AŞK HAYATIMIZDAN ÇIKACAK MI?
Yeni nesil aşk bir aplikasyonla başlıyor SMS mesajı ile son buluyor. Ya sonra?
ELLE ONLINE 30 Mart 2015






Çıkış yolumuz aslında Oscar adayı olan bir film: Her (O)... Filmde, ayrıldığı eşini unutmak için bir arayışa giren Theodore'un, bir yazılım programıyla yaşadığı büyük aşk konu ediliyor. Burada bir parantez açıp ekleyelim. Tamam konu son derece ilginç ve güncel. Hikaye oldukça başarılı örülmüş ve iyi işlenmiş. Ve hatta 8,4'lük IMDB notuna da sahip ama yine de biraz depresif geliyor insana... Hemen şu soruyu soruyoruz kendimize ‘Böyle mi olacak yani şimdi ilişkiler birkaç sene sonra?'





Oysa ki, farkıda mıyız bilinmez ama öyle oldu bile belki de? Çok değil bundan 5 sene önce, böyle bir hikaye anlatmak mümkün değildi. Öte yandan teknoloji geliştikçe işin şekli de değişti! Daha önce annelerimizin “Ayy evde kaldı bu kız, biriyle tanıştıralım bunu!” diye dertlere düşüp çöpçatanlığa kalkışmasına olabilecek bütün kaprisleri yaparken, adı ‘Matchmaker' yani bildiğin ‘çöpçatan' olan sitelere üye olup, tanımadığımız bilmediğimiz birileriyle görücü usulü tanışmaktan geri kalmıyoruz...~





DİJİTAL TANIŞMA
Eskiden yonca.com'du işin adresi. Şimdi telefonlarımızdaki aplikasyonlara indirgendi ‘Beyaz atlı prensi' bulma rehberi... Tinder, OkCupid, How About We, Tingle en önde gelenleri. Ama daha niceleri de var! Hepsinde sadece bir app indirip basit bir üyelikle giriyorsunuz ‘aday adayları'nın radarına... Ve tabii vice versa.


Böylece sanal ortamda start alıyor herşey. Haa diyelim ki orada başlamadınız... Yine sanal sanal ilerliyor bir şekilde:


“Onunla tamamen tesadüfen tanıştım. Ne telefonunu aldım, ne de irtibat kurabileceğim bir başka yol vardı. Sadece adını biliyordum. Twitter'dan buldum. Ekledim. Sonra da mesajlaşmaya başladık. Böyle başladı herşey!”


Böyle anlatıyor konuştuğumuz ‘dijital aşık'lardan biri. 35 yaşında ve twitter hayatının önemli bir parçası. O yalnız değil bu konuda. Benzer çok hikaye var etrafta...~






TAZE AŞK


Sonrası yine mesajlarla gelişiyor. Hiç etrafınıza baktınız mı? Bakıp da o ‘taze aşk' sırasında telefonuna gülümseyenleri gördünüz mü, mesaj yazarken? Eh görmediyseniz dikkat edin: Oturur oturmaz önce telefonunu koyan masanın üzerine sonra da arkadaşını dinler gibi yapıp: ‘Hıı hııı, eee, aaa' diyerek 3 dakikada bir telefonunun ekranına bakan o kız, bir ‘dijital aşık' işte...


“Hayattaki en büyük mutluluğum, iPhone'da karşı taraf birşeyler yazarken ekranda beliren 3 nokta.” diye anlatıyor 27 yaşındaki bir diğer dijital aşık... Hepimiz için öyle değil mi biraz? Whatz up'un ‘yazıyor' ibaresini de sevmiyor muyuz eş oranda? Yatarken mesajı duyabileceğimiz en yakın yere konan telefonlar da dijital aşkın flört evresini beslemek için...


Bir romans yaşanıyor tabii ki bu mesajlaşmalarda... Ama ‘zamane' kuralları çerçevesinde hepsi ‘zip file- sıkıştırılmış' olarak... Seni Çok Seviyorum yerine ‘SÇS' yazıyoruz mesela...


Belki bir zamanların kitaplara, filmlere konu olan aşkları kadar yoğun... Ama aynısının ‘hızlandırılmışı' çerçevesinde...~

AYRILIK DA AŞKA DAİR
Aynı şekilde ‘sonlar' da dijital bir tavır taşıyor artık.


‘Bu ilişki yürümüyor!' GÖNDER tuşu...


Tıpkı, bilgisayarımızda yanlış yazdığımız bir kelimeyi silerken ya da telefonumuzda istemediğimiz bir fotoğrafı yok ederken yaptığımız gibi ‘SİL' tuşuna basıveriyoruz ayrılıklarda da... Ya da birisi bizi siliveriyor aynı şekilde!


SMS veya Whatzup ayrılıkları o kadar popüler ki, geçtiğimiz günlerde internet üzerinde yayın yapan Huffington Post gazetesinde bir derleme yaptı bu konuda... Ortaya çıkan gerçek erkeklerin mesajla ayrılmak konusunda %88'lik bir oranla kadınların önünde olduğunu gösterdi. 8.000 kişinin katıldığı araştırmada text ile ayrılan kadınların oranıysa %18!~


MESAJLA KAPANIŞ
Peki neden mesaj? İnsanlar konuşa konuşa anlaşırken hepimizin ilişkiyi birkaç kelimelik mesajlara indirgemesi normal mi? Fransız Psikopedagog Bruno Humbeeck, ‘Aşk Acısı Büyümenize Yardım Edebilir' adlı çalışmasında bu konuya değiniyor. Ona göre, mesajların önemli bir özelliği var: Vicdan azabını ortadan kaldırması. Ayrılık mesajını yazan kişi, kalbini kırdığı kişinin yüzüne bakmak zorunda kalmıyor. Bu da ayrılığın yükünü hızlı bir şekilde atıp yeni bir başlangıç yapmasını kolaylaştırıyor. İlişkide terk edilen tarafa gelince! Psikopedagog Humbeeck'e göre, her ne kadar nahoş bir deneyim olsa da bu da normal bir ayrılığa göre daha hızlı bir iyileşme süreci oluşturuyor. Zira mesajın soğuk sertliği beklentinin daha hızlı tükenmesine ve kapanışın daha çabuk yapılmasına yardımcı oluyor. Kalın ciltli kitapların konusu olan aşk, birkaç satırlık mesajlara inmiş durumda...





Peki buradan nereye doğru ilerleyeceğiz? Teknolojiyi son derece iyi kullanan ve bu konuda lider olan Japonya'da gençlerin aseksüelleştiğini gösteren araştırmalar var... Yol orası mı?


Yoksa aşk ister sayfalarca ister iki satırla yine hayatın merkezinde kalmaya devam edecek mi?
SON HABERLER