLE Education by Mindway, Agatha Ruiz de la Prada Business &amp; Branding Certificate programını sunuyor. Program yaratıcı profesyoneller ve girişimcilerin fikirlerini yapılandırmalarına, moda sektörünün temel iş modellerini anlamalarına ve kendine özgü bir kimliğe sahip markalar geliştirmelerine odaklanıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/1dd9d3f4-2c8f-4ec7-9fee-f5d3cda81e26-92b5e286-48de-45d6-880b-c8e6ffc4925e" style="width: 300px;"></p><p>Programın temelinde yalnızca marka yaratmak değil, yaratıcı bir fikrin nasıl sürdürülebilir bir işe dönüşebileceğini anlamak var. Marka stratejisinden iş yönetimine kadar farklı başlıkları bir araya getiren eğitim, moda sektöründe kendi markasını kurmak isteyen ya da mevcut kariyerini bu yönde geliştirmek isteyen profesyonellere yönelik.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/3456bac6-4ffd-4be5-b1e6-db174064da68-322d998a-dad0-4983-9332-6777bac34c1f" style="width: 300px;"></p><p><strong>Moda, Yaşam Tarzı ve Lüks Alanında Kariyerinizi Geliştirin</strong><br>ELLE Education by Mindway moda, lüks, marka stratejisi ve iç tasarım alanlarında MBA, yüksek lisans, diploma ve uzmanlık sertifikaları sunuyor. Programlar sektör profesyonelleriyle birlikte hazırlanıyor ve üniversite sertifikasyonu ile destekleniyor. Mart ve eylül olmak üzere iki dönemde başlayan akademik yılda eğitimler online veya Executive formatında gerçekleştiriliyor. Executive programlar, Madrid&rsquo;de düzenlenen yoğunlaştırılmış bir haftalık yüz yüze eğitimi de içeriyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/bb79da07-bdc9-467b-b264-9d252b94530a-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/bb79da07-bdc9-467b-b264-9d252b94530a-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[İyi Bir Lip Balmdan Ne Beklemeliyiz?]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/makyaj/iyi-bir-lip-balmdan-ne-beklemeliyiz</link>
									<description><![CDATA[Artık yalnızca nemlendirmesi yetmiyor. Renk vermesi, parlaması, dudakları daha dolgun göstermesi ve çantadan çıkarıldığında iyi görünmesi de bekleniyor. Peki iyi bir lip balmı gerçekten ne belirliyor?]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/makyaj/iyi-bir-lip-balmdan-ne-beklemeliyiz</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Mon, 31 Aug 2026 12:00:26 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/b1bf2eec-3569-4663-9ad9-65eb4a08180b-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p>Bir dönem lip balm seçerken önümüzde birkaç basit seçenek vardı: Renksiz mi, renkli mi, meyveli mi? Bugünse konu biraz daha karmaşık. Peptitlerden hyalüronik aside, pH&rsquo;a göre renk değiştiren formüllerden dudak parlatıcısıyla yarışan bitişlere kadar lip balmlar küçük birer güzellik aksesuarına dönüştü. Hatta kullandığımız ürün, makyaj zevkimiz kadar hangi güzellik dünyasına ait olduğumuzu da anlatıyor. Glossier Balm Dotcom&rsquo;un &ldquo;cool girl&rdquo; statüsü, Summer Fridays Lip Butter Balm&rsquo;ın temiz kız estetiğiyle kurduğu bağ ve Rhode&rsquo;un lip balm taşıyan telefon kılıfları bunun en görünür örneklerinden. Dudak balmı artık yalnızca dudak çatladığında başvurduğumuz pratik bir ürün değil. Çantadan çıkarılan tüp, en az içindeki formül kadar önemli. Yine de viral olması ya da estetik bir ambalajda sunulması, bir lip balmın işini iyi yaptığı anlamına gelmiyor. Peki iyi bir lip balmdan gerçekten ne beklemeliyiz?</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/48f5d76c-b647-41a7-a616-bcabf53ac2b4-3a745a8c-35d2-41e7-8711-5ba898459f51" style="width: 300px;"><em>PRADA</em></p><p><strong style="text-align: initial;">Önce Nem, Sonra Her Şey</strong><br>İyi bir lip balmın ilk görevi oldukça açık: Dudakları yumuşatmak ve nem kaybını azaltmak. Çünkü dudak derisi, yüzün geri kalanına kıyasla daha ince ve yağ bezlerinden yoksun olduğu için kuruluğa karşı daha savunmasız. Bu nedenle yalnızca sürüldüğü anda kayganlık veren değil, ürün silindikten sonra da dudakların daha konforlu hissetmesini sağlayan formüller öne çıkıyor. Shea yağı, skualan, seramidler, lanolin ve farklı bitkisel yağlar dudak yüzeyini yumuşatmaya yardımcı olurken vazelin gibi oklüzif içerikler nemin buharlaşmasını sınırlıyor. Hyalüronik asit ve gliserin gibi nem tutucular ise formülü destekliyor. Kısacası iyi bir balm, dudağın ��zerinde yalnızca parlak bir tabaka bırakmakla kalmamalı.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/f6c86e1a-801b-46c1-b412-db5bc7d01a48-07cd3b2e-8c1d-4850-bb2a-37f9e7c0d943" style="width: 300px;"><em>BYREDO</em></p><p><strong style="text-align: initial;">Sürekli Yenileme İhtiyacı Yaratmamalı</strong><br>Lip balmı sürdükten kısa süre sonra dudaklarınız yeniden gerginleşiyor ve ürünü tekrar uygulama ihtiyacı hissediyorsanız formül sizin için yeterli olmayabilir. Elbette yemek, içmek ve konuşmak ürünün kalıcılığını etkiler. Ancak iyi bir balmın birkaç dakika içinde tamamen kaybolmaması, dudakta dengeli bir konfor hissi bırakması beklenir. Çok yoğun kokular, aromalar ve ferahlatıcı etki veren bazı bileşenler de hassas dudaklarda rahatsızlık yaratabilir. Nane, mentol ya da tarçın hissi ilk anda keyifli gelse de dudaklarınız kolayca tahriş oluyorsa daha sade formüllere yönelmek daha iyi bir seçim olabilir.</p><p><strong>Y</strong><strong>apışkanlık ve Ağırlık Arasında Doğru Dengeyi Kurmalı</strong><br>Parlak ama saçları üzerine yapıştırmayan, besleyici ama dudakta kalın bir mum tabakası gibi hissettirmeyen o ideal dokuyu bulmak kolay değil. İyi bir lip balm, dudağın üzerinde rahatça kaymalı ve çizgilere dolmadan eşit biçimde dağılmalı. Burada kişisel beklenti de devreye giriyor. Gece bakımında daha yoğun ve kapatıcı bir formül tercih edilebilirken gün içinde kullanılan balmın hafif, pürüzsüz ve kolay yenilenebilir olması daha önemli. Tek bir ürünün her ihtiyacı karşılamasını beklemek yerine gündüz ve gece için farklı dokular seçmek de mümkün.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/30213603-d83c-4223-a56f-7f0fd43a2929-d46c6a7a-125c-4787-be15-9e3e9875e784" style="width: 300px;"><em><em>KYLIE COSMETICS</em></em></p><p><strong>Dudakları Daha Bakımlı Göstermeli</strong><br>Yeni nesil lip balmların başarısı biraz da bakım ile makyaj arasındaki sınırı kaldırmalarından geliyor. Şeffaf ve sağlıklı bir parlaklık, dudak çizgilerini daha yumuşak gösteren bir doku ve doğal görünümlü renk, ürünü klasik bir nemlendiricinin ötesine taşıyor. Ancak renkli bir balm söz konusu olduğunda ambalajdaki tonun dudakta nasıl görüneceği her zaman tahmin edilemiyor. Dudakların doğal pigmenti, ten rengi ve hatta pH&rsquo;a göre renk değiştirdiğini söyleyen formüller sonucu etkileyebiliyor. Bu yüzden sosyal medyada başka birinde kusursuz görünen viral bir tonun sizde tamamen farklı durması oldukça normal.&nbsp;</p><p><strong>Fiyat Farkı Gerçekten Formülde mi?</strong><br>Lüks bir lip balmın ambalajı, dokusu, kokusu ve renk seçenekleri deneyimi daha çekici h&acirc;le getirebilir. Ancak yüksek fiyat, otomatik olarak daha güçlü bir nemlendirme anlamına gelmiyor. Bazen sade ve uygun fiyatlı bir formül, viral bir üründen çok daha iyi sonuç verebilir. Sonuçta iyi bir lip balmın görevi yalnızca güzel görünmek değil. Dudakları rahatlatmalı, nemi korumalı, hoş bir doku bırakmalı ve bizi birkaç dakikada bir yeniden uygulamaya mecbur etmemeli. Rengi, aroması ve Instagram&rsquo;a uygun ambalajıysa işin keyifli tarafı.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/b1bf2eec-3569-4663-9ad9-65eb4a08180b-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/b1bf2eec-3569-4663-9ad9-65eb4a08180b-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Bodrum Yarı Maratonu İçin Geri Sayım Başladı]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/bodrum-yari-maratonu-2-3-4-ekim-2026-tarihlerinde-gerceklesecek</link>
									<description><![CDATA[Bodrum Yarı Maratonu 2-3-4 Ekim’de 9. kez düzenlenecek. 21K, 10K ve 5K parkurlarında mücadele edecek sporcuları Bodrum'un deniz manzarası, tarihi yapıları ve begonvillerle süslü sokakları karşılayacak. ]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/bodrum-yari-maratonu-2-3-4-ekim-2026-tarihlerinde-gerceklesecek</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Sun, 30 Aug 2026 14:00:24 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/3f5281ea-1494-4880-a349-91a5e484388d-kapak.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Bodrum Yarı Maratonu</em></span></p><p><br></p><p>Bodrum&rsquo;un kendine özgü atmosferinde koşmak isteyen sporcular için Bodrum Yarı Maratonu&rsquo;nda geri sayım başladı. Bu yıl 9. kez düzenlenecek olan maraton, 2-3-4 Ekim 2026 tarihlerinde gerçekleşecek. Yarışa katılmak isteyen sporcular için kayıtlar devam ediyor.<br>Ana yarışlar 4 Ekim Pazar günü Bodrum Belediye Meydanı&rsquo;ndan başlayacak. Mint Organizasyon tarafından, Asics ve Bodrum Belediyesi&rsquo;nin ana sponsorluğunda düzenlenecek olan yarı maratonda sporcular 21K, 10K ve 5K parkurlarında mücadele edecek.&nbsp;</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/3e53501f-3df6-489a-915c-a9021004dd49-ef88b796-0df7-4cd4-aba1-cc10a8f2879e" style="width: 700px;"></p><p><strong>Üç Farklı Parkur</strong><br>Organizasyonun üç parkuru da Bodrum Meydanı&rsquo;ndan başlayıp Marina yönüne ilerleyecek. Zaman sınırının üç saat olarak belirlendiği yarı maratonun 21K parkurunda sporcular Myndos Kapısı, Gümbet Sahili, Bitez, Konacık, Antik Tiyatro ve Kumbahçe Sahili gibi noktalardan geçerek yarışı tamamlayacak. 10K güzergahında Myndos Kapısı, Antik Tiyatro, Bodrum Kalesi ve Kumbahçe yer alırken, 5K ise Myndos Kapısı, Antik Tiyatro ve Bodrum Kalesi çevresini kapsıyor. Üç parkur da başladığı yerde, Bodrum Meydanı&rsquo;nda sona erecek.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/b24d7a8a-8517-4785-aff3-da9f495ebd39-2d3d8599-f16d-46e3-99b5-04f4e6fd3f20" style="width: 700px;"></p><p><strong>Çocukların Adımıyla Başlayacak</strong><br>Bodrum Yarı Maratonu kapsamında 3 Ekim Cumartesi günü Bodrum Belediye Meydanı&rsquo;nda çocuklar için de özel bir yarış düzenlenecek. Çocukların sporla buluşmasını ve yarış heyecanını deneyimlemesini amaçlayan etkinlikte aileler de çocukların heyecanına ortak olacak. Böylece Bodrum&rsquo;da koşu heyecanının ilk adımı, ana yarışlardan bir gün önce çocuklarla atılmış olacak.</p><p><strong>İlk Üç Ödüllendirilecek</strong><br>Yarış sırasında kısmi sonuçlar, yarışın ardından ise kesin sonuçlar websitesi üzerinden yayınlanacak. Yarışların ardından 21K, 10K ve 5K parkurlarında kadın ve erkek genel klasmanında ilk üç sırayı alan sporcular, 4 Ekim Pazar günü saat 11.00&rsquo;de Bodrum Belediye Meydanı&rsquo;nda törenle ödüllerini alacak.&nbsp;</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/0e122e31-daf0-4bf8-b712-4aa4c340cff3-28417977-d7de-44c5-aaff-da17f476cdbb" style="width: 700px;"></p><p><strong>Eğlenceyle Devam Edecek</strong><br>Günün devamında ise Surfer Caravan Finisher Beach Party ile eğlence sürecek. DJ performansının yanı sıra Neyzen ve BATE Bahadır Aksoy&rsquo;un sahne alacağı etkinlikte sporcular ve ziyaretçiler, yarışın yorgunluğunu üzerlerinden atacak. Bodrum Yarı Maratonu, yalnızca bir yarış değil, spor ve eğlenceyi bir araya getiren bir hafta sonu buluşmasına dönüşecek.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/3f5281ea-1494-4880-a349-91a5e484388d-kapak.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/3f5281ea-1494-4880-a349-91a5e484388d-kapak.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Başkalarını Mutlu Ederken Kendinizi Unutmayın]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/iliskiler/kisisel/baskalarini-mutlu-ederken-kendinizi-unutmayin</link>
									<description><![CDATA[Her talebe “evet” demek, ilişkileri korumanın en kolay yolu gibi görünebilir. Ancak kendi ihtiyaçlarını sürekli ertelemek zamanla duygusal yorgunluk, kaygı ve tükenmişliği beraberinde getirebilir.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/iliskiler/kisisel/baskalarini-mutlu-ederken-kendinizi-unutmayin</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Sun, 30 Aug 2026 12:00:31 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/b6d9e930-92c7-4de9-bcca-75b69ae83a46-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><br></p><p>Sevdiğimiz insanları mutlu etmek, ihtiyaç duyduklarında yanlarında olmak ve zaman zaman kendi planlarımızdan ödün vermek ilişkilerin doğal bir parçası. Ancak istemediğimiz halde &ldquo;evet&rdquo; demek, çatışma çıkmasın diye sessiz kalmak ve kabul görmek uğruna sürekli uyum sağlamak bir alışkanlığa dönüştüğünde işler değişiyor. Kendi ihtiyaçlarını geri plana atarak başkalarının onayını ve memnuniyetini önceliklendiren bu davranış biçimi, psikolojide &ldquo;people pleasing&rdquo; olarak tanımlanıyor. Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi&rsquo;nden Uzman Klinik Psikolog Jülide Unutmaz, bu durumun kişinin zamanla kendi ihtiyaçlarını ve sınırlarını fark etmekte zorlanmasına yol açabileceğini belirtiyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/a3867819-245e-469b-8ece-296f7d434b3e-5b05b85e-7d51-47d9-b066-d03ca88e4d8e" style="width: 300px;"></p><p><strong>Neden &ldquo;Hayır&rdquo; Diyemiyoruz?</strong><br>Reddedilme korkusu, çatışmadan kaçınma isteği, suçluluk duygusu ve onaylanma ihtiyacı, &ldquo;hayır&rdquo; demeyi zorlaştıran başlıca nedenler arasında yer alıyor. Bu eğilimin geçmişte yaşanan koşullu sevgi deneyimleriyle, aşırı eleştirel ebeveyn tutumlarıyla ya da kabul görmek için her zaman uyumlu olunması gerektiği düşüncesiyle bağlantılı olabileceğini söyleyen Unutmaz, şöyle devam ediyor: &ldquo;Bu davranışın temelinde koşullu sevgi deneyimleri, aşırı eleştirel ebeveyn tutumları ve kabul görmek için uyumlu olma zorunluluğu hissi yer alabilir. Sürekli onay arayışı, kişinin zamanla kendi ihtiyaç ve sınırlarını fark etmekte zorlanmasına ve öz değerini dış onaya bağımlı h&acirc;le getirmesine neden olabilir.&rdquo; Başkalarının beklentilerini her seferinde kendi isteklerimizin önüne koymak, kısa vadede olası bir gerginliği engelliyor gibi görünse de uzun vadede tükenmişlik, kaygı, bastırılmış öfke, duygusal yorgunluk ve depresif belirtiler yaratabiliyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/4d8f1710-4ce0-4873-9a2b-cee8c0d096a6-5ab6333a-ed5e-4343-92bb-9e78f6e9ae13" style="width: 300px;"></p><p><strong>Sağlıklı Sınırlar Küçük Adımlarla Başlıyor</strong><br>Sınır koyabilmenin ilk adımı kendi ihtiyaçlarımızı fark etmek. Ardından küçük ve gündelik durumlarda &ldquo;hayır&rdquo; demeyi deneyerek bu beceriyi geliştirmek mümkün. Bu sırada hissedilen suçluluğu tanımak, istekleri açıkça ifade etmek ve kendimize karşı daha anlayışlı davranmak da sürecin önemli bir parçası. Unutmaz, &ldquo;&lsquo;Hayır&rsquo; demek bencillik değil, sağlıklı ilişkilerin temel unsurlarından biri&rdquo; diyerek sınır koymanın karşıdaki kişiyi reddetmek anlamına gelmediğinin altını çiziyor.</p><p><strong>&ldquo;Hayır&rdquo; Demek İlişkiyi Zedelemek Zorunda Değil</strong><br>Kendi sınırlarımızı ifade etmek için sert, mesafeli ya da kırıcı olmamız gerekmiyor. Her talebi otomatik olarak kabul etmek yerine zamanımızı, enerjimizi ve içinde bulunduğumuz koşulları değerlendirerek karar verebiliriz. Üstelik net sınırlar yalnızca ruh halimizi korumuyor. Karşılıklı beklentilerin daha iyi anlaşılmasını sağlayarak ilişkileri de daha dengeli ve güvenli hale getirebiliyor. Kısacası &ldquo;hayır&rdquo;, bazen bir ilişkinin sonuna konulan nokta değil, o ilişkinin daha sağlıklı devam edebilmesi için ihtiyaç duyduğu virgül olabilir.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/b6d9e930-92c7-4de9-bcca-75b69ae83a46-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/b6d9e930-92c7-4de9-bcca-75b69ae83a46-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item>	</channel> </rss>