MAVİ GÖZLÜ DEV: BRADLEY COOPER

Yakışıklılığı ve gülümsemesiyle gönülleri çalan Cooper'ı yakından inceliyoruz!

Mümkünse aynı renkteki gözlerini ortaya çıkaran, açık mavi gömleklerinin kollarını kıvırıp üç düğmesini açarak sadece ve sadece onları giymesini arzu ettiğimiz Bradley Cooper'ı mercek altına aldık. Karşımızdaki figür bu kadar yakışıklı olunca, kariyerini ve özel hayatını irdelemekte zorlanmadık. Aksine, büyük keyif aldık. —SILA GÜVEN

Okuyacağınız -ve söz veriyorum uzatmayacağım- yazının başlığı size Nazım Hikmet'in efsane şiirini hatırlatabilir. Esquire Dergisi'nin “dünyanın en seksi erkeği” ilan ettiği Bradley Cooper'ı entelektüel çerçevede ele alma derdim yok. Lakin oyuncunun gidişatı artık, “yakışıklığının” da önüne geçiyor. Bradley Cooper, ekranda ilk göründüğü yıllardan beri öyle bildiğimiz Hollywood aktörlerinin karıştığı ya da imza attığı sansasyonlarla gündeme takılmıyor pek. Takip ettiğimiz dedikodu sitelerinden bildiğimiz kadarıyla başına gelen en acayip “şey” Renee Zellweger. Daha yazının başında hop diye aşk hayatına giriş yapmak olur mu? Olur. Çünkü Cooper, daha önce de zikrettiğimiz gibi oyunculuğundan ziyade tipiyle gönüllere taht kuruyor ilk etapta. Zamanında, benzer “tipten muamele” durumu Leonardo DiCaprio'nun da başına gelmişti hatırlarsınız. Fakat zaman içinde DiCaprio oyunculuğunu kanıtladı, defalarca Oscar hayali kurdu ve en sonunda aday oldu. Aynı şey Bradley Cooper için de geçerli olabilir mi? Bu gözleri derya-deniz, muzip gülüşlü adam; Golden Globe'dan üç ödülle dönen, BAFTA ve Oscar'a 10 dalda aday olan, son zamanların hit yapıtı American Hustle filminde, aslında uzun zamandır bekleneni ve “kendisinden beklediğini” gerçekleştirdi. İtici mi yoksa sevimli mi olduğuna karar veremediğimiz Richie DiMaso karakteriyle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü Jared Leto'ya kaptırsa da, aday olmayı en nihayet başardı.

YAKIŞIKLI MI? BEN Mİ?
Aktörün oyunculuk kariyeri -diğer başarılı yaşıtlarına nazaran- ilk yükselişini televizyonda gerçekleştiriyor. Önce Alias'da, sonra Kitchen Confidential dizisinde boy gösteriyor. Ardından rol aldığı filmler, “Ben bu adamı bi' yerlerden tanıyorum ama nereden?” hissiyatı bırakmaktan öteye gidemiyor. Wedding Crashers, The Midnight Meat Train, The Rocker, Yes Man, He's Just Not That In To You filmleri sizde bazı hatıralar uyandırıyor mu? The Hangover serisinin ilk filmiyle her şey değişiyor. “Holly shit!” kalıbını -biz bunu terbiyemizi bozmayıp “kahretsin!” diye çevirelim- en seksi şekilde defalarca ziyadesiyle dile getiren oyuncu, film boyunca “Bi' dakika n'oluyor?” denmesine izin vermeden; son derece “hangover/akşamdan kalma” haliyle ekranda belirmesiyle seyircilerini ağına düşürüveriyor. Sonra değmeyin seksi bir adamı -pardon başarılı bir oyuncuyu- izlemenin keyfine! Şaka bir yana film, oyuncunun kariyer yolunu çizmesinde dönüm noktası oluyor. Geriye dönüp baktığımızda; sadece dört bölüm süren Kitchen Confidential dizisindeki işini bilir aşçı ve Alias'taki hafif şaşkın delikanlı rollerinin ikisinin de ustalıkla hakkından gelen oyuncu, aslında aktörler için en zor alanlardan biri olan komedi dalında da iddiasını, böylece The Hangover'la kanıtlıyor. Limitless'da, Robert De Niro gibi büyük bir ustayla karşılıklı rol alıyor. “Kadınlar efendi adam yerine serserileri beğenir” klişesini bir yana koyuyor ve iki kimliği birden, üzerinden çıkarmasını asla istemediğimiz mavi gömlekleri gibi, büyük rahatlıkla giyiyor.

Etİketler