Bazı yapılar yalnızca bir şehrin mimarisine değil, hafızasına da dahil olur. Four Seasons Hotel Sultanahmet, 30. yılını İstanbul’un geçmişinden bugüne uzanan hikayeler, edebiyat ve gastronomiyle kutladı.
İstanbul’un tarihi yarımadasında zamanın izlerini taşıyan bir yapı düşünün. Bir dönem cezaevi olarak kullanılan, yıllar içinde farklı hikayelere tanıklık eden ve bugün otel olarak yaşamına devam eden bir yapı… Four Seasons Hotel Sultanahmet’in 30. yılı da tam olarak bu katmanlı geçmişin etrafında şekillendi. Kutlama gecesinde otelin tarihi, İstanbul’un kültürel belleğinden ayrı düşünülmeyen bir anlatıya dönüştü.
Bu hikayenin sesini ise Sunay Akın taşıdı. İstanbul’un farklı dönemlerinden insanlara, olaylara ve gündelik yaşama uzanan anlatısıyla Akın, yapının geçmişini şehrin daha büyük hikayesinin içine yerleştirdi. Nazım Hikmet’in İstanbul’da Tevkifane Avlusunda şiirinin de yer aldığı anlatı, tarihi bir yapının duvarlarında biriken hafızaya edebiyatın penceresinden bakma fırsatı sundu.
30 yılın sonunda geriye yalnızca bir otelin geçirdiği değişim değil, İstanbul’la kurduğu uzun soluklu ilişkinin izleri kalıyor. 2022’de iki yıllık renovasyonun ardından yeniden açılan yapı, tarihi karakterini çağdaş tasarım detaylarıyla bir arada tutarken geçmişten gelen referanslarını da koruyor. Bugün otelin hikâyesi, bulunduğu semtin, şehrin ve onu oluşturan farklı kültürlerin hikayesiyle birlikte ilerliyor.
30. yıl için hazırlanan menü de bu anlatının bir devamı olarak, kutlama gecesinin ardından bir ay boyunca AVLU’da sunulmaya devam edecek. Böylece bir gecelik yıl dönümü, İstanbul’un geçmişinden ilham alan daha uzun bir gastronomi hikayesine dönüşüyor.