Hazırlayan: Ece Dila Görügen
Dries’in Yeni Eskisi
Julian Klausner’ın Dries Van Noten için hazırladığı FW26 koleksiyonu, bu sezonun dekoratif yüzeylere neden yeniden baktığını tek başına anlatabilecek kadar güçlü. Koleksiyonda 17. yüzyıl natürmortlarını çağrıştıran floraller, bronz jakarlar, işlemeli kurdeleler, boncuklar ve yoğun dokumalar bir araya geliyor; ama hiçbiri klasik anlamda “süsleme” olarak kalmıyor. Bir natürmort piksele dönüşebiliyor, bir gül motifi büyütülerek neredeyse soyutlaşabiliyor, ağır bir jakar ribana’lı kollarla buluşabiliyor.
Klausner’ın Dries dilini güncel tutan şey de tam burada. Zengin kumaşları törensel bir yere hapsetmek yerine daha tanıdık parçaların arasına yerleştiriyor; okul üniformasını çağrıştıran ceketler, sportif detaylar ve denim, dokuma hissi veren yüzeylerin ağırlığını kırıyor. Böylece damask, brokar ya da jakar yalnızca geçmişe açılan bir pencere olmaktan çıkıp daha genç, daha rahat ve biraz da beklenmedik bir karakter kazanıyor. Bizim gözümüzde koleksiyonun cazibesi, dekorasyonu azaltmasında değil; onu ciddiye almadan kullanabilmesinde.
Baştan Aşağı Büyüleyici
Dries Van Noten’de aksesuarlar da bu dili tamamlıyor ve look’un dekoratif yoğunlu��unu devam ettiriyor. Burada aksesuar (bkz. alt soldaki çizme) sonradan eklenen bir detay değil; kıyafetin kurduğu dünyayı tamamlayan aktif bir parça.
Aynı Hikâye, Farklı Yorumlar
Dozunu Kendin Belirle!
Podyumdaki yoğunluğu günlük hayata taşımak için baştan aşağı damask giymek gerekmiyor. Hatta bu trendin en iyi tarafı, tek bir güçlü parçayla bile çalışabilmesi. Jakarlı bir ceketi jean’le eşlemek, dokuma hissi veren bir eteği sade bir trikoyla dengelemek ya da düz bir look’u işlemeli bir ayakkabı, broş veya desenli çorapla hareketlendirmek iyi bir başlangıç olabilir. Burada mesele gösterişli parçayı daha da gösterişli hale getirmek değil; ona nefes alacağı bir alan bırakmak.
Durumu bir adım ileri gitmek isteyenler desenin ölçeğiyle oynayabilir. Büyük floral bir yüzeyi daha küçük ve sakin bir motifin yanına koymak, benzer tonlardaki iki farklı dokuyu üst üste kullanmak ya da klasik görünen bir parçayı sportif bir ayakkabıyla kırmak kesinlikle bu dili daha güncel hale getiriyor. Kusursuz eşleşme aramak yerine biraz gerilim yaratmak daha doğru. Çünkü FW26’nın önerdiği şey, geçmişin dekoratif kodlarını olduğu gibi tekrarlamak değil; onları kendi gardırobunun temposuna göre yeniden yorumlamak. Biraz cesaretiniz varsa desenleri, dokuları ve dönemleri özgürce karıştırın; bazen en iyi sonuç tam da birbirine ait görünmeyen parçaların yan yana gelmesinden çıkıyor.
*Bu yazı ELLE Türkiye Ekim 2026 sayısından alınmıştır.