Paris Moda Haftası: Louis Vuitton Sonbahar/Kış 2026
Paris Moda Haftası’nda sunulan Louis Vuitton Sonbahar/Kış 2026 koleksiyonunda Nicolas Ghesquière, dağlık kültürlerinden ilham alan folklorik detayları modern silüetlerle bir araya getiriyor.
BERRAK ZEYNEP YILMAZ 11 Mart 2026
LAUNCHMETRICS SPOTLIGHT

Fotoğraflar: Louis Vuitton Sonbahar/Kış 2026, Launchmetrics Spotlight 


Louis Vuitton Sonbahar/Kış 2026 koleksiyonu, Nicolas Ghesquière’in kültürler arasında ortak noktalar bulma fikri üzerinden şekilleniyor. Paris Moda Haftası’nın son gününde sunulan koleksiyon, dünyanın farklı dağlık coğrafyalarında yaşayan insanların giyim kültüründen ilham alıyor ve Ghesquière bu referansları karakteristik ve deneysel diliyle yorumluyor.

Defilenin sahnesi de bu fikri destekleyen bir atmosfer yaratıyordu. "Severance" dizisinin set tasarımcısı Jeremy Hindle tarafından tasarlanan yosun kaplı, yeşil tonların hakim olduğu “neo-doğa” sahnesi, izleyiciyi çok da şehirden uzak bir manzaraya taşımıyordu. Fütüristik prizma ve tepe formlarıyla kurulan bu alan, kent ortasında bir doğal alan hayaliyle kurulmuş.

Koleksiyonun başlangıcı güçlü dış giyim parçalarıyla yapıldı. Geleneksel çoban kepeneklerini hatırlatan formlar, fırçalanmış yünler, tüylü dokular ve deri detaylarla yeniden yorumlandı. Bu parçalar yalnızca bir folklor referansı değil, aynı zamanda zorlu iklim koşullarına karşı koruma, dayanıklılık ve hareket özgürlüğü gibi fikirleri de taşıyordu.

Silüetler Ghesquière’in imzasını taşıyan deneysel bir çeşitlilik sunuyordu. Uzun içlikleri andıran tulumlar, kısa deri ceketler, geniş omuzlu pelerinler ve hafif yağmurluklar koleksiyon boyunca farklı ölçeklerde bir araya geldi. Patchwork tulumlar, konik şapkalar ve sert formdaki pelerinler defilenin en dikkat çeken parçaları arasındaydı.

Dokular koleksiyonun önemli bir parçasıydı. Tüylü yüzeyler, kalın keçe dokular, shearling detaylar ve tüvit kumaşlar doğa temasını güçlendirirken, bazı ceketlerde ve elbiselerde görülen orman hayvanı motifleri koleksiyona hafif bir hikaye duygusu ekliyordu. Ukraynalı sanatçı Nazar Strelyaev‑Nazarko’nun naif koyun resimleri ve peyzaj görselleri de bazı görünümlere işlenmiş.

Aksesuarlar ise koleksiyonun daha sade tarafını temsil ediyordu. Özellikle Ghesquière’in ilk koleksiyonunda tanıttığı Mini Malle çantasının yeni versiyonları dikkat çekti. Daha yumuşak formlarda sunulan bu modeller bazen bastonlara asılı şekilde taşındı, bazıları ise kemer detaylarıyla hareket kazandı.

Koleksiyon genel olarak doğadan ilham alsa da Ghesquière’in tasarım dili hâlâ belirgin biçimde avangard. Avrupa moda sezonunda sıkça görülen sade ve giyilebilir silüetlerin aksine, bu defile izleyiciyi biraz daha hayal kurmaya davet ediyor. Belki günlük hayata doğrudan taşınmayacak parçalar var ancak bu yaklaşım, tasarımcının modayı yalnızca işlevsel değil, aynı zamanda düşünsel bir alan olarak gördüğünü hatırlatıyor.

Ghesquière koleksiyonu “gelecek için yeni bir folklor” olarak tanımlıyor. Louis Vuitton Sonbahar/Kış 2026, farklı coğrafyalara ait referansları alıp onları modern bir tasarım diliyle yeniden kuran bir anlatı sunuyor. Doğa, hareket ve koruma fikri etrafında şekillenen bu koleksiyon, markanın avangard tarafını güçlü biçimde vurgulayan sezonun en farklı defilelerinden biri olarak öne çıkıyor.

SON HABERLER