DERGİDE BU AY
Can Bonomo İle Kitap, Yazmak & “Dertleri” Üzerine
Kendisi ile çok uzun yıllar önce ilk ELLE Türkiye röportajında yan yana gelmiştik. Daha o zaman “tanımıştım” kendisini. O gün bugündür hep iyi müzik yapıyor, çok tarz giyiniyor, ailesinden büyük bir aşkla bahsediyor, eğlenceli biri olduğu da çok belli... Dinlediğim son konserinde çok eğlenmiştim. Ama ben asıl yazar Can Bonomo’nun hayranıyım, o yüzden tekrar konuşmayı çok istedim. Yarısına geldiğini paylaştığı yeni romanını okumak için sa-bır-sız-la-nı-yo-rum! İki ay önce dördüncü şiir kitabı “Mümkansız Şeyler” çıkan Bonomo ile yine çok güzel sohbet ettik.
Tek Bir Maksimal Seçimle Alan Kaplayan Stil
İlkbahar/Yaz 2026 sezonu moda tarihinde uzun süre konuşulacak bir döneme işaret ediyor. Büyük modaevlerinde art arda gelen kreatif direktör değişimleri, koleksiyonlara yeni bir enerji ve güçlü bir ifade ihtiyacı getirdi. Bu sezonun podyumları yeni tasarımcıların vizyonu ile beraber modanın psikolojik ruh halini de yansıtıyor: daha cesur, daha görünür ve daha iddialı olmak.
New York Moda Haftası’nda Parlayan Genç Türk Tasarımcı
İlk defilesini şubat ayında, New York Moda Haftası’nda yaptı. Ve bir anda parladı. İlgili haberlerde geçen isim bana hiç yabancı gelmedi (çünkü kendisi eski bir ELLE Türkiye stajyeriydi): 25 yaşındaki Yasemin Ezel Kıraç. Rhode Island School of Design’da Apparel Design eğitimi alan Kıraç, Parsons School of Design’da Fashion Management alanında yüksek lisans yaptı. Ardından birkaç büyük modaevinde deneyim kazandı. Ve Yazeli kurdu. Yaptıklarını ve yapmak istediklerini konuştuk.
Eski Stil, Yeni Güç Corpcore
Kurumsal stil geri döndü. Ciddiyet, yeni cazibe biçimi! Ama bu kez kuralları tek başına belirlemiyor.
Moda Bu Yaz da “Çizgi”Sini Bozmuyor
Ortaçağ’ın yasaklısından Riviera’nın zahmetsiz şıklığına uzanan çizgiler bu yaz yeniden sahnede! Bir zamanlar statünün, düzenin ve hatta isyanın sembolü olan bu net, kararlı hatlar bugün gardıroplara geri dönerken geçmişin katı Chanel kodlarını geride bırakıyor, yerini daha özgür, daha oyunbaz bir tavra bırakıyor.
Capri Pantolonlar Geri Döndü
2000’lerin favorisi capri pantolonlar yeniden gardıroplarda. Zarif, rahat ve ofisten sokak modasına kadar her yerde karşımıza çıkan bu kısa paçalı siluet, Audrey Hepburn ve 60’lar rivierası referansları da taşıyor.
Sade Güç Beyaz Gömlek
Nicole Kidman’in Chanel İlkbahar/Yaz 2026 defilesine oversize beyaz gömlek ve jean ile katılması, moda basınında sadece bir “ön sıra görünümü” değil, doğrudan sezonun ruhunu tanımlayan bir anahtar an olarak ele alındı. Bu görünüm sonrası “Tuxedo Shirt/Elevated White Shirt” aramaları hızla arttı ve beyaz gömlekler sezonun sürpriz “hero” parçalarından biri olarak 2026 baharına ismini yazdırdı.
Sanatın Tüm Katmanlarında Uçmaya Hazır Sümeyye Aydoğan
Kamera karşısına geçmesinin üzerinden henüz sadece 6 yıl geçmiş olsa da, Sümeyye Aydoğan’ın yolu sanki daha uzun bir hikayeye aitmiş hissi uyandırıyor. Ekrandaki varlığı kadar, o varlığın arkasındaki düşünce biçimi de dikkat çekici: duygularını saklamayan ama onları yönetmeyi öğrenmiş, hayal kurmaktan asla vazgeçmeyen, kendi ritmini doğru tanıyan bir genç kadın. Oyunculuk, müzik, dans, yazı ve resim... Hepsi onun kendini ifade etme dilinin farklı aksanları. O ise tüm bunların ortasında, ayaklarını yere hep daha sağlam basmaya çalışarak zarafetle duruyor. Sümeyye’yi Messika’nın ikonik Move koleksiyonunun geçmiş, şimdi ve gelecek arasında akıp giden çizgisinde özgürce hareket ederken izliyoruz.
Cool Olmanın Yeni Tanımı: Çabasızlık Gerçekten Çabasız Mı?
Zahmetsiz görünen stilin gizli kodlarını birlikte keşfediyoruz.
Bulutların Üzerinde
Pantone’nin “Cloud Dancer” tonunu yılın rengi seçmesiyle birlikte beyaz yeniden gündemde. Ama bu sezon mesele tek bir ton üzerinden gitmiyor, beyazın tüm skalası güçlü bir şekilde öne çıkıyor. Taze, havalı ve kontrolü elinde tutan bir stil kodu olarak beyaz, etkili olmanın yeni yolu.
“Post-Pretty” Çağı: Mükemmel Görünmek Demode Mi Oluyor?
Güzellik uzun yıllar boyunca ulaşılması gereken bir hedef olarak tanımlandı. Neredeyse matematiksel bir kesinlikle belirlenmiş oranlar, kusursuz cilt, hatasız simetri... Ancak bugün, bu tanımın kendisi sessiz ama köklü bir dönüşüm geçiriyor. “Post-pretty” olarak adlandırabileceğimiz bu yeni dönem, güzelliğin tek boyutlu bir sonuç değil, çok katmanlı bir ifade biçimi olduğunu hatırlatıyor. Ve belki de ilk kez, güzel olmak yerine ilginç olmak daha değerli hale geliyor.
Tarih İle Gelecek Arasında Ekrandan Gerçeğe Akan Bir Şehir: Seul
Seul’e ayak bastığınız anda sizi saran ilk his, aynı anda birden fazla zaman diliminde yaşıyor olduğunuzdur. Güney Kore’nin kalbi olan bu büyüleyici şehir, bir yanda neon ışıklarıyla parlayan modern sokaklarında geleceğin ritmini sunarken, diğer yanda asırlık sarayları ve gelenekleriyle geçmişin zarafetini fısıldar.
ELLE İlkbahar-Yaz 2026 Ayakkabı Raporu
Alıştığımız klasik kalıplardan ve bildiğimiz stillerden uzaklaşıyoruz. Bu sezon loafer ile topuklu arasındaki sınırlar bulanıklaşıyor, beklenmedik kesikler yeni dekolteler yaratıyor; karakter sahibi topuklar ise tasarımlara yeni bir yön veriyor. Şeffaf yüzeyler, puantiyeler ve metalik bombardımanından bahsetmiyoruz bile. Ayna ayna söyle bana, hangi ayakkabıyım ilkbahar/yaz 2026 sezonunda?
Hatıralarımdan Anılarına David Koma
Yıllar önce Londra’da, okul bitirme projesi kapsamında gerçekleşen bir defilede ELLE Türkiye olarak izleyip, “geleceğin dikkat çekici tasarımcılarından biri” diye işaret ettiğimiz David Koma, bugün kendi imzası haline gelen heykelsi formlarını Blumarine’in romantik ama Rock’n’Roll ruhuyla buluşturuyor. Aradan geçen yılların ardından onunla röportaj yapma piyangosu da bana vurdu. Birlikte keyifle markanın dönüşümünü, koleksiyonlarının karanlık cazibesini ve İstanbul’un ilham veren ikiliklerini konuştuk.
Modanın Eğlenceli Çocukları
İlkbahar/yaz 2026 koleksiyonlarında tasarımcılar sürreal formlar, figürlü aksesuarlar ve oyuncu detaylarla modanın neşeli tarafını yeniden hatırlatıyor. Bazen bir çanta, bir ayakkabı ya da bir etek trend olmaktan çok ötede, küçük mutluluklar kaynağıdır. Moda bazen ciddiyeti bir kenara bırakıp oyun oynamaya karar verir...
Too Much? Tam Olarak Öyle
Merhaba arkadaşlar, bugünkü konumuz: “Kitsch Layering”. Hepimiz uzun yıllar boyunca uyum fikrinin peşinden gittik. Renkler birbirine yakışmalı, desenler birbirini boğmamalı, siluetler dengeli olmalıydı. Artık bilinçli bir fazlalık istiyoruz. Desenler ve katmanlar maksimalist kızlar gardrobunun vazgeçilmezi, pek çok tasarımcının en sevdiği oyun olarak moda dünyasında yine karşımıza çıktı.
Fırfır, Volan, Fiyonk, Drape!
Dünyanın sert gerçeklerinden kisa süreli de olsa bir kaçış alanı sunan moda, yeni sezonda romantik unsurlar aracılığıyla yumuşak bir yüzünü gösterdi; podyumlarda fırfırlar, volanlar, zarif fiyonklar ve akışkan drapelerle şekillenen siluetler feminenliğin teatral ama incelikli bir yorumunu ortaya koydu. Bu akım yaz bitince geçip gidecek sanmayın, sonbahar/ kiş koleksiyonlarında da devamını göreceğiz.
Modanın Masumiyet Mesajı: Pastel Renkler
İlkbahar/yaz 2026 sezonunda moda dünyası sert kontrastlardan uzaklaşıp pastel tonlara yöneliyor. Pudra pembesi, buz mavisi, tereyağı sarısı ve lavanta gibi yumuşak renkler romantik bir estetik sunarken aynı zamanda yeni sezonun başlangıcını, baharın yeniden doğuşunu ve modanın maksimalist bir döneme geçmeden önceki sakin hazırlık evresini işaret ediyor.
Moda Yeniden Çiçek Açıyor
Miranda Priestly’nin o meşhur alaycı tonuyla “Çiçekler... bahar için mi? Ne kadar da devrimci.” dediği an, aslında modanın en büyük paradokslarından birine işaret ediyordu. Çünkü çiçek desenleri, yüzeyde tekrar eden, tahmin edilebilir bir motif gibi görünse de, her sezon kendini yeniden tanımlayan nadir görsel dillerden biri. O alaycı replikten podyumlara uzanan bir hikaye: çiçek desenleri neden eskimiyor?
Sportif ve Glam
Nefessiz bırakan korseler, her hareketle kırışan takım elbiseler ya da aşırı miniler mi? Hayır, konfor bağımlıları olarak kalsın diyoruz. Oyumuzu eşofmanlardan yana kullanacağız! İster takım halinde, ister kontrast bir parçayla kombinleyerek.