Fotoğraflar: Getty Images
Dolly Parton 80 yaşında vefatının ardından hayranlarına geriye dönüp bakacak güzel anılar, tekrar tekrar dinlenecek müzikler ve ilham dolu bir stil arşivi bıraktı. Neredeyse yetmiş yıla yayılan kariyeri boyunca country müziğin en tanınan isimlerinden biri olmasının yanı sıra kendine ait görsel dünyasını da baştan sona inşa etti. “Üzüntü bize ait, Dolly’ye değil” sözleriyle duyurulan vefat haberinin ardından geriye yalnızca müzik değil, kolayca taklit edilemeyen bir stil mirası da kaldı. Dolly Parton denince akla gelen görüntü oldukça net: kabarık sarı saçlar, kristallerle kaplı kıyafetler, uzun tırnaklar, yüksek topuklar, dar silüetler ve bolca ışıltı. Ancak onun stilini ilginç kılan yalnızca bütün bu parçaların bir araya gelmesi değildi. Parton, kariyerinin en başından itibaren nasıl görünmek istediğini biliyordu ve zaman içinde bu görüntüyü değiştirmek yerine daha da belirginleştirdi.
1960’larda ve 70’lerde country sahnesine çıktığında döneminin modasını kendi estetiğine uyarladı. İspanyol paça pantolonlar, çan kollu bluzlar ve dönemin silüetleri onun üzerinde daha gösterişli bir yorum kazandı. Western giyimden gelen püsküller, deri ve ışıltılı detaylar zamanla onun imzasına dönüştü. Sonraki yıllarda moda değişti; Dolly’nin görünümü ise değişmekten çok kendisini geliştirdi. Onu gerçek bir stil figürüne dönüştüren de buydu. Parton, modanın sürekli değişen kurallarına uymaya çalışmadı. Bunun yerine kendi kurallarını yarattı.
Üstelik bu görüntünün fazlasıyla bilinçli olduğunun her zaman farkındaydı. “Ucuz görünmek çok pahalıya mal oluyor” sözü, dış görünüşüyle kurduğu ilişkinin belki de en mizahi özeti. Kendi sarı saçları, gösterişli kıyafetleri ve abartılı feminenliğiyle dalga geçebiliyor ama aynı anda bunların hiçbirinden vazgeçmiyordu. 2020’de verdiği bir röportajda stilini “şatafatlı, gösterişli, eğlenceli, rahat –benim için– ayırt edilebilir” sözleriyle tarif etmesi de bunu açıkça ortaya koyuyordu.
Stilindeki takdire şayan nokta, Dolly Parton’ın görünüşlerinin kostüm gibi durmasına rağmen hiçbir zaman yalnızca bir kostüm olmamasıydı. Saç, makyaj, kıyafet ve aksesuarların tamamı onun gözler önündeki kimliğinin bir parçasıydı. Country müziğin geleneksel kodlarını, Amerikan güzellik anlayışını ve aşırı feminenliği bir araya getirerek kendisine özgü bir karakter yarattı. Fakat bu gösterişin altında son derece güçlü bir kişisel kontrol vardı. Görünüşünün nasıl algılanacağını biliyor, hatta bununla ilgili şakalar yapıyor ve yine de imajının iplerini elinden bırakmıyordu.
Parton’ın stilinin bir başka önemli tarafı ise zamana direnmesi. Moda dünyasında bugün yeniden popüler olan "rhinestone" detayları, western referansları, "fringe", denim, korse silüetleri ve maksimalist aksesuarlar onun gardırobunda zaten onlarca yıldır vardı.
Belki de onun moda dünyasındaki asıl mirası burada yatıyor. Dolly Parton trendlerin peşinden gitmeden de çağdaş kalınabileceğini gösterdi. Stil sahibi olmak için mutlaka minimal olmak, “cool” görünmek ya da görünmez bir zarafeti tercih etmek gerekmediğini hatırlattı. Kendi imajını o kadar tutarlı kurdu ki yıllar içinde değişen moda onun stiline yetişmeye başladı.
Dolly Parton’ın bıraktığı mirasa bugün bakarken, onu yalnızca country müziğin efsanevi yıldızı olarak değil, kendi görsel dilini yaratmış bir kadın olarak da hatırlamak mümkün. Gösterişliydi, feminenliği seviyordu, ışıltıdan hiçbir zaman çekinmedi ve bütün bunları savunduğu için hiçbir zaman kendinden ödün vermedi. İşte ilham veren stilinden bazı anlar: