Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight
Şüphesiz ki dijital iletişimin kendine özgü bir dili var. Yüz yüze konuşurken ses tonundan, mimiklerden ve beden dilinden aldığımız ipuçlarının yerini mesajlaşmalarda çoğu zaman emojiler dolduruyor. Cümlenin sonuna eklenen küçük bir gülümseme, mesajı daha sıcak hale getirirken, alkış ya da kalp emojisi karşımızdaki kişiye görüldüğünü ve onaylandığını hissettirebiliyor. Peki, duygularımızı birkaç sembole sığdırmaya çalışmak iletişimi gerçekten güçlendiriyor mu? Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi'nden Klinik Psikolog Göktuğ Kılıç’a göre emojiler yazılı iletişimde eksik kalan sözel olmayan ipuçlarını bir ölçüde tamamlayarak mesajın duygusal tonunu daha anlaşılır kılıyor. Ancak bu, hissettiklerimizi her zaman eksiksiz ve doğru biçimde aktarabildikleri anlamına gelmiyor.
Mesajın Tonunu Belirliyor
İnsan beyni iletişim sırasında yalnızca kelimeleri değil, bu kelimelerin arkasındaki duyguyu da anlamaya çalışıyor. Dijital ortamda mimik ve ses tonu bulunmadığı için ortaya çıkan boşluğu emojilerle dolduruyoruz. Bu nedenle aynı cümle emojisiz yazıldığında mesafeli veya sert algılanabilirken, sonuna eklenen küçük bir sembol daha samimi bir izlenim yaratabiliyor. Emojiler bazen söylenmek istenen şeyi yumuşatıyor, bazen de ironi ya da örtük bir mesaj taşıyor. Özellikle pasif-agresif yazışmalarda belirleyici olan emojinin kendisinden çok hangi amaçla ve hangi bağlamda kullanıldığı oluyor. Klinik Psikolog Göktuğ Kılıç, insanların emojileri yalnızca birer sembol olarak değil, yüz ifadelerine benzer biçimde işleyebildiğini belirtiyor. Gülen veya üzgün yüz emojileri, gerçek yüz ifadelerini değerlendirirken aktifleşen bazı beyin bölgelerini harekete geçirebiliyor. Başka bir deyişle birkaç pikselden oluşan bir ifade beynimiz için gerçek bir duygusal ipucuna dönüşebiliyor.
Sosyal Onayın Yeni Dili mi?