<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
							<rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" version="2.0">
								<channel>								
								    <title>Elle RSS</title>
									<lastBuildDate>Sun, 16 Aug 2026 08:59:29 GMT</lastBuildDate>
									<atom:link href="https://www.elle.com.tr/rss/" rel="self" type="application/rss+xml" />
									<copyright>Copyright (c) 2021 elle.com.tr</copyright>
									<link>https://www.elle.com.tr/</link>
									<description>Elle - Moda, Güzellik, Podyum Haberleri</description>
									<language>tr</language>
									<ttl>5</ttl>
									<image>
										<title>Elle</title>
										<url>https://www.elle.com.tr/content/images/logo.png</url>
										<link>https://www.elle.com.tr/</link>
										<width>160</width>
										<height>80</height>
										<description>Elle - Moda, Güzellik, Podyum Haberleri</description>
									</image>
									<item>
									<title><![CDATA[Tatilde Neden Daha Güzel Görünüyoruz?]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/cilt-bakimi/tatilde-neden-daha-guzel-gorunuyoruz</link>
									<description><![CDATA[Tatilde çekilen fotoğrafların daha iyi çıkması yalnızca bronz ten ya da günbatımı ışığıyla açıklanamaz. Azalan stres seviyesi, düzenlenen uyku ritmi, düşen ekran süresi ve yükselen mutluluk hormonları cildin kendini onarma mekanizmasını doğrudan etkiliyor. Kısacası mesele sadece “iyi hissetmek” değil, bedenin gerçekten farklı çalışmaya başlaması.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/cilt-bakimi/tatilde-neden-daha-guzel-gorunuyoruz</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Sat, 15 Aug 2026 16:00:02 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/c2d4fffe-7ff6-4ae9-a7bc-380c69335e0a-kapak2.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Hazırlayan: Damla Durak</em></span><br><span style="font-size: 12px;"><em>Kapak Fotoğrafı: Moeva</em></span></p><p><br></p><p>Şehirde geçen uzun ayların ardından ilk tatil sabahı genellikle aynı hissi yaratıyor: Daha dinlenmiş bir yüz, daha canlı bir bakış, daha parlak görünen bir cilt. Üstelik çoğu zaman henüz bronzlaşmadan bile. Aynaya baktığınızda gördüğünüz o değişim yalnızca psikolojik değil; bilimsel bir karşılığı var. Çünkü tatil, bedenin &ldquo;hayatta kalma modu&rdquo;ndan çıkıp yeniden onarım moduna geçtiği nadir zamanlardan biri. Modern yaşamın görünmez yan etkilerinden biri sürekli yüksek seyreden stres hormonu kortizol. Uzmanlara göre kronik stres yalnızca ruh halini değil, cildin bariyer fonksiyonunu da doğrudan etkiliyor. Kortizol yükseldiğinde cilt daha hassas hale geliyor; su kaybı artıyor, inflamasyon tetikleniyor, sivilceler daha zor iyileşiyor ve cilt mat görünmeye başlıyor. Tatildeyse tablo değişiyor. Daha fazla uyku, daha az bildirim, daha az masa başı ekran süresi ve daha fazla açık hava vücudun stres seviyesini düşürerek cildin kendini toparlamasına alan açıyor. İşte yazın daha güzel görünmemizin temel nedenleri&hellip;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/e15daa26-6bb1-46ba-b8b6-d06cc53b7d0a-9406d07d-fe38-462c-a6d5-564d34d98e0e" style="width: 300px;"><em>ZARA</em></p><p><strong>Cilt Gerçekten Dinlenebiliyor</strong><br>Özellikle büyük şehirlerde yaşayanların maruz kaldığı sürekli mavi ışık, hava kirliliği ve yoğun ekran kullanımı son yıllarda &ldquo;urban skin fatigue&rdquo; olarak tanımlanan yeni bir cilt yorgunluğu kavramını doğuruyor. Sürekli yapay ışığa maruz kalmak, geç saatlere kadar telefona bakmak ve düzensiz uyku döngüsü; cildin gece boyunca gerçekleştirdiği doğal yenilenme sürecini biz farkında olmadan sekteye uğratabiliyor. Tatildeyse biyolojik ritim yeniden dengelenmeye başlıyor. Daha erken uyumak, gün ışığıyla daha fazla temas etmek ve ekran süresini azaltmak melatonin üretimini destekliyor. Bu yalnızca daha iyi uyumak anlamına gelmiyor aynı zamanda hücresel onarım mekanizmasının daha verimli çalışması demek. Sonuç? Daha dolgun görünen bir cilt, azalmış şişkinlik ve doğal bir parlaklık. Özellikle deniz kenarında geçirilen birkaç günün ardından yüz hatlarının daha &ldquo;yumuşak&rdquo; görünmesi de tesadüf değil. Çünkü stres azaldığında yüz kaslarındaki mikro gerilim de azalıyor. Kaş çatma, çene sıkma ve mimik kaynaklı sert ifade hafifliyor. Yüz daha dinlenmiş görünmeye başlıyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/c5bcc23e-e4d3-4ac1-be1f-60da85265426-895dfdb9-75a7-4840-a81c-c54f4a447ffe" style="width: 700px;"><strong><em>Destekleyici Ürünler:</em></strong><em><br>NIVEA, Aydınlatıcı Serum, 759 TL<br>NUXE, Jel krem, 2000 TL<br>L&rsquo;OCCITANE, Göz Altı Pedleri, 2740 TL</em></p><p style="text-align: center;"><br></p><p style="text-align: center;"><em><span style="font-size: 18px;">Tatilde bedenin biyolojik ritmi değişmeye başlıyor. Daha fazla gün ışığı görmek, daha uzun yürümek, denizle temas etmek, doğada zaman geçirmek ve zihinsel yükün azalması; parasempatik sinir sistemini, yani bedenin &ldquo;dinlen ve onar&rdquo; modunu aktive ediyor.</span></em></p><p><br></p><p><strong>Güneşin Etkisi Nerede Başlıyor, Nerede Bitmeli?</strong><br>Elbette yaz tatillerinin güzellik algısıyla ilişkisinde güneşin de payı büyük. Hafif bronzluk, cilt tonunu daha eşit gösterirken yüzü daha canlı ve sağlıklı gösterebiliyor. Ancak burada ince bir çizgi var. Kontrollü güneş maruziyeti serotonin ve D vitamini üretimini destekleyerek ruh halini olumlu etkileyebilirken; uzun süre korunmasız güneşlenmek tam tersine kolajen kaybını hızlandırabiliyor. Bu yüzden modern yaz güzelliği artık &ldquo;çok bronzlaşmak&rdquo; üzerine değil, cildin korunması ama canlı ve sağlıklı görünmesi üzerine kurulu. Son yıllarda yükselen &ldquo;vacation skin&rdquo; estetiğinin temelinde de bu var: Ağır fondöten yerine hafif ten ürünleri, nemli bitişli cilt makyajı, güneşten gelen doğal flush etkisini destekleyen krem bronzer&rsquo;lar ve cildi olduğundan farklı göstermeye çalışmayan ürünler.</p><p style="text-align: center;"><em><span style="font-size: 18px;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/3b58d288-c953-4d89-b51c-27f216b7b3e5-6c44e2fa-c637-4c87-9c41-7cf191f901a1" style="width: 700px;"></span></em><strong><em>Destekleyici Ürünler</em></strong><em><br>MUSE LAB, SPF 30 BB Krem, 980 TL<br>FRUDIA, SPF 50+ Nemlendirici Güneş Kremi, 949,90 TL<br>SUNOZON, SPF 50 Anti-aging Yüz Kremi, 249 TL</em></p><p><br></p><p><strong>Doğal Yaz Işıltısı Nasıl Yaratılır?</strong><br><strong>Krem allık ve likit bronzer kullanın.&nbsp;</strong>Ciltle daha iyi bütünleşiyor ve güneşte daha canlı görünüyor.<br><strong>Bronzer&rsquo;ı tüm yüze değil</strong>; alın, burun üstü ve yanaklara uygulayın. Böylece doğal güneş etkisi yaratabilirsiniz.<br><strong>Makyaj öncesi nem veren serumlar</strong> ve ışıltılı güneş koruyucular kullanın. Yaz makyajının iyi görünmesi biraz da cildin ne kadar sağlıklı göründüğüyle ilgili.<br><strong>Dudaklarda mat rujlar yerine</strong> renk veren balm&rsquo;lar ve parlak dokular tercih edin.<br><strong>Pudrayı minimumda tutun.</strong> Gün içinde cildi matlaştırmak yerine yüz mist&rsquo;leriyle makyajı canlandırmayı deneyin.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/86696e20-1093-4e45-b486-e760c42a38ed-2aa0ad67-cbb7-4551-b5f6-30d7c3f9fb89" style="width: 700px;"></p><p style="text-align: center;"><em>SEPHORA COLLECTION, Krem Allık, 999 TL<br>ESSENCE, Likit Bronzer, 204,90 TL<br>SUPERGOOP, Işıltılı Güneş Kremi, 3259 TL</em></p><p style="text-align: center;"><br></p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/bb368f59-2bdc-4c9b-933b-b300113ca560-831e0aae-bf08-4170-adb3-838f15630aba" style="width: 700px;"></p><p style="text-align: center;"><em>EST&Eacute;E LAUDER, Renkli Dudak Balm&rsquo;ı, 2890 TL<br>MARIO BADESCU, Yüz Mist&rsquo;i, 656 TL</em></p><p><br><strong>&ldquo;After Sun Beauty&rdquo; Odaklı Bakım</strong><br><span style="text-align: initial;">Uzun süre boyunca &ldquo;after sun&rdquo; ürünleri yalnızca güneşte&nbsp;</span>fazla kaldığımız günlerin ardından kullanılan yatıştırıcı jeller olarak görüldü. Oysa bugün güzellik dünyası bu kategoriyi çok daha farklı yorumluyor. Modern &ldquo;after sun&rdquo; yaklaşımı artık yalnızca güneş sonrası oluşan kızarıklığı azaltmaya değil, cildin bariyerini yeniden güçlendirmeye, nem kaybını dengelemeye ve tatil boyunca maruz kaldığı çevresel stresi onarmaya odaklanıyor. Centella asiatica, panthenol, beta-glukan, seramidler ve fermente içerikler gibi bariyer destekleyici aktifler; güneş sonrası hassaslaşan cildin daha hızlı toparlanmasına yardımcı oluyor. Özellikle son dönemde &ldquo;skin recovery&rdquo; odaklı mist&rsquo;ler, jel maskeler ve elektrolit içerikli serumlar yaz bakım rutinlerinin vazgeçilmezleri arasında. Bir diğer önemli nokta da şu: After sun bakım yalnızca yüz için düşünülmüyor artık. Omuzlar, dekolte bölgesi, bacaklar ve hatta saç derisi bile yaz boyunca ekstra bakım isteyen alanlar arasında. Özellikle güneş sonrası parlaklığını kaybeden saçlar için nem maskeleri ve UV korumalı saç mist&rsquo;leri de yeni nesil yaz güzelliğinin önemli ürünlerinden.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/43073c62-452b-44b1-89b5-c1173e7b5793-1cab51ae-e438-493f-9601-a025695a22e8" style="width: 700px;"></p><p style="text-align: center;"><em>LANCASTER, Güneş Sonrası Serum, 2300 TL<br>MARUDERM, Güneş Sonrası Onarıcı Vücut Spreyi, 500 TL</em></p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/397d51ed-9836-427e-9898-9ab0444b9bc4-203cb1bc-a255-455f-984d-0c2c69347a7b" style="width: 700px;"><em>SHISEIDO, Güneş Sonrası Yoğun İyileştirme Emülsiyonu, 2550 TL<br>CAUDALIE, Güneş Sonrası Onarıcı Bakım Losyonu, 900 TL</em></p><p><br></p><p><span style="font-size: 12px;"><em>*Bu içerik ELLE Türkiye Temmuz sayısından alınmıştır.</em></span></p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/c2d4fffe-7ff6-4ae9-a7bc-380c69335e0a-kapak2.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/c2d4fffe-7ff6-4ae9-a7bc-380c69335e0a-kapak2.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Değişen Davet Stili ve Yeni Nesil Şıklık]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/soru-cevap/degisen-davet-stili-ve-yeni-nesil-siklik</link>
									<description><![CDATA[Özel gün stilinde gösterişin yerini kişisel ifadeye bıraktığı yeni bir dönem yaşanıyor. Laline’in kurucusu Çiğdem Üçlertoprağı ile değişen davet giyimi kodlarını, zamansız tasarımın formülünü ve yapay zekanın moda üzerindeki etkisini konuştuk.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/soru-cevap/degisen-davet-stili-ve-yeni-nesil-siklik</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Sat, 15 Aug 2026 12:00:12 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/c5b3f937-6ab4-454b-a404-adf75ebf2e07-kapak.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Kapak Fotoğrafı: Laline</em></span></p><p><br></p><p><strong>Öncelikle sormak istiyorum, geriye dönüp baktığınızda sizi kendi markanızı kurmaya iten en güçlü motivasyon neydi?</strong><br>Moda sektöründe edindiğim deneyimler, zaman içinde ne yapmak istediğim kadar neyi farklı yapmak istediğimi de anlamamı sağladı. Hepimizin gardırobunda tekrar tekrar döndüğümüz parçalar olduğu gibi, kısa sürede ilgimizi kaybettiğimiz parçalar da var. Neden bazı tasarımları yıllar içinde yeniden seçerken bazıları bizim için anlamını hızla yitiriyor? Bir tasarımı gerçekten değerli kılan şey ne? Bütün bunlar beni aslında tek bir soruya götürdü: İyi tasarım nedir? Benim için cevabı zaman içinde netleşti. İyi tasarım, ilk karşılaşmada heyecan uyandıran ama değerini yalnızca o ana borçlu olmayan tasarımdı. Trendler değişiyor ama doğru oranlar, karakter sahibi silüetler, nitelikli kumaşlar ve özenli işçilik değerini koruyor. İyi bir gardırobun çok parçadan değil, dönüp yeniden giymek istediğiniz doğru parçalardan oluştuğuna inanıyorum. Laline&#39;in tasarım dünyası şekillenirken yeniden düşünmek istediğim alanlardan biri de özel gün giyimiydi. Bu alanda iki uç arasında kalan bir boşluk olduğunu fark ettim: Bir tarafta geleneksel abiye kodlarının daha gösterişli yorumları, diğer tarafta ise özel bir anın duygusunu taşımakta yetersiz kalan daha sıradan seçenekler. Ben bu ikisinin arasında daha çağdaş bir alan olduğuna inandım. Etkisini abartıdan değil, iyi bir silüetten, özgün bir detaydan ve tasarımın bütünündeki özenden alan, özel hissettiren ama kadını olduğundan başka biri gibi göstermeyen parçalar&hellip;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/39b76b42-a617-4f7c-b02f-d681bbbfce79-2e86fbb7-a77f-474d-9ba7-45f85159abce" style="width: 300px;"><em>MARIS</em></p><p><strong>Bir koleksiyon hazırlarken ilk çıkış noktanız ne oluyor; kumaş mı, kadın mı, hikaye mi?</strong><br>Aslında her koleksiyon aynı yerden başlamıyor. Bazen bir kumaş, bazen bir silüet, bazen de bir renk ya da oran bütün koleksiyonun yönünü belirleyebiliyor. Benim için önemli olan, başlangıçta çok kesin sınırlar çizmemek. Kreatif yönü oluşturduktan sonra fikirleri tasarım ekibiyle birlikte geliştiriyor, süreç içinde birbirini dönüştürmelerine alan bırakıyoruz. Koleksiyon ilerledikçe bazı fikirler güçleniyor, bazıları tamamen değişiyor. Kumaşın davranışı, silüetin vücutta aldığı form ya da prova sırasında fark ettiğimiz küçük bir oran tasarımı başka bir yere taşıyabiliyor. Bir fikrin ilk haline bağlı kalmaktansa, tasarım kendi dengesini bulana kadar üzerinde çalışmayı seviyoruz. Detaylar da tasarım dilimizde önemli bir yere sahip. Ama detayı yalnızca dekoratif bir unsur olarak görmüyoruz. Bir drapenin düşüşü, bir dantel uygulaması, beklenmedik bir sırt detayı ya da özenli bir el işçiliği&hellip; Her birinin tasarımın bütünü içinde bir nedeni olmasını istiyoruz. Bir parçada çok şey yapmak değil, doğru şeyi doğru yerde yapmak daha değerli. Bütün bu sürecin sonunda kendimize sorduğumuz soru aslında çok basit: &ldquo;O tasarımın kendine ait bir karakteri var mı?&rdquo;</p><p><strong>Yapay zeka ve dijital dünyanın tasarım süreçlerine etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong><br>Yapay zekayı yaratıcı sürecin karşısında değil, onu genişletebilecek yeni bir araç olarak görüyorum. Çok kısa sürede farklı fikirleri sınamak, yeni görsel dünyalar keşfetmek ya da zihnimizdeki bir fikrin farklı ihtimallerini görmek açısından güçlü imkanlar sunuyor. Biz de yaratıcı süreçlerimizde bu araçlardan faydalanıyoruz. Ama moda h&acirc;l&acirc; çok fiziksel ve insani bir alan. Kumaşa dokunmak, bir silüetin vücutta nasıl hareket ettiğini görmek, prova sırasında bir şeyin neden doğru gelmediğini sezmek&hellip; Bunların önemli bir kısmı deneyimle ve gözle ilgili. Bazen tasarımdaki en önemli karar, ölçemediğiniz ama gördüğünüz anda hissettiğiniz küçük bir farkta saklı olabiliyor. Bu nedenle benim için mesele insan mı, teknoloji mi değil. Asıl mesele teknolojinin sağladığı imkanları kullanırken kendi bakış açımızı ve tasarım sezgimizi kaybetmemek.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/8e3508a9-3905-4428-ad2a-4bbc11de89aa-97d05a59-12d8-4aeb-93a9-2b0b7e22ad70" style="width: 300px;"><em>SAHRA</em></p><p><strong>Sizce iyi bir tasarımın eskimemesini sağlayan en önemli özellik nedir?</strong><br>Denge. Günün ruhunu yakalarken kendi karakterini koruyabilen tasarımlar değerini uzun süre koruyor. Biz yalnızca bir sezon için tasarım yapmıyoruz. Bir kadın yıllar sonra dolabını açıp aynı parçayı h&acirc;l&acirc; severek giyebiliyorsa, o tasarım görevini yerine getirmiştir. Bugün bu yaklaşımı destekleyen işlevsel tasarım detaylarına da önem veriyoruz. Çıkarılabilir ya da farklı şekillerde kullanılabilen parçalar sayesinde aynı tasarım tek bir ana ait olmuyor, farklı zamanlara, farklı ruh hallerine uyum sağlayabiliyor. Bence iyi tasarım yalnızca güzel görünen değil, yaşamaya devam eden tasarımdır. Bunun kadar önemli bir başka konu da tasarımın arkasındaki standarttan taviz vermemek. Güçlü bir fikir tek başına yeterli değil, o fikrin nasıl hayata geçirildiği de en az kendisi kadar önemli. Biz de kaliteyi dönemsel koşullara göre değişebilecek bir tercih olarak görmüyoruz. Koşullar ne olursa olsun kendi standardımızı aşağı çekmemek konusunda netiz. Bazen bu daha uzun bir geliştirme süreci, bazen daha zor bir üretim kararı anlamına geliyor. Bir tasarım istediğimiz noktaya gelmiyorsa yeniden çalışıyoruz; gerektiğinde vazgeçmeyi, standardımızın altında bir ürünü koleksiyona almaya tercih ediyoruz.</p><p><strong>Moda sürekli değişiyor. Sizce hiç değişmeyen şıklığın tanımı nedir?</strong><br>Bence şıklık ne giydiğinizden önce kendinizi ne kadar tanıdığınızla ilgili. Bir kıyafetin sizi başka biri gibi göstermesinden ziyade karakterinizi doğal biçimde ortaya çıkarmasını daha değerli buluyorum. Gerçek stil ise trendleri sıkı sıkıya takip etmekten çok kendi ifade biçiminizi keşfetmekle oluşuyor. İçinde kendiniz gibi hissettiğiniz parçaları seçtikçe, gardırobunuz da sizi anlatan bir dile dönüşüyor. Şıklık da bence tam burada başlıyor: zamanla olgunlaşan, karakter kazanan ve size ait olan o kişisel çizgide.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/d9835f61-bb11-4e58-80c7-375bcf0b9d6d-6b4d7121-6ffb-4f0c-80f0-4ec8fbb48c3a" style="width: 300px;"><em>DAHLIA</em></p><p><strong>Son yıllarda düğün ve davet modasında en büyük kırılma ne oldu? Kadınlar artık nasıl görünmek istiyor?</strong><br>Bence son yıllardaki en önemli değişim, kadınların özel görünmek isterken artık &ldquo;fazla giyinmiş&rdquo; görünmek istememeleri. Bir davet için hazırlanıyorlar ama bunu yaparken kendi kişisel stillerinden uzaklaşmak istemiyorlar. Bence modern &quot;occasion wear&quot;in en önemli meselesi, özel görünmekle fazla giyinmiş görünmek arasındaki o ince çizgiyi bulabilmek. Uzun süre özel gün giyiminde etki yaratmak; daha fazla hacim, daha fazla ışıltı ya da daha fazla detayla ilişkilendirildi. Bugün ise çok daha kişisel bir yaklaşım görüyorum. İyi bir silüet, beklenmedik bir dekolte, güçlü bir renk ya da doğru yerde kullanılan tek bir detay bütün görünümü taşıyabiliyor. Etki yaratmak için her zaman daha fazlasına ihtiyaç yok. Bu değişim &quot;occasion wear&quot;i de çok daha ilginç bir yere taşıyor. Kadın özel bir gün için hazırlanırken başka birine dönüşmek istemiyor; kendisinin daha özenli, daha güçlü bir yorumunu görmek istiyor.</p><p><strong>ELLE okuyucusuna bu sezon için tek bir stil tavsiyesi verecek olsanız ne söylerdiniz?</strong><br>Gardırobunuzu oluştururken &quot;Bu sezon moda mı?&quot; sorusundan önce &quot;Bu parça beni gerçekten yansıtıyor mu?&quot; diye düşünün. Çünkü yıllar sonra da severek giyeceğiniz tasarımlar, sizi olduğunuzdan farklı göstermeye çalışanlar değil, kim olduğunuzu en iyi anlatanlardır. Bir de kıyafetlerinize biraz daha özgürlük tanıyın. Bir parçayı yalnızca hangi kategoriye ait olduğu ya da nerede giyilmesi gerektiği üzerinden düşünmeyin. Bazen en iyi stil kararları, bir tasarımı alışılmış bağlamının dışında kullandığınızda ortaya çıkıyor. Bir kıyafetin nerede giyileceğine kategoriler değil, sizin hayatınız karar versin.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/c5b3f937-6ab4-454b-a404-adf75ebf2e07-kapak.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/c5b3f937-6ab4-454b-a404-adf75ebf2e07-kapak.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Yazın Favori Meyvesi Kokunuz Olsun]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/parfum/yazin-favori-meyvesi-kokunuz-olsun</link>
									<description><![CDATA[Şeftali, kavun, üzüm… Yaz meyvelerinin arasında incirin yeri biraz farklı. Bu sezon, kendine özgü kokusuyla parfümerinin de favori notalarından biri.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/parfum/yazin-favori-meyvesi-kokunuz-olsun</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Fri, 14 Aug 2026 14:15:51 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/803810e5-97df-4c26-b7a3-d6b273b34657-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p>Yazın favori meyvesini seçmek kolay değil. Bal gibi kavunlar, sulu şeftaliler ve mevsiminde en güzel haline ulaşan diğer yaz meyveleri başlı başına birer zevk. Yine de incirin yeri biraz farklı. Kendine özgü tadı, kısa süren mevsimi ve her yerde karşımıza çıkmayan lezzetiyle yazın daha özel anlarını temsil ediyor. Benim içinse aileyle geçirilen uzun yaz günlerini hatırlatıyor. Bu yüzden incir kokulu parfümlerle karşılaştığımda onlara bir şans vermek istedim. Yaz sona ermeden, bu notayı ten üzerinde keşfetmek için iyi bir zaman gibi geliyor.</p><p>İncir, parfümeride uzun zamandır kullanılan bir nota olsa da son yıllarda yeniden dikkat çekiyor. Bunun nedeni yalnızca meyvenin kendine has, balı andıran tatlılığı değil parfümde oldukça farklı biçimlerde yorumlanabilmesi. İncir kimi zaman yeşil ve ferah, kimi zaman daha yoğun ve reçelimsi, kimi zaman da kremsi bir karakter kazanabiliyor. Bu da onu meyvemsi kokuları seven ancak parfümünün fazla şekerli ya da belirgin biçimde çiçeksi olmasını istemeyenler için ilginç bir seçenek haline getiriyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/dc7d8527-c790-49dc-b358-a6b3d0dd7b53-2b7f13b4-e8ee-4ef9-9865-e0e1c397c9ac" style="width: 300px;"><em>FARM RIO</em></p><p>İncirin güzelliği &nbsp;burada: Tek bir karakteri yok. Yeşil yapraklarla buluştuğunda daha taze, odunsu notalarla kullanıldığında daha kuru ve sofistike, kremsi akorlarla birleştiğinde ise daha yumuşak bir his bırakabiliyor. Bu nedenle incir parfümleri, klasik meyvemsi kokulardan biraz daha sakin ve zamansız bir yerde duruyor.</p><p>Yani yazın favori meyvesini seçmek h&acirc;l&acirc; zor. Fakat konu parfüme geldiğinde, incir güçlü bir aday. Hem tanıdık hem sıkıcı değil, tatlı ama şekerli değil, yazı hatırlatıyor ama yalnızca yazla sınırlı kalmıyor.&nbsp;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/803810e5-97df-4c26-b7a3-d6b273b34657-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/803810e5-97df-4c26-b7a3-d6b273b34657-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[PDRN Kremler Gerçekten İşe Yarıyor mu?]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/cilt-bakimi/pdrn-kremler-gercekten-ise-yariyor-mu</link>
									<description><![CDATA[K-Beauty dünyasının “somon DNA’sı” olarak ünlenen içeriği PDRN, daha nemli, pürüzsüz ve genç görünen bir cilt vadeden serum ve kremlerin yeni yıldızına dönüşmüş durumda. Sormadan edemiyoruz: Enjeksiyon uygulamalarından kozmetik ürünlere taşınan bu içerik gerçekten anlatıldığı kadar etkili mi?]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/cilt-bakimi/pdrn-kremler-gercekten-ise-yariyor-mu</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Fri, 14 Aug 2026 12:00:15 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/19a9f3fe-7ae4-4840-b62d-e9c2f675dc1f-KAPAK.jpg"/><p>Güzellik sözlüğümüzü hyalüronik asit, niasinamid ve peptitler şekillendiriyordu, ta ki PDRN bu denli popüler olana kadar. Kore güzellik dünyasından yükselen ve sosyal medyada çoğunlukla &ldquo;somon DNA&rsquo;sı&rdquo; adıyla anılan bu içerik, daha nemli, pürüzsüz ve yenilenmiş bir cilt görünümü vadeden serumlarda, kremlerde ve maskelerde karşımıza çıkıyor. PDRN aslında güzellik dünyasının yeni keşfettiği bir içerik değil. Doku iyileşmesi ve yenilenme süreçleri üzerindeki potansiyel etkileri nedeniyle tıp alanında bir süredir araştırılıyor. Son yıllarda profesyonel cilt uygulamalarının popülerleşmesiyle birlikte kozmetik formüllerin de başrolüne taşınmış durumda. Ancak bir dermatolog tarafından uygulanan PDRN enjeksiyonu ile evde kullanılan PDRN içerikli bir krem aynı şey değil.</p><p><strong>PDRN Nedir, Ne Değildir?</strong><br>Açılımı &ldquo;polydeoxyribonucleotide&rdquo; olan PDRN, belirli uzunluktaki DNA parçacıklarından oluşuyor. Geleneksel olarak somon veya alabalık gibi balıklardan elde edilen biyolojik materyalin çeşitli saflaştırma işlemlerinden geçirilmesiyle üretiliyor. Bu nedenle sosyal medyada sıklıkla &ldquo;somon DNA&rsquo;sı&rdquo; olarak anılıyor. Ancak kozmetik formüllerde ham biyolojik materyal değil, saflaştırılmış DNA parçacıkları kullanılıyor. PDRN&rsquo;nin hücresel süreçler üzerindeki olası etkileri, laboratuvar araştırmalarında ve çeşitli tıbbi uygulamalar kapsamında inceleniyor. Özellikle doku iyileşmesi ve inflamatuar süreçler üzerine gerçekleştirilen bazı araştırmalar umut vadeden sonuçlara işaret ediyor. Ancak mevcut bulguların önemli bir bölümü laboratuvar çalışmaları, tıbbi uygulamalar veya enjeksiyon yoluyla verilen PDRN üzerine kurulu. Dolayısıyla bu sonuçlar, PDRN içeren kozmetik kremlerin aynı etkileri göstereceği anlamına gelmiyor. Ayrıca her PDRN ürünü aynı kaynaktan elde edilmiyor veya aynı formüle sahip olmuyor. İçeriğin moleküler büyüklüğü, üründeki oranı ve formülün PDRN&rsquo;yi cilde ulaştırmak için kullandığı teknoloji ürünler arasında farklılık gösterebiliyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/b49e273b-90bb-48cf-b14f-4be90943168e-669c3d64-7266-4d65-9329-fc1e2a5c18c2" style="width: 300px;"><em>BY:ERA</em></p><p><strong>PDRN Kremler Enjeksiyonlar Kadar Etkili mi?</strong><br>Kısa cevap: Şimdilik bunu söylemek mümkün değil. PDRN ve polinükleotit enjeksiyonları, içeriği doğrudan cildin belirli katmanlarına ulaştırıyor. Kremlerin ise önce cildin koruyucu dış tabakasını aşması gerekiyor. DNA parçacıklarının moleküler büyüklüğü, formülün taşıyıcı sistemi ve üründeki PDRN oranı bu noktada önem taşıyor. Polinükleotit enjeksiyonlarına ilişkin bazı araştırmalar cilt nemi, elastikiyet ve kırışıklık görünümünde iyileşme bildiriyor. Ancak bu sonuçların doğrudan kozmetik kremlere mal edilmesi mümkün değil. Enjeksiyon uygulamalarına ilişkin bulguların da daha geniş katılımlı ve uzun süreli araştırmalarla desteklenmesi gerekiyor. Topikal PDRN üzerine yapılan çalışmalar ise henüz sınırlı. Bir ürünün ambalajında yalnızca &ldquo;PDRN içerir&rdquo; yazması, aktif bileşenin yeterli oranda bulunduğunu, cildin gerekli katmanlarına ulaşabildiğini veya araştırmalarda görülen sonuçları sağlayacağını göstermiyor. PDRN içeren bir krem kullanıldıktan sonra cildin daha nemli ve pürüzsüz görünmesi de yalnızca PDRN&rsquo;den kaynaklanmayabilir. Formülde bulunan gliserin, seramidler, panthenol, skualan veya hyalüronik asit gibi bilinen nemlendirici ve bariyer destekleyici bileşenler bu görünümde önemli rol oynayabilir. Bu nedenle tek bir popüler içeriğe odaklanmak yerine ürünün bütün formülünü değerlendirmek gerekiyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/5dc75b95-a95e-4d9b-ae3e-26ecb3dc9694-955e1383-f96c-4a01-839b-85d4ca84b6a2" style="width: 300px;"><em>CLEARSTEM</em></p><p><strong>Sonuç: Umut Verici Ama Mucize Değil</strong><br>PDRN, özellikle doku iyileşmesi alanındaki bilimsel araştırmalarda incelenen ve gelecek vadeden bir içerik. Ancak mevcut bulguların büyük bölümü enjeksiyon uygulamaları, laboratuvar araştırmaları veya küçük ölçekli çalışmalar üzerinden geliyor. Bu nedenle PDRN içeren her kremin kırışıklık görünümünü azaltacağını, kolajen üretimini artıracağını veya profesyonel uygulamalarla aynı sonucu vereceğini söylemek için henüz erken. PDRN içeren bir kozmetik ürün, formülündeki nemlendirici ve bariyer destekleyici diğer bileşenlere bağlı olarak cildin daha nemli, dolgun ve pürüzsüz görünmesine yardımcı olabilir. Yine de güneş koruyucu ve cilt tipine uygun temel bakım ürünlerinin yerini alan mucizevi bir yenilenme formülü değil. Şimdilik PDRN&rsquo;yi güzellik dünyasının yeni kahramanı değil, hakkında daha fazla araştırma yapılması gereken umut verici bir yardımcı oyuncu olarak değerlendirmek en doğrusu diyebiliriz.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/19a9f3fe-7ae4-4840-b62d-e9c2f675dc1f-KAPAK.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/19a9f3fe-7ae4-4840-b62d-e9c2f675dc1f-KAPAK.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[New York Moda Haftası’nın Yeni Sezonunda Kimler Var?]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/new-york-moda-haftasinin-yeni-sezonunda-kimler-var</link>
									<description><![CDATA[İlkbahar/Yaz 2027 sezonu için hazırlanan New York Moda Haftası takvimi, yeni tasarımcılar, geri dönen markalar ve Amerikan modasının güçlü isimleriyle şekilleniyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/new-york-moda-haftasinin-yeni-sezonunda-kimler-var</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Fri, 14 Aug 2026 11:30:59 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/f202bd52-a3f3-48d9-9452-7bcc775dadf5-kapak-1-2.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: New York Moda Haftası, İlkbahar/Yaz 2026, Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><br></p><p>New York Moda Haftası, İlkbahar/Yaz 2027 sezonu için yeniden şehrin moda gündeminin merkezine yerleşmeye hazırlanıyor. Council of Fashion Designers of America&rsquo;nın (CFDA) açıkladığı takvime göre 10-15 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek hafta, 70 defile ve tasarımcı sunumuna evsahipliği yapacak. Takvim, Diane von Furstenberg&rsquo;den Tory Burch ve Carolina Herrera&rsquo;ya, Khaite&rsquo;den Proenza Schouler&rsquo;a uzanan yerleşik isimleri Conner Ives, Magda Butrym ve Sabyasachi gibi ilk kez resmi programa dahil olan tasarımcılarla bir araya getiriyor. Haftanın başlangıcı ise özellikle dikkat çekiyor. Diane von Furstenberg, 10 Eylül sabahı Henry Zankov&rsquo;un markanın yeni artistik direktörü olarak hazırladığı ilk koleksiyonla Amerikan Koleksiyonları&rsquo;nı açacak. Zankov, kendi adını taşıyan markasıyla da aynı hafta New York&rsquo;ta podyum sunumu yapacak. Diane von Furstenberg&rsquo;in resmi takvimdeki bu dönüşü, markanın 2017&rsquo;den bu yana ilk kez New York Moda Haftası kapsamında defile gerçekleştirecek olması açısından da önemli.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/269e4ecb-72dd-475e-bb27-9fe5a4a6ffbd-86d3a67f-756e-4603-ab06-5c88941fef72" style="width: 700px;"></p><p><strong>Yeni İsimler, Yeni Bir New York</strong><br>Bu sezonun asıl hareketliliği ise takvime ilk kez giren isimlerde. Londra ve Paris ekseninde tanınan Conner Ives ve Magda Butrym, New York Moda Haftası&rsquo;nda ilk kez resmi takvimde yer alacak. Sabyasachi by Sabyasachi Mukherjee, High Sport by Alissa Zachary, Zaldy ve Benjamin Seidler da sezonun yeni katılımcıları arasında.</p><p>Bu tablo, New York&rsquo;un yalnızca büyük Amerikan markalarının vitrini olmadığını, aynı zamanda yeni nesil tasarımcılar için önemli bir başlangıç noktası olmaya devam ettiğini gösteriyor. Paris ve Londra gibi moda başkentlerinden gelen isimlerin de takvime dahil olması, New York&rsquo;un uluslararası çekim alanını genişletmeye devam ettiğine işaret ediyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/761835c9-e80f-4f29-a68d-8504a9ee830e-b72da9fe-80fb-43c4-a1f7-4c0b8afaf68f" style="width: 700px;"></p><p><strong>Moda Haftası&nbsp;</strong><span style="text-align: initial;"><strong>Başlamadan Önce</strong></span><br>Resmi program 10 Eylül&rsquo;de başlasa da New York&rsquo;taki hareketlilik bir gün önce başlayacak. Ralph Lauren, İlkbahar/Yaz 2027 koleksiyonunu 9 Eylül&rsquo;de, resmi başlangıcın arifesinde sunacak. Coach, Cult Gaia, Libertine ve 25. yılını kutlayan Rachel Comey de aynı gün şehirde koleksiyonlarını gösterecek.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/f202bd52-a3f3-48d9-9452-7bcc775dadf5-kapak-1-2.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/f202bd52-a3f3-48d9-9452-7bcc775dadf5-kapak-1-2.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Bordo Yerine Mor: Erkek Modasında Yeni Sezonun Rengi]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/elle-man/haberler/bordo-yerine-mor-erkek-modasinda-yeni-sezonun-rengi</link>
									<description><![CDATA[Bordonun hakimiyeti sona mı eriyor? Moda dünyası bu sonbahar daha yoğun ve beklenmedik bir renge göz kırpıyor: mor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/elle-man/haberler/bordo-yerine-mor-erkek-modasinda-yeni-sezonun-rengi</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 13 Aug 2026 17:00:38 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/0dab10f1-898f-4366-a59e-edeac65214e7-kapak-1.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><br></p><p>Bir süredir radarımızda olan mor, yeni sezonda yalnızca alternatif bir renk olmaktan çıkıp bordonun tahtına aday oluyor. Özellikle koyu mor, royal mor ve daha soğuk tonlar, rengin romantik ve nostaljik çağrışımlarından uzaklaşarak erkek gardırobuna daha modern bir görünüm kazandırıyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/260fb48c-460e-48b1-b60e-f52cf79cde34-895b5ca2-76e7-4434-b0f5-b80a5403f0bb" style="width: 700px;"><em>Prada, Giorgio Armani, &Eacute;tudes</em></p><p>Bu yükseliş moda haftalarında da kendini göstermişti. Erkek moda haftalarında Auralee, Celine ve Simone Rocha İlkbahar/Yaz 2027 koleksiyonlarında moru farklı şekillerde kullanırken, Dior, &Eacute;tudes ve Giorgio Armani Sonbahar/Kış 2026 koleksiyonlarında rengi öne çıkardı.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/bbd9ebd1-9435-4766-99d2-cb779dde1ab5-26c7f31f-832d-43ca-8f82-33b9d44bee9d" style="width: 700px;"><em>Auralee, Celine, Simone Rocha</em></p><p>Ancak morun yükselişini yalnızca podyumlarda görmüyoruz. Renk, sezon öncesi alışverişlerde de daha fazla karşımıza çıkıyor. Tişörtlerden trikoya, gömleklerden saatlere kadar farklı parçalarda kullanılan koyu mor, yazdan sonbahara geçerken gardıroba eklenebilecek renklerden biri haline geliyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/ae08caab-e2be-47a6-a228-df943c6bebe8-00b3139f-d1ca-49f1-8f6f-b0e3ed0ff091" style="width: 700px;"></p><p>Sezonun mor trendine yatırım yapmak isteyenler için seçtiğimiz parçalar ise burada.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/b7834e46-0928-4324-885c-cebc58b19f26-9510c948-971a-405f-ab4b-efbca47bccee" style="width: 700px;"></p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/0dab10f1-898f-4366-a59e-edeac65214e7-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/0dab10f1-898f-4366-a59e-edeac65214e7-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Akşam Planları İçin Gardırobunuzda Ne Eksik?]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/nasil-giymeli/aksam-planlari-icin-gardirobunuzda-ne-eksik</link>
									<description><![CDATA[Gece dışarı çıkarken ne giyeceğinizi bulmakta zorlanıyorsanız, gardırobunuzda eksik olan parça sandığınızdan daha basit olabilir.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/nasil-giymeli/aksam-planlari-icin-gardirobunuzda-ne-eksik</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 13 Aug 2026 15:00:53 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/622c4844-eb93-436f-a534-e487aa10077c-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p>Geceleri dışarı çıkarken ne giyiyorsunuz? Ben dışarı çıkarken üstüme giyecek bir şey bulmakta zorlanıyorum. Gardırobum ya ofis görünümlerine uygun gömleklerle ya da hafta sonu için aldığım atletlerle dolu. İkisi de günlük hayatta işime yarıyor ama gece dışarı çıkarken ya da şık bir akşam yemeğine giderken ne gömlek ne de atlet giymek istiyorum. Peki ihtiyacım olan ne? Bluzlar.</p><p>Sanırım çok alışık olmadığım için gardırobumun bu kısmını biraz boş bırakmışım. Artık genişletmenin tam zamanı. Özellikle yaz aylarında desenli eteklerin üzerine giyilebilecek siyah bir bluz, kapri veya bermuda pantolonların üzerinden akacak asimetrik bir model ya da daha romantik bir görünüm için dantel detaylı bir bluz, gömlek ve atletlerden çok daha fazla seçenek sunuyor. Üstelik iyi bir bluz sadece gece için değil. Gündüz bir pantolonla, akşam ise etek ve birkaç aksesuarla bambaşka bir görünüme dönüşebilir.</p><p>Kısacası gardırobunuzda gömlek ve atlet arasında bir boşluk varsa, aradığınız parça büyük ihtimalle bluz. Benim önerilerim ise aşağıda.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/622c4844-eb93-436f-a534-e487aa10077c-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/622c4844-eb93-436f-a534-e487aa10077c-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Yeni Nesil Parfüm Deneyimi: Oyunlar, Animeler ve Dijital Dünyalar]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/parfum/yeni-nesil-parfum-deneyimi-oyunlar-animeler-ve-dijital-dunyalar</link>
									<description><![CDATA[Jo Malone London’ın yeni parfümünü Fortnite evrenine taşıması ve Dior Beauty’nin Miss Dior’u anime esintili bir kısa filmin kahramanına dönüştürmesi parfüm dünyasında yeni bir döneme işaret ediyor. Kokular artık yalnızca tene değil, oyunlardan animasyona uzanan hikayelere de yerleşiyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/parfum/yeni-nesil-parfum-deneyimi-oyunlar-animeler-ve-dijital-dunyalar</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 13 Aug 2026 12:00:04 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/ca1db5b1-2ec4-485a-bf24-178b931e0c73-kapak-1.png"/><p>Bir parfümü anlatmak için kullanılan klasik formül uzun yıllar boyunca değişmedi: çarpıcı bir kampanya yüzü, sinematografik bir reklam filmi ve kokunun notalarını çağrıştıran kusursuz görüntüler&hellip; Ancak parfüm markaları, özellikle dijital dünyada büyüyen yeni nesle ulaşmak için bu formülün sınırlarını genişletiyor. Jo Malone London, yeni Sea Salt &amp; Bergamot Cologne&rsquo;un ferah ve kıyısal atmosferini Fortnite içinde keşfedilebilen bir oyun deneyimine dönüştürürken, Dior Beauty, Miss Dior&rsquo;u anime esintili bir kısa filmin başrolüne taşıyor. Biri oyuncuyu kokunun dünyasına davet ediyor, diğeri parfümü kendi hikayesinin kahramanına dönüştürüyor. İki proje de aynı soruya farklı cevaplar veriyor: Görülemeyen bir koku dijital dünyada nasıl görünür hale gelir?</p><p><strong>Jo Malone London Kokuyu Oynanabilir Hale Getiriyor</strong><br>Jo Malone London, yeni Sea Salt &amp; Bergamot Cologne&rsquo;u tanıtmak için ilk kez oyun dünyasına adım atıyor. Chartis ile geliştirilen ve 10-24 Ağustos tarihleri arasında Fortnite&rsquo;ta deneyimlenebilen proje, parfümün ilham aldığı Britanya kıyılarını keşif odaklı bir dijital dünyaya dönüştürüyor. Parfümör Mathilde Bijaoui tarafından yaratılan koku, bergamotun canlı ferahlığıyla açılıyor, deniz tuzu notasıyla devam ediyor ve dipteki sürüklenmiş odun akoruyla kıyısal karakterini tamamlıyor. Fortnite deneyimi de bu nota piramidini doğrudan anlatmak yerine oyunculara parfümün hissettirdiği özgürlük ve macera duygusunu yaşatmayı amaçlıyor. Buradaki yenilik yalnızca bir güzellik markasının popüler bir oyunda yer alması değil. Kullanıcı artık kampanyayı izleyen pasif bir seyirci olmaktan çıkıyor, kokunun dünyasında dolaşan ve onu kendi rotası üzerinden keşfeden bir oyuncuya dönüşüyor.&nbsp;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/4960ddc3-3aa8-45d1-b9f5-20f91ab58579-d402451d-e36f-4454-a437-022cec9ed045" style="width: 700px;"><em>Jo Malone London</em></p><p><strong>Miss Dior Kendi Anime Hikayesinin Kahramanı Oluyor</strong><br>Dior Beauty ise Miss Dior&rsquo;un mirasını oyun yerine animasyonun anlatım gücüyle yeniden yorumluyor. Fransız animasyon stüdyosu Remembers ile hazırlanan ve stüdyonun kurucu ortağı Ugo Bienvenu tarafından yönetilen kısa film, Miss Dior&rsquo;u anime esintili bir dünyanın merkezine yerleştiriyor. El boyaması arka planların kullanıldığı filmde kahraman, Paris sokaklarından geçiyor ve balonlarla şehrin üzerinde süzülüyor. Ona eşlik eden arı, Christian Dior&rsquo;un gülleri, kız kardeşi Catherine Dior&rsquo;un silüeti, Ch&acirc;teau de La Colle Noire&rsquo;ın bahçeleri, pembe fiyonk ve kazayağı deseni gibi Maison&rsquo;un tarihini temsil eden kodlar arasında bir rehbere dönüşüyor. Böylece Miss Dior yalnızca tanıtılan bir parfüm değil, geçmişi ve bugünü birbirine bağlayan hareketli bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Bienvenu&rsquo;nün aktardığına göre filmin arka planlarında, günümüzde çok az kişinin kullandığı, 1980&rsquo;lere uzanan Japon zanaatkarlığına dayalı özel bir guaj tekniği tercih edilmiş. &nbsp;</p><p><span class="fr-video fr-dvi fr-draggable" contenteditable="false" style=""><iframe width="560" height="315" src="https://www.youtube.com/embed/QMQ2woa-2pE?si=E-Ypsn7-TJ3lhIWe" title="YouTube video player" frameborder="0" allowfullscreen=""></iframe></span></p><p><strong>Parfüm Kampanyalarında Yeni Dönem</strong><br>Bu iki proje farklı dünyalardan besleniyor gibi görünse de aynı değişimin parçası. Parfüm iletişimi giderek ürünün nasıl koktuğunu tarif etmekten uzaklaşıp tüketicinin içine girebileceği bir atmosfer yaratmaya yöneliyor. Nota piramitlerinin yerini renkler, karakterler, mekanlar ve etkileşimli hikayeler alıyor. Jo Malone London, Sea Salt &amp; Bergamot&rsquo;un kıyı enerjisini oyuncunun keşfedeceği bir alana dönüştürürken Dior Beauty, Miss Dior&rsquo;un tarihini anime estetiğiyle yeni bir kuşağa tercüme ediyor. Sonuçta koku h&acirc;l&acirc; ekranın içinden duyulamıyor. Ancak markalar, onun uyandırdığı duyguyu izlenebilir, oynanabilir ve paylaşılabilir hale getirmenin yeni yollarını buluyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/ca1db5b1-2ec4-485a-bf24-178b931e0c73-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/ca1db5b1-2ec4-485a-bf24-178b931e0c73-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[12 Ağustos Güneş Tutulması: Aslan Burcundaki Yeniay Bize Ne Söylüyor?]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/astroloji/astroloji-haberleri/12-agustos-gunes-tutulmasi-aslan-burcundaki-yeniay-bize-ne-soyluyor</link>
									<description><![CDATA[12 Ağustos’ta Aslan burcunda gerçekleşecek Güneş tutulması, gökyüzünde nadir görülen bir doğa olayını astrolojide yeni bir başlangıç ve yön değişimi temasıyla buluşturuyor. Peki bu tutulma ne anlama geliyor?]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/astroloji/astroloji-haberleri/12-agustos-gunes-tutulmasi-aslan-burcundaki-yeniay-bize-ne-soyluyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 12 Aug 2026 14:30:22 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/75e57158-3cea-4376-bd5b-8c2d75db19e1-solareclipse.jpg"/><p>12 Ağustos Çarşamba günü gökyüzü yalnızca astronomi meraklılarının değil, astrolojiyi takip edenleri de heyecanlandırıyor. Ay&rsquo;ın Dünya ile Güneş arasından geçmesiyle gerçekleşen Güneş tutulması, Avrupa&rsquo;nın bazı bölgelerinde nadir bir gökyüzü manzarası yaratacak. İspanya&rsquo;nın kuzeyi ve merkezi, Portekiz&rsquo;in küçük bir bölümü, Grönland ve İzlanda tutulmayı tam olarak deneyimleyebilecek. Batı Avrupa&rsquo;nın geniş bir bölümünde ise Güneş&rsquo;in ışığı kısmen ya da büyük ölçüde örtülecek. Tam Güneş tutulması, Ay&rsquo;ın Güneş&rsquo;i bütünüyle kapattığı ve Ay&rsquo;ın gölgesinin Dünya üzerine düştüğü zaman gerçekleşiyor. Ay&rsquo;ın yalnızca Güneş&rsquo;in bir bölümünü örttüğü durumlarda ise kısmi Güneş tutulmasından söz ediliyor, bizim şahit olacağımız durum da bu. Bu tutulmayı astronomik açıdan da özel kılan bir başka detay var: Anakarada Avrupa&rsquo;da görülebilecek ilk tam Güneş tutulması yaklaşık yirmi yıl sonra gerçekleşecek. Bir sonraki için 2090&rsquo;a kadar beklemek gerekecek. Gökyüzündeki bu hareket, astrolojik açıdan ise farklı bir hikaye anlatıyor.</p><p><strong>Biraz Daha Güçlü Bir Yeniay</strong><br>Astrolojide Güneş tutulmaları, yeniayların daha yoğun bir versiyonu olarak kabul ediliyor. Yeniaylar genellikle yeni bir döngünün başlangıcı, niyet belirleme ve geride bırakılması gerekenleri fark etme zamanı olarak yorumlanıyor. Güneş tutulması ise bu temaları tekrar masaya yatırıyor. Bu nedenle 12 Ağustos tutulması, hayatın bir süredir aynı yerde duran alanlarına bakmak için bir duraklama noktası olarak düşünülebilir. Her değişimin dramatik olması gerekmiyor. Bazen bir kararın netleşmesi, uzun zamandır ertelenen bir adımın atılması ya da yalnızca artık ne istemediğinizi fark etmek de yeterince büyük bir değişim olabilir. Tutulmalar astrolojide zaman zaman ani gelişmelerle ilişkilendirilse de bunu kaçınılmaz bir kader olarak görmek yerine, hayatın yönünü yeniden değerlendirmek için bir fırsat olarak düşünmek daha anlamlı. Eyleme geçmek için tam zamanı.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/ee25db21-3cd2-46fa-82ef-60d39f87d843-4ab38ad1-cfb5-4c5f-8514-528ffc15db65" style="width: 700px;"><em>2017, Getty Images</em></p><p><strong>Sahne Aslan&rsquo;ın</strong><br>Bu Güneş tutulmasının Aslan burcunda gerçekleşmesi, astrolojik yorumun merkezine yaratıcılık, kendini ifade etme, görünürlük ve kişisel istekleri yerleştiriyor. Aslan&rsquo;ın enerjisi, başkalarının beklentilerine göre hareket etmekten çok kendi sesini duymakla ilgili. Bu nedenle önümüzdeki dönemde &ldquo;Ben gerçekten ne istiyorum?&rdquo; sorusu daha sık karşımıza çıkabilir. Kariyer, ilişkiler, yaratıcılık ya da kişisel hedefler söz konusu olduğunda, kendimizi küçülttüğümüz veya geri planda tuttuğumuz alanları fark etmek mümkün. Bir süredir ertelediğiniz yaratıcı bir proje, söylemek istediğiniz bir şey ya da hayatınızda daha fazla yer açmak istediğiniz bir alan varsa, bu dönem ona yeniden bakmak için iyi bir zaman olabilir.</p><p><strong>İçeride Başlayan Bir Değişim</strong><br>Güneş tutulmalarının etkisini yalnızca dışarıda gerçekleşecek olaylarla ilişkilendirmek kolay. Oysa astrolojik açıdan Ay, iç dünyamız ve duygusal alanımızla ilişkilendirildiği için bu tutulmanın daha kişisel bir tarafı da var. Bir şeyleri değiştirmeden önce onlarla kurduğumuz ilişkiyi değiştirebiliriz. Uzun zamandır üzerinizde taşıdığınız bir yükü bırakmak, zihninizi meşgul eden bir konuyu yeniden değerlendirmek veya kendinize daha dürüst davranmak bu dönemin asıl dönüşüm noktası olabilir. Yılın geri kalanına girerken küçük bir içsel temizlik yapmak, dışarıdaki değişimlerden çok daha etkili bir başlangıç yaratacaktır.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/e83770fe-9238-4157-9a58-a5b03a50f161-fced4daf-6f50-4d13-af82-03c325e3c3da" style="width: 300px;"><em>Launchmetrics Spotlight</em></p><p><strong>Zaman Çizgisi Hızlanabilir</strong><br>Astrolojide tutulmaların bir başka özelliği de zamanlamayı hızlandırdığına inanılması. Uzun süredir beklenen bir gelişme, karar veya değişim tahmin edilenden daha erken karşınıza çıkabilir. Bu nedenle kontrol etmeye çalışmak yerine biraz alan bırakmak daha iyi olabilir. Özellikle Aslan&rsquo;ın güçlü biçimde vurgulandığı bu gökyüzünde mesele her şeyi önceden bilmek değil, karşınıza çıkan yeni ihtimallere ne kadar açık olduğunuz. Belki de bir süredir düşündüğünüz değişim, sandığınız kadar uzakta değildir.</p><p><strong>12 Ağustos için Küçük Bir Astrolojik Not</strong><br>Bu tutulmayı büyük kararlar almak için bir zorunluluk olarak görmek gerekmiyor. Yeniay döneminin klasik önerilerinden biri olan niyet belirleme pratiği bu kez biraz daha kişisel bir soruyla yapılabilir: Hayatımda daha fazla neye yer açmak istiyorum? Daha fazla yaratıcılık, cesaret, görünürlük, dinlenme ya da özgürlük olabilir. Cevabın büyük olması gerekmiyor. Yeni bir döngü, yalnızca kendinize verdiğiniz küçük ama samimi bir kararla başlayabilir.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/75e57158-3cea-4376-bd5b-8c2d75db19e1-solareclipse.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/75e57158-3cea-4376-bd5b-8c2d75db19e1-solareclipse.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Ayvalık Uluslararası Film Festivali Beşinci Yılına Hazırlanıyor]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/ayvalik-uluslararasi-film-festivali-besinci-yilina-hazirlaniyor</link>
									<description><![CDATA[Ayvalık Uluslararası Film Festivali, beşinci yılında sinemaseverleri yine dünya sinemasının dikkat çeken yapımlarıyla buluşturuyor. Pedro Almodóvar’dan Paweł Pawlikowski’ye, Radu Jude’den Valeska Grisebach’a uzanan programdan ilk filmler açıklandı.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/ayvalik-uluslararasi-film-festivali-besinci-yilina-hazirlaniyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 12 Aug 2026 12:00:14 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/10886330-a40f-49e6-8566-5f35105d2f21-kapak.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Kapak Fotoğrafı: Bitter Christmas</em></span></p><p>Eylül ayında rotayı Ayvalık&rsquo;a çevirmek için bir nedenimiz daha var. 2022&rsquo;den bu yana yılın yeni yapımlarını, sinemacıları ve sinemaseverleri Ayvalık&rsquo;ta bir araya getiren Uluslararası Film Festivali, bugüne kadar 35 bin izleyiciye ulaşmış. Bir hafta boyunca farklı coğrafyalardan filmleri seyirciyle buluşturacak festival, yalnızca gösterimlerle sınırlı kalmayacak. Paneller ve söyleşiler de programın önemli bir parçasını oluşturacak. Festivalin açılışı 14 Eylül akşamı Büyük Park Amfitiyatro&rsquo;da gerçekleşirken, 15 Eylül itibarıyla gösterimler Vural Sineması, Fabrika Ayvalık ve Rauf Denktaş Kültür Merkezi&rsquo;nde devam edecek. Programdaki filmlerden yola çıkan farklı başlıklardaki konuşmaların adresi ise ASKEV Sera olacak. İlgililerine duyurulur!</p><p style="text-align: center;"><strong><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/a83b71aa-b834-4ad8-93a5-c357a621a582-696c9c44-9e3e-4e4d-bf48-204c1d9e21b9" style="width: 700px;"></strong>FATHERLAND</p><p><strong>Dünya Sinemasından Dikkat Çeken İsimler</strong><br>Festival programından açıklanan ilk seçki, sinema dünyasının önemli yönetmenlerini bir araya getiriyor. Pedro Almod&oacute;var&rsquo;ın yeni filmi &ldquo;Bitter Christmas&rdquo; (Buruk Noel), festivalin şimdiden merak uyandıran yapımları arasında. Almod&oacute;var&rsquo;ın yanı sıra Cannes Film Festivali&rsquo;nde ödülle dönen filmler de Ayvalık programında öne çıkıyor. Sandra Wollner&rsquo;ın Cannes Film Festivali Belirli Bir Bakış Ödülü&rsquo;nü kazanan &ldquo;Everytime&rdquo; (Her Defa) filmi ile Paweł Pawlikowski&rsquo;ye Cannes&rsquo;da En İyi Yönetmen ödülünü getiren &ldquo;Fatherland&rdquo; (Ata Yurdu), festival kapsamında Türkiye&rsquo;deki sinemaseverlerle buluşacak. İlk açıklanan filmler arasında Rodrigo Sorogoyen&rsquo;in yönettiği &ldquo;The Beloved&rdquo; (En Sevdiğim) ve Radu Jude imzalı &ldquo;The Diary of a Chambermaid&rdquo; (Bir Oda Hizmetçisinin Güncesi) de bulunuyor. Seçkinin bir diğer dikkat çekici yapımı ise Valeska Grisebach&rsquo;ın Cannes Film Festivali&rsquo;nde Jüri Ödülü kazanan &ldquo;Das getr&auml;umte Abenteuer&rdquo; (The Dreamed Adventure) filmi. Henüz programın tamamı açıklanmış değil ancak ilk seçki bile Ayvalık Uluslararası Film Festivali&rsquo;nin beşinci yılında güçlü bir sinema haftasına hazırlandığının sinyallerini veriyor.&nbsp;</p><p>&nbsp;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/10886330-a40f-49e6-8566-5f35105d2f21-kapak.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/10886330-a40f-49e6-8566-5f35105d2f21-kapak.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[İstanbul’da Eylül Hızlı Başlıyor: Bir Hafta Sonuna Kaç Plan Sığar?]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/istanbulda-eylul-hizli-basliyor-bir-hafta-sonuna-kac-plan-sigar</link>
									<description><![CDATA[Eylülün ilk hafta sonu İstanbul’da iki ayrı dünya aynı anda kapılarını açıyor. Bir tarafta yeni filmler ve sinema sohbetleri, diğer tarafta iyi yemek, müzik ve Boğaz manzarası var. Peki, eylül ayının ilk hafta sonunu nasıl değerlendireceksiniz?]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/istanbulda-eylul-hizli-basliyor-bir-hafta-sonuna-kac-plan-sigar</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 12 Aug 2026 09:00:26 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/8cda7cb0-b904-4980-a629-d7e2272cfe37-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p>Eylülün ilk hafta sonu için İstanbul&rsquo;da plan yapmak biraz zorlaşacak gibi görünüyor. Çünkü şehir, 4-6 Eylül tarihleri arasında sinemaseverleri, 5-6 Eylül&rsquo;de ise gastronomi meraklılarını aynı anda harekete geçirecek iki farklı etkinliğe evsahipliği yapıyor. Bir yanda film maratonu, diğer yanda Boğaz kıyısında uzun bir öğleden sonra. Üstelik ikisi de İstanbul&rsquo;un farklı karakterlerini ortaya çıkaran iki ayrı deneyim vadediyor. Neyse ki saatler tamamen çakışmıyor, yani doğru bir programla ikisini aynı hafta sonuna sığdırmak h&acirc;l&acirc; mümkün.</p><p><strong>Önce Bir Film, Sonra İyi Bir Yemek?</strong><br>İki yıl aradan sonra İstanbul&rsquo;a dönen Mubi Fest, 4-6 Eylül tarihleri arasında Paribu Art&rsquo;ta gerçekleşecek. Festival, dünya sinemasından dikkat çeken yapımları İstanbul izleyicisiyle buluştururken bazı filmlerin Türkiye prömiyerlerine de evsahipliği yapacak.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/f24f0006-b6b5-4bc1-a3f7-ce9be585d811-4546f702-bbe7-41a3-8e4f-8961dc5e542f" style="width: 700px;"><em>Mubi Fest</em></p><p>79. Cannes Film Festivali&rsquo;nde iki başrol oyuncusuna En İyi Erkek Oyuncu Ödülü kazandıran &quot;Coward&quot;, Paweł Pawlikowski&rsquo;ye En İyi Yönetmen Ödülü getiren &quot;Fatherland&quot; (Ata Yurdu) ve Un Certain Regard bölümünden ödülle ayrılan &quot;Camp Miasma&quot; (Miyazma Kampı) programın öne çıkan yapımları arasında. Cannes&rsquo;da dikkat çeken Arthur Harari imzalı &quot;The Unknown&quot; ve Na Hong-Jin imzalı &quot;Hope&quot; da Türkiye&rsquo;de ilk kez festival kapsamında gösterilecek. Ben ise &quot;Sirat&quot; filmini sırf müzikleri için bile tekrar izlemeye hazırım. En azından bu sefer after party sayesinde filmin ağırlığını üstümden bir nebze olsun daha hızlı atabilmeyi umuyorum.&nbsp;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/f6f13fec-bee7-4e6e-a158-465146bb4677-ddfda498-3e59-4268-aea9-011ddee1d516" style="width: 700px;"><em>Mubi Fest</em></p><p>Festival deneyimi yalnızca film gösterimleriyle de sınırlı değil. Özel konuklarla söyleşiler, canlı müzik performansları, öğrencilere özel etkinlikler ve yeme-içme alanları hafta sonunun tamamına eşlik edecek. Festival boyunca gerçekleşecek bazı sürpriz konuk etkinlikleri ve öğrencilere ayrılan özel alan ise ücretsiz olarak takip edilebilecek.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/aace3d24-1fdc-44ac-b87a-2e1aad07b651-ae0a6f97-33f9-4c93-b8f0-d6b9c25f9be8" style="width: 700px;"><em>Mubi Fest</em></p><p><strong>Filmden Çıkıp Boğaz&rsquo;a Doğru</strong><br>Sinema salonundan çıkıp rotayı Boğaz&rsquo;a çevirmek isteyenler için hafta sonunun ikinci durağı ise Taste and the City. 5-6 Eylül&rsquo;de Beykoz Kundura&rsquo;da gerçekleşecek etkinlik, İstanbul&rsquo;un restoranlarını, yaratıcı mutfaklarını, yerel üreticilerini ve butik markalarını aynı atmosferde buluşturacak.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/7b165c47-d74f-4eac-afd1-93cb26344e41-ac844b70-e6e3-4923-a798-a901b4c4263d" style="width: 300px;"><em>Taste and the City</em></p><p>&ldquo;Lezzet tek bir yere ait değildir&rdquo; fikrinden yola çıkan etkinlikte İstanbul&rsquo;un farklı restoranları festivale özel seçkiler ve deneyimlerle yer alacak. Ancak gastronomi burada yalnızca başlangıç noktası. Şehir kültürü, yaratıcılık, yaşam tarzı ve üretim üzerine söyleşiler ve atölyeler de programın bir parçası.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/766d0c28-b0a1-48d0-b756-8a72e7165e4d-56bf2098-78f1-4dcd-98e3-7431881a4dba" style="width: 300px;"><em>Taste and the City</em></p><p>Müzik ise gün boyunca lezzete eşlik edecek. Lokal Market alanında buluşacak yerel üreticiler, butik markalar ve zanaatkarlar da Taste and the City&rsquo;yi yalnızca yemek yenilen bir etkinlikten çıkarıp İstanbul&rsquo;un üretim kültürünü keşfetmeye açık bir şehir deneyimine dönüştürecek.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/ee580169-d02f-4dd8-b5ea-c047ad3b09b5-bdb20788-c81a-441e-acb6-12a92f4accfe" style="width: 700px;"><em>Taste and the City</em></p><p><strong>İstanbul&rsquo;da Hafta Sonu Seçmek Yerine Birleştirmek</strong><br>Eylülün ilk hafta sonu aslında bize iki seçenek sunuyor: Bir sinema salonunda birkaç saatliğine başka hikayelere kapılmak ya da Boğaz&rsquo;ın kıyısında uzun bir masanın etrafında yeni tatlar keşfetmek. Fakat belki de seçim yapmak gerekmiyordur. biraz Mubi Fest, biraz Taste and the City ile hafta sonunun bir bölümünü sinemaya, diğerini gastronomiye ayırmak mümkün. Sonuçta İstanbul&rsquo;da iyi bir hafta sonunun en güzel tarafı, tek bir plana sadık kalmak zorunda olmamak. Bu eylül biraz film, biraz yemek, biraz müzik ve mümkünse hepsinden olsun.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/8cda7cb0-b904-4980-a629-d7e2272cfe37-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/8cda7cb0-b904-4980-a629-d7e2272cfe37-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA["The Odyssey" Etkisinden Çıkamadıysanız, Stilinizde Yaşatmaya Devam Edin]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/nasil-giymeli/the-odyssey-etkisinden-cikamadiysaniz-stilinizde-yasatmaya-devam-edin</link>
									<description><![CDATA["The Odyssey" vizyona girdi, eleştiriler ikiye bölündü. Ancak film hakkında ne düşündüğünüzden bağımsız olarak, oyuncu kadrosunun kırmızı halı görünümleri tartışmaya pek yer bırakmıyor: Mitolojik unsurlar bu kez beyaz perdeden gardıroplara taşınıyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/nasil-giymeli/the-odyssey-etkisinden-cikamadiysaniz-stilinizde-yasatmaya-devam-edin</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Tue, 11 Aug 2026 16:00:36 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/1684c45f-3089-4001-a072-3e6944e1b51f-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p>Christopher Nolan&rsquo;ın &quot;The Odyssey&quot; filmi nihayet vizyonda. Film, kimileri için yılın en etkileyici sinema deneyimlerinden biri olurken kimileri için beklenen etkiyi yaratmadı. Eleştiriler ikiye bölünmüş olsa da filmin moda dünyasındaki yansıması konusunda durum biraz daha net. Oyuncu kadrosunun basın turu boyunca tercih ettiği görünümler, filmin mitolojik atmosferini kırmızı halıya taşıyan başlı başına bir stil anlatısına dönüştü. Bu konuda özellikle Zendaya ve uzun süredir birlikte çalıştığı stilisti Law Roach dikkat çekiyor. Oyuncu, Londra galasında tek bir görünümle yetinmeyerek iki farklı stille karşımıza çıktı. İlkinde Schiaparelli&rsquo;nin Sonbahar/Kış 2026 Haute Couture koleksiyonundan porselen efektli, heykelsi bir büstiyer ve ışıltılı saçaklı bir etek tercih etti. Ardından Valentino imzalı, Yunan estetiğini çağrıştıran drapeler ve yaprak aplikeli bir elbiseyle daha romantik bir silüete geçti.</p><p><strong>Film Tartışmalı, Stil Anlatısı Oldukça Net</strong><br>Zendaya bu yöntemi kullanan tek isim değildi. Truvalı Helen&rsquo;i canlandıran Lupita Nyong&rsquo;o, metalik yüzeyli ve heykelsi formlara sahip elbiselerle modern bir tanrıça yorumunu benimsedi. Anne Hathaway ise Penelope karakterinden ilham alan daha hafif, romantik ve akışkan silüetlerle temayı kendi stiline uyarladı. Charlize Theron ise filmin dünyasına daha mesafeli bir yaklaşım tercih etti. Keskin terzilik, heykelsi formlar ve akışkan kumaşları bir araya getiren görünümleri, &quot;The Odyssey&quot; referansını doğrudan yansıtmadan hissettirdi. Kırmızı halı görünümlerinin ortak noktası ise oldukça basit: Filmin kostümlerini yeniden yaratmak yerine &quot;The Odyssey&quot; dünyasının görsel kodlarını bugünün modasına uyarlamak.</p><p><br></p><p><iframe class="instagram-media instagram-media-rendered" id="instagram-embed-0" src="https://www.instagram.com/p/DaaQ7mYCPpA/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=675&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%3Fid%3D726260d3-4d0c-4b58-958d-b4a300de2079#%7B%22ci%22%3A0%2C%22os%22%3A1107.199999999255%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="1121" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-0" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px 0px 12px; min-width: 326px; padding: 0px;"></iframe></p><p><br></p><p><br></p><p><strong>Antik Yunan Değil, Modern Bir Mitoloji</strong><br>Drapeler, akışkan kumaşlar, metalik yüzeyler, heykelsi silüetler ve dört elementin renkleri&hellip; &quot;The Odyssey&quot; estetiğini gardıroba taşımak için ihtiyacınız olanlar aslında bunlardan ibaret ama bunlarla sınırlı değil. Özellikle drapeli elbiseler, bu estetiğin en kolay ve zamansız karşılıklarından biri. Vücudu takip eden ancak fazla yapılandırılmış görünmeyen uzun bir silüet, Yunan mitolojisinin tanıdık referansını modern bir davet görünümüne dönüştürüyor. Metalik dokular ise daha çağdaş bir alternatif sunuyor. Gümüş, altın veya daha mat metalik tonlarda bir elbise, çanta ya da ayakkabı, görünümü bir anda daha heykelsi hale getirebilir. Üstelik bu detayların geri kalan görünümle yarışmasına da gerek yok.</p><p><br></p><p><iframe class="instagram-media instagram-media-rendered" id="instagram-embed-0" src="https://www.instagram.com/reel/DazgJHAoC4H/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=1080&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%2F726260d3-4d0c-4b58-958d-b4a300de2079#%7B%22ci%22%3A0%2C%22os%22%3A449%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="1059" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-0" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px 0px 12px; min-width: 326px; padding: 0px;"></iframe></p><p><br></p><p><strong>&quot;The Odyssey&quot; Estetiğini Davet Stiline Taşımanın Yolları</strong><br>Önünüzde bir düğün, yaz partisi veya özel bir davet varsa, filmin stil dünyasından ilham almak için doğru bir zaman. Uzun ve akışkan bir elbise, heykelsi bir küpe, metalik bir çanta ya da omuzları vurgulayan strüktürel bir kesim, görünümü tamamen değiştirebilir. &quot;The Odyssey&quot; hakkında ne düşündüğünüz size kalmış. Filmi sevmiş, eleştirilere katılmış ya da salondan biraz daha mesafeli çıkmış olabilirsiniz. Fakat filmden geriye kalan görsel dünyanın gardıroplara sızmasına izin vermek için bir şans verin.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/1684c45f-3089-4001-a072-3e6944e1b51f-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/1684c45f-3089-4001-a072-3e6944e1b51f-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Rujun Yerini “Lip Stain” mi Alıyor?]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/makyaj/rujun-yerini-lip-stain-mi-aliyor</link>
									<description><![CDATA[2026'nın yükselen güzellik trendlerinden lip stain'ler, dudaklarda ağırlık yaratmadan bıraktıkları kalıcı renk sayesinde klasik rujlara güçlü bir alternatif oluyor. Üstelik yeni nesil lip stain liner'lardan peel-off formüllere kadar kategori hiç olmadığı kadar geniş.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/makyaj/rujun-yerini-lip-stain-mi-aliyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Tue, 11 Aug 2026 12:30:22 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/3bd97d03-4360-4d3e-b72b-f33b172f0d00-kapak.jpg"/><p><span style="text-align: initial;">Bir dönem dudak makyajının vazgeçilmez formülü oldukça basitti: dudak kalemi, ruj ve gerekirse üzerine biraz parlatıcı. Şimdi ise güzellik dünyası daha az eforla daha uzun süre kalıcı sonuç veren ürünlerin peşinde. Bu değişimin merkezinde son yıllarda özellikle K-Beauty&#39;nin etkisiyle popülerleşen ve 2026&#39;da yeni formüllerle yeniden karşımıza çıkan lip stain&#39;ler var. Lip stain aslında yeni bir ürün kategorisi değil. Ancak yeni nesil formüller, geçmişte kullandığımız yoğun pigmentli ve dudakları kurutabilen stain&#39;lerden oldukça farklı. Hafif dokular, nemlendirici içerikler, parlak bitişler, kalem formundaki stain&#39;ler ve peel-off seçenekler sayesinde dudak renklendiricileri artık tek bir görünümle sınırlı değil. 2026 dudak trendlerinin ortak noktasında kusursuz çizilmiş, yoğun dudaklardan uzaklaşmak var. Keskin dudak kontürleri yerine hafifçe dağılmış, doğal dudak rengini taklit eden ve sanki saatler önce sürülmüş gibi görünen renkler öne çıkıyor. Lip stain tam olarak bu estetiğe cevap veriyor. Dudakların dokusunu tamamen kapatmadan renk vermesi, ürünü parmaklarla bile dağıtabilme kolaylığı ve üzerine balm ya da gloss eklenebilmesi tek bir ürünle farklı görünümler yaratmayı mümkün kılıyor.&nbsp;</span></p><p style="text-align: center;"><span style="text-align: initial;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/8e9c512d-a428-4c3e-96d4-575adf9d280e-a2fd43ab-0459-4533-a58e-a11324ebde03" style="width: 700px;"></span>EADEM</p><p><strong>Lip Stain Nedir?</strong><br>Lip stain, klasik ruj gibi dudakların üzerinde belirgin bir ürün katmanı oluşturmak yerine dudağa renk bırakan bir makyaj ürünü. En önemli özelliği ise ilk uygulamadaki ürün hissi veya parlaklık azalsa bile pigmentin dudaklarda kalmaya devam edebilmesi. Bu nedenle özellikle gün içinde sürekli ruj tazelemek istemeyenler için pratik bir seçenek. Kahve içerken, yemek yerken ya da uzun bir günün sonunda rujun tamamen kaybolması yerine dudaklarda hafif bir renk kalması, lip stain&#39;in cazibesini artırıyor. Yeni nesil formüller de eski stain&#39;lerin en büyük problemi olan kuruluk hissini azaltmaya odaklanıyor. Artık yağ formunda, balm benzeri dokuda, sulu tint şeklinde ya da yumuşak mat bitişli seçeneklerle karşılaşmak mümkün.</p><p><strong>Lip Stain ve Lip Tint Arasındaki Fark Ne?</strong><br>Lip stain ve lip tint terimleri çoğu zaman birbirinin yerine kullanılıyor. İkisinin de temel amac�� dudaklara klasik rujdan daha hafif bir renk vermek. Ancak ürün formülüne göre kalıcılık ve bitiş değişebiliyor. Lip tint&#39;ler genellikle daha transparan ve katmanlanabilir bir renk verirken, stain formüllerde dudağa yerleşen pigment ve kalıcılık daha fazla öne çıkabiliyor. Günümüzde markalar iki tanımı da oldukça esnek kullandığı için ürünü seçerken isminden çok formülüne, pigmentasyonuna ve vaat ettiği bitişe bakmak daha doğru.</p><p><strong>Yeni Nesil Dudak Kalemi: Lip Stain Liner</strong><br>Lip stain trendinin belki de en dikkat çekici uzantısı lip stain liner, yani kalıcı renk bırakan dudak kalemleri. Klasik dudak kalemleri dudağın çevresini belirginleştirmek ve rujun taşmasını önlemek için kullanılırken lip stain liner&#39;lar çizginin kendisini dudakta bırakmayı amaçlıyor. Böylece üzerine uygulanan gloss, balm veya ruj zaman içinde kaybolsa bile dudak kontürü tamamen silinmiyor. 2026&#39;da kalem, marker ve peel-off formatındaki dudak stain&#39;lerinin çoğalması da bu nedenle tesadüf değil. Özellikle dudak kombinlerinin sosyal medyada popülerliğini koruması ancak kullanıcıların gün boyunca sürekli kalem tazelemek istememesi iki kategorinin birleşmesini beraberinde getiriyor. Bazı ürünler klasik dudak kalemi gibi sürülürken, bazıları keçeli kaleme benzeyen ince uçlarla uygulanıyor. Peel-off seçeneklerde ise ürün dudak çevresine sürülüyor, kuruması beklendikten sonra oluşan tabaka soyuluyor ve geride daha kalıcı bir renk bırakıyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/677a9c03-ef73-4793-bd2a-b2f5cd7aceda-16cb362a-c3a8-4626-981a-d9c27321f0a1" style="width: 700px;">M.A.C COSMETICS</p><p><strong>Lip Stain Nasıl Kullanılır?</strong><br>İyi bir lip stain uygulamasının sırrı hazırlık aşamasında. Çünkü stain pigmenti doğrudan dudağa yerleştiği için kuru ve çatlamış bölgelerde renk daha yoğun görünebilir. Uygulamadan önce dudakların pürüzsüz ve nemli olması önemli. Ancak stain&#39;i sürmeden hemen önce yoğun bir dudak balm&#39;ı kullanmak ürünün eşit şekilde tutunmasını zorlaştırabilir. Bu nedenle balm&#39;ı önceden uygulayıp fazlasını almak daha iyi sonuç verebilir. Doğal bir görünüm için stain&#39;i dudakların merkezine uygulayıp parmak uçları veya küçük bir fırçayla dışarı doğru dağıtabilirsiniz. Daha belirgin bir dudak görünümü istiyorsanız önce lip stain liner ile dudak hattını belirleyip ardından iç kısmı stain ile renklendirebilirsiniz. Parlak dudaklardan vazgeçemeyenler için de iyi haber var: Stain&#39;in üzerine şeffaf gloss veya dudak balm&#39;ı uygulanabilir. Parlaklık gün içinde kaybolsa bile altta kalan renk dudakların tamamen renksiz görünmesini engeller.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/3bd97d03-4360-4d3e-b72b-f33b172f0d00-kapak.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/3bd97d03-4360-4d3e-b72b-f33b172f0d00-kapak.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[İstanbul’un Tarihi Mekanları Yeniden Şehrin Kültür Hayatında]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/istanbulun-tarihi-mekanlari-yeniden-sehrin-kultur-hayatinda</link>
									<description><![CDATA[Eski Şark Eserleri Müzesi, dört yıllık yenileme sürecinin ardından yeniden ziyarete açılırken, 1600 yıllık Şerefiye Sarnıcı da sergi ve konser programlarıyla tarihi mekanların bugünkü kültür ajandasındaki rolünü yeniden gündeme taşıyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/istanbulun-tarihi-mekanlari-yeniden-sehrin-kultur-hayatinda</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Tue, 11 Aug 2026 09:00:28 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/91ab1678-71d7-40fb-993f-097274b9c449-kapak-1.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Kapak Fotoğrafı: İstanbul Arkeoloji Müzesi</em></span></p><p><br></p><p>İstanbul&rsquo;un tarihi yapıları, yalnızca geçmişin izlerini koruyan mekanlar olarak değil, güncel kültür ve sanat üretiminin de bir parçası olarak yeniden şehre dahil oluyor. İstanbul Arkeoloji Müzeleri kompleksinin üç ana biriminden biri olan Eski Şark Eserleri Müzesi&rsquo;nin yeniden açılması ve Şerefiye Sarnıcı&rsquo;ndaki yeni etkinlik programı, şehrin farklı dönemlerine ait yapıları bugünün sanat izleyicisiyle buluşturuyor.</p><p><strong>Eski Şark Eserleri Müzesi Yeniden Açıldı</strong><br>2022&rsquo;den bu yana devam eden yenileme çalışmalarının tamamlanmasıyla Eski Şark Eserleri Müzesi yeniden ziyaret edilebiliyor. Osman Hamdi Bey tarafından 1883&rsquo;te Sanayi-i Nefise Mektebi olarak yaptırılan bina, İstanbul&#39;un önemli mimarı Alexandre Vallaury&rsquo;nin imzasını taşıyor ve 1917&rsquo;den bu yana müze olarak kullanılıyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/4abfd338-f2cb-4d01-8564-1693afc6846a-3b0ea971-40f7-4c79-b02b-53c2e07f0a52" style="width: 700px;"><em>Eski Şark Eserleri Müzesi - Mus&eacute;e des Arts d&#39;Orient, Salt Araştırma</em></p><p>Müze, Anadolu ve Mezopotamya&rsquo;nın Yunan öncesi dönemlerinden Mısır ve Arap Yarımadası&rsquo;nın İslam öncesi tarihine uzanan geniş bir koleksiyona sahip. İslamiyet öncesi Arap Yarımadası, Mısır, Mezopotamya ve Anadolu eserlerinin yanı sıra yaklaşık 75 bin çivi yazılı belgenin bulunduğu Tablet Arşivi de koleksiyonun önemli parçaları arasında.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/9ec8a9c5-6ea7-42ba-a4d5-2c05a89ff91c-ad4b812e-2332-4c6f-85be-fde9bb29482f" style="width: 300px;"></p><p>Akkad Kralı Naram-Sin&rsquo;in Steli, Kadeş Antlaşması ve İştar Kapısı&rsquo;na ait parçalar gibi eserlerin yer aldığı koleksiyon, farklı coğrafyalar ve medeniyetler arasındaki ilişkileri takip etmeye imkan veriyor. Yenilenen sergileme düzeninde eserler yalnızca kronolojik ya da tematik bir koleksiyon olarak değil, kendi dönemlerinin kültürel ve siyasi bağlamlarıyla birlikte okunabilecek şekilde ele alınıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/f24528ca-8b06-49f2-a6b0-d89ab2baa5e4-118cf5d5-be22-42b2-9d19-90eece0a839d" style="width: 300px;"></p><p><strong>Şerefiye Sarnıcı&rsquo;nda Sanat ve Müzik</strong><br>İstanbul&rsquo;un tarihi yapılarının güncel kültür programlarıyla buluştuğu bir diğer adres ise 1600 yıllık Şerefiye Sarnıcı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ bünyesinde faaliyet gösteren sarnıç, bu dönemde Seçkin Pirim&rsquo;in &quot;Dün ile Bugün&quot; sergisinin yanı sıra &quot;Derinden Gelen Sesler&quot; konser serisine evsahipliği yapıyor.</p><p>Seçkin Pirim&rsquo;in sergisi, sanatçının heykel pratiğini tarihi sarnıcın mimarisine yerleştiriyor. Sergi kapsamında düzenlenen etkinliklerde eserlerin hikayeleri ve serginin kapsamı izleyicilerle paylaşılırken, program müzik performanslarıyla devam ediyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/d42854d6-f424-4016-8780-47728b918b53-8cdaa950-49e5-403c-9ba3-68268b15cd28" style="width: 700px;"></p><p>Bu buluşmalardan birinde müzisyen Ezgi Barhan, &quot;Suyun Sesine Karışan Şarkılar&quot; başlıklı performansıyla sarnıcın akustiğinde dinleyiciyle bir araya geldi. &quot;Derinden Gelen Sesler&quot; konserleri ise farklı müzik türlerini sarnıcın tarihi atmosferiyle buluşturmaya devam ediyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/3901343b-5b90-47aa-a0f8-aaa6aac594db-3ae95303-3732-4347-942a-936b947da81d" style="width: 700px;"></p><p><strong>Geçmişin Mekanları, Bugünün Kültürü</strong><br>Eski Şark Eserleri Müzesi&rsquo;nin yeniden açılması ve Şerefiye Sarnıcı&rsquo;nın sergi ve müzik programları, İstanbul&rsquo;un kültür haritasında tarihi yapıların nasıl yeniden konumlandırılabileceğini gösteriyor. Bir tarafta binlerce yıllık eserleri bugünün ziyaretçisine sunan bir müze, diğer tarafta tarihi bir sarnıcın çağdaş sanat için yeniden kullanılması var.</p><p>Bu iki örnek, İstanbul&rsquo;un kültürel mirasını yalnızca geçmişe ait bir alan olarak değil, bugün de yeni karşılaşmalar yaratabilecek canlı bir zemin olarak düşünmeyi mümkün kılıyor. Şehrin farklı dönemlerinden kalan yapılar böylece kendi hikayelerini korurken yeni sanat deneyimlerine de alan açıyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/91ab1678-71d7-40fb-993f-097274b9c449-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/91ab1678-71d7-40fb-993f-097274b9c449-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Zara Larsson’un Sahne Makyajları Yeni Bir Güzellik Dönemi Başlatıyor]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/makyaj/zara-larssonin-sahne-makyajlari-yeni-bir-guzellik-donemi-baslatiyor</link>
									<description><![CDATA[“Midnight Sun” ile pop müziğin yeniden en çok konuşulan isimlerinden biri haline gelen Zara Larsson, İstanbul’daki ilk konserinin ardından şimdi de renkli ve maksimalist sahne makyajlarıyla gündemde.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/makyaj/zara-larssonin-sahne-makyajlari-yeni-bir-guzellik-donemi-baslatiyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Mon, 10 Aug 2026 12:00:01 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/93cfa0a1-a9fa-4180-94bd-5af28665a13a-kapak-1.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Instagram / @zaralarsson</em></span></p><p><br></p><p>Pop dünyasında yeni bir &ldquo;Zara etkisi&rdquo; yaşanıyor. 2010&rsquo;ların hit şarkılarından &ldquo;Lush Life&rdquo;ın sosyal medyada yeniden keşfedilmesi, &ldquo;Midnight Sun&rdquo; döneminin yakaladığı ivme ve viral sahne performansları, Zara Larsson&rsquo;u 2026&rsquo;nın en görünür yıldızlarından birine dönüştürdü. İsveçli şarkıcının yükselişi yalnızca müzik listeleriyle sınırlı değil. Larsson renklerin, ışıltının ve Y2K estetiğinin başrolde olduğu sahne makyajlarıyla güzellik dünyasının da yakın takibinde. Minimal makyajın yıllardır devam eden hakimiyetine karşı ünlü şarkıcının yaklaşımı oldukça net: Daha fazla renk, daha fazla ışıltı ve mümkün olduğunca fazla eğlence. Zara Larsson&rsquo;un sahne makyajlarının arkasında makyaj sanatçısı Sophia Sinot bulunuyor. İkilinin birlikte yarattığı görünümlerde klasik göz makyajı kuralları ikinci planda kalıyor. Göz çevresi, şakaklar, alın ve hatta vücut, makyajın devam edebileceği özgür birer tuvale dönüşüyor. Gökkuşağı tonlarındaki farlar, grafik eyeliner uygulamaları, yüz taşları, vücut simleri ve çıkartmalar Larsson&rsquo;un güzellik dünyasının temel parçaları arasında. Ancak bu makyajları ilgi çekici kılan yalnızca maksimalist olmaları değil. Her görünümün sahne kostümü, performansın atmosferi ve anlatılmak istenen hikayeyle birlikte tasarlanması onları basit bir festival makyajından ayırıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/00165280-b9c8-4701-9f14-82a660fb3a09-3728bad6-b62f-4df6-b1aa-5336af173835" style="width: 300px;"></p><p><strong>Kelebek Etkisi: Yüz Taşlarıyla Hazırlanan Göz Makyajı</strong><br>Larsson&rsquo;un en dikkat çekici görünümlerinden biri, Danimarka&rsquo;daki Roskilde Festival için hazırlanan dev pembe kelebek oldu. Sophia Sinot tarafından her bir taşın tek tek yerleştirilmesiyle oluşturulan tasarım, şarkıcının tek gözünü çevreleyerek yanağının üst bölümünden alnının ortasına kadar uzanıyordu. Kelebeğin kanatları kaşın iç kısmından başlayıp şakağa doğru genişlerken göz kapağında buz beyazı ve leylak tonlarında ışıltılı farlar kullanıldı. Kalın siyah eyeliner ve hacimli takma kirpikler ise pastel tonların romantik etkisine daha güçlü bir kontrast kazandırdı. Larsson&rsquo;un kelebek motifiyle ilişkisi bu makyajla sınırlı değil. Şarkıcı daha önce sırtına sıra halinde yerleştirilen kelebek biçimli taş dövmeler de kullanmıştı. Bu tekrar, kelebeği geçici bir süslemeden çıkarıp &ldquo;Midnight Sun&rdquo; döneminin görsel sembollerinden biri haline getiriyor. Kelebek yüz taşlarının yarattığı nostalji de tesadüf değil. Görünüm, 1990&rsquo;ların sonu ve 2000&rsquo;lerin başındaki pop yıldızı estetiğini bugünün sahne makyajı anlayışıyla bir araya getiriyor. Ancak Larsson&rsquo;un yorumu geçmişi bire bir taklit etmek yerine Y2K güzelliğini daha cesur, büyük ölçekli ve teatral bir noktaya taşıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/28416ba8-9e07-46df-9fcc-fff888291fe0-02d3048a-76fb-4d82-a9b9-f208dcc96987" style="width: 300px;"></p><p><strong>Deniz Altından Gelen İlham</strong><br>Zara Larsson ve Sophia Sinot&rsquo;nun son görünümlerindeki bir diğer güçlü ilham kaynağı ise deniz yaşamı. İkili, farklı konserler için balıklardan deniz salyangozlarına kadar çeşitli canlıların renklerini ve desenlerini göz makyajına uyarlıyor. Müzik festivali Lollapalooza&rsquo;da görülen pembe ve turuncu göz makyajı, pembe dikenli ıstakozun canlı renklerinden ilham alıyordu. Magenta puantiyelerle tamamlanan görünüm, göz çevresinde adeta soyut bir deniz canlısı etkisi yaratıyordu. Montreal konserinde ise kaplan yassı solucanının desenleri sahneye taşındı. Deniz yeşili farın üzerine uygulanan kalın siyah çizgiler, klasik eyeliner formunu bozarak göz çevresinde organik ve dalgalı bir yapı oluşturdu. Madrid&rsquo;deki sarı balık esintili makyajda ışıltılı gümüş ve parlak sarı tonlar bir araya gelirken dalga biçimindeki çizgiler ve sarı yüz taşları kullanıldı. Beyaz, magenta ve sarı renklerin öne çıktığı bir diğer görünümde ise pembe benekli deniz salyangozunun sıra dışı dokusu yorumlandı. Ortaya çıkan sonuç, deniz canlılarını bire bir taklit etmekten çok onların renk paletini, hareketini ve dokusunu makyaj aracılığıyla yeniden hayal ediyor. Böylece Larsson&rsquo;un göz makyajları, doğa ile pop yıldızı ihtişamı arasında beklenmedik bir bağ kuruyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/93cfa0a1-a9fa-4180-94bd-5af28665a13a-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/93cfa0a1-a9fa-4180-94bd-5af28665a13a-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Alex Červený’nin İstanbul’la Karşılaşması]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/alex-cervenynin-istanbulla-karsilasmasi</link>
									<description><![CDATA[Brezilyalı sanatçı Alex Červený’nin Türkiye’deki ilk kişisel sergisi "Karşılaşmalar Atlası", Zeyrek Çinili Hamam’ın tarihi sarnıcında izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/alex-cervenynin-istanbulla-karsilasmasi</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Mon, 10 Aug 2026 11:00:00 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/b8dddff8-9475-4bf0-9410-7f583a190c5d-alex.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Kapa Fotoğrafı: Di Ioia Gianluca</em></span></p><p><br></p><p>Zeyrek Çinili Hamam, Brezilyalı sanatçı Alex Červen&yacute;&rsquo;nin Türkiye&rsquo;deki ilk kişisel sergisi &quot;Karşılaşmalar Atlası&quot;na evsahipliği yapıyor. Anlam de Coster küratörlüğündeki sergi, sanatçının İstanbul&rsquo;da yürüttüğü araştırma sürecinde ürettiği yeni çalışmalarını, 2009 yılında gerçekleştirdiği ilk Türkiye seyahatinden ilham alan ve daha önce sergilenmemiş eserlerle bir araya getiriyor. 16. yüzyıldan günümüze ulaşan Mimar Sinan yapısının altında yer alan Bizans sarnıcında gerçekleşen sergide 30&rsquo;dan fazla eser bulunuyor. Tuval üzerine resimler, parşömen bir heykel, tarihi astronomi risaleleri ve İstanbul gravürleri üzerine yapılan müdahaleler ile nakış işlemeli peştemal yerleştirmeleri aynı mekanda buluşuyor. Červen&yacute;&rsquo;nin çalışmaları, sarnıç boyunca açılan bir kitabın sayfaları gibi yerleştiriliyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/0223157f-0650-4897-9901-93930406c10c-2145a7cf-54cf-41a4-97dc-a591920fa898" style="width: 700px;"><em>Alex Červen&yacute;, Astronomi Defteri Serisi, 2009, K&acirc;ğıt üzerine suluboya ve tempera, 23 x 30 cm</em></p><p><strong>İstanbul&rsquo;u Yeniden Okumak</strong><br>Serginin merkezinde Červen&yacute;&rsquo;nin İstanbul&rsquo;la kurduğu ilişki yer alıyor. Sanatçının sarnıç için ürettiği yeni çalışmaların önemli bir bölümü İstanbul Boğazı&rsquo;na odaklanıyor. Červen&yacute;, özel koleksiyonunda bulunan Hollandalı ressam ve seyyah Cornelis de Bruyn&rsquo;un &quot;Voyage Au Levant&quot; kitabındaki iki İstanbul gravürünün tıpkıbasımları üzerine yeni desenler üretmiş. Geçmişte İstanbul&rsquo;un nasıl temsil edildiğine dair bu görsel kayıtlar, sanatçının eklediği çizimlerle yeniden yorumlanıyor. Sergide ayrıca Boğaz&rsquo;ı merkeze alan ve sanatçının çalışmalarında sıkça kullandığı sembol ve kaligrafi unsurlarını taşıyan üç yeni yağlıboya resim yer alıyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/09854393-0c57-44bc-ab6b-7308f1101824-5b3d3c97-f5ce-49de-9e8d-db997d2254ab" style="width: 700px;"><em>Alex Červen&yacute;, Astronomi Defteri Serisi, 2009, K&acirc;ğıt üzerine suluboya, 23,5 x 30 cm</em></p><p><strong>Astronomi Defterlerinden Sarnıcın Duvarlarına</strong><br>Červen&yacute;&rsquo;nin İstanbul&rsquo;la bağlantısı 2009 yılına uzanıyor. Sanatçı, o yıl İstanbul&rsquo;da bir sahafta 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başına tarihlenen anonim astronomi risaleleri keşfediyor. Osmanlı Türkçesi ve Farsça bilimsel metinler içeren bu sayfalar, daha sonra &quot;Astronomi Defterleri&quot; serisinin temelini oluşturuyor. Červen&yacute;, tarihi metinlerin ve astronomik diyagramların bulunduğu sayfalara doğrudan müdahale ediyor. Çizimler ve semboller ekleyerek mevcut görsel düzenin üzerine yeni bir katman kuruyor.&nbsp;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/bc6dc76d-0862-411e-b891-fcc42c666a7c-da106244-51a3-4ab6-abc0-e61cbbc2af17" style="width: 700px;"><em>Alex Červen&yacute;, Boğaz, 2026, Tuval üzerine yağlıboya, 27 x 35 cm</em></p><p>Bu yaklaşım, serginin gerçekleştiği Zeyrek Çinili Hamam&rsquo;ın tarihiyle de kesişiyor. Astronomi, 16. yüzyıl Osmanlı dünyasında yalnızca takvim ve haritacılık açısından değil, denizcilik ve siyasi kararlar açısından da önemli bir bilgi alanıydı. Gökyüzünün hareketlerini takip etmek, deniz yolculuklarından önemli girişimlerin zamanlamasına kadar farklı alanlarda kullanılıyordu. Hamamın restorasyonu sırasında sarnıç duvarlarında ortaya çıkan gemi desenleri de bu bağlamın bir başka parçası. Bu desenler, hamamın inşaatında çalıştığı varsayılan kürek mahkumlarına atfediliyor. Bugün h&acirc;l&acirc; görülebilen bu çizimler, yapının tarihine bırakılan izleri taşıyor.</p><p><strong>Tarih, Mitoloji ve Kişisel Hafıza</strong><br>1963&rsquo;te S&atilde;o Paulo&rsquo;da doğan Alex Červen&yacute;, çizim, gravür, resim, heykel ve illüstrasyon arasında ilerleyen pratiğinde tarih, mitoloji, edebiyat ve otobiyografiyi bir araya getiriyor. Ortaçağ el yazmaları, Rönesans sunak resimleri, adak nesneleri, popüler kültür ve sürrealizm, sanatçının görsel dünyasının kaynakları arasında yer alıyor. Červen&yacute;&rsquo;nin çalışmalarında &nbsp;mitolojik figürler, edebi alıntılar ve kişisel anılar aynı kompozisyonda bir araya gelebiliyor. Yazı ve kaligrafiye verdiği önem de bu anlatıların bir parçası. Farklı alfabeler ve işaret sistemleri, eserlerinde kimi zaman metin, kimi zaman sembol olarak karşımıza çıkıyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/716c4860-02ae-43cc-992c-3354d729f486-99f2e4cc-b84b-4b16-a944-66dd5fc0c7f7" style="width: 700px;"><em>Alex Červen&yacute;, Cornelius, 2026, Kağıt üzerine print, gümüş varak ve kalem, 32,6 x 39 cm</em></p><p>Sanatçının pratiği yaşam ve ölüm, gökyüzü ve yeryüzü, beden ve zihin gibi karşıtlıklar üzerinden ilerliyor. &quot;Karşılaşmalar Atlası&quot; ise bu ilgileri İstanbul&rsquo;un tarihsel ve kültürel katmanları üzerinden yeniden ele alıyor. Sergi, 24 Eylül&#39;den 31 Ocak 2027&#39;ye kadar gezilebilecek.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/b8dddff8-9475-4bf0-9410-7f583a190c5d-alex.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/b8dddff8-9475-4bf0-9410-7f583a190c5d-alex.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Bir Arada Kurulan Bir Dünya: Yeni Bir Aidiyet Biçimi]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/soru-cevap/bir-arada-kurulan-bir-dunya-yeni-bir-aidiyet-bicimi</link>
									<description><![CDATA[La Doublej’in kurucusu J.J. Martin ile modanın ötesine geçen bir sohbet: Topluluk neden sadece bir davet listesi değildir? Neşe neden süper güçtür? Ve neden hayatımızı her an yeniden yaratabileceğimize inanmalıyız?
La DoubleJ Communité mağaza açılışı için İstanbul’a gelen Martin ile, insanları bir araya getiren bağlardan yaşam enerjisine, spiritüel pratiklerden girişimciliğe uzanan düşünce dünyasını konuştuk.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/soru-cevap/bir-arada-kurulan-bir-dunya-yeni-bir-aidiyet-bicimi</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Sun, 09 Aug 2026 16:00:51 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/c1424752-5387-4280-a332-73c848b915c3-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Röportaj: Muhammet Bozkurt</em></span><br><em><span style="font-size: 12px;">Fotoğraflar: La Double J</span></em></p><p><br></p><p><span style="text-align: initial;">La DoubleJ&rsquo;in dünyasında moda hiçbir zaman yalnızca&nbsp;</span>kıyafetlerden ibaret olmadı. Markanın kurucusu J.J. Martin için bir desen, bir renk ya da bir elbise, insanın kendini ifade etme biçiminin parçası. Belki de bu yüzden sohbetimiz kısa sürede gardıroplardan çıkıp insanların bir araya gelme biçimlerine, topluluklara ve kendi gücünü hatırlama ihtiyacına uzanıyor. İstanbul&rsquo;un enerjisinden spiritüel pratiğine, neşenin dönüştürücü etkisinden topluluk kavramının yeniden tanımlanmasına uzanan bu sohbet, modanın bugün neden yalnızca bir giyim meselesi olmadığını gösteriyor.&nbsp;</p><p><strong>J.J., kariyerinize gazeteci olarak başladınız ve yıllar içinde moda, yaşam tarzı ve topluluk kavramlarının kesiştiği kendine özgü bir alan yarattınız. Peki modanın tek başına yeterli olmadığını ne zaman fark ettiniz</strong><br>Bunun tek bir anda gerçekleştiğini söyleyemem. Hayatım boyunca sezgilerimi takip eden biri oldum. Milano&rsquo;da gazetecilik yaptığım yıllarda Giorgio Armani, Donatella Versace ve Angela Missoni gibi isimlerle röportajlar gerçekleştiriyordum. Elbette bu çok ilham vericiydi ancak bir noktadan sonra kendimi aynı döngünün içinde buldum. Ben her zaman yeni şeyler denemek isteyen biriyim. 2015 yılında La DoubleJ&rsquo;i kurduğumda marka bugünkü halinden oldukça farklıydı, gazetecilik deneyimimi yıllardır topladığım vintage kıyafet ve mücevherlerle bir araya getirerek İtalyan yaşam tarzını kutlayan bir platform yarattım. Renk, desen ve neşe en başından beri işin merkezindeydi. Zaman içinde marka da benimle birlikte dönüşerek farklı evrelerden geçti. Aslında La DoubleJ&rsquo;in hikayesi, insanların hayat boyunca geçirdiği değişimlere oldukça benziyor.&nbsp;</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/4ab39a72-e7af-422b-b92f-9213c0fa9ff4-4919fa52-423e-4eb5-ab74-693adb7bb7a9" style="width: 300px;"></p><p><strong>Çakralar, enerji çalışmaları ve spiritüel yaklaşım bugün La DoubleJ&rsquo;in önemli bir parçası. Wellness dünyası çoğu zaman minimalizmle ilişkilendirilirken sizin son derece renkli bir estetiğiniz var. Bu iki dünya sizin için nasıl bir araya geliyor?</strong><br>Aslında markanın merkezinde her zaman neşe, sıcaklık ve pozitiflik vardı. Spiritüel yolculuğumla birlikte bunu topluluğumuzla da paylaşmaya başladım ve insanların verdiği güçlü karşılık, markanın misyonunu tanımlayan &ldquo;Raise Your Vibration&rdquo; sloganını ortaya çıkardı. Çünkü ister spiritüellikten bahsedelim ister kaliteli bir ürün sunalım, aslında yaptığımız şey aynı: İnsanların enerjisini yükseltmek. İnsanlar çoğu zaman yalnızca renk ve desen sattığımızı düşünüyor ama biz bunların etrafında bütün bir dünya kurduk. Enerji ve spiritüellik üzerine çalışmaya başlayana kadar rengin de bir frekansı olduğunu bilmiyordum. Çakraların renklerle ilişkilendirilmesi de bana renklerin yalnızca estetik değil, aynı zamanda enerjisel bir boyutu olduğunu gösterdi.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/da32fc9e-ae0a-4a7d-a560-760dc28f475b-c7c3da23-55a4-4cf4-b26e-91168dd20155" style="width: 300px;"></p><p><strong>Sizce insanlar güzel şeyleri kim olduklarını ifade etmek için mi satın alıyor, yoksa olmak istedikleri kişiye dönüşmek için mi?</strong><br>Bence biraz ikisi de. Çünkü moda endüstrisi bir tüketim endüstrisi ve insanlar çoğu zaman yeterince iyi, çekici ya da havalı olmadıkları korkusuyla alışveriş yapıyor. Ama bence modanın gerçek süper gücü burada değil. Asıl mesele, satın aldığın şeyi kendi hikayenin bir parçası haline getirebilmek. Bu seçim seni nasıl yansıtıyor? Önemli soru bu. La DoubleJ de benim için tam olarak böyle bir şey, zamanla kişisel ifademin bir uzantısına dönüştü.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/0e9aad87-b8c9-4786-a825-62db1fb72e2d-029eda70-2892-4146-9867-0c92da5872ad" style="width: 300px;"></p><p><strong>Bir zamanlar pek çok marka statü vaat ediyordu, bugün ise aidiyet vaat ediyor. Sizce bu bir ilerleme mi?</strong><br>Kesinlikle öyle. Geçmişte statünün beraberinde getirdiği belirli bir tavır vardı, bir tür dışlayıcılık. Sanki görünmez bir kadife halat çekilmiş gibi. Bazı insanlar içeri girebilir, bazıları giremez. Bana göre gerçek ilerleme, nezaketin değer kazanması. İnsanların nazik olmayı havalı bulmaya başlaması. İşte bu çok önemli. Ve evet, insanların kendilerini bir şeyin parçası gibi hissetmeye ihtiyaç duyduklarına inanıyorum. Ait olmaya, katılmaya, paylaşmaya. İnsanlar yalnızca müşteri olmak istemiyor. Bir topluluğun parçası olmak istiyorlar.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/f57637c1-9c4f-4da3-acd5-d3a6c363bf99-409f54d2-2a5b-4f1b-8bfc-fd09a9f6ce86" style="width: 300px;"></p><p><strong>Bu da bizi doğal olarak topluluk kavramına getiriyor. Her yerde &ldquo;community&rdquo; kelimesini duyuyoruz. Sizce insanlar gerçekten bir topluluk mu arıyor, yoksa aslında anlam arıyorlar ve topluluğu buna ulaşmanın bir yolu olarak mı kullanıyorlar?</strong><br>Ben sık sık PR ekiplerine &ldquo;Topluluk derken tam olarak neyi kastediyorsunuz?&rdquo; diye soruyorum ve çoğu zaman aldığım cevap şu oluyor: &ldquo;Davete çağırdığımız insanlar.&rdquo; Oysa benim için topluluk bundan çok daha fazlası. Topluluk, karşılıklı ilişki kurabilmek, ortak değerler etrafında buluşabilmek ve bu bağı zaman içinde sürdürebilmektir. Gerçekten anlamlı bir şey sunduğunuzda moda etrafında da güçlü topluluklar yaratmak mümkün. Tüketim bunun bir parçası olabilir ama artık hikayenin tamamı değil.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/aaf91e05-bc97-4bc6-8a7b-52ffb7012ca5-978a5c23-87c8-431e-9574-cb2d328f56cd" style="width: 300px;"></p><p><strong>La DoubleJ&rsquo;in önemli kavramlarından &ldquo;sisterhood&rdquo;tan da bahseder misiniz?</strong><br>Öncelikle &ldquo;sisterhood&rdquo; kadınlara özel bir kulüp değil. Benim için daha çok dişil enerji fikrini temsil ediyor ve bu cinsiyetle ilgili bir şey değil, herkes bunun bir parçası olabilir. Kız kardeşlik benim için paylaşmak, dinlemek, almak ve vermek, yani karşılıklı bir alışveriş içinde birlikte yaratmak demek. Nazik, besleyici, koruyucu ve kapsayıcı bir enerjiye sahip olmak. Sisterhood&rsquo;un özü de tam olarak bu.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/6dc23979-c005-47ca-b76f-daed38681a80-b30eab1d-54db-4186-b7ee-238efd748eb4" style="width: 300px;"></p><p><strong>Her insan aynı anda hem dişil hem eril enerji taşıyor, doğru mu?</strong><br>Aslında hayat bu iki enerjinin sürekli etkileşiminden oluşur. Bir konuşmada bile bunu görebilirsiniz; şu an ben daha yön veren bir enerjiyle konuşuyorum, sen ise dinliyor ve alıyorsun. Sağlıklı olan ise bu iki enerjinin dengede olmasıdır. Sadece mantıkla ya da sadece duygularla yaşayamazsınız. Kalp ve akıl birlikte çalıştığında insan merkezine yerleşir ve gerçek gücüne ulaşır. Çin felsefesindeki Yin ve Yang da aynı prensibe dayanır. Dişil ve eril enerjiyi kendi içinde dengelediğinde işte o zaman nötr noktana gelir.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/c0969ef9-322b-4406-b28a-230def87f1e0-6ecd0ee3-92dc-42ba-97d4-0a3018558e1c" style="width: 300px;"></p><p><strong>Yazılarınızda ve konuşmalarınızda sık sık neşeden bahsediyor, insanın frekansını yükselten dönüştürücü bir güç olarak tanımlıyorsunuz. Günümüz dünyasında neşe sizin için ne ifade ediyor?</strong><br>Enerjiyi anlamanın farklı yolları var. Bir yanda öfke, suçluluk ve korku gibi daha yoğun duygular, diğer yanda ise açıklık, anlayış, kabul ve neşe gibi daha yüksek frekanslı duygular bulunuyor. Neşe bu skalanın üst kısmında yer alıyor. &ldquo;Raise Your Vibration&rdquo; derken kastettiğim şey de bu. Elbette zor duygular insan deneyiminin bir parçası. Sorun onları hissetmek değil, onların içinde sıkışıp kalmak. Ancak hiçbir insanın sürekli neşeli olması mümkün değil. Neşe her zaman geri döner ama önce kendimize biraz şefkat ve alan tanımamız gerekir. Ben neşeyi açık bir kalbin en yüksek ifadesi olarak görüyorum fakat sevginin tek biçimi neşe değil.</p><p>Bazen sevgi yalnızca birini dikkatle dinlemek ya da &ldquo;Sana nasıl yardımcı olabilirim?&rdquo; diye sormaktır. Hayatı siyah ve beyaz olarak görmeye alıştık ama gerçek hayat gri alanlarda var oluyor. Bu yüzden birbirimize biraz daha anlayış göstermemiz gerekiyor.&nbsp;</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/37221be9-7970-42fb-b08b-e77daad6f63c-ab223c7e-63be-4358-a584-63872b91834e" style="width: 300px;"></p><p><strong>Communit&eacute; ve La DoubleJ işbirliği belki de hepimize bu yüzden de daha da ilginç geliyor. İki marka da ürünlerden fazlasını sunuyor. Bir tarafta keşif var, diğer tarafta dönüşüm.&nbsp;</strong><strong>Peki sizce La DoubleJ&rsquo;in ruhuyla İstanbul arasında nasıl bir bağ var?</strong><br>İstanbul inanılmaz bir şehir. Burada çok güçlü bir yaşam enerjisi hissediyorum ve bence La DoubleJ tam olarak bu enerjiyle rezonansa giriyor. Ayrıca burada çok şanslı olduğumuzu düşünüyorum çünkü markamızı seven insanlar bizimle birlikte yaratıyor. Benim için önce bir yapı gerekir, bir sistem, bir çerçeve, bir alan. Bu aslında eril enerjidir. Sonra dişil enerji gelir ve onun içini doldurur. Communit&eacute; bize bu alanı sundu, biz de kendi renklerimizi, desenlerimizi ve enerjimizi onun içine yerleştirdik. Açtığımız her mağazayı bir tür frekans istasyonu olarak tasarlıyoruz. Milano&rsquo;dan New York&rsquo;a kadar her mekanın merkezinde aynı fikir var: yaşam enerjisi, canlılık ve bolluk. Buradaki lale ormanı da bunun bir yansıması.&nbsp;</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/b37d08a7-754e-4881-95ec-20b3c7df2eb5-605f4b21-1913-4f4e-aa69-66b1011cc417" style="width: 700px;"></p><p><strong>İstanbul&rsquo;da size şaşırtıcı şekilde tanıdık gelen bir şey oldu mu?</strong><br>Evet. Özellikle Aya İrini&rsquo;de. Orada tek başıma oturup meditasyon yapma ve toprağa bağlanma fırsatı buldum. Kutsal yapıların çoğu güçlü enerji noktalarının üzerine inşa ediliyor ve Aya İrini&rsquo;de de bunu hissettim. Gözlerimi kapatıp mekanın enerjisine bağlandığımda, dünyanın farklı yerlerinde hissettiğim aynı duyguyla karşılaştım. Çünkü aslında bağlandığım şey bina değil, toprağın kendisi. Beni etkileyen bir diğer yer ise komple Topkapı Sarayı oldu. Renkler, desenler ve detaylar inanılmazdı. Bazı odalarda mekanın enerjisini hissetmek için sol elimi kaldırdım çünkü benim için sol taraf enerjiyi alan, dişil tarafı temsil ediyor. Bir süre sonra elim titremeye başladı. Gerçekten oradaki enerjiyi hissediyordum. Şu ana kadar gazeteci, girişimci ve spiritüel bir yolculuktan geçmiş J.J. Martin ile konuştuk, bu soru J.J. için.&nbsp;</p><p><strong>Bugün inandığınız ama belki bundan 20 yıl önce asla inanmayacağınız bir şey var mıydı?</strong><br>Ben gerçekten her şeyi yapabileceğimize inanıyorum. Arzu ettiğimiz her an hayatımızı değiştirebilir, şirket kurabilir ve hayal ettiğimiz şeyleri gerçekleştirebiliriz. Daha spesifik bir cevap vermem gerekiyorsa, son 15 yılımın en önemli temalarından biri güçlenmek oldu. Çünkü günün sonunda şunu anlaman gerekiyor: Sen hayatının kurbanı değilsin. Ben bunu çocuk sahibi olamama sürecinden geçerken öğrendim. Sonra bir gün şunu fark ettim: Çocuk doğurmadım ama bir şirket doğurdum. O anda eksik olana bakmayı bırakıp yarattığım şeye bakmaya başladım. Bu yüzden bugün gerçekten inanıyorum ki insanlar hayatlarını yeniden yaratabilir. Ama bunun için önce kendi güçlerini hatırlamaları gerekiyor.</p><p><br></p><p><span style="font-size: 12px;"><em>*Bu içerik ELLE Türkiye Temmuz sayısından alınmıştır.</em></span></p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/c1424752-5387-4280-a332-73c848b915c3-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/c1424752-5387-4280-a332-73c848b915c3-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Saçınızın da Antioksidana İhtiyacı Var]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/sac/sacinizin-da-antioksidana-ihtiyaci-var</link>
									<description><![CDATA[C vitamini, E vitamini, polifenoller ve niasinamid… Cilt bakımından sonra şimdi de saç bakımının yükselen yıldızları olan antioksidanlar, çevresel hasara karşı saç tellerini korumaya ve saç derisini desteklemeye yardımcı oluyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/sac/sacinizin-da-antioksidana-ihtiyaci-var</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Sun, 09 Aug 2026 12:00:58 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/8d93f52e-f4f8-4abc-a1e7-c56fb9a5557f-kapak-1-2.png"/><p>Uzun zamandır cilt bakımının vazgeçilmezleri arasında yer alan antioksidanlar artık saç bakım rutinlerinde de daha sık karşımıza çıkıyor. Bunun nedeni ise oldukça basit: Saçlarımız da tıpkı cildimiz gibi güneş ışınları, hava kirliliği, ısı ile şekillendirme işlemleri ve kimyasal uygulamalar nedeniyle oksidatif strese maruz kalıyor. Bu süreçte ortaya çıkan serbest radikaller saç tellerini zamanla zayıflatabiliyor, matlaşmasına ve kırılmaya daha yatkın hale gelmesine neden olabiliyor. Antioksidan içerikler ise bu hasarı sınırlandırmaya yardımcı olarak hem saç derisinin hem de saç tellerinin daha sağlıklı görünmesini destekliyor. Peki, saç bakımında hangi antioksidanlar öne çıkıyor?</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/c6b68949-d9d3-41d3-ad57-672e30549b58-2ccc6fb1-56df-411e-a45f-6074cf55dc52" style="width: 300px;"><em>Nexxus</em></p><p><strong>C Vitamini:</strong> C vitamini yalnızca cilde ışıltı kazandırmakla kalmıyor. Aynı zamanda kolajen üretimini desteklediği ve demir emilimine katkı sağladığı için daha güçlü saçların oluşmasına da yardımcı oluyor. Özellikle ince telli, kırılmaya eğilimli ve mat saçlarda hem içeriden beslenmeyle hem de topikal ürünlerle desteklenebiliyor.</p><p><strong>E Vitamini:</strong> Saç bakımında uzun yıllardır kullanılan E vitamini, güçlü antioksidan etkisi sayesinde saç derisini çevresel faktörlere karşı korumaya yardımcı oluyor. Aynı zamanda saç tellerine daha parlak ve yumuşak bir görünüm kazandıran içerikler arasında yer alıyor.</p><p><strong>Polifenoller:</strong> Yeşil çay, zeytinyağı ve üzüm çekirdeği gibi bitkisel kaynaklarda bulunan polifenoller son dönemin dikkat çeken saç bakım içeriklerinden biri. Antioksidan ve antienflamatuvar özellikleri sayesinde saç derisinin daha dengeli kalmasına katkı sağlayabiliyor. Son yıllarda yayımlanan çalışmalar, polifenollerin saç büyümesini destekleme potansiyeline sahip olabileceğini gösterse de bu alanda daha fazla klinik araştırmaya ihtiyaç duyuluyor.</p><p><strong>Niasinamid:</strong> Cilt bakımının yıldız içeriklerinden niasinamid, saç derisinde de kendine yer buluyor. Bariyer fonksiyonunu desteklemeye, nem kaybını azaltmaya ve sağlıklı bir saç derisi ortamı oluşturmaya yardımcı olabiliyor. Özellikle hassas veya kuruluğa eğilimli saç derileri için geliştirilen serum ve toniklerde sıkça karşımıza çıkıyor.</p><p><strong>Selenyum:&nbsp;</strong>Selenyum saç sağlığında rol oynayan önemli minerallerden biri. Yeterli seviyelerde alınması saçın normal büyüme döngüsünü desteklerken, eksikliğinde saç dökülmesiyle ilişkilendirilebiliyor. Ancak fazla selenyum alımının da tam tersine saç dökülmesine yol açabileceği unutulmamalı. Bu nedenle takviye kullanımında mutlaka uzman görüşü almak gerekiyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/275dc48c-af1b-4458-b696-a5f112c16dc1-4d5937b7-d308-43de-9840-330ca91c45cd" style="width: 300px;"><em>Schwarzkopf</em></p><p><strong>Sadece Şampuan Yeterli mi?</strong><br>Uzmanlara göre antioksidanlardan en iyi sonucu almak için tek bir ürüne güvenmek yerine bütüncül bir yaklaşım benimsemek gerekiyor. Antioksidan açısından zengin beslenme, UV koruması sağlayan saç ürünleri, gerektiğinde saç derisine uygulanan serumlar ve ısı kullanımını sınırlamak birlikte değerlendirildiğinde saçın çevresel hasara karşı daha dirençli kalmasına yardımcı olabiliyor. Bununla birlikte antioksidan içeren her ürünün saç uzamasını hızlandıracağı ya da dökülmeyi durduracağı yönünde güçlü kanıtlar bulunmuyor. Mevcut veriler daha çok saç ve saç derisini oksidatif stresten koruma yönündeki faydalarını destekliyor diyebiliriz.&nbsp;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/8d93f52e-f4f8-4abc-a1e7-c56fb9a5557f-kapak-1-2.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/8d93f52e-f4f8-4abc-a1e7-c56fb9a5557f-kapak-1-2.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Modada Spor Kodları]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/trendler/modada-spor-kodlari</link>
									<description><![CDATA[İlkbahar/Yaz 2026 şovlarında ortak bir ruh hali dikkat çekiyor: spor görünümler artık yalnızca aktif giyim referansları taşımıyor. Teknik kumaşlar, mini şortlar, rüzgarlıklar ve ince tabanlı sneaker’lar modern hayatın hızına ayak uydurmaya çalışan yeni bir giyinme biçimini anlatıyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/trendler/modada-spor-kodlari</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Sat, 08 Aug 2026 16:00:06 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/fbd1d784-6390-4f68-95f2-15384dce769c-kapak.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Hazırlayan: Muhammet Bozkurt<br>Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight, Loewe</em></span></p><p><br></p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/4cb74732-9b27-4350-b2d2-01940986aeae-f178e680-b723-4a73-a82e-f338cc1c4425" style="width: 700px;"><em>Dsquared2, Anteprima</em></p><p>Moda bir süredir spor giyime uzaktan bakıyordu ancak bu sezon onu gerçekten anlamaya başladı. Çünkü İlkbahar/Yaz 2026 podyumlarında karşımıza çıkan sportif görünümler yalnızca estetik bir tercih değil, günümüz yaşam biçiminin bir yansıması gibi duruyor. Sürekli hareket halinde olan, gün içinde farklı hayatlara girip çıkan, sabah başka bir yerde, akşam başka bir ruh halinde olan insanların gardırobu gibi.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/267b5adb-267b-4dd4-9da9-00b5b0f449ad-cde0db49-2a8a-4aa8-ba91-4f17a0a82a71" style="width: 700px;"><em>Area, &nbsp;Ambush, Loewe</em></p><p><span style="text-align: initial;">Belki de bu yüzden sezonun sportif referansları fazla &ldquo;spor&rdquo; görünmüyor. Daha çok hayatın içine karışmış durumdalar. Loewe&rsquo;de kısa şortlarla birleşen büyük montlar, Zomer&rsquo;de renkli atletik siluetler, Coperni&rsquo;de tank top ve düşük bel denim birliktelikleri ya da Lacoste&rsquo;un geniş polo elbiseleri; tüm bu görünümler bir yere yetişmeye çalışan ama bunu yaparken stilinden de vazgeçmeyen insanları anlatıyor. Çünkü modern hayat artık bizden tek bir kimlik istemiyor. Gün içinde çalışıyor, sosyalleşiyor, yürüyüşe çıkıyor, toplantıya giriyor, havaalanına yetişiyoruz. Kıyafetler de tam olarak bu geçişlere uyum sağlamaya çalışıyor.&nbsp;</span></p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/265ac3b4-3ae2-49e1-8215-ee264cffdab6-ec3ac347-326f-46fe-b0c4-917b77481d2b" style="width: 700px;"><em>Juan Vg, Yuhan Wang, Kate Barton</em></p><p><span style="text-align: initial;">Bu sezonun sportif görünümleri spor salonundan çıkıp doğrudan şehir hayatının içine karışmış durumda. Ancak burada eski &ldquo;athleisure&rdquo; dönemindeki kusursuz wellness estetiği yok. Görüntü daha rahat ama aynı zamanda daha gerçek. Daha yaşanmış. MSGM&rsquo;de mini şortlarla birleşen örgü katmanlar, Area&rsquo;daki parçalanmış forma estetiği ya da Markgong&rsquo;un kargo pantolonlarla eşleşen çizmeleri bu ruh halini çok iyi anlatıyor. Spor referansları korunuyor ancak artık performans fikrinden çok hareket halinde yaşama fikrine hizmet ediyorlar. Teknik parçalar yalnızca fonksiyonel görünmek istemiyor, günün temposuna uyum sağlayan bir siluet yaratmak istiyorlar.</span></p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/57201b89-b211-4874-92fd-56576bbbce9b-8c6527d8-d499-4372-8ed9-94b06075d336" style="width: 700px;"><em>N&aring;gonstans, Façon Jacmin</em></p><p><strong>İnce Sneaker&rsquo;larin Yükselişi</strong><br><span style="text-align: initial;">Bir süredir dev sneaker&rsquo;ların geri çekildiğini hissediyorduk.&nbsp;</span>Bu sezon ile birlikte bu değişim tamamen görünür hale geldi. İnce tabanlı sneaker&rsquo;lar artık yeni şehir siluetinin temel parçalarından biri. Prada ve Miu Miu&rsquo;nun feminen parçalarla birlikte kullandığı slim sneaker&rsquo;lar, Dries Van Noten&rsquo;de daha retro bir çizgiye kayıyor. Harry Styles&rsquo;ın Dries Van Noten sneaker&rsquo;larını sık sık giymesi bu dönüşümü görünür hale getirmiş olabilir ancak burada daha büyük bir değişim var: insanlar artık daha hafif hissetmek istiyor. Kalın tabanların agresif görüntüsü yerini daha sade, daha hızlı ve daha hareketli bir tavra bırakıyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/54e85037-4c56-4135-8eba-537d3f980b54-fce3c3ff-05c5-4586-839b-1e16a09a4d75" style="width: 700px;"><em>Lueder, Loro Piana</em></p><p><strong>Teknik Kumaşlar Daha Duygusal</strong><br><span style="text-align: initial;">2026&rsquo;nın sportif dili sert değil. Sezonun en dikkat çekici&nbsp;</span>tarafı da bu. Teknik kumaşlar bile artık daha yumuşak bir yerde duruyor. Yuhan Wang&rsquo;de dantel bitişli hoodie&rsquo;ler, Juan VG&rsquo;de utility parçalarla birleşen kısa siluetler ya da Façon Jacmin&rsquo;de oversized sweatshirt&rsquo;lerle birleşen feminen detaylar; tüm bu görünümlerde spor referansları var ama aynı zamanda kırılgan bir taraf da hissediliyor. Bir dönemin keskin &ldquo;güçlü spor kadını&rdquo; estetiği artık daha insani bir noktaya evriliyor. Günümüzde insanlar sadece güçlü görünmek değil, rahatlamak nefes almak, günün için de kaybolmadan hareket edebilmek de istiyorlar.&nbsp;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/6dad0453-3d7f-4c10-bdcf-bee5e3dac4f5-01241f20-fe79-47bf-80de-368d9e848767" style="width: 700px;"><em>Natasha Zinko, Markgong</em></p><p>Bir diğer dikkat çekici nokta ise modaevleri ile spor markaları arasındaki sınırın giderek silinmesi. On x Loewe birlikteliğinden sonra şimdi Onitsuka Tiger x Versace işbirliği konuşuluyor. Japon teknik hassasiyetinin İtalyan moda diliyle birleşmesi bile modern hayatın hibrit yapısını anlatıyor. Artık hiçbir dünya tamamen birbirinden ayrı değil. Vintage hissi verilen yüzeyler, yıkanmış dokular, ince sneaker siluetler ile spor parçalar artık eskisi kadar steril olmayacak. Biraz yorgunluk, biraz hız, biraz günlük hayat hissi taşıyorlar.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/2bb604a0-20db-45c8-b8f8-1d215a720117-8f950ad1-362f-48ca-b09d-9df26912a0d0" style="width: 700px;"><em>Meryll Rogge, Ssey Miyake, Msgm</em></p><p>İlkbahar/Yaz 2026 sezonunda spor giyim bir trend gibi durmuyor. Daha çok modern hayatın temposuna verilmiş stil sahibi bir cevap niteliğinde. Çünkü kıyafetlerden yalnızca iyi görünmeleri beklenmiyor, bizimle birlikte hareket etmeleri de bekleniyor. Ve sezonun asıl sorusu tam olarak bu: Bugünün dünyasında sürekli hareket halinde olmak gerçekten özgürlük mü, yoksa durmayı unuttuğumuz yeni bir yaşam biçimi mi?</p><p><br></p><p><span style="font-size: 12px;"><em>*Bu içerik ELLE Türkiye Temmuz sayısından alınmıştır.</em></span></p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/fbd1d784-6390-4f68-95f2-15384dce769c-kapak.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/fbd1d784-6390-4f68-95f2-15384dce769c-kapak.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[YSL Beauty’nin Yeni Black Opium Elçisi: Alisha Boe]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/parfum/ysl-beautynin-yeni-black-opium-elcisi-alisha-boe</link>
									<description><![CDATA[Black Opium’un yeni global marka elçisi Alisha Boe’yu oldu. 13 Reasons Why ile tanınan oyuncunun YSL Beauty ile buluşması, kokunun yıllardır kurduğu gece, özgürlük ve özgüven anlatısının yeni nesil bir yorumunu ortaya koyuyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/parfum/ysl-beautynin-yeni-black-opium-elcisi-alisha-boe</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Sat, 08 Aug 2026 09:30:48 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/7ec4a3e8-0eb9-4068-8a22-c0f8828f14e7-kapak.jpg"/><p>Bazı parfümler zamanla yalnızca bir koku olmaktan çıkıp belirli bir ruh halinin karşılığına dönüşüyor. Black Opium da yıllardır tam olarak bunu yapıyor. Gece dışarı çıkmadan önce son dokunuş, kalabalığa karışırken üzerimizde kalan koku, biraz daha cesur hissetmek istediğimiz akşamların görünmez tamamlayıcısı&hellip; 2014&rsquo;ten bu yana Black Opium&rsquo;un etrafında kurulan dünya, parfümü gündelik bir güzellik ürününden çok bir tavırla ilişkilendirdi.</p><p>Şimdi bu tavrın karşısında yeni bir isim var: Alisha Boe. YSL Beauty, 13 Reasons Why dizisindeki Jessica Davis rolüyle geniş kitleler tarafından tanınan oyuncuyu Black Opium&rsquo;un yeni global marka elçisi olarak duyurdu. İlk bakışta klasik bir güzellik kampanyası seçimi gibi görünse de Boe&rsquo;nun dahil olması, Black Opium&rsquo;un bugün kendisini nasıl yeniden konumlandırdığını görmek açısından daha ilginç.</p><p>Çünkü Black Opium&rsquo;un temsil ettiği &ldquo;özgür ve kurallara uymayan kadın&rdquo; fikri artık yalnızca gece hayatı, yüksek sesli müzik ve dikkat çekici görünüm üzerinden anlatılmıyor. Yeni neslin özgüven anlayışı daha kişisel, filtresiz ve belki de daha sakin bir yerden geliyor. Boe&rsquo;nun kampanyadaki varlığı da tam olarak bu değişime işaret ediyor.</p><p><strong>Black Opium&rsquo;un Bildiğimiz Hikayesi Değişiyor mu?</strong><br>Black Opium&rsquo;un yıllardır kullandığı dil net: gece, enerji, müzik, özgürlük ve kendini ortaya koyma cesareti. Ancak güzellik dünyasında &ldquo;cesur kadın&rdquo; tanımının kendisi değişiyor. Bugün cesaret, yalnızca dikkat çekmek değil; kendi sınırlarını ve kimliğini başkasının beklentilerine göre belirlememek anlamına da geliyor.</p><p>Alisha Boe&rsquo;nun seçimi bu nedenle dikkat çekici. Oyuncunun kamera karşısındaki doğal tavrı ve farklı karakterler arasında geçiş yapabilmesi, Black Opium&rsquo;un alışılmış enerjisini daha güncel bir noktaya taşıyor. Kusursuzluktan çok kişilik, gösteriden çok tavır öne çıkıyor. Marka, &ldquo;Beni fark edin&rdquo; demekten ziyade &ldquo;Ben buradayım ve nasıl göründüğümü siz belirlemiyorsunuz&rdquo; diyen bir karaktere yaklaşıyor.<br><br><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/f06a85fe-94d5-486b-b84d-953d7f6997c8-5d702526-b6cb-4c12-811f-fbf04d49faa9" style="width: 300px;"></p><p>Boe&rsquo;nun Black Opium ile buluşmasını anlamlı kılan bir diğer nokta da oyuncunun yalnızca tanınan bir yüz olmaktan çıkıp yeni nesil kadın figürünün farklı bir temsilini sunması. Bu tercih, güzellik kampanyalarının değişen yüzünü de gösteriyor: Markalar artık yalnızca &ldquo;güzel&rdquo; veya &ldquo;popüler&rdquo; isimlerle değil, belirli bir kültürel karşılığı olan karakterlerle çalışıyor. Elçi seçimi, ürünün kendisi kadar hikayenin de parçası haline geliyor.</p><p><strong>Daha Meyvemsi Bir Gece: Black Opium Pink Glaze</strong><br>Alisha Boe&rsquo;nun global marka elçisi olarak eşlik edeceği yeni koku ise Black Opium Pink Glaze. Black Opium ailesinin yeni yorumu, duyusal ve gurman çilek dokusuyla kokunun klasik dünyasına daha meyvemsi bir karakter ekliyor. Markanın tanıdığımız yoğun ve gece odaklı DNA&rsquo;sı korunurken, çilek dokunuşu kokunun daha genç bir yüzünü ortaya çıkarıyor.</p><p>Pink Glaze&rsquo;in dikkat çekici tarafı yalnızca yeni bir nota kombinasyonu sunması değil; Black Opium&rsquo;un kendisini yeniden anlatmak için kullandığı araçlardan biri olması. Alisha Boe da bu yeni anlatının merkezinde duruyor. Cesur ama samimi, özgüvenli ama ulaşılabilir bir karakter olarak konumlanan oyuncu, günümüz güzellik iletişiminin sevdiği ikiliği taşıyor: hem dikkat çekmek hem de çabasız görünmek.</p><p><strong>Yeni Neslin Black Opium&rsquo;u</strong><br>2014&rsquo;te piyasaya çıktığından beri Black Opium, YSL Beauty&rsquo;nin en tanınan parfüm kimliklerinden birini oluşturdu. Bugün Alisha Boe&rsquo;nun kampanyanın merkezine yerleştirilmesi ise markanın aynı hikayeyi yeni bir kuşağın diliyle anlatma çabasını gösteriyor.</p><p>Mesele yalnızca &ldquo;Z kuşağının favorisi&rdquo; olmak değil. Yeni neslin güzellik anlayışı, kendisine sunulan tek bir kadınlık biçimini kabul etmek yerine kendi versiyonunu yaratmaya odaklanıyor. Özgüven artık yalnızca görünür olmakla değil, kendini nasıl ifade edeceğine kendin karar vermekle ilgili.</p><p>Black Opium&rsquo;un yeni döneminde Alisha Boe&rsquo;nun temsil ettiği şey de tam olarak bu. &ldquo;Cesur ol, kendi kurallarını koy, gecenin tadını çıkar&rdquo; mesajı, Boe&rsquo;nun varlığıyla biraz daha güncel bir forma kavuşuyor. Belki de Black Opium&rsquo;un önümüzdeki dönemde anlatacağı hikaye burada başlıyor: Aynı gece, aynı enerji, fakat bu kez onu yaşayan kadın biraz farklı.</p><p><br></p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/7ec4a3e8-0eb9-4068-8a22-c0f8828f14e7-kapak.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/7ec4a3e8-0eb9-4068-8a22-c0f8828f14e7-kapak.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Yaratıcılığın Özgür Hali]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/soru-cevap/yaraticiligin-ozgur-hali</link>
									<description><![CDATA[İki arkadaşın fikrinden doğan marka hikayesini, güçlü topluluk anlayışını ve markanın kendine özgü yaratıcı dünyasını konuştuk.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/soru-cevap/yaraticiligin-ozgur-hali</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Fri, 07 Aug 2026 18:00:47 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/aec109a9-6fd9-4e5f-a99a-8ac6e2fe3858-nudeproject.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Nude Project</em></span></p><p><br></p><p>Bir markayı uzun süre ilgiyle takip etmemi sağlayan şey hiçbir zaman yalnızca tasarımları olmuyor; anlattığı hikayeler, kurduğu dünya ve etrafında oluşturduğu kültür de en az koleksiyonları kadar ilgimi çekiyor. Nude Project de yaratıcı tasarımları, kendine özgü mizah anlayışı ve güçlü topluluk hissiyle ilk tanıştığım günden bu yana ilgimi canlı tutmayı başaran markalardan biri. Bu röportajda, markanın kuruluş hikayesinden topluluk yaratma anlayışına, yaratıcılığı besleyen fikirlerinden sosyal medyada kurdukları kendine özgü dile kadar merak ettiğim pek çok konuyu Bruno Casanovas&#39;a sordum. Nude Project&#39;in bugün geldiği noktayı ve arkasındaki vizyonu kendi sözlerinden dinliyoruz.</p><p><strong>Nude Project iki arkadaş ve bir fikirle başladı. Her şeyin nasıl başladığını kendi sözlerinizle anlatır mısınız?</strong><br>Her şey çok spontane bir şekilde başladı. Ben Bali&rsquo;de yaşıyordum, &Aacute;lex ise Burgos&rsquo;taydı. Birbirimizi pek tanımadan sosyal medya üzerinden iletişime geçtik. İkimiz de 18 yaşındaydık ve kendimize ait bir şey yaratmak istediğimiz konusunda aynı hissi paylaşıyorduk. Bir gün &Aacute;lex bana üzerinde çalıştığım bir şey olup olmadığını sordu. Ben de aslında, &ldquo;Hayır ama gerçekten bir şey yapmak istiyorum. Hadi bir marka kuralım&rdquo; dedim. İkimiz de yaklaşık 600&rsquo;er euro yatırdık, küçük bir online mağaza açtık ve ortada gerçek anlamda bir plan olmadan, yalnızca bolca sezgi, enerji ve hırsla başladık. Yedi yıl sonra bugün buradayız.</p><p><br></p><p><strong>Bunun hayal ettiğinizden çok daha büyük bir şeye dönüşebileceğini ilk ne zaman fark ettiniz?</strong><br>Sanırım bunu gerçekten ilk kez, marka üniversiteyi bırakıp tamamen ona odaklanmamızı gerektirecek kadar büyüdüğünde fark ettik. O zamana kadar Nude Project h&acirc;l&acirc; öğrenci odalarımızdan geliştirdiğimiz, neredeyse iki arkadaşın projesi gibi hissettiriyordu. Ancak talep artmaya devam ettikçe, topluluk güçlendikçe ve marka tüm zamanımızı almaya başladıkça bunun artık küçük bir proje olmadığını anladık. Başlangıçta hayal ettiğimizden çok daha büyük bir şeye dönüşme potansiyeline sahipti.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/0c215131-1b86-47d2-984f-6e593cf4f267-ade29be3-ede7-4413-9933-0cc7bd4f79ee" style="width: 700px;"></p><p><strong>Bence Nude Project&rsquo;in en büyük başarısı yalnızca kıyafetleri değil, insanların markayla kurduğu duygusal bağ. Sizce bir marka ne zaman ürün satan bir şirket olmaktan çıkıp gerçek bir kültürel güce dönüşür?</strong><br>Bence bu, insanların yalnızca markanın sattığı ürünlerle değil, temsil ettiği şeyle bağ kurmaya başladığı zaman gerçekleşiyor. Bir marka aidiyet duygusu yarattığında, konuşmalar başlattığında ve insanların kimliklerinin ve deneyimlerinin bir parçası haline geldiğinde kültürel bir güce dönüşüyor. Ürün h&acirc;l&acirc; önemli ancak çok daha geniş bir değerler, deneyimler, fikirler ve ortak referanslar evrenine açılan bir giriş noktası haline geliyor. Bizim için Nude Project her zaman giyimden daha fazlasını ifade etti. Yaratıcılık, özgürlük, hırs ve insanları tutkuyla bağlı oldukları şeylerin etrafında bir hayat kurmaya teşvik etmekle ilgili.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/0d661194-eed3-4ba9-a57c-beadb0a03e8a-71c492e3-db44-4e8f-8961-c2cec143e90d" style="width: 300px;"></p><p><strong>Manifestonuz insanları yargılanma korkusu olmadan üretmeye teşvik ediyor. Sizce yargılanma korkusu bugün gençlerin önündeki en büyük yaratıcı engellerden biri haline geldi mi?</strong><br>Kesinlikle. Sosyal medya bizim kuşağımıza üretmek ve fikirlerimizi paylaşmak için inanılmaz araçlar sundu ancak aynı zamanda bizi sürekli olarak başkalarının fikirlerinin farkında hale getirdi. Bazen insanlar daha bir şeyi yaratmadan önce onun nasıl karşılanacağını düşünmeye başlıyor. Bu da çok iyi fikirlerin daha ortaya çıkmadan yok olmasına neden olabiliyor. Bana göre yaratıcılık, yaptığınız şeyi herkesin anlamayacağını ya da sevmeyeceğini kabul etmeyi gerektiriyor. Yalnızca onay almak için üretmeyi bıraktığınız anda gerçek anlamda kendi sesinizi geliştirmeye başlıyorsunuz.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/fe578aa4-31ac-4bb2-9ce1-cee1bb348160-fd113bd4-ca1d-4f0b-ba0b-1043b6beba30" style="width: 300px;"></p><p><strong>Pek çok marka, topluluklarını pazarlama stratejileriyle oluşturuyor. Nude Project&rsquo;in topluluğu ise sanki stratejiden önce varmış gibi hissettiriyor. Marka büyümeye devam ederken bu özgünlüğü nasıl koruyorsunuz?</strong><br>Topluluğun bizim için bir pazarlama stratejisi olmadığını hatırlayarak. Nude Project zaten bu şekilde kuruldu. &Aacute;lex ve ben markayı 18 yaşımızdayken, kendi kuşağımızdan insanlarla konuşarak kurduk. Şimdi 26 yaşındayız ve h&acirc;l&acirc; hitap ettiğimiz topluluğun bir parçasıyız. Bu da onların dilini, ilgi alanlarını ve kaygılarını doğal bir şekilde anlamamıza yardımcı oluyor. Marka büyüdükçe bu özgünlüğü korumak için dinlemeye devam ediyor, süreci dürüstçe gösteriyor ve hem başarılarımızı hem de hatalarımızı paylaşıyoruz. Asıl zorluk, marka ile onu mümkün kılan insanlar arasında bir mesafe yaratmadan büyüyebilmek.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/da4b8e13-16d0-43e4-916a-af9255f1ea8f-ef7117d6-a1b3-4fbe-ae31-a732ecf21529" style="width: 300px;"></p><p><strong>Konfor, minimalizm ve zarafet sıkça sözünü ettiğiniz değerler ancak Nude Project aynı zamanda duygusal ve asi bir his de taşıyor. Birbirine zıt gibi görünen bu fikirler arasında nasıl denge kuruyorsunuz?</strong><br>Aslında bunları birbirine zıt olarak görmüyorum. Ürün rahat, sade ve görsel açıdan rafine olabilirken arkasındaki hikaye duygu, tavır ve isyan taşıyabilir. Bizim için minimalizm, söyleyecek hiçbir şeyinizin olmaması anlamına gelmiyor. Aksine bilinçli seçimler yapmak anlamına geliyor. Tasarım temeli oluştururken kampanyalar, içerikler, deneyimler ve topluluk işin duygusal boyutunu yaratıyor. Bu kontrast Nude Project&rsquo;in bir parçası: Kıyafetler zahmetsiz hissettirebilir ancak arkalarındaki fikirler çok daha dışavurumcu.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/8bef283f-a890-456c-a962-c993f8f217f3-69438b49-9bd3-4d1d-8ac0-12b5e5121aed" style="width: 700px;"></p><p><strong>Nude Project bir marka değil de bir insan olsaydı, onu nasıl tanımlardınız?</strong><br>Genç, meraklı, hırslı ve işleri farklı şekilde yapmaktan korkmayan biri olurdu. Yaratıcı ama aynı zamanda çok gerçek; müzikle, modayla, kültürle ve çevresindeki insanlarla ilgilenen biri. Muhtemelen bir şeyleri yapmanın geleneksel yollarını sorgular, hatalar yapar, herkesin gözü önünde öğrenir ve arkadaşlarını her zaman kendi fikirlerinin peşinden gitmeleri için cesaretlendirirdi. Kendine güvenen ama asla kusursuz olmayan biri olurdu. Sanırım bir bakıma &Aacute;lex ve beni temsil ediyor ya da en azından biz öyle olmaya çalışıyoruz, hahaha.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/d3f6b6b8-0629-467c-a3f4-0822e741ab8b-3df34de7-7d26-42b1-8b5e-58915136dfa8" style="width: 700px;"></p><p><strong>Kalp ve kiraz, Nude Project&rsquo;in en tanınan iki görsel imzası haline geldi ve aynı zamanda benim de en sevdiğim detaylar arasında. Bu motiflerin arkasında bir hikaye var mı? Markanın kimliğinin bu kadar önemli bir parçası haline nasıl geldiler?</strong><br>İkisi de aslında oldukça organik bir şekilde ortaya çıktı. Kirazlar, grafik dünyamızda kullandığımız ikonlardan biriydi ve en çok satan tasarımlarımızdan biri haline geldi. Biz de topluluğu dinledik ve kirazları giderek daha fazla yerde kullanmaya başladık. Ardından bunun markamız için mükemmel bir logo olabileceğini düşündük: İki kişiyi, yani bir ikiliyi temsil ediyor, Akdenizli bir his taşıyor ve insanlar artık onu bizimle özdeşleştiriyor...</p><p>Kalp ise bu &ldquo;tatlı&rdquo; tarafımızı temsil ediyor; sokak kültürüne ve underground modaya duygu ve sıcaklık katıyor. &ldquo;Biz tatlı gangsterleriz&rdquo; demeyi seviyorum ve aslında Nude Project&rsquo;in etrafındaki evren de tam olarak böyle: Editoryal içerikleri meme&rsquo;lerle, bir mağaza alanını ise gizli bir fotoğraf kabiniyle bir araya getiriyoruz.</p><p><strong>Bugün h&acirc;l&acirc; size ilham veren markalar, tasarımcılar, sanatçılar veya yaratıcı isimler var mı?</strong><br>Kesinlikle. İlhamımız ağırlıklı olarak kent kültüründen, sanattan ve müzikten geliyor. Belirli bir markayı takip etmekten ziyade güçlü bir kimlik yaratmayı ve bunun etrafında bütün bir evren kurmayı başarmış insanlar ve projeler ilgimi çekiyor. Stüssy, Ralph Lauren ve Playboy gibi markalar, özgün ve anında tanınabilir bir dünya yaratma becerileriyle bize ilham verdi. Müzikte ise Tyler, the Creator, Mac Miller ve C. Tangana gibi sanatçılar son derece kişisel bir yaratıcı dil geliştirmiş olmaları nedeniyle önemli referanslar. Steve Jobs ve Hugh Hefner gibi isimlerden de özellikle bu kadar güçlü kimliklere ve dünya çapında tanınan sembollere sahip markalar yaratma biçimleri açısından ilham alıyorum.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/c2529fb7-7366-490a-bad3-19443577515d-a50a3822-838c-459f-8e28-64aa3135438b" style="width: 300px;"></p><p><strong>Sizce günümüzde gençler geleneksel moda markalarının çoğu zaman sunamadığı neyi arıyor?</strong><br>Yalnızca bir ürün değil, özgünlük ve aidiyet arıyorlar. Geleneksel moda markaları çoğu zaman yukarıdan aşağıya doğru işleyen bir iletişim biçimi benimsiyor ve ulaşılması zor, kusursuz bir imaj satmaya çalışıyor.</p><p>Bugün gençler daha eşit ve karşılıklı bir bağ kurmak istiyor. Şeffaflığa, ortak bir mizah anlayışına ve gerçek bir topluluğun parçası olmaya değer veriyorlar. Kusursuz bir kurumsal kampanya istemiyorlar, insani hissettiren, sürecini gösteren ve gerçekten yaşadıkları hayatı ve sahip oldukları değerleri yansıtan markalar istiyorlar.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/2d19561e-96b4-4b82-8076-4ba05af02d81-b7afb898-c514-4b17-9261-df7c65d0edd2" style="width: 300px;"></p><p><strong>Nude Project sosyal medyada eğlenceli, mizahi ve anında tanınan kendine özgü bir dil yarattı. Bu iletişim dilini geliştirirken çıkış noktanız neydi? Sizce bu dil, markanın savunduğu korkusuz ve yargılardan bağımsız yaklaşımı da yansıtıyor mu?</strong><br>Çıkış noktamız aslında yalnızca birbirimizle ve çevremizdeki insanlarla nasıl konuşuyorsak o şekilde konuşmaktı. Nude Project&rsquo;in hiçbir zaman geleneksel bir şirket gibi konuşmasını istemedik. Başladığımızda 18 yaşındaydık ve kendi yaşımızdaki insanlarla iletişim kuruyorduk, dolayısıyla mizah, referanslar ve kullandığımız dil doğal bir şekilde ortaya çıktı. Başlangıçta bir pazarlama formülü olarak tasarlanmamıştı, yalnızca kim olduğumuzu yansıtıyordu.</p><p>Bu dil markayla birlikte gelişti ancak temel prensip h&acirc;l&acirc; aynı: Olmadığımız bir şeymişiz gibi davranmamak. Bu açıdan bakıldığında, Nude Project&rsquo;in korkusuz ve yargılardan bağımsız yaklaşımını kesinlikle yansıtıyor. Her şeyi kusursuz göstermeye çalışmadan eğlenceli, kırılgan ve dürüst olabilme özgürlüğü veriyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/aec109a9-6fd9-4e5f-a99a-8ac6e2fe3858-nudeproject.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/aec109a9-6fd9-4e5f-a99a-8ac6e2fe3858-nudeproject.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Ofisten Tatile: Bacak Sağlığını Tehdit Eden 7 Alışkanlık]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/ofisten-tatile-bacak-sagligini-tehdit-eden-7-aliskanlik</link>
									<description><![CDATA[Sabah masa başında başlayan, akşam sporuyla devam eden ve tatil yolculuklarına uzanan modern yaşam temposu, bacak sağlığını düşündüğümüzden daha fazla etkiliyor. Gün içinde fark etmeden tekrarlanan bazı alışkanlıklar ise zamanla toplardamar dolaşımını olumsuz etkileyerek varis riskini artırabiliyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/ofisten-tatile-bacak-sagligini-tehdit-eden-7-aliskanlik</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Fri, 07 Aug 2026 13:20:09 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/49dfe8d9-ca62-4e17-8b14-ae0f1557a5dc-kapak-bacak.jpg"/><p>Sabah erken başlayan toplantılar, masa başında geçen uzun saatler, şehir içinde bitmeyen tempo, akşam yapılan egzersizler ve hafta sonu planları&hellip; Modern yaşam, gün boyunca bedenimizi farklı şekillerde zorluyor. Bu yoğun tempoda ise çoğu zaman en fazla yükü taşıyan bölge bacaklarımız oluyor.</p><p>Akşam saatlerinde hissedilen ağırlık, hafif şişlik ya da yorgunluk çoğu zaman &quot;yoğun bir günün doğal sonucu&quot; olarak görülüyor. Ancak bu belirtiler, yalnızca geçici bir yorgunluğun değil, dolaşım sisteminin verdiği ilk sinyallerin de habercisi olabilir. Özellikle uzun süre aynı pozisyonda kalmak, yetersiz hareket etmek ve günlük alışkanlıklar zamanla toplardamar sağlığını olumsuz etkileyerek varis oluşumuna zemin hazırlayabiliyor. Kalp ve damar cerrahisi uzmanı Prof. Dr. Semih Barlas&#39;a göre, gün içinde fark edilmeden tekrar eden bazı davranışlar bacak sağlığını düşündüğümüzden daha fazla etkiliyor.<br><br><strong>1. Günün Büyük Bölümünü Aynı Pozisyonda Geçirmek</strong><br>Modern çalışma hayatının en yaygın alışkanlıklarından biri uzun saatler boyunca aynı pozisyonda kalmak. Saatlerce bilgisayar başında oturmak kadar uzun süre ayakta çalışmak da bacak toplardamarları üzerinde baskı oluşturabiliyor. Çünkü baldır kasları, toplardamarlardaki kanın kalbe taşınmasını sağlayan doğal pompa görevini üstleniyor. Hareket azaldığında bu mekanizma da verimli çalışamıyor. Barlas &quot;Her 45-60 dakikada bir ayağa kalkıp birkaç dakika yürümek, hatta masa başında ayak bileğini hareket ettirmek bile dolaşımı desteklemek açısından önemlidir&quot; diyor.<br><br><strong>2. Şıklığı Konforun Önüne Koymak</strong><br>Yüksek topuklu ayakkabılar ya da ayağı yeterince desteklemeyen düz tabanlı modeller uzun süre kullanıldığında baldır kaslarının doğal çalışma düzenini olumsuz etkileyebiliyor. Burada amaç favori ayakkabılardan vazgeçmek değil, kullanım sürelerini dengelemek ve gün içinde ayağı destekleyen alternatiflerle dönüşümlü kullanmak.<br><br><strong>3. Kahve Molalarını Artırırken Su Tüketimini İhmal Etmek</strong><br>Yoğun çalışma temposunda kahve fincanı sık sık yenilenirken su tüketimi çoğu zaman ikinci plana atılıyor. Özellikle klimalı ortamlarda yeterli sıvı alınmaması dolaşım sistemini de etkileyebiliyor. Gün içinde düzenli su içmek ise damar sağlığını destekleyen en temel alışkanlıklardan biri olarak öne çıkıyor.<br><br><strong>4. Hafta İçi Hareketsiz Kalıp Hafta Sonu Yoğun Egzersiz Yapmak</strong><br>Hafta boyunca masa başında çalışan birçok kişi hafta sonunu yoğun spor yaparak telafi etmeye çalışıyor. Oysa dolaşım sistemi açısından önemli olan kısa süreli yoğun egzersizler değil, düzenli ve sürdürülebilir hareket. Gün içine yayılan kısa yürüyüşler bile bacak sağlığı üzerinde olumlu etki yaratabiliyor.<br><br><strong>5. Uzun Yolculukları Göz Ardı Etmek</strong><br>Yaz tatili denince akla bavullar gelse de uzun uçak, otomobil veya otobüs yolculuklarında bacakların da hazırlığa ihtiyacı var. Saatler boyunca hareketsiz oturmak toplardamarlardaki kan akışını yavaşlatabiliyor. Yolculuk sırasında belirli aralıklarla ayağa kalkmak, kısa yürüyüşler yapmak ve ayak bileği egzersizleri uygulamak dolaşımın desteklenmesine yardımcı oluyor.<br><br><strong>6. Bacakların Verdiği Sinyalleri Önemsememek</strong><br>Akşam saatlerinde oluşan şişlik, ağırlık hissi, gece krampları veya belirginleşen damarlar çoğu zaman sıcak havaya ya da yoğun geçen güne bağlanıyor. Ancak bu belirtiler düzenli olarak tekrar ediyorsa ihmal edilmemesi gerekiyor. Barlas, varisin yalnızca estetik bir problem olmadığını belirtiyor ve ekliyor: &quot;Erken dönemde fark edilen toplardamar hastalıklarında hem yaşam tarzı değişiklikleri hem de uygun tedavi yöntemleriyle başarılı sonuçlar elde etmek mümkündür.&quot;<br><br><strong>7. Bacak Bakımını Yalnızca Estetikle İlişkilendirmek</strong><br>Yaz aylarında cilt bakımına daha fazla özen gösteriyoruz; nemlendiriciler, güneş koruyucular ve pürüzsüz bir görünüm ön plana çıkıyor. Ancak sağlıklı görünen bacakların temelinde yalnızca cilt bakımı değil, sağlıklı çalışan bir dolaşım sistemi bulunuyor. Düzenli hareket etmek, ideal kiloyu korumak, uzun süre hareketsiz kalmamak ve vücudun verdiği sinyalleri dikkate almak uzun vadede bacak sağlığını korumanın en etkili yolları arasında yer alıyor.<br><br><strong>Varis Tedavisinde Güncel Yaklaşımlar</strong><br>Yaşam tarzında yapılacak değişiklikler varis riskini azaltmaya yardımcı olsa da oluşmuş varislerin kendiliğinden kaybolması mümkün değil. Şikayetler günlük yaşamı etkilemeye başladığında bir kalp ve damar cerrahisi uzmanına başvurmak hastalığın ilerlemesini önlemek açısından önem taşıyor.</p><p>Prof. Dr. Semih Barlas günümüzde klasik cerrahi yöntemlerin yerini birçok hastada daha konforlu uygulamaların aldığını belirtiyor. Bunlardan biri olan Endovenöz Trunkal Ablasyon (EVTA), uygun hastalarda varisli damarın ince bir kateter yardımıyla içeriden kapatılmasını sağlayan minimal invaziv yöntemlerden biri olarak uygulanıyor. Büyük cerrahi kesilere ihtiyaç duyulmayan bu işlem sonrasında hastalar çoğu zaman aynı gün yürüyerek evlerine dönebiliyor ve kısa süre içinde günlük yaşamlarına devam edebiliyor. Ancak hangi tedavinin uygun olduğuna ayrıntılı muayene ve ultrason değerlendirmesi sonrasında karar veriliyor.<br><br>Modern yaşamın temposunu tamamen değiştirmek her zaman mümkün olmayabilir. Ancak gün içinde tekrarlanan alışkanlıkları gözden geçirmek, bacakların verdiği sinyalleri dikkate almak ve gerektiğinde uzman görüşüne başvurmak hem dolaşım sistemini korumaya hem de varis riskini azaltmaya yardımcı olabiliyor</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/49dfe8d9-ca62-4e17-8b14-ae0f1557a5dc-kapak-bacak.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/49dfe8d9-ca62-4e17-8b14-ae0f1557a5dc-kapak-bacak.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[10 Maddede Akneyi Tetikleyen Günlük Alışkanlıklar]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/cilt-bakimi/10-maddede-akneyi-tetikleyen-gunluk-aliskanliklar</link>
									<description><![CDATA[Yüzünüzü sık yıkamak, güneşte uzun süre kalmak ya da spor sonrası terli ciltle beklemek... Masum görünen bu alışkanlıklar akneyi artırabiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayşenur Şam Sarı, sağlıklı bir cilt için uzak durmanız gereken 10 günlük hatayı anlatıyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/cilt-bakimi/10-maddede-akneyi-tetikleyen-gunluk-aliskanliklar</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Fri, 07 Aug 2026 12:00:49 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/04d54740-86ac-4dec-a711-ca03f17f4aae-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><br></p><p>Akne denildiğinde akla h&acirc;l&acirc; ilk olarak ergenlik dönemi geliyor. Oysa bugün pek çok yetişkin de inatçı sivilcelerle mücadele ediyor. Genetik yatkınlık ve hormonal değişimler elbette önemli rol oynuyor ancak günlük hayatta farkında olmadan yaptığımız bazı alışkanlıklar da aknenin oluşmasına ya da mevcut aknelerin şiddetlenmesine neden olabiliyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayşenur Şam Sarı, &quot;Toplumda sıklıkla aknenin hormonal ya da genetik nedenlerle ortaya çıktığı düşünülür. Cilt bakımında yapılan yanlışlar, beslenme alışkanlıkları ya da normal görünen günlük davranışlar akne oluşumunda etkili olabilir&quot; diyor. Kıl folikülleri ve yağ bezlerini etkileyen kronik bir deri hastalığı olan akne, sebum üretiminin artması, gözeneklerin tıkanması, &ldquo;cutibacterium acnes&rdquo; bakterisinin çoğalması ve iltihaplanma sonucu gelişiyor. Üstelik yalnızca yüzde değil, sırt, göğüs, omuz ve boyun bölgesinde de görülebiliyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/089102da-4c5d-4c4b-9af1-85d5cfcda6c1-1b749dc6-4e2e-45ff-8c4e-2fc89b882b81" style="width: 300px;"></p><p><strong>Yaz Aylarında Akne Neden Artıyor?</strong><br>Sıcak hava, yoğun terleme ve artan güneş maruziyeti yaz aylarında akneye eğilimli ciltlerde şikayetleri artırabiliyor. Ancak çözüm cildi sürekli temizlemek ya da kurutmaya çalışmak değil. Dr. Ayşenur Şam Sarı, &quot;Akneyi önlemede en önemli nokta cildi aşırı temizlemek ya da kurutmaya çalışmak değildir. Bunun yerine cilt tipine uygun, nazik ve düzenli bir bakım rutini oluşturmak, komedojenik olmayan ürünler tercih etmek ve akneyi tetikleyen günlük alışkanlıklardan kaçınmaktır&quot; diyerek dikkat edilmesi gereken noktaları sıralıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/e5e7a5ec-03a7-4d78-9a18-a4614a697497-9df4ab78-4c5c-4c93-a6d1-0558ed2a8418" style="width: 300px;"></p><p><strong>1. Yüzünüzü Gereğinden Fazla Yıkamayın</strong><br>Temiz bir cilt uğruna yüzü gün içinde defalarca yıkamak ya da alkol içeren sert temizleyiciler kullanmak cilt bariyerine zarar verebiliyor. Kuruyan cilt ise kendini korumak için daha fazla yağ üretmeye başlıyor ve bu durum gözeneklerin tıkanmasına zemin hazırlıyor. Peki, ne yapmalı? Sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez nazik bir temizleyici kullanın, alkol oranı yüksek ve cildi kurutan ürünlerden kaçının, sert peeling&rsquo;ler ve tahriş edici fırçaları rutininizden çıkarın.</p><p><strong>2. Sivilcelerinizi Sıkmayın</strong><br>Sivilceyi sıkmak kısa vadede çözüm gibi görünse de uzun vadede iz ve leke riskini artırabiliyor. Dr. Ayşenur Şam Sarı &quot;Sivilceleri sıkmak iltihabın cildin daha derin tabakalarına yayılmasına neden olabilir. Bu durum hem iyileşme süresini uzatır hem de kalıcı akne izi ve leke gelişme riskini artırır. Ayrıca ellerde bulunan bakteriler enfeksiyon riskini de yükseltebilir&quot; diyor.</p><p><strong>3. Makyajla Uyumayın</strong><br>Yoğun yapılı fondötenler, yağ bazlı kozmetik ürünler ve bazı güneş koruyucular gözenekleri tıkayabiliyor. Gün sonunda makyajın temizlenmemesi ise bakterilerin çoğalmasını kolaylaştırıyor. Makyaj ürünlerinde mümkün olduğunca &quot;non-komedojenik&quot; ibaresine dikkat edin ve fırçalarınızı düzenli olarak temizleyin.</p><p><strong>4. Güneş Koruyucusuz Dışarı Çıkmayın</strong><br>Güneş ışınları ilk etapta sivilceleri kurutuyor gibi görünse de uzun vadede cilt kalınlaşmasına, gözeneklerin tıkanmasına ve akne lekelerinin koyulaşmasına neden olabiliyor. Akneye eğilimli ciltler için SPF 30-50 aralığında, jel veya akışkan formdaki güneş koruyucular daha iyi bir seçenek olabilir. Koruyucunuzu iki ila üç saatte bir yenilemeyi de unutmayın.</p><p><strong>5. Telefon Ekranınızı Temizleyin</strong><br>Telefon ekranı gün boyunca yağ, makyaj kalıntısı, bakteri ve çevresel kirleticilerle kaplanabiliyor. Özellikle telefonu uzun süre yanağa dayayarak konuşmak çene ve yanak bölgesinde akne oluşumunu artırabiliyor. Telefon ekranınızı düzenli olarak temizleyin, uzun görüşmelerde kulaklık kullanmayı tercih edin.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/228a4738-e05e-4080-b18a-55b08d8ec844-60042f04-ee44-4664-b059-d40a80ecbcbc" style="width: 300px;"></p><p><strong>6. Terledikten Sonra Cildinizi Temizleyin</strong><br>Ter tek başına akneye neden olmasa da yağ ve kirle birleştiğinde gözeneklerin tıkanmasını kolaylaştırabiliyor. Özellikle spor sonrasında ciltte uzun süre kalan ter, sırt ve göğüs bölgesindeki akneleri artırabiliyor. Egzersiz sonrasında mümkün olduğunca kısa sürede duş alın ve terli kıyafetlerle uzun süre kalmayın.</p><p><strong>7. Yastık Kılıfınızı Daha Sık Değiştirin</strong><br>Yastık kılıflarında zamanla yağ, ölü deri hücreleri, saç ürünleri ve mikroorganizmalar birikiyor. Bu nedenle özellikle akneye eğilimli ciltlerde haftada en az bir ya da iki kez yastık kılıfını değiştirmek fayda sağlayabiliyor. Yüz havlunuzu da sık aralıklarla yıkamayı ihmal etmeyin.</p><p><strong>8. Saç Ürünlerini Yüzünüzden Uzak Tutun</strong><br>Saç yağları, şekillendiriciler ve bakım ürünleri özellikle alın ve şakak bölgesindeki gözenekleri tıkayabiliyor. Yaz aylarında terleme ile bu ürünlerin cilde geçişi daha da kolaylaşıyor. Saç bakım ürünlerini uyguladıktan sonra yüzünüzü temizlemek ve saçınızı mümkün olduğunca yüzden uzak kullanmak akne oluşumunu azaltmaya yardımcı olabilir.</p><p><strong>9. Beslenmenizi Gözden Geçirin</strong><br>Beslenme düzeni de akne üzerinde düşündüğünüzden daha etkili olabilir. Dr. Ayşenur Şam Sarı &quot;Şekerli içecekler, beyaz unlu gıdalar ve sık tüketilen ultra işlenmiş besinler insülin ve IGF-1 düzeylerini artırarak yağ bezlerinin daha fazla çalışmasına neden olabilir. Bilimsel çalışmalar özellikle yüksek glisemik yükün akneyi kötüleştirebildiğini göstermektedir&quot; diyor. Tam tahıllar, liften zengin sebzeler ve dengeli beslenme ise cilt sağlığını destekleyen önemli adımlar arasında yer alıyor.</p><p><strong>10. Uykusuzluk ve Stresi Hafife Almayın</strong><br>Yoğun stres ve düzensiz uyku yalnızca ruh halini değil cildi de etkiliyor. Dr. Ayşenur Şam Sarı &quot;Yoğun stres ve yetersiz uyku sırasında kortizol başta olmak üzere bazı hormonların düzeyleri değişebilir. Bu hormonal değişiklikler yağ üretimini artırabilir ve mevcut aknelerin alevlenmesine yol açabilir. Aynı zamanda cildin onarım mekanizmaları da yavaşlar&quot; diyor. Kaliteli uyku, düzenli egzersiz ve stres yönetimi, akne tedavisini destekleyen en önemli yaşam tarzı alışkanlıkları arasında yer alıyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/04d54740-86ac-4dec-a711-ca03f17f4aae-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/04d54740-86ac-4dec-a711-ca03f17f4aae-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Ofiste Şort Giymenin Yeni Kuralları]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/nasil-giymeli/ofiste-sort-giymenin-yeni-kurallari</link>
									<description><![CDATA[Hibrit çalışma düzeni ve değişen ofis kodlarıyla birlikte şortlar da iş gardırobunda kendine yer açıyor. Anahtar ise parçanın kendisinden çok, kesimi ve hangi parçalarla bir araya getirildiği.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/nasil-giymeli/ofiste-sort-giymenin-yeni-kurallari</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Fri, 07 Aug 2026 10:00:13 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/b06ffce9-1bba-4340-8462-662534a35f8c-%C5%9Fort.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><br></p><p>Ofis giyimi son birkaç yılda önemli ölçüde değişti. Daha esnek çalışma modelleri ve rahatlayan kıyafet kuralları, bir zamanlar yalnızca hafta sonu gardırobuna ait görülen parçaların da iş hayatına uyum sağlamasının önünü açtı. Şortlar da bu dönüşümün en dikkat çeken örneklerinden biri. Elbette her çalışma ortamının kendine özgü bir giyim kültürü var. Eğer ofisinizin kıyafet kuralları şort giymeye izin veriyorsa, sıradaki soru hangi modeli tercih etmeniz gerektiği oluyor.</p><p><strong>Kesim, Uzunluktan Daha Önemli</strong><br>Ofise uygun bir görünüm oluşturmanın ilk adımı doğru silüeti seçmek. Çok kısa modeller yerine diz hizasında ya da dizin hemen üzerinde biten şortlar daha dengeli bir görünüm sunuyor. Özellikle terzi işi kesimler, pile detayları ve kaliteli kumaşlar şortu gündelik bir parçadan çıkarıp daha rafine bir noktaya taşıyor. Bermuda şortlar, geniş paçalı <em>tailoring&nbsp;</em>modeller ve yapılandırılmış kesimler bu sezon öne çıkan seçenekler arasında yer alıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/cdea785d-5875-44c8-9096-d9ab4e299b87-a45126eb-3d4d-406b-9009-27d22d5fcd5b" style="width: 700px;"></p><p><strong>Şort, Hangi Parçalarla Bir Araya Gelecek?</strong><br>Şortun ofise uygun olup olmadığını belirleyen en önemli unsur ise onu nasıl giydiğiniz. Yaz aylarında hafif bir gömlek, sade bir atlet ya da dökümlü bir bluz ince bantlı deri sandaletler veya zarif babetlerle tamamlandığında dengeli ve modern bir görünüm oluşturuyor. Mevsim geçişlerinde ise aynı parçayı ince bir triko, bisiklet yaka kazak veya klasik bir hırkayla bir araya getirmek mümkün. Loafer&#39;lar, slingback ayakkabılar ya da minimal deri loafer&#39;lar görünümü daha profesyonel bir çizgide tutarken, hafif gömlek ceketler ve kısa trençkotlar katmanlı bir stil oluşturuyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/8f529000-7113-48b4-816a-4db5087fb2ee-88761c5b-c85b-448f-a55e-fe600be9101b" style="width: 300px;"></p><p><strong>Kumaş Seçimi Fark Yaratıyor</strong><br>Şort seçerken yalnızca kesime değil, kumaşa da dikkat etmek gerekiyor. Keten karışımları, pamuklu gabardin, yün karışımlı <em>tailoring&nbsp;</em>kumaşları ve yapılandırılmış denimler daha özenli bir görünüm sunarken, çok ince jersey ya da spor kumaşlar ofis ortamı için fazla gündelik kalabiliyor. Beyaz denim şortlar ise doğru parçalarla bir araya getirildiğinde yaz gardırobunun en işlevsel alternatiflerinden biri h&acirc;line geliyor. Oversize bir gömlek, deri kemer ve zarif aksesuarlarla tamamlanan görünüm, hafta içi ile hafta sonu arasında kolayca geçiş yapabiliyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/0b1e51d3-6022-46c4-9e3c-8e156ca4475a-72c7d06a-0c5b-4965-a511-38429492a0cf" style="width: 300px;"></p><p><strong>Yeni İş Gardırobunun Çok Yönlü Parçası</strong><br>Ofise uygun şort fikri artık yalnızca trendlerden biri değil, değişen çalışma kültürünün doğal bir uzantısı. Doğru kesim, kaliteli kumaş ve dengeli stil seçimleriyle şortlar, yaz aylarında takım pantolonuna alternatif oluştururken profesyonel görünümden de ödün vermiyor. İster ofiste ister şehirde geçen bir iş gününde, iyi tasarlanmış bir şort gardırobun en çok kullanılan parçalarından biri olmaya aday. Benim için Uniqlo&#39;dan aldığım beyaz denim bermuda bu yaz üstümden çıkarmadığım o parça oldu.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/b06ffce9-1bba-4340-8462-662534a35f8c-%C5%9Fort.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/b06ffce9-1bba-4340-8462-662534a35f8c-%C5%9Fort.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Jonathan Bailey, Giorgio Armani'nin Yeni Koku Hikayesinin Başrolünde]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/elle-man/haberler/jonathan-bailey-giorgio-armaninin-yeni-koku-hikayesinin-basrolunde</link>
									<description><![CDATA[Yeni bir koku, yeni bir yüz. Giorgio Armani, erkek parfümü "I Will"i Jonathan Bailey'nin yer aldığı kampanyayla tanıtırken, aynı zamanda oyuncuyu markanın yeni global parfüm elçisi olarak duyurdu.
]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/elle-man/haberler/jonathan-bailey-giorgio-armaninin-yeni-koku-hikayesinin-basrolunde</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Fri, 07 Aug 2026 09:15:26 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/a46f0be8-2122-44e2-af15-1dc09383b9c6-GA_2026_I-WILL-EDP_Secondary-Beauty-04_JB_16x9_RVB%20copy.jpg"/><p>Son birkaç yılın en dikkat çeken İngiliz oyuncularından Jonathan Bailey, bu kez yeni bir rolle karşımızda. &quot;Bridgerton&quot;, &quot;Fellow Travelers&quot; ve &quot;Wicked&quot; gibi yapımlarla adından söz ettiren Bailey, Giorgio Armani&#39;nin yeni erkek parfümü I Will için markanın global parfüm elçisi olarak kamera karşısına geçti.</p><p>Armani&#39;nin yeni koku lansmanı karakter, duruş ve kişisel irade üzerine kurulan yeni bir anlatıyı da beraberinde getiriyor. Markanın zamansız estetik anlayışını koruyan I Will, kendi kararlarını veren ve yaşamına kendi yönünü çizen erkekleri odağına alan bir koku olarak konumlanıyor.<br><br><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/c5a4fcb8-6c9c-40c5-98b8-4a4c7138b486-fe336d8b-5e59-47ba-8512-57ae4da08252" style="width: 800px;"></p><p><strong>Giorgio Armani I Will nasıl kokuyor?</strong><br>Giorgio Armani&#39;nin ilk kez koyu vanilyayı merkezine aldığı erkek parfümü I Will, parfüm dünyasının iki önemli ismi Alberto Morillas ve Nathalie Lorson tarafından tasarlandı. Kompozisyonun merkezinde yer alan dumanlı vanilya, odunsu notalar ve deri akorlarıyla birleşerek sıcak ama derin bir karakter oluşturuyor.<br><br><strong>Minimal Tasarım, Güçlü Karakter</strong><br>Parfümün şişesi de bu yaklaşımı devam ettiriyor. Modern dikdörtgen form, yumuşatılmış hatlarla yeniden yorumlanırken mat siyah üst bölüm güçlü bir görünüm yaratıyor. Şeffaf cam taban ise altın tonlarındaki parfümü öne çıkararak Giorgio Armani&#39;nin sade ama rafine tasarım dilini sürdürüyor.<br><br><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/cb92d77a-18ff-4774-bd15-ffe14d6250bc-e35c54d2-dced-43f2-a36c-8fc3cac514d9" style="width: 800px;"><br><strong>Neden Jonathan Bailey?</strong><br>Bailey&#39;nin son yıllardaki kariyer yolculuğu, farklı karakterler arasında kurduğu geçişlerle şekillendi. Tiyatro sahnesinden televizyon dizilerine, bağımsız yapımlardan Hollywood prodüksiyonlarına uzanan performansları onu yalnızca döneminin popüler oyuncularından biri değil, aynı zamanda farklı anlatılar içinde kendine yer açan bir isim haline getirdi. Bu nedenle Giorgio Armani&#39;nin yeni kampanyasında tercih edilen yüz olması da şaşırtıcı değil. Marka, I Will ile anlatmak istediği kararlılık ve özgüven fikrini Bailey&#39;nin ekran önündeki sakin ama etkili duruşuyla bir araya getiriyor.</p><p>Oyuncu, işbirliğiyle ilgili yaptığı açıklamada şunları söylüyor: &quot;I Will&#39;in yüzü olmak ve Giorgio Armani ailesinin bir parçası olmayı sürdürmek benim için büyük bir onur. Sayın Giorgio Armani zarafet, ustalık ve özgünlüğe olan bağlılığıyla nesillere ilham veren eşsiz bir miras yarattı. Onun vizyonunu yansıtan bu projenin bir parçası olmak benim için büyük bir gurur kaynağı.&quot;<br><br>Emmy ve Screen Actors Guild Awards adaylıkları bulunan Bailey bugün hem sahnede hem de ekranda farklı karakterlere hayat veren oyuncular arasında yer alıyor. Giorgio Armani&#39;nin yeni kampanyası ise bu kariyer yolculuğuna moda ve parfüm dünyasını da ekliyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/a46f0be8-2122-44e2-af15-1dc09383b9c6-GA_2026_I-WILL-EDP_Secondary-Beauty-04_JB_16x9_RVB%20copy.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/a46f0be8-2122-44e2-af15-1dc09383b9c6-GA_2026_I-WILL-EDP_Secondary-Beauty-04_JB_16x9_RVB%20copy.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA["R9" Ufukta Göründü: Rihanna'nın Yeni Albümü Hakkında Bildiklerimiz]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/r9-ufukta-gorundu-rihannanin-yeni-albumu-hakkinda-bildiklerimiz</link>
									<description><![CDATA["Anti"nin yayınlanmasının üzerinden geçen 10 yılın ardından Rihanna, merakla beklenen dokuzuncu stüdyo albümü için yeniden stüdyoda. Hayranlarının "R9" adını verdiği proje, uzun bir yaratım sürecinin ardından yavaş yavaş şekilleniyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/r9-ufukta-gorundu-rihannanin-yeni-albumu-hakkinda-bildiklerimiz</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 06 Aug 2026 17:00:40 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/5958150d-78db-4ffa-94e0-70b0169a950d-rihanna.jpg"/><p>2016&#39;da yayınlanan &quot;Anti&quot;, yalnızca Rihanna&#39;nın diskografisinde değil, son 10 yılın (hatta son 50 yılın) pop müzik tarihinde de kalıcı bir iz bıraktı. Aradan geçen yıllarda albüm listelerde varlığını sürdürürken Rihanna ise yeni bir müzik projesinden çok girişimci kimliği, moda ve güzellik markaları ve aile hayatıyla gündemde kaldı. Şimdi ise bekleyiş yeni bir aşamaya geçmiş görünüyor. Şarkıcı, &quot;Anti&quot;nin ardından gelecek ilk albümü üzerinde çalıştığını doğruladı. Henüz resmi bir isim veya tür açıklanmasa da hayranlarının uzun süredir &quot;R9&quot; olarak andığı proje için stüdyo süreci devam ediyor.</p><p><strong>Müzikten Uzak Değil, Yaratım Sürecinde</strong><br>Rihanna&#39;nın müziğe ara verdiği düşünülse de sanatçı yıllar içinde verdiği röportajlarda stüdyodan hiçbir zaman tamamen uzaklaşmadığını sık sık dile getirdi. Ancak yaratıcı sürecin doğrusal ilerlemediğini, zaman zaman yeniden düşünmeyi ve başa dönmeyi gerektirdiğini de ekledi. 2024&#39;te yaptığı açıklamada albümün yaratıcı yönünü yeniden değerlendirdiğini söyleyen Rihanna, uzun aranın ardından yayınlayacağı müziğin anlamlı bir karşılığı olması gerektiğini vurguladı. Ona göre bu bekleyişin tek bir nedeni var: Sıradaki albümün gerçekten söyleyecek yeni bir sözü olması.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/eb5a2c54-bf7d-49ff-9ef7-fa9bca7e8b3d-0ac76ffa-a4b8-4c4c-b555-2d72d7fa4f72" style="width: 300px;"><em>Rihanna, 2025 Met Gala, Getty Images</em></p><p><strong>&quot;Anti&quot;nin Gölgesinde Yeni Bir Başlangıç</strong><br>Rihanna, daha önce &quot;Anti&quot;yi baştan sona dinleyebildiği tek albümü olarak tanımlamış ve kariyerindeki en güçlü işlerden biri olarak gördüğünü söylemişti. Bu durum, yeni albüme yönelik beklentileri yalnızca dinleyiciler açısından değil, sanatçının kendi üretim süreci açısından da yükseltiyor. Dokuzuncu albüm, bu nedenle yalnızca yeni şarkılar sunacak bir proje değil, &quot;Anti&quot; sonrasında nasıl bir yaratıcı yön izleneceğine dair de önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/a55c5d9f-95dc-44c2-bd8a-cc02d5622b7c-1db2c617-0d84-41f8-9250-d9af68451dbb" style="width: 700px;"><em>Rihanna, 2026, Getty Images</em></p><p><strong>Türlerin Ötesinde Bir Albüm</strong><br>Rihanna&#39;nın paylaştığı ipuçları, albümün belirli bir müzik türüne bağlı kalmayacağını gösteriyor. Sanatçı, &quot;R9&quot;u tek bir tür içinde tanımlamayı reddederken, uzun süredir dolaşan <em>reggae</em> odaklı albüm söylentilerini de geride bırakmış oldu. Şimdilik albümün çıkış tarihi ya da ismi paylaşılmış değil. Ancak 2026&#39;nın başında New York&#39;ta bir kayıt stüdyosuna girerken görüntülenmesi ve ardından sosyal medya paylaşımlarında stüdyo çalışmalarını doğrulaması, projenin aktif olarak devam ettiğini gösteriyor. Ağustos 2025&#39;te A$AP Rocky de albümün gecikmesinin aile yaşamından kaynaklandığı yönündeki iddiaları reddederek, Rihanna&#39;nın üretim sürecini kendi temposunda sürdürdüğünü ifade etmişti.</p><p><iframe class="instagram-media instagram-media-rendered" id="instagram-embed-0" src="https://www.instagram.com/reel/DVPfDgpD48x/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=1080&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%2Fbce95011-6b07-4957-b53c-b49e01072cee#%7B%22ci%22%3A0%2C%22os%22%3A566.0000000000001%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="969" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-0" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px 0px 12px; min-width: 326px; padding: 0px;"></iframe></p><p><br></p><p><strong>Müziğe Dönüşten Fazlası</strong><br>Kendisinden yeni bir albüm beklediğimiz son 10 yılda üç çocuk sahibi olan Rihanna, bu süreçte Fenty Beauty ve Savage X Fenty markalarını küresel ölçekte büyüttü. Müziğe dönüşü bu nedenle yalnızca yeni bir albümün habercisi değil, girişimci ve anne kimliklerinin yanı sıra müzisyen kimliğini yeniden benimsediğinin de bir kanıtı.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/f60a9d29-6710-4068-a586-bbdaf4b6b419-47c418e3-c215-4499-9d20-feecd5414bfe" style="width: 700px;"><em>Rihanna, 2024, Getty Images</em></p><p>&quot;R9&quot;un ne zaman yayınlanacağı h&acirc;l&acirc; bilinmiyor. Ancak bugüne kadar paylaşılan açıklamalar Rihanna&#39;nın bu albümü hızlıca tamamlamak yerine uzun aranın karşılığını verecek bir üretim süreci olarak gördüğünü gösteriyor. Bekleyiş devam ediyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/5958150d-78db-4ffa-94e0-70b0169a950d-rihanna.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/5958150d-78db-4ffa-94e0-70b0169a950d-rihanna.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Kopenhag Moda Haftası İlkbahar/Yaz 2027: Stine Goya 1913'e Dönüyor]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haftalari/kopenhag-moda-haftasi-ilkbaharyaz-2027stine-goya-1913e-donuyor</link>
									<description><![CDATA[İki sezonluk aranın ardından Kopenhag Moda Haftası'na dönen Stine Goya, Before koleksiyonunda 1913'ün sanat ortamını bugünün yapay zeka çağının belirsizlikleriyle buluşturuyor. Tarihsel referanslar, çağdaş silüetler ve yeni bir estetik denge arayışı koleksiyonun çıkış noktasını oluşturuyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haftalari/kopenhag-moda-haftasi-ilkbaharyaz-2027stine-goya-1913e-donuyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 06 Aug 2026 15:00:36 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/b58d882c-ad43-480e-b6d8-875cd497dbcf-stinegoya.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><br></p><p>İki sezonluk aranın ardından Kopenhag Moda Haftası takvimine geri dönen Stine Goya, İlkbahar/Yaz 2027 koleksiyonu Before ile odağını modanın ötesine taşıyor. Koleksiyon, Danimarkalı tasarımcının Florian Illies&#39;in &quot;1913: The Year Before the Storm&quot; kitabından yola çıkarak geliştirdiği bir fikir etrafında şekilleniyor. Avrupa&#39;nın sanatçılar, yazarlar ve düşünürler için yaratıcı üretimin en yoğun dönemlerinden birine dönüşen 1913 yılı, Goya&#39;nın yorumunda yalnızca tarihsel bir referans değil, bugün yaşanan kültürel ve teknolojik dönüşümlerin de bir yansıması. Tasarımcı, yapay zekanın üretim biçimlerini ve gerçeklik algısını dönüştürdüğü bugünü, bir asır önce sanat dünyasının yeni ifade biçimleriyle karşılaştığı kırılma anıyla ilişkilendiriyor. Tıpkı 1913&#39;te olduğu gibi, içinde bulunulan dönemin etkileri henüz tam olarak okunamıyor ancak değişimin hissi her alanda kendini gösteriyor. Before, tam da bu belirsizlik anını merkezine alan bir koleksiyon.</p><p><strong>Dairesel Bir Podyum, Döngüsel Bir Anlatı</strong><br>Bu anlatı, defilenin kurgusunda da karşılık buluyor. Goya, dönüş defilesinde klasik podyum düzeni yerine konukları eşmerkezli halkalar halinde yerleştirerek herkes için ön sırada oturma hissi yaratıyor. Modellerin dairesel rotada ilerlediği gösteri, zamanın döngüsünü ve sürekli hareket halindeki değişimini görsel olarak destekliyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/22955b69-c904-4a87-aa31-a1050103d76e-4c42de3a-884a-4772-85dd-8ba4e9bf83af" style="width: 700px;"></p><p><strong>Avangardın Yankısı</strong><br>Defilenin açılışı ise sanat tarihine doğrudan bir gönderme yapıyor. Igor Stravinsky&#39;nin &quot;Afternoon of a Faun&quot; balesi için bestelediği müzik eşliğinde sahneye çıkıyor ilk model. O dönemde Marcel Duchamp&#39;ın &quot;Nude Descending a Staircase&quot; tablosunun ya da Vaslav Nijinsky&#39;nin koreografisinin yarattığı tartışmalar, koleksiyonun çıkış noktasındaki &quot;yeni olana duyulan tedirginlik&quot; fikrinin tarihsel yansımaları olarak okunuyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/4c2ae119-d794-49f9-8502-43c5882547a0-654861a0-a706-472b-a1e5-3e75d51daf0d" style="width: 700px;"></p><p><strong>Romantizmden Daha Keskin Bir Estetiğe</strong><br>Koleksiyonun tasarım dili de bu dönüşümü yansıtıyor. Stine Goya&#39;nın son yıllarda öne çıkan romantik ve sevimli estetiği, yerini bu sezon daha kontrollü ve keskin bir tavra bırakıyor. Kurdele detaylı Dr. Martens botlar görünümü sertleştirirken, markanın imzası haline gelen çiçek desenleri varlığını koruyor. Ancak bu kez desenler, rokoko desenlerden ilham alan grafik kompozisyonlar ve canlı renk paletleriyle farklı bir karakter kazanıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/e3b01cf7-ee81-4826-962d-bb2a909622ba-51e1f20c-ac31-4fbd-b1e2-e9ccd27d9aa5" style="width: 700px;"></p><p>Renk kullanımı, yoğun boncuk işlemeleriyle kaplanan trikolar ve ceketlerde de öne çıkıyor. Arkadan bağlanan, hareket ettikçe kurdele gibi salınan kristal büstiyerler ise koleksiyonun daha cesur stil önerileri arasında yer alıyor. Tek başına ya da katmanlı görünümlerin bir parçası olarak kullanılabilecek bu parçalar, Stine Goya&#39;nın feminen yaklaşımını daha modern ve güçlü bir ifadeyle yeniden yorumladığını gösteriyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/fe1253dd-ac42-436e-aca4-25793668802d-30d03d3f-c55a-4ae2-843a-e520e22d1a30" style="width: 700px;"></p><p><strong>Bir Zaman Okuması</strong><br>Before, nostaljiye yaslanan bir koleksiyon olmaktan çok geçmişteki bir kırılma anını bugünün sorularını anlamak için bir mercek olarak kullanıyor. Sanat tarihinden beslenen referanslarını çağdaş silüetlerle buluşturan Stine Goya, değişimin kaçınılmaz olduğu dönemlerde modanın yalnızca estetik değil, düşünsel bir ifade alanı da olabileceğini hatırlatıyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/b58d882c-ad43-480e-b6d8-875cd497dbcf-stinegoya.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/b58d882c-ad43-480e-b6d8-875cd497dbcf-stinegoya.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Geleceğe Romantik Bir Bakış]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/gelecege-romantik-bir-bakis</link>
									<description><![CDATA[Yapay zeka, mimari minimalizm ve Akdeniz'in dingin estetiğini aynı anlatıda buluşturan Mirela Cerica, Future Arrived koleksiyonuyla geleceğe dair alışılmış moda kodlarını yeniden yorumluyor. Tasarımcıyla koleksiyonun çıkış noktasından yapay zeka destekli kampanyasına, geleceğin lüks anlayışından Mirela Cerica kadınının dönüşümüne uzanan yaratım sürecini konuştuk.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/gelecege-romantik-bir-bakis</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 06 Aug 2026 10:53:48 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/388ffa40-739b-4a20-8268-333c93b386e9-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z%20-%2030%20Temmuz%202026%2018.19.17-1.jpeg"/><p>Gelecek uzun yıllardır modada çoğunlukla soğuk metaller, sert çizgiler ve distopik şehirlerle temsil edildi. Mirela Cerica ise İlkbahar/Yaz 2026 koleksiyonu Future Arrived ile bu anlatının karşısına daha dingin, daha romantik ve insan odaklı bir gelecek tasviri koyuyor. Modern mimariden doğaya, organik formlardan yapay zeka destekli yaratım süreçlerine uzanan koleksiyon teknolojiyi insanın yerine geçen bir güç olarak değil, yaratıcılığı besleyen bir araç olarak ele alıyor. Tasarımcıyla, Future Arrived&#39;ın ilham kaynaklarını, kampanyanın tamamen yapay zeka ile şekillenen görsel dünyasını ve geleceğin moda anlayışına dair bakışını konuştuk.</p><p style="text-align: center;"><br><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/f8ef7c68-d16a-458b-a324-1628a03abc8a-1ef2cd6c-e5ba-4630-b326-5ffdec116234" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Mirela Cerica</em></span></p><p><strong>İlkbahar/Yaz 2026 Future Arrived koleksiyonunun çıkış noktası neydi? Koleksiyonun hikayesini sizden dinleyebilir miyiz?</strong><br>Future Arrived, geleceği anlatan bir koleksiyon değil, geleceğin artık bugünün bir parçası olduğunu söyleyen bir manifesto. Uzun yıllardır yapay zeka ve teknoloji moda dünyasında çoğunlukla soğuk, mekanik ve distopik bir estetikle temsil ediliyordu. Ben ise bunun tam tersini hayal ettim. Teknolojinin insanı gölgelemediği, tersine onun duygusal dünyasıyla uyum içinde var olduğu bir gelecek...<br><br>Koleksiyonun çıkış noktası şu soruydu: &quot;Teknoloji gerçekten insanlık için ideal noktaya ulaşsaydı dünya nasıl görünürdü?&quot; Benim cevabım daha fazla ışık, huzur, dinginlik ve romantizmdi. Modern mimari, Akdeniz&#39;in ışığı, mermer heykeller, denizin organik formları ve spiritüel yaşam anlayışı bu dünyanın temel ilham kaynaklarını oluşturdu. Future Arrived geçmiş ile geleceği, doğa ile yapay zekayı, organik feminenlik ile mimari minimalizmi aynı estetik dilde buluşturuyor.</p><p><strong>Koleksiyonun adı neden Future Arrived?</strong><br>Çünkü artık geleceği beklemiyoruz. Yapay zeka ve dijital teknolojiler hayatımızın görünmeyen altyapısına dönüştü. Gelecek artık uzak bir senaryo değil, içinde yaşadığımız gerçeklik. Benim anlattığım gelecek ise neon ışıkları ve distopik şehirlerden oluşmuyor. Doğanın, ışığın ve insan duygusunun merkezde kaldığı daha insani bir uygarlığı temsil ediyor. Future Arrived aynı zamanda geleceğe dair korkudan umut duygusuna geçişi simgeliyor.</p><p style="text-align: center;"><span style="font-family: Times New Roman,Times,serif;"><span style="font-size: 72px;">&ldquo;</span></span><span style="font-size: 24px;"><br>&quot;Future Arrived, geleceği anlatan bir koleksiyon değil, geleceğin artık bugün yaşandığını anlatan bir manifesto.&quot;</span></p><p><strong>Mirela Cerica kadını bu koleksiyonla nasıl bir karaktere dönüştü?</strong><br>Future Arrived ile Mirela Cerica kadını teknolojinin içinde kaybolan biri değil, onu zarafetinin doğal bir uzantısına dönüştüren bir karaktere evriliyor. Ben artık kadın gücünü sertlik üzerinden tanımlamıyorum. Geleceğin güçlü kadını sakin kalabilen, kendine güvenen, sezgileriyle hareket eden ve bunu gösterişe ihtiyaç duymadan hissettirebilen biri olacak. Sessiz ama etkileyici, minimal ama akılda kalan, teknolojik olduğu kadar insani bir karakter...<br><br><strong>Kampanyanın görsel dünyasını oluştururken nasıl bir atmosfer yaratmak istediniz?</strong><br>Kampanyayı klasik bir moda çekiminden çok sinematik bir evren olarak kurguladım. Beyaz monolitik mimariler, sonsuzluk havuzları, yüzen bahçeler, göksel sahiller ve ışıkla dolu mekanlar yalnızca dekor değil koleksiyonun doğal uzantıları.<br><br>Moda ile mimariyi birbirinden ayırmayan bir dünya kurmak istedim. Elbiselerin akışıyla mimarinin geometrisi, deniz kabuklarının organik formlarıyla keskin çizgiler sürekli diyalog halinde. Amacım geleceği yüksek sesle anlatmak değil, sessizliğin yeni lüks olduğunu hissettiren bir atmosfer yaratmaktı.<br><br><br><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/0b4208bc-4643-4940-a031-17cc456194b0-39c507b5-b895-440e-9e6a-344df1b4c7ea" style="width: 800px;"><br><strong>Koleksiyonun renk paleti oldukça romantik. Bu bilinçli bir tercih miydi?</strong><br>Kesinlikle. Bugün fütürizm çoğunlukla krom yüzeyler, siyah tonlar ve sert kontrastlarla anlatılıyor. Ben ise geleceğin daha yumuşak hissedebileceğine inanıyorum. Bu nedenle pudra pembesi, inci beyazı, transparan şampanya tonları, kırık fildişi, kum ve pastel mavilerini tercih ettim. Bu renkler yalnızca romantik oldukları için değil, geleceğin steril değil sıcak, duygusal ve huzurlu olabileceğini anlatmak için seçildi.<br><br><strong>Markanın ikonik deniz kabuğu detayları bu sezon nasıl evrildi?<br></strong>Deniz kabuğu, Mirela Cerica&#39;nın hafızasını temsil ediyor. Benim için yalnızca bir aksesuar anlamını taşımıyor, çocukluğumdan gelen kişisel bir sembol ve markanın en güçlü imzalarından biri. Bu sezon bu formu daha mimari ve heykelsi bir bakış açısıyla yeniden yorumladık. Kristaller, sedef yüzeyler ve metal detaylarla doğal bir objeyi geleceğin estetik dili içinde yeniden ele aldık.</p><p style="text-align: center;"><span style="font-family: Times New Roman,Times,serif;"><span style="font-size: 72px;">&ldquo;</span></span><span style="font-size: 24px;"><br>&quot;Teknolojinin insanı gölgelediği değil, onun duygusal dünyasıyla kusursuz bir uyum içinde var olduğu bir medeniyet hayal ettim.&quot;</span></p><p><br><strong>Kampanyadaki android ilham perisi fikri nasıl ortaya çıktı?</strong><br>Robot karakterini klasik bilimkurgu estetiğinden uzaklaştırmak istedim. Onu mekanik bir makine olarak değil zarif, bilinçli ve feminen bir karakter olarak hayal ettim. Benim için bu karakter, yapay zekanın insanın rakibi değil, estetik yol arkadaşı olduğu yeni dünyanın sembolü. Kampanyadaki android ilham perisi de bu evrenin sessiz tanığı.<br><br><strong>Future Arrived ile moda dünyasına nasıl bir mesaj vermek istiyorsunuz?</strong><br>Future Arrived ile bir trend değil, bir bakış açısı öneriyoruz. Bence insanlar artık yalnızca güzel kıyafetler satın almak istemiyor, ait olabilecekleri estetik bir dünya arıyor. Gelecekte moda yalnızca koleksiyon üretmeyecek, kendi mimarisi, müziği, dijital evreni ve kültürü olan dünyalar inşa edecek. Ben de Mirela Cerica&#39;da teknolojiyi yaratıcı özgürlüğü büyüten bir araç olarak görüyor, insan duygusunu ise tasarımın merkezinde tutuyorum.</p><p style="text-align: center;"><span style="font-size: 72px;"><span style='font-family: "Times New Roman", Times, serif;'>&ldquo;</span></span><span style="font-size: 24px;"><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><br>&quot;Benim için yapay zeka hiçbir zaman tasarımın yerine geçen bir unsur değil, hayal gücünü büyüten yeni bir yaratıcı araç.&quot;</span></span></p><p><br><strong>Sizce lüks kavramı gelecekte nasıl değişecek?</strong><br>Geleceğin lüksü gösterişten çok karakterle tanımlanacak. Kaliteli malzeme ve işçilik önemini koruyacak ancak özgün bakış açısı, güçlü hikaye ve kültürel kimlik lüksün belirleyici unsurları haline gelecek. Aynı zamanda sessizlik de yeni lüks olacak; daha az gürültü, daha fazla anlam&hellip; Future Arrived da zamansız, mimari ve duygusal bir gelecek vizyonuyla bu yaklaşımı temsil ediyor. Benim için gerçek lüks, insanın içinde yaşamak isteyeceği bir dünya yaratabilmek.<br><br><strong>Future Arrived kampanyasını tamamen yapay zeka ile hayata geçirdiniz. Bu süreç nasıl gelişti?</strong><br>Future Arrived&#39;ın kampanyasını klasik bir moda çekimi olarak düşünmedim. Koleksiyonun anlattığı geleceği, aynı yaratım diliyle görünür kılmak istedim. Bu nedenle kampanyanın tamamını yapay zeka destekli yaratıcı bir süreçle hayata geçirdik.</p><p>Benim için yapay zeka hiçbir zaman tasarımın yerine geçen bir unsur değil, hayal gücünü genişleten bir araç. Her kareyi bir film sahnesi gibi tasarladık. Beyaz mimariler, sonsuzluk havuzları, yüzen bahçeler ve gökyüzüyle bütünleşen sahil manzaraları koleksiyonun yaşayan mimarisine dönüştü.</p><p>Android ilham perisi de bu dünyanın doğal bir parçası. Onu mekanik bir robot değil, zarif ve bilinçli bir karakter olarak kurguladım. Amacım geleceği soğuk ya da distopik göstermek değil, teknolojinin doğa, ışık, su ve insan duygusuyla uyum içinde var olduğu romantik bir gelecek atmosferi yaratmaktı.&nbsp;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/388ffa40-739b-4a20-8268-333c93b386e9-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z%20-%2030%20Temmuz%202026%2018.19.17-1.jpeg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/388ffa40-739b-4a20-8268-333c93b386e9-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z%20-%2030%20Temmuz%202026%2018.19.17-1.jpeg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Wim Wenders, Peter Zumthor’un Mimarlığını Sinemaya Taşıyor]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/wim-wenderspeter-zumthorun-mimarligini-sinemaya-tasiyor</link>
									<description><![CDATA[Sinemada atmosferin, mimarlıkta ise duyusal mekanların peşinden giden iki yaratıcı isim, "From Inside Out – The Architecture of Peter Zumthor" belgeselinde bir araya geliyor. Film, dünya prömiyerini 83. Venedik Uluslararası Film Festivali'nde yapacak.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/wim-wenderspeter-zumthorun-mimarligini-sinemaya-tasiyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 06 Aug 2026 10:00:39 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/47c637ab-1505-4244-9776-5fc0c92662b3-win%20wenders.jpg"/><p>83. Venedik Uluslararası Film Festivali , bu yıl mimarlık ve sinemayı bir araya getiren dikkat çekici bir yapımın dünya prömiyerine evsahipliği yapacak. Alman yönetmen Wim Wenders&rsquo;ın yeni belgeseli &quot;From Inside Out &ndash; The Architecture of Peter Zumthor&quot;, çağdaş mimarlığın en etkili isimlerinden biri olan Pritzker Ödüllü İsviçreli mimar &nbsp; Peter Zumthor&rsquo;un üretim pratiğini üç boyutlu sinematografinin sunduğu olanaklarla izleyiciyle buluşturuyor. 2&ndash;12 Eylül 2026 tarihleri arasında düzenlenecek festivalin yarışma dışı seçkisinde gösterilecek yaklaşık iki saatlik belgesel, Zumthor&rsquo;un mimarlığını yalnızca yapılar üzerinden değil, mekanları deneyimleyen insanların bakış açısından ele alıyor. Ziyaretçiler, kullanıcılar ve zanaatk&acirc;rların deneyimlerini merkeze alan film, izleyiciyi yapıların içinde dolaşıyormuş hissi veren sürükleyici 3D anlatımıyla mimarlığın gündelik yaşamı ve çevre algısını nasıl şekillendirdiğini araştırıyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/5c2c841f-b462-45c5-a6fe-26667a006801-5f84c799-0702-490f-bd91-4cea9b7c6fba" style="width: 700px;"><em>Wim Wenders, 2026, Getty Images</em></p><p>Belgesel, Zumthor&#39;un farklı dönemlerden seçilen yapılarının yanı sıra iki önemli projesine de yakından odaklanıyor: Los Angeles County Museum of Art (LACMA) için tasarladığı yeni müze binası ile Basel yakınlarındaki Riehen&#39;de yer alan Fondation Beyeler ek yapısı. Her iki proje de mimarın tasarım sürecini, malzemeyle kurduğu ilişkiyi ve mek&acirc;n üretimine yaklaşımını izleyiciye yakından takip etme imkanı sunuyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/1c10f18c-f56a-4db7-8acc-bc223ca216af-8fc95be5-ae09-4866-97cf-c21066b7b2fe" style="width: 300px;"><em>Peter Zumthor, LACMA Açılışı, 2026, Getty Images</em></p><p>Bu buluşmayı ilgi çekici kılan ise yalnızca iki önemli ismin aynı projede yer alması değil, mimarlık ve sinemaya yaklaşımlarındaki ortaklık. Wim Wenders&#39;ın filmlerinde mekan, çoğu zaman hikayenin arka planı olmaktan çıkarak anlatının başlıca karakterlerinden birine dönüşür. &quot;Paris, Texas&quot;ın geniş çöl manzaraları, otoyolları ve neon ışıkları ya da &quot;Perfect Days&quot;in Tokyo&#39;sunda gündelik hayatın ta kendisi olan sessiz mekanlar, karakterlerin iç dünyasını görünür kılan atmosferler yaratıyor. Wenders&#39;ın kamerası, mimarinin zaman, ışık ve insanla kurduğu ilişkiyi gözlemlemeyi tercih ediyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/74f08e4d-8f2a-4009-9fb0-83b00ff9bcef-a28656c1-adf1-4254-8355-c4c9bccc8c9f" style="width: 700px;"><em>Inside Out &ndash; The Architecture of Peter Zumthor</em></p><p>Benzer şekilde Peter Zumthor&rsquo;un mimarlığı da biçimden çok deneyime odaklanır diyebiliriz. Malzemenin dokusu, doğal ışığın gün boyunca değişen etkisi, ses, sıcaklık ve hareket, onun yapılarının ayrılmaz parçalarıdır. İsviçre Alpleri&#39;ndeki &nbsp;Therme Vals, bu yaklaşımın en güçlü örneklerinden biri olarak kabul edilir. Yerel kuvarsitten inşa edilen yapı, su, taş ve ışığı neredeyse tek bir mekansal deneyimde buluştururken, ziyaretçiyi yalnızca bir binanın içinde değil, duyuların şekillendirdiği bir atmosferin içinde dolaştırır.&nbsp;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/3164de9f-c44f-4dc9-9969-db271be7bde6-0bbba035-ce1a-4b5f-a10c-f8cf01176b8d" style="width: 700px;"><em>Peter Zumthor, LACMA Açılışı, 2026, Getty Images</em></p><p>Wenders ile Zumthor&#39;un yaratıcı ortaklığı ise yeni değil. İkili, 2012 yılında, David Chipperfield&#39;ın davetiyle Venedik Mimarlık Bienali için &quot;Notes from a Day in the Life of an Architect&quot; adlı kısa filmi hazırlamıştı. Yönetmene göre bu çalışma, uzun yıllardır hayalini kurdukları kapsamlı bir belgeselin ilk adımıydı. &quot;From Inside Out &ndash; The Architecture of Peter Zumthor&quot; ise bu ortaklığın yıllara yayılan sonucu olarak izleyiciyle buluşuyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/7775093e-f3c5-4f4a-9cfd-8e8e2793579e-e8c8643f-791c-4fdc-b9d9-c80118e60d34" style="width: 700px;"><em>Notes from a Day in the Life of an Architect</em></p><p>Wenders, Zumthor&#39;u &quot;mimarların mimarı&quot; olarak tanımlarken, mimarlığın özünde taşıdığı mekansal deneyimi aktarabilmek için üç boyutlu sinematografiyi bilinçli bir anlatım tercihi olarak kullandığını söylüyor. Bu nedenle film, klasik bir mimarlık belgeselinden çok, izleyiciyi Zumthor&#39;un yapılarının içine davet eden duyusal bir deneyim olarak konumlanıyor. Sinemanın zamanla kurduğu ilişki ile mimarlığın mek&acirc;n üzerinden kurduğu ilişkiyi bir araya getiren &quot;From Inside Out &ndash; The Architecture of Peter Zumthor&quot;, iki disiplin arasındaki sınırların düşündüğümüzden daha geçirgen olduğunu hatırlatıyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/47c637ab-1505-4244-9776-5fc0c92662b3-win%20wenders.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/47c637ab-1505-4244-9776-5fc0c92662b3-win%20wenders.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[REFY Nasıl Küresel Bir Güzellik Fenomenine Dönüştü?]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/makyaj/refy-nasil-kuresel-bir-guzellik-fenomenine-donustu</link>
									<description><![CDATA[Kısa sürede küresel güzellik sahnesinin en çok konuşulan markalarından birine dönüşen REFY, Türkiye'ye geliyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/makyaj/refy-nasil-kuresel-bir-guzellik-fenomenine-donustu</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 05 Aug 2026 13:45:11 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/eb462b3c-6c73-4219-98cb-cafadeef6d6b-kapak.jpg"/><p>TikTok&#39;ta birkaç dakika geçirmek bile bazen aynı ürünlerle defalarca karşılaşmak için yeterli oluyor. Son birkaç yılda bu ürünlerden biri de şüphesiz REFY&#39;nin gri ambalajlı makyaj koleksiyonuydu. Brow Sculpt ile başlayan bu görünürlük, kısa sürede dudak ürünlerinden ten makyajına kadar uzandı. Bugün #GRWM videolarından &quot;clean girl makeup&quot; rutinlerine kadar pek çok içerikte markaya rastlamak mümkün. Influencer&#39;ların yanı sıra Mikayla Nogueira, Glamzilla ve Kensington Tillo gibi BeautyTok&#39;un en görünür içerik üreticileri de markanın ürünlerini düzenli olarak kullanan isimler arasında yer alıyor. Ancak REFY&#39;nin başarısını yalnızca sosyal medya algoritmalarıyla açıklamak eksik kalıyor.</p><p>2020 yılında içerik üreticisi Jess Hunt ve girişimci Jenna Meek tarafından kurulan İngiliz marka, aslında tek bir problemi çözmeye çalışıyordu: İnsanlar neden tek bir görünüm elde etmek için beş farklı ürün kullanmak zorunda kalıyor?</p><p>Markanın çıkış noktası da tam burada şekilleniyor. Jenna Meek&#39;in, Jess Hunt&#39;ın hacimli kaş görünümünü oluşturmak için kullandığı uzun rutini izlemesiyle başlayan sohbet, bugün milyonlarca kez görüntülenen Brow Sculpt ürününe dönüşüyor. O dönem yaklaşık 1.5 milyon takipçiye sahip olan Jess Hunt&#39;ın sosyal medya deneyimiyle Jenna Meek&#39;in girişimcilik vizyonunu bir araya getiren REFY, daha ilk günden topluluğunun gerçek ihtiyaçlarından beslenen bir marka olmayı hedefledi.</p><p><strong>Viral olan ilk ürün: Brow Sculpt</strong><br>REFY&#39;nin bugün h&acirc;l&acirc; en çok konuşulan ürünü Brow Sculpt. Lamine kaş görünümünü evde tek ürünle oluşturmayı vadeden bu şeffaf kaş sabitleyicisi, TikTok&#39;ta yüz milyonlarca görüntülenmeye ulaştı. Marka, lansman için hazırladığı altı aylık stoğun yalnızca altı haftada tükendiğini açıklamıştı.</p><p>Ardından Lip Sculpt, Glow and Sculpt Face Primer ve Cream Bronzer gibi ürünler de BeautyTok&#39;un favorileri arasına girdi. Özellikle Glow and Sculpt Primer&#39;ın cilde doğal bir ışıltı kazandıran yapısı ve Lip Sculpt&#39;ın kalıcılığı, sosyal medyada en çok konuşulan özellikleri arasında yer aldı.<br><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/759492d3-3e4e-4af0-a34f-5d411e196865-5ffbb4b9-dcbc-43fb-b326-ff2531cb7f03" style="width: 800px;"><span style="font-size: 12px;"><em>REFY Brow Sculpt, Glow and Sculpt Face Primer, Cream Bronzer, Lip Sculpt</em></span><br><br><strong>Algoritmanın sevdiği estetik</strong><br>REFY&#39;nin başarısında yalnızca ürün performansı değil, yarattığı estetik dil de önemli bir rol oynuyor. Mat gri ambalajlar, nötr renk paleti ve filtre kullanılmamış hissi veren doğal makyajlar... Marka, &quot;clean girl&quot;, &quot;your skin but better&quot; ve minimal makyaj anlayışının yükselişe geçtiği dönemde tam da bu estetiğin görsel karşılığını sundu. Kampanyalarında ağır makyaj yerine parlak cilt, belirgin kaşlar ve doğal dokular öne çıkıyor. Böylece ürünler yalnızca makyaj malzemesi değil, sosyal medyada kolayca yeniden üretilebilen bir görünümün de parçasına dönüşüyor.</p><p>Bu sade yaklaşım, formüllerde de kendini gösteriyor. REFY farklı cilt tonları ve cilt tiplerine hitap eden, günlük kullanımı kolay ürünler geliştirmeye odaklanıyor. Markanın cilt bakımı ve makyaj koleksiyonunda niasinamid, hyalüronik asit ve peptit gibi içerikler öne çıkarken, birçok formül parfüm içermeyen yapısıyla dikkat çekiyor.</p><p><strong>En çok sevilen REFY ürünleri hangileri?</strong><br>Markanın global ölçekte öne çıkan ürünleri arasında h&acirc;l&acirc; ilk sırada Brow Sculpt bulunuyor. Onu, iki uçlu tasarımıyla dikkat çeken Lip Sculpt, niasinamid içeren Glow and Sculpt Face Serum Primer, Cream Bronzer, Lip Gloss ve son dönemin dikkat çeken lansmanlarından Water Blush takip ediyor. Özellikle Water Blush, hafif dokusu ve ciltle bütünleşen doğal bitişi sayesinde yaz sezonunun en çok konuşulan allıklarından biri olarak öne çıkıyor.</p><p><strong>Influencer markasından küresel güzellik oyuncusuna<br></strong>Son yıllarda birçok influencer markası kısa süreli popülerlik yakaladı. REFY ise bu döngünün ötesine geçmeye çalışan markalardan biri. Makyaj koleksiyonunun ardından cilt bakımına da yatırım yaparak ürün gamını genişleten marka, odağını h&acirc;l&acirc; daha az ürünle daha işlevsel, sezgisel ve günlük hayata uyum sağlayan güzellik rutinleri oluşturma fikrinde tutuyor.</p><p>17 Ağustos itibarıyla yalnızca Sephora Türkiye&#39;de satışa sunulacak REFY&#39;nin Türkiye lansmanı, yalnızca yeni bir markanın raflara gelmesinden ibaret değil. Aynı zamanda son yılların dijital dünyada en çok konuşulan güzellik hikayelerinden birinin Türkiye pazarına girişini de temsil ediyor. Uzun süredir sosyal medyada karşımıza çıkan o gri ambalajlı ürünlerin, şimdi BeautyTok ekranlarından çıkıp Türkiye&#39;deki makyaj çantalarına taşınma zamanı geliyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/eb462b3c-6c73-4219-98cb-cafadeef6d6b-kapak.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/eb462b3c-6c73-4219-98cb-cafadeef6d6b-kapak.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Herkesin Hayatında Bir "Doorbell Friend" Olmalı mı?]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/iliskiler/ikili-iliskiler/herkesin-hayatinda-bir-doorbell-friend-olmali-mi</link>
									<description><![CDATA[Sosyal medyada hızla yükselen "doorbell friend" kavramı arkadaşlığın bambaşka bir tanımını yapıyor: Haber vermeden kapınızı çalabilecek ve yine de her zaman hoş karşılanacak biri…]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/iliskiler/ikili-iliskiler/herkesin-hayatinda-bir-doorbell-friend-olmali-mi</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 05 Aug 2026 12:00:09 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/ec20b911-0599-4822-ba63-eafb17aa0109-kapak-1.png"/><p>Yetişkinlikte arkadaşlık kurmak kadar o arkadaşlıkları sürdürmek de giderek zorlaşıyor. Yoğun iş temposu, farklı şehirlerde yaşamak ve bitmeyen günlük sorumluluklar derken spontane buluşmalar neredeyse lüks haline geldi. Tam da bu nedenle son dönemde sosyal medyada ve ilişki uzmanları arasında konuşulan &quot;doorbell friend&quot; kavramı dikkat çekiyor. Kelime anlamıyla &quot;kapı zili arkadaşı&quot; olan bu kavram, haber vermeden kapınızı çalabilecek kadar yakın hissettiğiniz kişiyi tanımlıyor. Onun gelişi için evi toplamanız, özel bir plan yapmanız ya da saatler öncesinden mesajlaşmanız gerekmiyor. İlişkiniz, gösterişten çok rahatlığa dayanıyor. Aslında bu yeni bir arkadaşlık modeli değil. Dijital iletişimden önce pek çok insan için oldukça sıradan olan bu alışkanlık bugün yeniden değer kazanmaya başladı. Çünkü spontane karşılaşmaların yerini planlı buluşmalar aldıkça samimiyet de farklı bir anlam kazandı.</p><p><strong>Yakınlığın Yeni Göstergesi Olabilir</strong><br>Güçlü bağlar çoğu zaman büyük organizasyonlarla değil, günlük hayatın içine karışan küçük anlarla kuruluyor. Birlikte markete gitmek, iş çıkışı kısa bir kahve içmek ya da &quot;Ben aşağıdayım, iniyor musun?&quot; mesajı, aylar öncesinden planlanan uzun yemeklerden daha güçlü bir yakınlık hissi yaratabiliyor. Başka bir deyişle, yakınlık her zaman büyük jestlerle değil, hayatın akışına dahil olabilmekle ilgili. Düşük beklentili, doğal ve sık temas içeren ilişkiler kişinin aidiyet hissini güçlendirebiliyor. Her buluşmanın kusursuz olması gerekmediğinde, arkadaşlık üzerindeki performans baskısı da azalıyor. Bu da ilişkilerin daha sürdürülebilir olmasına katkı sağlayabiliyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/84983352-c045-495c-bfb1-7c285cfec614-eafba230-dd31-4c60-8f9f-8acda357590a" style="width: 300px;"><em>Skims</em></p><p><strong>Spontaneliğin Konforu</strong><br>Elbette herkesin bir &quot;doorbell friend&quot;i olmak zorunda değil. Mesafeler, yaşam koşulları ve kişisel sınırlar her arkadaşlıkta farklı işliyor. Ancak bu kavram, modern arkadaşlıklarda eksikliğini hissettiğimiz şeyi hatırlatıyor: Birlikte vakit geçirmek için her zaman kusursuz bir plan yapmaya gerek olmayabilir. Bugün çoğumuz bir telefon görüşmesi için bile önce mesaj atıyoruz. Takvimler dolu, planlar yoğun ve boş zamanlar sınırlı. Tam da bu yüzden, kapınızı çaldığında sizi strese değil mutluluğa sürükleyen bir arkadaş fikri birçok kişiye bu kadar sıcak geliyor. Belki de gerçek yakınlık, aylar sonrasına planlanan akşam yemeklerinden çok, &quot;Çay koy, beş dakikaya oradayım&quot; diyebilen insanlarda saklıdır.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/ec20b911-0599-4822-ba63-eafb17aa0109-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/ec20b911-0599-4822-ba63-eafb17aa0109-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Milano Moda Haftası Takvimi Açıklandı: Bu Sezon Gözler İkinci Perdeye Çevriliyor]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/milano-moda-haftasi-takvimi-aciklandi-bu-sezon-gozler-ikinci-perdeye-cevriliyor</link>
									<description><![CDATA[Yaratıcı direktör değişimlerinin peş peşe yaşandığı birkaç sezonun ardından Milano Moda Haftası, bu kez yeni başlangıçlardan çok devam eden hikayelere odaklanıyor. İlkbahar/Yaz 2027 takvimi, modaevlerinin yeni yaratıcı yönlerini ikinci kez görme fırsatı sunuyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/milano-moda-haftasi-takvimi-aciklandi-bu-sezon-gozler-ikinci-perdeye-cevriliyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Tue, 04 Aug 2026 14:00:54 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/3b095a31-3c61-4bfa-b360-3f7e84d22111-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p>Avrupa yaz sezonunu kavrulan sıcaklarla yaşarken moda dünyasının gözü şimdiden eylül ayına çevrildi. Milano Moda Haftası, İlkbahar/Yaz 2027 kadın hazır giyim takvimini açıkladı. 22-28 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek moda haftasında 54 fiziksel ve 6 dijital defile yer alıyor. Geçtiğimiz sezonla aynı ölçekte hazırlanan program, bu kez büyük ölçüde yaratıcı direktör değişimlerinin devam bölümlerine sahne olacak. Takvimin tek yaratıcı direktör çıkışı ise Moschino&#39;da gerçekleşecek. Haziran ayında Adrian Appiolaza&#39;nın ayrılmasının ardından markanın kreatif yönetimini üstlenen Sunnei kurucuları Loris Messina ve Simone Rizzo, 25 Eylül&#39;de Moschino için ilk koleksiyonlarını sunacak.</p><p>Bunun yanında sezonun en merak edilen defileleri arasında ikinci koleksiyonlar öne çıkıyor. Maria Grazia Chiuri, Fendi için ikinci kadın hazır giyim koleksiyonunu 23 Eylül&#39;de tanıtacak. Bir gün sonra Meryll Rogge&#39;nin Marni&#39;deki ikinci sezonu podyuma taşınırken, Demna da Gucci için ikinci hazır giyim koleksiyonunu 25 Eylül&#39;de sunacak. Geçtiğimiz sezon başlayan bu yeni yaratıcı dönemlerin nasıl şekillendiği, Milano Moda Haftası&#39;nın en çok konuşulan başlıklarından biri olmaya aday.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/3b6dbf3f-e80a-4ae9-8b91-81e7a29dcfb9-53ebf8f9-bb3c-4875-9358-553ca330ba85" style="width: 700px;"><em>Giorgio Armani</em></p><p>Haftanın açılışı 22 Eylül&#39;de Prada ile yapılacak. Aynı gün Diesel yeni koleksiyonunu tanıtacak. Cumartesi günü Dolce&amp;Gabbana, Bottega Veneta ve Ferragamo takvimde yer alırken, Giorgio Armani ise Silvana Armani&#39;nin kreatif liderliğinde pazar günü koleksiyonunu sunacak. Jil Sander, Missoni, Etro, Max Mara, Alberta Ferretti, Blumarine, The Attico ve Act No.1 gibi Milano&#39;nun güçlü isimleri de hafta boyunca programda yer alacak.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/01f539eb-9339-4c74-ad91-602096774c4e-8c52c280-6937-4774-ac9e-9ce3dbd9da47" style="width: 700px;"><em>Prada</em></p><p>Öte yandan bu sezonun dikkat çeken eksiklerinden biri Versace. Modaevi, Pieter Mulier&#39;in Şubat 2027&#39;de gerçekleşecek ilk koleksiyonuna hazırlanırken üst üste ikinci kez Milano Moda Haftası takviminde yer almıyor. Boss da bu sezon defile programına dahil olmayan markalar arasında.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/c5d2538f-9377-4eea-a800-d0208d5466ab-536f5f05-68c1-4889-a9db-be06be539976" style="width: 700px;"><em>Fendi</em></p><p>Takvimin son günü olan 28 Eylül ise tamamen dijital sunumlara ayrıldı. Bu tercih, Milano Moda Haftası&#39;nın kapanışının Paris Moda Haftası&#39;nın açılış gününe denk gelmesiyle birlikte sektör profesyonellerinin iki şehir arasındaki geçişini kolaylaştırmayı amaçlıyor.</p><p>Yaratıcı değişimlerin ilk heyecanı geride kalırken Milano bu sezon daha farklı bir sorunun peşine düşüyor: Modaevleri yeni kimliklerini gerçekten oturtabildi mi? İlkbahar/Yaz 2027 koleksiyonları bu sorunun ilk güçlü yanıtlarını verecek gibi görünüyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/3b095a31-3c61-4bfa-b360-3f7e84d22111-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/3b095a31-3c61-4bfa-b360-3f7e84d22111-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Longevity'nin Yeni Beslenme Kuralı: Hafta İçi Bitkisel, Hafta Sonu Hayvansal ]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/longevitynin-yeni-beslenme-kurali-hafta-ici-bitkisel-hafta-sonu-hayvansal</link>
									<description><![CDATA[Hafta içi daha fazla sebze, meyve ve baklagil... Hafta sonu ise ölçülü miktarda et ve balık. Uzmanların dikkat çektiği bu yeni beslenme modeli, bağırsak sağlığından metabolik dengeye kadar birçok alanda öne çıkan longevity alışkanlıkları arasında gösteriliyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/longevitynin-yeni-beslenme-kurali-hafta-ici-bitkisel-hafta-sonu-hayvansal</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Tue, 04 Aug 2026 12:00:25 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/c682e2be-32db-442f-bf72-d3575eee4cf6-kapak-1.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Kapak Fotoğrafı: Triangl</em></span></p><p><br></p><p>Uzun ve sağlıklı bir yaşam söz konusu olduğunda artık tek bir &quot;mucize besin&quot; ya da katı diyet listeleri konuşulmuyor. Bunun yerine günlük hayata uyarlanabilen, sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları öne çıkıyor. Son dönemde bilim dünyasında dikkat çeken yaklaşımlardan biri de hafta içi ağırlıklı olarak bitkisel beslenmek, hafta sonlarında ise kaliteli hayvansal proteinleri ölçülü miktarda tüketmek. Uzun yaşam (longevity) alanındaki güncel çalışmaları değerlendiren Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, bitki temelli beslenmenin yaşam süresini ve yaşam kalitesini destekleyen en güçlü modeller arasında yer aldığını belirtiyor. Prof. Dr. Murat Baş&#39;a göre özellikle hafta içi sebze, meyve ve baklagillerin merkezde olduğu bir beslenme düzeni benimsemek, hafta sonlarında ise et, balık ve diğer kaliteli hayvansal proteinlere kontrollü şekilde yer vermek hem uygulanabilir hem de uzun vadede sürdürülebilir bir yöntem sunuyor. Hafta içi bitkisel beslenmenin vücudun dengesini desteklediğini söyleyen Prof. Dr. Murat Baş şu değerlendirmeyi yapıyor: &quot;Uzun yaşam araştırmalarında karşımıza çıkan en önemli ortak nokta, bitkisel besinlerin beslenmenin merkezinde yer almasıdır. Hafta içi ağırlıklı olarak sebze, meyve, baklagil ve tam tahıllara yönelmek lif alımını artırırken bağırsak mikrobiyotasını destekliyor, inflamasyonu azaltıyor ve metabolik sağlığı güçlendiriyor.&quot;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/c68cc6d1-fc7f-4aa7-ba0e-a445aa494fda-0b77e0ef-6d60-4966-8a5d-cf3b12630792" style="width: 300px;"><em>Skims</em></p><p><strong>Katı Kurallar Yerine Sürdürülebilir Alışkanlıklar</strong><br>Beslenme düzeninin uzun yıllar boyunca uygulanabilir olması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Murat Baş, özellikle yoğun çalışma temposunda katı diyetlerin çoğu kişi için sürdürülebilir olmadığını hatırlatıyor: &quot;İnsanların büyük bölümü katı diyetleri uzun süre devam ettiremiyor. Bu nedenle uygulanabilir ve yaşam tarzına dönüşebilen modeller çok daha değerli.&quot; Bu yaklaşımın en önemli farkı ise besin gruplarını tamamen hayatınızdan çıkarmayı önermemesi. Uzmanlara göre sağlıklı yaşamak için eti tamamen hayatınızdan çıkarmanız gerekmiyor. Önemli olan miktar ve denge. Prof. Dr. Murat Baş hayvansal protein ile ilgili ise şu açıklamayı yapıyor: &quot;Toplumda sıklıkla iki uç yaklaşım görüyoruz; ya her gün yüksek miktarda hayvansal gıda tüketiliyor ya da tamamen bırakılması gerektiği düşünülüyor. Oysa bilim bize dengenin daha önemli olduğunu gösteriyor. Hafta sonlarında kaliteli ve kontrollü miktarda hayvansal protein tüketmek birçok kişi için hem uygulanabilir hem de sürdürülebilir bir seçenek olabilir.&quot; Bu model, hafta boyunca lif açısından zengin bitkisel beslenmenin avantajlarını korurken sosyal hayatın getirdiği yemek düzenine de daha kolay uyum sağlamayı hedefliyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/5c7d8834-8d1c-4c0f-93ed-c19f5939e59b-f02eab36-119e-4bab-b6e1-b5e35a316521" style="width: 300px;"><em>Wimbledon</em></p><p><strong>Bağırsak Sağlığı Neden Bu Kadar Önemli?</strong><br>Son yıllarda longevity alanındaki araştırmaların en çok odaklandığı konulardan biri de bağırsak mikrobiyotası. Bilim insanları, bağırsak sağlığının yalnızca sindirim sistemiyle değil, bağışıklık, metabolizma ve kronik hastalık riskiyle de yakından ilişkili olduğunu belirtiyor. Liften fakir beslenme yararlı bağırsak bakterilerinin azalmasına ve kronik inflamasyonun artmasına zemin hazırlayabilirken sebze, meyve, baklagil ve tam tahıllardan gelen lifler bu dengeyi desteklemeye yardımcı oluyor.</p><p>Prof. Dr. Murat Baş &quot;Sebzeler, meyveler, baklagiller ve tam tahıllardan gelen lifler yalnızca sindirim sistemimizi değil, bağışıklık ve metabolik sağlığımızı da destekliyor. Bu nedenle hafta içi bitkisel ağırlıklı beslenme modeli, uzun yaşam açısından son derece değerli bir yatırım olarak görülmeli. Uzun yaşamın sırrı mükemmel diyetlerde değil, sürdürülebilir alışkanlıklarda saklı. Beslenmede önemli olan her şeyi yasaklamak değil, doğru dengeyi kurabilmek. Hafta içi bitkisel, hafta sonu ölçülü hayvansal beslenme yaklaşımı da bu dengenin kurulmasına yardımcı olabilecek pratik modellerden biri olarak öne çıkıyor&quot; diyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/c682e2be-32db-442f-bf72-d3575eee4cf6-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/c682e2be-32db-442f-bf72-d3575eee4cf6-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Ferzan Özpetek'in Gözünden Giorgio Armani'nin Hayatı Dizi Oluyor]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/ferzan-ozpetekin-gozunden-giorgio-armaninin-hayati-dizi-oluyor</link>
									<description><![CDATA[İtalyan yönetmen Ferzan Özpetek, Giorgio Armani'nin yaşamı ve moda tarihine bıraktığı mirası konu alan yeni televizyon dizisini yönetecek. Armani arşivlerinin desteğiyle hazırlanan yapım, tasarımcının yaratıcı yolculuğunu ve dünyanın en güçlü lüks markalarından birinin doğuşunu merkezine alacak.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/ferzan-ozpetekin-gozunden-giorgio-armaninin-hayati-dizi-oluyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Mon, 03 Aug 2026 16:30:01 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/81031747-4b40-4052-b4be-76d4ae5b384b-kapak-1.png"/><p>İtalyan yapımı yeni televizyon dizisi, Giorgio Armani&#39;nin yaşamı ve kariyerini konu alacak. Uluslararası dağıtıma hazırlanacak yapımın yönetmen koltuğunda ise &quot;Hamam&quot;, &quot;Karşı Pencere&quot;, &quot;Cahil Periler&quot; ve son olarak &quot;Diamonds&quot; filmleriyle yakından tanıdığımız Ferzan Özpetek var. Dizi, Giorgio Armani&#39;nin kişisel hikayesini anlatmanın ötesinde, moda endüstrisini dönüştüren yaratıcı vizyonunu ve dünyanın en tanınan lüks markalarından birini nasıl inşa ettiğini ele alacak. Yapım, Maison Giorgio Armani&#39;nin doğrudan desteğiyle hazırlanıyor. Marka, arşivlerini, tasarımlarını ve ikonik mekanlarını prodüksiyona açarak Armani&#39;nin yaratıcı dünyasına kapsamlı bir erişim sağlayacak.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/d408fcf2-5299-41cb-8032-1b64917adcf4-c10a6571-1db1-4bc2-8f7d-2f6a5a350818" style="width: 300px;"><em>Ferzan Özpetek, Getty Images</em></p><p>Lux Vide Başkanı Matilde Bernabei, projenin uzun yıllardır hayalini kurdukları bir yapım olduğunu belirterek Armani&#39;yi &quot;Made in Italy anlayışını ve modern zarafeti yeniden tanımlayan isimlerden biri&quot; olarak tanımlıyor. Bernabei&#39;ye göre proje, daha geliştirme aşamasındayken uluslararası pazarda güçlü ilgi gördü ve küresel ölçekte geniş bir izleyici kitlesine ulaşma potansiyeli taşıyor. Ferzan Özpetek ise daha önce verdiği bir röportajda Armani&#39;yi uzun yıllardır tanıdığını ve birlikte yalnızca sinema değil, sanat, mimarlık ve yaşam üzerine de sohbet ettiklerini söylemişti. Yönetmen &quot;Onun içinde hem vizyoner bir sanatçı hem de son derece ayakları yere basan ve kararlı bir insan gördüm&quot; diyerek bu hikayeyi anlatmanın kendisi için hem büyük bir sorumluluk hem de heyecan verici bir yaratıcı süreç olduğunu ifade etmişti. Senaryosu Ferzan Özpetek ve Francesco Arlanch tarafından kaleme alınan yapım, Giorgio Armani&#39;nin vefatının ardından duyurulan ilk biyografik iş olma özelliğini de taşıyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/cd15164e-f612-40a9-aa41-49689028292a-80211bb9-9aab-47ff-8cd3-334af51ce73a" style="width: 300px;"><em>Giorgio Armani, Getty Images</em></p><p><strong>Moda Markaları Artık Kendi Hikayelerini de Anlatıyor</strong><br>Son yıllarda moda dünyasında biyografik yapımların sayısı artarken (Crist&oacute;bal Balenciaga, Yves Saint Laurent, Becoming Karl Lagerfeld), bu projeler yalnızca tasarımcıların yaşamlarını anlatmakla sınırlı kalmıyor. Aynı zamanda markaların kültürel mirasını ve yaratıcıların dönüşüm hikayelerini yeni kuşaklara aktaran merak uyandırıcı anlatılara dönüşüyor. &quot;Armani&quot; dizisi de bu yaklaşımın son örneklerinden biri olacak gibi gözüküyor. Maison&#39;un doğrudan projeye dahil olması, yapımın yalnızca biyografik bir anlatı değil, aynı zamanda markanın tarihine ve yaratıcı sürecine içeriden bir bakış sunacağını gösteriyor. Arşivlere ve ikonik tasarımlara sağlanan erişim de bu açıdan dikkat çekici.</p><p><strong>Ferzan Özpetek Neden Doğru İsim Olabilir?</strong><br>Ferzan Özpetek&#39;in filmografisi uzun yıllardır karakter odaklı anlatılar ve güçlü görsel dünyalar etrafında şekilleniyor. Son filmi &quot;Diamonds&quot; da haute couture atölyesinde geçen hikayesiyle moda ile sinema arasındaki ilişkiye odaklanmıştı. Bu nedenle Özpetek&#39;in Armani&#39;nin hikayesini yönetmesi yalnızca iki İtalyan ismi bir araya getiren bir işbirliği olarak değil, sinema, tasarım ve kültürel hafıza arasında doğal bir kesişim olarak da okunabilir.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/81031747-4b40-4052-b4be-76d4ae5b384b-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/81031747-4b40-4052-b4be-76d4ae5b384b-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Boşluğun Hafızası: Aradaki Biçimi Aramak]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/boslugun-hafizasi-aradaki-bicimi-aramak</link>
									<description><![CDATA[Figür, Rüzgar Polat’ın resimlerinde hiçbir zaman tek başına var olmuyor; beden ile boşluk birbirini tamamlayan iki unsur olarak aynı anlatının parçasına dönüşüyor. Muse Contemporary’de izleyiciyle buluşan The Shape Between vesilesiyle sanatçıyla görünür olan kadar görünmeyeni, maskeleri ve üretim pratiğinde peşinden gitmeye devam ettiği dönüşümü konuştuk.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/boslugun-hafizasi-aradaki-bicimi-aramak</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Mon, 03 Aug 2026 14:00:23 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/c4a316c4-f540-4ecc-8879-37dbec5f9d87-web1.jpg"/><p><strong>Resimlerinizde figürler hiçbir zaman kendilerini bütünüyle ele vermiyor. Bu yaklaşım üretim sürecinizde nasıl şekilleniyor? Çalışırken neyi görünür kılacağınıza, neyi dışarıda bırakacağınıza nasıl karar veriyorsunuz? &ldquo;Burada durmalıyım&rdquo; dediğiniz an sizin için ne ifade ediyor?&nbsp;</strong><br>Anlattığım hikayelerde arayış ve dönüşüm hiçbir zaman sona ermiyor; bu durum figürlerime de yansıyor. Figürlerin belirgin bir kimlik taşımaması, aktarmak istediğim duygularla çizdiklerim arasındaki dengeyi güçlendiriyor. İzleyiciye tanımlanmış bir kimlik sunmak yerine dilediğinde kendisini figürün yerine koyabileceği bir alan bırakmak istiyorum. Neyi görünür kılacağıma, ele aldığım meselenin bedende nerede ve nasıl başladığını düşünerek karar veriyorum. Ardından figür ile çevresinde oluşan boşluk arasındaki kompozisyonu kuruyor; neyi çizeceğimi, neyi çizgiler aracılığıyla belirsizleştireceğimi ya da ortadan kaldıracağımı belirliyorum. Bazen bu kararları figürün bedensel hareketi de yönlendiriyor. &ldquo;Burada durmalıyım&rdquo; dediğim an, benim için bir son olmaktan çok yeni bir başlangıç. Zihnimde ve eskizlerimde tamamlanan görüntü, tam da o noktada kendi gerçek hikayesine kavuşuyor.&nbsp;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/87af31ca-e45b-4988-a8d9-af1f27993f23-8ca4b99b-a878-4240-8eb3-c207434d64d7" style="width: 454px; height: 342.013333px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Rüzgar Polat, Murderer, Tuval üzerine yağlıboya, 60x80 cm</em></span></p><p><strong>Resimlerinize dışarıdan bakıldığında oldukça kontrollü bir üretim süreci varmış gibi görünüyor. Peki atölyede işler gerçekten böyle mi ilerliyor? Yoksa bazen resim sizi planlamadığınız bir yöne de götürüyor mu?&nbsp;</strong><br>Üretim sürecinde elimden geldiğince kontrollü ilerlemeye çalışıyorum. Bu nedenle çok sayıda eskiz yapıyor, resmin yapısını önceden kuruyorum. Ancak tuval üzerinde çalışmaya başladığımda, resmin kendi akışı içinde değişen ve beni başlangıçta planlamadığım bir yöne götüren noktalar da ortaya çıkabiliyor. Aynı anda birden fazla düşünceyi ve duyguyu bir araya getirmeyi sevdiğim için, bütün bu unsurlar arasındaki uyum ve akış benim için önemli. Sergide de temel meseleyi iki farklı dönem ve farklı figürler üzerinden ele alıyorum. Kontrol, bu parçaları bir arada tutmamı sağlıyor fakat resmin dönüşmesine de alan bırakıyorum.&nbsp;</p><p><strong>Moda tasarımı da resim de bedenle ilişki kuran iki farklı disiplin. Sizce bu iki alan birbirini nasıl besliyor? Moda eğitiminizin resim yapma biçiminizi etkilediğini düşünüyor musunuz?&nbsp;</strong><br>Her iki alanda da form ararken, zamanla ürettiğim şeylerin kimliğini buldum. Sanırım bu iki disiplin arasındaki en güçlü bağ benim için burada kuruluyor. Hem moda hem de resim, yaşayan ve sürekli değişen yüzeylerle ilişki kuruyor. İkisi de görmeye, düşünmeye ve gördüğümüzü yeniden sorgulamaya açık, sınırları kolayca tükenmeyen alanlar. Ne anlatmak istediğinizi bildiğinizde, her iki disiplin de üretiminizi düşündüğünüzden çok daha fazla besleyebiliyor. Yine de moda eğitiminin resim yapma biçimimi doğrudan belirlediğini söyleyemem. Çünkü resim, kendimi bildim bileli hayatımda. Moda ise beden, form ve yüzey üzerine düşünme biçimime başka bir bakış kazandırdı.&nbsp;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/7e512cf0-57fb-415d-a007-c1011478f444-d6ece754-53a5-4ad1-b275-d9b4010c82a8" style="width: 394px; height: 398.365651px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Rüzgar Polat, Other Masks, Tuval üzerine yağlıboya, 50x50 cm.</em></span></p><p><strong>Geriye dönüp baktığınızda, bugüne kadar ürettiğiniz işleri birbirine bağlayan ortak bir mesele olduğunu düşünüyor musunuz? Yoksa her yeni seriyle birlikte peşine düştüğünüz soru da değişiyor mu?</strong><br>Evet, bugüne kadar ürettiğim işlerin birbirine bağlı bir arayışın parçaları olduğunu düşünüyorum. İnsanın hiç sona ermeyen dönüşümü; yaşadıklarının ve duygularının zihninde, bedeninde bıraktığı izler, peşinden gitmeye devam ettiğim temel meseleler arasında. Her yeni seride bu arayışa farklı bir açıdan yaklaşıyorum. Sorunun özü bütünüyle değişmiyor; fakat ona yeni konular, yeni figürler ve farklı anlatım biçimleri ekleniyor.&nbsp;</p><p><br></p><p><strong>Kendi görsel dilinizi bulduğunuzu hissediyor musunuz, yoksa bunun h&acirc;l&acirc; devam eden bir arayış olduğunu mu düşünüyorsunuz?&nbsp;</strong><br>Bazı yönleriyle kendi görsel dilimi bulduğumu hissediyorum. Ancak bu dil h&acirc;l&acirc; değişiyor, gelişiyor ve yeni biçimler kazanıyor. Benim için üretmenin en heyecan verici tarafı da bu: Bulduğumu düşündüğüm bir şeyin içinde yeniden aramaya devam etmek</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/8b06dc95-5a91-4af2-8213-e5a14772f254-49619be5-a6ca-4738-a1b7-ce732655af65" style="width: 399px; height: 348.769596px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Rüzgar Polat, Doors, Tuval üzerine yağlıboya, 80x70 cm.</em></span></p><p><strong>Maskeler tarih boyunca kimi zaman saklanmanın, kimi zaman korunmanın, kimi zaman da kimlik kurmanın bir aracı olarak karşımıza çıktı. Sizin çalışmalarınızda bu imge nasıl ortaya çıktı? Zaman içinde maskenin üretiminizde üstlendiği rol değişti mi?&nbsp;</strong><br>Resmettiğim maskeler zamanla yalnızca yüzü değil, bilinci de örten yapılara dönüşmeye başladı. Figürler ise bu örtünün altında kaybolmak yerine kendi yaratıcı kimliklerini korumaya, hatta ondan kaçmaya çalışan karakterleri temsil ediyor. Resimlerimde boşluk her zaman önemli bir yere sahipti. Anlatmak istediğim meseleleri yalnızca figürün çevresindeki boşlukta değil, doğrudan bedenin üzerinde de görünür kılmak istediğimde maskeler üretimime dahil oldu. Şimdilik maskenin anlattığım hikayedeki temel &nbsp;rolü değişmedi. Ancak farklı biçimlere bürünerek ve yeni anlatımların içinde başka anlamlar kazanarak karşıma çıkmaya devam edeceğini düşünüyorum.&nbsp;</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/cdb6415d-5051-4f21-8b10-61a9470247be-a26561ed-66b0-4b12-935c-8bff25770bcc" style="width: 460px; height: 344.708861px;"></p><p><br></p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/c4a316c4-f540-4ecc-8879-37dbec5f9d87-web1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/c4a316c4-f540-4ecc-8879-37dbec5f9d87-web1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[En Sevdiğiniz Saç Modeli Saç Çizginizi Geriye Taşıyor Olabilir]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/sac/en-sevdiginiz-sac-modeli-sac-cizginizi-geriye-tasiyor-olabilir</link>
									<description><![CDATA[TikTok'un vazgeçilmezi haline gelen sıkı ve parlak atkuyruğu ya da topuz modeli kusursuz görünse de uzmanlara göre saçınızı her gün aynı şekilde geriye toplamak uzun vadede sandığınızdan daha büyük sorunlara yol açabiliyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/sac/en-sevdiginiz-sac-modeli-sac-cizginizi-geriye-tasiyor-olabilir</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Mon, 03 Aug 2026 12:00:27 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/46b22ff1-effd-4e44-8128-05fb9727242e-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p>Sıkı ve pürüzsüz atkuyruğu ya da topuz son birkaç yıldır güzellik dünyasının en güçlü görünümlerinden biri. Spor salonundan ofise, davetlerden günlük stile kadar her yere uyum sağlayan bu model, özellikle yaz aylarında konforlu olduğu için daha da fazla tercih ediliyor. Ancak bu kadar sık kullanılan bir modelin görünmeyen bir bedeli olabilir. Uzmanlara göre sorun saçınızı geriye toplamanız değil, bunu her gün aynı noktadan, aynı gerginlikte yapmanız. Bu durum, sürekli aynı saç köklerine baskı uygulanmasına neden oluyor ve zaman içinde özellikle şakaklar ile alın çizgisinde incelme görülebiliyor. Uzun süre devam eden bu çekme kuvveti ise tıp literatüründe &ldquo;traksiyon alopesisi&rdquo; olarak bilinen saç dökülmesine yol açabiliyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/aa3f404d-de4a-46d8-bb32-f918724bf258-defd4ec0-3e4d-48e0-b7c1-8e876e4a29c7" style="width: 300px;"></p><p><strong>Islak Saçı Sıkıca Toplamayın</strong><br>Duştan çıkar çıkmaz saçınızı geriye doğru sıkıca topluyorsanız bu alışkanlığı yeniden düşünmenin zamanı gelmiş olabilir. Islak saç telleri kuru saça kıyasla çok daha esnek ve kırılmaya daha yatkın. Bu nedenle saç tamamen kurumadan yapılan sıkı modeller, kopmaları ve kırıkları artırabiliyor. En azından saçın büyük ölçüde kurumasını beklemenin veya kısa bir fönle nemini almanın daha güvenli olduğunu söyleyebiliriz. Bir diğer önemli nokta ise sert jeller yerine bakım yapan ürünleri tercih etmek. Ultra parlak görünüm için kullanılan güçlü jeller ve wax stick&#39;ler kusursuz bir sonuç verse de saç tellerini zamanla daha sert ve kırılgan hale getirebiliyor. Bunun yerine hem saçı kontrol altına alan hem de nem desteği sağlayan şekillendirici balm&#39;lar, bakım içerikli kremler veya hafif tutuş sağlayan ürünler tercih etmek saçın uzun vadede daha sağlıklı kalmasına yardımcı olabilir.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/2cc9c132-5aa0-48ae-83f9-fc2d492cb962-d935652a-8c92-491a-84aa-d520e257d03b" style="width: 300px;"></p><p><strong>Fırça ve Toka Seçimi Düşündüğünüzden Önemli</strong><br>Sadece kullandığınız ürünler değil, saçınızı toplarken tercih ettiğiniz aksesuarlar da fark yaratıyor. Metal bağlantılı lastik tokalar saç tellerini sıkıştırıp koparabilir. Bunun yerine kumaş kaplı veya ipek tokalar daha nazik bir alternatif sunuyor. Benzer şekilde yumuşak kıllı fırçalar da saçın gereksiz yere çekilmesini azaltıyor. İyi haber şu: Sıkı atkuyruğu veya topuzu tamamen hayatınızdan çıkarmanız gerekmiyor. Asıl önemli olan bu modeli ara sıra tercih etmek, mümkün olduğunca ac�� verecek kadar sıkı toplamamak, saçın toplandığı noktayı değiştirmek ve saçınıza dinlenme günleri tanımak.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/46b22ff1-effd-4e44-8128-05fb9727242e-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/46b22ff1-effd-4e44-8128-05fb9727242e-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[İtalya’nın En Şık Yaz Rotası: Forte Dei Marmi & Portofino]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/gezi/italyanin-en-sik-yaz-rotasi-forte-dei-marmi-portofino</link>
									<description><![CDATA[İtalya’nın en sevilen iki sahil destinasyonunda nerede denize girilir, nerede yemek yenir, neresi görülür? Notlarımızı sizler için bir araya getirdik.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/gezi/italyanin-en-sik-yaz-rotasi-forte-dei-marmi-portofino</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Mon, 03 Aug 2026 09:00:32 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/dca9acd2-2f0b-408b-b164-694828442e84-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Yazı&amp;Fotoğraflar: Serra Üner</em></span></p><p><br></p><p>Yaz planlarınızda İtalya varsa ya da h&acirc;l&acirc; &quot;Nereye gitsek?&quot; diye düşünüyorsanız, Toskana kıyısındaki Forte dei Marmi ile Portofino hattını listenize ekleyin. Biri sakin ama sosyal bir sahil kasabası, diğeri ise kartpostallardan çıkmış gibi görünen koyları ve renkli evleriyle tam bir İtalyan klasiği. İşte kısa rehberimiz.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/8d6224e2-c279-443d-b72f-e943948725cc-e33d9e47-3364-425c-a9d8-a3b080735263" style="width: 700px;"></p><p><strong>Forte dei Marmi</strong><br>Forte dei Marmi, yaz aylarında İtalyanların en sevdiği tatil destinasyonlarından biri. Kimisi hafta sonu kaçamağı için geliyor, kimisi bütün sezonu burada geçiriyor. Birkaç gün geçirdikten sonra nedenini anlamak zor değil. Hareketli ama kalabalık hissettirmeyen, şık ama rahat bir atmosferi var.</p><p>Alışveriş tarafında hem İtalyan modaevlerini hem de uluslararası markaları bir arada bulabilirsiniz. Restoran seçenekleri de oldukça güçlü. Tek hayal kırıklığı ise denizdi. Sığ yapısı nedeniyle uzun süre derinleşmeyen, zaman zaman bulanıklaşan ve denizanası ihtimali olan bir deniz sizi bekliyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/9e766347-814b-442f-9bfa-7d6a1ececc6a-43bbc4d5-de2a-429d-9550-919ecd7e7794" style="width: 700px;"></p><p>Forte dei Marmi&#39;de birçok popüler restoran aynı zamanda beach club&#39;ların bünyesinde yer alıyor ve günün farklı saatlerinde hizmet veriyor. Lokal öneriler arasında Casa Mare, Trattoria 13 Gobbi, Maito, Gilda, Twiga, Bagno Fiorichiari, Bagno Felice ve Bagno Elena öne çıkıyor. Benim favorim Trattoria 13 Gobbi oldu. Lezzetli yemekleri ve lokal atmosferiyle tatilin en keyifli duraklarından biriydi.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/caa1c885-3a37-4d80-8f1a-86fbcbed1370-2935b51d-7b48-46ee-800b-9abd073b8c92" style="width: 700px;"><em>Trattoria 13 Gobbi</em></p><p>Akşam için ise Twiga bambaşka bir deneyim sunuyor. Şık bir akşam yemeğinin ardından DJ performanslarıyla geceye devam edebileceğiniz, kaliteli mutfağı ve enerjisiyle öne çıkan bir adres.</p><p>Küçük bir not: Bölgede birçok restoran öğleden sonra birkaç saat kapanıyor. Biz de ilk gün bunu bilmediğimiz için saat 15.00&#39;te açık restoran ararken sonunda bir sandviçle yetinmek zorunda kaldık. Günü ise lokal bir dondurmacıdan aldığımız nefis bir gelato&#39;yla kurtardık. İtalya&#39;da iyi bir gelato gerçekten bambaşka.</p><p><strong>Santa Margherita &amp; Portofino</strong><br>Bu bölgeye geldiyseniz mutlaka günlük bir tekne turuna çıkmanızı tavsiye ederiz. Koyları denizden görmek, dağların arasına gizlenmiş renkli evleri keşfetmek ve turkuaz sularda yüzme molası vermek, Portofino deneyiminin en güzel kısmı.<img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/0a53e997-8d41-4390-a8c6-1992da995c67-b7442279-47ac-42c9-a0b1-6465f21291ff" style="width: 700px;"></p><p>Lokal tavsiyeler arasında ilk sırada Ristorante Trattoria La Cambusa vardı. Hemen çevresinde de deniz kenarında, rahat ama kaliteli birçok alternatif restoran bulunuyor. Daha salaş bir deneyim arayanlar için Osteria Numero 7 kesinlikle uğranması gereken bir adres. Gösterişsiz ama çok lezzetli. Özellikle pesto soslu trofie makarnasını mutlaka deneyin. Bir diğer önerimiz ise küçük meydandaki keyifli dış oturma alanıyla Reve Caf&eacute; Restaurant. Yemek çıkışı gelato arayanlar için Gelateria Centrale di Comini Fabio&#39;yu mutlaka tavsiye ederim.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/d24c8694-06b0-4070-ab59-2f239b7ffbe1-bbfc9b7a-fd65-4c70-9bf3-e0e77a17003b" style="width: 700px;"><em>Langosteria</em></p><p>Daha özel bir yemek için rotayı Paraggi Koyu&#39;ndaki Langosteria&#39;yı deneyebilirsiniz. Bölgenin en bilinen adreslerinden biri olan restoran, kaliteli mutfağı ve konumuyla öne çıkıyor. Bu bölgede dikkat çeken bir diğer detay ise servis temposu. Çoğu restoranda hizmet oldukça yavaş ilerliyor. İlk başta alışmak zor olsa da acele etmeyi bırakınca bu &quot;slow living&quot; hissinin tatilin bir parçası olduğunu fark ediyorsunuz.</p><p>Denize girmek isteyenler için şık beach club&#39;ların yanı sıra halka açık plajlar da var. En çok önerilenlerden Baia di Niasca ve Baia Cannone&#39;yi denedik. Temiz, düzenli ve hem lokallerin hem turistlerin birlikte vakit geçirdiği sakin bir plaj.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/90112fc3-88fa-413e-baf6-845498b0c974-1ca743a5-532c-410d-88c4-e42280984927" style="width: 700px;"><em>Baia di Niasca</em></p><p>Portofino&#39;da günbatımını değerlendirmek için Hotel Splendido&#39;nun terasında bir mola vermeyi de öneririz. Manzara gerçekten etkileyici; otelin kendisi ise başlı başına görülmeye değer.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/014ad215-1b5d-41b5-aae9-db25c6ce9d01-f857f640-d536-49e9-9094-4bd8df9fb7a1" style="width: 700px;"><em>Hotel Splendido</em></p><p>Akşam yemeği için marinanın çevresinde birçok seçenek bulunuyor. Bizim tercihimiz Strainer oldu. Masaya peynir tekerinin içinde karıştırılarak servis edilen trüflü makarna ise menünün yıldızıydı.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/d9e5f5a8-01ab-41ae-8371-2cacbf4dd539-eec58266-c453-4e6e-9085-05e8b9fdff67" style="width: 700px;"><em>Strainer</em></p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/dca9acd2-2f0b-408b-b164-694828442e84-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/dca9acd2-2f0b-408b-b164-694828442e84-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Çok İçerik, Az Odak: “Dijital Obezite” Nedir?]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/cok-icerik-az-odak-dijital-obezite-nedir</link>
									<description><![CDATA[Kaydırıyoruz. Beğeniyoruz. Geçiyoruz. Birkaç dakika diye başladığımız ekran molaları bazen saatlere dönüşüyor. Günün sonunda ise tükettiğimiz onca içeriğin büyük kısmı hafızamızda hiçbir iz bırakmıyor. Uzmanlara göre bunun adı “dijital obezite” ve düşündüğümüzden çok daha yaygın.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/cok-icerik-az-odak-dijital-obezite-nedir</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Sun, 02 Aug 2026 12:00:06 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/4a1bd535-c49e-46d8-8436-396032e49d6a-kapak-1.png"/><p>Sabah gözümüzü açar açmaz telefona uzanıyor, gün boyunca sayısız bildirim arasında kayboluyor ve fark etmeden yüzlerce içerik tüketiyoruz. Ancak beynimiz bu hızın ve bilgi yoğunluğunun tamamını işleyemiyor. Son dönemde giderek daha sık konuşulan &quot;dijital obezite&quot; tam da bu noktada karşımıza çıkıyor. Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Nöropazarlama Yüksek Lisans Programı&#39;ndan Dr. Öğr. Üyesi Özgün Arda Kuş&#39;a göre dijital obezite, kişinin ihtiyaç duyduğundan çok daha fazla dijital içerik tüketmesi ve bunun zamanla günlük yaşamını olumsuz etkilemeye başlaması anlamına geliyor. Sürekli sosyal medya akışında kalmak, kısa videolar arasında saatler geçirmek ya da gereksiz bilgi tüketimini kontrol edememek bunun en yaygın örnekleri arasında yer alıyor.</p><p><strong>Sonsuz Kaydırma Döngüsü</strong><br>Bugünün dijital platformları, kullanıcıyı mümkün olduğunca uzun süre ekranda tutacak şekilde tasarlanıyor. Sonsuz kaydırma özelliği, sürekli yenilenen içerikler ve bitmek bilmeyen bildirimler beynin sürekli yeni uyaran aramasına neden oluyor. Dr. Kuş bu süreci şöyle açıklıyor: &quot;Telefonlar, sosyal medya platformları ve dijital uygulamalar artık hayatımızın odak noktasında yer alıyor. İçerikler çok hızlı, kısa ve sürekli yenileniyor. Bu durum beynin sürekli yeni uyaran istemesine neden oluyor. Özellikle bildirimler, sonsuz kaydırma sistemi ve algoritmalar insanların ekranda daha uzun süre kalmasını hedefliyor. Zamanla kişiler farkında olmadan dijital içerik tüketimini bir alışkanlıktan öteye taşıyabiliyor ve beyin bu durumu haz unsuru olarak nitelendirebiliyor.&quot;</p><p><strong>Dijital Obezite ile Dijital Bağımlılık Aynı Değil</strong><br>Her ne kadar birbirine yakın kavramlar gibi görünse de dijital obezite ve dijital bağımlılık aynı anlama gelmiyor. Dr. Kuş, dijital bağımlılığın ekran kullanımını kontrol edememek ve dijital ortamdan uzak kalındığında kaygı ya da yoksunluk hissetmekle ilişkili olduğunu söylüyor. Dijital obezite ise her zaman bağımlılık düzeyinde olmayabiliyor. Ancak uzun vadede dikkat dağınıklığı, zihinsel yorgunluk, verim kaybı, sosyal yaşamdan uzaklaşma ve bağımlılık riskini artırabiliyor. Uzmanımız, dijital obeziteyi aşırı yemek yemeye benzeterek şu değerlendirmeyi yapıyor: &quot;Nasıl ki kişi fazla yemek tükettiğinde rahatsızlık ve ağırlık hissederse dijital obezitede de benzer bir durum yaşanıyor. Aradaki temel fark, birinin fiziksel bedeni, diğerinin ise bilişsel ve psikolojik yapıyı etkilemesidir.&quot;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/4d83c534-0bbf-4708-996b-386d9e2a04fd-9287d39b-0831-4a2f-aef7-9ede75acfc3c" style="width: 300px;"><em>Launchmetrics Spotlight</em></p><p><strong>Beynin Ödül Sistemi Daha Fazlasını İstiyor</strong><br>Aşırı içerik tüketiminin en belirgin etkilerinden biri dikkat süresinde yaşanan kısalma. Dr. Kuş&#39;a göre özellikle kısa video formatları beyni hızlı uyarana alıştırıyor. Bunun sonucunda uzun süre odaklanmak zorlaşıyor, sabırsızlık hissi artıyor ve bu durum daha belirgin şekilde gözlemleniyor. Yoğun bilgi akışı hafızayı da etkiliyor. Beyin sürekli yeni bilgilerle karşılaştığında bunları işleyip kalıcı hale getirmekte zorlanıyor. Bu nedenle birçok kişi gün sonunda onlarca içerik tüketmiş olmasına rağmen çok azını hatırladığını fark ediyor. Sosyal medya platformlarının çalışma biçimi de bu döngüyü besliyor. Beğeniler, bildirimler ve sürekli yenilenen içerikler beyinde kısa süreli haz hissi oluşturuyor.</p><p>Dr. Kuş düzenli ve yoğun dijital içerik tüketen kişilerin zamanla bu uyarana karşı tolerans geliştirdiğini, aynı hissi yaşayabilmek için daha fazla içerik tüketme eğilimi gösterebildiğini belirtiyor. Platformların algoritmaları da bu döngüyü güçlendiren önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.</p><p><strong>Nasıl Yönetebiliriz?</strong><br>Hepimiz durup kendimizi teste edelim. Uzmanlara göre şu belirtiler dijital obezitenin habercisi olabilir: Sürekli telefonu kontrol etme ihtiyacı, dikkat dağınıklığı, planlanandan çok daha uzun süre ekran başında kalmak, uyku düzeninin bozulması, gerçek hayattaki sosyal aktivitelerden uzaklaşmak&hellip; Dijital tüketimi dengeleyebilmenin ilk adımı ise ekran süresinin farkına varmak. Günlük telefon kullanımını takip etmek, gereksiz bildirimleri kapatmak, özellikle gece saatlerinde telefonu yatak odasının dışında bırakmak ve gün içinde belirli zaman dilimlerini ekransız geçirmek daha sağlıklı bir dijital denge kurmaya yardımcı olabiliyor. Dr. Kuş, sosyal medya kullanımının da daha amaçlı hale getirilmesi gerektiğini vurgulayarak, sürekli akış içinde kaybolmak yerine kontrollü ve sınırlı kullanımın daha sağlıklı bir yaklaşım olduğunu söylüyor. Son olarak fiziksel aktivite, yüz yüze sosyal ilişkiler ve hobilerin dijital dengeyi korumada önemli rol oynadığını hatırlatan uzman &quot;Dijital dünyadan tamamen uzaklaşmak çağımızda mümkün değil. Önemli olan onu kontrollü, bilinçli ve dengeli kullanmayı öğrenmektir&quot; diyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/4a1bd535-c49e-46d8-8436-396032e49d6a-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/4a1bd535-c49e-46d8-8436-396032e49d6a-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Minimalist Kokuların Yeni Kahramanı: Çay Notası]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/parfum/minimalist-kokularin-yeni-kahramani-cay-nostasi</link>
									<description><![CDATA[Temiz ten etkisi yaratan, gösterişten uzak ama karakter sahibi kokular yükselişte. Çay notalı parfümler, bu sezonun en rafine koku trendi olarak öne çıkıyor diyebilir miyiz? Bizce evet.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/parfum/minimalist-kokularin-yeni-kahramani-cay-nostasi</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Sat, 01 Aug 2026 12:00:31 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/8e2adde6-1d51-4899-be5f-0fcbebf4c3eb-kapak-1.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Kapak Fotoğrafı: Etsy</em></span></p><p><br></p><p>Vanilyanın iştah açan sıcaklığı ve meyveli kokuların enerjisinin ardından parfüm dünyası rotasını çok daha sakin, rafine ve zamansız bir yöne çeviriyor: çay notaları. Yeşil çayın ferahlığından siyah çayın derinliğine, matcha&#39;nın kremsi dokusundan beyaz çayın zarif temizliğine uzanan bu yeni dalga, &quot;sessiz lüks&quot; estetiğini kokulara taşıyor. Parfüm uzmanlarına göre çay notalarının yükselişi tesadüf değil. Günümüzün hızlı temposunda dinginlik hissi veren, gösterişli olmadan karakter sahibi kokulara duyulan ilgi her geçen gün artıyor. Üstelik çay, parfümeride tek bir koku anlamına gelmiyor. Kullanılan çayın türüne göre karakter tamamen değişebiliyor. Bu da onu hem kadın hem erkek parfümlerinde rahatlıkla kullanılabilen en çok yönlü notalardan biri haline getiriyor.&nbsp;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/dab93f36-67d3-4a52-8019-d6818173aac1-eb7a7db7-a955-447c-a0f9-b5a68e5080b3" style="width: 300px;"><em>Gap Beauty</em></p><p><strong>&quot;Clean Girl&quot; Trendinin Koku Karşılığı</strong><br>Son yılların en büyük güzellik akımlarından biri olan &ldquo;clean girl/temiz kız&rdquo; estetiği, makyaj ve cilt bakımından sonra parfüm seçimlerini de etkiliyor. Ağır şekerli kokuların yerini daha doğal, tenle bütünleşen kompozisyonlar alırken çay notaları da bu dönüşümün merkezine yerleşiyor. Çay akoru, sabunsu beyaz miskler, yumuşak odunsu notalar ve narenciyelerle birleştiğinde &quot;yeni duş almış&quot; hissini çok daha sofistike bir seviyeye taşıyor. Gösterişli olmadan dikkat çeken bu karakter, özellikle ofis kullanımı ve günlük kombinler için güçlü bir alternatif oluşturuyor. Yeşil çay narenciye ve yeşil notalarla birleştiğinde canlı, temiz ve ferah bir etki yaratırken, siyah çay daha koyu, dumanlı ve odunsu karakteriyle sofistike bir derinlik sunuyor. Matcha hafif kremsi, pudramsı ve topraksı yapısıyla modern gourmand kokulara farklı bir yorum katıyor. Beyaz çay ise ten kokusuna yakın, yumuşak ve zarif bir his bırakıyor. Tam da bu nedenle çay notalı parfümler ne çok tatlı ne de keskin hissettiriyor. Gün boyu kullanılabilecek kadar hafif, aynı zamanda akılda kalacak kadar karakterli bir denge kuruyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/8e2adde6-1d51-4899-be5f-0fcbebf4c3eb-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/8e2adde6-1d51-4899-be5f-0fcbebf4c3eb-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Galerist, 25. Yılını Elif Uras ile Bodrum'da Kutladı]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/galerist-25-yilini-elif-uras-ile-bodrumda-kutladi</link>
									<description><![CDATA[Çağdaş sanat galerisi, yıldönümü programının ilk buluşmalarından birini The Bodrum EDITION'da gerçekleştirdi.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/galerist-25-yilini-elif-uras-ile-bodrumda-kutladi</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Fri, 31 Jul 2026 21:00:25 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/a70387e7-fab9-478f-84bb-778166ea3e6a-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p>Türkiye çağdaş sanat sahnesinin önemli galerilerinden Galerist, 25. yılı kapsamında sanatçısı Elif Uras ile The Bodrum EDITION&#39;da bir davet düzenledi. The Bodrum EDITION Genel Müdürü Mustafa Bulmuş ve Galerist ortağı Melkan Gürsel&#39;in evsahipliğinde gerçekleşen buluşma, sanat, tasarım ve iş dünyasından isimleri bir araya getirdi.</p><p>Akşam, Elif Uras&#39;ın &quot;Blue Zone Lovers&quot; (2026), &quot;Dawn of Culture&quot; (2026) ve &quot;Picabia II&quot; (2025) adlı eserlerinin yer aldığı bir davet ile başladı. Doğa, tarih ve kültürel belleğe referans veren çalışmalar davetlilere sanatla iç içe bir deneyim sundu.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/1fd5e5c5-c409-496a-a2ea-cbae2f1f2522-7d336a14-d071-44a5-aabf-d4ee830b218b" style="width: 700px;"></p><p>Gece, Kitchen by Osman Sezener&#39;de devam etti. Şef Osman Sezener&#39;in Ege mutfağını odağına alan menüsü, sanat ve gastronomiyi aynı sofrada buluşturan akşama yakışır bir ortam yarattı.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/08d09afe-af51-430b-8ccd-358cc675c4ed-a1b4c5e1-1716-4c6c-85cc-a0475f4b70cb" style="width: 700px;"><em>Anlam De Coster - Lian Beraha - Aytül Ayke Fıratoğlu - Müge Çubukçu - Selin Akın</em></p><p><span style="text-align: initial;">Bodrum&#39;daki davet, Galerist&#39;in 25. yılı kapsamında hazırladığı programın da ilk duraklarından biri oldu. Galeri, kutlamalarını eylül ayında İstanbul&#39;daki mekanında açacağı ve kuruluşundan bu yana birlikte çalıştığı 40&#39;tan fazla sanatçıyı bir araya getirecek yıldönümü sergisiyle sürdürmeye hazırlanıyor.</span></p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/a70387e7-fab9-478f-84bb-778166ea3e6a-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/a70387e7-fab9-478f-84bb-778166ea3e6a-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Peptitli Dudak Ürünleri Neden Bu Kadar Popüler?]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/makyaj/peptitli-dudak-urunleri-neden-bu-kadar-populer</link>
									<description><![CDATA[Cilt bakımının en sevilen içeriklerinden biri olan peptit, şimdi dudak bakımının da başrolünde. Yeni nesil formüller, bakım ve makyaj arasındaki çizgiyi bulanıklaştırırken, dudak balm'ına bakışımızı da değiştiriyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/makyaj/peptitli-dudak-urunleri-neden-bu-kadar-populer</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Fri, 31 Jul 2026 12:00:31 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/2c1fb47a-9590-442b-aac2-301989946717-kapak-1.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Kapak Fotoğrafı: Rationale</em></span></p><p><br></p><p>Dudak balm&#39;ı uzun zamandır makyaj çantalarının vazgeçilmezlerinden biri. Ancak son dönemde raflarda klasik balm&#39;ların yerini &quot;peptide lip treatment/peptit dudak bakımı&quot; etiketi taşıyan ürünler almaya başladı. Sosyal medyada milyonlarca görüntülenmeye ulaşan bu yeni nesil formüller yalnızca dudakları nemlendirmeyi değil, daha dolgun, daha pürüzsüz ve daha sağlıklı bir görünüm sunmayı vadediyor. Peki, peptitli dudak ürünlerini gerçekten farklı kılan ne?&nbsp;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/0dbefa0d-1a0d-4547-8356-b3b9ca06cf37-2c720398-9255-410d-a9ed-9f6e60a31a2e" style="width: 300px;"><em>Rhode</em></p><p><strong>Peptit Tam Olarak Nedir?</strong><br>Peptitler, amino asitlerden oluşan kısa zincirler olarak tanımlanabilir. Cilt bakımında uzun yıllardır kullanılan bu içerikler, cildin doğal yapısında bulunan proteinleri desteklemeye yardımcı oluyor. Özellikle kolajen üretimini desteklemeye yönelik etkileri nedeniyle yaşlanma karşıtı ürünlerin yıldız bileşenlerinden biri olarak kabul ediliyor. Dudaklarda ise durum biraz farklı. Dudak derisi yüzün geri kalanına göre çok daha ince olduğu için zamanla nem kaybına ve ince çizgilere daha yatkın hale geliyor. Peptit içeren dudak bakım ürünleri dudakların daha yumuşak, daha esnek ve daha dolgun görünmesine yardımcı olmayı hedefliyor.</p><p><strong>Neden Popüler Oldu?</strong><br>Trendin büyümesinin arkasında iki önemli neden var. İlki makyaj anlayışının değişmesi. Son yıllarda yüksek kapatıcılık ve yoğun renk yerine sağlıklı görünen bir cilt ve doğal dudak görünümü öne çıkıyor. Bu nedenle bakım yapan ürünler, renk veren kozmetiklerin önüne geçmeye başladı. İkinci neden ise &quot;skinification&quot; akımı. Artık saç ürünlerinden fondötenlere kadar pek çok formül cilt bakımından ilham alan aktif içerikler içeriyor. Dudak ürünleri de bu dönüşümden payını aldı. Hyalüronik asit, seramid ve peptit gibi içerikler artık rujlardan önce kullanılan bakım ürünlerinde sıkça karşımıza çıkıyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/1f947404-808c-4a8b-a093-3d9795efc1c7-b43577a2-6309-44e5-803f-4d4357acafae" style="width: 300px;"><em>Fara Homidi</em></p><p><strong>Gerçekten Dudakları Büyütüyor mu?</strong><br>Peptitli dudak bakım ürünleri, enjeksiyon etkisi yaratmaz ve dudak hacmini kalıcı olarak artırmaz. Ancak yoğun nem desteği sağladıkları için dudak yüzeyinin daha dolgun ve pürüzsüz görünmesine katkıda bulunabilirler. İnce çizgilerin görünümünün azalması ve dudak dokusunun daha sağlıklı görünmesi de bu dolgunluk hissini güçlendirebilir. Başka bir deyişle, vaat edilen etki daha çok görünümle ilgilidir, tıbbi bir hacim artışı beklemek doğru olmaz. Peptitli dudak bakım ürünleri özellikle kuruyan ve çatlayan dudaklara sahip olanlar, mat ruj kullanmadan önce pürüzsüz bir zemin isteyenler, yaşla birlikte belirginleşen dudak çizgilerini yumuşatmayı hedefleyenler, daha dolgun görünen ama doğal bitişli dudaklardan hoşlananlar için iyi bir seçenek olabilir.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/2c1fb47a-9590-442b-aac2-301989946717-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/2c1fb47a-9590-442b-aac2-301989946717-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[“Colour Drenching” ile Tanışın: Yazın Tek Renk Makyaj Trendi]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/makyaj/colour-drenching-ile-tanisin-yazin-tek-renk-makyaj-trendi</link>
									<description><![CDATA[Kontrastları unutun. Bu sezon güzellik dünyası, aynı renk ailesini tüm yüze taşıyan monokrom görünümün peşinde.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/makyaj/colour-drenching-ile-tanisin-yazin-tek-renk-makyaj-trendi</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 30 Jul 2026 18:00:49 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/8e8e1759-04de-4f9f-bf4c-b2432662f701-kapak-1.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><br></p><p>Bu sezon makyaj çantanızdaki en önemli karar, hangi rengi seçeceğiniz. Çünkü yazın en güçlü güzellik trendi &quot;colour drenching&quot;, yani tek bir tonu gözlerden dudaklara kadar tüm yüze taşıyor. &quot;No-makeup makeup&quot; estetiğinin yıllardır hüküm sürdüğü güzellik dünyasında ibre yeniden renge dönüyor. Ancak bu kez cesur kontrastlar ya da grafik makyajlar yerine çok daha yumuşak, romantik ve modern bir yaklaşım söz konusu. Adını son haftalarda sıkça duymaya başladığımız colour drenching, tek bir renk ailesini göz kapaklarından yanaklara, dudaklardan hatta zaman zaman tırnaklara kadar taşıyarak bütüncül bir görünüm yaratmayı amaçlıyor. &nbsp;Monokrom makyaj aslında yeni bir fikir değil. Colour drenching&#39;i farklı kılan ise kusursuz geçişler ve renklerin birbirine karışarak neredeyse suluboya etkisi yaratması. Sonuç ise hem zahmetsiz hem de son derece sofistike görünüyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/42280cf6-e57d-42e0-8d7a-60a2af642716-33a07185-3a8d-48ad-b99c-c79eda4c4601" style="width: 300px;"><em>Aelis</em></p><p><strong>Nasıl Uygulanıyor?</strong><br>Trendin temelinde tek bir renk ailesine sadık kalmak var. Şeftali, pembe, mürdüm, bronz, lavanta ya da kahverengi... Hangi tonu seçerseniz seçin aynı rengin farklı yoğunluklarını yüzün farklı bölgelerinde kullanıyorsunuz. Böylece göz, yanak ve dudak birbirinden bağımsız görünmek yerine tek bir hikayenin parçası gibi duruyor. Bu yaklaşım, makyajı daha doğal gösterirken yüz hatlarının da çok daha yumuşak görünmesini sağlıyor. Colour drenching&#39;in en önemli sırrı, cildin mat değil canlı görünmesi. Ağır kapatıcılı fondötenler yerine cildin dokusunu tamamen gizlemeyen ince yapılı ürünler tercih edin. Hafif nemli bitişli bir ten makyajı, uygulayacağınız rengin ciltle bütünleşmesini kolaylaştırıyor. Bu trendde krem allıklar, balm formüllü dudak ürünleri ve kolay dağılan krem farlar en büyük yardımcılar. Çünkü krem dokular birbirine daha doğal şekilde karışıyor ve sert çizgiler oluşturmuyor. Daha yoğun bir görünüm isterseniz önce krem ürünlerle rengi yerleştirip üzerine aynı tonun pudra formülünü geçebilirsiniz. Böylece hem kalıcılığı artırabilir hem de rengi katmanlandırabilirsiniz.&nbsp;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/7a8894bb-0a96-4431-830b-1e598029fade-407b4ec4-8863-4b04-82db-52432cc2e8a7" style="width: 300px;"><em>Rami Al Ali</em></p><p><strong>Kusursuz Olmak Zorunda Değil</strong><br>Eğer tek bir ürünle makyaj yapmayı seviyorsanız bu trend tam size göre. Kremsi bir allığ�� yanaklarınıza uyguladıktan sonra aynı ürünü göz kapaklarınıza ve dudaklarınıza hafifçe tampon hareketlerle yayabilirsiniz. Son dokunuş olarak ışıltılı bir cilt ve bol maskara eklemeniz yeterli. Minimal çabayla maksimum etki yaratan bu görünümün yaz boyunca sosyal medyada karşımıza çıkmaya devam edeceğine şüphe yok. Belki de colour drenching&#39;i bu kadar çekici yapan en önemli detay, mükemmellik aramaması. Keskin kontürler, belirgin çizgiler ya da kusursuz simetri yerine hafif dağıtılmış, romantik ve yaşanmış görünen bir bitiş hedefleniyor. Parmak uçlarıyla uygulanan allık, hafifçe dağıtılmış dudak rengi ve göz kapağına taşan aynı ton, trendin karakterini oluşturuyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/8e8e1759-04de-4f9f-bf4c-b2432662f701-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/8e8e1759-04de-4f9f-bf4c-b2432662f701-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Metot Giyimin Yeni Hamlesi Bir Mücevher Oldu]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/mucevher-saat/metod-giyimin-yeni-hamlesi-bir-mucevher-oldu</link>
									<description><![CDATA[Zendaya ile özdeşleşen metot giyim yaklaşımı, "Spider-Man: Brand New Day" prömiyerinde bu kez Michael Mando'nun Sevan Bıçakçı imzalı broş seçimiyle farklı bir yorum kazandı.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/mucevher-saat/metod-giyimin-yeni-hamlesi-bir-mucevher-oldu</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 30 Jul 2026 16:00:46 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/2c80c3b6-a259-40f7-a215-4cdcbf1cbaec-sevanbicakci.jpg"/><p>Son birkaç yıldır kırmızı halının en belirgin stil eğilimlerinden biri olan metot giyim, karakter ile gardırop arasında kurduğu bağ sayesinde film prömiyerlerinin ayrılmaz bir parçasına dönüştü. Son dönemde özellikle Zendaya&#39;nın tercihleriyle gündeme gelen bu yaklaşım, &quot;Spider-Man: Brand New Day&quot;in Los Angeles&#39;taki dünya prömiyerinde bu kez Michael Mando&#39;nun stilinde kendini gösterdi.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/5f7ea563-08e9-4268-817a-9197da47a877-2bbb0245-dd96-47ac-b625-6a5b7ac847c6" style="width: 300px;"><em>Michael Mando, Getty Images</em></p><p>Filmde Mac Gargan, diğer adıyla Scorpion karakterini canlandıran oyuncu, kırmızı halıda Sevan Bıçakçı imzalı zümrüt akrep broşuyla yer aldı. Karakterin simgesiyle doğrudan ilişki kuran bu seçim, gecenin öne çıkan stil detaylarından biri oldu ve metot giyimin yalnızca kıyafetlerle değil, mücevher aracılığıyla da nasıl yorumlanabileceğine dair güçlü bir örnek sundu.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/af145a2b-e470-4665-9b8d-b563786c0c72-356aae61-a84b-40a3-9ac8-553f235f2b10" style="width: 700px;"></p><p>Altın ve gümüş kullanılarak hazırlanan broşun merkezinde, özel geometrik kesime sahip 15,90 karat bir zümrüt yer alıyor. Sevan Bıçakçı&#39;nın tasarım dilinde sıkça görülen heykelsi yaklaşım, akrep figürünü yalnızca sembolik bir unsur olarak değil, biçim ve işçilik odağında yeniden yorumluyor. Tarih boyunca dayanıklılık, dikkat ve dönüşüm gibi anlamlarla ilişkilendirilen akrep motifi de bu tasarımda çağdaş bir perspektifle ele alınıyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/2c80c3b6-a259-40f7-a215-4cdcbf1cbaec-sevanbicakci.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/2c80c3b6-a259-40f7-a215-4cdcbf1cbaec-sevanbicakci.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Kiton, Yaz Seçkisi ile Bodrum'da]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/elle-man/haberler/kiton-yaz-seckisi-ile-bodrumda</link>
									<description><![CDATA[Beymen Mandarin Oriental Bodrum'da açılan yeni pop-up, markanın İtalyan terzilik anlayışını Akdeniz'in yaz ritmiyle buluşturuyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/elle-man/haberler/kiton-yaz-seckisi-ile-bodrumda</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 30 Jul 2026 14:00:12 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/ae920257-d4b7-4f1d-ba78-c5ab99c4e41c-kiton.jpg"/><p>Kiton, yaz sezonuna özel pop-up&#39;ıyla Beymen Mandarin Oriental Bodrum&#39;da yerini aldı. İtalyan terzilik geleneğine dayanan marka, yeni seçkisiyle Bodrum&#39;un yaz atmosferine hafif kumaşlar, yalın silüetler ve doğal tonlardan oluşan bir gardırop önerisi getiriyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/fbfc4762-b113-44b2-8a0c-e217d14dd17a-f498ec5b-d384-4fa6-9343-46bf01646fa0" style="width: 300px;"></p><p>Akdeniz yaşam kültüründen ilham alan koleksiyon ceketlerden gömleklere, trikolardan rahat kesimli pantolonlara uzanan parçalarıyla günün farklı anlarına uyum sağlayan zamansız bir yaklaşım sunuyor. Doğal dokular ve sade renk paleti, Kiton&#39;un uzun yıllardır benimsediği tasarım anlayışını yansıtıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/ee4acf15-ca15-48ec-8b86-76529c6eb32a-cc049ce9-17dd-4830-be8e-a23e112715aa" style="width: 300px;"></p><p>Beymen Mandarin Oriental Bodrum&#39;daki pop-up, markanın İtalyan yaşam kültüründen beslenen dünyasını Türkiye&#39;ye taşırken Bodrum&#39;u da yaz sezonunda öne çıkan lüks moda destinasyonlarından biri olarak konumlandıran işbirliklerine yeni bir halka ekliyor.</p><p>Pop-up&#39;ın açılışı, Beymen Group CEO&#39;su Elif Çapçı, Kiton CEO&#39;su Antonio De Matteis ve Kiton Başkanı Maria Giovanna Paone evsahipliğinde Mandarin Oriental Blue Beach&#39;te düzenlenen davetle kutlandı. Moda, iş ve cemiyet dünyasından isimlerin katıldığı gece, markanın yaz seçkisini ilk kez bir araya getirdi.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/afdf2d2c-75d4-4ac9-a4c4-2107a05a7754-c5258605-5c0d-4c8c-8985-55bb7bda78e1" style="width: 700px;"></p><p>Yaz boyunca ziyaret edilebilecek pop-up, Kiton&#39;un İtalyan terzilik yaklaşımını Bodrum&#39;un Akdeniz atmosferiyle buluşturuyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/ae920257-d4b7-4f1d-ba78-c5ab99c4e41c-kiton.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/ae920257-d4b7-4f1d-ba78-c5ab99c4e41c-kiton.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Dopamin Siteleri Nedir? Güney Kore'den Dünyaya Yayılan Yeni Alışkanlık]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/iliskiler/kisisel/dopamin-siteleri-nedir-guney-koreden-dunyaya-yayilan-yeni-aliskanlik</link>
									<description><![CDATA[Gerçek bir ürün satın almadan sipariş vermek, kargo ekranını takip etmek ve teslimat bildirimi almak... Güney Kore'de yükselen "sahte alışveriş" platformları, beynin ödül sistemini hedef alıyor. Uzmanlara göre mesele alışveriş değil, beklentinin kendisi.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/iliskiler/kisisel/dopamin-siteleri-nedir-guney-koreden-dunyaya-yayilan-yeni-aliskanlik</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 30 Jul 2026 12:00:01 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/7122fc14-9328-40e2-a990-55b2d72b035f-kapak-1.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><br></p><p>Güney Kore&#39;de ortaya çıkan &quot;sahte alışveriş&quot; platformları, sosyal medyanın yeni konuşulan dijital trendlerinden biri haline geldi. Gerçek bir ürün satın almadan sipariş vermek, kargo ekranını takip etmek ve teslimat bildirimi almak&hellip; Peki hiçbir zaman kapınıza ulaşmayacak bir sipariş neden yine de tatmin edici geliyor? Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi&#39;nden Klinik Psikolog Mader Bengisu Bilgen&#39;e göre yanıt, beynimizin ödül mekanizmasında saklı. Dijital dünyanın sürekli yeni alışkanlıklar ürettiği bir dönemde, Güney Kore&#39;de hızla yayılan &quot;dopamin siteleri&quot; ya da yerel adıyla &ldquo;do-farming&rdquo; platformları dikkat çekiyor. Bu platformlarda kullanıcılar gerçek bir alışveriş deneyimini adım adım yaşayabiliyor. Sepet oluşturuyor, sipariş veriyor, kuryeyi harita üzerinden takip ediyor ve teslimat bildirimi alıyorlar. Ancak işin en ilginç kısmı şu: Gerçekte hiçbir ürün gönderilmiyor. İlk bakışta sıradışı görünen bu deneyim, aslında beynin ödül ve beklenti mekanizmasını harekete geçiren ilginç bir psikolojik süreç olarak değerlendiriliyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/97e99cf5-7e68-4334-884d-7db7bedf259f-462f5b20-f8f3-4073-a126-ffc0a508f471" style="width: 300px;"></p><p><strong>Asıl Tetiklenen Şey Mutluluk Değil, Beklenti</strong><br>Klinik Psikolog Mader Bengisu Bilgen, bu platformların yalnızca teknolojik bir trend olmadığını, insan beyninin ödül beklentisini kullanan bir sistem üzerine kurulduğunu söylüyor: &quot;Asıl tetiklenen duygu haz değil, beklentidir. Beyin çoğu zaman ödülü elde ettiği anda değil, ona yaklaşırken daha yoğun bir dopamin yanıtı oluşturur.&quot; Toplumda dopamin çoğunlukla &quot;mutluluk hormonu&quot; olarak tanımlansa da bilimsel çalışmalar bunun çok daha karmaşık bir mekanizma olduğunu gösteriyor. Dopamin, temel olarak beklenti ve motivasyon süreçlerinde görev alıyor. Bilgen, sahte alışveriş platformlarında yaşanan sürecin de tam olarak bu mekanizma üzerine kurulduğunu belirtiyor: &ldquo;Kullanıcı sepetini doldurduğunda, siparişi onayladığında ya da kurye ekranını takip ettiğinde beynin ödül sistemi aktifleşiyor. Ürün gerçekte hiç ulaşmayacak olsa bile beyin, ödülün yaklaştığı algısıyla dopamin üretmeye devam edebiliyor.&quot; Uzmanımız nörobilimde bunun &quot;ödül tahmin hatası&quot; olarak tanımlandığını ve beklenmedik ya da yaklaşan bir ödül sinyalinin dopamin salınımını artırabildiğini de ekliyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/5f560995-f041-469a-9a05-3f7e25c0f7f4-47213377-5eb6-4de8-8cef-3a508dccfaf6" style="width: 300px;"></p><p><strong>Dürtüsel Alışverişi Azaltmaya Yardımcı Olabilir mi?</strong><br>Uzmanlara göre bu platformları yalnızca olumsuz yönleriyle değerlendirmek doğru olmayabilir. Bilgen, özellikle dürtüsel alışveriş davranışı veya kontrolsüz yeme eğilimi bulunan kişilerde, gerçek satın alma ya da tüketim gerçekleşmeden ritüelin deneyimlenmesinin bazı bireylerde geçici bir rahatlama sağlayabileceğini belirtiyor: &quot;Bunu madde bağımlılığında kullanılan nikotin sakızı ya da alkolsüz bira örneklerine benzetebiliriz. Gerçek davranışın yerini alan ancak zararını azaltan bir simülasyon söz konusu olabilir.&quot; Bu yaklaşım sayesinde kişi maddi kayıp yaşamadan satın alma dürtüsünü yönetebilirken, sonrasında hissedilen pişmanlık, suçluluk ve ekonomik kaygının da önüne geçilebileceği ifade ediliyor. Bilgen&#39;e göre kullanıcıların zaman içinde gerçek ürün gelmese bile rahatlayabildiklerini fark etmeleri, satın alma dürtüsü ile fiziksel nesne arasındaki bağı zayıflatabiliyor.</p><p>Psikolojide &quot;davranışsal sönme&quot; olarak tanımlanan bu süreç, uygun klinik koşullarda bazı bireylerde terapötik fayda sağlayabilecek mekanizmalardan biri olarak değerlendiriliyor. Bilgen son olarak şu uyarıda bulunuyor: &quot;Beklenti üzerine kurulu dijital deneyimlerin sürekli tekrar edilmesi, beynin doğal ödül sistemini zamanla değiştirebilir. Gerçek yaşam deneyimlerinden alınan tatmin azalırken, sürekli yeni uyarana ihtiyaç duyulması riski ortaya çıkabilir.&quot;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/7122fc14-9328-40e2-a990-55b2d72b035f-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/7122fc14-9328-40e2-a990-55b2d72b035f-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Jacquemus, Akdeniz Ruhunu Bodrum'a Taşıdı]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/jacquemus-akdeniz-ruhunu-bodruma-tasidi</link>
									<description><![CDATA[Fransız modaevi, Türkiye'deki ilk butiğini Mandarin Oriental, Bodrum'da açtı ve yaz sezonuna özel beach takeover deneyimini hayata geçirdi.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/jacquemus-akdeniz-ruhunu-bodruma-tasidi</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 30 Jul 2026 11:00:41 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/7e3ff9a5-9580-4953-ad51-4cc2ebb4c659-jacquemus.png"/><p>Simon Porte Jacquemus&#39;ün çocukluğunu geçirdiği Güney Fransa&#39;dan ilham alan marka, yıllardır Akdeniz&#39;in ışığı, renkleri ve sade yaşam anlayışını kendi estetik dilinin merkezine yerleştiriyor. Bu yaz ise o hikayenin yeni durağı Bodrum.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/3fc08556-ce5d-4b84-a70b-ff8280a0b23f-cf6504fb-41ab-4702-988b-14bae2cd6584" style="width: 300px;"></p><p>Fransız modaevi, Türkiye&#39;deki ilk butiğini Mandarin Oriental, Bodrum&#39;da açtı. Marka, yeni mağazasıyla birlikte Blue Beach Club&#39;da hayata geçirdiği beach takeover işbirliğiyle Akdeniz yaşam kültürüne dair yorumunu Türkiye&#39;ye taşıyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/34942e45-e0c8-4327-8f7c-6c1ac7cd4681-5f603be8-f924-4611-a0df-ee1e1dbf8363" style="width: 300px;"><em>Simon Porte Jacquemus</em></p><p>Resort 2026 &quot;Plage&quot; koleksiyonuna evsahipliği yapan butik, Jacquemus&#39;ün yalın tasarım anlayışını sanat eserleri ve vintage mobilyalarla buluştururken, sahil deneyimi de markanın karakteristik çizgileri, renk paleti ve yaz dünyasını yansıtan detaylarla yeniden şekilleniyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/dbffa39c-1d4c-4746-8d7a-6037c2e9b79c-99d88737-407b-4bef-878d-7989f1e64576" style="width: 300px;"></p><p>Son yıllarda Ibiza ve Monte-Carlo gibi Akdeniz destinasyonlarında gerçekleştirdiği beach takeover projeleriyle moda ile yaşam deneyimi arasındaki bağı güçlendiren Jacquemus, Bodrum&#39;u da bu rotaya dahil ediyor. Böylece Türkiye&#39;deki ilk fiziksel adresini yalnızca bir butik olarak değil, yaz mevsimine dair kurduğu dünyanın bir uzantısı olarak konumlandırıyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/2802a8c7-9284-466d-b240-3d34e3382822-bcb3476e-c82c-4536-bab9-ad833276be01" style="width: 300px;"><em>Yaz Yüceil</em></p><p>Yeni butik açılışı, Simon Porte Jacquemus ve Dresser Park Mağazacılık evsahipliğinde düzenlenen davetle kutlandı. Moda, sanat ve cemiyet dünyasından birçok ismin katıldığı gece, markanın Akdeniz&#39;den beslenen evrenini Bodrum&#39;un yaz atmosferiyle bir araya getirdi.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/7e3ff9a5-9580-4953-ad51-4cc2ebb4c659-jacquemus.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/7e3ff9a5-9580-4953-ad51-4cc2ebb4c659-jacquemus.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Cam, Işık ve Suyun Kesişiminde: Zeyrek Çinili Hamam x Fy-shan Glass Studio]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/cam-isik-ve-suyun-kesisiminde-zeyrek-cinili-hamam-x-fy-shan-glass-studio</link>
									<description><![CDATA[16. yüzyılda Mimar Sinan tarafından inşa edilen Zeyrek Çinili Hamam, bugün sanat ve tasarım aracılığıyla kültürel mirasını yeniden yorumlamayı sürdürüyor. Kurucu Direktörü Koza Güreli Yazgan ve Fy-shan Glass Studio'nun kurucusu, cam sanatçısı Felekşan Onar ile suyun hafızasından ilham alan "Suyun İzinden" koleksiyonunu, kültürel mirasın bugünün tasarım diliyle nasıl yeniden okunduğunu konuştuk.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/cam-isik-ve-suyun-kesisiminde-zeyrek-cinili-hamam-x-fy-shan-glass-studio</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 29 Jul 2026 15:30:24 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/7c333b6b-845f-4e6b-881f-04b6f9ba987b-kapak.jpg"/><p>Tarihi yapılar artık yalnızca geçmişi koruyan mekanlar değil, yeni üretimlere ilham veren, yaşayan kültürel alanlar olarak yeniden tanımlanıyor. Zeyrek Çinili Hamam da sanat ve tasarım odaklı işbirlikleriyle kültürel mirasın çağdaş yorumuna yeni bir perspektif kazandırıyor. UNESCO Dünya Mirası alanında yer alan yapı, hamam kültürünü korurken sanat, tasarım ve zanaat aracılığıyla tarihsel hafızasını bugüne taşıyor. Fy-shan Glass Studio&#39;nun hamama özel tasarladığı Suyun İzinden koleksiyonu ise suyun akışını, ışığını ve yüzyıllardır süregelen ritüelleri çağdaş cam tasarımıyla yeniden yorumluyor. Zeyrek Çinili Hamam Kurucu Direktörü Koza Güreli Yazgan ve cam sanatçısı, Fy-shan Glass Studio&#39;nun kurucusu Felekşan Onar ile bu işbirliğinin çıkış noktasını, kültürel mirasın çağdaş tasarımla kurduğu diyaloğu ve suyun izini takip eden koleksiyonun hikayesini konuştuk.</p><p><br><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/78034691-9d88-4971-b2c8-4ea255e01e4e-69475e56-f728-41bd-9698-7a30658ae350" style="width: 400px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Koza Güreli Yazgan &amp; Felekşan Onar</em></span><br><span style="font-size: 10px;"><em>Fotoğraf: Serkan Eldeleklı̇oğlu</em></span></p><p><strong>Zeyrek Çinili Hamam bugün yalnızca korunan bir tarihi yapı değil, sanat, tasarım ve farklı üretimlere alan açan yaşayan bir kültür mekanı olarak da öne çıkıyor. Bu yaklaşım nasıl şekillendi? Fy-shan Glass Studio ile işbirliğinizden doğan Suyun İzinden koleksiyonu bu düşüncenin neresinde duruyor?</strong><br><strong>Koza Güreli Yazgan:&nbsp;</strong>Zeyrek Çinili Hamam&#39;ı yeniden işlevlendirirken en başından beri buranın, geçmişte olduğu gibi bugün de yaşayan bir buluşma mekanı olmasını önemsedik. Hamamlar tarih boyunca yalnızca yıkanma işlevi gören yapılar değil, aynı zamanda kent hayatının en önemli kamusal alanlarıydı; insanların bir araya geldiği, sosyalleştiği ve gündelik hayatı paylaştığı mekanlardı. Biz de bugün bu bir araya gelme kültürünü sanat ve tasarım aracılığıyla sürdürmeye çalışıyoruz. Sanatçılar, tasarımcılar ve zanaatkarlarla kurduğumuz işbirliklerini, hamamın kamusal ve birleştirici niteliğinin günümüzdeki karşılığı olarak görüyorum. Geçmişle bugün arasında yeni bağlar kurulabildiğinde, bu yapıların gerçekten yaşamaya devam ettiğine inanıyorum.</p><p>Suyun İzinden koleksiyonu da bu anlayışın doğal bir uzantısı oldu. Tasarımcılarla gerçekleştirdiğimiz işbirliklerinde, ortaya çıkan üretimlerin hamamın tarihi, farklı katmanları ve suyla kurduğu ilişkiyle bağ kurmasını önemsiyoruz. Bu koleksiyonda da mekanın taşıdığı hafızanın ve yüzyıllardır süregelen ritüellerin bugünün tasarım diliyle yorumlanmasını çok kıymetli buluyorum.<br><br><strong>Fy-shan Glass Studio olarak Zeyrek Çinili Hamam&#39;a özel hazırladığınız Suyun İzinden koleksiyonu suyun akışı, hafızası ve dönüştürücü gücü fikri etrafında şekilleniyor. Bu koleksiyonun çıkış hikayesini ve tasarım sürecini anlatır mısınız?<br>Felekşan Onar:</strong> Her şey çok sevdiğim, hem bir sanatçı olarak sergilerini ilgiyle takip ettiğim hem de hamam kültürüne duyduğum yakınlık nedeniyle bizzat kullandığım Zeyrek Çinili Hamam&#39;ın sahibi Koza Hanım&#39;ın, hamamın dükkanı için Fy-shan Glass Studio&#39;ya özel bir koleksiyon hazırlama teklifinde bulunmasıyla başladı.</p><p>Kendi dünyamla doğal biçimde kesişen marka ve kurumlarla çalışmayı her zaman önemsiyorum. Bu nedenle koleksiyonun çıkış noktası da oldukça organik gelişti. Tasarım sürecinde yalnızca temayı değil, projenin pratik ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurduk. Dükkanın butik yapısı ve ziyaretçilerinin büyük bölümünün uluslararası misafirlerden oluşması nedeniyle parçaların kolay taşınabilir ölçülerde olması önemliydi. Aynı zamanda hamam kültürünü, suyla kurulan ilişkiyi ve bu coğrafyanın hafızasını zarif bir dille yansıtan, işlevsel ve güçlü bir anlatıya sahip bir koleksiyon tasarlamayı hedefledik.<br><br></p><p style="text-align: center;"><span style="font-family: Times New Roman,Times,serif;"><span style="font-size: 72px;">&ldquo;</span></span><br><span style="font-size: 24px;">&quot;Suyun İzinden, Zeyrek Çinili Hamam&#39;ın yüzyıllardır taşıdığı su hafızasını bugünün tasarım diliyle yeniden görünür kılıyor.&quot;&nbsp;</span><br><span style="font-size: 24px;">&mdash;Koza Güreli Yazgan</span><br><br></p><p data-end="309" data-start="181"><strong>16. yüzyıldan bugüne uzanan güçlü bir tarihsel mirasa sahip Zeyrek Çinili Hamam için üretmek, tasarım pratiğinizi nasıl etkiledi? Böylesine katmanlı bir mekanın ruhunu çağdaş bir tasarım diliyle yorumlarken hangi dengeyi gözetmeye çalıştınız?<br>Felekşan Onar:&nbsp;</strong>Eserlerin steril bir &quot;beyaz küp&quot; içinde sergilenmesindense kendi bağlamıyla konuşan ve bulunduğu mekanla ilişki kuran üretimleri her zaman daha heyecan verici buluyorum. Bu yaklaşım sanat pratiğimin de temelini oluşturuyor. Çalışmalarım sık sık müzelerin tarihi koleksiyonlarıyla, özellikle İslam eserleriyle bir araya geliyor ve bu karşılaşmalar eserin anlamını daha da derinleştiriyor.</p><p>Bu nedenle böylesine önemli bir tarihi yapı ve kültürel miras için üretmek benim için hem ilham verici hem de büyük bir sorumluluktu. Öte yandan tasarladığımız objelerin bugünün yaşamında kullanılacak parçalar olduğunu da hiç göz ardı etmedim.</p><p>Geçmişi yeniden üretmeye ya da taklit etmeye çalışmadım. Bunun yerine, stüdyo olarak Zeyrek Çinili Hamam&#39;ın ruhundan beslenen ama bugünün diliyle konuşan bir koleksiyon yaratmayı hedefledik. Tarihin izlerini taşıyan, bu coğrafyanın hafızasını hissettiren ve çağdaş yaşamın doğal bir parçası olabilecek objeler tasarlamak bu projenin en önemli dengesiydi.<br><br><strong><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/fb4eef0c-6c81-4664-b4e6-92f7689c674a-fd2ec169-7b03-4533-ae6b-d3d21d2c5c93" style="width: 400px;"></strong><span style="font-size: 10px;"><em>Fotoğraf: Hadı̇ye Cangökçe</em></span><br><br><strong>Bu koleksiyonun merkezinde su var ancak su burada yalnızca fiziksel bir unsur değil, hafızayı, ritüeli ve zamanı da temsil ediyor. Zeyrek Çinili Hamam&#39;ın yüzyıllardır taşıdığı su kültürünün bugünün tasarım diliyle yeniden yorumlanmasını siz nasıl okuyorsunuz? Bu işbirliği size mekanın hangi yönlerini yeniden düşündürdü?</strong><br><strong>Koza Güreli Yazgan:&nbsp;</strong>Hamam kültüründe su, yalnızca yıkanmanın aracı değil; bedensel arınmaya, birlikte olma haline ve kuşaktan kuşağa aktarılan ritüellere eşlik eden temel bir unsur. Zeyrek Çinili Hamam&#39;da yüzyıllar boyunca farklı kuşakların su etrafında benzer ritüelleri paylaşmış olması, geçmişle bugün arasında güçlü bir süreklilik kuruyor. Bu nedenle suyu, hamamın hafızasını taşıyan ve farklı dönemleri birbirine bağlayan bir unsur olarak görüyorum.</p><p>Fy-shan Glass Studio&#39;nun koleksiyonu da bu ilişkiye malzeme üzerinden bakmamızı sağladı. Camın ışığı geçirme ve yansıtma biçimi, saydamlığı, kırılganlığı ve biçim alırken kazandığı akışkanlık hissi suyun farklı hallerini çağrıştırıyor. Ortaya çıkan tasarımların hamamı doğrudan temsil etmek yerine onun suyla kurduğu bağı daha duyusal bir yerden ele almasını değerli buluyorum.<br><br><strong>Koleksiyonda yer alan DRIP, FOLIUM, ARC, AURA ve NAZAR serileri farklı teknikler, formlar ve anlatılarla suyu yorumluyor. Bu parçaların hikayelerini anlatır mısınız? İçlerinde sizin için koleksiyonun ruhunu en iyi yansıtan bir seri var mı?</strong><br><strong>Felekşan Onar:</strong> Hamamın, hatta ondan önce aynı noktada yer alan sarnıcın varlık nedeni su. Yapı yüzyıllardır aynı su kaynağının etrafında şekillenmiş. Koleksiyonun ana teması da doğal olarak su oldu. Beni en çok etkileyen ise suyun kendisinden çok geride bıraktığı izdi. Böylece Suyun İzinden ortaya çıktı.</p><p>Bu fikri beş farklı objeyle yorumladık. ARC ve AURA benim için hamamın vazgeçilmez parçalarıydı. Fy-shan Glass Studio&#39;yu kurduğum günden beri bir hamam tası tasarlamak istiyordum ancak sıradan bir hamam tası değil, kendi hikayesini anlatan bir obje.</p><p>AURA, Bizans ve Roma dönemlerinin katmanlı tarihinden ilham alıyor. Güneşten ilham alan desenleriyle Bizans sanatında önemli bir yere sahip güneş sembolüne çağdaş bir gönderme yapıyor. ARC ise hamamı bugün bildiğimiz görkemli yapıya dönüştüren Mimar Sinan&#39;a ve Osmanlı mimarisinin kemer ritmine bir saygı duruşu niteliğinde.</p><p>DRIP, tek bir su damlasının yüzeye değdiği anı adeta sonsuzlaştırıyor. Sıcak cam şekillendirme tekniği sayesinde camın içinde gerçekten su varmış hissi yaratan bir etki elde ettik. Teknik açıdan da koleksiyonun en özel parçalarından biri.</p><p>NAZAR ise Türkiye&#39;ye gelen herkesin tanıdığı bir sembolü farklı bir bakışla yorumluyor. Alışılmış nazarlık formu yerine kalıpla şekillendirilmiş iki cam parçanın birleşmesiyle oluşan, dere taşlarını anımsatan yalın bir kağıt ağırlığı tasarladık.</p><p>FOLIUM ise İstanbul&#39;u çevreleyen suya gönderme yapıyor. Fy-shan Glass Studio&#39;nun imza formlarından biri olan &quot;Yaprak Mercan&quot; serisi, Zeyrek Çinili Hamam&#39;a özel geliştirilen rengiyle yeniden hayat buluyor. Sıcak camın ışıkla kurduğu ilişki sayesinde bulunduğu mekana sakin ama güçlü bir ışıltı katıyor.<br><br>Koleksiyonun ruhunu en iyi yansıtan parçayı seçmem gerekirse DRIP derim. Çünkü tek bir su damlasının bıraktığı izin peşinden giderek koleksiyonun çıkış fikrini görünür kılıyor.<br><br></p><p style="text-align: center;"><span style="font-family: Times New Roman,Times,serif;"><span style="font-size: 72px;">&ldquo;</span></span><br><span style="font-size: 24px;">&quot;Suyun İzinden, suyun kendisinden çok geride bıraktığı izlerin peşinden giden bir koleksiyon.&quot;&nbsp;</span><br><span style="font-size: 24px;">&mdash;Felekşan Onar</span><br><br></p><p><strong>Suyun İzinden koleksiyonu ilk kez hamamın bahçesinde ziyaretçilerle buluştu, ardından mağaza koleksiyonunun bir parçası oldu. Bir tasarım objesinin ilham aldığı mekanda karşılık bulmasının, ziyaretçinin o yapıyla ve koleksiyonla kurduğu ilişkiyi nasıl etkilediğini düşünüyorsunuz?</strong><br><strong>Koza Güreli Yazgan:&nbsp;</strong>Koleksiyonun ilk kez ilham aldığı mek&acirc;nda, hamamın bahçesinde sergilenmesi bizim için önemliydi. Böylece ziyaretçiler tasarımları yalnızca bağımsız objeler olarak değil doğdukları bağlam içinde, hamamın tarihi, su kültürü ve atmosferiyle birlikte deneyimleme fırsatı buldu. Bu karşılaşmanın koleksiyondaki renk, biçim ve malzeme tercihlerinin daha iyi okunabilmesine imkan verdiğini düşünüyorum.</p><p>Zeyrek Çinili Hamam&#39;da ziyaretçilerin yapıyla farklı biçimlerde ilişki kurabilmesini önemsiyoruz. Hamamı, müzeyi, güncel sanat programını ve mağazayı birbirinden bağımsız alanlar olarak değil, aynı deneyimin birbirini tamamlayan parçaları olarak ele alıyoruz. Suyun İzinden koleksiyonunun ilk kez hamamın bahçesinde ziyaretçilerle buluşması da bu yaklaşımın bir yansımasıydı. Ziyaretçinin önce yapıyı ve atmosferini deneyimlemesi, ardından buradan ilham alan tasarımlarla karşılaşması koleksiyonun çıkış noktasını daha iyi kavramasına ve objelerle daha doğrudan bir ilişki kurmasına imkan veriyor.<br><br><strong><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/b3cc4776-9876-4462-b1fe-7b15f6ba4bf9-b9903abc-af5b-4a98-a270-c61fb776ffb4" style="width: 400px;"></strong><span style="font-size: 10px;"><em>Fotoğraf: Hadı̇ye Cangökçe</em></span><br><br><strong>Cam, ışıkla birlikte sürekli değişen ve bulunduğu mekanla yeniden anlam kazanan bir malzeme. Koleksiyonun ilk kez Zeyrek Çinili Hamam&#39;ın bahçesinde lanse edilmesi eserlerle mekan arasında nasıl bir ilişki kurdu?<br>Felekşan Onar:</strong> Cam, ışığı yalnızca yansıtan değil, onu içine alan, dönüştüren ve gün boyunca yeniden yorumlayan canlı bir malzeme. Bu yüzden eserler benim için hiçbir zaman tek başına var olmaz, bulundukları mekanla birlikte tamamlanırlar.</p><p>Zeyrek Çinili Hamam&#39;ın bahçesi de bu koleksiyon için adeta doğal bir sahneydi. Gün boyunca değişen güneş ışığı, tarihi taş dokular ve suyun yansımaları camın farklı karakterlerini ortaya çıkardı. Aynı eser sabah bambaşka, akşamüstü ise tamamen farklı bir his uyandırıyordu.</p><p>Çalışmalarımda eser ile mekan arasında güçlü bir diyalog kurulmasına her zaman önem veriyorum. Burada da koleksiyon tarihi yapının önüne geçmeye çalışmadı, tam tersine onunla uyum içinde var oldu. Camın şeffaflığı ve ışıkla kurduğu ilişki, Zeyrek Çinili Hamam&#39;ın yüzyıllardır taşıdığı su, ışık ve mimari hafızayla doğal bir bütünlük oluşturdu. En çok da parçaların sanki yıllardır o bahçeye aitmiş gibi hissettirmesini sevdim.<br><br><strong>Zeyrek Çinili Hamam bugün yalnızca korunan bir tarihi yapı değil, sanat, tasarım ve farklı üretimlere alan açan yaşayan bir kültür mekanı olarak da öne çıkıyor. Bu yaklaşım nasıl şekillendi? Suyun İzinden koleksiyonu bu düşüncenin neresinde duruyor?</strong><br><strong>Koza Güreli Yazgan:&nbsp;</strong>Hamamın tarihini, yıkanma kültürünü ve yüzyıllar boyunca çevresinde oluşan aidiyet duygusunu bugün de anlamlı kılmak istiyoruz. Bu doğrultuda, özgün yıkanma işlevini sürdürürken sanat, tasarım ve araştırma programları aracılığıyla yapının tarihsel ve kültürel birikimini bugünün ziyaretçileriyle buluşturmayı önemsiyoruz. Müze, güncel sanat programı ve mağaza işbirlikleri de bu birikimin farklı yönlerini görünür kılıyor.</p><p>Suyun İzinden koleksiyonu ise bu yaklaşımın tasarım alanındaki karşılıklarından biri. Fy-shan Glass Studio, hamam kültürünün merkezinde yer alan suyu camın saydamlığı, ışıkla ilişkisi ve akışkanlık hissi üzerinden yorumladı. Bu nedenle koleksiyonun hamamla kurduğu ilişki, doğrudan biçimsel göndermelerden çok su, cam ve ışık arasındaki bağ üzerinden şekilleniyor.<br><br><strong>Hamam kültürü, yalnızca mimari ya da tarihsel bir ritüel değil, suyla kurulan sakin ve yavaş bir ilişkinin de simgesi. Bu kültürel mirası çağdaş tasarım nesnelerine taşırken geçmişe sadık kalmak ile yeni bir anlatı kurmak arasında nasıl bir yaklaşım benimsediniz?<br>Felekşan Onar:&nbsp;</strong>Tasarımda ya da sanatta geçmişi bire bir yeniden üretmeye inanmıyorum. Benim ilgimi çeken, geçmişin özünü anlayıp onu bugünün diliyle yeniden yorumlamak. Zeyrek Çinili Hamam gibi yaşayan bir miras söz konusu olduğunda da aynı yaklaşımı benimsedim. Tarihe saygı duymak, onu taklit etmek değil, ruhunu bugüne taşıyabilmek demek.</p><p>Hamam kültürünün merkezinde suyla kurulan çok özel bir ilişki var. Bugünün hızlı yaşamında neredeyse unuttuğumuz yavaşlama, arınma ve durup düşünme hali yüzyıllardır bu ritüelin temelini oluşturuyor. Ben de koleksiyonu tasarlarken yalnızca hamamı temsil eden objeler üretmek istemedim, suyun insanda bıraktığı dingin hissi cam aracılığıyla görünür kılmaya çalıştım.<br><br></p><p style="text-align: center;"><span style="font-family: Times New Roman,Times,serif;"><span style="font-size: 72px;">&ldquo;</span></span><br><span style="font-size: 24px;">&quot;Geçmişle bugün arasında yeni bağlar kurulabildiğinde, tarihi yapılar gerçekten yaşamaya devam ediyor.&quot;&nbsp;</span><br><span style="font-size: 24px;">&mdash;Koza Güreli Yazgan</span><br><br></p><p><strong>Fy-shan Glass Studio&#39;nun üretim anlayışında el işçiliği ve limitli üretim önemli bir yer tutuyor. Seri üretimin hakim olduğu günümüzde sınırlı sayıda üretilen tasarım objelerinin kullanıcıyla daha farklı bir bağ kurduğunu düşünüyor musunuz?<br>Felekşan Onar:&nbsp;</strong>Kesinlikle düşünüyorum. El işçiliğiyle üretilen bir obje yalnızca bir ürün değildir, üretim sürecini, ustalığını ve arkasındaki insan hikayesini de taşır. Her parçanın taşıdığı küçük farklılıklar benim için bir kusur değil, kimliğinin bir parçası.</p><p>Seri üretim hayatı kolaylaştırıyor ama aynı zamanda birbirine benzeyen objelerle çevrili bir dünyada yaşıyoruz. Bugün insanlar yalnızca işlevsel değil, hikayesi olan ve duygusal bağ kurabilecekleri tasarımlar da arıyor.<br><br>Fy-shan Glass Studio&#39;da tasarladığımız her parçanın uzun yıllar yaşayacak, kuşaktan kuşağa aktarılabilecek bir obje olmasını hedefliyoruz. Cam bunun için çok özel bir malzeme, doğru bakıldığında yüzlerce yıl varlığını sürdürebiliyor.</p><p>Bu yüzden kendimi hiçbir zaman yalnızca ürün tasarlayan biri olarak görmedim. Ben hikayeler anlatıyorum, cam ise bu hikayelerin taşıyıcısı oluyor. Bir kişi o objeyi evine götürdüğünde yalnızca bir tasarım değil, o hikayenin de bir parçasını sahipleniyor. Bence gerçek bağ tam da burada kuruluyor.<br><br><strong>Cam, kırılganlığı ve dayanıklılığı aynı anda taşıyan nadir malzemelerden biri. Uzun yıllardır bu malzemeyle çalışan bir tasarımcı olarak camın sizi h&acirc;l&acirc; şaşırtan ya da her projede yeniden keşfetmenizi sağlayan yönü nedir?<br>Felekşan Onar:</strong> Camla otuz yıla yakın bir süredir çalışıyorum ve beni en çok etkileyen şey h&acirc;l&acirc; bana sürpriz yapabiliyor olması. Camı hiçbir zaman tamamen kontrol edebileceğinize inanmıyorum. Siz ona bir yön veriyorsunuz, o da size kendi karakterini gösteriyor. Sanırım beni bu malzemeye h&acirc;l&acirc; bu kadar bağlı tutan şey de bu.</p><p>Sanat pratiğimde beni farklı kılan bir başka yaklaşım ise tek bir tekniğe bağlı kalmak yerine camın farklı üretim tekniklerini bir araya getirmeyi sevmem. Aynı teknik farklı bir projede bambaşka bir amaca hizmet edebiliyor. Bu da bana sürekli yeni ifade alanları açıyor.</p><p>Karakter olarak da denemekten hiç korkmam. Pek çok kişi &quot;bu olmaz&quot; diyebilir ama ben genellikle &quot;bir deneyelim&quot; diyen taraftayım. İstediğim sonucu elde edemesem bile o süreçte mutlaka yeni bir şey öğreniyorum. Cam, cesur olanı ödüllendiren bir malzeme.</p><p>Belki de bu yüzden hiçbir zaman son noktaya ulaştığımı hissetmiyorum. Her proje bana camın bilmediğim başka bir yönünü gösteriyor. H&acirc;l&acirc; aynı merak ve heyecanla üretmeye devam etmemin en önemli nedeni de bu.<br><br></p><p style="text-align: center;"><span style="font-family: Times New Roman,Times,serif;"><span style="font-size: 72px;">&ldquo;</span></span><br><span style="font-size: 24px;">&quot;Ben ürün tasarlamıyorum, hikayeler anlatıyorum. Cam ise o hikayelerin taşıyıcısı oluyor.&quot;&nbsp;</span><br><span style="font-size: 24px;">&mdash;Felekşan Onar<br></span></p><p><strong>Bugün ziyaretçiler tarihi yapıları yalnızca gezmek değil, o mekanın hikayesini farklı disiplinler aracılığıyla deneyimlemek istiyor. Sanat, tasarım ve zanaat odaklı işbirliklerinin Zeyrek Çinili Hamam&#39;ın geleceğinde nasıl bir rol oynayacağını düşünüyorsunuz? Önümüzdeki dönemde bu kültürel diyaloğu farklı üretimlerle genişletmeyi planlıyor musunuz?</strong><br><strong>Koza Güreli Yazgan:&nbsp;</strong>Sanat, tasarım ve zanaat alanındaki işbirliklerimizi önümüzdeki dönemde de sürdürmeyi planlıyoruz. Bu çalışmaların hamamın tarihini ve yıkanma kültürünü farklı malzemeler ve bakış açıları üzerinden ele alma imkanı sunduğunu düşünüyoruz. Mağazayı da bu yaklaşımın önemli bir parçası olarak görüyoruz. Fiziksel mağazanın yanı sıra çevrimiçi mağazamızı geliştirerek, hamam kültürüne dair üretimleri Zeyrek Çinili Hamam&#39;ın fiziksel sınırlarının ötesine taşımayı amaçlıyoruz.</p><p>Bu kültürel diyaloğu yalnızca sanat ve tasarım işbirlikleriyle değil, araştırma ve yayın faaliyetleriyle de genişletiyoruz. Yakın zamanda açtığımız Zeyrek Çinili Hamam Kitaplığı&#39;nda Mimar Sinan, Barbaros Hayrettin Paşa, yıkanma kültürü ve çiniler gibi hamamın tarihini anlamaya katkı sağlayan başlıklarda kapsamlı bir kaynak koleksiyonu oluşturduk.<br><br>Kendi yayınlarımızı hazırlamaya da devam ediyoruz. &quot;Barbaros&#39;un Çinili Hamamı: Sinan&#39;dan Bir Başyapıt&quot; kitabının ardından, Zeyrek Çinili Hamam&#39;da &quot;Şiir ve Hat Sanatı&quot; başlıklı çalışmamızı da bu yıl tamamladık. Gelecekte sanat, tasarım, zanaat, araştırma ve yayıncılığı birbirini besleyen alanlar olarak geliştirmeyi planlıyoruz.<br><br><strong>Son yıllarda tarihi yapılarla gerçekleştirilen disiplinlerarası tasarım işbirlikleri giderek daha görünür hale geliyor. Sizce bu tür projeler, yeni tasarım objeleri üretmenin ötesinde kültürel mirasın bugünün izleyicisiyle yeniden ilişki kurmasına nasıl katkı sağlıyor?<br>Felekşan Onar:&nbsp;</strong>Bu dönüşümün gücünü bire bir deneyimledim. İlk kez 2017 yılında, Suriyeli mültecilerin yarattığı göç deneyiminden ilham alan &quot;Perched&quot; eserimi Bergama Müzesi&#39;ndeki Halep Odası&#39;nda sergiledim. Müzenin önerisiyle gerçekleşen bu yerleştirme, eserin hikayesiyle mekanın tarihsel hafızası arasında güçlü bir bağ kurdu.</p><p>Açılışta, Halep Odası&#39;nın restorasyonu üzerinde yaklaşık yirmi beş yıl çalışan Alman restoratör yanıma gelip hiç unutamadığım bir cümle söyledi: &quot;İnsanların bu odaya, senin cam kuşlarınla birlikte baktıkları kadar dikkatle baktıklarını ilk kez görüyorum.&quot; O an şunu fark ettim: Doğru kurgulandığında güncel sanat, tarihi yapının önüne geçmiyor, tam tersine insanların ona yeniden bakmasını sağlıyor.</p><p>Bu deneyim daha sonra Dresden&#39;deki Şam Odası&#39;na ve Doha&#39;daki sergilere de taşındı. Farklı coğrafyalarda benzer bir diyaloğun kurulabildiğini görmek, bu yaklaşımın evrenselliğini gösterdi.</p><p>Bu nedenle güncel sanat ile kültürel mirasın buluşmasını çok önemsiyorum. Ancak bunun başarısı büyük ölçüde doğru kürasyona bağlı. Geçmiş ile bugünü birbirine rakip değil, birbirini tamamlayan iki katman olarak ele alan bir yaklaşım benimsendiğinde ortaya yalnızca yeni tasarım objeleri çıkmıyor, insanlar kültürel mirasla yeniden bağ kuruyor ve onu yaşayan bir deneyim olarak keşfediyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/7c333b6b-845f-4e6b-881f-04b6f9ba987b-kapak.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/7c333b6b-845f-4e6b-881f-04b6f9ba987b-kapak.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[ Britpop Çağının Aykırı Grubu: Skunk Anansie İstanbul’da]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/britpop-caginin-aykiri-grubu-skunk-anansie-istanbulda</link>
									<description><![CDATA[1990’ların Britanya’sında alternatif rock’ın en özgün gruplarından biri olarak öne çıkan Skunk Anansie; punk, metal, funk ve elektronik müziği kendine has bir dille buluşturdu. Kimlik, ırkçılık ve toplumsal cinsiyet üzerine geliştirdiği tavrıyla da müziğini, dönemin baskın anlatısının ötesine taşıdı. Son albümü The Painful Truth ile yeni bir yaratıcı döneme giren grup, 30 Temmuz’da Zorlu PSM Loves Summer kapsamında İstanbul’da sahne alacak.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/britpop-caginin-aykiri-grubu-skunk-anansie-istanbulda</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 29 Jul 2026 14:00:34 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/39a9729f-9fec-4f3d-a067-ff9dcbebc8b6-SKUNK.jpg"/><p>1990&rsquo;ların ortasında Britanya&rsquo;da müziğin yönünü Britpop belirliyordu. Gündemi Oasis ve Blur arasındaki rekabet belirliyorken, gitar müziğini de çoğunlukla beyaz erkek egemen gruplar yapıyordu. Skunk Anansie ise tam da böyle bir dönemde, aynı coğrafyadan çıkmasına rağmen kendini tamamen bambaşka bir noktada konumlandırdı. 1994&rsquo;te Londra&rsquo;da kurulan grup, alternatif rock&rsquo;ı punk, metal ve funk&rsquo;la buluştururken; kimlik, ırkçılık ve toplumsal cinsiyet meselelerini ise yadsımadan müziğinin ayrılmaz bir parçası h&acirc;line getirdi.</p><p>Bu yeni dönemin merkezinde ise Skin vardı. Güçlü vokali, sahnedeki enerjisi ve kendine özgü duruşuyla dikkat çeken Skin; siyahi, queer ve işçi sınıfından gelen kimliğini hiçbir zaman arka plana atmadı . Irkçılık, toplumsal cinsiyet ve özgürlük üzerine söyledikleri, Skunk Anansie&rsquo;nin müziğiyle beraber düşünsel tavrıyla da anılmasını sağladı. Grubu alternatif rock sahnesinde özgün bir yerde konumlandıran da tam olarak bu tavır oldu.&nbsp;</p><p><strong>Britpop&rsquo;un Dışında Yazılan Bir Hik&acirc;ye</strong><br>Skunk Anansie&rsquo;nin farklılığı yalnızca grup üyelerinin kim olduğuyla ilgili değildi. İlk albümleri Paranoid&amp;Sunburnt&lsquo;tan itibaren ırkçılık, din, toplumsal cinsiyet, tüketim kültürü ve iktidar ilişkileri grubun şarkılarının temel konuları oldu. &ldquo;Selling Jesus&rdquo;, &ldquo;Little Baby Swastikkka&rdquo; ve &ldquo;Intellectualise My Blackness&rdquo; gibi parçalar, dönemin Britanya&rsquo;sına içeriden bakan bir göz oldu ve içeriden konuşan eleştirel bir ses sundu.</p><p>Yine de onları yalnızca politik bir grup olarak tanımlamamız pek doğru olmaz. Punk&rsquo;ın sertliğini melodik yapılarla buluşturan Skunk Anansie, &ldquo;Weak&rdquo;, &ldquo;Hedonism (Just Because You Feel Good)&rdquo; ve &ldquo;Charlie Big Potato&rdquo; gibi parçalarla alternatif rock&rsquo;ın en karakteristik seslerini bizlere sundu. Tüm sertliklerine rağmen sahip oldukları naiflikleriyle beraber kurdukları sertlikle kırılganlık arasındaki bu denge, grubun bugün h&acirc;l&acirc; güncelliklerini korumalarına dair en önemli sebeplerden biri.</p><p>1999&rsquo;da Glastonbury Festivali&rsquo;nin Pyramid Stage&rsquo;inde ana sanatçı olarak sahneye çıkmaları ise kariyerlerinin dönüm noktalarından biri oldu. Skin, festival tarihinde bu sahnede headliner olan ilk siyah Britanyalı sanatçı olarak rock müzik tarihinde gelinen ve aşılan önemli bir eşiğin de temsilcisi oldu.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/d9e19e7b-3245-4930-8cc7-265df38ab649-c0d1beb2-7c8e-416e-a9c4-b323588fe1a5" style="width: 507px; height: 507px;"><span style="font-size: 10px;">instagram: @officialskunkanansie / @sarahcresswellphoto</span></p><p><strong>Otuz Yıl Sonra H&acirc;l&acirc; Aynı Cesaretle</strong><br>2001 yılında dağılan grubun, 2009&rsquo;da yeniden bir araya gelmesinin tek sebebinin nostalji olmadığını ürettikleri yeni albümlerle gördük. Müzik üretmeye devam eden grup, aynı cesaretle dünyaya sözlerini ve müziğini iletmeye devam ettiklerini göstermekten hiç çekinmediler.</p><p>2025 tarihli The Painful Truth da bunun en güçlü örneği. TV on the Radio&rsquo;dan Dave Sitek&rsquo;in prodüktörlüğünde kaydedilen albüm; post-punk, elektronik ve alternatif rock arasında bir yerde dururken, grubun otuz yıl önceki enerjisinin bugünün meseleleriyle nasıl bir araya geldiğini bizlere gösteriyor. Albümü başlatan şarkı &ldquo;An Artist Is An Artist&rdquo;, üretmenin ve sanatçı olarak var olmanın nasıl politik bir anlam taşıdığını hatırlamamızı sağlarken, Skunk Anansie&rsquo;nin otuz yıl önceki tavrını bugünün dünyasında koruduğunu gösteriyor. Ve Skunk Anansie&#39;nin yıllar içinde geliştirdiği müzikal dilin rafine örneklerinden biri olarak da karşımıza çıkıyor.</p><p>Bugünden geçmişe baktığımızda Skunk Anansie, yalnızca 1990&rsquo;ların dikkat çeken gruplarından biri olarak değil; rock müziğin kimleri görünür ve kalıcı kıldığına dair kalıplaşmış düşüncelerini değiştiren özel isimlerden biri olarak da karşımıza çıkıyor. Müziği kadar sahip olduğu duruşla da dinleyenlerini etkisi altına alan grup, üç on yılı aşan eşsiz kariyerine yeni bir sayfa eklemeye devam ediyor ve yeni hikayeler anlatıyor.</p><p>30 Temmuz&rsquo;da PSM Loves Summer kapsamında Zorlu PSM Turkcell Sahnesi&rsquo;nde gerçekleşecek konserde Skunk Anansie, &ldquo;Weak&rdquo;, &ldquo;Hedonism (Just Because You Feel Good)&rdquo; ve &ldquo;Charlie Big Potato&rdquo; gibi klasiklerinin yanı sıra The Painful Truth albümünden şarkıları da seslendirecek. Kapılar 20.30&rsquo;da açılırken konser 21.30&rsquo;da başlayacak.&nbsp;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/39a9729f-9fec-4f3d-a067-ff9dcbebc8b6-SKUNK.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/39a9729f-9fec-4f3d-a067-ff9dcbebc8b6-SKUNK.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Klorlu Suya Karşı Saçınızı Korumanın En Etkili Yolu]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/sac/klorlu-suya-karsi-sacinizi-korumanin-en-etkili-yolu</link>
									<description><![CDATA[Yüzmek yazın en keyifli rutinlerinden biri olabilir ancak klor, saç telleri için aynı derecede nazik davranmıyor. Eğer yaz sonunda kuruyan, matlaşan veya sertleşen saçlardan şikayetçiyseniz, bakım rutininize klor arındırıcı bir şampuan eklemenin zamanı gelmiş demektir.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/sac/klorlu-suya-karsi-sacinizi-korumanin-en-etkili-yolu</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 29 Jul 2026 12:00:09 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/8dd21063-5286-4d0f-9bee-eec75b398e11-kapak-1.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Kapak Fotoğrafı: Poolside Paradiso</em></span></p><p><br></p><p>Deniz kadar havuz da yazın vazgeçilmezleri arasında. Ancak havuz suyunu hijyenik tutmak için kullanılan klor, saç tellerinin doğal yağ dengesini bozarak kuruluğa, mat görünüme ve kırılmalara neden olabiliyor. Özellikle boyalı, açıcı işlem görmüş ya da ince telli saçlar bu durumdan çok daha fazla etkileniyor. İşte tam da bu noktada devreye arındırıcı şampuanlar giriyor. Bu ürünler, saç teline tutunan klor ve mineral kalıntılarını uzaklaştırmaya yardımcı olurken saçın nem dengesini mümkün olduğunca korumayı hedefliyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/7000dcc0-9694-4d49-9403-08d0593bf908-2dce7013-50af-4bf8-a5c8-28d77ba882dd" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Triangl</em></span></p><p><strong>Klor Saçlarımıza Ne Yapıyor?</strong><br>Havuzdan çıktıktan sonra saçınızın sertleştiğini, dolaşmaya başladığını veya eskisi kadar parlak görünmediğini fark ettiyseniz bunun sebebi yalnızca su değil. Klor, saç telinin dış tabakasını etkileyerek nem kaybına yol açabiliyor. Düzenli maruz kalındığında ise saç renginin matlaşmasına, özellikle açık renk saçlarda istenmeyen yeşilimsi yansımalara ve kırılmalara zemin hazırlayabiliyor. Arındırıcı şampuanlar, saç üzerinde kalan klor ve havuz suyundaki bakır gibi mineral kalıntılarını temizlemek için geliştirilmiş özel formüllere sahip. Amaç yalnızca saçı derinlemesine temizlemek değil, aynı zamanda havuz kokusunu gidermek ve zamanla oluşabilecek birikimi azaltmak. Sürekli havuza girenler için haftalık değil, her yüzme sonrasında kullanılabilen seçenekler de bulunuyor. Ancak günlük yüzmeyen kişiler için haftada bir veya ihtiyaç duyulduğunda kullanmak genellikle yeterli kabul ediliyor. Ardından mutlaka nemlendirici bir saç kremi ya da maske uygulamak öneriliyor.</p><p><strong>Kimlerin Bakım Rutininde Olmalı?</strong><br>Yaz sonunda suçluyu yalnızca güneşte aramayın. Havuz keyfi de saçınızın görünümünü düşündüğünüzden daha fazla etkileyebilir. Doğru şampuan, bol nem desteği ve birkaç küçük önlem sayesinde sezon boyunca parlak, yumuşak ve sağlıklı görünen saçlarınızı korumanız mümkün. Peki, kimler için olmazsa olmaz derseniz:</p><p>Haftada birkaç kez havuza girenler,<br>Düzenli yüzme antrenmanı yapanlar,<br>Boyalı veya sarı saçlara sahip olanlar,<br>Yaz boyunca havuz tatilinden çıkmayanlar,<br>Sert, mat veya dolaşmaya meyilli saçlardan şikayet edenler.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/8dd21063-5286-4d0f-9bee-eec75b398e11-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/8dd21063-5286-4d0f-9bee-eec75b398e11-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Cildi Yatıştıran Yeni Trend: Sarı LED Işık Terapisi]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/cilt-bakimi/cildi-yatistiran-yeni-trend-sari-led-isik-terapisi</link>
									<description><![CDATA[Kızarıklık, hassasiyet ve stres belirtileri gösteren ciltler için yeni nesil LED teknolojilerinin yükselen yıldızı sarı ışık terapisi olabilir. Ancak uzmanlara göre beklentiyi doğru yönetmek şart.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/cilt-bakimi/cildi-yatistiran-yeni-trend-sari-led-isik-terapisi</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 29 Jul 2026 11:00:29 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/d357244d-fba7-459e-a265-dcd8c22efe07-kapak-1.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Kapak Fotoğrafı: Nanoleaf</em></span></p><p><br></p><p>Kırmızı LED ışık terapisi uzun zamandır güzellik dünyasının en popüler teknolojilerinden biri. Akne için mavi ışık, leke görünümü için yeşil ışık derken şimdi de radarımıza yeni bir dalga boyu giriyor: sarı LED ışık terapisi. Özellikle hassas, kızarık ve bariyeri zayıflamış ciltlerde adını daha sık duymaya başladığımız bu yöntem, sosyal medyada da hızla ilgi görüyor. Peki, gerçekten vaat ettiklerini yerine getiriyor mu? Sarı LED ışığı yaklaşık 570-590 nanometre dalga boyunda çalışan, ısı oluşturmayan ve invaziv olmayan bir ışık terapisi. Kırmızı ışığın aksine cildin daha derin katmanlarına değil, epidermis ve üst dermis seviyesine etki ediyor. Bu nedenle kolajen üretimini tetiklemekten çok cildi yatıştırmaya ve görünür kızarıklığı azaltmaya odaklanıyor. Detaylara geçelim.</p><p><strong>Kırmızı Işıktan Farkı Ne?</strong><br>Basitçe özetlemek gerekirse LED terapilerinde her renk farklı bir göreve sahip: Kırmızı ışık daha derine ulaşarak kolajen üretimini desteklemeye odaklanıyor, mavi ışık akneye neden olan bakterileri hedef alıyor, sarı ışık ise daha yüzeysel çalışarak kızarıklık, hassasiyet ve inflamasyon görünümünü yatıştırmayı amaçlıyor. Bu nedenle dermatologlar farklı dalga boylarının birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısı olduğunu vurguluyor. Şunu da belirtmekte fayda var ki ilk bilimsel veriler umut verici olsa da uzmanlar kanıtların henüz kırmızı LED kadar güçlü olmadığını söylüyor. Özellikle kızarıklık ve işlem sonrası iyileşme sürecinde olumlu sonuçlar bildirilse de uzun vadeli etkinliği konusunda daha fazla klinik çalışmaya ihtiyaç var. Yani yakın zamanda sosyal medyada görebileceğimiz olası &quot;tek seansta mucize&quot; videolarına kesinlikle temkinli yaklaşmakta fayda var.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/4b548bce-2c3a-463f-86f3-1809c712bd4c-0274c04a-3bb8-4557-823a-87d33d84601e" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Am Luxe</em></span></p><p><strong>Kimler İçin Uygun?</strong><br>Sarı LED maskeleri artık ev kullanımına uygun modellerle de karşımıza çıkacak gibi görünüyor. Ancak uzmanların ortak önerisi, özellikle ilk kez deneyecek kişilerin önce dermatolog değerlendirmesiyle profesyonel uygulama yaptırması. Ev tipi cihaz tercih edilecekse, dalga boyu bilgisi açıkça belirtilen ve güvenilir standartlara sahip ürünlerin seçilmesi öneriliyor. Uzmanlar sarı ışık terapisinin özellikle şu durumlarda destekleyici olabileceğini belirtiyor:</p><p>Hassas ve reaktif cilt görünümü,<br>Yaygın kızarıklık,<br>Rozasea&#39;ya eğilimli ciltler,<br>Aşırı aktif içerik kullanımı sonrası zayıflayan cilt bariyeri,<br>Lazer veya mikro iğneleme gibi işlemler sonrası iyileşme süreci,<br>Cilt tonunda eşitsizlik görünümü.</p><p>Bu noktada önemli bir detay var: Sarı LED ışık terapisi tedavi edici bir yöntem olarak değil, destekleyici bir bakım uygulaması olarak değerlendiriliyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/d357244d-fba7-459e-a265-dcd8c22efe07-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/d357244d-fba7-459e-a265-dcd8c22efe07-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Halhal İle Yaz Görünümlerine Zarif Bir Dokunuş]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/mucevher-saat/halhal-ile-yaz-gorunumlerine-zarif-bir-dokunus</link>
									<description><![CDATA[Minimal zincirlerden doğal taşlara uzanan halhallar, her yaz olduğu gibi bu sezon da yaz stilinin  zahmetsiz tamamlayıcılarından biri olarak öne çıkıyor. Küçük bir detay gibi görünseler de en sade görünümlere bile karakter kazandırmayı başarıyorlar.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/mucevher-saat/halhal-ile-yaz-gorunumlerine-zarif-bir-dokunus</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 29 Jul 2026 10:00:59 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/c8af8d1e-d70d-4750-8492-2e8bc5f99fa9-halhal.jpg"/><p>Yazı ortaladık. Hava ara ara geçişli olsa da sıcaklıklar şaşırtmıyor. Hal böyle olunca sandaletler, parmak arası terlikler ve açık ayakkabılar yeniden günlük stilin vazgeçilmezleri arasına giriyor. Daha hafif ve sade görünümlerin öne çıktığı bu dönemde, görünümü tamamlayan küçük detaylar her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Halhal da tam bu noktada devreye giriyor.</p><p>Uzun zamandır yaz stilinin klasik parçalarından biri olarak görülen halhal, 2026 sezonunda da yine radarımızda. İnce zincirler, doğal taşlar, küçük charm&#39;lar ve zarif metal detaylarla yeniden şekillenen tasarımlar ister plaj stiline ister şehirde geçirilen sıcak yaz günlerine kolayca uyum sağlıyor.</p><p>Minimal ama etkili bir dokunuş arayanlar için halhal, yaz gardırobuna zahmetsiz bir hareket katmanın en şık yollarından biri. Sezonun öne çıkan tasarımlarını keşfedin ve sıcak havaların vazgeçilmez aksesuarını stilinize dahil edin.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/c8af8d1e-d70d-4750-8492-2e8bc5f99fa9-halhal.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/c8af8d1e-d70d-4750-8492-2e8bc5f99fa9-halhal.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Kas Sağlığını Destekleyen 4 Yaz Alışkanlığı]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/kas-sagligini-destekleyen-4-yaz-aliskanligi</link>
									<description><![CDATA[Yaz, sadece bronzlaşmak ya da daha fazla hareket etmek için değil, kas sağlığınızı desteklemek için de en doğru dönemlerden biri. Uzmanlara göre birkaç basit alışkanlıkla kas kaybını önlemek ve kas gücünü artırmak mümkün.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/kas-sagligini-destekleyen-4-yaz-aliskanligi</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 14:00:08 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/fec4ada3-6b6d-45cd-8a1b-7a113831549d-kapak-1.png"/><p>Yaş ilerledikçe bağımsız hareket edebilmek, dengeyi korumak, düşme riskini azaltmak ve yaşam kalitesini sürdürebilmek için de güçlü kaslara ihtiyaç duyuyoruz. Üstelik yaz mevsimi kas sağlığını destekleyen alışkanlıkları hayatınıza dahil etmek için en ideal dönemlerden biri. Yaşam süresinin uzamasıyla birlikte sağlıklı yaş alma konusu her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Ancak ilerleyen yaş, hareketsiz yaşam tarzı, yetersiz beslenme ve bazı kronik hastalıklar nedeniyle kas kütlesi zaman içinde azalabiliyor. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Selami Çakmak, yaz aylarının kas sağlığını desteklemek için önemli avantajlar sunduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yapıyor: &quot;Yaz döneminin doğru değerlendirilmesi halinde kas kaybının önlenmesi ve kasların güçlendirilmesi mümkündür. Açık havada daha fazla hareket etmek, güneş ışığından yararlanmak ve dengeli beslenmek kas sağlığını destekleyen önemli avantajlar sunmaktadır.&quot;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/d2ef3a29-4a3d-4319-9e5f-f5cdf899985b-3ef37be1-de5e-44e5-9a35-093ca6568d22" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Lululemon</em></span></p><p><strong>1. Açık Havada Daha Fazla Hareket Edin</strong><br>Yazın uzun günleri fiziksel aktiviteyi artırmak için önemli bir avantaj sunuyor. Özellikle güneş ışınlarının daha dik olmadığı sabah erken veya akşam saatlerinde yapılacak tempolu yürüyüşler, yüzme, bisiklet ya da hafif tempolu koşular kasların daha aktif çalışmasına destek oluyor. Düzenli hareket etmek, yaşla birlikte görülebilen kas kaybını yavaşlatmanın en etkili yollarından biri. Gün içinde kısa mesafelerde yürümeyi tercih etmek, asansör yerine merdiven kullanmak ve uzun süre hareketsiz kalmaktan kaçınmak da kas gücünü korumaya yardımcı olabiliyor.</p><p><strong>2. D Vitamini İçin Güneşten Yararlanın</strong><br>Kasların sağlıklı çalışabilmesi için D vitamini kritik öneme sahip. Güneş ışığı ise vücudun D vitamini üretmesini sağlayan en önemli doğal kaynaklardan biri olarak öne çıkıyor. Dr. Selami Çakmak, D vitamini eksikliğinin kas güçsüzlüğü, çabuk yorulma, denge problemleri ve düşme riskini artırabileceğine dikkat çekiyor. Bu nedenle yaz aylarında uygun saatlerde güneşten yararlanmanın, gerektiğinde de hekim önerisiyle D vitamini desteği almanın kas fonksiyonlarının korunmasına katkı sağlayabileceğini belirtiyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/1b088666-47a9-4b91-b1c2-7e294be9d9b3-f6fcd752-a957-4241-9fd2-9e6d57ff2fc9" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Beats X ALO Yoga</em></span></p><p><strong>3. Protein Tüketimini İhmal Etmeyin</strong><br>Yaz sofraları taze sebze ve meyveler açısından oldukça zengin olsa da kasların korunması ve yenilenmesi için protein alımı da büyük önem taşıyor. Vitamin, mineral ve antioksidan açısından zengin yaz sebze ve meyveleri egzersiz sonrası toparlanmayı desteklerken yumurta, süt ve süt ürünleri, balık, yağsız etler, kuru baklagiller ve kuruyemişler kas dokusunun korunmasına katkı sağlıyor. Ayrıca sıcak havalarda yeterli su tüketmek de kasların sağlıklı çalışması için temel gerekliliklerden biri.</p><p><strong>4. Hareketsizlik Döngüsünü Kırın</strong><br>Kasların en büyük düşmanlarından biri hareketsizlik. Yaz aylarında artan sosyal aktiviteler, tatiller ve açık havada geçirilen zaman ise bu döngüyü kırmak için önemli fırsatlar sunuyor. Arkadaşlarla yürüyüş planlamak, doğa yürüyüşlerine katılmak, bahçeyle ilgilenmek ya da düzenli bir egzersiz rutini oluşturmak günlük hareket miktarını artırmaya yardımcı oluyor. Bu alışkanlıklar yalnızca kas gücünü desteklemekle kalmıyor, aynı zamanda yaşa bağlı kas kaybının yavaşlamasına da katkı sağlayabiliyor. Sağlıklı yaş almanın en önemli yatırımlarından biri kas kütlesini koruyabilmek. Yazın sunduğu doğal avantajları değerlendirmek ise bu hedefe ulaşmanın en pratik yollarından biri olabilir.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/fec4ada3-6b6d-45cd-8a1b-7a113831549d-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/fec4ada3-6b6d-45cd-8a1b-7a113831549d-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[İpek Kirpik Kullananların Dikkatine: Görünmeyen Risk “Demodex” Olabilir]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/ipek-kirpik-kullananlarin-dikkatine-gorunmeyen-risk-demodex-olabilir</link>
									<description><![CDATA[İpek kirpik uygulamaları doğru yapıldığında estetik rutinin güvenli bir parçası olabilir. Ancak hijyen, kullanılan ürünler ve işlem sonrası bakım ihmal edildiğinde göz kapağı iltihabından alerjik reaksiyonlara kadar uzanan çeşitli sorunlar ortaya çıkabiliyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/ipek-kirpik-kullananlarin-dikkatine-gorunmeyen-risk-demodex-olabilir</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 12:00:24 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/e6025d55-4990-4d25-b30f-b193a33ee8a4-kapak-1.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><br></p><p>Daha dolgun ve belirgin kirpikler son yıllarda güzellik rutinlerinin vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. İpek kirpik uygulamaları da bu nedenle popülerliğini koruyor. Ancak estetik görünüm kadar uygulamanın güvenli koşullarda yapılması ve sonrasında doğru bakımın sürdürülmesi de büyük önem taşıyor. Çünkü göz çevresi, vücudun en hassas bölgelerinden biri ve küçük ihmaller bile çeşitli göz problemlerine zemin hazırlayabiliyor. Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Murat Direl&#39;e göre, ipek kirpik uygulamalarında yalnızca estetik sonuç değil, göz sağlığını korumak da öncelik olmalı. Op. Dr. Murat Direl, uygulama sırasında kullanılan yapıştırıcıların, uygulama tekniğinin ve hijyen koşullarının belirleyici olduğuna dikkat çekiyor: &quot;Göz kapağı ve kirpik dipleri oldukça hassas dokulardır. Uygulamanın hijyen koşullarında yapılmaması veya kullanılan ürünlere karşı gelişebilecek bireysel hassasiyetler, bazı göz rahatsızlıklarının ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle estetik uygulamalarda da göz sağlığının korunması öncelikli olmalıdır.&quot;</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/5e803d17-d513-4092-ad64-943184a01dca-7118d99d-f9f0-46ab-ba2a-16d35779c7ec" style="width: 300px;"></p><p><strong>Kirpikleri Yıkamamak &ldquo;Demodex&rdquo; Riskini Artırabiliyor</strong><br>Tabii ki her ipek kirpik uygulamasının sorun yaratacağını söyleyemeyiz. Ancak bazı kişilerde yapıştırıcılara bağlı alerjik reaksiyonlar gelişebilir ya da kirpik diplerinde yeterli hijyen sağlanmadığında göz kapağı problemleri ortaya çıkabiliyor. İşlem sonrasında özellikle şu belirtiler görülebiliyor: Gözlerde kızarıklık, yanma ve batma hissi, sulanma, kaşıntı, göz kapağında hassasiyet, kirpik diplerinde kabuklanma veya iltihaplanma. Bu şikayetlerin uzun sürmesi ya da giderek şiddetlenmesi durumunda vakit kaybetmeden bir göz hastalıkları uzmanına başvurulması öneriliyor. İpek kirpik kullananların en sık yaptığı hatalardan biri de kirpiklerin döküleceği endişesiyle göz çevresini yeterince temizlememek. Op. Dr. Murat Direl bu konuda şu uyarıda bulunuyor: &quot;Göz çevresi temizliğinin ihmal edilmesi yağ, makyaj kalıntıları ve ölü hücrelerin kirpik diplerinde birikmesine yol açar. Bu birikim, mikroorganizmaların ve özellikle &#39;Demodex&#39; adı verilen mikroskobik akarların çoğalması için son derece elverişli bir ortam yaratır. Sonucunda kronik kirpik dibi iltihabı (blefarit) gelişebilir. İpek kirpik kullanan bireylerin, göz dokusuna zarar vermeyen özel pH dengeli temizleyicilerle günlük hijyenlerini aksatmamaları hayati önem taşır.&quot;</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/2a72e01a-326b-422d-a552-a515895d2a09-3c0b9be8-72fc-410c-927e-71b3baa5bfe4" style="width: 300px;"></p><p><strong>Estetikten Önce Göz Sağlığı</strong><br>Bir diğer risk de şu: İzolasyon pedlerinin göze fazla yakın yerleştirilmesi, işlem sırasında gözün tamamen kapalı tutulmaması veya doğal kirpiklere taşıyabileceklerinden fazla ağırlık yüklenmesi; konjonktivit (göz zarı iltihabı) ve kornea irritasyonu gibi sorunlara yol açabiliyor. Bu nedenle özellikle mevcut göz kapağı hastalığı bulunan veya ileri derecede alerjik bünyeye sahip kişilerin işlem öncesinde bir göz hastalıkları uzmanına danışmaları tavsiye ediliyor. Sözün özü ipek kirpik uygulamalarının güvenli olabilmesi için hijyen standartlarına uygun merkezlerin tercih edilmesi, güvenilir ürünlerin kullanılması ve uygulamanın deneyimli kişiler tarafından yapılması büyük önem taşıyor. Bunun kadar önemli bir diğer konu ise işlem sonrasında önerilen bakım rutinini aksatmamak. Op. Dr. Murat Direl sözlerini şu değerlendirmeyle tamamlıyor: &quot;İpek kirpik uygulamaları estetik bir tercih olabilir. Ancak göz sağlığı her zaman ön planda tutulmalıdır. İşlem sonrasında uzun süren rahatsızlık hissi, görmede değişiklik veya şiddetli kızarıklık gibi belirtiler oluştuğunda kendi kendine müdahale etmek yerine göz hastalıkları uzmanına başvurulması uygun olacaktır.&quot;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/e6025d55-4990-4d25-b30f-b193a33ee8a4-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/e6025d55-4990-4d25-b30f-b193a33ee8a4-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Paris Moda Haftası İlkbahar/Yaz 2027 Takvimi Açıklandı]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/paris-moda-haftasi-ilkbaharyaz-2027-takvimi-aciklandi</link>
									<description><![CDATA[2025'in kapsamlı kreatif direktör değişimlerinin ardından Paris Moda Haftası, İlkbahar/Yaz 2027 takvimiyle daha dengeli bir sezona hazırlanıyor. Takvim, ilk çıkışlardan çok geri dönüşler ve yeniden şekillenen modaevleriyle dikkat çekiyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/paris-moda-haftasi-ilkbaharyaz-2027-takvimi-aciklandi</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 10:00:10 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/4f42ab90-6c60-44ae-958a-d423f0bc2588-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p>Paris Moda Haftası&#39;nın İlkbahar/Yaz 2027 programında, geçtiğimiz sezonun peş peşe gerçekleşen kreatif direktör değişimlerinin ardından bu kez daha sakin ama daha odaklı bir takvim öne çıkıyor.</p><p>28 Eylül-6 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek moda haftasında toplam 68 defile ve 33 sunum yer alacak. Geçen yıl modaevlerinin yeni kreatif direktörlerini tanıttığı yoğun dönemin ardından bu sezon markalar yeni kimliklerini sağlamlaştırmaya odaklanıyor.</p><p>Takvimin en merak edilen anlarından biri, Drew Henry&#39;nin Courr&egrave;ges için hazırladığı ilk koleksiyon olacak. Yeni sanat direktörü, 30 Eylül&#39;de markanın yeni vizyonuna dair ilk ipuçlarını paylaşacak. Bir diğer ilk ise Kai Nesselrath&#39;ın Carven için hazırladığı koleksiyon.&nbsp;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/848ee2bd-e1d3-4201-9d44-a6b76a7a5146-488e6115-bf29-448d-a954-fd046c609dd8" style="width: 700px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Chanel</em></span></p><p>İlk koleksiyonlardan çok, geri dönen modaevleri de bu sezonun dikkat çeken başlıklarından biri. Geçtiğimiz sezon Roma&#39;da defile düzenleyen Valentino, Şanghay&#39;da koleksiyonunu sunan Maison Margiela yeniden Paris&#39;e dönüyor. Sacai, Casablanca, Christopher Esber ve Ester Manas da takvimde yeniden yerini alıyor.</p><p>Elbette sezonun ritmini belirleyecek büyük modaevleri de programın merkezinde. Dior, Saint Laurent, Balenciaga, Loewe, Dries Van Noten, Tom Ford, Chanel, Celine, Miu Miu ve finali yapacak Louis Vuitton, dokuz gün boyunca Paris&#39;in en çok konuşulan defilelerinin evsahipliğini üstlenecek.</p><p>Takvim, moda dünyasında devam eden dönüşümün izlerini de taşıyor. Ala&iuml;a, Pieter Mulier&#39;in Versace&#39;ye geçişinin ardından yeni kreatif direktörünü henüz açıklamadığı için stüdyo ekibi tarafından hazırlanan koleksiyonunu bir sunumla tanıtacak.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/ebc85acf-8f2c-48c5-8126-5ffcf92e988d-eb8b9b9a-fc9d-4b4f-aa5b-c1541893094a" style="width: 700px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Alainpaul</em></span></p><p>Öte yandan bu sezon Paris&#39;te görmeyeceğimiz isimler de var. McQueen, Se&aacute;n McGirr yönetiminde Londra Moda Haftası&#39;na dönmeyi tercih ederken, Rabanne yeni kreatif direktörü Olivier Rousteing&#39;ın ilk koleksiyonunu Mart 2027&#39;ye saklıyor. Nina Ricci ve Off-White da bu sezon Paris takviminde yer almayan markalar arasında.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/4f42ab90-6c60-44ae-958a-d423f0bc2588-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/4f42ab90-6c60-44ae-958a-d423f0bc2588-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Mugler'ın Yeni Dönemi Bir Çantayla Başlıyor]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/muglerin-yeni-donemi-bir-cantayla-basliyor</link>
									<description><![CDATA[Miguel Castro Freitas, Mugler için hazırladığı ilk çanta kampanyasında markanın mimari mirasını yeniden yorumluyor. Aurora ve Lua, güçlü silüetlerden çok, bedenle kurdukları ilişki üzerinden yeni dönemin ilk ipuçlarını veriyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/muglerin-yeni-donemi-bir-cantayla-basliyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Mon, 27 Jul 2026 18:00:28 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/0b2b25d5-6b8d-4f40-b4d2-cee6f35b8dfd-mugler.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Chris Lensz</em></span></p><p><br></p><p>Mugler&#39;ın yeni hikayesi Aurora ve Lua ile başlıyor. Miguel Castro Freitas&#39;ın tasarladığı ilk çantalar, markanın yıllardır benimsediği mimari dili korurken onu daha yumuşak ve gündelik bir noktaya taşıyor.</p><p>Koleksiyonun merkezindeki Aurora, adını tasarımcının annesinden alıyor. Latincede &quot;şafak&quot; anlamına gelen isim de bu ilk tasarım için anlamlı bir başlangıç sunuyor. Manfred Thierry Mugler&#39;ın İlkbahar/Yaz 2002 koleksiyonundaki bir modelden ilham alan çanta, geçmiş ilhamını bugünün diliyle yeniden yorumluyor. Keskin hatları, kalıplı yapısı ve metal monolit detayı, Mugler&#39;ın karakteristik mimari yaklaşımını koruyarak rafine bir forma bürünüyor. (Form olarak biraz Ala&iuml;a Le Teckel çantasını andırıyor mu sizce de?)</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/a4038235-fb39-4f86-a5f5-cec5da11ce1b-5ac42c14-0c94-4c53-91f1-5f6d8419c96a" style="width: 300px;"></p><p>Aurora&#39;nın karşısında ise daha akışkan bir silüete sahip Lua yer alıyor. Portekizcede &quot;ay&quot; anlamına gelen ismini Castro Freitas&#39;ın anadilinden alan model, hilal formundan ilham alıyor. Yapısal dış yüzey ile yumuşak deri arasındaki denge koleksiyonun genel yaklaşımını da özetliyor: Güç ve zarafet birbirinin alternatifi değil, aynı tasarımın içinde birlikte var oluyor.</p><p>Bu fikir kampanyanın görsel anlatısında da devam ediyor. Chris Lensz&#39;in objektifinin karşısına bu kez bir model değil, kadın vücut geliştirme sporcusu Tatiana Horslaville geçiyor. Siyah-beyaz portrelerde beden, çantanın yalnızca taşıyıcısı değil, onun mimarisini tamamlayan bir yüzeye dönüşüyor. Mugler, kadın bedenini alışılmış estetik kodlarla tanımlamak yerine, gücü farklı biçimleriyle görünür kılmayı tercih ediyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/8813d2d3-07d1-4e1d-b4f0-e84a875b9049-6cb8c896-0c25-4baa-8bb0-f624adf8268b" style="width: 300px;"></p><p>Fotoğraflar, Robert Mapplethorpe&#39;un Lisa Lyon portrelerini ve Manfred Thierry Mugler&#39;ın heykelsi kadın figürlerini hatırlatan görsel referanslar taşısa da nostaljiye yaslanmıyor. Aksine markanın geçmişini bugünün bakış açısıyla yeniden okumayı öneriyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/a666f50d-64d7-4e2b-8d0a-3ad8c4c4cc83-dd0d49ec-f909-4277-9a54-7d4073adc04b" style="width: 300px;"></p><p>Lüks moda dünyasında çantalar yalnızca sezonun öne çıkan aksesuarları değil, markaların kimliğini tanımlayan güçlü tasarım araçlarından biri. Mugler&#39;ın Aurora ve Lua modelleri de bu anlamda bir lansmandan fazlasını temsil ediyor. Castro Freitas&#39;ın marka için kurmaya başladığı yeni anlatının ilk adımı, hazır giyimden önce çantalarda okunuyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/0b2b25d5-6b8d-4f40-b4d2-cee6f35b8dfd-mugler.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/0b2b25d5-6b8d-4f40-b4d2-cee6f35b8dfd-mugler.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Gecenin İçinden Doğan Katmanlı Feminenlik]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/gecenin-icinden-dogankatmanli-feminenlik</link>
									<description><![CDATA[Hailey Bieber ve Xiao Wen Ju'nun yer aldığı Miu Miu Sonbahar/Kış 2026 kampanyası, kırılganlık ile gücü aynı karede buluşturuyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/gecenin-icinden-dogankatmanli-feminenlik</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Mon, 27 Jul 2026 16:00:09 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/8a54713a-482e-4e48-b295-9d2abe4bc88b-miumiu.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Zo&euml; Ghertner</em></span></p><p><br></p><p>Miu Miu, Sonbahar/Kış 2026 kampanyasında kadınlığı tek bir kimlik üzerinden tanımlamak yerine birbirine temas eden farklı ruh halleri üzerinden ele alıyor. Hailey Bieber ve Xiao Wen Ju&#39;nun yer aldığı kampanya, fotoğrafçı Zo&euml; Ghertner&#39;in objektifinde endüstriyel bir gece manzarasını sinematik bir atmosfere dönüştürürken, koleksiyonun merkezindeki gerilimleri de görünür kılıyor.</p><p>Miuccia Prada&#39;nın son sezonlarda sıkça başvurduğu anlatılardan biri olan kırılganlık ile güç arasındaki ilişki bu kampanyada da belirleyici rol oynuyor. Hassas kumaşlar, iç giyimi çağrıştıran detaylar ve yumuşak dokular, güçlü bir duruşu yumuşatmak yerine kendine has bir silüet yaratıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/779b60fa-7d48-4be8-9518-e51ea0792f4e-070233fc-387a-4298-a9bb-220559365113" style="width: 700px;"></p><p>Kampanyanın görsel dili de bu yaklaşımı destekliyor. Mavi tonlarının hakim olduğu karanlık endüstriyel arka plan, koleksiyonun akışkan silüetleriyle kontrast oluştururken, ışık patlamaları ve &nbsp;perspektifin kayboluşu gerçek ile kurgu arasındaki sınırı belirsizleştiriyor. Her kare, durağan görünmesine rağmen güçlü bir hareket hissi taşıyor.</p><p>Koleksiyonun malzeme seçimi de bu anlatıyı güçlendiren en önemli unsurlardan biri. Streç poplin, yıkanmış çift kaşmir, deri, keten, tüvit, işlemeli tül ve saten gibi farklı dokular bir araya gelirken, kurdele ve fiyonk gibi iç giyim referanslı detaylar romantik bir tavırdan çok kişisel bir ifade biçimi sunuyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/a2f70e72-0e80-4876-baa4-c86a170680c2-6273f767-a303-4cf9-a973-9e4602e54695" style="width: 700px;"></p><p>Öte yandan dış giyim parçaları koleksiyonun vintage referanslarını öne çıkarıyor. &nbsp;Astarlı oversize ceketler, göğüs hizasında tek bir kapamayla tamamlanan opera paltosu ve trapper şapkalar nostaljik kodlardan beslenerek bugünün gardırobuna adapte oluyor.</p><p>Aksesuarlar da bu evreni destekliyor. Yumuşak deri işçiliğiyle öne çıkan Vivant, Rendez-vous ve Arcadie çantalar kampanyanın merkezinde yer alırken, ilk kez 2000&#39;lerin başında görülen Bubble ayakkabı da yeniden yorumlanıyor. Diz üstü streç deri çizmeler, açık formdaki terlikler ve 1970&#39;lerden ilham alan güneş gözlükleri ise koleksiyonun nostalji ile kurduğu diyaloğun parçaları.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/42843d5e-b168-4a4a-b939-4fc7e067949e-67102fd2-959c-4a7e-8654-503f6786a8d7" style="width: 700px;"></p><p>Markanın Paris Moda Haftası kapsamında mart ayında tanıtılan <a href="https://www.elle.com.tr/moda/moda-haftalari/paris-moda-haftasi-miu-miu-sonbaharkis-2026" target="_blank">Sonbahar/Kış 2026 koleksiyonu</a>, defilede Chlo&euml; Sevigny&#39;nin sürpriz yürüyüşüyle de dikkat çekmişti. Kampanya ise aynı koleksiyonun anlatısını &nbsp;daha yoğun bir görsel evrene taşıyor.&nbsp;</p><p><iframe class="instagram-media instagram-media-rendered" id="instagram-embed-0" src="https://www.instagram.com/reel/DbIX-j7AisE/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=1080&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%3Fid%3D68c78b4c-dd86-4502-afc4-b49400beb557#%7B%22ci%22%3A0%2C%22os%22%3A73267%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="916" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-0" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px 0px 12px; min-width: 326px; padding: 0px;"></iframe></p><p>Miu Miu, Sonbahar/Kış 2026 kampanyasında maksimal bir gösteri yerine güçlü bir atmosfer kurmayı tercih ediyor. Proje, kadınlığı tek bir tanım içine sıkıştırmak yerine çelişkileri doğal kabul eden ve bu geçiş alanlarında kimlik inşa eden güncel bir bakış öneriyor.&nbsp;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/8a54713a-482e-4e48-b295-9d2abe4bc88b-miumiu.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/8a54713a-482e-4e48-b295-9d2abe4bc88b-miumiu.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Antik Medeniyetler Canlanıyor: Timewalk Exhibition Londra'da]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/antik-medeniyetler-canlaniyor-timewalk-exhibition-londrada</link>
									<description><![CDATA[Dijital sanat ile deneyim odaklı sergilerin yükselişe geçtiği bir dönemde açılan Timewalk Exhibition, Göbeklitepe'den antik Mısır'a uzanan anlatısını teknolojiyle yeniden kurgulayarak ziyaretçileri tarihi yaşamaya davet ediyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/antik-medeniyetler-canlaniyor-timewalk-exhibition-londrada</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Mon, 27 Jul 2026 14:00:40 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/bb3df342-bb8f-4d5a-b6f2-637971afaa3b-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p>Müzeleri yalnızca eserlerin sergilendiği mekanlar olarak görmek eksik bir bakış açısı olur. Müzeler aynı zamanda hikayelerin mekan aracılığıyla deneyimlendiği kültürel alanlar. Dijital sanat, sinematik anlatılar ve çok duyulu enstalasyonlarla şekillenen çok duyulu sergi yaklaşımlarının son örneklerinden biri de Londra&#39;da açılan Timewalk Exhibition.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/6989e399-67cb-4b13-b5c5-5f4554dfda62-276bf6ee-8044-438d-836c-4f80a88b215a" style="width: 700px;"></p><p>DEM Müzecilik tarafından geliştirilen sergi, Immerse LDN&#39;de (Excel Waterfront) ziyaretçilerle buluşuyor. Göbeklitepe&#39;den başlayarak Babil, antik Mısır, Maya ve Rapa Nui uygarlıklarına uzanan deneyim, binlerce yıllık insanlık tarihini doğrusal bir kronoloji yerine atmosferler, ritüeller ve gündelik yaşam üzerinden anlatıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/45fcfa2d-ef91-4488-beaa-9b2b19d60ad8-55ac4374-64f3-4df3-990a-59a9079791b4" style="width: 700px;"></p><p>Serginin çıkış noktası, insanlığın ortak hafızasını yalnızca bilgiyle değil, deneyim yoluyla görünür kılmak. Bu nedenle ziyaretçiler klasik vitrinler arasında ilerlemek yerine, gündoğumuyla canlanan antik şehirlerin, Nil Nehri boyunca yapılan yolculukların ve Babil&#39;in anıtsal mimarisinin içine adım atıyor. Görsel projeksiyonlar, mekansal ses tasarımı ve dijital anlatı araçları tarihsel bilgiyi destekleyen katmanlara dönüşüyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/2e48e52f-7bda-4667-8c68-3bf228690806-1281fc19-ef22-4115-b21c-2a5fd968a223" style="width: 700px;"></p><p>Timewalk Exhibition&#39;ın merkezinde yer alan Göbeklitepe ise anlatının sembolik başlangıç noktası olarak öne çıkıyor. Dünyanın bilinen en eski anıtsal yapılarından biri kabul edilen arkeolojik alan, insanlığın yalnızca hayatta kalmayı değil, birlikte düşünmeyi, üretmeyi ve ritüeller geliştirmeyi öğrendiği dönemi temsil ediyor. Buradan başlayan yolculuk, şehir yaşamının şekillendiği Babil&#39;e, antik Mısır&#39;a, astronomi ve matematik bilgisini merkeze alan Maya uygarlığına ve kültürel hafızanın simgelerinden Moai heykelleriyle bilinen Rapa Nui&#39;ye uzanıyor. Büyük ölçekli projeksiyonlar, üç boyutlu animasyonlar ve çok katmanlı ses tasarımı, tarihsel atmosferi destekleyen araçlar olarak kullanılıyor. Böylece ziyaretçi geçmişin içinde hareket eden bir katılımcıya dönüşüyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/af31cfd4-52dd-486e-a45c-558526702be1-4d642469-0981-4374-964a-1180d2617180" style="width: 700px;"></p><p>İki yılı aşkın sürede tarihçiler, mimarlar, senaristler, dijital sanatçılar ve teknoloji uzmanlarından oluşan 250 kişilik uluslararası bir ekip tarafından hazırlanan sergide ayrıca 25 dilde sesli rehber ve çocuklara özel anlatım seçenekleri bulunuyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/09222e23-53dc-4169-b6f8-bac241ace932-215c66ea-edd4-4f4f-91ac-dc00ed47f477" style="width: 700px;"></p><p>Bugün deneyim odaklı sergiler, sanat ve kültür dünyasının yanı sıra moda markalarının da benimsediği yeni bir anlatım dili haline geldi. Defilelerden marka sergilerine kadar uzanan bu dönüşüm, izleyiciyi pasif bir gözlemci olmaktan çıkarıp hikayenin bir parçasına dönüştürüyor. Timewalk Exhibition da aynı yaklaşımı antik medeniyetler üzerinden yorumlayarak geçmiş ile bugünün görsel kültürü arasında yeni bir bağ kuruyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/bb3df342-bb8f-4d5a-b6f2-637971afaa3b-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/bb3df342-bb8f-4d5a-b6f2-637971afaa3b-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Güneş Yanığı Sonrası Sık Yapılan Hatalar ve Doğru Bakım Rutini]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/cilt-bakimi/gunes-yanigi-sonrasi-sik-yapilan-hatalar-ve-dogru-bakim-rutini</link>
									<description><![CDATA[Bronzluk güzel olabilir ama güneş yanığı asla! Cildiniz alarm vermeye başladıysa onu daha fazla yormadan, bariyerini güçlendirecek ve konforunu artıracak bakım adımlarına odaklanmanın tam zamanı.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/cilt-bakimi/gunes-yanigi-sonrasi-sik-yapilan-hatalar-ve-dogru-bakim-rutini</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Mon, 27 Jul 2026 12:00:31 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/a4ddc7fe-3615-488f-b783-0ddb46b51527-kapak-1.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Kapak Fotoğrafı: Khy X Frankies Bikinis</em></span></p><p><br></p><p>Yazın en keyifli taraflarından biri uzun saatler güneşin tadını çıkarmak olabilir. Ancak bazen SPF&#39;yi yenilemeyi unutmak ya da gölgede olduğumuzu sanırken UV ışınlarına maruz kalmak, günün sonunda kızarmış, gerilmiş ve hassaslaşmış bir ciltle baş başa kalmamıza neden oluyor. Güneş yanığı aslında cildin verdiği güçlü bir alarm. Bu noktada yapılacak doğru bakım hem konforu artırabilir hem de cilt bariyerinin daha sağlıklı toparlanmasına yardımcı olur. Gelin, neler yapabileceğimize ve acil durum önlemlerine birlikte bakalım.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/a9d8229f-e17e-4465-b12d-0e52a5adc611-26c1f168-6ef1-4cb6-ab26-39359d64a83d" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Sporty&amp;Rich</em></span></p><p><strong>1. İlk Kural: Cildi Serinletin</strong><br>Tahmin edebileceğiniz gibi, güneş yanığını fark ettiğiniz anda yapmanız gereken ilk şey güneşe maruz kalmayı bırakmak. Ardından çok soğuk olmayan serin bir duş almak veya soğuk kompres uygulamak, ciltteki sıcaklık hissini azaltmaya ve inflamasyonu hafifletmeye yardımcı olabilir. Uzmanlar buzun doğrudan cilde temas ettirilmesini ise önermiyor. Çünkü bu durum hassaslaşmış cildi daha da tahriş edebilir.</p><p><strong>2. Cilt Bariyerini Yeniden Güçlendirin</strong><br>Güneş yanığı yalnızca kızarıklık oluşturmaz, aynı zamanda cildin nem bariyerini de zayıflatır. Bu nedenle bakım rutininin odağında yoğun nemlendirme olmalı. Parfümsüz ve hassas ciltlere uygun formüller tercih edin. Aloe vera, pantenol, gliserin, seramidler ve yatıştırıcı bitki özleri içeren ürünler cildin onarım sürecini desteklemeye yardımcı olabilir. Nemlendiriciyi duş sonrasında cilt hafif nemliyken uygulamak da su kaybını azaltmaya katkı sağlar.</p><p><strong>3. Aktif İçeriklere Kısa Bir Mola Verin</strong><br>Retinol, AHA, BHA, güçlü C vitamini serumları ve fiziksel peeling ürünleri normal şartlarda etkili cilt bakım içerikleri olsa da güneş yanığı sonrası hassaslaşmış cilt için doğru seçim olmayabilir. Cilt bariyeri tamamen toparlanana kadar bu ürünlere ara vermek tahriş riskini azaltır. Bu süreçte mümkün olduğunca sade ve onarıcı bir rutin uygulamak en güvenli yaklaşım olacaktır.</p><p><strong>4. Su İçmeyi İhmal Etmeyin</strong><br>Güneş yanıkları yalnızca cildi değil, vücudu da susuz bırakabilir. Bu nedenle gün boyunca yeterli miktarda su tüketmek iyileşme sürecini destekleyen en basit ama en etkili adımlardan biri. Nem yalnızca dışarıdan değil, içeriden de sağlanmalı.</p><p><strong>5. Soyulan Deriyi Koparmayın</strong><br>Yanıktan birkaç gün sonra başlayan soyulma süreci can sıkıcı olabilir. Ancak bu, cildin kendini yenileme mekanizmasının doğal bir parçası. Soyulan deriyi çekmek veya koparmak iyileşmeyi geciktirebilir ve leke oluşma riskini artırabilir. Yapılacak en doğru şey bölgeyi iyi nemlendirmek ve cildin kendi hızında yenilenmesine izin vermek.</p><p><strong>6. Güneşe Hemen Geri Dönmeyin</strong><br>Kızarıklık azalmış olsa bile cilt bir süre daha hassas kalmaya devam eder. İyileşme tamamlanmadan yeniden yoğun güneşe çıkmak hem mevcut hasarı artırabilir hem de hiperpigmentasyon riskini yükseltebilir. Dışarı çıkmanız gerekiyorsa geniş spektrumlu SPF 50+ güneş koruyucu kullanın, koruyucu kıyafetlerden destek alın ve mümkün olduğunca gölgede kalmaya özen gösterin.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/19f62cf2-3995-4451-bcd3-c257d6e04800-883e2373-5d73-486c-aadf-d5dd43fada49" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Byredo</em></span></p><p><strong>Peki, Ne Zaman Doktora Görünmeli?</strong><br>Her güneş yanığı evde tedavi edilemeyebilir. Yaygın su toplaması, yüksek ateş, titreme, şiddetli ağrı, baş dönmesi, mide bulantısı veya enfeksiyon belirtileri gelişirse vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekiyor. Bu belirtiler daha ciddi bir yanığın habercisi olabilir. Sonuç olarak güneş yanığının en iyi tedavisi, oluşmasını engellemek. Ancak bazen hata yapmak kaçınılmaz. Böyle durumlarda cildinizi zorlamak yerine ona dinlenmesi, nemlenmesi ve kendini onarması için zaman tanımak, yaz sonunda çok daha sağlıklı ve güçlü bir ciltle buluşmanın en etkili yolu.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/a4ddc7fe-3615-488f-b783-0ddb46b51527-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/a4ddc7fe-3615-488f-b783-0ddb46b51527-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Savunmasızlığın Estetiği Kadrajın Ötesindeki Yakınlık “UNGUARDED”]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/soru-cevap/savunmasizligin-estetigi-kadrajin-otesindeki-yakinlik-unguarded</link>
									<description><![CDATA[New York merkezli görsel sanatçı
Asya Çetin fotoğraf, yönetmenlik
ve görsel hikaye anlatıcılığı
arasında kurduğu güçlü bağ ile
dikkat çekiyor. Moda dünyasının
önde gelen uluslararası
markalarıyla çalışan sanatçı, Bella
Hadid başta olmak üzere birçok
isimle gerçekleştirdiği çekimlerle
de tanınıyor. İstanbul, New York
ve Paris arasında şekillenen üretim
pratiği moda, sanat ve duygusal
hafıza arasında kurduğu sinematik
ilişkiyle öne çıkıyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/soru-cevap/savunmasizligin-estetigi-kadrajin-otesindeki-yakinlik-unguarded</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Sun, 26 Jul 2026 18:00:36 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/8d55f7ef-c2da-4e25-87d2-30b998a453fb-kapak-1.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Röportaj: Fulya Bozkurt<br>Portre Fotoğraflar: Maria Gawryluk<br>Eser Ve Galeri Fotoğrafları: Jack De Marzo</em></span></p><p><br></p><p><span style="text-align: initial;">İzmir doğumlu. Son 12 yıldır çalışmalarını ağırlıkltin fotoğraf, yönetmenlik ve görsel hikaye anlatıcılığı alanlarında üretim yapıyor. Uzun yıllar moda dünyasının içinde yer alan Çetin, Gucci Beauty, Coach, Oscar de la Renta, Ralph Lauren, Hugo Boss ve YSL Beauty gibi uluslararası markalarla çalışan bir sanatçı. Moda, sanat ve görsel kültür arasında kurduğu güçlü bağ hem editoryal hem de sanatsal üretimlerinin temelini oluşturuyor. Zeynep Arolat tarafından kurulan Zarolat ise, mimarlık, sanat, tasarım ve zanaat disiplinlerini bir araya getiren çok katmanlı bir koleksiyon galerisi olarak öne çıkıyor. Brooklyn&rsquo;in yaratıcı atmosferiyle öne çıkan Dumbo bölgesindeki tarihi bir yapıda konumlanan ve uluslararası bir mimar, tasarımcı, sanatçı ve üretici topluluğunu temsil eden Zarolat farklı yaratıcı disiplinler arasında güçlü bir diyalog kurmayı amaçlıyor. Zarolat Gallery&rsquo;de gerçekleşen &ldquo;Unguarded&rdquo; sergisinde Asya Çetin izleyiciyi görüntülerin arasında kalan sessizliklere, kırılgan geçiş anlarına ve görünmeyen duygusal katmanlara davet ediyor. Sanatçıyla savunmasızlık hissi, şehirlerin görsel hafızası, analog üretimin duygusal tarafı ve fotoğraflarındaki güçlü yakınlık hissi üzerine konuştuk.&nbsp;</span></p><p><strong>&ldquo;Unguarded&rdquo; ismi ilk ortaya çıktığında senin için nasıl bir duyguyu temsil ediyordu?</strong><br>Serginin merkezindeki &ldquo;savunmasızlık&rdquo; hissini nasıl tanımlıyorsun? &ldquo;Unguarded&rdquo;, yıllardır dokümante ettiğim portre odaklı işlerimi bir araya getiren seri. Yıllar içinde birlikte çalıştığım &ldquo;tema&rdquo;, yani modellerle ve yakın çevremle kurduğum samimi diyaloğu yansıtıyor aslında. Sergide, 12 yıl önce çektiğim bir portreden geçtiğimiz aralık ayında ürettiğim bir seriye kadar farklı dönemlerden işler yer alıyor. Tamamen benimle &ldquo;tema&rdquo; arasında geçen zamandan, oluşan güven ilişkisinden ve yakınlıktan beslenen kareler bunlar. Daha &ldquo;sensual&rdquo; bir dili var; Fotoğrafçıyla &ldquo;tema&rdquo; arasındaki kırılgan ve yakın bağı görünür kılıyor.&nbsp;</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/e6e408af-d514-4f64-a3f4-8e500aa5e41f-080f6a75-8866-4aae-a5e9-ff948f1a7df4" style="width: 300px;"></p><p><strong>Brooklyn Dumbo bölgesi, özellikle son yıllarda sanat, moda, teknoloji ve tasarım dünyasının önemli buluşma noktalarından biri haline geldi. Zarolat Gallery ile yolunuz nasıl kesişti?</strong><br>Zeynep, New York&rsquo;ta galerisini açtığında beni sergilerine davet etmişti. Kendisi mimar, galerici ve aynı zamanda sanat pratiği olan biri olduğu için doğal şekilde yakınlaştık ve zamanla bir arkadaşlığımız oluştu. Uzun süredir resim, mobilya ve heykel sergilerine evsahipliği yapıyordu. Sonrasında galerinin ilk fotoğraf sergisini birlikte yapma fikri ortaya çıktı. Her şey oldukça organik gelişti.&nbsp;</p><p><strong>Sergide yer alan fotoğraflar İstanbul, New York ve Paris arasında şekilleniyor. Sence şehirler insanların duygusal hafızasını değiştiriyor mu? Bu üç şehir senin görsel dilini nasıl etkiledi?&nbsp;</strong><br>Uzun zamandır New York ve Paris arasında çalışıyorum; İstanbul ise her zaman evim olarak kaldı. Bu şehirler arasında büyük paralellikler olduğu kadar çok farklı ritimler de var. Her birinin kendine ait bir dokusu, ışığı ve enerjisi bulunuyor. Sanırım o şehirlerin hissi benim üretimlerimin ritmine de yansıyor. New York&rsquo;un &ldquo;grunge&rdquo; tarafı, üretim hızı ve dinamizmi beni çok motive ediyor. Paris&rsquo;te ise daha sakin, stüdyo odaklı bir üretim sürecine giriyorum; o tarafı beni dinlendiriyor. İstanbul&rsquo;un ise renklerini ve dokularını işlerimde çok net hissedebiliyorum. Özellikle ten tonlarında, ışık kullanımında ve &ldquo;texture&rdquo; seçimlerimde İstanbul&rsquo;un etkisi büyük.&nbsp;</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/f2d2ef3d-e2b8-4dd9-969a-7ebfd4577aac-880bbf8b-3706-4ead-9505-068c6a8b9e49" style="width: 300px;"></p><p><strong>New York gibi çok hızlı bir şehirde yaşarken kendi iç sesini ve görsel ritmini korumayı nasıl başarıyorsun?&nbsp;</strong><br>New York&rsquo;ta uzun süre yaşayınca şehrin dışarıdan göründüğü kadar hızlı olmadığını fark ediyorsunuz. Turist olarak deneyimlenen New York ile burada kurulan günlük hayat arasında büyük bir fark var. Ben uzun yıllardır Brooklyn&rsquo;de daha sakin ve rutinleri olan bir yaşam kurdum. Hatta İstanbul&rsquo;u New York&rsquo;tan çok daha kaotik yaşadığımı söyleyebilirim. Bence şehirlerle kurulan ilişki tamamen kişinin hayat tarzıyla ve kendini nasıl konumlandırdığıyla ilgili. Ben burada daha çok stüdyoda vakit geçiren, spor yapan, parka giden, sörf yapan ve Manhattan&rsquo;daki turistik kaostan uzak, lokal bir hayat yaşıyorum.&nbsp;</p><p><strong>Fotoğraflarında çok güçlü bir &ldquo;yakınlık&rdquo; hissi var. Bir insanın gerçekten &ldquo;guarded&rdquo; olmayan anına ulaşabilmek için nasıl bir bağ kuruyorsun?</strong><br>Fotoğraflarımdaki yakınlık hissi, yıllar içinde &ldquo;tema&rdquo;larımla kurduğum güven ilişkilerinden geliyor. Birlikte geçirilen zaman, yapılan sohbetler ve insanların benim yanımda rahat hissetmesi çok önemli. Akdeniz kültürüyle büyümüş biri olarak insanlara sıcak ve güvenli bir alan hissettirdiğim çok söylenir. Benim için bir moda çekiminin yalnızca bir prodüksiyon günü gibi değil; birlikte gerçekten iyi vakit geçirilen bir deneyim gibi hissettirmesi önemli.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/29dbf325-d4cf-4c33-9497-c1f6f039399e-da5f57db-f82c-4640-b5c4-3b13b14b956f" style="width: 300px;"></p><p><strong>İşlerinde renkler ve dokular neredeyse görünür bir element gibi hissediliyor. Senin için bu elementler ne ifade ediyor?</strong><br>Türkiye&rsquo;de büyümenin verdiği renk ve doku hafızasıyla çok güçlü bir ilişkim var. Sanırım moda fotoğrafçılığında beni ilk etkileyen şey de kıyafetin kendisinden çok, renklerin ve dokuların yarattığı his oldu. Yakın plan portreler, magenta tonları, cilt &ldquo;texture&rdquo;ları ve ışığın ten üzerindeki etkisi okul yıllarımdan beri ilgimi çekiyordu. Şimdi kampanya ve sergi işlerime baktığımda da istemsiz şekilde o hislere geri döndüğümü görüyorum.</p><p style="text-align: center;"><span style="font-size: 18px;"><em>Sergi yalnızca bir fotoğraf seçkisi sunmuyor. İnsanlar, mekanlar ve anlar arasında kurulan görünmez bağlar serginin ritmini belirleyen en önemli unsur haline geliyor.</em></span></p><p><strong>Moda fotoğrafçılığı, sanat pratiği ve yönetmenlik arasında nasıl bir denge kuruyorsun? Bu disiplinler birbirini nasıl besliyor?</strong><br>Ben kendimi temelde bir görsel sanatçı olarak görüyorum ve fotoğraf, film, moda ve hikaye anlatıcılığı benim için birbirinden çok ayrışan alanlar değil. Hepsi birbirini besleyen disiplinler. Birinde öğrendiğim bir şeyi diğerine taşıyorum. O yüzden kendi pratiğim içinde keskin ayrımlar yapmıyorum; hepsine aynı anda çalışıyor ve araştırıyorum.</p><p><strong>Analog ve dijital teknikleri birlikte kullanıyorsun. Sence analog üretimin duygusal tarafı bugün h&acirc;l&acirc; neden bu kadar güçlü?</strong><br>Fotoğrafçılığa analog kamerayla ve medium format kameralarla başladım. Analogun hissini ve fiziksel dokusunu h&acirc;l&acirc; çok seviyorum. Dijitalle yoğun çalışıyor olsam da ikisinden de eşit şekilde keyif alıyorum. Özellikle karanlık odada renk basımı yapmak h&acirc;l&acirc; en sevdiğim süreçlerden biri.</p><p><strong>Objektifin arkasında olmayı mı yoksa yönetmenlik tarafını mı kendine daha yakın hissediyorsun?</strong><br>İkisini de birbirinden ayırmıyorum. Bence hepsi aynı pratiğin farklı uzantıları. Sonuçları bazen değişse de benim üretimlerimdeki his ortak kalıyor. Fotoğraflarımda da çoğu zaman bir film karesinden alınmış hissi yaratmaya çalışıyorum.&nbsp;</p><p style="text-align: center;"><span style="font-size: 18px;"><em><strong>SAMİMİYET</strong><br>&ldquo;Unguarded&rdquo;, her karenin sanatçı ile özne arasında gelişen güven, kırılganlık ve samimiyet duygusunun bir yansıması olarak öne çıkıyor. Çetin&rsquo;in fotoğraflarındaki güçlü atmosfer çoğu zaman &ldquo;anı yakalamaktan&rdquo; çok, aynı anda aynı duygunun içinde bulunabilme halinden besleniyor.</em></span></p><p><strong>Fotoğrafların çoğu zaman bir hikayenin tam ortasında çekilmiş gibi hissettiriyor. İzleyicinin &ldquo;eksik parçayı tamamlaması&rdquo; senin için önemli mi?&nbsp;</strong><br>Çoğu karemi bir film sahnesi gibi planlıyorum ya da o hissin peşinden gidiyorum. Bir filmi izlerken sahnenin tam ortasında &ldquo;pause&rdquo; edilmiş bir an hissi var ya, işlerimde en çok aradığım duygu o sanırım. İzleyicinin hikayeyi kendi içinde tamamlaması benim için önemli.</p><p><strong>Bu sergide izleyicinin galeriden çıkarken yanında taşımasını istediğin duygu ne olurdu?</strong><br>Birçok ziyaretçi serginin kürasyonundan ve işlerin yerleştirilme biçiminden çok etkilendiğini söyledi. İnsanların farklı baskı teknikleriyle ilişki kurması ve işleri fiziksel olarak deneyimlemesi beni çok mutlu etti.</p><p><strong>Önümüzdeki dönemde seni heyecanlandıran yeni projeler var mı?</strong><br>Önümüzdeki yıl İstanbul&rsquo;da çok sevdiğim bir galeride solo sergimi açacağım. Uzun zamandır onun üzerinde çalışıyorum. Kendi evimde, İstanbul&rsquo;da solo bir sergi açacak olmak benim için çok heyecan verici.</p><p><br></p><p><span style="font-size: 12px;"><em>*Bu içerik ELLE Türkiye Haziran sayısından alınmıştır.</em></span></p><p><br></p><p><br></p><p><br></p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/8d55f7ef-c2da-4e25-87d2-30b998a453fb-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/8d55f7ef-c2da-4e25-87d2-30b998a453fb-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Radarımıza Girenler]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/radarimiza-girenler-16</link>
									<description><![CDATA[İşte son günlerin en dikkat çeken keşifleri...]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/radarimiza-girenler-16</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Sat, 25 Jul 2026 10:50:31 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/886f86f3-309d-467f-ac02-4649c436ed92-kapak.jpg"/><p>&quot;Radarımıza Girenler&quot; köşemize hoş geldiniz! Burada yeni keşifler, ilham verici detaylar ve gündemdeki haberleri içeren geniş bir yelpazeye odaklanıyoruz.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/886f86f3-309d-467f-ac02-4649c436ed92-kapak.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/886f86f3-309d-467f-ac02-4649c436ed92-kapak.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Manifest ve Dyson'dan "Toz Pembe"nin En Havalı Hali]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/sac/manifest-ve-dysondan-toz-pembenin-en-havali-hali</link>
									<description><![CDATA[Manifest'in "Toz Pembe" şarkısı için Dyson iş birliğiyle hazırlanan "Toz Pembe Ceramic Pink" alternatif klibi, müzik, stil ve güzellik teknolojilerini bir araya getiriyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/sac/manifest-ve-dysondan-toz-pembenin-en-havali-hali</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Fri, 24 Jul 2026 19:30:46 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/c34ac5ce-24b0-4010-adc5-f39bb90e38e8-KAPAK.jpg"/><p>Manifest&rsquo;in, yeni şarkısı &quot;Toz Pembe&quot; için Dyson iş birliğiyle hazırlanan alternatif klip müzikseverlerle buluştu. &ldquo;Toz Pembe Ceramic Pink&rdquo; adını taşıyan klip, grubun enerjisini yansıtan renkli atmosferi, hareketli dans koreografileri ve güçlü stil dünyasıyla dikkat çekerken, saç tasarımları da görsel anlatımın en önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.<br><br>Pembe tonlarının hakim olduğu dinamik dünyasıyla &quot;Toz Pembe Ceramic Pink&rdquo;, Manifest üyelerinin enerjisini ve özgün tarzını yansıtan sahnelerle izleyiciye keyifli bir görsel deneyim sunuyor. Dansların, ritmin ve stilin iç içe geçtiği alternatif klipte, her üyenin karakterini tamamlayan saç görünümleri klibin dikkat çeken detayları arasında yer alıyor.<br><br><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/c5ee60db-631b-4c1e-8875-12aa05b776ca-4da8a5df-8a2a-4ac3-817d-9d1af1552bdc" style="width: 1000px;"><br>Klip çekimi süresince Manifest üyelerinin saçları, Dyson Türkiye Güzellik Kategorisi Marka Elçisi ve saç stilisti İbrahim Zengin ve ekibi tarafından Dyson güzellik teknolojileriyle hazırlandı. Klipte Zeynep, Mina ve Hilal, Dyson Airwrap Coanda2x saç şekillendirme ve kurutma seti ile oluşturulan doğal, belirgin ve havalı dalgalarıyla dikkat çekerken; Lidya, Sueda ve Esin ise Dyson Airstrait saç düzleştirici ile elde edilen düz, parlak ve pürüzsüz saç görünümleriyle kamera karşısına geçti.<br><br><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/cb2b99d6-dfd3-40af-b913-590359634748-d5d51f6d-8049-473e-bbaf-21160dc3b2c3" style="width: 1000px;"><br>Manifest&#39;in eğlenceli ruhunu yansıtan alternatif klipte, her saç stili grubun dinamik enerjisini destekleyen stilin tamamlayıcı bir parçası oldu. Renklerin, dansın ve müziğin bir araya geldiği &quot;Toz Pembe Ceramic Pink&quot;, Dyson&#39;ın yenilikçi güzellik teknolojileriyle hazırlanan görünüm önerileriyle farklı bir yorum kazanıyor.<br><br><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/d3dccb32-6712-48b0-b6dd-b9ef1376c2b7-378bf236-8b65-42ba-a98b-cc2e17c0b27e" style="width: 1000px;"><br>Müzik, moda ve güzelliği bir araya getiren bu özel iş birliğiyle Dyson, gelişmiş güzellik teknolojilerini genç, yaratıcı ve ilham veren bir hik&acirc;yeyle buluştururken; Manifest&#39;in &quot;Toz Pembe&quot; dünyasına da yepyeni bir bakış açısı sunuyor.<br><br><a href="https://www.youtube.com/watch?v=75hw5BU-CFg" target="_blank"></a><br><a href="https://www.youtube.com/watch?v=75hw5BU-CFg" target="_blank"><strong>&nbsp;&ldquo;Toz Pembe Ceramic Pink&rdquo; Klibini İzlemek İçin Tıklayın</strong></a><br><br><br><br><em><strong>*Bu bir reklamdır.</strong></em></p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/c34ac5ce-24b0-4010-adc5-f39bb90e38e8-KAPAK.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/c34ac5ce-24b0-4010-adc5-f39bb90e38e8-KAPAK.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Güzellik Uykusu: Gece Saç Bakımı]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/sac/guzellik-uykusu-gece-sac-bakimi</link>
									<description><![CDATA[Gece boyunca saç telleriyle temasını sürdüren serumlar, maskeler ve bakım yağları, uyku saatlerini saç bakımının en verimli anlarından birine dönüştürüyor.
]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/sac/guzellik-uykusu-gece-sac-bakimi</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Fri, 24 Jul 2026 13:10:56 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/aab51f3d-a1cd-4930-9c91-eaff5c6d20d3-kapak.jpg"/><p>Cilt bakımında gece rutinlerinin önemini artık hepimiz biliyoruz. Gün boyunca maruz kaldığımız çevresel faktörlerden arınmak, cildin kendini yenilediği saatleri doğru değerlendirmek ve sabaha daha dengeli bir görünümle uyanmak, akşam bakımının temel amacı. Peki aynı yaklaşımı saçlarımız için ne kadar benimsiyoruz?</p><p>Oysa saç da gün boyunca görünenden çok daha fazlasını deneyimliyor. Güneş ışınları, şehir yaşamının yarattığı hava kirliliği, nem kaybı, sık şekillendirme işlemleri, yüksek ısıyla çalışan cihazlar ve saçın gün içinde maruz kaldığı mekanik sürtünme zamanla saç tellerinin yapısını etkileyebiliyor. Gün bittiğinde ise saçın da tıpkı cilt gibi dinlenmeye ve desteklenmeye ihtiyacı var.</p><p>İşte tam da bu nedenle son dönemde güzellik dünyasında öne çıkan kavramlardan biri gece saç bakımı. Sabah uygulanıp gün içinde etkisini koruması beklenen ürünlerin aksine, gece kullanılan bakım ürünleri saça saatler boyunca temas edebiliyor. Uyku süresi, saç maskeleri, serumlar ve gece bakım kremleri için kesintisiz bir etki alanı yaratırken, saçın günün yoğun temposundan uzak kaldığı bu zaman dilimi bakım rutinini daha verimli hale getirebiliyor.</p><p>Elbette etkili bir gece saç bakımı yalnızca ürünü sürüp uyumaktan ibaret değil. İpek ya da saten yastık kılıfı tercih etmek, saçı çok sıkı toplamamak, ıslak saçla uyumamaya özen göstermek ve saç tipine uygun bakım ürünleri seçmek de bu rutinin önemli parçaları arasında yer alıyor. Küçük görünen bu alışkanlıklar, özellikle uzun vadede saçın daha dengeli görünmesine katkı sağlayabiliyor.</p><p>Son yıllarda gece bakımına yönelik ürünlerin çeşitlenmesi de bu yaklaşımın yükselişini destekliyor. Gece boyunca saç tellerini nemlendirmeyi hedefleyen serumlar, bağ onarımına odaklanan bakım ürünleri, durulanmayan maskeler ve saç yağları farklı saç ihtiyaçlarına göre şekillenen alternatifler sunuyor. İnce telli, işlem görmüş, kıvırcık ya da yoğun nem ihtiyacı duyan saçlar için geliştirilen formüller sayesinde gece rutini artık tek tip bir bakım anlayışından çok daha fazlasını ifade ediyor.&nbsp;</p><p>Gece saatlerini yalnızca dinlenmek için değil, saç bakımına da alan açmak isteyenler için doğru ürün seçimi belirleyici oluyor. Çünkü her formül aynı ihtiyaca cevap vermiyor; kimi nem desteğine odaklanırken kimi kırılmaları azaltmayı, elektriklenmeyi kontrol altına almayı ya da saçın daha yumuşak hissettirmesini hedefliyor. Bu nedenle gece bakım rutini oluştururken saç tipinizi ve ihtiyaçlarınızı göz önünde bulundurmak ürünlerden maksimum verim almanın ilk adımı.</p><p>Bir sonraki adım ise bu rutine eşlik edecek doğru formülleri keşfetmek. Gece boyunca saçınızla birlikte çalışan, sabah uyandığınızda bakım hissini devam ettiren ürünleri bir araya getirdik.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/aab51f3d-a1cd-4930-9c91-eaff5c6d20d3-kapak.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/aab51f3d-a1cd-4930-9c91-eaff5c6d20d3-kapak.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Estetik ve İşlevin Sessiz Diyaloğu]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/estetik-ve-islevin-sessiz-diyalogu</link>
									<description><![CDATA[Bir çantanın hikayesi bazen bir eskizle değil, cevaplanması gereken küçük bir soruyla başlıyor. Mlouye'nin kurucusu ve kreatif direktörü Meb Seyman, tasarımın görünmeyen katmanlarından form ve işlev arasındaki dengeye uzanan yaratıcı sürecini ELLE için anlatıyor. ]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/estetik-ve-islevin-sessiz-diyalogu</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 23 Jul 2026 16:29:15 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/db58d8b1-28eb-45d0-b68e-660df061590e-kapak.jpg"/><p>Her Mlouye tasarımı, estetik bir objenin ötesinde, kullanım alışkanlıklarını, gündelik ritüelleri ve işlevi yeniden düşünmeye davet eden bir yaklaşımdan doğuyor. Fikir aşamasından üretim sürecine, aksesuarların stildeki rolünden zamansız tasarım anlayışına uzanan bu sohbette, Mlouye&#39;nin kurucusu ve kreatif direktörü Meb Seyman, markanın özgün tasarım dilini, global ölçekte yakaladığı başarıyı ve bugün tasarımın neden yalnızca güzel görünmekten çok daha fazlasını ifade ettiğini ELLE okurlarıyla paylaşıyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/ba455ab6-0a07-4bee-82ca-bdd4d3e19ea9-b031764b-e0f2-4737-9be2-81e166f18c85" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Meb Seyman</em></span><br><span style="font-size: 10px;"><em>Fotoğraf: Yusuf Kasap</em></span></p><p><strong>Bir çanta sizin zihninizde nasıl doğuyor? Bir eskizle mi, bir malzemeyle mi, yoksa bir binanın önünden geçerken gördüğünüz bir formla mı? Bizi bir Mlouye çantasının fikirden rafa uzanan yolculuğuna götürür müsünüz?</strong><br>İnsanlar genelde bir çantanın elime kağıt kalem alıp çizmeye başlamamla ya da bir anda gelen ilhamla doğduğunu düşünüyor. Oysa süreç biraz farklı. Genellikle çözmek istediğim küçük bir problem ya da kafamda kurduğum bir senaryo oluyor. Yaz tatiline gidecek olsam plajda ne taşımak isterdim? Bir kapanış mekanizması daha keyifli nasıl çalışabilir? Bir terliği nasıl daha kişisel ve eğlenceli hale getirebilirim? Tasarım bu sorularla başlıyor.</p><p>Kağıt kalemi elime aldığımda ürünün büyük resmi çoğu zaman zaten oluşmuş oluyor. Eskiz, sürecin başlangıcı değil, düşüncenin görünür hale gelmiş durumu. Asıl zorlu bölüm de bundan sonra başlıyor. Mock-up&#39;lar, numuneler, revizyonlar&hellip; Ürünü üretime hazır, en rafine haline getirmeye çalışıyoruz.</p><p>Aynı anda malzemeler, renkler ve metal aksesuarlar da geliştiriliyor. Hatta çoğu zaman bir tokanın ya da kilidin geliştirilmesi, çantanın kendisi kadar teknik ve estetik çalışma gerektiriyor. Küçük görünüyorlar ama aslında her biri kendi başına bir proje. Tüm bu geliştirme süreci tamamlandığında elimizde yalnızca bir çanta değil, o ürüne ait tüm bilgi, üretim reçetesi ve tasarım detayları da oluşmuş oluyor. Son adım ise onu doğru zamanda müşterilerimizle buluşturmak.</p><p style="text-align: center;"><span style="font-family: Times New Roman,Times,serif;"><span style="font-size: 72px;">&ldquo;</span></span><br><span style="font-size: 24px;">&quot;Aksesuarlar ihtiyaçtan değil, bilinçli bir tercihten doğuyor. Bu yüzden de kişiliği yansıtma güçleri çok daha yüksek.&quot;</span></p><p><br><strong>Bir Mlouye çantasını tasarlarken yalnızca nasıl göründü��üne değil, elde nasıl durduğuna, nasıl açıldığına, nasıl taşındığına da odaklanıyorsunuz. Sizin için iyi tasarımın görünmeyen ama en önemli tarafı nedir?</strong><br>En iyi tasarlanmış ürün, kullanıcının varlığını unuttuğu üründür. Bir çanta düşünmeden açılıyor, omza doğal şekilde oturuyor, eliniz hiç aramadan doğru yere gidiyorsa, arkasında fark edilmeyen pek çok doğru tasarım kararı vardır. Kullanıcı bunların hiçbirini fark etmeyebilir ama tam da bu yüzden ürün doğru hissettirir. Çünkü aslında kahraman ürün değil, kullanıcıdır. İyi tasarım ise kendini hissettirmek için değil, hayatı kolaylaştırmak için vardır.<br><br><strong>Bir formun Mlouye dünyasına ait olduğunu nasıl anlıyorsunuz?</strong><br>Bazen kendime şunu soruyorum: Logoyu kaldırırsak bunun yine Mlouye olduğu anlaşılır mı? Ama aynı zamanda bir markanın tek bir forma ya da belirli bir estetik dile sıkışmasını da doğru bulmuyorum. Bir markanın varlık sebebi, estetik dilinden daha uzun ömürlü olmalı. Estetik değişir; dönemler, ihtiyaçlar ve yaşam biçimleri değişir.<br><br>Asıl soru şu: Bu ürün gerçekten Mlouye müşterisinin hayatında bir karşılık buluyor mu? Markanın yaklaşımını ve değerlerini doğru şekilde taşıyor mu? Eğer cevabı evetse, formu ister beklenmedik ister tanıdık olsun, o ürün zaten Mlouye dünyasının doğal bir parçasına dönüşüyor.<br><br><strong><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/3edc2925-b4b4-4aaf-805a-fd762b09dcc8-43b109b5-3bd3-427f-84c6-ba6c75cc7d0a" style="width: 300px;"></strong><br><strong>Sizce bugün bir aksesuar stil üzerinde nasıl bir rol üstleniyor?</strong><br>Eskiden aksesuar, kombini tamamlayan parçaydı. Bugün ise aksesuarı yalnızca tamamlayıcı bir unsur olarak tanımlamak eksik kalır. Daha çok karakter kazandıran bir öğe haline geldi. İnsanlar artık daha sade ve zamansız giyiniyor; çanta, takı ya da saat ise bu sadeliğin içine kişilik katıyor, kişinin zevkini ve tasarıma bakışını yansıtıyor. Hatta çoğu zaman bir insan hakkında kıyafetinden çok seçtiği aksesuarlar fikir veriyor. Çünkü aksesuarlar ihtiyaçtan değil, bilinçli bir tercihten doğuyor. Bu yüzden de kişiliği yansıtma güçleri çok daha yüksek.<br><br><strong>Bir parçanın sezona değil, kişisel stile ait olmasını sağlayan şey sizce nedir?</strong><br>Eskiden sezonlar ve defileler trendleri çok daha fazla belirliyordu. Bugün ise internetin kendi dinamiği var. Estetik akımlar artık modaevlerinden çok dijital kültürün içinde doğuyor ve yayılıyor. Bu değişimi seviyorum. İlham artık tek bir merkezden değil, milyonlarca insanın ortak üretiminden besleniyor.</p><p>Bu yüzden herkesin tek, kendine özgü ve hiç değişmeyen bir stile sahip olması gerektiğini de düşünmüyorum. İnsan değişir; hayatı, zevkleri ve kendini ifade etme biçimi de değişir. Bence bir parçayı zamansız yapan şey de tam olarak bu değişime ayak uydurabilmesi. Farklı estetiklerin içinde var olabiliyor, insan değiştikçe onunla birlikte yaşamaya devam ediyorsa, o parça artık yalnızca bir sezona değil, kişisel stile ait oluyor.<br><br></p><p style="text-align: center;"><span style="font-family: Times New Roman,Times,serif;"><span style="font-size: 72px;">&ldquo;</span></span><br><span style="font-size: 24px;">&quot;İnsan değişir; hayatı, zevkleri ve kendini ifade etme biçimi de değişir. Bence bir parçayı zamansız yapan şey de tam olarak bu değişime ayak uydurabilmesi.&quot;</span><br><br></p><p><strong><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/08e3df43-a0b7-49d3-9ccf-e0cbba5bd45c-f602f820-0847-49b3-b493-97713bedde8c" style="width: 600px;"></strong><br><strong>Türkiye&#39;den doğan bir markanın global ölçekte kendi tasarım diliyle kabul görmesi, yalnızca ticari değil kültürel olarak da güçlü bir hikaye. Sizce Mlouye bu algıda nasıl bir değişim yarattı?</strong><br>Mlouye&#39;nin tek başına bir algı yarattığını söyleyemem. Ama özgün karakterimizle dünyanın farklı yerlerinde karşılık bulabilmiş olmak bizim için çok değerli. Bu da bana şunu düşündürüyor: İnsanlar artık bir ürünün nereden geldiğinden çok kendilerine ne sunduğuyla ilgileniyor. İyi fikirlerin pasaportu olmuyor.<br><br><strong>Bir Mlouye tasarımını tamamlanmış hissettiren son detay genellikle ne olur?</strong><br>Bir ürün, eklenecek bir şey kalmadığında değil, çıkarılacak bir şey kalmadığında tamamlanır. Ben de buna inanıyorum. Bir Mlouye tasarımının bittiğini hissettiğim an da tam olarak bu oluyor.<br><br><strong>Yeni bir tasarıma başlarken ilk düşündüğünüz şey form mu, işlev mi, renk mi?</strong><br>Aslında ilk düşündüğüm şey ne form ne işlev ne de renk. Bir senaryo. Ürünün hangi ana eşlik edeceğini düşünüyorum. Çünkü doğru senaryo kurulduğunda form da işlev de renk de o hikayenin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.<br><br><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/36612ed8-ac47-46f7-bc96-6730ecdace73-366ad372-a8a4-42a7-a330-cf10a4350d88" style="width: 600px;"><br><strong>Bir tasarımcı olarak sizin için bugün gerçek lüks nedir?</strong><br>Gerçek lüks, ürünün kendisinde değil, bana nasıl hizmet ettiğinde. Eğer bir çanta elde dengesiz duruyorsa, açıp kapatması zahmetliyse ya da kullanırken sizi sürekli kendine uyum sağlamaya zorluyorsa, yalnızca yüksek fiyatlı ya da ulaşılması zor olduğu için onu lüks olarak görmüyorum.<br><br>Gerçek lüks, ürünün kullanıcıya hissettirdiği zahmetsizliktir, hayatınıza doğal ve konforlu bir şekilde eşlik edebilmesidir. Sonuçta lüks, kullanıcının ürüne adapte olması değil, ürünün kullanıcıya adapte olmasıdır.<br><br><strong>Şu anda üzerinde çalıştığınız ve sizi en çok heyecanlandıran ürün hangisi?</strong><br>Son dönemde erkek koleksiyonu üzerinde çalışıyoruz ve bu beni gerçekten heyecanlandırıyor. Erkek koleksiyonunda tasarımın merkezine seyahat, hareket ve gündelik ritüelleri koyuyoruz. Aynı tasarım yaklaşımını korurken, farklı kullanım alışkanlıklarına ve ihtiyaçlara cevap verebilmek için yeni hikayeler üzerinde çalışıyoruz. Bu süreç düşündüğümden daha zor ama bir o kadar da heyecan verici. Çünkü amacımız kadın koleksiyonunu erkeklere uyarlamak değil, aynı değerleri taşıyan, kendi karakterine sahip yeni bir dünya kurmak.<br><strong><br>Yeni koleksiyonda ilk kez denediğiniz bir malzeme, teknik ya da form var mı?</strong><br>Evet. Erkek koleksiyonunda ilk kez &quot;coated canvas&quot; kullanıyoruz. Özellikle <em>weekender&nbsp;</em>gibi büyük hacimli ürünlerde seyahat sırasında rahat kullanılabilecek hafifliği ve dayanıklılığı yakalamak istedik. &quot;Coated canvas&quot;, bu dengeyi kurmamızı sağladı, ürünü hafifletirken aynı zamanda dayanıklılığını da artırdı.<br><br><strong>Bir Mlouye tasarımına eşlik eden sesler neler?<br></strong>Çalışırken yıllar içinde oluşturduğum uzun bir odaklanma listem var. Genellikle ambient ve elektronik ağırlıklı enstrümantal parçalar dinliyorum; bazen de film müzikleri. RY X, Nils Frahm ve Hans Zimmer sıkça döndüğüm isimler arasında.</p><p style="text-align: center;"><span style="font-size: 72px;"><span style="font-family: Times New Roman,Times,serif;">&ldquo;</span></span><br><span style="font-size: 24px;">&quot;Mlouye olarak, özgün karakterimizle dünyanın farklı yerlerinde karşılık bulabilmiş olmak bizim için çok değerli.&quot;</span></p><p><br><strong>Son zamanlarda izlediğiniz ve etkisinden çıkamadığınız bir film ya da dizi var mı?</strong><br>&quot;Severance&quot;. Kurduğu görsel dünya inanılmaz tutarlı. Hiçbir obje, kostüm, renk ya da mekan rastgele seçilmiş gibi hissettirmiyor. Bu kadar disiplinli ve kontrollü bir görsel dili uzun zamandır izlediğim hiçbir dizide görmemiştim. Yeni sezonunu da sabırsızlıkla bekliyorum. Etkilendiğim bir diğer yapım ise &quot;Pluribus&quot;. Biter bitmez başkalarına önerdiğim dizilerden biri oldu.<br><br><strong>Seyahatleriniz arasında tasarım anlayışınızı en çok etkileyen şehir hangisi?</strong><br>Milano kesinlikle favori şehirlerimden biri değil ama çoğu tasarımcı gibi benim de tasarım anlayışımı etkileyen şehirlerden biri. İtalya&#39;da tasarım, estetik bir mesele olmanın ötesinde bir üretim kültürü. Bu yüzden günlük hayatın ve ekonominin doğal bir parçası. Böyle bir ekosistemin içinde olmak insanın çıtasını ister istemez yükseltiyor.<br><strong><br>Yoğun iş temposundan uzaklaştığınızda size en iyi gelen şeyler neler?</strong><br>Sanırım en çok yürümek. Son zamanlarda ise bahçeyle uğraşmayı seviyorum.<br><br><strong>Bugünlerde keşfettiğiniz ve ilham verici bulduğunuz bir obje, mekan ya da fikir var mı?</strong><br>Son günlerde beni en çok düşündüren fikirlerden biri, tasarımın daha fazla oyun barındırabilmesi. Günlük hayatta kullandığımız objelerin yalnızca işlevsel değil, aynı zamanda küçük de olsa keyif veren anlar yaratabileceğini düşünüyorum.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/db58d8b1-28eb-45d0-b68e-660df061590e-kapak.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/db58d8b1-28eb-45d0-b68e-660df061590e-kapak.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Güzellik Alarmı]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/makyaj/guzellik-alarmi-9</link>
									<description><![CDATA[Bizi her gün yeni bir keşifle selamlayan güzellik dünyasının en taze gelişmelerini mercek altına alıyoruz.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/makyaj/guzellik-alarmi-9</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 23 Jul 2026 09:15:13 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/1060b66a-4a10-4bda-99d0-8e29da4b0c58-kapak.jpg"/><p>Güzellik dünyası her geçen gün yeni keşiflerle, yaratıcı dokunuşlarla ve ilham veren dönüşümlerle kendini yeniden tanımlıyor. Hazırsanız, son dönemin en dikkat çekici güzellik gelişmeleri, heyecanlandıran ürünleri ve radarımıza giren detaylarında yolculuğa çıkıyoruz.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/1060b66a-4a10-4bda-99d0-8e29da4b0c58-kapak.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/1060b66a-4a10-4bda-99d0-8e29da4b0c58-kapak.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[İçimizdeki Çocuk İçin Giyinmek]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/soru-cevap/icimizdeki-cocuk-icin-giyinmek</link>
									<description><![CDATA[Çocukluğun filtresiz cesaretinden beslenen BAZ Design Studio, mizahı, gündelik gözlemleri ve güçlü bir marka kimliğini aynı potada buluşturuyor. Kurucu Asena Doğan ile markanın çıkış noktasını, yaratıcı pratiğini ve bugünün moda dünyasına bakışını konuştuk.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/soru-cevap/icimizdeki-cocuk-icin-giyinmek</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 22 Jul 2026 18:00:32 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/4a637bfc-efd5-423c-a94f-b465a77b23c3-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p><strong>BAZ Design Studio&#39;yu ilk kez keşfedecek biri için markayı nasıl tanımlarsınız? &quot;Büyük Çocuklar İçin Kıyafetler&quot; sloganı, BAZ&#39;ın dünyasını nasıl özetliyor?</strong><br>Eğer 3 kelimeyle tanımlamam gerekseydi; özgün, cesur ve muzır derdim. Sloganı &ldquo;Clothes for big kids&rdquo; çünkü tam olarak öyle göründüğünü düşünüyorum. Çocukların renkleri, pattern&#39;leri korkmadan kullanmasını, uyumsuzluk içinde bir uyum bulmalarını ve kıyafetleri kategorize etmemelerini seviyorum. Ayrıca patavatsızlar. İçlerinden geçeni filtrelemeden dışa vuruyorlar. Büyüdükçe daha temkinli oluyoruz. İçimizden geldiği gibi davranmayı, özgür olmayı biraz unutuyoruz. Bence BAZ bizi o başlangıç noktasına geri çağırıyor. Ben de tam olarak öyle olmasını istiyorum. BAZ bir çocuk olsaydı kesinlikle yaramaz bir çocuk olurdu.</p><p><strong>BAZ&#39;ın dünyasını şekillendiren ilham kaynakları neler? En çok hangi kreatif alanlar tasarım sürecini besliyor?</strong><br>En çok kendi hayatımdan ve anlık olaylardan ilham alıyorum. Evden dışarı adımımı attığım anda farkındalık şartelim açılıyor :) Etrafımı incelemeyi, duymayı ve farkında olduklarıma anlam yüklemeyi seviyorum. Sırf bu yüzden dışarı çıktığımda asla kulaklık takmıyorum mesela.&nbsp;</p><p><br></p><p><iframe class="instagram-media instagram-media-rendered" id="instagram-embed-0" src="https://www.instagram.com/p/C9mv-NbIJT2/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=1080&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%2Fb5505e9e-e966-47d4-be34-b48f00c17678#%7B%22ci%22%3A0%2C%22os%22%3A956.0000000000001%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="1005" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-0" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px 0px 12px; min-width: 326px; padding: 0px;"></iframe></p><p><br></p><p><strong>Markanın en belirgin kodlarından biri kırmızı. BAZ için kırmızı neyi temsil ediyor?</strong><br>Genellikle bir iş üretirken -özellikle bu, kurumsal kimlik tasarımıysa- renklerin psikolojik anlamına önem veririm. Kırmızı da iddianın rengi. Cesaretin ve gücün. Biraz da tehlikenin. BAZ&rsquo;ın karakteri de tam olarak bu. Bu yüzden bilinçli olarak seçtim kırmızıyı. Merkezde hep kırmızı var.</p><p><strong>BAZ&#39;ı hem protest hem mizahi hem de cesur bir yerde tanımlıyorsunuz. Bugünün hızlı ve tekdüze ilerlemeye müsait olan moda dünyasında bu tavrı nasıl koruyorsunuz?</strong><br>Obsesif olduğum için diyebilirim :) Çok değerli hocalarım, işverenlerim oldu. Bir tanesi bana &ldquo;Her marka bir sözdür, iyi marka tutulmuş sözdür&rdquo; demişti. Çok etkilenmiştim, hiç unutmuyorum. Ben de şimdi çok kullanıyorum bu cümleyi. Tam olarak durduğum yer orası. Bu cümleyi aklımdan hiç çıkarmayarak, en başta yarattığım dünyaya sadık kalıyorum. Zaten aksini yapmak asıl zor olurdu benim için :)</p><p><br></p><p><iframe class="instagram-media instagram-media-rendered" id="instagram-embed-1" src="https://www.instagram.com/p/C9ksC5bogRV/embed/captioned/?cr=1&v=14&wp=1080&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%2Fb5505e9e-e966-47d4-be34-b48f00c17678#%7B%22ci%22%3A1%2C%22os%22%3A957.0000000000001%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="649" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-1" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px 0px 12px; min-width: 326px; padding: 0px;"></iframe></p><p><br></p><p><strong>Kusuru görünür kılmak ve dürüst kalmak, bugün kusursuzluk algısının hakim olduğu moda dünyasında nasıl bir karşılık buluyor?</strong><br>Bence bugün mesele artık kusursuzluk ya da kusuru göstermek değil, onu gerçekten sahiplenebilmek. Çünkü aslında son birkaç yıldır moda dünyası kusurlara daha fazla yer açıyor gibi görünüyor. Ama bazen kusur bile bir estetik dile, hatta bir pazarlama aracına dönüşebiliyor. Benim ilgimi çeken taraf ise bunun ne kadar gerçek olduğu. Dürüstlük, planlanarak yaratılan bir imaj değil, taviz vermeden kendin olabilmek. İnsanlar da artık kusursuzluğu değil, samimiyeti daha kolay ayırt ediyor.</p><p><strong>BAZ&#39;ın asi ve oyunbaz ruhu aslında çocukluğa da göz kırpıyor. Sizce büyüdükçe geride bıraktığımız ama yaratıcılığı besleyen hangi çocuksu özellikleri yeniden hatırlamamız gerekiyor?</strong><br>Sanırım bu sorunun cevabını önceki cevaplarda biraz vermiş oldum. Büyüdükçe ilk kaybettiğimiz şey, kendimizi sansürlememek oluyor. Çocukken kendimizi olduğumuz gibi ortaya koyuyoruz; garip görünmekten, yanlış anlaşılmaktan ya da farklı olmaktan çekinmiyoruz. Sonra görünmek yerine uyum sağlamayı öğreniyoruz. Bence yaratıcılığı besleyen şey tam da o filtresiz hal. Kendimizi saklamamayı, kusurlarımızı törpülemek yerine sahiplenmeyi ve içimizden geldiği gibi davranabilmeyi yeniden hatırlamamız gerekiyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/214b2e09-6732-4e61-a39e-303f71468865-cff212a0-1b5e-4fee-aac3-cc060af8782b" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>BAZ Design Studio ilkbahar/Yaz 2026 koleksiyonundan tişört</em></span></p><p><strong>Bugün BAZ parçası giyen birinin nasıl hissetmesini istersiniz?</strong><br>BAZ giyen birinin sadece bir kıyafet giymediğini hissetmesini isterim. Çünkü her parçanın bir fikri, bir derdi var. Tekdüze bir marka değil. Bunun herkes tarafından aynı şekilde okunmasını beklemiyorum. Ama o katmanları görüp onunla bağ kuran insanların, dünyaya biraz daha merakla bakan, sorgulayan ve seçici insanlar olduğunu düşünüyorum. O yüzden BAZ giyen biri kendini ayrıcalıklı değil ama o fikrin bir parçası gibi hissetsin isterim.</p><p><strong>Önümüzdeki günlerde BAZ&#39;ı neler bekliyor?</strong><br>Yakında paylaşacağımız birkaç güzel işbirliği var. Onun dışında yine kendi ritminde üretmeye ve büyütmeye devam edeceğiz :) &nbsp;Henüz yolun başındayız, biliyorum. Bu yüzden anlatacak daha çooook şeyi olacak :)</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/4a637bfc-efd5-423c-a94f-b465a77b23c3-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/4a637bfc-efd5-423c-a94f-b465a77b23c3-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Jonathan Anderson, Dior Pre-Fall 2027 Defilesini Dublin'de Sunmaya Hazırlanıyor]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/jonathan-anderson-dior-pre-fall-2027-defilesini-dublinde-sunmaya-hazirlaniyor</link>
									<description><![CDATA[Dior, Pre-Fall 2027 koleksiyonunu 4 Aralık'ta Dublin'deki Trinity College'da tanıtacak. Jonathan Anderson'ın İrlanda'daki ilk defilesi, aynı zamanda Anderson'ın moda sektörüne adım attığı ilk şehirle de sembolik bir bağ kuruyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/jonathan-anderson-dior-pre-fall-2027-defilesini-dublinde-sunmaya-hazirlaniyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 22 Jul 2026 16:30:53 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/03eab6bb-a7eb-4fb9-80bc-dd193aaf8081-kapak-1.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Kapak Fotoğrafı: Trinity College Dublin</em></span></p><p><br></p><p>Jonathan Anderson, Dior için hazırladığı Pre-Fall 2027 koleksiyonunu 4 Aralık 2026&#39;da Dublin&#39;deki Trinity College&#39;da düzenlenecek defileyle sunacak. Böylece hem Anderson kariyerinde ilk kez İrlanda&#39;da bir moda şovuna imza atarken hem de Dior, tarihinde ilk kez İrlanda&#39;da bir defile gerçekleştirecek. Defile, üniversitenin 18. yüzyıldan kalma Old Library binasının önünde gerçekleşecek. Dünyanın en önemli kültürel arşivlerinden birine evsahipliği yapan tarihi yapı, güçlü bir kültürel bağlam sunuyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/29c77aec-3bdd-457c-92bf-b090b2e80129-24571afd-a9ae-4788-84b1-215fc431b29b" style="width: 700px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Trinity College Dublin</em></span></p><p>Anderson için Dublin&#39;e dönüş aynı zamanda kişisel bir anlam taşıyor. Moda kariyerine şehirdeki Brown Thomas mağazasında başlayan tasarımcı, daha sonra kendi markası JW Anderson çatısı altında lokal bir marka ile gerçekleştirdiği işbirlikleriyle de İrlanda&#39;yla bağını sürdürmüştü. Ancak bu defile, tasarımcının ülkesinde gerçekleştireceği ilk defile sunumu olacak.</p><p>&quot;Trinity College Dublin&#39;de defile yapmak benim için bir hayalin gerçekleşmesi. Moda kariyerime Dublin&#39;de başladım, bu yüzden buraya dönmek oldukça kişisel bir anlam taşıyor. Böylesine güçlü kültürel geçmişe sahip bir kurumda koleksiyon sunacak olmak benim için büyük bir onur&quot; diyen Anderson, seçilen mekanın kendisi için taşıdığı anlamı da vurguluyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/b2e734e7-3747-4a3a-9dfe-85c42a1f58ca-1739dcd8-44c6-4d0d-ba2d-4f2bdec6c37d" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Jonathan Anderson, 2024, Getty Images</em></span></p><p>Defile, Dior&#39;un Pre-Fall takviminde de yeni bir döneme işaret ediyor. Maria Grazia Chiuri döneminde marka, aralık ayında koleksiyonu <em>lookbook&nbsp;</em>formatında tanıtıyor, ardından koleksiyon mağazalara ulaşırken farklı şehirlerde podyum sunumları düzenliyordu. Dior&#39;un son Pre-Fall defilesi ise Nisan 2025&#39;te Kyoto&#39;da gerçekleşmişti. Dublin&#39;deki sunumla birlikte marka, koleksiyonu doğrudan defilelerle tanıtacağı yeni bir yaklaşım benimsiyor.</p><p>Dublin seçimi ise yalnızca Anderson&#39;ın kariyeriyle sınırlı değil. Şehir, yayıncılık tarihinde önemli bir yere sahip eski genel yayın yönetmeni Carmel Snow&#39;un da doğum yeri. Snow, Christian Dior&#39;un 1947&#39;deki ilk koleksiyonunu izledikten sonra moda tarihine geçen &quot;New Look&quot; ifadesini kullanmış ve bu tanım kısa sürede Dior&#39;un kimliğiyle özdeşleşmişti.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/95713e8f-816f-4744-820b-9eb8d9faf0d6-8550ca97-898e-4daf-868c-164ce4d85762" style="width: 300px;"></p><p>Defilenin davetiyesinde de bu tarihsel bağa gönderme yapılıyor. Carmel Snow&#39;un ikonik sözünün yer aldığı tasarımda, Jonathan Anderson&#39;ın Dior&#39;daki yeni döneminin sembollerinden biri haline gelen dört yapraklı yonca motifi öne çıkıyor. Tasarımcı, böylece hem kişisel köklerine hem de moda tarihindeki önemli bir dönüm noktasına ince bir referans veriyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/03eab6bb-a7eb-4fb9-80bc-dd193aaf8081-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/03eab6bb-a7eb-4fb9-80bc-dd193aaf8081-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[The Sims 4'ün Yeni Güncellemesi Stil Tutkunlarını Sevindirecek]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/the-sims-4un-yeni-guncellemesi-stil-tutkunlarini-sevindirecek</link>
									<description><![CDATA[The Sims 4, yaz sezonunu moda ve tasarımı bir araya getiren iki yeni içerikle karşılıyor. Coach'un sürdürülebilirlik odağını yansıtan koleksiyonu oyuna ücretsiz olarak gelirken, Music Den Kit ise müzik tutkunlarına ilham veren retro-fütüristik yaşam alanları yaratma fırsatı sunuyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/the-sims-4un-yeni-guncellemesi-stil-tutkunlarini-sevindirecek</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 22 Jul 2026 12:00:28 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/0351cb96-c9ba-4bf9-bd78-6ed4049cefc9-kapak-1.png"/><p>Moda, müzik ve dijital yaşam artık her zamankinden daha iç içe. Bunun son örneklerinden biri de The Sims 4&#39;ün yaz sezonuna damga vuracak iki yeni içeriği. Bir yanda Coach&#39;un ileri dönüştürülmüş tasarımlarını dijital gardıroplara taşıyan Coach RePurposed Capsule koleksiyonu, diğer yanda ise müzik tutkunlarına ilham veren Music Den Kit. Yeni içerikler, Sim&#39;lerin stilini güncellerken yaşam alanlarını da daha kişisel ve yaratıcı bir atmosfere dönüştürmeyi hedefliyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/e3ed793f-de47-4983-9ea5-892c3bbf7bf2-13cf0de5-fb8c-4061-97a1-e27a2ce846c2" style="width: 700px;"></p><p><strong>Coach&#39;un İkonik Tasarımları&nbsp;</strong><br>Coach&#39;un sevilen RePurposed yaklaşımından ilham alan kapsül koleksiyon, markanın zanaatkarlık anlayışını ve zamansız estetiğini dijital dünyaya taşıyor. Geçmişten ilham alırken yeni nesle hitap eden tasarımlar karakteri, dokuyu ve hikayeyi ön plana çıkarıyor. Koleksiyonda boydan trençkot, kot etek, hırka ve rugby tişörtü gibi gardırobun zamansız parçaları modern bir yorumla yeniden hayat buluyor. Özellikle sonbahara geçiş döneminin favorileri arasında yer alan bu parçalar, oyundaki karakterlere stil sahibi kombinler yaratma imkanı sunuyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/1f812fc3-476c-44ca-a594-d5c34a7abb2a-0ffd92a4-92b0-41e3-9302-c60185e1412d" style="width: 700px;"></p><p><strong>Music Den Kit ile müzik köşenizi tasarlayın</strong><br>Yeni içerik yalnızca modayla sınırlı değil. Music Den Kit, karakterlerin evlerinde tamamen müziğe adanmış yaratıcı yaşam alanları oluşturmalarını sağlıyor. Retro-fütüristik dekorasyon objeleri, ses yalıtım panelleri ve müzikten ilham alan mobilyalarla oyuncular kendi kayıt stüdyolarını ya da ilham köşelerini tasarlayabiliyor. Müzik tutkunları için hazırlanan kit, yaşam alanlarını kişiselleştirmeyi seven Sims oyuncularına yeni dekorasyon seçenekleri sunuyor. Üstelik sınırlı bir süre boyunca Music Den Kit&#39;i satın alan oyuncular, Marketplace üzerinden oyunda kullanabilecekleri &ldquo;200 Moola&rdquo; oyun içi para biriminin de sahibi oluyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/31bd9b52-1fbc-4402-ba61-eec71bac68fe-6e000e0f-477d-4c92-aefa-030caf50c82d" style="width: 700px;"></p><p><strong>EDİTÖRÜN NOTU:</strong> The Sims 4 Music Den Kit, 23 Temmuz 2026 itibarıyla tüm platformlarda satışa sunulacak. The Sims 4 Coach RePurposed Capsule ise 28 Temmuz 2026 tarihinde EA app, Epic Games Store, Steam, PlayStation 5, PlayStation 4, Xbox Series X|S ve Xbox One platformlarından ücretsiz indirilebilecek.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/0351cb96-c9ba-4bf9-bd78-6ed4049cefc9-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/0351cb96-c9ba-4bf9-bd78-6ed4049cefc9-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Yeni Nesil Gençleşme Trendi: Artık Hacim Değil, Cilt Kalitesi Konuşuluyor]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/cilt-bakimi/yeni-nesil-genclesme-trendi-artik-hacim-degil-cilt-kalitesi-konusuluyor</link>
									<description><![CDATA[Doğal görünümün yeniden öncelik kazandığı medikal estetikte, cilt kalitesi yeni odak noktası haline geliyor. Medikal estetik hekimi Dr. Melis Altun, biyostimülatörlerden kolajen desteğine uzanan yeni nesil gençleşme yaklaşımını değerlendiriyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/cilt-bakimi/yeni-nesil-genclesme-trendi-artik-hacim-degil-cilt-kalitesi-konusuluyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 22 Jul 2026 09:10:59 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/ce9acb44-3902-41ea-8d05-4d980d1ed198-Roberto%20Cavalli%20bks%20S25%20042%20copy.jpg"/><p>Medikal estetik dünyasında son yılların en dikkat çekici değişimlerinden biri, &quot;daha fazla hacim&quot; arayışının yerini &quot;daha sağlıklı ve kaliteli bir cilt&quot; beklentisine bırakması oldu. Doğal görünümün yeniden ön plana çıktığı bu dönemde, kalsiyum bazlı biyostimülatörler ve kalsiyum-hyalüronik asit kombinasyonları, cilt kalitesini desteklemeyi hedefleyen uygulamalar arasında öne çıkıyor.</p><p>Bu değişimin merkezinde ise yalnızca estetik kaygılar değil, cildin kendi yenilenme mekanizmalarını destekleme yaklaşımı yer alıyor. Medikal estetik hekimi Dr. Melis Altun&#39;a göre, uzun yıllardır kullanılan bu içerikler bugün farklı bir bakış açısıyla değerlendiriliyor. Çünkü artık beklenti, yalnızca anlık bir görünüm değişikliği yaratmak değil, zaman içinde kendini yenileyebilen, daha sağlıklı görünen ve biyolojik olarak desteklenen bir cilt yapısına ulaşmak.</p><p><strong>Cilt Kalitesi Neden Ön Planda?</strong><br>Uzun yıllar boyunca medikal estetik uygulamalarında hacim kazandıran işlemler ön plandaydı. Günümüzde ise yaklaşım giderek cildin yapısını güçlendirmeye yöneliyor. Geleneksel hyalüronik asit uygulamaları cilde nem, hacim ve şekillendirme desteği sağlarken, kalsiyum bazlı biyostimülatörler kolajen üretimini uyarmaya ve cilt kalitesini artırmaya odaklanıyor. Bu iki yaklaşımın birlikte değerlendirilmesi ise hem kısa vadeli görünüm desteği hem de uzun vadeli cilt kalitesini hedefleyen bir tedavi planı oluşturulmasına olanak tanıyor.</p><p>Özellikle 30&#39;lu yaşlarla birlikte doğal kolajen üretiminin azalması, bu alandaki uygulamalara yönelik ilgiyi artıran en önemli nedenlerden biri olarak gösteriliyor. İnce çizgiler, elastikiyet kaybı ve yüz konturlarındaki gevşemeler, hacim kazandırmaktan çok cildin yapısını desteklemeyi hedefleyen uygulamalara yönelimi hızlandırıyor.</p><p><strong>Güzellik Algısı Değişiyor</strong><br>Bugün medikal estetikte konuşulan en önemli başlıklardan biri de değişen güzellik anlayışı. Bir dönem daha belirgin müdahaleler ve hacim odaklı uygulamalar tercih edilirken, günümüzde daha doğal, dinamik ve cildin genel sağlığını ön plana çıkaran sonuçlar öne çıkıyor. Amaç artık zamanı geri almak değil, cildin daha canlı, dengeli ve iyi görünmesini desteklemek.</p><p>Bu yaklaşım, &quot;yaşını gizlemek&quot; fikrinden çok cildin yaş alma sürecini daha sağlıklı yönetmeye odaklanan yeni bir bakış açısını temsil ediyor. Dolayısıyla uygulamaların başarısı yalnızca ilk günkü görünümle değil, zaman içinde ciltte oluşturduğu kalite artışıyla da değerlendiriliyor.</p><p><strong>2026&#39;da Rejeneratif Yaklaşım Güçlenmeye Devam Ediyor</strong><br>Uzmanlara göre 2026 yılında da rejeneratif tıp temelli uygulamalar medikal estetik gündemindeki yerini koruyacak. Kolajen üretimini destekleyen biyostimülatörler ile cildin biyolojik yapısını güçlendirmeyi hedefleyen tedaviler önümüzdeki dönemin öne çıkan başlıkları arasında yer almaya devam edecek.</p><p>Bu noktada uzmanlar, uygulamanın içeriği kadar kişiye özel planlamanın da belirleyici olduğuna dikkat çekiyor. Dr. Melis Altun, başarılı bir tedavi sürecinin temelinde doğru hasta değerlendirmesi, kişiye uygun uygulama seçimi ve bilimsel temellere dayanan bir tedavi planlamasının bulunduğunu vurguluyor.</p><p>Sonuç olarak medikal estetikte yeni dönemin odağında yalnızca görünümü değiştirmek değil, cildin uzun vadeli sağlığını desteklemek ve yaş alma sürecini cilt kalitesini merkeze alan bir yaklaşımla yönetmek yer alıyor. Bugün yükselişe geçen uygulamalar da tam olarak bu değişen beklentinin bir yansıması olarak öne çıkıyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/ce9acb44-3902-41ea-8d05-4d980d1ed198-Roberto%20Cavalli%20bks%20S25%20042%20copy.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/ce9acb44-3902-41ea-8d05-4d980d1ed198-Roberto%20Cavalli%20bks%20S25%20042%20copy.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Yemekle İlişkiniz Değişebilir: “Algoritma Detoksu” Nedir? ]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/yemekle-iliskiniz-degisebilir-algoritma-detoksu-nedir</link>
									<description><![CDATA[Sosyal medya akışınız yalnızca ne satın alacağınızı değil, tabağınıza ne koyacağınızı da şekillendiriyor olabilir. Peki ya algoritmanızı eğiterek yemekle ilişkinizi de dönüştürebileceğinizi söylesek, ne düşünürsünüz?]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/yemekle-iliskiniz-degisebilir-algoritma-detoksu-nedir</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Tue, 21 Jul 2026 16:00:41 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/4f3272ce-d64f-43bb-8d36-8cfc45f84f02-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p>Bir tarif videosu izlemek için Instagram&#39;a giriyorsunuz. Ardından karşınıza &quot;10 günde incelin&quot;, &quot;guilt-free tatlı&quot;, &quot;detoks şart&quot;, &quot;bu besini asla yemeyin&quot; başlıklı videolar çıkmaya başlıyor. Bir süre sonra fark etmeden her lokmayı sorgular, her öğünde suçluluk hisseder hale gelebiliyorsunuz. Son dönemde yükselen &quot;algoritma detoksu&quot; fikri ise tam da bu noktaya dikkat çekiyor: Belki de değiştirilmesi gereken ilk şey beslenme düzeniniz değil, beslenmeyle ilgili maruz kaldığınız içeriklerdir. TikTok, Instagram ve YouTube algoritmaları, en çok etkileşim alan içerikleri öne çıkardığı için çoğu zaman korku ve yasak üzerine kurulu beslenme mesajlarını da sürekli önümüze getiriyor. Sürekli aynı içeriklerle karşılaşmak ise zamanla normal algımızı değiştiriyor. Bir noktadan sonra açlık hissimizden çok algoritmanın bize söylediklerini dinlemeye başlayabiliyoruz. İşte &ldquo;algoritma detoksu&rdquo; bunun karşısında duruyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/766f6939-1154-4447-bb06-e5cc8d42d8bd-56cc8655-596c-462d-9d49-0b94500a72df" style="width: 300px;"><em>Miss Sixty</em></p><p><strong>Algoritmanızı Eğitebilirsiniz</strong><br>Bu yaklaşım aslında son yıllarda giderek daha fazla konuşulan sezgisel beslenme (intuitive eating) felsefesiyle de örtüşüyor. Sezgisel beslenme; katı kurallar yerine açlık ve tokluk sinyallerini dinlemeyi, yiyecekleri &quot;yasak&quot; olarak etiketlememeyi ve suçluluk duygusundan uzak bir ilişki kurmayı hedefliyor. Bu yaklaşım bir diyet değil, yemekle daha dengeli bir bağ geliştirmeyi amaçlayan bir beslenme modeli olarak tanımlanıyor. Elbette bu, canınızın istediği her şeyi sınırsız tüketmeniz anlamına gelmiyor. Ama bedeninizin verdiği sinyalleri yeniden duymayı öğrenmek anlamına geliyor. Gelelim meselenin dijital tetikleyicisine: İyi haber şu ki algoritmalar öğreniyor. Yani siz neyi izlediğinize, kaydettiğinize ve etkileşim verdiğinize dikkat ettikçe karşınıza çıkan içerikler de değişmeye başlıyor. Şunları yaparak başlayabilirsiniz:</p><p>Korku yaratan beslenme içeriklerini &quot;İlgilenmiyorum&quot; olarak işaretlemek.</p><p>Kalori odaklı hesapları takipten çıkmak.</p><p>Kayıtlı diyetisyenlerin ve bilim temelli içerik üreten uzmanların paylaşımlarını takip etmek.</p><p>Yemekten keyif almayı teşvik eden tariflere daha fazla etkileşim vermek.</p><p>Her beslenme iddiasını doğru kabul etmek yerine kaynağını sorgulamak.</p><p><br></p><p>Kulağa küçük değişiklikler gibi geliyor olabilir. Ancak algoritmalar tam da bu sinyallerle çalışıyor.</p><p><strong>&quot;Wellness&quot; Yaklaşımları Her Zaman Sağlıklı Olmayabilir</strong><br>Biraz dijital okuryazarlığın önemine de değinelim. Şunu unutmamak lazım ki sosyal medyada &quot;sağlıklı yaşam&quot; etiketiyle paylaşılan her içerik gerçekten sağlıklı mesajlar vermiyor. Özellikle &quot;proteinmaxxing&quot;, &quot;healthmaxxing&quot; ya da sürekli daha az yemeyi teşvik eden trendler, iyi niyetli görünse bile beslenmeyi performans yarışına çevirebiliyor. Sürekli daha mükemmel beslenmeye çalışmak ise ironik biçimde sağlıklı yaşamın kendisini stres kaynağına dönüştürebiliyor. Aman dikkat! Özetle belki de daha sağlıklı beslenmenin ilk adımı buzdolabını boşaltmak değil, keşfet sayfanızı düzenlemektir. Çünkü her gün gördüğümüz içerikler yalnızca zihnimizi değil, açlık hissimizi, yemek seçimlerimizi ve bedenimizle kurduğumuz ilişkiyi de şekillendiriyor. Bazen gerçek detoks, tabağımızdan değil ekranımızdan başlıyor.</p><p>&nbsp;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/4f3272ce-d64f-43bb-8d36-8cfc45f84f02-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/4f3272ce-d64f-43bb-8d36-8cfc45f84f02-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Yazın En Büyük Saç Düşmanı Güneş Olabilir]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/sac/yazin-en-buyuk-sac-dusmani-gunes-olabilir</link>
									<description><![CDATA[Söz konusu saçlar olduğunda yaz boyunca deniz, havuz ve nemli havayı suçluyoruz ama asıl hasarı çoğu zaman güneşin UV ışınları veriyor. Renk solması, kuruluk, kırılma ve mat görünüm... Saçınızın yaz sonunda neden değiştiğinin cevabı sandığınızdan daha bilimsel. Hemen anlatalım. ]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/sac/yazin-en-buyuk-sac-dusmani-gunes-olabilir</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Mon, 20 Jul 2026 18:00:21 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/68e60e60-6552-4e56-aec6-d8a850b25322-kapak-1.png"/><p>Yaz aylarında cildimizi SPF ile korumayı artık alışkanlık haline getirdik. Peki ya saçlarımızı? Çoğumuz güneşin yalnızca saç rengimizi birkaç ton açtığını düşünüyoruz. Oysa uzmanlar UV ışınlarının saç telindeki proteinleri ve doğal lipit tabakasını zamanla zayıflattığını, bunun da kuruluk, kırılma ve parlaklık kaybına neden olduğunu söylüyor. Yeni araştırmalar ise yoğun UV maruziyetinin saçta oluşturduğu yapısal hasarın, bazı yönleriyle kimyasal açıcı işlemlere benzediğini ortaya koyuyor.&nbsp;</p><p>Bildiğiniz gibi saç telleri büyük oranda keratinden oluşuyor. Güneşten gelen UVA ve UVB ışınları zaman içinde bu protein yapısını zayıflatırken saçın dış koruyucu tabakası olan kütikülü de aşındırabiliyor. Sonuç olarak saç daha gözenekli hale geliyor, nemini daha hızlı kaybediyor ve kolay kırılıyor. Özellikle uzun süre güneşte kalan saçlarda elastikiyet azalıyor ve tarama sırasında kopmalar artabiliyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/4e2edc48-27b2-42da-b644-91f91794c0cd-4675da56-6ea0-45cf-8d7c-325439dfc20a" style="width: 300px;"><em>Hunza G</em></p><p><strong>Boyalı Saçlar Risk Altında</strong><br>Boyalı, röfleli veya açıcı işlem görmüş saçlar UV hasarına karşı çok daha hassas. Güneş, boya pigmentlerinin daha hızlı oksitlenmesine neden olduğu için renk beklenenden önce solabiliyor. Sarı tonlarda istenmeyen sıcak yansımalar ortaya çıkarken, kızıl ve bakır tonlar da kalıcılığını daha hızlı kaybedebiliyor. Bununla birlikte yaz sonunda boyalı saçın ekstra sertleşmesinin tek nedeni deniz suyu veya klor değil. Güneş ışınlarıyla birlikte tuzlu su, havuz kimyasalları ve yüksek sıcaklık aynı anda etki ederek saç liflerini daha kırılgan hale getiriyor. Islak saçın uzun süre güneşte kalması da bu etkiyi artırabiliyor.</p><p><br></p><p><strong>Saçımızı Nasıl Koruyabiliriz?</strong><br><strong>1. UV Korumalı Saç Ürünleri Kullanın:&nbsp;</strong>Tıpkı cilt bakımındaki SPF gibi geliştirilen UV filtreli saç spreyleri ve<em>&nbsp;leave-in</em> bakım ürünleri, saç telinin güneşle doğrudan temasını azaltmaya yardımcı oluyor.</p><p><strong>2. Şapka Yalnızca Stil Tamamlamıyor:</strong> Geniş kenarlı bir şapka veya eşarp hem saç tellerini hem de çoğu zaman unutulan saç derisini UV ışınlarından koruyor.</p><p><strong>3. Güneş Sonrası Nemi Geri Kazandırın:</strong> Deniz veya havuz sonrası saçınızı mümkün olduğunca temiz suyla durulayıp nem maskesi uygulamak, kaybedilen suyu yerine koymaya yardımcı oluyor. Nem desteği alan saç daha yumuşak, daha parlak ve kırılmaya karşı daha dirençli kalıyor.</p><p><strong>4. Isı Şekillendiricilere Ara Verin:</strong> Güneş zaten saç üzerinde oksidatif stres oluştururken bir de yüksek ısıyla şekillendirme yapmak hasarı katlayabiliyor. Yaz aylarında mümkün olduğunca doğal kurumaya izin vermek daha sağlıklı bir tercih.</p><p><strong>5. Düzenli Uç Kesimini İhmal Etmeyin:</strong> Güneşten yıpranan uçlar zamanla çatallanarak saçın daha cansız görünmesine neden oluyor. Küçük ama düzenli kesimler saçın genel görünümünü belirgin şekilde iyileştirebilir.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/68e60e60-6552-4e56-aec6-d8a850b25322-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/68e60e60-6552-4e56-aec6-d8a850b25322-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Aşktan Kariyere Numerolojide “555” Sayısının Anlamı]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/iliskiler/ikili-iliskiler/asktan-kariyere-numerolojide-555-sayisinin-anlami</link>
									<description><![CDATA[Saate baktığınızda 5.55’i görüyor, numaralarda ya da adreslerde sürekli 555 ile karşılaşıyorsanız yalnız değilsiniz. Numerolojiye göre, bu tekrar eden sayı dizisi, hayatınızda yeni bir dönemin başlayabileceğini hatırlatıyor. Tıpkı aşina olduğumuz “777” gibi…]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/iliskiler/ikili-iliskiler/asktan-kariyere-numerolojide-555-sayisinin-anlami</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Sun, 19 Jul 2026 12:00:03 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/332be51f-72bb-45d3-a6b1-4e8a0315c5bd-kapak-1.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><br></p><p>Bazı sayılar, bir kez dikkatimizi çektiğinde adeta her yerde karşımıza çıkmaya başlar. Telefon ekranında 5.55, bir sipariş numarasında 555 ya da tesadüfen önünüze çıkan bir plakada aynı üç rakam&hellip; Son dönemde sosyal medyanın spiritüel sözlüğünde sıkça rastladığımız &ldquo;melek sayıları&rdquo; tam da bu tekrarlar üzerinden anlam kazanıyor. Bu sayı dizilerinin evrenden gelen mesajlar olduğuna inanılıyor. Numerolojiye göre her dizinin farklı bir sembolik anlamı var. 555&rsquo;in anahtar kelimesi ise oldukça net: değişim. Küçük fakat önemli bir not: Numeroloji ve melek sayıları kesinlikle bilimsel temeli bulunan öngörü yöntemleri değil. Bu yorumları kesin bilgi ya da geleceğe ilişkin bir garanti olarak değil, kişisel farkındalığı destekleyen spiritüel odaklı semboller olarak değerlendirmek gerekiyor. &nbsp;555 sizin için anlamlı bir sembole dönüştüyse onu kısa bir farkındalık molası olarak kullanabilirsiniz. Sayıyı gördüğünüz anda kendinize şu soruları sorun:</p><p>Hayatımın hangi alanında sıkışmış hissediyorum?</p><p>Artık bana hizmet etmeyen hangi alışkanlığı sürdürüyorum?</p><p>Değiştirmek istediğim şey için bugün atabileceğim en küçük adım ne?</p><p>Yenilikten mi korkuyorum, yoksa gerçekten hazır değil miyim?</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/77357e65-9a49-458b-819e-ff7fe870c137-ef7df7df-6920-4737-89ff-afce76d57c64" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Hediprasetyo</em></span></p><p><strong>555 Sayısının Anlamı Nedir?</strong><br>Numerolojide 5 sayısı özgürlük, hareket, merak ve konfor alanının dışına çıkmakla ilişkilendiriliyor. İstikrarı ve düzeni temsil ettiği düşünülen 4&rsquo;ün ardından gelen 5, alışılmış sınırların ötesine geçme arzusunu simgeliyor. Bu rakamın üç kez tekrarlanması ise değişim temasının güçlendiği şeklinde yorumlanıyor. Dolayısıyla 555&rsquo;i sık sık görmek, hayatınızın belirli bir alanında artık eski düzenin size yetmediğini fark etmeniz için sembolik bir hatırlatma olabilir. Buradaki değişim her zaman dramatik bir kopuş anlamına gelmiyor. Yeni bir karar, farklı bir bakış açısı ya da uzun süredir ertelediğiniz küçük bir başlangıç da bu dönüşümün parçası olabilir.</p><p><strong>Aşk Hayatında 555&nbsp;</strong><br>Numeroloji yorumlarında 555, aşk konusunda yeni bir enerjiyle bağdaştırılıyor. Bekarlar için bu sayı yeni insanlara ve farklı ilişki dinamiklerine karşı daha açık olma dönemini temsil edebilir. Geçmişten gelen ve h&acirc;l&acirc; zihninizi meşgul eden bir hikaye varsa 555, geride bırakmanız gerekenlerle yüzleşme çağrısı olarak da okunabilir. Bir ilişkisi olanlar içinse değişim, ilişkinin mutlaka sona ereceği anlamına gelmiyor. Aksine rutinden çıkmak, iletişimi yenilemek ve birlikte farklı deneyimlere alan açmak için bir işaret gibi düşünülebilir. Ancak sayıların, ilişkilere dair kararların yerini tutamayacağını unutmamak gerekiyor. Sağlıklı iletişim ve karşılıklı rıza her zaman asıl belirleyici.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/80d6bc05-11dc-4db0-b6d4-175af748cfc9-483106b5-d4fd-41e2-b6f8-235f4e8ec03f" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Staud</em></span></p><p><strong>Kariyerde 555</strong><br>Kariyer değişikliği yapmayı, yeni bir işe başvurmayı ya da uzun zamandır beklediğiniz terfiyi istemeyi düşünüyorsanız 555&rsquo;in sembolik mesajı cesaretle ilişkilendiriliyor. Belki de mevcut düzeniniz artık gelişiminizi desteklemiyor veya kendinizi başka bir alanda deneme isteğiniz giderek güçleniyor. Yine de 555&rsquo;i istifa mektubunuzu hemen göndermenizi söyleyen kozmik bir bildirim gibi okumayın. Onu &ldquo;Gerçekten ne istiyorum?&rdquo; sorusunu kendinize yöneltmek için bir fırsata dönüştürebilirsiniz. Büyük değişiklikler söz konusu olduğunda araştırma yapmak, koşulları değerlendirmek ve gerçekçi bir plan oluşturmak h&acirc;l&acirc; en güvenilir yol.</p><p><strong>Para Konusunda 555</strong><br>555, finansal konularda da değişim ve yeni fırsatlarla ilişkilendiriliyor. Ancak tabii ki bu yorum, beklenmedik bir servetin kapınızı çalacağı anlamına gelmiyor. Daha çok para kazanma biçiminizi yeniden düşünmek, bütçenizi gözden geçirmek ya da yeni bir gelir alanı için harekete geçmek gibi somut adımları hatırlatabilir. Finansal kararları yalnızca numerolojiye dayanarak vermemek önemli. Yatırım ve para yönetimi söz konusu olduğunda güvenilir bilgi kaynaklarından veya yetkili uzmanlardan destek almak şart.&nbsp;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/332be51f-72bb-45d3-a6b1-4e8a0315c5bd-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/332be51f-72bb-45d3-a6b1-4e8a0315c5bd-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Zendaya’dan İlhamla Maskaraya Ara Veriyoruz: “Ghost Lashes” Trendi]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/makyaj/zendayadan-ilhamla-maskaraya-ara-veriyoruz-ghost-lashes-trendi</link>
									<description><![CDATA[Yazın en zahmetsiz ve ferah makyaj trendi maskarayı tamamen denklemden çıkarıyor. Zendaya’nın son gala görünümüyle gündeme gelen “ghost lashes” yani hayalet kirpikler, doğal bakışları ve ışıldayan cildi başrole taşıyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/makyaj/zendayadan-ilhamla-maskaraya-ara-veriyoruz-ghost-lashes-trendi</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Sat, 18 Jul 2026 12:00:53 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/4aed1293-c81c-4a31-8b0d-e8508591d401-kapak-1.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Kapak Fotoğrafı: Instagram / @ernestocasillas</em></span></p><p><br></p><p>Güzellik dünyasında bazen dikkat çekmenin en etkili yolu, görünümün sesini biraz kısmaktan geçiyor. 2026 yazının öne çıkan makyaj trendlerinden &ldquo;ghost lashes&rdquo; da tam olarak bu yaklaşımı benimsiyor. İsmi biraz gizemli olsa da uygulaması oldukça basit: Kirpiklere maskara sürmemek ve doğal görünümlerini korumak. Yoğun, hacimli ve belirgin kirpiklerin uzun süredir makyaj rutinlerinin vazgeçilmezi olduğu düşünülürse bu trend sessiz ama iddialı bir değişime işaret ediyor. Üstelik sıcak havalarda akan, bulaşan ya da göz çevresinde iz bırakan maskaraya ara verme fikri kulağa hiç de fena gelmiyor. Ne dersiniz?</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/86610abf-47df-4599-b624-3c39e2e59974-ac9b150a-8c79-48a4-beaa-705275cdbf36" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Balenciaga, Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><strong>Zendaya&rsquo;dan Maskarasız Kırmızı Halı Görünümü</strong><br>Zendaya, New York&rsquo;ta düzenlenen &quot;The Odyssey&quot; prömiyerinde tercih ettiği minimal makyajla &quot;ghost lashes&quot; trendini yeniden gündeme taşıdı. Ünlü yıldızın makyajında kirpikler doğal bırakılırken aydınlık, güneşten hafifçe renk almış gibi görünen cilt ön plana çıktı. Zendaya&rsquo;nın makyaj sanatçısı Ernesto Casillas, görünümün temelinde taze, parlak ve bronz bir cilt yaratma fikrinin bulunduğunu belirtti. Casillas, güneşin doğal olarak temas edeceği yanaklar, burun, şakaklar, alın ve çene gibi bölgelere allık uygulayarak yüzün sıcaklığını artırdı. Sonuç ise makyaj yapılmamış gibi görünen ancak her detayı düşünülmüş modern bir güzellik portresiydi.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/2a7b8560-ae75-4322-a424-c0edf4514a73-3133574c-7023-48c4-9d06-33f1246e632e" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Instagram / @ernestocasillas</em></span></p><p><strong>Maskarasızken Gözler Nasıl Daha Canlı Gösterilir?</strong><br>Maskara kullanmadan uyanık ve taze görünmenin sırrı göz çevresindeki renk eşitsizliklerini hafifçe dengelemekten geçiyor. İnce yapılı ve aydınlatıcı etkili bir kapatıcı, özellikle gözpınarlarına ve koyuluğun belirgin olduğu bölgelere kontrollü biçimde uygulanabilir. Kirpik kıvırıcıyla doğal kirpiklere hafif bir form vermek de trendin sadeliğini bozmadan gözleri daha açık gösterebilir. Kaşları şeffaf bir jelle taramak, gözkapaklarına ten rengi ya da şeftali tonlarında kremsi bir ürün uygulamak ve yüzün yüksek noktalarına ışık eklemek görünümü tamamlamak için yeterli. &quot;Ghost lashes&quot; trendinde önemli olan, maskaranın eksikliğini başka yoğun ürünlerle kapatmaya çalışmamak. Sağlıklı görünen bir cilt, hafifçe ısınmış yanaklar ve nemli dudaklar bu estetiğin en güçlü eşlikçileri.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/10a4aa30-1c17-4451-a097-087aff8b864a-ef8afdfe-df0e-43a6-857a-a65f4588adb6" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Balenciaga, Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><strong>Yaz Makyajının Yeni Lüksü: Daha Az Ürün</strong><br>Sıcak günlerde katmanlı makyajlardan uzaklaşma isteği &quot;ghost lashes&quot; trendini sezon için özellikle cazip hale getiriyor. Maskaranın akması, kirpik diplerinde birikmesi ya da gün içinde göz çevresine bulaşması gibi sorunları ortadan kaldıran görünüm, hazırlık süresini de kısaltıyor. Ancak ghost lashes yalnızca pratik bir yaz makyajı fikri değil. Aynı zamanda doğal kirpik rengini, yüzün kendine özgü ifadesini ve kusursuzlaştırılmamış güzelliği görünür kılan yeni bir minimalizm anlayışı. Zendaya&rsquo;nın gösterdiği gibi bazen makyaj görünümünü modernleştirmenin en etkili yolu yeni bir ürün eklemek değil, alıştığımız bir adımı atlamak olabilir.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/4aed1293-c81c-4a31-8b0d-e8508591d401-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/4aed1293-c81c-4a31-8b0d-e8508591d401-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Sıcak Havaların Kurtarıcısı: Tek Hamlede Bütün Saçı Toplayan Tokalar]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/sac/sicak-havalarin-kurtaricisi-tek-hamlede-butun-saci-toplayan-tokalar</link>
									<description><![CDATA[Sıcak havalarda hem konforu hem de şıklığı bir araya getiren mandal tokalar bu sezon işlevsel bir saç aksesuarından çok daha fazlasını vadediyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/sac/sicak-havalarin-kurtaricisi-tek-hamlede-butun-saci-toplayan-tokalar</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Fri, 17 Jul 2026 16:00:48 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/2adc2c5c-de3d-4176-aea2-a60a19271f07-kapak-1.png"/><p>Yaz aylarında saçları toplamanın en pratik yolu olan büyük mandal tokalar kurtarıcı parça olarak her çantanın olmazsa olmazı. Günlük stilin vazgeçilmez parçalarından biri haline gelen bu tokalar, zahmetsiz görünümleri desteklerken tek hareketle derli toplu bir görünüm yaratıyor. İster yoğun bir iş gününde, ister spor öncesinde ya da sıcak havalarda saçınıza temas etmek istemediğiniz anlarda birkaç saniyede hazır bir saç modeli sunuyor.</p><p>Bugün mandal tokalar farklı saç tiplerine uyum sağlayan boyut, form ve materyallerle çok daha geniş bir seçki sunuyor. İnce telli saçlardan kalın ve kıvırcık dokulara kadar her saç yapısına uygun alternatifler bulmak mümkün. Üstelik profesyonel bir fön ya da karmaşık bir toplama tekniği gerektirmeden günlük görünümlere modern ve rafine bir dokunuş ekliyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/2adc2c5c-de3d-4176-aea2-a60a19271f07-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/2adc2c5c-de3d-4176-aea2-a60a19271f07-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Uzmanından Öğrendik: Güneş Lekelerinden Korunmanın Kanıtlanmış Yolları]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/cilt-bakimi/uzmanindan-ogrendik-gunes-lekelerinden-korunmanin-kanitlanmis-yollari</link>
									<description><![CDATA[Güneş lekeleri yalnızca plajda geçirilen uzun saatlerin değil, günlük UV maruziyetinin, görünür ışığın ve yüksek sıcaklığın da sonucu olabiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nazlı Caf, güneş lekelerini önlemek için etkisi kanıtlanmış korunma yöntemlerini anlatıyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/cilt-bakimi/uzmanindan-ogrendik-gunes-lekelerinden-korunmanin-kanitlanmis-yollari</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Fri, 17 Jul 2026 12:00:26 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/9e82d7c1-18b6-4a92-baa9-f5ad0fb0a827-kapak-1.png"/><p>Yaz aylarında daha görünür hale gelen güneş lekeleri, cildin eşit ve aydınlık görünümünü bozan en yaygın sorunlardan biri. Ne yazık ki pek çoğumuzun da ortak sorunu. Üstelik lekelenmenin tek nedeni tatilde güneş altında geçirilen saatler değil. Günlük yaşamda maruz kaldığımız ultraviyole ışınları, görünür mavi ışık ve yüksek ortam sıcaklığı da özellikle melazma ve pigmentasyon eğilimi bulunan ciltlerde renk düzensizliklerini tetikleyebiliyor. Güneş lekeleri oluştuktan sonra onları hafifletmek zaman ve sabır isteyen bir bakım sürecini beraberinde getiriyor. Bu nedenle en etkili yaklaşım, lekeler ortaya çıkmadan önce cildi doğru yöntemlerle korumak. Liv Hospital Ulus Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nazlı Caf &ldquo;Güneş lekelerini önlemenin en etkili yolu, doğru korunmayı yılın her günü alışkanlık haline getirmektir&rdquo; diyor.</p><p><strong>Güneş Koruyucu Yalnızca Yaz Aylarında Kullanılmaz</strong><br>Güneş lekelerinden korunmanın ilk ve en önemli adımı güneş koruyucuyu mevsimsel bir ürün olarak görmekten vazgeçmek. UV ışınlarına günlük yaşamda da maruz kaldığımız için güneş koruyucunun yalnızca tatilde veya deniz kenarında değil, yıl boyunca düzenli biçimde kullanılması gerekiyor. Dr. Öğr. Üyesi Nazlı Caf, en az SPF 50 koruma faktörüne sahip, geniş spektrumlu güneş koruyucuların tercih edilmesini öneriyor. Ürünün dışarı çıkmadan yaklaşık 30 dakika önce uygulanması ve koruyuculuğun devam edebilmesi için gün içinde yenilenmesi de önem taşıyor. Dr. Caf güneş kremi kullanırken yapılan en yaygın hatayı şöyle açıklıyor: &ldquo;Toplumda en sık yapılan hata güneş kremini çok ince tabaka halinde uygulamaktır. Yüz ve boyun bölgesi için &lsquo;iki parmak kuralı&rsquo; olarak bilinen miktarda ürün kullanılmalı ve koruyucunun etkinliği gün boyunca devam etsin diye her 2-3 saatte bir yenilenmelidir. Terleme, yüzme veya havuz sonrasında ise beklemeden tekrar uygulanmalıdır.&rdquo;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/0518c669-b477-4504-ada6-c7599700892a-cfcd4361-8590-4b06-b191-edcf9d339af4" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Debute</em></span></p><p><strong>İki Parmak Kuralı Nedir?</strong><br>Güneş koruyucudan beklenen SPF değerini elde edebilmek için ürünün yeterli miktarda uygulanması gerekiyor. İki parmak kuralı, güneş koruyucuyu işaret ve orta parmak boyunca iki şerit halinde sıkarak yüz ve boyun bölgesinde kullanmayı ifade ediyor. Güneş kremini önerilenden daha az miktarda uygulamak, ürünün ambalajında belirtilen koruma seviyesine ulaşılmasını engelleyebiliyor. Bu nedenle doğru güneş koruyucuyu seçmek kadar onu yeterli miktarda ve düzenli olarak uygulamak da güneş lekelerini önlemede belirleyici rol oynuyor.</p><p><strong>Renkli Güneş Koruyucular Lekelere Karşı Ek Koruma Sağlayabilir</strong><br>Güneş lekelerine yatkın ciltler söz konusu olduğunda yalnızca UV ışınlarına karşı korunmak yeterli olmayabilir. Özellikle melazma ve pigmentasyon problemi yaşayan kişilerde görünür ışık da melanin üretimini artırabiliyor. Bu noktada demir oksit içeren renkli güneş koruyucular, klasik güneş koruyuculara kıyasla önemli bir avantaj sağlayabiliyor. Cilt tonunu eşitleyen bu ürünler, aynı zamanda görünür ışığa karşı ek bir koruma katmanı oluşturuyor. Dr. Caf renkli güneş koruyucuların önemini şu sözlerle anlatıyor: &ldquo;Telefon, tablet ve bilgisayar ekranlarından yayılan görünür mavi ışık da bazı kişilerde lekelenmeyi tetikleyebilir. Demir oksit içeren renkli güneş koruyucular, yalnızca UV ışınlarına değil, görünür ışığa karşı da ek koruma sağlayarak özellikle leke tedavisi gören hastalarda daha başarılı sonuçlar elde edilmesine katkıda bulunur.&rdquo;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/8b286205-8779-4d33-9c27-62d66500d77a-b48e7d90-a7f2-43c7-85a1-db952cec0a1c" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Merit</em></span></p><p><strong>Antioksidanlarla İkinci Bir Savunma Hattı Oluşturun</strong><br>Güneş lekelerinden korunmak için bakım rutinini yalnızca güneş kremiyle sınırlamamak gerekiyor. Sabah rutinine eklenen antioksidan içerikler, UV ışınlarının yol açtığı serbest radikal hasarına karşı cildin savunma mekanizmasını destekleyebiliyor. Özellikle C vitamini ve ferulik asit içeren serumlar, güneş koruyucudan önce uygulandığında çevresel faktörlerin cilt üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmaya yardımcı olabiliyor. Ancak antioksidanların güneş koruyucunun alternatifi değil, tamamlayıcısı olduğu unutulmamalı. Dr. Caf, antioksidanların cilt bakımındaki rolünü şöyle açıklıyor: &ldquo;C vitamini ve ferulik asit gibi güçlü antioksidanlar, güneş öncesinde kullanıldığında serbest radikal oluşumunu azaltarak cildin doğal savunmasını güçlendirir. Bu içerikler güneş koruyucunun yerine geçmez ancak koruyucu etkinliği destekleyen ikinci bir savunma hattı oluşturur.&rdquo;</p><p><strong>Şapka ve Koruyucu Giysiler H&acirc;l&acirc; En Etkili Yöntemler Arasında</strong><br>Gelişmiş güneş koruyucu formüllerine rağmen fiziksel korunma yöntemleri, güneş lekelerini önlemenin en güçlü adımlarından biri olmaya devam ediyor. Özellikle güneş ışınlarının yeryüzüne daha dik ulaştığı 10.00 ile 16.00 saatleri arasında doğrudan güneş maruziyetini sınırlandırmak gerekiyor. Günlük UV indeksini takip etmek, açık havada geçirilen zamanı buna göre planlamak, geniş siperlikli şapka ve UV korumalı güneş gözlüğü kullanmak korunmayı güçlendiriyor. Sık dokunmuş, cildi mümkün olduğunca örten kıyafetler de yalnızca lekelenmeye değil, erken cilt yaşlanmasına karşı da önemli bir savunma sağlıyor. Dr. Caf fiziksel korunmanın önemini şöyle vurguluyor: &ldquo;UV indeksinin yüksek olduğu 10.00-16.00 saatleri arasında güneş maruziyetini mümkün olduğunca sınırlandırmak gerekir. Ayrıca su ve kum güneş ışınlarını yansıtarak cilde ulaşan UV miktarını artırabilir. Bu nedenle yalnızca güneş kremine güvenmek yerine geniş siperlikli şapka kullanmak, UV korumalı güneş gözlüğü takmak ve sık dokunmuş kıyafetler tercih etmek en etkili korunma yöntemleri arasında yer alır.&rdquo;</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/10aef71f-93b4-4f3d-8b48-22dfb44e25cc-972c1b4c-7359-4cf7-a9dc-9e9adda85d11" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Triangl</em></span></p><p><strong>Güneş Lekelerinden Korunmak İçin 9 Etkili Adım</strong><br>En az SPF 50 ve geniş spektrumlu bir güneş koruyucu kullanın.</p><p>Güneş kremini dışarı çıkmadan yaklaşık 30 dakika önce uygulayın.</p><p>Yüz ve boyun bölgesi için iki parmak kuralına uygun miktarda ürün kullanın.</p><p>Güneş koruyucunuzu her 2-3 saatte bir yenileyin.</p><p>Yüzme, terleme veya havlu kullanımı sonrasında ürünü yeniden uygulayın.</p><p>Leke eğiliminiz varsa demir oksit içeren renkli güneş koruyucuları değerlendirin.</p><p>Sabah bakım rutininize C vitamini ve ferulik asit gibi antioksidanlar ekleyin.</p><p>Günlük UV indeksini takip edin ve güneşin yoğun olduğu saatlerde doğrudan maruziyeti sınırlandırın.</p><p>Şapka, UV korumalı güneş gözlüğü ve koruyucu kıyafetlerden destek alın.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/9e82d7c1-18b6-4a92-baa9-f5ad0fb0a827-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/9e82d7c1-18b6-4a92-baa9-f5ad0fb0a827-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Magda Butrym Resort 2027: 1960'ların Feminen Silüetlerini Yeniden Yorumluyor]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haftalari/magda-butrym-resort-2027-1960larin-feminen-siluetlerini-yeniden-yorumluyor</link>
									<description><![CDATA[Magda Butrym, Resort 2027 koleksiyonunda ilhamını bu kez Polonya sinemasından alıyor. Tasarımcı, Andrzej Żuławski'nin 1996 yapımı "Szamanka" filminden beslenen koleksiyonunda, kusursuzluğu arayan ama kontrollü bir dağınıklık hissi taşıyan, güçlü olduğu kadar kırılgan da görünen bir kadın portresi çiziyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haftalari/magda-butrym-resort-2027-1960larin-feminen-siluetlerini-yeniden-yorumluyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Fri, 17 Jul 2026 11:30:13 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/91e5f13b-1fb0-4388-bf0f-dfa8daa5a660-magdabutrym.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><br></p><p>Koleksiyonun genelinde 1960&#39;ların etkisi belirgin şekilde hissediliyor. Güçlü omuzlar, belirginleştirilen bel hatları ve heykelsi silüetler dönem gardıroplarını hatırlatan bir tavır sergilerken, pembe fon üzerinde sunulan görünümler bu yapısal çizgileri daha yumuşak ve romantik bir atmosferle dengeliyor. Ortaya çıkan görünüm, sertlik ile zarafet arasında bilinçli bir denge kuruyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/5fda636b-d70b-4503-b1e2-57b619d3b8d5-a253ecb4-5d23-4fbc-b0c7-f80cdf3301f5" style="width: 700px;"></p><p>Markanın imza deri parçaları bu sezon yeni formlarla yeniden yorumlanıyor. Beli saran ceketler, heykelsi trikolar ve dış giyim parçaları inci işlemeleriyle hareket kazanıyor. Altın <em>lam&eacute;</em> takımlar ve 1980&#39;leri hatırlatan büstiyer elbiseler daha iddialı bir stile imza atarken, yün takımlar ve deri parçalar günlük gardıroba uyum sağlayan alternatifler sunuyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/28632260-bdb3-425c-b366-012609e46cfb-9113230e-73f8-4a33-994d-d2d7450c482a" style="width: 700px;"></p><p>Butrym&#39;in dikkat çeken yorumlarından biri de tığ işçiliğine getirdiği yeni yaklaşım. Geleneksel olarak küçük aksesuarlarda görmeye alışık olduğumuz örgü teknikleri bu kez diz boyu eteklerde ve pelerinlerde karşımıza çıkıyor. Zanaat odaklı bir teknik, çağdaş silüetlerle buluşuyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/f77ad164-d0d4-4ea5-aeed-1fab58255198-c398141f-7b88-4701-a5eb-6f1b338a0c54" style="width: 700px;"></p><p>Resort 2027, Magda Butrym&#39;in uzun süredir inşa ettiği feminen tasarım dilini korurken, onu nostaljik referanslar ve güncel terzilik anlayışıyla yeniden şekillendiriyor. Koleksiyon, geçmişten ilham alsa da bugünün gardırobunda karşılık bulan romantik sert bir stil önerisi sunuyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/91e5f13b-1fb0-4388-bf0f-dfa8daa5a660-magdabutrym.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/91e5f13b-1fb0-4388-bf0f-dfa8daa5a660-magdabutrym.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Şişede Yaz: En İyi Hindistancevizi Parfümleri]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/parfum/sisede-yaz-en-iyi-hindistancevizi-parfumleri</link>
									<description><![CDATA[Moda dünyasında keten gömlek, hasır çanta ve beyaz elbise neyse, parfüm dünyasında da hindistancevizi o rolü üstleniyor. Ancak bu kez klişe tropikal kokularla değil, daha rafine, daha ten odaklı ve daha lüks yorumlarla.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/parfum/sisede-yaz-en-iyi-hindistancevizi-parfumleri</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 16 Jul 2026 16:00:51 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/ca4aeded-1da8-4027-8dc0-4d66d049598a-kapak-1.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Kapak Fotoğrafı: Nounou</em></span></p><p><br></p><p>Bir kokunun sizi tek fısla zihinsel olarak başka bir yere götürmesi mümkün mü? Parfüm dünyasına sorarsanız cevabı kesinlikle evet. Bu yaz o adres çoğunlukla tropik adalar, beyaz kumlar ve günbatımı oluyor. Bunun başrolünde ise uzun yıllar &quot;fazla tatlı&quot;, &quot;fazla yazlık&quot; ya da &quot;güneş kremi gibi&quot; bulunarak biraz hafife alınan bir nota var: hindistancevizi. Ancak 2026 itibarıyla işler değişti. Hindistancevizi artık tek başına şekerli bir tropikal meyve gibi değil, sandal ağacı, tuz akorları, beyaz çiçekler, bergamot, incir ve miskle birleşerek çok daha rafine bir karakter kazanıyor. Moda ve güzellik dünyasının parfüm editörleri de sezonun en dikkat çeken yükselişlerinden birinin bu nota olduğu konusunda hemfikir.&nbsp;</p><p><strong>Sahnede Yeni Nesil Hindistancevizi</strong><br>Eski nesil hindistancevizi parfümleri çoğu zaman <em>pi&ntilde;a colada</em> ya da güneş yağı hissi yaratıyordu. Yeni jenerasyon ise çok daha katmanlı. Bazıları ten kokusuna yaklaşan kremsi bir yumuşaklık sunarken, bazıları deniz tuzu ve mineral notalarla serinliğini koruyor. Vanilya eşliğinde gourmand tarafa yaklaşanlar da var, beyaz çiçeklerle lüks resort havası verenler de. Yani artık &quot;hindistancevizi kokuyorum&quot; yerine &quot;güneşte bronzlaşmış ten gibi kokuyorum&quot; hissi öne çıkıyor. Bildiğiniz gibi koku hafızası güçlü çalışıyor. Hindistancevizi birçok kişide tatil, güneş, deniz, özgürlük ve rahatlama duygularını çağrıştırıyor. Tam da bu nedenle tek bir fıs bile mod değiştirici etki yaratabiliyor. Üstelik yaz aylarında ağır oryantal kokular yerine daha ferah ama karakter sahibi parfümler arandığında hindistancevizi tam ortada konumlanıyor. Ne tamamen çiçeksi ne de yoğun gourmand... İki dünyanın arasında sıcak ve davetkar bir denge kuruyor.</p><p><strong>Farklı Kompozisyonlar</strong><br>Hindistancevizi düşündüğünüzden çok daha geniş bir kitleye hitap ediyor. Kısacası artık tek tip hindistancevizi kokusu yok. Üstelik yaz aylarında ağır oryantal kokular yerine daha ferah ama karakter sahibi parfümler arandığında hindistancevizi tam ortada konumlanıyor.</p><p>Temiz ten kokularını sevenler için misk ve sandal ağacıyla birleşen yorumlar.</p><p>Tatlı kokulardan vazgeçemeyenler için vanilyalı ve sütlü kompozisyonlar.</p><p>Yazın yalnızca narenciye kullanmaktan sıkılanlar için güneş hissi veren solar akorlar.</p><p>Niş parfüm meraklıları için tütsü, sedir ya da tuz notalarıyla karanlıklaştırılmış versiyonlar.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/ca4aeded-1da8-4027-8dc0-4d66d049598a-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/ca4aeded-1da8-4027-8dc0-4d66d049598a-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Isabel Marant Resort 2027: Bohem Kodlarını Şehir Hayatına Uyarlıyor]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haftalari/isabel-marant-resort-2027-bohem-kodlarini-sehir-hayatina-uyarliyor</link>
									<description><![CDATA[Isabel Marant'ın Resort 2027 koleksiyonu, markanın imza bohem estetiğini tamamen geride bırakmasa da onu daha rafine ve şehirli bir bakışla yeniden yorumluyor. Kreatif direktör Kim Bekker, bu sezon odağını tatil gardırobundan çok günün temposuna ayak uyduran modern şehir kadınına çeviriyor. ]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haftalari/isabel-marant-resort-2027-bohem-kodlarini-sehir-hayatina-uyarliyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 16 Jul 2026 14:00:28 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/f37f6d5b-9acd-4d6e-b13a-c5b9ed848a75-isabelmarant.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><br></p><p>Siyah, beyaz ve canlı kırmızının hakim olduğu basit renk paleti koleksiyonun net duruşunu vurguluyor. Heykelsi formlar Isabel Marant&#39;ın alışıldık rahat tavrına daha keskin bir ifade kazandırıyor. 1980&#39;lerden ilham alan güçlü omuzlu ceketler, beli vurgulayan kesimler ve farklı oranlarla oynayan terzilik detayları koleksiyonun öne çıkan parçaları arasında yer alıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/1ce7dc1d-5bd9-4392-93e8-3a698aa3f333-e3aedd06-3623-4c83-a839-7b83ceea5b33" style="width: 700px;"></p><p>Bekker bu güçlü çizgiyi yumuşak dokularla dengeliyor. Drapeli deri ceketler, kalça bölümünde hafif büzgülerle şekillendirilen jarse elbiseler ve siyah-beyaz soyut hayvan desenleri koleksiyona hareket kazandırırken Isabel Marant&#39;ın özgür ruhunu tamamen geride bırakmadığını da gösteriyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/6f8df37e-0b38-4cd9-ac71-18661ebb4148-dd110a94-b99d-422e-8ef3-665e932d7e08" style="width: 700px;"></p><p>Son sezonlarda öne çıkan &quot;sadeleşme&quot; yaklaşımı Resort 2027 koleksiyonunda da hissediliyor. Gösterişli detayların yerini güçlü kesimler, hafif teknik kumaşlar ve dokular alırken, sıcak iklimlere uyum sağlayan fonksiyonel parçalar da koleksiyonun önemli bir parçasını oluşturuyor. Geniş paçalı pantolonlar ve yeniden yorumlanan <em>capri&nbsp;</em>pantolonlar sezonun rahat ve özenli silüetini tamamlıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/bd1f00a8-e158-4675-9b0c-2a8e75ce8ce5-046521e1-e229-4c40-b9bb-94793c67b123" style="width: 700px;"></p><p>Aksesuar tarafında ise Bekker daha belirgin bir tavır sergiliyor. Örgü kemerler, rafya Maia çanta, leopar desenli Pippa modeli ve kafes formundaki sandaletler, sade görünümlere karakter kazandıran tamamlayıcı parçalar olarak öne çıkıyor.</p><p>Resort 2027, Isabel Marant&#39;ın DNA&#39;sını bugünün yaşam ritmine adapte ediyor. Kim Bekker&#39;in &nbsp;kontrollü ve odaklı tasarım dili, markanın uzun yıllardır benimsediği zahmetsiz Paris stilini korurken, onu daha güncel ve şehirli bir çerçeveye taşıyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/f37f6d5b-9acd-4d6e-b13a-c5b9ed848a75-isabelmarant.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/f37f6d5b-9acd-4d6e-b13a-c5b9ed848a75-isabelmarant.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Diyet Artık İki Kişilik: “Çift Beslenme Terapisi” Yükselişte]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/diyet-artik-iki-kisilik-cift-beslenme-terapisi-yukseliste</link>
									<description><![CDATA[Aynı masayı paylaşmak, aynı tabaktan yemek yemek ya da birlikte market alışverişi yapmak... Uzmanlara göre bunların hepsi ilişkinizin dinamiklerini düşündüğünüzden çok daha fazla etkiliyor. Son dönemin yükselen "çift beslenme terapisi" nedir?]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/diyet-artik-iki-kisilik-cift-beslenme-terapisi-yukseliste</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 16 Jul 2026 12:00:36 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/e39af7d5-cb31-4b4f-b1a2-dbfe8d120663-kapak-1.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Kapak Fotoğrafı: Casablanca</em></span></p><p><br></p><p>Sağlıklı beslenme çoğu zaman kişisel bir karar gibi görünse de gerçek hayat pek de öyle işlemiyor. Özellikle birlikte yaşayan çiftlerde yemek tercihleri, alışveriş alışkanlıkları, mutfak düzeni ve hatta akşam saatlerinde verilen küçük atıştırmalık kararları bile iki kişiyi aynı anda etkiliyor. İşte bu nedenle son dönemde giderek daha fazla konuşulan çift beslenme terapisi (couples nutrition therapy), beslenme danışmanlığını yalnızca bireye değil ilişkiye de uyarlayan yeni bir yaklaşım olarak öne çıkıyor. Çift beslenme terapisinin amacı iki kişinin aynı diyeti uygulaması değil. Tam tersine, her bireyin sağlık durumu, yaşam tarzı ve beslenme ihtiyaçları ayrı ayrı değerlendirilirken ortak yaşam düzeni de planın bir parçası haline geliyor. Örneğin biri kilo vermek isterken diğeri kas kütlesini artırmak isteyebilir. Bir partner yüksek kolesterol nedeniyle beslenmesini değiştirmek zorundayken diğerinin herhangi bir sağlık sorunu olmayabilir. Terapi sürecinde ortak sofralar korunurken herkes için sürdürülebilir çözümler oluşturuluyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/5219e843-826c-40bf-ba7b-c70b93d7dfca-943beb4e-434a-466b-88c5-928ab0b89b17" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Jimmy Fairly</em></span></p><p><strong>Sağlıklı Alışkanlıklar Bulaşıcı Olabilir</strong><br>Davranış bilimleri uzun zamandır insanların en yakınındaki kişilerin alışkanlıklarından etkilendiğini gösteriyor. Bu durum beslenme için de geçerli. Yapılan araştırmalar, birlikte yürütülen yaşam tarzı değişikliklerinin bireysel programlara kıyasla kilo kaybında daha başarılı sonuçlar verebildiğini ortaya koyuyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri ise motivasyonun karşılıklı olarak desteklenmesi ve hesap verebilirlik hissinin güçlenmesi. Bunun yanında &quot;Bu akşam ne yiyeceğiz?&quot; sorusu birçok çift için düşündüğümüzden daha büyük bir stres kaynağı olabiliyor. Beslenme terapisinde yalnızca ne yenileceği değil, alışveriş planı, dışarıda yemek seçimleri, porsiyon yönetimi ve yemek hazırlama sorumlulukları da konuşuluyor. Böylece günlük hayatın en sık tekrar eden anlaşmazlıklarından biri daha planlı ve işbirliğine dayalı hale geliyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/e2f0e27b-44d0-4909-a722-193a6362e735-913c519a-8f83-41f3-9a08-36839d8efaa6" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>On x Erewhon</em></span></p><p><strong>Diyet Değil, Ortak Yaşam Planı</strong><br>Uzmanlara göre başarılı bir çift beslenme planı katı kurallardan çok sürdürülebilir alışkanlıklara dayanıyor. Birlikte haftalık menü hazırlamak, market alışverişini planlamak, evde daha fazla yemek pişirmek veya yürüyüş gibi ortak rutinler oluşturmak uzun vadede daha kalıcı sonuçlar sağlayabiliyor. Bu yaklaşımın temelinde &quot;birbirini değiştirmek&quot; değil, birbirini desteklemek fikri bulunuyor. Peki, her çift için uygun mu? Her ilişkinin dinamiği farklı olduğu için bu yöntem herkeste aynı sonucu vermeyebilir. Özellikle beslenme konusunda baskıcı veya kontrolcü davranışlar ilişkiyi zorlayabileceğinden uzmanlar sürecin destekleyici bir iletişim üzerine kurulması gerektiğini vurguluyor. Ama ortak bir hedefe sahip, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını birlikte geliştirmek isteyen çiftler için bu yöntem hem fiziksel sağlığı hem de ilişkinin günlük işleyişini güçlendirebilecek yeni bir wellness alternatifi olarak dikkat çekiyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/e39af7d5-cb31-4b4f-b1a2-dbfe8d120663-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/e39af7d5-cb31-4b4f-b1a2-dbfe8d120663-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Belkıs Balpınar ile Dokumanın Değişmezliğini Bozmak]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/belkis-balpinar-ile-dokumanin-degismezligini-bozmak</link>
									<description><![CDATA[Belkıs Balpınar geleneksel Anadolu kilimlerini yeniden üretmekle ilgilenmiyor. O, yıllardır
dokumanın “değişmez” kabul edilen yapısını bozarak boşluk, gölge, hareket ve boyutla çalışan yeni bir dil kuruyor. Einstein’ın görelilik kuramından mikro ve makro evrenlere uzanan düşünsel dünyası ise işlerinin merkezinde yer alıyor. Dokunmamış alanlar yalnızca teknik bir tercih değil, uzam yaratmanın ve yüzeyi düzlem olmaktan çıkarmanın bir yolu haline geliyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/belkis-balpinar-ile-dokumanin-degismezligini-bozmak</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 15 Jul 2026 16:00:59 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/5879ef45-c490-41b7-b39e-4ba4f5b80e0d-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Röportaj: Ünal Baş<br>Fotoğraflar: Anna Laudel&rsquo;in İzniyle Hadiye Cangökçe</em></span></p><p><br></p><p>Belkıs Balpınar&rsquo;ın işleri ilk bakışta bir dokuma yüzey gibi görünse de asıl derinlik ipliklerin arasında bırakılan boşluklarda ortaya çıkıyor. Geleneksel kilimlerdeki düzlemsel yapıyı kırmak için yıllardır &ldquo;dokumama&rdquo; tekniğiyle çalışan sanatçı, yüzeyde bıraktığı boşlukları arkaya düşen gölgelerle birlikte yeni bir boyuta dönüştürüyor. Onun pratiğinde dokuma yalnızca geleneksel bir zanaat değil, zaman, uzam, hareket ve devinim üzerine düşünmenin bir yolu. Einstein&rsquo;ın görelilik kuramından kuantum fiziğine kadar uzanan merakı, makro ve mikro evrenlerdeki hareket fikrini yüzeye taşırken, Anadolu dokuma geleneğiyle kurduğu ilişki de nostaljik değil, dönüştürücü bir yerden şekilleniyor. Balpınar yıllardır tekrar eden desenlerin içindeki &ldquo;değişmezliği&rdquo; bozarak dokumanın h&acirc;l&acirc; yeni bir düşünce alanı açabileceğini gösteriyor. Belkıs Balpınar ile boşluk, gölge, hareket ve dokumanın h&acirc;l&acirc; nasıl yeni bir düşünce alanı açabildiği üzerine konuştuk.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/0ab11373-60cf-4eba-99d6-aefb89346da2-0999ef91-1dce-490d-95da-a9295eb53baa" style="width: 300px;"><em>Güneş ve Kara Delik, 2024</em></p><p><strong>Son yıllarda tekstil sanatı çağdaş sanat dünyasında yeniden görünür hale geldi. Siz ise bu dili çok daha önce deneysel bir yere taşımıştınız. Bugün dokumanın yeniden keşfedilmesini nasıl yorumluyorsunuz?</strong><br>Çağdaş tasarımlar daha çok halı olarak üretiliyor çünkü her türlü desenin uyarlanmasına çok uygun. Halı desenlerini milimetrik kareli kağıda geçirdikten sonra dokuyuculara verilirse her renkli kare bir düğüm olarak dokunarak her türlü desen uygulanabilir. Herhangi bir deseni bir kilim dokuyucusuna verip sonuç almak kolay değildir. Buna rağmen pek çok ülkede duvarlarda tekstil sergilenmesi yaygın iken ülkemizde tekstil &ldquo;dokuma&rdquo; teknikleri çağdaş sanat olarak ancak son yıllarda sanatçılar tarafından kullanılmaya başladı. Yüzyıllar içinde gelenekselleşmiş kilim dokumasını hem desen hem de teknik olarak zorlayıp geliştirmek biz sanatçıların amacı olabilir.</p><p><strong>Yıllar geçmesine rağmen sizi h&acirc;l&acirc; yeni bir yüzey aramaya götüren şey nedir?</strong><br>Dünya çok karmaşık. Milyarlarca galaksi ve onların içindeki milyarlarca yıldız olan evrende ise bizim zaman algılamamıza göre bir düzenlilik görülüyor. Pek çok sanatçı dünya üzerindeki bu kaosun içinden bir şeyleri yansıtmaya çalışıyor. Ben ise bizim zaman anlayışımıza göre daha düzenli görünen makro evrendeki galaksi ve gezegenlerin ya da mikro evrendeki parçacıkların devinimlerinin oluşturduğu uzamları ima eden görüntüleri yakalamaya ve bunu &ldquo;dokumanın olanakları içinde&rdquo; göstermeye çalışıyorum.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/711d2a86-9044-4741-96f4-2b83bb81906a-454f5dd9-9cb2-4977-8b1a-8b722ec41014" style="width: 300px;"><em>Zaman II, 2022</em></p><p><strong>Ben sizin işlerinize bakarken en çok o boşluklarda kalıyorum sanırım. Dokunmamış gibi duran yerlerde. Sizin için o boşlukların karşılığı nedir?</strong><br>Geleneksel kilim motifleri düz bir yüzey üzerinde yayılır, derinlik bulunmaz. Ben ise bunu kırmak ve bir derinlik katabilmek için &ldquo;dokumama&rdquo; tekniğini kullandım. Dokunmamış alanlar bırakarak desenlerimle uzamda yaratmaya çalıştığım derinliği, iplerin arkasına düşen gölgelerle artırmaya çalışıyorum.&nbsp;</p><p><strong>İşlerinizde dokumanın hafızası hissediliyor ama hiçbir zaman nostaljik bir yere gitmiyor. Sanki geçmişi olduğu gibi taşımak yerine dönüştürüyor. Siz gelenekle nasıl bir ilişki kuruyorsunuz?</strong><br>Benim çalışmalarımın geleneksel Anadolu kilimleri ile dokuma tekniği dışında bir benzerliği yoktur. Geleneksel dokuma tekniklerini kullanıp değiştirerek kendi düşüncelerimi yansıtmaya çalışıyorum. İlerlemiş yaşıma rağmen yıllardır tasarımlarımı bilgisayarda hazırlıyorum.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/d7bdb809-2dc6-4c0e-8a2a-6ae72d0feed2-63dddc54-58c1-4a1b-b24f-a0a9a8624db5" style="width: 300px;"><em>Güneş Işınları, 2024</em></p><p><strong>İşlerinizde zaman, hareket ve evren hissi sürekli var. Bilimsel düşünce üretim pratiğinizde nasıl bir yere sahip?&nbsp;</strong><br>Einstein&rsquo;ın boyutları ifade edişi beni çok etkilemiştir. Onun görelilik kuramından esinlendiğimi kabul etmem gerekir. Zaman, uzam ve hızı bir düzlem üzerinde ifade edebilmiş olması, beni iki boyutlu düzlemde üç boyutlu görüntüler çizmeye yönlendirdi. Dokunmamış bölümler bırakıp arkaya düşen gölgeler ile fazladan bir boyut daha eklemeye çalışıyorum. Mikro ve makro evrenlere olan merakım dolayısıyla kuantum fiziği ve uzayla ilgili yayınları takip etmeye çalışıyorum. Okuduklarım işlerime, işlerim de okuduğum yayınlara etki etti ve ediyor.</p><p><strong>Ekrana bakarak yaşayan bir çağdayız ama insan yine de dokunmak istiyor galiba. Sizin işlerinize bakınca bunu çok hissediyorum. O fiziksel yüzey h&acirc;l&acirc; neden bu kadar güçlü sizce?</strong><br>21. yüzyılda yaşayan biri olarak yayınlardan, medyadan ve bilgisayar tutkunu biri olarak da dünyada olanları takip edebilen &ldquo;global bir varlık olarak&rdquo; görüntü ve bilgilerin saldırıları altındayım. Bütün bu etkilerden kendime ait özgün düşünceleri kilim dokusu ile ifade etmeye çalışıyorum.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/aee09151-3543-4911-a15b-2b5956292ec0-9009bb08-595e-4773-8819-04f048beaed4" style="width: 300px;"><em>Erime III, 2022</em></p><p><strong>Bir yandan üretirken bir yandan da yıllarca eserlerle, arşivlerle, koleksiyonlarla iç içe oldunuz. O bakış sanatınıza nasıl yansıdı?</strong><br>Uzun yıllar müze görevlisi olarak çalışmış olmak ve araştırmacı olarak Anadolu&rsquo;da köy köy dolaşarak geleneksel kilimler üzerinde araştırmalar yapmış biri olarak bu birikim çalışmalarımı da etkiledi. 1986 yılında başladığımda öğrenciler gibi daha çok geleneksel kilim motiflerini çekiştirip çarpıtarak desenler yapıyordum. Desen tasarımlarımı kağıt üzerine kalem ve fırça ile hazırlıyordum, daha sonra ben de bilgisayara geçtim, şimdi çok az kalem kağıt kullanıyorum. İlerleyen yıllarda dokumanın teknik sınırlarını zorlayarak bu kilim motiflerindeki süregelen &ldquo;değişmezliği&rdquo; değiştirip kendi desenlerimi tasarlamaya başladım. Yeni nesil bilgisayar tutkunu gençler gibi ben de neredeyse kalem kağıt kullanmayı unuttum.</p><p><strong>Genç sanatçıların malzemeye yaklaşımında sizi şaşırtan ya da umutlandıran şeyler görüyor musunuz?</strong><br>Bugün genç sanatçılar akla gelebilen her türlü malzemeyi kullanarak çok çeşitli teknikler uyguluyorlar. Bilinen tekniklerle yetinmeyip sınırları zorlamaları ve kendi yollarında gitmeleri çok etkileyici.</p><p><br></p><p><em><span style="font-size: 12px;">*Bu içerik ELLE Türkiye Haziran sayısından alınmıştır.</span></em></p><p><br></p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/5879ef45-c490-41b7-b39e-4ba4f5b80e0d-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/5879ef45-c490-41b7-b39e-4ba4f5b80e0d-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Garrett Graham Karakterinin Ardındaki İlham]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/unluler-stil/gundem/garrett-graham-karakterinin-ardindaki-ilham</link>
									<description><![CDATA["Off Campus" dizisiyle sosyal medyanın yeni favorilerinden biri haline gelen Garrett Graham'ın asi ama romantik enerjisinin ardında, 90'ların en unutulmaz romantik komedi karakterlerinden biri yatıyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/unluler-stil/gundem/garrett-graham-karakterinin-ardindaki-ilham</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 15 Jul 2026 14:15:22 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/592ff02d-28ad-4ce2-a4e0-7c1afb9d7973-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z%20-%2022%20Haziran%202026%2014.59.20.jpeg"/><p>Garrett Graham&#39;ı ilk gördüğünüz anda tanıdık bir hisse kapıldıysanız, bunun bir nedeni var. Kendinden emin tavırları, okulun &quot;altın çocuğu&quot; gibi görünen imajı ve tam da o imajı bozan asi ruhu... Karakter, sanki daha önce çok sevdiğimiz birini hatırlatıyor. Meğer bu his tamamen tesadüf değilmiş.</p><p>Karakterin yaratım sürecinde dizinin yaratıcı ekibi, ilhamını 90&#39;ların en unutulmaz romantik komedilerinden biri olan &quot;10 Things I Hate About You&quot;dan (Senden Nefret Etmemin 10 Sebebi) aldı. Daha da doğrusu, Heath Ledger&#39;ın sinema tarihine geçen Patrick Verona performansından.<br><br><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/e53fa99b-259c-494f-aafc-e6c639af1d23-b0cc3ba2-0e25-4239-b836-3081d59e0a19" style="width: 600px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Gil Junger&#39;ın yönettiği 1999 yapımı kült klasik filmi 10 Things I Hate About You&#39;nun (Senden Nefret Etmemin 10 Sebebi) başrollerinde Julia Stiles (Kat Stratford) ve Heath Ledger (Patrick Verona) yer alıyor.</em></span><br><br>Patrick Verona, yalnızca dönemin &quot;cool çocuk&quot; karakterlerinden biri değildi. Sert görünen dış kabuğunun altında beklenmedik bir romantizm taşıyan, kuralları umursamayan ama hislerini saklamayan bir karakterdi. Heath Ledger&#39;ın doğal karizması ve zahmetsiz oyunculuğu sayesinde Patrick, aradan geçen yıllara rağmen h&acirc;l&acirc; romantik komedilerin en ikonik erkek karakterlerinden biri olarak anılıyor.<br><br><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/2c28e9b4-571b-468a-84bc-6c3fda33bb37-98e945c9-72db-4594-b855-e2fcdad838bd" style="width: 600px;"><br>Belmont Cameli&#39;nin canlandırdığı Garrett Graham yaratılırken de amaç, bu büyünün modern bir karşılığını yaratmaktı. Popüler ama ulaşılmaz olmayan, çekici ama kusursuz görünmeyen, özgüvenli ama duygularını tamamen gizlemeyen bir karakter... Kısacası &quot;altın çocuk&quot; imajıyla asi ruh arasında gidip gelen o denge.<br><br>Bu yüzden Garrett&#39;ı izlerken Patrick Verona&#39;yı anımsatan küçük detaylarla karşılaşmanız şaşırtıcı değil. Bu, doğrudan bir kopyalama değil, Heath Ledger&#39;ın yıllar önce yarattığı zamansız karizmanın günümüz izleyicisi için yeniden yorumlanmış bir versiyonu.</p><p>Belki de Garrett Graham&#39;ın kısa sürede sosyal medyanın yeni &quot;crush&quot;larından biri haline gelmesinin nedeni tam olarak bu.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/592ff02d-28ad-4ce2-a4e0-7c1afb9d7973-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z%20-%2022%20Haziran%202026%2014.59.20.jpeg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/592ff02d-28ad-4ce2-a4e0-7c1afb9d7973-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z%20-%2022%20Haziran%202026%2014.59.20.jpeg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Bir Köyün İçine Saklanan Mirasla: Peretti Yaşam Estetiği]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/gezi/bir-koyun-icine-saklanan-mirasla-peretti-yasam-estetigi</link>
									<description><![CDATA[Tasarımcı Elsa Peretti’nin İspanya’nın Katalonya bölgesindeki dünyasındayız.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/gezi/bir-koyun-icine-saklanan-mirasla-peretti-yasam-estetigi</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 15 Jul 2026 12:50:58 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/1c248a51-4cfb-4022-b850-972feb85e130-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z%20-%2022%20Haziran%202026%2014.59.20.png"/><p>İspanya&rsquo;nın Katalonya bölgesinde, Girona&rsquo;ya yaklaşık 20 dakika uzaklıktaki Sant Mart&iacute; Vell kasabasının kaderi, Tiffany&amp;Co. tarihindeki en önemli tasarımcılardan biri olan Elsa Peretti&rsquo;nin 1968 yılında burayı ziyaret etmesiyle değişiyor. Harap binaları renove etmeye başlayan Peretti, ünlü mücevher tasarımlarının büyük bölümünün ilhamını da burada bulmuş. Peretti&rsquo;nin 2021&rsquo;dekı vefatından sonra Nando and Elsa Peretti Foundation tarafından desteklenen projeleri görmek için Sant Mart&iacute; Vell&rsquo;deydik.<br><br><em>Yazı: Melda Narmanlı Çimen</em><br><em>ELLE Türkiye Temmuz sayısından alınmıştır.</em><br><br>Elsa Peretti Tiffany&amp;Co. için yalnızca bir tasarımcı değildi, markanın mücevherini vitrinden çıkarıp hayata karıştıran kadınıydı. Pırlantayı gündelikleştirdi, gümüşü yeniden arzu nesnesine dönüştürdü; bir kemik, bir fasulye ya da bir gözyaşı damlasını modern mücevher tarihinin ikonları arasına sokmayı başardı. Peretti&rsquo;nin ünlü mücevher tasarımlarının büyük bölümünün ilhamını bulduğu Sant Mart&iacute; Vell kasabası bugün hem Tiffany&amp;Co. hem de Nando and Elsa Peretti Foundation için büyük önemde. Buradaki tarlalarda gördüğü gelincikleri, akrepleri, yılan iskeletlerini ve bölgenin doğal dokusunu tasarladığı ikonik koleksiyonlara dönüştüren Peretti kasabaya ilk geldiğinde Sant Mart&iacute; Vell büyük ölçüde terk edilmiş ve harap durumdaymış. Bir ev satın almış ve hayatının büyük bölümünü New York ile Sant Mart&iacute; Vell arasında gidip gelerek geçirmeye başlamış. Yıllar içinde çevredeki birçok yapıyı, kiliseyi, meydanı ve çeşitli kültürel yapıları restore ederek sadece kendi evini değil, köyün önemli bölümlerini yeniden ayağa kaldırmış, pek çok projeyi finanse etmiş.</p><hr><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/10280771-ca99-4176-aa85-054f103bca49-b88aa4f8-926a-447d-b678-9a0d4d60cbaf" style="width: 300px;"></p><p style="text-align: center;"><span style="font-family: Times New Roman,Times,serif;"><span style="font-size: 72px;">&ldquo;</span></span><br><span style="font-size: 24px;"><em>&ldquo;Tiffany ile geçirdiğim yıllar, Sant Mart&iacute; Vell ile ayrılmaz bir şekilde bağlantılı. Köklü bir değişime, bir huzur inzivası bulmaya ihtiyacım vardı. Burada çalışmaya devam etme gücünü, ihtiyaç duyduğum huzuru ve tasarımlarımın ilhamını buldum.&rdquo;&nbsp;</em></span><br><span style="font-size: 24px;"><em>-&nbsp;</em>ELSA PERETTI</span></p><hr><p>1970&rsquo;lerde Studio 54 dönemiyle özdeşleşen Manhattan sosyetesinin en görünür isimlerinden biri olan Elsa Peretti&rsquo;nin New York moda çevresinin merkezinde yaşarken fırsat buldukça Katalonya&rsquo;daki Sant Mart&iacute; Vell&rsquo;e kaçması onun tasarım diline çok önemli bir iz bırakmış. Bir tarafında Manhattan&rsquo;ın enerjisi, diğer tarafında Ortaçağ&rsquo;dan kalmış Katalan bir köyün dinginliği... Onu tanıyanların yorumuyla &ldquo;New York ona modernliği, hızı ve ticari zekayı verdi, Sant Mart&iacute; Vell ise sessizliği, organik formları ve doğayı.&rdquo; 1990&rsquo;lardan sonra ise Sant Mart&iacute; Vell&rsquo;i giderek ana üssü haline getiren Peretti, köydeki evleri restore etmeye devam etmiş, vakıf çalışmalarını yönetmiş ve koleksiyonlarının büyük kısmını burada geliştirmiş. Bugün Sant Mart&iacute; Vell h&acirc;l&acirc; Peretti&rsquo;nin mirasının en güçlü parçalarından biri olarak görülüyor. Hatta bazı tasarım yazarları köyü, onun mücevherlerinden bile büyük son eseri olarak tanımlıyor.<br><br></p><hr><p><br><img class="fr-draggable fr-fil fr-dib" src="https://i.elle.com.tr/elle/ef723a73-5d6b-4a83-8629-caa76d479220-2eb6fb5b-99b9-46bb-9199-cf3e3878ef6e" style="width: 400px;"><br>Sant Mart&iacute; Vell, İspanya&rsquo;nın Katalonya bölgesinde, taş evleri, dar sokakları ve neredeyse zamanın durduğu hissini veren atmosferiyle ünlü küçük bir Ortaçağ köyü. Nüfusu birkaç yüz kişiyi geçmeyen bu yer, moda ve tasarım dünyasında özellikle Elsa Peretti sayesinde bir efsaneye dönüşmüş.</p><hr><p><strong>ÇOK EVLİ YAŞAM</strong><br>Peretti, Sant Mart&iacute; Vell&rsquo;e ilk geldiğinde köy meydanına bakan hardal sarısı küçük bir evi satın aldı: Casa Peque&ntilde;a. O dönemde köy neredeyse terk edilmiş durumdaydı; çatılar çökmüş, birçok yapı harabeydi. Casa Peque&ntilde;a yıllarca onun kişisel sığınağı ve yaratıcı laboratuvarı oldu. İlk Tiffany tasarımlarının birçoğu burada şekillendi. Casa Peque&ntilde;a&rsquo;nın hemen yanında yer alan ve eski bir ahırdan dönüştürülen Casa Grande moda dünyasının Studio 54 geceleriyle Katalan kırsalının yalnızlığını aynı çatı altında buluşturan ev olarak anlatılıyor. Adını Peretti&rsquo;nin atlara olan tutkusundan aldığı düşünülen Casa Caballo, diğer evlere göre daha kırsal ve daha inzivaya dönük bir karaktere sahip. Can Noves ise Sant Mart&iacute; Vell&rsquo;in dışındaki kırsal alanda bulunan büyük bir masia (geleneksel Katalan çiftlik evi).<br><br>1980&rsquo;lerden itibaren Peretti yılın farklı dönemlerinde Casa Peque&ntilde;a, Casa Grande, Can Noves ve Casa Caballo arasında dolaşarak yaşamış. Hangi evde kalacağına mevsime, ruh haline veya misafirlerine göre karar verirmiş. Yaşamının son dönemlerinde en çok vakit geçirdiği ve en kapsamlı koleksiyonunu yerleştirdiği yapı ise Can Noves olmuş.</p><hr><p><img class="fr-draggable fr-fil fr-dib" src="https://i.elle.com.tr/elle/53ec572d-08ca-444a-88ce-d09491028009-f84fa212-12fd-42f8-abdd-36781a047da1" style="width: 400px;"></p><p><strong>CASA GRANDE</strong><br>Elsa Peretti&rsquo;nin en büyük yaşam alanlarından biri haline gelen Casa Grande, kitaplar, sanat eserleri, heykeller, özel tasarım mobilyalar ve dünyanın dört bir yanından topladığı objelerle dolu. Evin içinde taş lavabolar, yere yakın su havuzları, büyük şömineler ve Peretti&rsquo;nin tutkun olduğu natürmort kompozisyonları bulunuyor.<br><br></p><hr><p><br><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/fcf30bb6-9911-461f-b380-48fbc7754c65-7a8cbff7-9f72-4915-bbe5-e0006ec3c5ed" style="width: 800px;"><br><strong>BİR YAŞAM PROJESİ</strong><br>Elsa Peretti&rsquo;nin Sant Mart&iacute; Vell&rsquo;deki evleri aslında ayrı yapılardan oluşan bir mülkler topluluğu. Peretti bunlara tek tek evler olarak değil, zaman içinde büyüyen ve birbirine bağlanan bir yaşam projesi olarak bakıyormuş. En yakın çalışma arkadaşları bu kompleksi &ldquo;The Sprawling House&rdquo; (yayılmış ev) olarak tanımlamışlar.<br><br></p><hr><p><strong><img class="fr-draggable fr-fil fr-dib" src="https://i.elle.com.tr/elle/e84bc761-34aa-4cc6-bb19-e098a3d936c3-08da3387-855c-40d2-a053-86af47f5f966" style="width: 400px;"></strong><br><strong>CAN NOVES</strong><br>Can Noves, bir evden çok, mücevher tasarımcısının 50 yıl boyunca biriktirdiği dostlukların, sanat eserlerinin, hayvan sevgisinin, seyahatlerinin ve takıntılarının üç boyutlu portresi gibi. Tiffany&rsquo;nin Elsa Peretti&rsquo;nin 50. yılı için yayımladığı fotoğrafların büyük bölümü de burada çekilmiş.</p><hr><p><br><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/5d1ae4cf-0a39-4e69-b211-77857d1ed1e9-9acbc8e8-4208-4319-b926-5b311750b73b" style="width: 800px;"><br><strong>PERETTI İKONLARI İLE ÖZEL KURGULAR</strong><br>Peretti&rsquo;nin önemi yalnızca güzel takılar tasarlamasından kaynaklanmıyor; mücevherin ne olabileceğine dair fikri değiştirmesinden geliyor.1974&rsquo;te Tiffany&amp;Co.&rsquo;ye katıldığında mücevher dünyası h&acirc;l&acirc; büyük ölçüde gösterişli taşlara, resmi davetlere ve &ldquo;özel gün&rdquo; fikrine bağlıydı. Peretti ise gündelik hayata giren, kadınların kendi kendilerine satın alabileceği, vücuda doğal şekilde oturan mücevherler tasarladı. Bugün Tiffany için tasarladığı parçalar, çizimleri, prototipleri ve kişisel koleksiyonundan objeler başta Casa Grande, Casa Peque&ntilde;a ve Can Noves olmak üzere Sant Mart&iacute; Vell&rsquo;deki evlerinde bulunuyor. Vakıf bu yapıları birer &ldquo;ev-müze&rdquo; ya da &ldquo;yaşayan sanat enstalasyonu&rdquo; olarak tanımlıyor. Sant Mart&iacute; Vell&rsquo;deayrıca Elsa&rsquo;nın çalışma alanı (laboratuvarı) bulunuyor; burada eskizleri, tasarım notları ve çalışmalarının yer aldığı bir kurgu oluşturulmuş durumda.<br><br></p><hr><p><br></p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/1c248a51-4cfb-4022-b850-972feb85e130-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z%20-%2022%20Haziran%202026%2014.59.20.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/1c248a51-4cfb-4022-b850-972feb85e130-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z%20-%2022%20Haziran%202026%2014.59.20.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Yeni Crush Alarmı: Belmont Cameli]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/unluler-stil/gundem/yeni-crush-alarmi-belmont-cameli</link>
									<description><![CDATA[Prime Video'nun "Off Campus" dizisiyle adını daha sık duymaya başladığımız Belmont Cameli, kariyerini sessiz ama istikrarlı adımlarla inşa eden oyunculardan biri. İşte Garrett Graham karakterini canlandıran isim hakkında bilinmesi gerekenler.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/unluler-stil/gundem/yeni-crush-alarmi-belmont-cameli</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Tue, 14 Jul 2026 13:00:05 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/cd8e2493-a9be-4f44-8ffc-ce070325144e-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z%20-%2022%20Haziran%202026%2014.59.20.jpeg"/><p>Bazı oyuncular tek bir rolle hayatımıza girer, ardından dönüp geçmişlerine baktığımızda aslında uzun zamandır bu ana hazırlandıklarını fark ederiz. Belmont Cameli de onlardan biri. Son dönemin en çok konuşulan romantik dizilerinden &quot;Off Campus&quot;ta Garrett Graham karakteriyle dikkat çeken Amerikalı oyuncu, Hollywood&#39;un klasik yükseliş hikayelerinden birini yaşamıyor. Onun yolu spor salonlarından modellik ajanslarına, üniversite sıralarından Los Angeles setlerine uzanan farklı duraklardan geçiyor.</p><p>Sosyal medyada dolaşan kısa videolar ve hayran kurgularıyla bir anda görünürlük kazansa da Cameli&#39;nin hikayesi yalnızca ekran önünde yaşananlardan ibaret değil. Organ bağışçısı olması, oyunculuğa geçmeden önce farklı bir kariyer planlaması yapması, yaratıcı hobileri ve sakin yaşam tarzı, onu yalnızca canlandırdığı karakterlerle değil, kişisel tercihleriyle de merak edilen isimlerden biri haline getiriyor.</p><p><strong><em>İşte Belmont Cameli hakkında bilmeniz gerekenler...</em></strong></p><p><strong>Illinois&#39;den Los Angeles&#39;a</strong><br>28 Şubat 1998&#39;de Illinois eyaletinin Naperville kentinde dünyaya gelen Belmont Cameli&#39;nin tam adı Philip Belmont Cameli. İtalyan kökenli bir aileden gelen oyuncunun &quot;Belmont&quot; ismi de aile geçmişine uzanıyor. Büyük büyükbabası Belmondo Cameli&#39;nin Amerika&#39;ya göç ettikten sonra kullandığı isim, sonraki kuşaklara taşınmış.<br><br>Hollywood&#39;dan oldukça uzakta geçen çocukluk yıllarında spor, hayatının önemli bir parçasıydı. Futbol, voleybol ve güreşle ilgilendi; disiplinli spor geçmişi bugün ekranda gördüğümüz fiziksel hazırlığın da temelini oluşturuyor.</p><p><strong>Oyunculuk ilk planı değildi</strong><br>Liseden mezun olduktan sonra Illinois Üniversitesi&#39;nde ekonomi, finans, pazarlama ve işletme alanlarında eğitim almaya başladı. Ancak üniversitedeki ilk yılının ardından yönünü tamamen değiştirdi.</p><p>Babasını genç yaşta kaybetmesinin ardından hayatını yeniden değerlendiren Cameli, oyunculuk yapmak istediğine karar verdi. Önce Chicago&#39;da modellik yaparak sektöre adım attı, ardından 2019 yılında Los Angeles&#39;a taşındı. O dönem ailesinin, bu kararına temkinli yaklaştığını anlatan oyuncu yine de içgüdülerini takip etmeyi tercih etti.</p><p><strong>İlk ekran deneyiminden başrole</strong><br>Belmont Cameli&#39;nin ilk ekran deneyimi 2018 yılında &quot;Empire&quot; dizisindeki kısa bir rolle başladı. Daha sonra &quot;Saved by the Bell&quot; yeniden uyarlamasında Jamie Spano karakterini canlandırarak daha geniş bir izleyici kitlesine ulaştı.<br><br></p><p><iframe class="instagram-media instagram-media-rendered" id="instagram-embed-0" src="https://www.instagram.com/p/CWrCNlQv5qy/embed/?cr=1&v=14&wp=1080&rd=https%3A%2F%2Felle.bigmedia.com.tr&rp=%2FNews%2FUpdate%2F8c2aa772-c70a-4acb-bbff-b486013db2c8#%7B%22ci%22%3A0%2C%22os%22%3A540%7D" allowtransparency="true" allowfullscreen="true" frameborder="0" height="746" data-instgrm-payload-id="instagram-media-payload-0" scrolling="no" style="background: white; max-width: 540px; width: calc(100% - 2px); border-radius: 3px; border: 1px solid rgb(219, 219, 219); box-shadow: none; display: block; margin: 0px 0px 12px; min-width: 326px; padding: 0px;"></iframe></p><p><br></p><p><br>Netflix yapımı &quot;Along for the Ride&quot;, Barry Levinson&#39;ın yönettiği &quot;The Alto Knights&quot; ve &quot;Until Dawn&quot; gibi farklı türlerdeki projelerde yer aldı. Ancak kariyerindeki belirgin kırılma noktası, Elle Kennedy&#39;nin çok satan roman serisinden uyarlanan &quot;Off Campus&quot; oldu.</p><p><strong>Garrett Graham rolü için sıfırdan hazırlandı</strong><br>Dizide Briar Üniversitesi&#39;nin yıldız hokey oyuncusu Garrett Graham&#39;ı canlandıran Cameli&#39;nin ilginç bir detayı var: Çekimler başlamadan önce hiç hokey oynamamıştı. Rol için yoğun bir hazırlık sürecinden geçti; buz pateni eğitimi aldı, profesyonel NHL oyuncularıyla çalıştı ve gerçek sporcuların beden dilini gözlemledi. Buz üzerindeki sahnelerde New York Rangers oyuncusu Vinnie Iorio ile birlikte çalışarak karakterin fiziksel dünyasını oluşturdu.<br><br><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/2d00359b-6776-4396-b8c7-19dc5b36dbc7-e16fd39d-25fd-4e1c-84be-3398fc30abd5" style="width: 600px;"></p><p><strong>Gerçek hayatta da önemli bir karar verdi</strong><br>Belmont Cameli&#39;nin kariyerinden bağımsız olarak en çok konuşulan hikayelerinden biri ise 2018 yılında yaptığı böbrek bağışı. Çocukluk arkadaşının böbrek nakline ihtiyaç duyduğunu öğrendiğinde gönüllü donör oldu. Doğrudan uyum sağlayamamasına rağmen süreçten vazgeçmedi ve eşleştirmeli organ bağışı programına katıldı. Böbreğini hiç tanımadığı bir kişiye bağışladı ve 14 kişinin yer aldığı nakil zinciri sayesinde yedi hasta yeni bir hayata başladı.</p><p><strong>Kamera dışında üretmeyi seviyor</strong><br>Belmont Cameli&#39;nin yaratıcılığı yalnızca oyunculukla sınırlı değil. Seyahat ettiği şehirlerde ikinci el plak dükkanlarını gezmeyi seviyor. Topladığı eski plak kapaklarını keserek katmanlı kolajlar hazırlıyor. Zaman zaman evde müzik bestelediğini de söyleyen oyuncu, bu üretim süreçlerini dinlenme biçimi olarak tanımlıyor.</p><p><strong>Doğa, onun için kaçış noktası</strong><br>Instagram paylaşımlarında kırmızı halılardan çok yürüyüş rotaları, ormanlar ve milli parklar görmek mümkün. Joshua Tree ve Angeles National Forest gibi doğa rotalarından sık sık kareler paylaşan Cameli için doğada vakit geçirmek yalnızca bir hobi değil, şehir temposundan uzaklaştığı kişisel bir alan.<br><br><strong>Remi Wolf&#39;un büyük bir hayranı</strong><br>Belmont Cameli, Amerikalı müzisyen Remi Wolf&#39;un uzun yıllardır sıkı bir hayranı. &quot;Off Campus&quot; ekibi de bu hayranlığı diziye doğal şekilde yansıttı. Yönetmen ve senarist, Remi Wolf&#39;un performansları sırasında Cameli&#39;nin verdiği tepkilerin tamamen doğal olduğunu belirtiyor.<br><br><strong>İlginç bir gece rutini var</strong><br>Cameli&#39;nin verdiği röportajlarda en çok dikkat çeken detaylardan biri de uyku alışkanlığı. Uyumadan önce uzun bir duş alıyor ve ardından ev baskınları ya da ürkütücü kamp hikayeleri gibi korku temalı sesli anlatılar dinliyor. Oyuncuya göre bu sıradışı rutin, günün sonunda zihnini boşaltmasına yardımcı oluyor.</p><p><strong>Spor h&acirc;l&acirc; hayatının merkezinde</strong><br>Lise yıllarında futbol ve güreş yapan Cameli, bugün de aktif yaşamını sürdürüyor. Voleybol oynamayı seviyor, Chicago Blackhawks&#39;ın sıkı bir taraftarı olduğunu dile getiriyor ve sporla bağını günlük yaşamında korumaya devam ediyor.</p><p><strong>Özel hayatını göz önünde yaşamıyor</strong><br>Belmont Cameli&#39;nin televizyon yazarı Raina Morris ile ilişki yaşadığı biliniyor. İkili zaman zaman birlikte görüntülense de ilişkilerini büyük ölçüde kamuoyundan uzak yaşamayı tercih ediyor. Mayıs 2026&#39;da verdiği bir röportajda Cameli, güçlü bir arkadaşlığın sağlıklı bir ilişkinin temelini oluşturduğunu söyleyerek özel hayatına dair nadir açıklamalarından birini yapmıştı.</p><p><strong>Kariyerinin yeni dönemi</strong><br><strong>&quot;</strong>Off Campus&quot;, Belmont Cameli&#39;nin ilk başrolü olmasının ötesinde kariyerinde yeni bir sayfa açıyor. Sosyal medyada giderek büyüyen görünürlüğü ve farklı projelerde edindiği deneyimle birlikte onu önümüzdeki dönemde yalnızca romantik yapımlarda değil, farklı türlerde de görmemiz muhtemel.</p><p>Şimdilik onu Garrett Graham olarak izliyoruz. Ancak Belmont Cameli&#39;nin hikayesi, canlandırdığı karakterin çok ötesine uzanıyor.</p><p><br></p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/cd8e2493-a9be-4f44-8ffc-ce070325144e-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z%20-%2022%20Haziran%202026%2014.59.20.jpeg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/cd8e2493-a9be-4f44-8ffc-ce070325144e-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z%20-%2022%20Haziran%202026%2014.59.20.jpeg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Bu Yazın Öne Çıkan Mayo Trendleri]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/elle-man/haberler/bu-yazin-one-cikan-mayo-trendleri</link>
									<description><![CDATA[Bir sonraki yaz tatiliniz ya da şehirde geçireceğiniz sıcak günler için gardırobunuza ekleyebileceğiniz, sezonun öne çıkan erkek mayo modellerini bir araya getirdik.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/elle-man/haberler/bu-yazin-one-cikan-mayo-trendleri</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Tue, 14 Jul 2026 10:00:43 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/42984a75-a59d-4388-b568-c018e9bbfb1c-burberry.jpg"/><p>Dar kesim modellerden sörf estetiğini yansıtan spor şortlara, sezonun erkek mayo seçkisi farklı stil anlayışlarına hitap ediyor. İster minimal ve terzi işi bir görünümden yana olun, ister daha rahat ve sportif silüetleri tercih edin, bu yaz öne çıkan tasarımlar, plaj gardırobunu kişisel stilin doğal bir uzantısı haline getiriyor.</p><p>Farklı stillerdeki mayolar, hafif kumaşlar, hızlı kuruyan teknik dokular ve çok yönlü tasarımlar sayesinde günün farklı anlarına uyum sağlayan bir gardırop parçasına dönüşüyor. Plajdan sokaklara, sahil restoranlarından gündoğumu yürüyüşlerine kadar farklı ortamlarda rahatlıkla kullanılabilen modeller fonksiyon ile estetik arasındaki dengeyi buluyor.</p><p>2026 sezonunda erkek mayo trendleri, klasik kesimlerden daha sportif alternatiflere uzanan geniş bir yelpazeye sahip. Kısa ve dar silüetler geri dönüşünü sürdürürken, diz hizasına yaklaşan spor şortlar rahat tavrını koruyor. Daha sade ve terzi işi görünümler ise mayoyu yaz stilinin geri kalanıyla kolayca uyum sağlayan bir parçaya dönüştürüyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/42984a75-a59d-4388-b568-c018e9bbfb1c-burberry.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/42984a75-a59d-4388-b568-c018e9bbfb1c-burberry.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[ELLE Education Programı ile Geleceğinizi Tasarlıyoruz: Moda Dünyasında ve Lüks Tasarım Alanlarında Kariyer Yapmak İçin Ne Yapmalı?]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/elle-education-programi-ile-geleceginizi-tasarliyoruz-moda-dunyasinda-ve-luks-tasarim-alanlarinda-kariyer-yapmak-icin-ne-yapmali</link>
									<description><![CDATA[Mindway bünyesindeki ELLE Education programı aradığınız cevap ve buna dair ilk adım olabilir. Tüm detay ve aşamalarıyla ELLE Education’ın küresel uzmanlığı ve programın öne çıkan özellikleriyle desteklenen, yolculuğunuzu başlatacak stratejik planı paylaşıyoruz. Son ipucu: yüzde 100 çevrimiçi ve ���executive” gibi esnek öğrenme formatları mevcut.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/radarimizda/elle-education-programi-ile-geleceginizi-tasarliyoruz-moda-dunyasinda-ve-luks-tasarim-alanlarinda-kariyer-yapmak-icin-ne-yapmali</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Mon, 13 Jul 2026 16:00:05 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/482eb97b-aba7-42f6-a12a-e1c26df82645-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Derleyen: Suzan Yurdacan</em></span></p><p><br></p><p>Pek çok kişi için moda ve lüks tasarım dünyası, yalnızca gelip geçici trendlerin, kapalı çevrelerin ve estetik gürültünün yönlendirdiği seçkin bir sektör; adeta aşılmaz bir kale gibi görünür. Oysa gerçekte, bu hızlı tempolu arenada sürdürülebilir başarı şansa ya da bir gecede viraolan anlara dayanmaz. Başarının özünde, güçlü ve sessiz bir ikilik yatar: özgün bir yaratıcı sezgi ile sağlam bir stratejik bilgi birikimi.&nbsp;</p><p>Günümüzde küresel pazar paradigmalarını değiştiriyor. Markalar artık yalnızca yaratıcı konseptler geliştirebilen geleneksel &ldquo;yaratıcılar&rdquo;ın peşinde değil; karmaşık bir dijital ortamda yönetme, ölçeklendirme ve inovasyon yapma becerisine sahip vizyonerleri arıyorlar. Eğer ham bir tutkuyu nasıl sürdürülebilir ve uluslararası bir kariyere dönüştürebileceğinizi merak ediyorsanız, izlemeniz gereken yol; abartılı söylemlerin ötesine geçip sektörün dilini konuşan bir eğitim programını seçmekten geçiyor. ELLE Education&rsquo;ın küresel uzmanlığı ve programın öne çıkan özellikleriyle desteklenen, yolculuğunuzu başlatacak o stratejik plan bunun için hazırlandı.</p><p><strong>YÖNETİCİ VİZYONU: LÜKS MARKALAR ALANINDA KÜRESEL MBA</strong><br>Moda, şüphesiz ki güzel ve duygulara hitap eden bir sanat biçimidir. Ancak kadife perdelerin ardında, gezegenin en büyük ekonomik motorlarından biri olarak işler. Bu sektörde liderlik etmek için keskin bir analitik zihniyete sahip olmak artık bir tercih meselesi değil; bu, sizin en büyük gücünüzdür. ELLE Education bünyesindeki Global MBA programı, geleneksel işletme ders kitaplarının çok ötesine geçiyor. Geleceğin yöneticileri için özel olarak tasarlanan bu program tüketici davranışlarını çözümlemeyi, uluslararası pazar lojistiğinde uzmanlaşmayı ve uzun vadeli ticari sürdürülebilirliğe sahip, bütünlüklü bir marka kimliği oluşturmayı öğretiyor. Gerçek sektör liderleri sadece piyasayı takip etmekle kalmaz; lüks dünyasının bir sonraki durağını öngörmek için piyasayı analiz ederler.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/9814af57-720e-450a-8c6c-f16083ad0250-916833a4-6e70-4810-a513-fb42846170df" style="width: 300px;"><strong><em>Akademik Yıl Ne Zaman Başlıyor? Seçenekler Neler?</em></strong><em><br>Mindway bünyesindeki ELLE Education moda, lüks, marka stratejisi ve iç mimari alanlarında MBA, yüksek lisans, diploma ve uzmanlık sertifikası programları sunmakta. Akademik yıl, mart ve eylül aylarında başlayan iki ayrı dönem şeklinde tasarlandı. Dersler ise çevrimiçi ve &ldquo;executive&rdquo; formatlarda sunulmakta. &ldquo;Executive&rdquo; programlar Madrid&rsquo;de yüz yüze gerçekleştirilen yoğun bir haftalık eğitimi de kapsamakta.</em></p><p><strong>DİJİTAL ÖNCÜ: MODA PAZARLAMA VE İLETİŞİM YÜKSEK LİSANSI</strong><br>Son derece görsel ve yoğun bir dünyada, güzel bir ürün yaratmak mücadelenin sadece yarısıdır. Asıl zorluk stratejik hikaye anlatımında yatar, bir markayı nasıl konumlandıracağınızı, dijital gürültüyü nasıl aşacağınızı ve küresel bir kitleyle nasıl bağlantı kuracağınızı bilmektir.</p><p>Moda Pazarlama ve İletişim Yüksek Lisansı sayesinde öğrenciler, yaratıcı ifade ile ticari gerçeklik arasındaki boşluğu kapatırlar. Analitik Harvard vaka çalışması yöntemine dayanan uluslararası bir metodoloji kullanan program, ham yaratıcı içgüdülerinizi yapılandırılmış iş hedefleriyle desteklemenizi sağlar. Veriye dayalı pazarlama, yüksek moda hayal gücüyle buluştuğunda, kampanyalar ikonik hale gelir.</p><p><strong>YAPISAL DUYGU: İÇ MİMARİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI</strong><br>İç mimari artık sadece bir odayı dekore etmekten ibaret değil; lüks markalar, konaklama sektörü ve üst düzey konut piyasası için unutulmaz fiziksel ve mekansal deneyimler yaratma sanatıdır.</p><p>İç Mimari Yüksek Lisans programı, öğrencilerin sektörün talep ettiği hem sanatsal vizyona hem de üst düzey proje yönetimi becerilerine hakim olmalarını sağlar. Estetik yeteneği teknik hassasiyetle birleştirmeyi öğrenerek, tutkulu bir tasarımcıdan, üst düzey mimari projeleri konsept aşamasından uygulama aşamasına kadar yönetebilen bir sektör uzmanına dönüşürsünüz.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/4b465703-abf9-49fd-9594-70e5f1f5eb91-c527776f-cffc-4fa2-968a-31e62f227467" style="width: 300px;"><strong>Esnek Öğrenme Formatları</strong><br><em>Yüzde 100 Çevrimiçi: Dünyanın her yerinden kendi hızınızda çalışabileceğiniz, yüksek kaliteli dijital öğrenme deneyimi.<br>&ldquo;Executive&rdquo; Format: İki dünyanın en iyi yönlerinin birleşimi; esnek uzaktan öğrenme ile Madrid&rsquo;de seçkin markaların merkezlerini ziyaret edeceğiniz, yoğun ve etkileşimi yüksek, yüz yüze bir haftalık programın bir araya geldiği bir yapı.</em></p><p><strong>SEKTÖRÜN DEVLERİYLE BULUŞMA: ÜST DÜZEY YÖNETİCİ DENEYİMİ</strong><br>Küresel bir kariyerin en büyük itici gücü, her zaman ağınızdır (network&#39;ünüz)... ve hep öyle olacaktır. Aynı ortamda kimlerle bir araya geldiğiniz, iş dünyasına bakış açınızı değiştirir. ELLE Education yalnızca bir eğitim kurumu olarak değil, sizi günümüz pazarını şekillendiren liderlerle doğrudan diyalog kurabileceğiniz, yaşayan ve küresel bir platform olarak faaliyet gösterir.</p><p>Marka konumlandırmasının inceliklerini &Aacute;gatha Ruiz de la Prada&#39;nın o cesur ve sıradışı bakış açısıyla kavradığınızı ya da dünyaca ünlü iç mimar L&aacute;zaro Rosa-Viol&aacute;n&#39;ın anında paylaşımları sayesinde fiziksel mekanların duygusal ve ticari etkilerine dair uzmanlık kazandığınızı hayal edin. Sektörün tam kalbinde gerçekleşen bu tür bir doğrudan etkileşim, geleneksel akademik teorinin çok ötesine geçerek uluslararası ağ kurma sürecini en değerli profesyonel aracınız haline getirir.</p><p><strong>KENDİ YOLUNUZU KEŞFEDİN: PROGRAMIN ÖNE ÇIKAN ÖZELLİKLERİ</strong><br>Dünya genelinde ileri görüşlü bireylerin yaşam tarzına uygun olarak hazırlanan ELLE Education, yaratıcı endüstrilerin gelecegine yönelik tasarlanmış çeşitli akademik programlar sunmaktadır:</p><p><em>Lüks Markalar Alanında Küresel MBA:</em> Üst düzey liderlik, küresel kürasyon ve yöneticilik pozisyonlarını hedefleyen profesyoneller için özel olarak hazırlanmıştır.<br><em>Yüksek Lisans Programları:</em> Yaratıcı tutkuları stratejik kariyerlere dönüştürmeyi amaçlayan; Moda Pazarlaması ve İletişimi ile İç Mimari alanlarında uzmanlaşmış programlar.<br><em>Diploma ve Sertifika Programları:</em> Belirli bir beceri setini geliştirmek veya kariyerde başarılı bir yön değişikliği yapmak için ideal olan, yoğun ve hedefe odaklı eğitimler.</p><p><em>Bilgi için: elle.education/en</em></p><p><br></p><p><span style="font-size: 12px;"><em>*Bu içerik ELLE Türkiye Temmuz sayısından alınmıştır.</em></span></p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/482eb97b-aba7-42f6-a12a-e1c26df82645-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/482eb97b-aba7-42f6-a12a-e1c26df82645-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Güneş Gözlüğü Seçerken Bilmeniz Gereken 7 Kural]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/gunes-gozlugu-secerken-bilmeniz-gereken-7-kural</link>
									<description><![CDATA[Güneş gözlüğü stilimizi tamamlıyor olabilir ancak asıl görevi gözlerimizi UV ışınlarının zararlı etkilerinden korumak. Öyle ki doğru modeli seçmek uzun vadede göz sağlığımız için düşündüğümüzden çok daha önemli.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/gunes-gozlugu-secerken-bilmeniz-gereken-7-kural</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Mon, 13 Jul 2026 14:00:12 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/02b5887b-8bf6-4ae1-8278-ff458ab1be3c-kapak-1.png"/><p>Hepimizin de çok iyi bildiği gibi özellikle yaz aylarında güneş ışınlarının daha dik açıyla yeryüzüne ulaşması, gözleri ultraviyole (UV) ışınlarının zararlı etkilerine karşı daha savunmasız hale getiriyor. Türk Oftalmoloji Derneği&rsquo;ne (TOD) göre doğru güneş gözlüğü seçimi, ilerleyen yıllarda ortaya çıkabilecek bazı göz hastalıklarının riskini azaltmaya yardımcı olabiliyor. Güneşten gelen ultraviyole ışınları, gözün yalnızca yüzeyini değil, zaman içinde daha derin dokularını da etkileyebiliyor. Uzun süre korunmadan güneşe maruz kalmak korneada hasar, erken yaşta katarakt gelişimi ve yaşa bağlı sarı nokta hastalığı gibi ciddi göz problemlerine zemin hazırlayabiliyor. Göz kapakları ve göz çevresi de UV ışınlarından etkilenerek cilt hasarı yaşayabiliyor. Bu nedenle güneş gözlüğü, yalnızca plajda ya da tatilde kullanılan mevsimlik bir aksesuar değil, yıl boyunca göz sağlığını destekleyen önemli bir koruyucu.</p><p><strong>Nelere Dikkat Etmeliyiz?</strong><br>Şık görünmesi elbette önemli ancak doğru güneş gözlüğünü seçerken dikkat edilmesi gereken birkaç kritik nokta var.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/7c1c7056-c0fd-4f05-b8be-5ed830d7cdcd-af5a38f4-cff6-4a6e-8934-28c7e96c2990" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Pucci</em></span></p><p><strong>1. Yüzde 100 UV Koruması Olmazsa Olmaz</strong><br>Bir güneş gözlüğünde aranması gereken ilk özellik UV ışınlarını yüzde 100 engellediğini gösteren bir etikete sahip olması. Çünkü camın koyuluğundan çok bu koruyucu filtre önem taşıyor.</p><p><strong>2. Büyük Çerçeveler Daha Fazla Koruma Sağlar</strong><br>Göz çevresini ne kadar geniş kapatıyorsa o kadar iyi. Özellikle yanlardan gelen güneş ışınlarını engelleyen büyük çerçeveli modeller UV maruziyetini azaltmada daha başarılı.</p><p><strong>3. Koyu Cam Her Zaman Daha Güvenli Değil</strong><br>Camın çok koyu olması daha iyi koruma sağladığı anlamına gelmiyor. Hatta UV filtresi bulunmayan koyu camlı gözlükler, göz bebeğini büyütebildiği için zararlı ışınların göze daha fazla ulaşmasına yol açabilir. Bu nedenle seçim yaparken cam renginden önce UV koruma özelliğine odaklanmak gerekiyor.</p><p><strong>4. Cam Rengi Kişisel Tercih</strong><br>Gri, kahverengi, yeşil ya da sarı tonlar arasında sağlık açısından belirgin bir üstünlük bulunmuyor. Farklı renkler yalnızca kontrast algısını değiştirebiliyor ve bazı spor aktivitelerinde görüş konforunu artırabiliyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/279c5df3-0216-4c96-b061-38164d2d9372-7b0a9671-cf74-4b34-9a2a-db73a9a189f6" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Warby Parker</em></span></p><p><strong>5. Polarize Cam ile UV Korumasını Karıştırmayın</strong><br>Polarize camlar özellikle deniz, asfalt veya kar gibi yansıtıcı yüzeylerden gelen parlamayı azaltıyor ve görüşü daha konforlu hale getiriyor. Ancak polarize olması tek başına UV koruması sağladığı anlamına gelmiyor. İdeal bir güneş gözlüğü hem polarize hem de yüzde 100 UV filtreli olmalı; buna dikkat!</p><p><strong>6. Kalite Belgelerini Kontrol Edin</strong><br>Satın almayı düşündüğünüz modelde CE veya TSE gibi kalite standartlarını gösteren işaretlerin bulunmasına dikkat edin. Bu belgeler, ürünün belirli güvenlik kriterlerini karşıladığını gösteriyor.</p><p><strong>7. Stil Kadar Sağlığınızı da Düşünün</strong><br>Güneş gözlüğü seçerken yalnızca yüz şeklinize yakışan modeli değil, gözlerinizi gerçekten koruyan modeli tercih etmek uzun vadede büyük fark yaratabiliyor. Çünkü doğru bir güneş gözlüğü, yaz stilinizin en güçlü parçası olmasının yanı sıra göz sağlığınız için de en önemli yatırımlardan biri.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/02b5887b-8bf6-4ae1-8278-ff458ab1be3c-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/02b5887b-8bf6-4ae1-8278-ff458ab1be3c-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Dioriviera'nın Yeni Rotası: Bodrum]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/diorivieranin-yeni-rotasi-bodrum</link>
									<description><![CDATA[Jonathan Anderson imzasını taşıyan ilk Dioriviera koleksiyonu, Bodrum'da açılan yeni Dior butik ve D Maris Bay'deki pop-up mağaza ile yaz sezonuna Akdeniz'den ilham alan yeni bir durak ekliyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/diorivieranin-yeni-rotasi-bodrum</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Mon, 13 Jul 2026 11:30:07 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/5de2c73a-42e3-4d35-8272-417418213ed4-dioriviera.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Maytwentyone</em></span></p><p><br></p><p>Jonathan Anderson imzasını taşıyan ilk Dioriviera koleksiyonu, bu yaz Türkiye&#39;de iki farklı destinasyonda moda ve tatil hayatını bir araya getiriyor. D Maris Bay&#39;deki Dior pop-up mağazasının yanı sıra Bodrum&#39;da açılan yeni Dior butik, koleksiyonun denizden ilham alan atmosferini Akdeniz&#39;e uzanan bir hikayeyle sunuyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/5a50018c-334e-4636-8797-f791db1ddb54-7123ecc1-cca8-4227-8c28-cc50aef1bb19" style="width: 700px;"></p><p>Yaz sezonuna özel hazırlanan Dioriviera evreni, mağaza tasarımından dekoratif detaylara kadar koleksiyonun hikayesini mekana taşıyor. Dış alanda yer alan geleneksel İtalyan gozzo teknelerinin gerçek boyutlu versiyonları, Christian Dior&#39;un yakın dostu sanatçı Christian B&eacute;rard&#39;ın illüstrasyonlarından ilham alan desenlerle yeniden yorumlandı.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/33c58370-e3af-4067-ac32-7d49db5ca88d-8dcff668-283a-448a-9f4d-1713a73d4616" style="width: 700px;"></p><p>İç mekanda rattan mobilyalar, deniz kabukları ve yaz baskılarıyla tasarlanan şezlong ve şemsiyeler, Dioriviera&#39;nın kendine has tatil estetiğini tamamlıyor. Deniz kabuğu formları, parfümler ve çantalar için sergileme alanına dönüşürken, koleksiyonun resort ruhu mağazanın tamamına yansıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/257a8a71-413c-44f4-9fbf-c89e1a34536f-0c0a6dd6-13a5-47a0-be9c-3cfcf43b311e" style="width: 700px;"></p><p>Jonathan Anderson&#39;ın Dior için hazırladığı ilk Dioriviera koleksiyonu, böylece yalnızca yeni sezon parçalarını değil, yaz aylarına özgü yaşam stilini de Bodrum ve D Maris Bay&#39;e taşıyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/5de2c73a-42e3-4d35-8272-417418213ed4-dioriviera.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/5de2c73a-42e3-4d35-8272-417418213ed4-dioriviera.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Grandmacore ve “Kök”Lerden Gelen İlham: Lot 34]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/trendler/grandmacore-ve-koklerden-gelen-ilham-lot-34</link>
									<description><![CDATA[Burcu Kavkacı’nın Lot 34 için oldukça güçlü bir ekibi, daha da güçlü bir ilham kaynağı var: ailesi. ve özellikle de anneannesi.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/trendler/grandmacore-ve-koklerden-gelen-ilham-lot-34</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 21:00:43 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/be9a77db-9fe9-4c4e-98fa-ff0d131bf3be-kapak-1.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Röportaj: Şevval Akyüz</em></span></p><p><br></p><p><span style="text-align: initial;">Hayatın büyük bir hikaye havuzu olduğuna inanırım. Bu doğrultuda hikayeleri görebilen, onları güçlü ve yaratıcı materyallere dönüştüren insanları dinlemek her zaman büyük bir keyif. Özellikle de ilhamı dışarıda aramayanlara&hellip; Durum böyle olunca Lot 34 markasının radarımıza girmesi tesadüf değil. Onlara bir aile şirketi diyebiliriz. Sadece daha farklı bir noktadan. Markanın kurucusu Burcu Kavkacı, ilhamını ailesinden alıyor. Özellikle de anneannesinden. Öyle ki Kavkacı&rsquo;nın anneannesini markada hem operasyon hem de kreatif süreçte görebiliyoruz. Şimdi bu öykünün tamamını birinci ağızdan dinliyoruz.</span></p><p><strong>Bize biraz kendinden ve Lot 34&rsquo;ün kuruluş aşamasından bahseder misin?</strong><br>İstanbul&rsquo;da doğup büyüdüm. Küçüklüğümden itibaren babamla yaptığımız eski İstanbul turları sayesinde şehirle inanılmaz bir bağ kurdum ve sanat tarihine merak sarmaya başladım. Galatasaray Lisesi&rsquo;nde okuduğum yıllarda Beyoğlu&rsquo;nun atmosferini en ince ayrıntısına kadar keşfetme şansım oldu. Bu doğrultuda Koç Üniversitesi&rsquo;nde Medya ve Görsel Sanatlar ile Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümlerinde çift anadal yaptım. Hep görsel bir alanda çalışmak istiyordum. Okurken bir süre illüstratör olarak çalıştım. Sanatın farklı alanlarıyla ilgilensem de modaya olan merakımı hiçbir zaman tatmin edemediğimi fark ettim. Bu sebeple Paris&rsquo;teki Istituto Marangoni&rsquo;de moda tasarımı programına başvurdum. Paris&rsquo;te okuduğum zaman diliminde oradaki köklü markaları inceleme fırsatı yakaladım. Türkiye&rsquo;nin sahip olduğu kültürel miras ve sanat tarihini göz önüne aldığımızda, sahip olduğumuzdan çok daha fazla markamız olması gerektiğini düşünmeden edemedim. Eğitimimi tamamladıktan sonra Türkiye&rsquo;ye geri döndüm ve marka çalışmalarına başladım. İstanbul ile kurduğum gönül bağı üzerinden bir marka yaratmak istedim. Sağ olsun ailem ve sevdiklerimin desteğiyle de süreci başlattık ve ilerletiyoruz.</p><p><strong>Markanın isim hikayesini de öğrenebilir miyiz?</strong><br>Lot 34 ilhamını İstanbul&rsquo;dan, sanattan ve estetikten alıyor. Aynı zamanda mümkün mertebe şahsına münhasır parçalar sunmayı hedefliyor. Müzayedelerde değerli sanat eserleri ve antika parçalar &ldquo;lot&rdquo; ismiyle sunulduğu ve biz de aynı bu parçalar gibi tarihi bir ruha sahip ürünler üretip, özenle sunduğumuz için bu kelimeyi kullanmak istedik. &ldquo;34&rdquo; ise markamızın doğduğu ve ilhamını aldığı İstanbul&rsquo;un plaka kodu.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/01581c9a-078b-49cb-a607-589a2d5e294d-0135c22e-e9d7-41dc-b8fe-a64308cd2008" style="width: 300px;"></p><p><strong>Aldığın eğitimler seni marka kurmaya mı itti, yoksa zaten bunu istediğin için bu şekilde bir eğitim hayatına mı yöneldin?</strong><br>Küçüklüğümden beri görsel bir iş yapmak istediğimi biliyordum. Hatta çocukken hayalim ressam olmaktı. Bu doğrultuda seçimler yaparken bir döngü halinde meraklarım eğitimimi etkiledi, eğitimim de meraklarıma yenilerini ekledi ve görsellikle alakalı yeni yollara yönlendirdi. Aslında her üründe kümülatif bir yorum söz konusu.&nbsp;</p><p><strong>Tasarımlarını ilk önce marangozlar kendi atölyelerinde yapıyor değil mi? Her bir parçanın zanaat kısmını da senden dinlemek isteriz.</strong><br>Kesinlikle tüm ürünlerimiz kümülatif bir emek ve yüksek zanaatkarlık sonucu oluşuyor. Öncelikle ben çizim yapıyorum. Sonrasında iç iskeletleri için işçiliğine çok güvendiğimiz bir marangozla çalışıyoruz. Annem zaten en büyük destekçim. Annemle birlikte neredeyse İstanbul&rsquo;un tüm kumaşçılarını gezip, kilolarca kumaşı beraber çalıştığımız atölyeye götürüyoruz. Atölyede ustalarımızla prototipler oluşturup içimize sinen şekilde çantalarımızı üretiyoruz. Seçtiğimiz kumaşlar için ayrı bir üreticide ip ürettirip boyatıyoruz. Daha sonraki aşamadaysa anneannem ve dayımla birlikte çantalarımızın toz torbalarının kumaşlarını biçiyoruz. Biçtiğimiz kumaşları anneannemle dayım beraber dikiyor. Ayrıca çantalarımızın üzerindeki düğmeleri de aldığım düğme kaplama makinesiyle ben kaplıyorum. Daha sayamadığım birçok süreç var. Kısacası hem bir aile şirketi gibi çalışıyoruz hem de her aşamada el işçiliğini sürdürüyoruz. İşin güzel tarafı, aile üyelerim benden ücret talep etmiyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/58dd08f0-e468-48e0-aeb3-e823a852f4e7-a930df8d-f597-47d8-98ea-5ee030acc6ab" style="width: 700px;"></p><p><strong>Anneannen ve babaannen de büyük ilham kaynaklarından. &ldquo;Grandma&rsquo;s Home&rdquo; koleksiyonu nasıl ortaya çıktı?</strong><br>Kesinlikle öyleler! Her koleksiyonumuzda olduğu gibi &ldquo;Grandma&rsquo;s Home&rdquo; koleksiyonunda da ürünlerimiz kültürel bir referansa dayanıyor. Anneanne ve babaanne evlerinin bize verdiği o sıcak atmosferi yaşatmak için bu koleksiyonda anneannelerimizin koltuklarından ilham alan &ldquo;Chester&rdquo; modelimiz, babaannelerimizin televizyon üzerine serdiği dantellerden ilham alan &ldquo;Dantel&rdquo; modellerimiz var.</p><p><strong>Bahsettiğin bu koleksiyonun çekimlerinde de anneannen ve babaannen var. Hatta sanırım fotoğrafları anneannenin evinde çektiniz. Çekimde yer almaları için herhangi bir ikna çaban oldu mu? Süreç nasıldı?</strong><br>Çok güzel ve eğlenceli bir süreç geçirdik aslında. Onlarla çekim yapmak istediğimi söyleyince ikisi de çok mutlu oldu, ikna etmem bu yüzden hiç zor olmadı. Çekimi babaannemin evinde gerçekleştirdik. Annemle birlikte saçlarını ve makyajlarını yaptık. Fotoğrafları ben çektim. Üç nesil bir arada çok güzel bir anımız oldu. Anneannen sadece ilham kaynağı olarak değil, Lot 34 ekibinin bir parçası olarak da konumlanıyor. Anneannem en büyük destekçilerimden biri. Daha önce de bahsettiğim gibi toz torbalarını dikmenin ve fotoğraf çekimlerine mankenlik yapmanın yanı sıra &ldquo;Dantel&rdquo; modellerimizin dantellerini elleriyle işliyor. Atölyede hazırladığımız siyah clutch&rsquo;larımızın üzerine elleriyle teker teker dikiyor. Benim için onun emeği o kadar değerli ki, markamda işlerinin bulunmasından bir yandan gurur ve mutluluk duyuyorum bir yandan da dantelli çantalarımızı satmaya kıyamıyorum. Ayrıca Alaçatı&rsquo;da Lot 34&rsquo;ün &ldquo;showroom&rdquo;u olan ve farklı yerel markalardan güzel bir seçki sunduğumuz No.34 Concept Store isimli bir mağazamız var. Orada anneannemin el işlerini de sergiliyoruz. Yani sadece markamda değil mağazamda da sonuna kadar bana destek oluyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/a14dd53f-dc6e-493a-8720-9e22d283f087-5dd630ba-a862-4f4e-8a12-326d48b4acc7" style="width: 300px;"></p><p><strong>Son olarak, onları önümüzdeki koleksiyonlarda da görecek miyiz?</strong><br>Anneannem zaten markanın gizli kahramanlarından olarak yeni üretim süreçlerimizde de bana destek vermeye devam ediyor. Daha görünür şekilde anneannemi de babaannemi de diğer koleksiyon ve süreçlere dahil etmeyi çok istiyorum. Zaten sevdiğim kişilerin koleksiyonlara ilham olması çok mutlu olduğum bir şey.<br>Yeni satışa çıkan &ldquo;charm&rdquo;larımızda dört model var: Bir erkek, bir kadın, bir köpek ve bir kedi. Kadınla erkeği annem ve babamı temsilen illüstrasyonlarımdan tasarladık, köpek kendi köpeklerimden yaşça ileri olanı Yoda&rsquo;ya, kedi de nişanlımın rahmetli kedisi Kazım&rsquo;a ithafen. Kısacası ürettiğimiz her ürünün arkasında duygusal bağ kurduğum kişi ve olaylar var. Bu yüzden ileride anneannemle babaannemi yeni koleksiyonlarda görmek de kaçınılmaz olacaktır.</p><p><br></p><p><span style="font-size: 12px;"><em>*Bu içerik ELLE Türkiye Haziran sayısından alınmıştır.</em></span></p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/be9a77db-9fe9-4c4e-98fa-ff0d131bf3be-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/be9a77db-9fe9-4c4e-98fa-ff0d131bf3be-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Spor Yapmaya Vaktiniz Yoksa Bu Trend Tam Size Göre: "Exercise Snacking"]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/spor-yapmaya-vaktiniz-yoksa-bu-trend-tam-size-gore-exercise-snacking</link>
									<description><![CDATA[Son dönemde yükselişe geçen "exercise snacking" yani "egzersiz atıştırmaları" yaklaşımının, gün içine yayılan birkaç dakikalık hareket molalarının hem metabolizma hem de genel sağlık üzerinde düşündüğünüzden daha büyük bir etkisi olabileceği söyleniyor. Üstelik bunun için spor salonuna gitmeniz ya da bir saat ayırmanız gerekmiyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/saglik/spor-yapmaya-vaktiniz-yoksa-bu-trend-tam-size-gore-exercise-snacking</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 12:00:11 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/239cf047-7b71-4f4a-82c8-58a5cecf352e-kapak-1-2.png"/><p>Basitçe açıklayalım: <em>Exercise snacking</em>, gün içinde birkaç kez yapılan kısa süreli ama tempolu egzersizleri ifade ediyor. Bu mini antrenmanlar genellikle 30 saniye ile 5 dakika arasında sürüyor ve uzun süre oturmanın etkilerini azaltmayı hedefliyor. Merdiven çıkmak, <em>squat&nbsp;</em>yapmak, <em>jumping jack, lunge</em>, ip atlamak ya da tempolu yürüyüş gibi hareketler bu yaklaşımın bir parçası olabiliyor. Asıl amaç, uzun süre hareketsiz kalmak yerine gün boyunca vücudu düzenli aralıklarla çalıştırmak. Son yıllarda yayımlanan araştırmalar, kısa egzersiz seanslarının özellikle hareketsiz yaşam süren kişiler için önemli avantajlar sağlayabileceğini gösteriyor. Gün içine yayılan bu hareket molalarının kan şekeri kontrolünü desteklediği, kardiyovasküler sağlığa katkı sağladığı, alt vücut kas gücünü artırabildiği ve enerji seviyelerini yükseltebildiği belirtiliyor. Ayrıca düzenli hareket molalarının uzun süre oturmaya bağlı olumsuz etkileri azaltmada da etkili olabileceği ifade ediliyor.</p><p><strong>Kilo Kontrolüne Destek</strong><br>Burada beklentiyi doğru yönetmek gerekiyor. <em>Exercise snacking</em> tek başına uzun süreli kardiyo ya da direnç antrenmanlarının yerini almıyor. Uzmanlara göre bu yöntem özellikle hareket miktarını artırmak ve sedanter yaşamın zararlarını azaltmak için oldukça değerli olsa da kilo kaybı, kas gelişimi veya dayanıklılık konusunda klasik egzersiz programları kadar güçlü sonuçlar sunmuyor. En iyi yaklaşım, düzenli spor yapıyorsanız bunu gün içindeki hareket molalarıyla desteklemek; hiç spor yapmıyorsanız ise hareket etmeye başlamanın pratik bir yolu olarak değerlendirmek.</p><p><strong>Gün içine nasıl ekleyebilirsiniz?</strong><br>Bu trendin en sevilen yanı plan gerektirmemesi. İşte yapılabilecekler:</p><p>Her 45-60 dakikada bir ayağa kalkıp 1-2 dakika hareket edin.</p><p>Üç kat asansör yerine merdiven kullanın.</p><p>Kahvenin demlenmesini beklerken 15 <em>squat</em> yapın.</p><p>Telefon görüşmelerinizi yürüyerek gerçekleştirin.</p><p>Gün içinde üç kez 3 dakikalık tempolu hareket molası verin.</p><p>Akşam yemeğinden sonra 5 dakikalık hızlı bir yürüyüş ekleyin.</p><p>Bu küçük alışkanlıklar gün sonunda düşündüğünüzden çok daha fazla hareket etmenizi sağlayabilir. Wellness dünyası artık yalnızca uzun antrenmanlara odaklanmıyor. Günlük rutine kolayca uyum sağlayan, sürdürülebilir alışkanlıklar her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. <em>Exercise snacking</em> de bunun en iyi örneklerinden biri. Eğer &quot;spor yapacak vaktim yok&quot; cümlesi size tanıdık geliyorsa, belki de ihtiyacınız olan şey bir saatlik antrenman değil, gün içine serpiştirilmiş birkaç dakikalık hareket molalarıdır.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/239cf047-7b71-4f4a-82c8-58a5cecf352e-kapak-1-2.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/239cf047-7b71-4f4a-82c8-58a5cecf352e-kapak-1-2.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Moda Gündemi]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/moda-gundemi-11</link>
									<description><![CDATA[Moda dünyasının en son yenilikleri, dikkat çeken koleksiyonları ve çarpıcı iş birliklerinde kısa bir yolculuğa çıkıyoruz.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haberleri/moda-gundemi-11</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Sat, 11 Jul 2026 17:50:46 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/0ab86ea9-a043-4870-849b-86a273016902-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z%20-%2022%20Haziran%202026%2014.59.20.jpeg"/><p>Sonsuz yeniliklerle dolu moda evreni, her geçen gün bize daha fazla ilham sunmaya devam ediyor. Yenilikçi ve cesur adımlarla şekillenen moda anları, bizi kültürel ve sanatsal bir yolculuğa çıkarıyor.<br><br>Son günlerin dikkat çeken moda haberlerini, heyecan uyandıran koleksiyonlarını ve unutulmaz iş birliklerini keşfediyoruz.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/0ab86ea9-a043-4870-849b-86a273016902-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z%20-%2022%20Haziran%202026%2014.59.20.jpeg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/0ab86ea9-a043-4870-849b-86a273016902-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z%20-%2022%20Haziran%202026%2014.59.20.jpeg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Retinolü Yazın Bırakmalı Mıyız? Cevap O Kadar Basit Değil]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/cilt-bakimi/retinolu-yazin-birakmali-miyiz-cevap-o-kadar-basit-degil</link>
									<description><![CDATA[Yaz aylarında retinol kullanımı hâlâ en çok tartışılan cilt bakım konularından biri. Uzmanlara göre önemli olan retinolü bırakmak değil, cildinizi güneşe karşı doğru şekilde korumak.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/cilt-bakimi/retinolu-yazin-birakmali-miyiz-cevap-o-kadar-basit-degil</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Sat, 11 Jul 2026 12:00:36 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/cf6d34aa-a538-4c69-8cf0-dea874820a26-kapak-1.png"/><p>Retinolün yaz aylarında tamamen bırakılması gerektiği düşüncesi uzun yıllardır dolaşan en büyük cilt bakım mitlerinden biri. Uzmanlara göre karar verirken takvime değil, cildinizin durumuna bakmanız gerekiyor. Retinol cildiniz tarafından iyi tolere ediliyorsa ve her gün güneş koruyucunuzu düzenli kullanıyorsanız, yaz boyunca rutininize devam etmeniz için genel olarak bir engel bulunmuyor. Asıl risk, retinol kullanmak değil, güneş korumasını ihmal etmek. Peki, neden bu kadar kafa karışıklığı var? Retinol ciltte hücre yenilenmesini hızlandırdığı için özellikle kullanımın ilk haftalarında kuruluk, kızarıklık ve hassasiyet oluşturabiliyor. Bu da güneş ışınlarına karşı daha dikkatli olunmasını gerektiriyor. Pek çok kişi bunu &quot;retinol yazın kullanılmaz&quot; şeklinde yorumlasa da uzmanlar bunun doğru bir çıkarım olmadığını söylüyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/b6a8abcc-b62e-4866-b5db-1318240b08e4-de1c22bf-bc46-4acb-9ab1-72077aa6100f" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Beauty of Joseon</em></span></p><p><strong>Dikkat Edilmesi Gerekenler</strong><br>Yapılması gerekenler basit: Retinolü yalnızca akşam rutininizde uygulayın. Sabah ise geniş spektrumlu, en az SPF 30, tercihen SPF 50 güneş koruyucu kullanmayı alışkanlık haline getirin. Gün içinde dışarıdaysanız güneş koruyucunuzu iki-üç saatte bir yenilemeyi de unutmayın. Şapka ve güneş gözlüğü gibi fiziksel koruyucular da cildiniz için ekstra bir güvenlik katmanı oluşturur. Eğer sıcak havalarda cildiniz daha hassas davranmaya başladıysa retinolü tamamen bırakmak yerine kullanım sıklığını azaltabilirsiniz. Haftada iki ya da üç gece uygulamak, cildi gereksiz strese sokmadan aktif içeriğin faydalarını korumanın pratik yollarından biri olabilir. Özellikle retinole yeni başlayanların düşük konsantrasyonlarla ilerlemesi ve cildin toleransına göre rutini kademeli olarak artırması öneriliyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/5623b481-9d8d-474a-a059-1827d8649835-ee7b9eeb-2c15-4134-9dff-e3632768275f" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>By Era</em></span></p><p><strong>Nem Bariyerinizi Güçlendirmeyi Unutmayın</strong><br>Yaz sıcakları, deniz, havuz ve klima cildin nem dengesini düşündüğünüzden daha fazla etkileyebilir. Retinol kullanan ciltlerde seramid, hyalüronik asit, gliserin ve panthenol gibi bariyer dostu içeriklere yer vermek, olası kuruluk ve tahrişi azaltmaya yardımcı oluyor. Unutmayın, cilt bariyeriniz ne kadar güçlü olursa retinolü de o kadar konforlu kullanabilirsiniz. Ancak bir önemli uyarıyı yapmakta da fayda var: Güneş yanığı oluştuysa, cildiniz belirgin şekilde soyuluyor ya da yoğun kızarıklık ve yanma hissediyorsanız retinol kullanımına kısa süreli ara vermek daha doğru olabilir. Cilt tamamen iyileştikten sonra rutine düşük sıklıkla geri dönmek, tahrişi artırmamak açısından daha güvenli bir yaklaşım.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/cf6d34aa-a538-4c69-8cf0-dea874820a26-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/cf6d34aa-a538-4c69-8cf0-dea874820a26-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Güzellik Rafı: En Yeni Lüks 5 Ürün]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/makyaj/guzellik-rafi-en-yeni-luks-5-urun</link>
									<description><![CDATA[Lüks güzellik dünyasında öne çıkan en yeni 5 ürünü mercek altına alıyoruz.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/makyaj/guzellik-rafi-en-yeni-luks-5-urun</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Fri, 10 Jul 2026 15:15:42 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/e50b6ffb-1f78-40c1-bd8d-7d6ecfbb1b8d-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z%20-%2022%20Haziran%202026%2014.59.20.jpeg"/><p>Bu ay güzellik rafına eklenen yeni lansmanlara baktığınızda ortak bir eğilim hemen dikkat çekiyor: Artık tek başına renk, kalıcılık ya da yoğun koku yeterli değil. Lüks güzellik dünyası, bakım odaklı formüllerden yeniden doldurulabilir ambalajlara, çok amaçlı dokulardan kişiselleştirilebilir kullanım deneyimlerine kadar ürünleri yalnızca estetik birer obje olmaktan çıkarıp günlük rutinin işlevsel parçalarına dönüştürmeye odaklanıyor.</p><p>Rujlar artık dudak bakımını da üstleniyor; allıklar tek bir dokunuşla yanak ve dudak arasında geçiş yapabiliyor. Göz makyajında sezonun yükselen renkleri couture referanslarıyla yeniden yorumlanırken, parfüm dünyası da klasik kullanım alışkanlıklarını geride bırakıp katmanlanabilir kokular ve saç-vücut mist&#39;leriyle daha esnek bir deneyim sunuyor. Kısacası güzellik rafları, yalnızca yeni ürünlerle değil, değişen güzellik alışkanlıklarının da küçük bir özeti haline geliyor.<br><br>İşte güzellik rafımıza eklediğimiz en yeni 5 lüks ürün...</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/e50b6ffb-1f78-40c1-bd8d-7d6ecfbb1b8d-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z%20-%2022%20Haziran%202026%2014.59.20.jpeg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/e50b6ffb-1f78-40c1-bd8d-7d6ecfbb1b8d-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z%20-%2022%20Haziran%202026%2014.59.20.jpeg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Bacak Bakımını Baştan Yazıyoruz]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/guzellik/cilt-bakimi/bacak-bakimini-bastan-yaziyoruz</link>
									<description><![CDATA[Pürüzsüz görünen bacaklar yalnızca genetik şansın sonucu değil. Çilek bacak görünümünden batıklara, kuruluk hissinden mat cilde kadar yazın en sık karşılaşılan sorunları birkaç doğru alışkanlıkla büyük ölçüde azaltmak mümkün.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/guzellik/cilt-bakimi/bacak-bakimini-bastan-yaziyoruz</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Fri, 10 Jul 2026 12:00:36 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/3b2c3318-6395-4f6b-9344-56c435b9284d-kapak-1.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Kapak Fotoğrafı: Toga</em></span></p><p><br></p><p>Yaz geldiğinde gardıroplar hafifliyor, etek boyları kısalıyor, plaj çantaları hazırlanıyor. Ancak tam da bu dönemde birçoğumuzun aynada ilk fark ettiği şeylerden biri bacaklarımızın istediğimiz kadar pürüzsüz görünmemesi. Küçük kırmızı noktalar, batıklar, kuruluk, düzensiz cilt dokusu... Sosyal medyada &quot;strawberry legs&quot; yani &quot;çilek bacak&quot; olarak da adlandırılan bu görünüm aslında sandığınızdan çok daha yaygın. İyi haber ise şu: Kusursuz görünen bacakların sırrı, cilt bariyerini koruyan küçük ama düzenli bakım alışkanlıklarında yaratıyor. Gelin adım adım bacak rutinimizi oluşturalım.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/d19667c2-3cac-4f7f-ba35-4d69a5e8a1a0-a82bdea7-e5cc-4615-b4f0-8b906932a9fc" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Christian Louboutin</em></span></p><p>&nbsp;</p><p><strong>1 Önce Ölü Deriyi Uzaklaştırın</strong><br>Açık ve net: Pürüzsüz bir görünümün ilk adımı peeling. Çünkü ölü deri hücreleri yalnızca cildin mat görünmesine neden olmuyor, aynı zamanda kıl köklerinin tıkanmasına ve batık oluşumuna da zemin hazırlıyor. Buradaki önemli nokta ise doğru peelingi seçmek. Sert tanecikli ürünler yerine daha nazik; hyalüronik asit, panthenol, doğal yağlar gibi içeriklerle desteklenmiş peelingler tercih etmek çok daha dengeli sonuçlar vaat ediyor. Haftada bir veya iki kez uygulamak genellikle yeterli oluyor. Sert hareketlerden kaçınmak önemli, baskı uygulamadan, nazik hareketlerle masaj yapmak cildin doğal bariyerini korumaya yardımcı olacaktır.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/5d9903e0-8d47-4903-858a-b7d54403fb7b-ca0be2f3-2119-4e8b-9f03-cf85116e65dc" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><strong>HOLISTIC OZONE<br></strong><em>O3 Renew Refining Scrub<br></em>850 TL</span></p><p>&nbsp;</p><p><strong>2 Çilek Bacak Görünümünü Azaltmak İçin Gözeneklere Odaklanın</strong><br>Çilek bacak görünümü çoğunlukla tıkanmış kıl kökleri, keratin birikimi veya tıraş sonrası belirginleşen gözeneklerden kaynaklanıyor. Bu görünümü azaltmanın en etkili yollarından biri salisilik asit içeren vücut ürünlerini rutine eklemek. Yağda çözünebilen yapısıyla gözeneklerin içine ulaşabilen salisilik asit, biriken keratini temizlemeye yardımcı olurken yeni batık oluşumunu da azaltabiliyor. Sabır ise burada en önemli kelime. Düzenli kullanımın etkisi genellikle birkaç hafta içinde görülmeye başlıyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/3217028f-f18b-4747-a51e-2a1cc625b6da-fc51f9fc-07ee-4470-92bc-47a2a7e7efb3" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><strong>THE INKEY LIST<br></strong><em>PHA Body Water Cream<br></em>1029 TL</span></p><p>&nbsp;</p><p><strong>3 Nemlendirme Adımını Atlamayın</strong><br>Peeling kadar önemli bir diğer adım ise nemlendirme. Duştan sonraki ilk birkaç dakika, cildin suyu hapsetmesi açısından en ideal zaman. Seramid, gliserin, üre veya shea yağı içeren vücut kremleri cildi uzun süre nemli tutarken daha parlak ve sağlıklı bir görünüm de kazandırıyor. Nemli görünen bir cilt, ışığı daha iyi yansıttığı için bacaklar doğal olarak daha pürüzsüz algılanıyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/b6867d42-1e0a-441b-b495-2641a8a0c595-818d3028-7763-4fe9-ac1d-8f572f593d35" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><strong>RITUALS</strong><em><br>The Ritual of Sakura Vücut Kremi<br></em>1499 TL</span></p><p>&nbsp;</p><p><strong>4 Güneş Koruyucusu Sadece Yüz İçin Değil</strong><br>Bacaklar da yaz boyunca yoğun UV ışınlarına maruz kalıyor. Güneş, yalnızca erken yaşlanmayı hızlandırmıyor; batık veya sivilce sonrası oluşan lekelerin koyulaşmasına da neden olabiliyor. Plaja giderken ya da gün içinde etek ve şort giydiğiniz zamanlarda SPF 30 veya üzeri bir güneş koruyucuyu bacaklara da uygulamak, cilt tonunun daha eşit görünmesine yardımcı oluyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/765b3f93-f449-4c6d-8b69-c3fc4e78d088-be0d57de-7999-44e7-b3b5-b6acb629d378" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><strong>LANCASTER</strong><em><br>Sun Beauty SPF 30 Vücut Misti<br></em>2850 TL</span></p><p>&nbsp;</p><p><strong>5 Kuru Fırçalama Desteği</strong><br>&ldquo;Dry brushing&rdquo; yani kuru fırçalama son yılların en popüler vücut bakım ritüellerinden biri. Selüliti tamamen yok ettiğine dair güçlü bilimsel kanıtlar bulunmasa da nazik uygulandığında cildin daha canlı görünmesine katkı sağlayabiliyor. Aynı zamanda peeling etkisini desteklediği ve cildi bakım ürünlerine hazırladığı için haftada birkaç kez uygulanabilir.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/f9ff96df-2a8f-423c-ac14-8e53768f4b1c-c54a4eb9-0c3f-4dd7-a42a-a42660059475" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><strong>THE SIM CO<br></strong><em>Dry Body Brush<br></em>1550 TL</span>&nbsp;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/3b2c3318-6395-4f6b-9344-56c435b9284d-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/3b2c3318-6395-4f6b-9344-56c435b9284d-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Messika, Doğanın Kontrastlarını Mücevhere Dönüştürüyor]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/mucevher-saat/messika-doganin-kontrastlarini-mucevhere-donusturuyor</link>
									<description><![CDATA[Messika'nın yeni yüksek mücevher koleksiyonu Terres de Contrastes, Botsvana'nın zıt coğrafyalarını elmaslar ve renkli değerli taşlar aracılığıyla çağdaş bir mücevher anlatısına dönüştürüyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/mucevher-saat/messika-doganin-kontrastlarini-mucevhere-donusturuyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Fri, 10 Jul 2026 10:00:52 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/0779cccf-5fd2-4721-9a1d-cbc2074cf262-kapak%203.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Messika</em></span></p><p><br></p><p>Türkiye&#39;de Quadran çatısı altında sunulan Messika, yeni yüksek mücevher koleksiyonu Terres de Contrastes ile ilhamını Botsvana&#39;nın etkileyici coğrafyasından alıyor. Okavango Deltası&#39;nın canlı tonlarından Kalahari Çölü&#39;nün sıcak renklerine, Makgadikgadi Tuz Düzlükleri&#39;nin kristal beyazından günbatımının pembe ve mor tonlarına uzanan koleksiyon, doğanın farklı yüzlerini mücevher tasarımına taşıyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/d8be07fe-83ab-4c4c-b0ba-f31dbcb98a5b-105d5b34-83fa-405d-83c1-9dd8826581b6" style="width: 700px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Feroce</em></span></p><p>Val&eacute;rie Messika için renk, ışığı farklı biçimlerde yansıtan yaratıcı bir anlatım dili. Markanın 2025 yılında tanıttığı Terres d&#39;Instinct koleksiyonuyla başlayan renkli değerli taş yolculuğu, Terres de Contrastes ile daha da derinleşiyor. Elmaslar, zümrütler, rubellitler ve oniks taşları, üstün işçilikle bir araya gelerek Botsvana&#39;nın değişen manzaralarını soyut bir mücevher diline dönüştürüyor.</p><p>Koleksiyon üç farklı doğal bölge etrafında şekilleniyor. Okavango Deltası&#39;nın su yolları ve yemyeşil adaları, mavi ve yeşil tonların hakim olduğu tasarımlara ilham oluyor; Kalahari Çölü, sıcak toprak renklerini ve vahşi doğanın güçlü karakterini öne çıkarıyor. Makgadikgadi Tuz Düzlükleri ise beyazın saflığını günbatımının yumuşak tonlarıyla buluşturan daha şiirsel bir anlatı sunuyor.</p><p>Koleksiyonun öne çıkan tasarımlarından Le Okavango Blue, Messika ile Botsvana hükümeti arasındaki işbirliğinin bir simgesi. 2018 yılında Orapa madeninde keşfedilen ve ülke tarihinin en büyük mavi elmaslarından biri olarak kabul edilen 20,46 karatlık Fancy Deep Blue elmas, yaklaşık 500 elmasın oluşturduğu akıcı bir kompozisyonun merkezinde yer alıyor. Tasarım, Okavango Deltası&#39;nın su yüzeyinde oluşan ışık yansımalarını çağrıştırıyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/d6df2a05-ce17-45b9-96c7-2c18200e2c7d-fc3d8c3a-828d-4814-8e54-c5a94825ff36" style="width: 700px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Le Okavango Blue</em></span></p><p>Bir diğer dikkat çeken parça olan Delta Sacr&eacute;, deltanın havadan görülen organik desenlerini yorumluyor. Markiz, oval, armut ve yuvarlak kesim 600&#39;ü aşkın elmasın çevrelediği 12,81 karat armut kesim zümrüt, suyla çevrili yemyeşil adalara gönderme yapan akıcı bir silüet oluşturuyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/9f69cd53-69ca-4d17-9c5c-d3a978a297c6-6fb820f3-c219-49db-a5a9-d0dccaac3e75" style="width: 700px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Delta Sacr&eacute;</em></span></p><p>Kalahari bölümünde yer alan R&egrave;gne, çölün güçlü yaban hayatını odağına alıyor. Leopar desenlerini çağrıştıran özel kesim oniks taşları, koleksiyonun merkezindeki Fancy Deep Brownish Yellow elmasla buluşarak doğanın ham gücünü zarif bir mücevher kompozisyonuna dönüştürüyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/02d19c3a-7862-435c-8627-c72205d4b034-15d4ad7b-26a6-471b-b37a-fd9e1175dac3" style="width: 700px;"><span style="font-size: 12px;"><em>R&egrave;gne</em></span></p><p>Makgadikgadi Tuz Düzlükleri&#39;nden ilham alan Python Rubellite ise Messika&#39;nın klasik Rivi&egrave;re kolyesini çağdaş bir bakışla yeniden yorumluyor. Beş sıra markiz kesim elmas ve merkezde yer alan 13,54 karat oval kesim rubellit, günbatımının sıcak tonlarını yansıtırken esnek yapısıyla boynu ikinci bir ten gibi sarıyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/1d9468c8-1552-4eaa-8835-a02e2c7d577d-6b3ad6c5-1a7c-4ba2-9041-ae89769d57ed" style="width: 700px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Python Rubellite</em></span></p><p>Terres de Contrastes, doğanın zıtlıklarını &nbsp;aynı hikayede buluşturuyor. Renk, ışık ve zanaat arasındaki ilişkiyi merkeze alan koleksiyon, Val&eacute;rie Messika&#39;nın yüksek mücevher anlayışının bir yansıması. Markanın hikayesi ekim ayında Paris Moda Haftası kapsamında gerçekleşecek Messika Haute Joaillerie moda şovu ile yeni bir bölüme taşınacak.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/0779cccf-5fd2-4721-9a1d-cbc2074cf262-kapak%203.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/0779cccf-5fd2-4721-9a1d-cbc2074cf262-kapak%203.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Sanatı Yaşamın İçine Taşımak: Snob Collector'ın Yeni Koleksiyonerlik Anlayışı]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/sanati-yasamin-icine-tasimak-snob-collectorin-yeni-koleksiyonerlik-anlayisi</link>
									<description><![CDATA[Pg Art Gallery'nin yeni girişimi Snob Collector, sanatı yalnızca sergilenen bir nesne olmaktan çıkarıp gündelik hayatın doğal bir parçasına dönüştürmeyi hedefliyor. Yasemin Pekuysal ile sanat, tasarım ve zanaat arasındaki yeni ilişkiyi konuştuk.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/sanati-yasamin-icine-tasimak-snob-collectorin-yeni-koleksiyonerlik-anlayisi</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 09 Jul 2026 18:00:58 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/ce454158-5259-4fba-a7ba-188883338813-kapak.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Deniz Karataş</em></span></p><p><br></p><p>Yakın zamana kadar sanat eserleri çoğunlukla müzelerin devasa salonlarında, bembeyaz galerilerin duvarlarında ya da kimsenin göremeyeceği biçimde koleksiyonerlerin özel yaşam alanlarında yer buluyordu. Bugün ise bu sınırlar giderek silikleşiyor. Sanatçılar farklı malzemelerle üretim yapıyor, eserler gündelik yaşamın içine karışıyor ve koleksiyonerlik yeni biçimler kazanıyor. Pg Art Gallery&#39;nin hayata geçirdiği Snob Collector da tam bu dönüşümün merkezinde konumlanıyor. Sanatı tasarım, zanaat ve işlevsellikle buluşturan platformun çıkış noktasını, sanatçılarla yürüttükleri üretim süreçlerini ve çağdaş sanatın değişen dinamiklerini Snob Collector yöneticisi Yasemin Pekuysal ile konuştuk.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/8dd35c27-fc9b-405f-b319-2aab6ee0f54e-10915bff-09d5-4209-ab03-6f2326a086f7" style="width: 300px;"></p><p><strong>Pg Art Gallery 1993&rsquo;ten bu yana Türkiye&rsquo;de çağdaş sanat sahnesine yön veren kurumlardan biri. Bugüne kadar 300&rsquo;den fazla sergiye evsahipliği yapmış, farklı disiplinlerden sanatçıları temsil etmiş, İstanbul&rsquo;un önemli bir galerisi. 2024 yılında ise Snob Collector fikri bu birikimin bir uzantısı olarak doğuyor. Bu yeni yapıyı kurarken sizi en çok hangi ihtiyaç tetikledi?</strong><br>Pg Art Gallery aslında hiçbir zaman sadece sergi yapan bir galeri olmadı. Yıllardır hep kendini yenilemeye, klasik galeri anlayışının dışına çıkmaya çalışan bir yapısı vardı. Sanatçılarımızla çanta, tekstil, mücevher gibi farklı alanlarda birçok işbirliği yaptık. Yani Snob Collector aslında bir anda ortaya çıkan bir fikir değil, uzun zamandır yaptığımız şeylerin doğal bir uzantısı. Bugün sanat, zanaat ve tasarım arasındaki sınırlar da eskisi kadar keskin değil. Bir yandan teknoloji gelişirken, diğer yandan el işçiliğine ve üretim sürecine verilen değer yeniden artıyor. Biz de Pg Art Gallery&#39;nin yıllardır farklı şekillerde yaptığı bu üretimleri tek bir çatı altında toplamak ve bunu daha düzenli, daha sürdürülebilir bir şekilde devam ettirmek istedik. Snob Collector biraz da bu ihtiyaçtan doğdu. Sanatı günlük hayatın içine taşıyan, yeni üretimlere ve farklı işbirliklerine alan açan daha dinamik bir yapı kurmayı hedefledik.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/56e6738f-7fdc-498f-8ce7-e0860092a9a9-5d9743bb-65c8-4544-8a42-20ec69c2ea0a" style="width: 300px;"></p><p><strong>Snob Collector&rsquo;da sanat eserini yalnızca &ldquo;bakılan bir nesne&rdquo; olmaktan çıkarıp gündelik hayatın bir parçasına dönüşen fonksiyonel parçalar olarak ele alıyorsunuz. Sizce bir eserin &ldquo;yaşama karışması&rdquo; ne anlama geliyor?</strong><br>Bence sanatla kurduğumuz ilişki değişiyor. Eskiden sanat daha çok uzaktan bakılan, belli alanlarda deneyimlenen bir şeydi. Bugün ise insanlar sanatı hayatlarının içine daha fazla dahil etmek istiyor. Sanatçıların üretimleri hem işlevsel olabilir hem de güçlü bir sanatsal fikri taşıyabilir. Bir eserle her gün karşılaşmak, onu kullanmak ya da onunla yaşamak o işle kişisel ve doğal bir bağ kurmanızı sağlıyor. Bir sanatçıyı beğenip takip edebiliyor, büyük bir eserini koleksiyonunuza katmadan da üretimine ve hikayesine farklı şekillerde dahil olabiliyorsunuz. Sanat gündelik hayatın bir parçası olduğunda daha ulaşılabilir hale geliyor ama bu, değerinden bir şey eksiltmiyor. Bizim için önemli olan da sanatın sadece belirli mekanlarda karşılaşılan bir şey olmaktan çıkıp insanların yaşamına doğal bir şekilde entegre olabilmesi.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/21b37565-df47-41f4-9dee-07c27125a4f8-ff360fab-132e-4915-9753-004992542f18" style="width: 300px;"></p><p><strong>Sanatçıların edisyonlu işlerinin yanı sıra mum, vazo, ayna, mücevher gibi daha gündelik hayata hitap eden üretimleri de var. Sanatçıların bu üretimleri, sanat eserlerine erişilebilirliği artırıyor mu?</strong><br>Bence evet ama erişilebilirliği sadece fiyat olarak düşünmüyorum. Bu üretimler, insanların bir sanatçıyı tanıması ve onun pratiğiyle bağ kurması için farklı bir başlangıç noktası yaratıyor. Koleksiyonerler bazen bir sanatçının önce bir mumunu ya da aynasını alıyor, üretim dilini tanıyor ve zaman içinde diğer üretimlerini de takip etmeye başlıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/dee4cb4f-9337-4ee5-8e91-91983e694456-47ee5ce0-67a3-4c81-9dd1-5a0b9df2f129" style="width: 300px;"></p><p><strong>Sanatçılarla çalışırken onları geleneksel üretim alanlarının dışına çıkmaya davet ediyorsunuz. Bu süreçte ortaya çıkan en ilginç kırılmalar neler oluyor?</strong><br>Sanatçılarla farklı üretimler yapma sürecinde beni en çok şaşırtan ve heyecanlandıran şey yeni mecralarda üretmeye ne kadar açık ve istekli oldukları. Snob Collector&#39;ı biraz da deneysel bir alan olarak görüyoruz. Galeri pratiğinde belki üzerine gitmeye fırsat bulunamayan fikirleri burada birlikte geliştirebiliyor, yeni malzemeleri ve üretim biçimlerini keşfedebiliyoruz. Bazen kille çalışan bir sanatçı kağıt üzerine üretim yapıyor, bazen de üretim dilini bir çantaya, mücevhere ya da tekstile taşıyor. Amacımız sanatçıların ifade biçimlerini değiştirmek değil, farklı malzemelerle üretim yapabilecekleri yeni alanlar açmak. Bu süreç, çoğu zaman hiç planlamadığımız fikirlerin ve işbirliklerinin ortaya çıkmasını sağlıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/9f3c442a-6a43-48a8-9a87-6e35940f638e-583ba5ea-08cc-4cdf-a752-eccc81094a60" style="width: 300px;"></p><p><strong>&ldquo;Sanatla oynamak&rdquo; ve onu daha hafif, daha erişilebilir bir yerden ele almak sizin için önemli. Bu yaklaşım, sanatın ciddiyetiyle ilgili yerleşik algıya nasıl bir karşılık veriyor?</strong><br>Bence sanatın ciddi olmasıyla ulaşılmaz olması arasında bir fark var. Biz sanatı hafifletmeye çalışmıyoruz, ona yaklaşma biçimini daha rahat hale getirmeye çalışıyoruz. Bir galerinin kapısından girmek ya da çağdaş sanatla ilgilenmek bazen insanlar için göz korkutucu olabiliyor. Oysa sanatın merak uyandıran, oyun oynayan, gülümseten ve günlük hayatın içinde kendine yer bulan bir tarafı da var. Snob Collector&#39;da biraz bunu göstermeye çalışıyoruz. Sanatın derinlikle mizahı, oyunla düşünceyi ya da işlevsellikle kavramsal yaklaşımı aynı anda taşıyabileceğine inanıyoruz. Bence sanatla ilişki kurmanın tek bir doğru yolu yok.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/3b889ea3-b3d8-4f33-b650-52b0108c4aa5-369ade3d-631f-4911-8bb2-be7b497c3ac3" style="width: 300px;"></p><p><strong>Snob Collector bir mağaza, bir platform ve aynı zamanda bir seçki alanı. Sizce bugün bir galeriyi &ldquo;deneyim mekanı&rdquo; haline getiren şeyler nedir?</strong><br>Bence bugün bir galeriyi özel kılan şey, insanlara sadece eserleri göstermek değil, o hikayeleri deneyimleyebilecekleri bir alan sunabilmek. Aynı zamanda birbirinden farklı üretimlerin ortak bir bakış açısıyla bir araya geldiği, özenle kurgulanmış bir seçki yaratabilmek. Bence iyi bir mekan size her şeyi bir anda anlatmaya çalışmıyor, merak uyandırıyor. İnsanların yavaş yavaş keşfettiği, her gelişlerinde farklı bir detay fark ettiği ve zaman geçirmekten keyif aldığı bir yer olabiliyor. Biz de ziyaretçilerimizin yeni sanatçılar keşfedebildiği, farklı disiplinler arasında beklenmedik bağlantılar kurabildiği ve her ziyaretlerinde yeni bir şeyle karşılaşabilecekleri, yaşayan, dinamik bir mekan yaratmaya çalışıyoruz.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/e1895a10-cd87-493c-8c53-73c78d6d345c-3038dfe8-7145-4768-acff-b4d65f8357ce" style="width: 300px;"></p><p><strong>Snob Collector&rsquo;ı önümüzdeki günlerde neler bekliyor?</strong><br>Önümüzdeki dönemde farklı disiplinlerden üretimleri bir araya getiren yeni işbirlikleri, heyecan verici sergiler ve sanatçılarımızın üretim süreçlerini paylaşabilecekleri workshop&#39;lar üzerinde çalışıyoruz. Sanatçılarımızın &ldquo;pratiğini&quot; yalnızca ortaya çıkan eser üzerinden değil, üretim sürecini de paylaşabilecekleri buluşmalar yaratmayı önemsiyoruz. Bu programı zaman içinde farklı işbirlikleri ve yeni formatlarla geliştirmeye devam edeceğiz. Bir yandan da Pg Art Gallery Yayınları&rsquo;nın ikinci sanatçı monografisi üzerinde çalışıyoruz.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/ce454158-5259-4fba-a7ba-188883338813-kapak.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/ce454158-5259-4fba-a7ba-188883338813-kapak.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA["Don Quixote" Müzikali İlk Kez Harbiye Açık Hava’da]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/don-quixote-muzikali-ilk-kez-harbiye-acikhavada</link>
									<description><![CDATA[Selçuk Yöntem ve Zuhal Olcay'ı aynı sahnede buluşturan "Don Quixote" müzikali, 16 Temmuz'da ilk kez Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu'nda seyircisiyle buluşuyor. Broadway klasiği, güçlü oyuncu kadrosu ve güçlü prodüksiyonuyla yaz sezonunun en dikkat çeken kültür-sanat etkinliklerinden biri olmaya hazır.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/kultur-sanat/don-quixote-muzikali-ilk-kez-harbiye-acikhavada</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 09 Jul 2026 15:00:25 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/536af8b5-3357-4a92-9488-f242d60b0ece-kapak-1.png"/><p>Çolpan İlhan &amp; Sadri Alışık Tiyatrosu ile Piu Entertainment ortak yapımı olan &quot;Don Quixote&quot; müzikali, Selçuk Yöntem ve Zuhal Olcay&#39;ı aynı sahnede buluştururken, görkemli prodüksiyonu ve canlı müzik performansıyla bizi şimdiden heyecanlandırmayı başarıyor. Miguel de Cervantes&#39;in dünya edebiyatının en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilen &quot;Don Quixote&quot;sinden uyarlanan yapım, usta yönetmen Işıl Kasapoğlu&#39;nun rejisi ve Volkan Akkoç&#39;un müzik direktörlüğüyle sahneye taşınıyor. Selçuk Yöntem ve Zuhal Olcay&#39;ın başrollerini paylaştığı müzikal, 30 kişilik oyuncu ve dansçı kadrosu, 15 kişilik canlı orkestrası ve toplam 80 kişilik dev prodüksiyon ekibiyle izleyiciyi hayal ile gerçek arasındaki büyülü yolculuğa davet ediyor.&nbsp;</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/f2e16bb4-64f6-4a81-9d33-17970e524384-05dd25b7-b9ea-4cd4-a046-5c8dbcfa2a15" style="width: 700px;"></p><p><strong>Bir Broadway Klasiği</strong><br>Dale Wasserman&#39;ın 1959 yılında yazdığı televizyon oyunundan uyarlanan ve ilk kez 1965 yılında sahnelenen &quot;Don Quixote&quot; müzikali, Broadway tarihinin en uzun soluklu klasiklerinden biri olarak kabul ediliyor. Toplam 2 bin 328 temsil gerçekleştiren yapım, aralarında &quot;En İyi Müzikal&quot; ödülünün de bulunduğu beş Tony Ödülü kazanarak müzikal tiyatro tarihinde unutulmaz eserler arasına adını yazdırdı. Hayal etmenin, iyiliğin ve umudun dönüştürücü gücünü merkezine alan müzikal, etkileyici sahne tasarımı, kostümleri, koreografisi ve canlı orkestrasıyla kesinlikle görülmeye değer.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/a7e4edda-88ed-4a59-9873-2e0e6fb27fcd-2e45b6cc-cc41-4e14-be44-d074276dcabd" style="width: 700px;"></p><p>Yapımın turne programı ise şöyle:</p><p>16 Temmuz 2026 &ndash; Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu</p><p>17 Eylül 2026 &ndash; İzmir Bornova Aşık Veysel Açık Hava Tiyatrosu</p><p>22 Eylül 2026 &ndash; Bursa Kültürpark Açık Hava Tiyatrosu</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/536af8b5-3357-4a92-9488-f242d60b0ece-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/536af8b5-3357-4a92-9488-f242d60b0ece-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Chloé Resort 2027: Chemena Kamali, Romantizmi Terziliğin Disipliniyle Buluşturuyor]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haftalari/chloe-resort-2027-chemena-kamali-romantizmi-terziligin-disipliniyle-bulusturuyor</link>
									<description><![CDATA[1990'ların Chloé arşivlerinden Savile Row'a uzanan bir yolculuk... Chemena Kamali, Resort 2027 koleksiyonunda markanın romantik mirasını modern terziliğin diliyle yeniden yorumluyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haftalari/chloe-resort-2027-chemena-kamali-romantizmi-terziligin-disipliniyle-bulusturuyor</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 09 Jul 2026 11:00:43 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/0f905e66-657f-4957-a3f9-e5962ab9c327-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><br></p><p>Bohem romantizm son iki sezondur yeniden moda gündeminin merkezinde. Bu dönüşümün en güçlü temsilcilerinden biri olan Chlo&eacute; ise Resort 2027 koleksiyonunda bu estetiği yeni bir dengeyle ele alıyor. Kreatif direktör Chemena Kamali, markanın hafızasında önemli bir yere sahip hafiflik ve feminenliği korurken bu kez odağı terziliğe çeviriyor.</p><p>Kamali&#39;nin Chlo&eacute; arşivleri üzerine yürüttüğü kapsamlı araştırma, onu markanın 1990&#39;lı yıllarına götürüyor. Stella McCartney döneminde Savile Row&#39;un efsanevi terzisi Edward Sexton&#39;ın Chlo&eacute; atölyesine danışmanlık yaptığını keşfetmesi, koleksiyonun çıkış noktalarından biri haline geliyor. Ve tasarımcı bu mirası kendi estetik diliyle yorumluyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/064186d7-33bd-43f3-a602-efbc4de47a89-252c559b-df8b-4044-9cfe-a863b415e5c0" style="width: 700px;"></p><p>Koleksiyon boyunca klasik İngiliz terziliği, Chlo&eacute;&#39;nin karakteristik yumuşaklığıyla yeniden şekilleniyor. Çift düğmeli ceketler hafif kum saati silüetleriyle vücudu takip ederken, uzatılmış blazer&#39;lar ve yüksek belli, hafif İspanyol paça pantolonlar görünümü güçlendiriyor. Geleneksel takım elbise fikri ise katı kurallardan uzaklaşıyor; üç parçalı takımlar romantik fırfırlı bluzlarla, ekoseli blazer&#39;lar ise uçuşan bale etekleriyle tamamlanıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/094806d7-0f9a-4764-9673-ce213097a4fb-b14e006f-f164-4616-92ee-18c2e6ee1a12" style="width: 700px;"></p><p>Terziliğin karşısında ise Chlo&eacute;&#39;nin imzası haline gelen iç giyim referansları yer alıyor. Dantel detaylı atletler, transparan üstler, ince askılı slip elbiseler ve hafif pilili etekler koleksiyona yumuşak bir ritim kazandırıyor. Bale dünyasından ilham alan silüetler, sert ve yumuşak arasındaki dengeyi güçlendirirken koleksiyonun romantik tonunu da koruyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/d904512d-1d1e-466e-bedf-ac53c8b61211-002acd20-86a7-483f-8626-4420ed31c460" style="width: 700px;"></p><p>Kamali&#39;nin yaklaşımı yalnızca silüetlerde değil, malzeme seçiminde de kendini gösteriyor. Chlo&eacute; için özel olarak geliştirilen dantel ve biyeler her sezon farklı biçimlerde yeniden tasarlanırken, giysilerin zaman içinde koleksiyon değeri kazanabilecek detaylar taşıması hedefleniyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/7cd958fb-e25f-44af-8809-3698fbd491f2-83859a94-8205-4a7f-94b1-2be8fc203c81" style="width: 700px;"></p><p>Aksesuar tarafında da aynı yaklaşım sürüyor. İç giyim düğmelerinden ilham alan babetler, saten mule&#39;lar, zincir ve charm detaylı topuklular ile heykelsi takılar, koleksiyonun romantik dünyasını tamamlıyor. Chlo&eacute;&#39;nin son dönemde güçlenen aksesuar yaklaşımının bir devamı niteliğindeki bu parçalar markanın estetik kodlarını günlük gardıroba taşımayı başarıyor.</p><p>Resort 2027 koleksiyonu, Chemena Kamali&#39;nin Chlo&eacute;&#39;de kurmaya başladığı tasarım dilinin devamı niteliğinde. Tasarımcı, markanın bohem kimliğine daha güçlü bir yapı kazandırıyor; romantizmi yalnızca uçuşan elbiselerle değil, güçlü terzilik anlayışıyla da ifade ediyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/0f905e66-657f-4957-a3f9-e5962ab9c327-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/0f905e66-657f-4957-a3f9-e5962ab9c327-Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z-1.jpg" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Kendine Kaçış Mevsimi]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/extra/gezi/kendine-kacis-mevsimi</link>
									<description><![CDATA[Günlük akışta sayısız uyarana maruz kaldığımız bu dönemde, artık modern insanın en büyük ihtiyaçlarından biri de uzaklaşabilmek… Birkaç günlüğüne de olsa yavaşlamak, kendimizle yeniden baş başa kalmak ve bedenimizin gerçekten neye ihtiyaç duyduğunu duyabilmek.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/extra/gezi/kendine-kacis-mevsimi</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Thu, 09 Jul 2026 10:00:57 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/0baaa902-d8d2-4feb-9b67-28f7f8435705-kapak.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Kapak Fotoğrafı: Antonio Marras</em></span></p><p><br></p><p>Bugünün inziva anlayışı ise artık yalnızca yoga yapmak ya da detoks uygulamakla sınırlı değil. Longevity&rsquo;den sinir sistemi regülasyonuna, somatik terapilerden gastronomiye uzanan çok katmanlı deneyimler, iyi yaşamı farklı disiplinlerin buluştuğu bütünsel bir yolculuk olarak ele alıyor.</p><p>Bir solukta geçen yazlar sonrası kendisiyle kalmayı sevenler için seçtiğimiz 3 farklı inzivayı paylaşıyoruz:&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p><strong>The Alchemy of Glow | Koh Samui, Tayland</strong><br>17-24 Ekim 2026</p><p>Kadın sağlığı artık yalnızca hormonları dengelemekten değil, yaşamın her evresinde bedeni yeniden anlamaktan geçiyor. Özellikle perimenopoz ve menopoz döneminde değişen enerji, uyku düzeni ve stres yönetimi gibi konulara bütünsel yaklaşan programlar, wellbeing dünyasının en dikkat çekici alanlarından biri haline geldi.</p><p>Koh Samui&rsquo;de gerçekleşen The Alchemy of Glow tam da bu dönemdeki kadınlar için tasarlanmış sekiz günlük bütünsel bir deneyim sunuyor. Amaç yalnızca semptomları hafifletmek değil, sinir sistemini regüle etmek, hormonal geçiş sürecini daha bilinçli yönetebilmek ve uzun vadeli bir canlılık hissini yeniden inşa etmek. Ayurveda, kundalini yoga, meditasyon, ses terapisi ve sinir sistemi çalışmalarını bir araya getiren program, kadın bedeninin değişen ihtiyaçlarına bütünsel bir perspektiften yaklaşıyor.</p><p>Programın en güçlü taraflarından biri ise iki çok güçlü practitioner&rsquo;ı aynı çatı altında buluşturması. Ayurveda dünyasının en saygın isimlerinden, benim de &ldquo;Ayurveda&rsquo;nın rock yıldızı&rdquo; olarak tanımladığım Ulli Allmendinger, onlarca yıla yayılan deneyimiyle kadim bilgiyi modern yaşamın içine taşırken, Dilara Moran ise kundalini yoga, meditasyon, ses terapisi ve sinir sistemi üzerine geliştirdiği çalışmalarıyla <em>retreat</em>&rsquo;in enerjisini adeta görünmeyen bir iple örüyor. The Alchemy of Glow kadın bedeninin farklı yaşam evrelerine şefkatle yaklaşan bir program ile yeni nesil wellbeing anlayışının en güçlü örneklerinden biri.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/0f032c06-93f8-4523-9f5a-ec725af6eb50-9b43f640-99b2-454f-b5b5-bd29e57f9061" style="width: 700px;"><span style="font-size: 12px;"><em>The Alchemy of Glow</em></span></p><p><strong>Reset &middot; Club | Quinta da Comporta, Portekiz</strong><br>29 Ekim &ndash; 1 Kasım 2026</p><p>Bazı inzivalar insanı yeniden kendi ritmine döndürmeyi hedefliyor. Portekiz&rsquo;in Comporta bölgesindeki Quinta da Comporta&rsquo;da gerçekleşecek reset &middot; club edisyonu da tam olarak böyle bir deneyim. Atlantik kıyısının dingin atmosferinde gerçekleşen programın kalbinde ise uzun yıllardır pratiklerine dahil olmak için gün saydığım sevgili Ayşe Demir yer alıyor. Ayşe&rsquo;nin yaklaşımında beni en çok etkileyen şey, bedenle çalışmayı yalnızca hareket üzerinden ele almaması. Derin psikoloji bilgisini anatomiye olan hakimiyetiyle ustalıkla harmanlayan pratikleri, her hareketin ardındaki fiziksel olduğu kadar duygusal katmanlara da alan açıyor. Yoga onun yaklaşımında bir performans değil, bedenle yeniden ilişki kurmanın, sinir sistemini regüle etmenin ve kendini daha iyi duymanın bir yolu. Sabah yoga pratikleri, spa ritüelleri, mevsimsel ve<em>&nbsp;farm-to-table</em> sofralar, tadımlar ve uzun masa etrafında paylaşılan akşamlarla birleşen bu deneyim, bulunduğu coğrafyanın ruhunu hissettiren bütünsel bir akış sunuyor. Gösterişten uzak ama her detayı özenle düşünülmüş bu yaklaşım, benim için yeni nesil <em>retreat&nbsp;</em>anlayışının en zarif örneklerinden biri.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/d5e6dcd7-e5a3-491a-8734-de3dcec8eae0-991b8bcc-2c8f-43a5-8599-9a83886213f3" style="width: 700px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Reset Club, Quinta da Comporta</em></span></p><p><strong>SomaTherapy: A Return to the Intelligence of the Body | Bali</strong><br>7&ndash;15 Kasım 2026</p><p>Son yıllarda beni en çok etkileyen wellbeing yaklaşımlarından biri de, bedenin yalnızca yaşadıklarımızı taşıyan bir yapı değil, aynı zamanda kendi bilgeliğine sahip canlı bir hafıza olduğu fikri. 7&ndash;15 Kasım 2026 tarihleri arasında Ubud ve Sidemen&rsquo;de gerçekleşecek SomaTherapy: A Return to the Intelligence of the Body, tam da bu bakış açısından yola çıkıyor. İnzivanın ilk bölümü doğasıyla bizi büyüleyen Ubud&rsquo;da, ikinci bölümü ise Bali&rsquo;nin en sevdiğim bölgelerinden biri olan Sidemen&rsquo;de gerçekleşiyor. Burada amaç bedeni yönetmek ya da onu &ldquo;düzeltmeye&rdquo; çalışmak değil, bedenle yeniden tanışmak ve bedenin zaten sahip olduğu bilgeliğe alan açmak. Programın merkezindeki Stephanie Sayegh Tanca, somatik terapi ve sinir sistemi regülasyonu alanında yıllardır çalışan, yaklaşımındaki sadelik ve derinlikle beni en çok etkileyen isimlerden biri. Hareketi performans olarak değil, bir keşif alanı olarak ele alıyor. Nefes çalışmaları, yavaş somatik hareketler, beden farkındalığı ve dinlenme pratikleriyle katılımcılara bedenin güven duygusunu yeniden hatırlatıyor. Belki de en sevdiğim yaklaşımı, yıllardır bedenimizde tuttuğumuz gerginlikleri ya da bastırılmış duyguları çözülmesi gereken bir problem olarak değil, şefkatle dinlenmeyi bekleyen hikayeler olarak görmesi.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/38197049-9576-4aad-8802-74aaa543eb14-e944c03e-4cf3-40ac-8704-bd2c47526ffb" style="width: 700px;"><span style="font-size: 12px;"><em>SomaTherapy</em></span></p><p>Bir diğer değerli bakış açısı ise iyileşmenin her zaman tek başımıza gerçekleşmediğini hatırlatması. Güvenli bir topluluğun içinde kurulan bağın ve birlikte deneyimlemenin sinir sisteminin yeniden regüle olmasında ne kadar güçlü bir rol oynadığını hissettiriyor. Bana göre SomaTherapy, bedenimizi değiştirmeye değil, onu gerçekten dinlemeyi öğrenmeye davet eden, günümüzün en anlamlı ve en rafine inzivalarından biri. Her üç inziva için de daha fazla bilgi almak için bahsi geçen isimlerin sosyal medya hesaplarına veya inzivaların resmi websitelerine göz atabilirsiniz.</p><p>Bugün iyi yaşam herkes için farklı bir anlam taşıyor. Kimimiz bedenimizin sesini yeniden duymaya, kimimiz sinir sistemimizi regüle etmeye, kimimiz ise sadece biraz yavaşlamaya ihtiyaç duyuyoruz. Belki de yeni nesil <em>retreat</em>&rsquo;leri bu kadar değerli kılan tam olarak bu. Kusursuz otellerden ya da etkileyici destinasyonlardan çok, yıllar içinde kendi alanlarında derinleşmiş insanların rehberliğinde, kendimizle yeniden bağ kurabileceğimiz güvenli alanlar yaratmaları. Çünkü gerçek dönüşüm çoğu zaman gidilen yerden değil, doğru insanlarla aynı alanı paylaşabilmekten doğuyor.</p><p>&ldquo;Bazen en uzun yolculuklar kilometrelerle değil, kendimize doğru attığımız birkaç bilinçli adımla başlıyor.&rdquo;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/0baaa902-d8d2-4feb-9b67-28f7f8435705-kapak.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/0baaa902-d8d2-4feb-9b67-28f7f8435705-kapak.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Giorgio Armani Privé Sonbahar/Kış 2026: Haute Couture'ün Sessiz Zarafeti]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/moda-haftalari/giorgio-armani-prive-23-31-33</link>
									<description><![CDATA[Pantolonları couture'ün merkezine yerleştiren Silvana Armani, Giorgio Armani Privé Sonbahar/Kış 2026 koleksiyonunda lüksü abartıda değil; kusursuz terzilikte, ölçülü ışıltıda ve zamansız silüetlerde arıyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/moda-haftalari/giorgio-armani-prive-23-31-33</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 08 Jul 2026 16:00:01 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/3a3df18e-4bc2-489f-8786-6d9f5b66e40e-kapak-1.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight</em></span></p><p><br></p><p>Haute couture çoğu zaman ulaşılması güç bir hayal dünyası olarak görülüyor. Giorgio Armani Priv&eacute;&#39;nin Sonbahar/Kış 2026 koleksiyonu ise bu algıyı farklı bir yerden ele alıyor. Silvana Armani, marka için hazırladığı ikinci couture koleksiyonunda ihtişamı büyüklükte değil, ölçülü tasarım kararlarında arıyor.&nbsp;</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/df01bdde-f84e-49c0-8823-27d2764ef30d-28d685f5-0c3b-42a5-9107-689c3f5016f5" style="width: 700px;"></p><p>Geçtiğimiz yıl Giorgio Armani&#39;nin ardından markanın yaratıcı sorumluluğunu üstlenen Silvana Armani, ilk koleksiyonunda mirası korumaya odaklanmıştı. Bu sezon ise aynı dili daha kişisel bir yorumla genişletiyor. &quot;Boudoir&quot; adını taşıyan koleksiyon, kadınların gardırobunda gerçekten karşılığı olabilecek couture parçaları üzerine düşünmeyi tercih ediyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/8f1a3975-ae01-43d8-856a-b6206d2171e8-2d0c00fc-d846-4f3e-a061-de47d5bdef6a" style="width: 700px;"></p><p>Bu yaklaşımın merkezinde pantolonlar yer alıyor. Silvana Armani&#39;nin uzun zamandır kendi gardırobunun da vazgeçilmez parçası olan bu silüet, koleksiyon boyunca farklı biçimlerde karşımıza çıkıyor. Yüksek belli, akışkan kesimli pantolonlar kısa ceketler, uzun paltolar, kabanlar ve ince kesimli blazer&#39;larla tamamlanıyor. Haute couture sezonunda elbiselerin ön planda olduğu düşünüldüğünde bu tercih, koleksiyonun en belirgin karakterlerinden biri haline geliyor. Terzilik geleneği, Giorgio Armani estetiğinin en güçlü kodlarından biri olmaya devam ediyor. Yumuşak omuzlar, rahat kalıplar ve vücudu takip eden silüetler, couture&#39;ün kusursuz işçiliğini günlük hareket özgürlüğüyle buluşturuyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/0f35f270-0bee-40bb-9f9d-7b3e969aaa84-ca0ef634-eedc-465f-bdd1-07998aadd2fc" style="width: 700px;"></p><p>Koleksiyonun bir diğer öne çıkan unsuru ise renk paleti. İlk bakışta siyah gibi görünen yüzeyler, ışıkla birlikte koyu yeşil, koyu kırmızı, kahverengi ve gece mavisi tonlarını ortaya çıkarıyor. Kadife dokular ışığı emerken, kristal işlemeler, ince nakışlar ve hayvan desenlerinden ilham alan yüzeyler hareket ettikçe kendini gösteriyor. Armani Priv&eacute;&#39;nin yıllardır benimsediği gösterişten uzak lüks anlayışı, bu sezon renk kullanımında da karşılığını buluyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/3abfbefc-a657-42f0-8b40-971a9b084cbc-461e4458-e93b-48e2-abb5-382df5d9fd23" style="width: 700px;"></p><p>Geometri de koleksiyonun sessiz kahramanlarından biri. Özellikle gece elbiselerinde omuzlardan yakaya ve gövdeye uzanan mimari çizgiler, heykelsi bir görünüm yaratıyor. Dramatik etkiyi hacim yerine kesim üzerinden kuran bu tasarımlar, Armani Priv&eacute;&#39;nin kırmızı halıda neden h&acirc;l&acirc; en çok tercih edilen couture evlerinden biri olduğunu hatırlatıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/3fc2ea76-c8a9-4664-9c61-e64a4e1636ed-354cb7df-dd54-4a03-b25b-c4c12ab3f85d" style="width: 700px;"></p><p>Silvana Armani zaman zaman bu dengeli dünyanın dışına da çıkıyor. Hafif İspanyol paça pantolonlar, western esintili çizmeler ya da görünmez tül üzerine inşa edilen kristalli gece elbiseleri koleksiyona küçük sürprizler ekliyor. Ancak bunlar hiçbir zaman genel tavrı değiştirmiyor; koleksiyon baştan sona aynı dingin estetik dili koruyor.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/3a3df18e-4bc2-489f-8786-6d9f5b66e40e-kapak-1.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/3a3df18e-4bc2-489f-8786-6d9f5b66e40e-kapak-1.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Uzman Uyarısı: "Sen Hep Böylesin" Demeden de Sorunlar Çözülebilir]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/iliskiler/ikili-iliskiler/uzman-uyarisi-sen-hep-boylesin-demeden-de-sorunlar-cozulebilir</link>
									<description><![CDATA[Şüphesiz ki her ilişkide anlaşmazlıklar yaşanır. Ancak ilişkinin sağlıklı ilerleyip ilerlemeyeceğini belirleyen çoğu zaman yaşanan sorun değil, o sorunun nasıl konuşulduğudur. Klinik Psikolog Sena Kalaz anlatıyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/iliskiler/ikili-iliskiler/uzman-uyarisi-sen-hep-boylesin-demeden-de-sorunlar-cozulebilir</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 08 Jul 2026 12:00:32 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/87801ffd-8879-4af2-8eca-fc088cd1f664-kapak-1-2.png"/><p><span style="font-size: 12px;"><em>Fotoğraflar: Jimmy Fairly</em></span></p><p><br></p><p>Acı ama gerçek: Tartışma anlarında kurulan &quot;Sen zaten böylesin&quot;, &quot;Çok bencilsin&quot; ya da &quot;Hiç düşünceli değilsin&quot; gibi cümleler çoğu zaman çözüm getirmek yerine tarafları birbirinden uzaklaştırıyor. Oysa uzmanlara göre aynı problemi, kişiyi değil davranışı merkeze alarak ifade etmek hem iletişimi güçlendiriyor hem de ilişkinin zarar görmesini önlüyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi&rsquo;nden Klinik Psikolog Sena Kalaz&#39;a göre eleştiri, doğru kullanıldığında bireysel gelişimi destekleyen en önemli iletişim araçlarından biri. Ancak bunun için odağın kişinin karakterine değil, gözlemlenebilir davranışlarına yönelmesi gerekiyor.</p><p><strong>&ldquo;Partnerinizi Değil, Davranışını Hedef Alın&rdquo;</strong><br>Birçok çift tartışma sırasında farkında olmadan partnerinin karakterini hedef alan cümleler kurabiliyor. Oysa davranış odaklı bir yaklaşım çok daha yapıcı sonuçlar doğuruyor. Klinik Psikolog Sena Kalaz, bu ayrımı şu sözlerle açıklıyor: &quot;Ancak bunun için odağın kişinin karakterine değil, gözlemlenebilir davranışlarına yönelmesi gerekir.&quot; Kalaz, davranışa odaklanan eleştirinin kişinin yaptığı belirli bir eylemi, o eylemin sonuçlarını ve değiştirilebilir yönlerini ele aldığını, kişiliğe yönelik eleştirinin ise doğrudan bireyin kimliğini hedef aldığını belirtiyor. Bu farkı ise oldukça net bir örnekle anlatıyor: &quot;Örneğin &#39;Sen dikkatsiz bir insansın&#39; demek yerine &#39;Bu raporda bazı ayrıntılar gözden kaçmış, bunları birlikte gözden geçirebiliriz&#39; demek hem aynı sorunu ifade eder hem de kişinin kendisini değersiz hissetmesine neden olmaz.&quot; İlişkilerde de aynı yaklaşım geçerli. &quot;Sen umursamaz birisin&quot; demek yerine &quot;Bugünkü konuşmamız sırasında telefonunla ilgilenmen beni kırdı&quot; diyebilmek, karşı tarafın savunmaya geçmesini büyük ölçüde engelleyebiliyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/052cb16a-16e1-48e9-b086-9007202ca24c-7941f429-f901-4837-9542-ac6fce0aff63" style="width: 300px;"></p><p><strong>Beyin Bunu Tehdit Gibi Algılıyor</strong><br>Karaktere yönelik eleştirilerin neden bu kadar incitici olduğunun da psikolojik bir açıklaması var. Klinik Psikolog Sena Kalaz, bunun nedenini şu cümleyle açıklıyor: &quot;Çünkü kişilik, bireyin benlik algısının ve özdeğerinin temel bileşenlerinden biridir.&quot; Kalaz&#39;a göre insan beyni kimliğine yönelik tehditleri fiziksel tehditler kadar güçlü algılayabiliyor: &quot;Bu nedenle kişiliğe yönelik olumsuz ifadeler savunmacılığı artırır, utanma, öfke ve değersizlik duygularını tetikler, kişinin eleştiriyi değerlendirmek yerine kendisini korumaya çalışmasına neden olur. Buna karşılık davranış odaklı geribildirim, değiştirilebilir ve kontrol edilebilir bir durumu işaret ettiği için bireyde &#39;ben kötü bir insanım&#39; yerine &#39;bu davranışımı farklı yapabilirim&#39; düşüncesini destekler. Bu nedenle davranış odaklı geribildirimler psikoloji literatüründe daha yapıcı kabul edilir çünkü suçlayıcı değil geliştirici bir yaklaşım sunar, öğrenmeyi teşvik eder ve özyeterlilik duygusunu korur.&quot;</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/913d23f8-ad0a-48f6-ae9d-b9b63fa10148-b66ab8e0-1947-432b-b769-c58febea2418" style="width: 300px;"></p><p><strong>Sağlıklı Eleştirinin Temeli: Empati&nbsp;</strong><br>İlişkilerde amaç haklı çıkmak değil, birbirini anlamak olduğunda eleştirinin dili de değişiyor. Kalaz&#39;a göre sağlıklı bir eleştiri kültürü doğru zamanlama, somut örnekler, çözüm önerisi ve empatiyle mümkün. &quot;Eleştirinin doğru zamanlama ile yapılması, somut örneklere dayanması, çözüm önerisi içermesi, empatiyle sunulması ve kişinin onurunu zedelemeyecek bir dil kullanılması bu kültürün temel unsurlarıdır. Doğruları ifade etmek yalnızca dürüst olmak değil, aynı zamanda bunu karşımızdaki kişinin gelişimine katkı sağlayacak, saygılı ve yapıcı bir iletişim diliyle yapabilmek anlamına da gelir. Çünkü insanlar en çok yargılandıklarında değil, anlaşıldıklarını hissettiklerinde değişime açık hale gelirler ve gerçek anlamda etkili eleştiri de tam olarak bu zeminde mümkün olur.&quot;</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/87801ffd-8879-4af2-8eca-fc088cd1f664-kapak-1-2.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/87801ffd-8879-4af2-8eca-fc088cd1f664-kapak-1-2.png" />
									<author>Elle</author>
								</item><item>
									<title><![CDATA[Tiffany & Co., Paris Haute Couture Haftası'nda Doğadan İlham Alan Yeni Yüksek Mücevher Koleksiyonlarını Tanıttı]]></title>						
									<link>https://www.elle.com.tr/moda/mucevher-saat/tiffany-co-paris-haute-couture-haftasinda-dogadan-ilham-alan-yeni-yuksek-mucevher-koleksiyonlarini-tanitti</link>
									<description><![CDATA[Haute Couture Haftası'nda defilelerin ötesinde dikkat çeken sunumlardan biri Tiffany&Co.'dan geldi. Marka, Jean Schlumberger'in mirasını doğanın dönüşümünden ilham alan iki yeni yüksek mücevher koleksiyonuyla yeniden yorumluyor.]]></description>
									<guid isPermaLink="true">https://www.elle.com.tr/moda/mucevher-saat/tiffany-co-paris-haute-couture-haftasinda-dogadan-ilham-alan-yeni-yuksek-mucevher-koleksiyonlarini-tanitti</guid>
									<category>Fashion</category>
									<pubDate>Wed, 08 Jul 2026 11:00:32 GMT</pubDate>
									<content:encoded>
										<![CDATA[<img src="https://i.elle.com.tr/elle/0e43983d-b438-48da-90cc-ecb005413e07-kapak.png"/><p>Paris Haute Couture Haftası yalnızca couture koleksiyonlarına değil, sezonun en dikkat çekici yüksek mücevher sunumlarına da evsahipliği yaptı. Tiffany&amp;Co. da bu kapsamda, Jean Schlumberger&#39;in tasarım mirasını günümüz estetiğiyle yeniden yorumlayan iki yeni anlatıyı bir araya getirdi: Blue Book 2026: Hidden Garden ve Legendary Bird: The Sapphire Edition.</p><p>Nathalie Verdeille&#39;in kreatif direktörlüğünde, Tiffany Design Studio ile geliştirilen sunum, markanın uzun yıllardır sürdürdüğü zanaatkarlık geleneğini doğanın dönüşümünden beslenen çağdaş bir bakış açısıyla yeniden ele alıyor. Bahçeler, kuşlar, çiçekler ve organik formlar bu sezon yalnızca couture koleksiyonlarında değil, yüksek mücevher dünyasında da öne çıkan temalar arasında yer alırken Tiffany, bu ortak ruhu kendi tasarım diliyle yorumluyor.</p><p>Sunumun odak noktasını oluşturan Legendary Bird: The Sapphire Edition, markanın her yıl yalnızca tek bir örnek olarak hazırladığı Legendary Bird serisinin 2026 edisyonu. Madagaskar kökenli, ısıl işlem görmemiş 38,48 karatlık safir etrafında şekillenen tasarım siyah opal doublet&#39;ler, sedef, yakut ve pırlantalarla zenginleşirken Jean Schlumberger&#39;in 1965 yılında tasarladığı ikonik Bird on a Rock figürünü yeni bir kompozisyon içinde yeniden yorumluyor. Orkide motiflerinden ilham alan floral detaylar ve katmanlı yapısı, parçaya neredeyse heykelsi bir karakter kazandırıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/9caa7282-32aa-4e23-914c-e6eda9d69921-9ef04677-fb84-474f-a786-72a32aefc23c" style="width: 300px;"></p><p>Bu yorum, Bird on a Rock evrenini genişleten yeni <em>fine jewelry</em> ve <em>high jewelry</em> tasarımlarıyla devam ediyor. Renkli değerli taşlar, incelikli metal işçiliği ve soyut Wings motifleri, Tiffany&#39;nin en tanınan sembollerinden birinin farklı ölçeklerde yeniden düşünülmesini sağlıyor.</p><p>Paris&#39;teki sunumun bir diğer önemli başlığı ise markanın yeni yüksek mücevher koleksiyonu Blue Book 2026: Hidden Garden oldu. Jasmine, Butterfly, Bee, Raffia, Daisy, Petals, Bird on a Rock, Vine, Nest ve Paradise Bird olmak üzere on farklı hikaye üzerinden ilerleyen koleksiyon, Jean Schlumberger&#39;in flora ve fauna çizimlerinden ilham alırken bunları günümüz yüksek mücevher estetiğiyle yeniden yorumluyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/d0a18c00-230f-441d-a16d-34702350da41-4690c751-74ed-4c2e-847e-a58340412bd1" style="width: 300px;"></p><p><em>Blue Book Koleksiyonu, Daisy Blue Zirkon Kolye</em></p><p>Koleksiyonun dili, &nbsp;detaylarda saklı bir zenginliğe odaklanıyor. D-color Type IIa beyaz pırlantalar, Fancy Vivid Yellow pırlantalar, işlem görmemiş peridotlar, mavi zirkonlar, krizopraslar, akuamarinler ve tanzanitler, yalnızca değerli taşlar olarak değil, tasarımın anlatısını oluşturan unsurlar olarak kullanılıyor.</p><p><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/730fa737-4bac-4313-93f8-732984d1f4ea-a9af0922-2048-43fa-9983-77211a588db6" style="width: 300px;"></p><p><em>Blue Book Koleksiyonu, Petals Unenhanced Peridot Pendant</em></p><p>Öne çıkan tasarımlar arasında, Jean Schlumberger&#39;in 1962 tarihli kolyesinden ilham alan Jasmine parçaları yer alırken Butterfly hikayesi sarı ve beyaz pırlantalarla kelebek kanatlarının hareketini yansıtıyor. Bee serisi yakut, armut kesim turmalin ve tanzanitleri canlı bir renk paletinde bir araya getirirken, Paradise Bird hikayesi ise 126,82 karatlık boulder opal üzerine yerleştirilen tek örnek broşla koleksiyonun en dikkat çekici tasarımlarından biri olarak öne çıkıyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/f3bab86b-f078-47b1-abd1-17ba2de5d4a2-090d6ad9-5a79-49f1-a932-355e3128137e" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Blue Book Koleksiyonu, Butterfly Fancy Vivid Yellow Diamond Yüzük</em></span></p><p>Vine ve Nest bölümleri ise doğanın organik yapısını mimari bir bakışla yorumluyor. Merkezinde armut kesim pırlanta bulunan Vine kolyesi akışkan formları öne çıkarırken, Nest tasarımları kuş yuvalarının katmanlı geometrisini &nbsp;kıvrımlarla yeniden kurguluyor. Ortaya çıkan, doğa ile zanaatkarlık arasındaki ilişkinin teknik ustalık kadar tasarımsal düşünce üzerinden de kurulduğunu gösteren bir koleksiyon oluyor.</p><p style="text-align: center;"><img class="fr-dib fr-draggable" src="https://i.elle.com.tr/elle/0e964ffa-2052-44e7-9b13-0419a80c219c-a7e60780-c34e-4b20-9531-023143edfb43" style="width: 300px;"><span style="font-size: 12px;"><em>Blue Book Koleksiyonu, Jasmine Pırlanta Kolye</em></span></p><p>Paris Haute Couture Haftası boyunca sergilenen bu yeni parçalar, Tiffany&amp;Co.&#39;nun yüksek mücevheri yalnızca nadir taşlar üzerinden değil, hikaye anlatımı, tasarım dili ve kültürel miras üzerinden de ele almaya devam ettiğini ortaya koyuyor. Hidden Garden ve Legendary Bird, markanın Jean Schlumberger&#39;den devraldığı görsel mirası çağdaş bir perspektifle geleceğe taşıyan yeni bir sayfa niteliğinde.</p>]]>
									</content:encoded>									
									<media:content height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/0e43983d-b438-48da-90cc-ecb005413e07-kapak.png" />
									<enclosure height="384" type="image/jpeg" width="768" url="https://i.elle.com.tr/elle/0e43983d-b438-48da-90cc-ecb005413e07-kapak.png" />
									<author>Elle</author>
								</item>	</channel> </rss>