Kapak Fotoğrafı: Jean Louis Fernandez
Bu yıl 30. kez düzenlenen İstanbul Tiyatro Festivali farklı zamanları, coğrafyaları ve deneyimleri sahneye taşıyan programıyla farklı alanlar arasında bir bağ kuruyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen festival, 22 Ekim–3 Aralık tarihleri arasında Mehmet Birkiye küratörlüğünde, Türkiye’den ve uluslararası sahneden toplam 17 tiyatro, performans ve dans yapımını izleyiciyle buluşturacak.
Açılışta Moda Dünyasının Görünmeyen Yüzü: Lacrima
Festivalin 22 Ekim’deki açılışını, Fransız yönetmen ve oyun yazarı Caroline Guiela Nguyen’in Lacrima adlı yapımı yapıyor. Paris’te bir modaevinde başlayan ve Alençon’daki dantel atölyelerinden Mumbai’deki nakış ustalarına uzanan hikâye, bir İngiliz prensesinin düğünü için hazırlanan gelinliğin üretim sürecini takip ediyor. Farklı dillerde ilerleyen anlatı, yüksek modanın kusursuz görünen yüzünün ardındaki emeği, çalışma koşullarını ve bu üretim zincirinde birbirine bağlanan hayatları görünür kılıyor.
Moda dünyasında bir tasarımın tamamlanmış hâli çoğu zaman hikâyenin son noktası olarak görülür. Lacrima ise, bir giysinin ortaya çıkması için gereken zamanı, el işçiliğini ve kişisel bedelleri odağına alıyor. Fransızca, Tamilce ve İngilizce sahnelenen oyun, üretimin yalnızca estetik bir sonuçtan ibaret olmadığını hatırlatırken lüksün ardındaki görünmeyen süreçler üzerine de düşünmeye davet ediyor. 2024’te Avignon Festivali’nde sahnelenmesinin ardından uluslararası tiyatro sahnelerinde yer almaya başlayan yapım, 22 ve 23 Ekim’de Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde izlenebilecek.
Hafıza Ve Kimlik
Bu yılın programında, yalnızca kişisel geçmişe dönmekle sınırlı kalınmıyor; kentlerin, toplulukların ve unutulmuş hikâyelerin belleği de sahneye taşınıyor. Murat Gülsoy’un romanından Müge Oskay’ın uyarladığı, Mehmet Birkiye’nin yönettiği Ve Ateş Bizi Tüketiyor, kayıp birini ararken insanın kendi geçmişiyle ve benliğiyle karşılaşmasını anlatıyor. Çiğdem Erdöl’ün yazdığı, Elif Sözer ve Zeynep Özden’in yönettiği Sanatçısı Belirsiz: İvi Buradaydı ise İstanbul doğumlu Rum ressam İvi Stangali’nin unutulmuş izlerini takip ediyor. Tilbe Saran’ın da rol aldığı yapım, bir sanatçının kişisel hikâyesi üzerinden kentin kültürel hafızasında kimlerin yer bulduğunu sorguluyor.
Geçmişle bugün arasında başka bir bağ da Bir Çeyiz Sözleşmesi ile kuruluyor. Elif Özge Maltepe’nin arşiv araştırmasından hareketle yazdığı, Murat Daltaban’ın yönettiği yapımın merkezinde, 19. yüzyıl Yeniköy’ünden kalan 129 yıllık bir çeyiz senedi var. Belgenin, yazıldığı dönemin mekânında yeniden okunması; mülkiyet, emek ve sessizlik gibi kavramları tarihsel bir kaydın içinden bugüne taşıyor. Oyun, 30 Ekim–1 Kasım tarihleri arasında Yeniköy Panayia Ortodoks Kilisesi’nde sahnelenecek.
Kadınların Hikâyeleri, Farklı Anlatım Biçimleri
Kadınların deneyimleri ve üretimleri, festivalin farklı bölümlerini birbirine bağlayan bir diğer hat. Altı yıldır sürdürülen “Bu İşte Bir Kadın Var” seçkisi, kadın hikâyelerini odağına alan ya da kadın yazar, yönetmen ve oyuncuların öne çıktığı yapımları bir araya getiriyor.
Henrik Ibsen’in Bir Bebek Evi adlı klasiği, Norveçli yönetmen ve kukla sanatçısı Yngvild Aspeli’nin yorumuyla festival programında yer alıyor. Hipergerçekçi kuklalar ve tekinsiz sahne imgeleriyle yeniden ele alınan eser, 14–15 Kasım’da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde izlenebilecek. Suzie Miller’ın yazdığı, Nagihan Gürkan’ın yönettiği Anna K. ise Tolstoy’un Anna Karenina’sını günümüzün dijital kültürüyle buluşturuyor. Bir kadının özel hayatının sosyal medyada bir etikete dönüşmesini konu alan oyun, kamusal yargı, mahremiyet ve kadınların özgürlük arayışı üzerine sorular ortaya koyuyor.
Farklı Coğrafyalardan Bugüne Uzanan Hikâyeler
Dmitry Krymov’un yazıp yönettiği Requiem, savaş ve kayıp deneyimlerini farklı dönemlerden edebî ve teatral referanslarla bir araya getiriyor. Haruki Murakami’nin Sahilde Kafka’sından Shakespeare’in Hamlet’ine uzanan anlatı, Rusya-Ukrayna savaşının gölgesinde parçalanmış bir dünyanın izlerini sahneye taşıyor. Yapım, 11–12 Kasım’da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde izleyiciyle buluşacak.
Edebiyatla tiyatro arasındaki ilişki de programda önemli bir yer tutuyor. J. M. Coetzee’nin romanından uyarlanan Elizabeth Costello, sanatın sınırları, temsil ve etik sorumluluk üzerine sorular yöneltirken, Ve Ateş Bizi Tüketiyor edebî bir anlatıyı sahne diline taşıyor. Oscar Wilde’ın Dorian Gray’in Portresi ise 3 Aralık’ta festivalin kapanışını yapacak. Mehmet Birkiye’nin yönettiği, Kerem Kurdoğlu’nun sahneye uyarladığı yapımda Salih Bademci, Engin Hepileri ve Yiğit Sertdemir rol alıyor.
İstanbul’u Sahne Olarak Yeniden Keşfetmek
Festivalin kentle kurduğu ilişki, sahne salonlarıyla sınırlı değil. Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazıp yönettiği İstanbul Mon Amour, bu yıl Aşk > Nefret < Aşk alt başlığıyla Kadıköy’e dönüyor. Binalar, duvarlar ve gündelik hayatın içindeki karşılaşmalar üzerinden aşk, aidiyet ve hafıza üzerine üç hikâye anlatan yapım, 21–22 Kasım’da İstanbul Özel Saint-Joseph Fransız Lisesi, Yeldeğirmeni Sanat ve Komünite’de sahnelenecek.
Geçen yıl Reşad Ekrem Koçu’nun İstanbul anlatılarından yola çıkan ekip, bu kez Silahşör Kızı Rabia Hanım ile izleyiciyi tarihsel bir İstanbul hikâyesine davet ediyor. Asmalımescit’teki Phebus Müzayede Evi’nde gerçekleşecek yapım, canlı müzik ve mekâna özgü anlatımıyla tiyatroyu alışılmış sahne düzeninin dışına çıkarıyor.
Dans programında ise Nederlands Dans Theater, Jiří Kylián ve Marco Goecke’nin repertuvarından eserleri Noé Soulier’nin yeni çalışmasıyla bir araya getiriyor. Festivalin 30. yılı için koreograf Fernando Melo’ya sipariş edilen Rüzgâr Ağacı da MDTistanbul dansçıları ve İstanbul Devlet Opera ve Balesi iş birliğiyle sahneye taşınıyor.
Festival, 30. yılına yalnızca farklı sahne dillerini bir araya getiren bir programla değil, izleyiciyle kurduğu ilişkiyi genişleten etkinliklerle de giriyor. Ücretsiz söyleşiler ve ustalık sınıflarıyla başlayacak Festival Artı programı, festival boyunca farklı etkinliklerle devam edecek. İKSV Genç Sanatçı Fonu desteğiyle iki yapımın yer aldığı program, yeni üretimlere alan açmayı da sürdürüyor. 30. İstanbul Tiyatro Festivali, 22 Ekim–3 Aralık tarihleri arasında İstanbul’un farklı mekânlarında tiyatro severlerle buluşacak.