Max Mara Le Parfum: Markanın İlk Parfümüyle Tanışın
Max Mara'nın ikonik mantosu artık görünmez bir eşlikçiye sahip. Florence Pugh'nun yüzü olduğu Max Mara Le Parfum, markanın imza niteliğindeki zarafetini duyulara hitap eden yeni bir deneyime dönüştürüyor.
ELLE TÜRKİYE 08 Eylül 2026

Max Mara, tam 75 yıldır özgüven, ustalık ve zamansız stil üzerine kurduğu kendine özgü bir anlayışıyla kimliğini şekillendiriyor. Şimdi ise marka, ilk parfümü Max Mara Le Parfum’ün lansmanıyla yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Bu yeni koku, markanın yıllar içinde moda aracılığıyla inşa ettiği dünyanın, kokuyla hayat bulan daha kişisel bir uzantısı olarak karşımıza çıkıyor.

Marka, yalnızca kıyafetleri tamamlayan bir parfüm yaratmak yerine felsefesini bir kokuya dönüştürmeyi amaçlıyor. “Görünmez bir manto” fikrinden yola çıkan Max Mara Le Parfum, ikonik camel mantolarından birine sarılmanın verdiği o güvenli ve rahatlatıcı hissi kokuya taşıyor: Sarmalayan, rafine ve kendinden emin. Sadece güzel kokmak için değil, tenle bütünleşmesi için tasarlanan bu parfüm, onu kullanan kişinin kişiliğinin bir parçasına dönüşen incelikli bir imza niteliği taşıyor.


Usta parfümörler Fabrice Pellegrin ve Marie Salamagne tarafından yaratılan Max Mara Le Parfum, markanın yapı ve yumuşaklık arasındaki özgün dengesini yansıtıyor. Kremsi sümbülteber, sedir ağacı ve Avustralya sandal ağacı dokunuşuyla buluşurken, akışkan misk notaları kompozisyona yumuşaklık katıyor. Vanilya ve benzoin ise kokuyu sıcak bir karakterle tamamlıyor. Ortaya, tıpkı Max Mara’nın kendisi gibi aydınlık ve duyusal, modern ama zamansız bir parfüm çıkıyor. %90 doğal kaynaklı içerikle hazırlanan, vegan sertifikalı ve yeniden doldurulabilir şişede sunulan Max Mara Le Parfum, çağdaş parfümeri anlayışını markanın zamana direnen tasarımlar yaratma yaklaşımıyla buluşturuyor.


Max Mara Le Parfum Dünyasını Keşfedin



Bu yeni dönemin yüzü olarak ise Florence Pugh karşımıza çıkıyor. Samimiyeti, içgüdüsel yaklaşımı ve sessiz gücüyle Pugh, Max Mara’nın değerleriyle doğal bir uyum yakalıyor. Uzun yıllardır Max Mara ile çalışan fotoğrafçı Mario Sorrenti’nin objektifinden hayat bulan kampanya, "When you're ready, you'll know" ("Hazır olduğunda bilirsin") mesajını merkeze alıyor. Bu ifade, özgüvenin bir performans sergilemekten değil, insanın kendisiyle tamamen uyum içinde olmasından doğduğuna işaret ediyor. 

Florence Pugh’nun ELLE’e verdiği röportajda da ifade ettiği gibi, parfüm bir mesaj vermekten çok bir his yaratmakla ilgili. Marka ise Max Mara Le Parfum ile yalnızca yeni bir koku sunmuyor; moda dünyasındaki mirasını daha kişisel ve duyusal bir boyuta taşıyan yeni bir "görünmez imza" ortaya koyuyor.


Söyleşi: Florence Pugh ile Max Mara Le Parfum Üzerine 

Max Mara, 75 yıldır özgüveni geleneklerin önünde tutan çok özel bir kadın anlayışını kutluyor. Markayla ilk tanıştığınız andan itibaren sizi etkileyen ne oldu?
Florence Pugh: Max Mara'yı, kıyafetlerini deneyimlemeden önce moda dergileri aracılığıyla keşfettim. Markanın güçlü ama aynı zamanda zarif ve son derece gerçek hissettiren duruşu beni etkilemişti. Zamanla Max Mara denince aklımda ilk olarak ikonik mantoları canlanmaya başladı. Ancak beni asıl etkileyen, markanın zamansızlığı oldu. Her tasarım, her kampanya görseli büyük bir özenle düşünülmüş hissi veriyor. Gösterişli olmadan güçlü olmayı başarıyor. Max Mara'nın kadınları giydirme biçiminde sessiz ama etkileyici bir güç var. Kıyafetler sizi değiştirmeye ya da sizin yerinize konuşmaya çalışmıyor; sizi destekliyor. Kadınların kendilerini dengede, sakin ve kendileriyle uyum içinde hissetmelerini sağlıyor. Sanırım beni Max Mara'ya her zaman geri döndüren de bu incelik.

Kampanya, "Hazır olduğunda bilirsin" fikri etrafında şekilleniyor. Bugün sizin için "hazır olmak" ne ifade ediyor? 
Florence Pugh: 
İnsanların düşündüğünün aksine bunun mükemmellikle pek ilgisi yok. Hazır olmak aslında kendine, seçimlerine ve sezgilerine güvenebilmek demek. Günümüzde kadınlar pek çok beklentiyle karşı karşıya kalıyor. Bu yüzden kendine sadık kalarak ilerleyebilmek çok önemli. Dış seslerin baskısını değil, kendi ritmini dinlemek ve bir sonraki adımı atmak için doğru zamanın geldiğini hissedebilmek...


Koku, günlük hayatınızda nasıl bir yere sahip?
Florence Pugh:
Parfüm benim için her zaman çok kişisel bir şey oldu. Kendimi duyurmak ya da arkamda güçlü bir iz bırakmak için kullandığım bir şey değil. Parfümü tamamen kendim için kullanıyorum. Bana daha dengede, daha güvende ve içinde bulunduğum ana daha bağlı hissettiren bir ritüel gibi. Evden çıkmadan önce sürdüğüm son şey oluyor çoğu zaman; güne hazır hissetmemi sağlayan sessiz bir hazırlık anı.

Marka, Max Mara Le Parfum'ü "görünmez bir manto" olarak tanımlıyor. Bu fikir sizde nasıl bir karşılık buldu?
Florence Pugh: 
Bunu ilk duyduğum anda tam olarak ne anlatılmak istendiğini anladım. Hepimizin dışarı çıkmadan önce yalnızca bize ait küçük ritüelleri vardır. Kimsenin görmediği ama herkesin hissettiği şeyler... Ben her zaman sezgilerime ve hissettiklerime güvendim. Bu fikir de tam olarak bunu anlatıyor. Üzerinize bir kimlik dayatmayan ama sizi destekleyen görünmez bir güç gibi.

Kokular çoğu zaman anılarımızın bir parçası haline gelir. Max Mara Le Parfum ile ilk karşılaştığınızda hissettiğiniz duygu neydi?
Florence Pugh: 
İlk düşündüğüm şey, "Bu çok özel" oldu. İçinde hem sıcak hem zarif ama aynı zamanda çok modern bir his vardı. Gözlerimi kısa bir an kapattığımı hatırlıyorum çünkü kelimelerden önce duygular geldi. İlk olarak odunsu notaları hissettim; kendinden emin, hatta hafif maskülen bir karaktere sahipti. Ardından daha kremsi çiçeksi notalar ortaya çıktı. Koku tenimde oturdukça vanilya kendini göstermeye başladı; yumuşak ama kalıcılığıyla bağımlılık yaratan bir şekilde. Adeta ikinci bir ten gibiydi. Sanki yalnızca sizin için yaratılmış gibi hissettiriyordu.


Kampanya çekimlerinde Mario Sorrenti'nin objektifinin karşısındaydınız. Onunla çalışmak nasıldı?
Florence Pugh:
Mario hiçbir şeyin zorlanmış hissettirmediği bir çalışma ortamı yaratıyor. Sizden belirli bir performans beklemek yerine keşfetmeniz için alan tanıyor. Bekliyor, gözlemliyor ve her şeyin doğal akışında gelişmesine izin veriyor. Bu yüzden çekimler çok sezgisel ve tamamen anın içinde hissettirdi. Bana oyunculuğu da hatırlattı aslında; duruşun, bakışın ve enerjinin aynı anda kusursuz biçimde buluştuğu o anı fark edip fazla düşünmeden yakalayabilmek... İşte o zaman ortaya gerçekten yaşayan bir kare çıkıyor.

Bugün birçok genç kadın için ilham veren bir isimsiniz. Onların sizin yolculuğunuzdan neyi almalarını isterdiniz?
Florence Pugh: 
Kimsenin onayını beklemek zorunda olmadıklarını bilmelerini isterim. Kendilerine güvenebilirler, sezgilerini dinleyebilirler ve onları farklı kılan yönleri sahiplenebilirler. Hiç kimsenin kim olmaları gerektiğini tanımlamasına izin vermesinler. Gerçek özgüven, olduğunuz kişiyi hiçbir özür dilemeden sahiplenebilmekten geliyor.;


Son olarak, eğer Max Mara Le Parfum hayatınızdaki tek bir anı temsil etseydi, bu hangi an olurdu?
Florence Pugh: 
Yeni bir başlangıcın hemen öncesindeki o sessiz an olurdu. Kendi gücünüzün tamamen farkında olduğunuz ama bunu kimseye kanıtlama ihtiyacı hissetmediğiniz o an... Kendinize güvenerek bir sete adım atmak, fazla düşünmeden bir karar vermek ya da yalnızca bir odaya girerken olduğunuz kişiyle huzur içinde hissetmek... Dünyada kendi yerinizi sahiplenme duygusu. Benim için Max Mara Le Parfum tam olarak bunu temsil ediyor.


*Bu bir reklamdır.

 


SON HABERLER