İlişkiler çağ değiştikçe dönüşüyor ancak güven, sadakat ve duygusal bağ hâlâ her ilişkinin temelini oluşturuyor. Buna rağmen modern yaşamın hızlanan temposu, dijital iletişimin sınırları bulanıklaştıran doğası ve bireyselliğin yükselişi çiftler arasındaki bağları eskisinden çok daha kırılgan hale getirebiliyor. Mesajlaşma uygulamaları, sosyal medya ve çevrimiçi platformlar insanların birbirleriyle kurduğu bağları dönüştürürken aldatma kavramı da daha görünür ve karmaşık bir hal alıyor. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Nevzat Tarhan, modern toplumlarda empati ve utanma duygusunun zayıflamasının aldatma davranışını giderek normalleştirdiğini söylüyor. Ona göre teknoloji bir yandan aldatmayı kolaylaştırırken diğer yandan dijital izler sayesinde gerçeğin ortaya çıkmasını da hızlandırıyor. “Eskiden ‘yalancının mumu yatsıya kadar yanar’ derdik, şimdi internete kadar yanıyor” diyen Tarhan, dijital dünyada bırakılan izlerin çoğu zaman ilişkilerdeki tutarsızlıkları ortaya çıkardığını vurguluyor.
Uzmanımıza göre aldatma yalnızca fiziksel bir eylemle sınırlı değil. Günümüzde duygusal aldatma da en az fiziksel aldatma kadar ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. “Aldatma aslında bir ihanet travmasıdır” diyen Tarhan, kişinin kendisini “arkadan bıçaklanmış gibi” hissettiği her durumun sadakatin ihlali anlamına gelebileceğini söylüyor. Bu davranışın temelinde çoğu zaman güven ve dürüstlük eksikliği yatıyor. Tarhan, aldatmaya yatkın kişilerde sıklıkla üç özelliğin bir arada görüldüğünü belirtiyor: yüksek narsisizm, düşük dürtü kontrolü, yüksek dışadönüklük. Bu özelliklerin birleştiği kişilerde sadakat sınırlarının daha kolay ihlal edilebildiğini ifade ediyor. Aldatma sonrası yaşanan duygusal süreçler ise kişiden kişiye değişiyor. Bazı kişiler derin bir pişmanlık yaşarken bazıları yaptıkları davranışı rasyonalize etmeye çalışabiliyor.
Launchmetrics Spotlight
Sağlıklı İlişkilerin Küçük Ritüelleri