Hazırlayan: Muhammet Bozkurt
Fotoğraflar: Balenciaga, Bottega Veneta / Chris Rodes, Launchmetrics Spotlight
Balenciaga
Editörün Notu
Bir parçaya baktığımda kusursuzluğundan çok, arkasında bir emeğin olduğunu hissetmeyi seviyorum. Bir dikişin hafifçe görünmesi, kumaşın elde şekillenmiş olması, küçük bir düzensizliğin yüzeyde kalması gibi.
Bir görünümün anatomisini ne kadar görmek isteriz? Modaevleri onlarca yıl ustalığı kusursuzluğun arkasına saklamayı tercih etti. Dikişler gizlendi, kenarlar kusursuzca bitirildi, yüzeyler pürüzsüzleştirildi. Lüks kavramı neredeyse "kusurun yokluğu" ile tanımlandı. Sonbahar/Kış 2026-2027 koleksiyonlarında ise bakış tersine dönüyor. Bu kez tasarımın nasıl inşa edildiği, ilmek ilmek, teyel teyel görünür kılınıyor. Üstelik bu hamlık, gelişigüzel bir üretimin sonucu olarak değil, yüksek moda disiplininin içinden çıkıyor. Bir parçaya o dokunsal "el yapımı" hissini veren yalnızca kullanılan teknik değil. Bir kumaşın diğeriyle buluştuğu yerde bıraktığı iz, nakışın iğne darbeleri, görünür bir dikiş ya da makasla ham bırakılmış bir kenar, parçanın yapım hikâyesini yüzeyinde taşıyor. WGSN'nin Sonbahar/Kış 2026-2027 için öne çıkardığı #WorkInProgress yaklaşımı da tam olarak bu değişime işaret ediyor. Tasarım, bitmiş ve kusursuz bir sonuçtan çok, üretim sürecinin izlerini göstermeye başlıyor.
“Dior: Crafting Fashion” sergisi ise zanaata bakmanın başka bir yolu. Kalıp, drapaj, işleme ve atölye süreçlerini görünür kılarak couture’ün yalnızca ortaya çıkan görüntüden ibaret olmadığını hatırlatıyor. Bazen bir parçayı anlamanın en iyi yolu, ona değil, nasıl yapıldığına bakmak.
Bilinçli Kusur ve Bitmemişlik Manifestosu
Chanel, Mcqueen, Dior Couture 2026
Chanel’in 2026 Métiers d’art koleksiyonu, zanaatı doğrudan marka ekosisteminin temel aktörü olarak gösteriyor. Matthieu Blazy imzalı koleksiyon; Lesage, Goossens, Lemarié, Atelier Montex ve Maison Michel gibi Le19M bünyesindeki uzman atölyelerin bilgi birikiminden yararlanıyor. Nakışlarda iğne işi, Lunéville kroşe ve elle yönlendirilen tarihi Cornely nakış makinesi gibi teknikler kullanılıyor.
Geçmişi Tüketmek Değil, Dönüştürmek: Neoheritage
Zanaat burada müzede sergilenen tozlu bir geçmişi değil, yaşayan bir tasarım malzemesini temsil ediyor. Etro'da yün "crochet" kurguları heykelsi bir yüzey mimarisine dönüşürken, McQueen'de aynı teknik sertleşerek metal bir zırh karakteri kazanıyor. Louis Vuitton'da geleneksel kepenek formu deri detaylar ve çağdaş oranlarla yeniden kurgulanıyor. Erdem'in arşiv parçalarından yarattığı hafıza kolajları ise tekstili pasif bir zemin olmaktan çıkarıp kompozisyonun kendisine dönüştürüyor. Aynı tekniğin farklı modaevlerinde bambaşka bir karakter kazanması tesadüf değil. Zanaatın bugünkü gücü ona yeni bir form vermekten geliyor.
Bottega Veneta, Victoria Beckham
Victoria Beckham, transparan katmanların arasına yerleştirdiği kumaş çiçeklerle el işçiliğini son derece rafine bir görünümün parçasına dönüştürüyor. Zanaatın apaçık ortaya konduğu yalın bir dil.
Zamanın Yeni Aurası
Givenchy, Fendi
Çünkü zaman, taklit edilemeyen nadir malzemelerden biri. Bir yüzeyde geçirilen saatler, bir nakışın ardındaki emek, bir tekniğin yıllar içinde öğrenilmiş inceliği parçanın estetik değerine doğrudan yansıyor. Bir zamanlar lüks, pürüzsüz ve kusursuz yüzeylerle tanımlanıyordu. Bugün ise o yüzeyin arkasındaki emeğin görünür olması en az onun kadar değerli. Ve sonunda soru yine aynı yerde düğümleniyor: Bir parçayı gerçekten değerli kılan şey steril kusursuzluğu mu, yoksa onu ortaya çıkaran insan elinin izleri mi?
*Bu yazı ELLE Türkiye Ekim 2026 sayısından alınmıştır.