Bir parfüm kampanyasının son halini gördüğümüzde geriye çoğunlukla kusursuz kadrajlar, güçlü bakışlar ve hikayenin tamamlanmış hali kalıyor. Oysa kamera arkasında, o hikayeyi kuran başka bir ritim var. Hazırlıklar, bekleyişler, tekrarlar, kadraj dışında kalan anlar ve karakterlerin kameraya girmeden hemen önceki halleri…
Valentino Beauty’nin yeni Vendetta kampanyası için ELLE’e özel olarak paylaşılan kamera arkası görselleri tam da bu görünmeyen dünyaya açılıyor.
Kampanyanın merkezindeki Dakota Johnson ve Alexander Skarsgård, bu kez yalnızca ortaya çıkan görüntünün değil, o görüntünün oluşum sürecinin de parçası olarak karşımıza çıkıyor. Romain Gavras’ın sinematik yönetmenliği ve Inez & Vinoodh’un fotoğraf diliyle şekillenen kampanyanın atmosferi, kamera arkasındaki karelerde daha spontane ve daha yalın bir hal alıyor.
Kamera Açılmadan ÖnceVendetta’nın hikayesi, birbirine güçlü bir çekimle bağlanan iki karakterin etrafında şekilleniyor. Dakota Johnson ve Alexander Skarsgård’ın kamera önündeki hallerinde bu çekim kontrollü bakışlar ve beden dili üzerinden okunurken, sahne arkası karelerinde hikayenin daha doğal bir katmanı ortaya çıkıyor.
İkilinin aynı mekanı paylaştığı, çekim arasında kameradan uzaklaştığı ya da bir sonraki sahne için hazırlandığı anlar, kampanyanın kusursuz görüntüsünün arkasındaki süreci görünür kılıyor. Bu karelerde amaç, hikayeyi yeniden anlatmak değil, onun nasıl kurulduğuna bakmak.
Bu da Vendetta’nın yaklaşımına oldukça yakın. Çünkü kampanyanın merkezinde büyük açıklamalardan çok iki insan arasındaki sessiz gerilim ve sezgisel yakınlık bulunuyor.
Dakota Johnson ve Alexander Skarsgård: İki karakter, Tek Çekim AlanıVendetta’nın kadın ve erkek karakterleri birbirlerinin kopyası değil. Aksine iki ayrı karakterin birbirlerinin çekim alanına girmesi üzerine kuruluyorlar.
Dakota Johnson’ın canlandırdığı karakter, kampanyanın duyusal ve özgür tarafını taşırken, Alexander Skarsgård’ın karakteri hikayeye daha farklı bir enerji katıyor. Bir araya geldiklerinde ise ortaya klasik bir çift portresinden çok sürekli hareket halindeki bir ilişki çıkıyor.
Kamera arkasındaki görüntüler bu nedenle yalnızca “behind the scenes” içeriği olarak görülmemeli. Kampanyanın kurduğu dünyanın başka bir yüzünü gösteriyorlar. Kamera önünde kontrollü olan beden dili, çekim arasında daha doğal bir ritme kavuşuyor; sinematik atmosferin arkasındaki gerçeklik kısa anlar halinde kendini gösteriyor.
Vendetta’nın Kırmızı Dünyasının ArdındaValentino Beauty’nin Vendetta kampanyasında kırmızı, hikayenin görsel kodlarından biri. Renk; tutku, arzu ve yoğunluk fikrini doğrudan anlatmak yerine kampanya boyunca küçük detaylarla kendini gösteriyor.
Kamera arkasında ise bu dünyanın nasıl kurulduğuna dair ipuçlarını görmek mümkün. Kostüm, ışık, set ve oyuncuların konumlandırılması bir araya gelerek kampanyanın son halindeki sinematik atmosferi oluşturuyor.
35 mm film estetiğinin tercih edilmesi de bu dünyaya zamansız bir his katıyor. Modern bir parfüm kampanyası olmasına rağmen görüntülerde dijital dünyanın kusursuzluğundan ziyade film dokusunun getirdiği daha fiziksel ve hissedilir bir atmosfer tercih ediliyor.
Bir Parfümden Önce Bir Hikaye
Vendetta Donna ve Vendetta Uomo, Valentino Beauty’nin yeni parfüm ikilisi olarak aynı fikrin iki farklı yorumunu sunuyor. Ancak kampanyanın anlatısı kokuların notalarından önce geliyor. Vendetta Donna’da sümbülteber, kırmızı portakal ve sandal ağacı; Vendetta Uomo’da ise zencefil, tarçın likörü ve paçuli öne çıkıyor. İki kompozisyonun ortak noktası ise yoğunluk ve duyusallık. Kampanya da bu ortak zemini iki insan arasındaki ilişki üzerinden anlatıyor. Birbirini tamamlamaya çalışan değil, birbirinin yanında kendi karakterini koruyan iki insan. Aralarındaki çekim de tam olarak buradan doğuyor.
ELLE’e özel kamera arkası karelerine baktığımızda Vendetta’nın hikayesini başka bir açıdan görüyoruz. Dakota Johnson ve Alexander Skarsgård’ın kamera önündeki güçlü görüntülerinin ardında bir kampanyanın nasıl adım adım kurulduğuna tanıklık ediyoruz.
Sonuçta Vendetta yalnızca bir parfüm hikayesi anlatmıyor; hissetmenin, çekimin ve kontrol edilemeyen bir duygunun peşinden giden iki karakter yaratıyor. Kamera arkasındaki kareler ise bu hikayenin henüz tamamlanmadan önceki halini, yani en doğal anlarını yakalıyor.