Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight
Kopenhag Moda Haftası’nın İlkbahar/Yaz 2027 sezonu 3-6 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşti. 20. yıl kutlamalarının ikinci bölümünü oluşturan haftada OpéraSport, Marimekko ve Baum und Pferdgarten gibi markalar takvime geri dönerken, Collina Strada ve Institution by Galib Gassanoff gibi yeni isimler de Kopenhag’da ilk kez yer aldı. Bu sezonun genelinde İskandinav minimalizmi yine öne çıktı. Ancak geçen sezonlara kıyasla daha romantik, daha renkli ve daha kişisel bir yaklaşım vardı. Bazı tasarımcılar daha gösterişli koleksiyonlar sunarken, bazıları sade silüetleri nostaljik ve feminen detaylarla bir araya getirdi. Yani Kopenhag stili değişmedi, biraz daha genişledi.
Minimalizm ve Romantizm
“Danimarka stili bugün ne demek?” sorusunun en basit cevaplarından biri hâlâ canlılık. By Malene Birger’in koleksiyonu bunun iyi örneklerinden biriydi. Markanın yaratıcı direktörü Emilie Martinsen-Kønigsfeld’in ailesinin şehir dışındaki evinde gerçekleşen şov, markanın altı yıldan uzun bir aradan sonra Kopenhag Moda Haftası takvimine dönüşünü de kutladı. Tassel detaylı funnel-neck ceketler, akışkan peplum üstler ve büyük bel kemerleri, markanın sade yaklaşımına biraz daha hareket kattı.
Skall Studio’da ise romantik bir yaz havası vardı. Tereyağı sarısı ve çizgili poplin elbiseler vintage dokuma sepetlerle tamamlandı. “La Piscine” adını taşıyan koleksiyon, Jacques Deray’ın 1969 tarihli filminden ve Jane Birkin’in stilinden ilham aldı. (Euro Summer furyası devam ediyor.) Bu koleksiyonda Kopenhag’ın sevdiği sade yaz elbisesine biraz Fransız sineması ve 1960’ların yaz stilinden bir dokunuş eklendi.
Kopenhag’ın Dışından Gelen Hikayeler
Biraz Daha Eğlence
Haftanın son gününde Nicklas Skovgaard ve Collina Strada, daha maksimal koleksiyonlarla öne çıktı. Nicklas Skovgaard’ın gösterisinde modeller vintage otomobillerle şov alanına geldi. 1960’ların girl-group kültüründen, özellikle The Shangri-Las ve The Supremes’ten ilham alan koleksiyonda pötikareli babydoll elbiseler ve çantalar dikkat çekti.
Kopenhag Moda Haftası’nın uluslararası konuk tasarımcısı Hillary Taymour ise Collina Strada için “Delirium in Bloom” isimli koleksiyonunu su kenarında, günbatımında sundu. Yaylı çalgılar dörtlüsünün eşlik ettiği defilede modeller tül, sim ve metalik detaylar taşıyordu. Taymour’un alışılmış maksimalist yaklaşımı bu kez daha feminen ve yumuşak bir görünüm kazandı. Sürdürülebilirliğe önem veren markanın koleksiyonunda yalnızca tasarımcının stüdyosunda kalan atıl kumaşlar kullanıldı. Krem rengi şifon ve tüllerle başlayan koleksiyon, daha sonra pembe, yeşil ve bebek mavisi tonlarına geçti. Patchwork, dip-dye, kurdeleler ve asimetrik formlar koleksiyona hareket kattı. Payetli üstler, metalik mini etekler ve büyük kargo şortlar ise Taymour’un daha eğlenceli tarafını gösterdi. Burada romantik parçalar ile markanın alışılmış daha dağınık ve deneysel estetiği bir arada kullanılmıştı.
Kopenhag Stili Nereye Gidiyor?
Kopenhag Moda Haftası’nın İlkbahar/Yaz 2027 sezonunda tek bir trendden söz etmek zor. Minimalizm hâlâ önemliydi. Ancak yanında romantik elbiseler, 1960’lar referansları, renkler, el işçiliği ve daha deneysel silüetler de vardı. Caro Editions’ın final gösterisi bu çeşitliliğin iyi bir özeti oldu. 1980’lerden ilham alan renkli ve eğlenceli tasarımlarıyla tanınan marka, modelleri podyumda kol kola yürüttü.
Kopenhag stili hâlâ rahat, işlevsel ve sade. Fakat artık bunun yanında hâlâ fazlasıyla renk, romantizm ve kişisel stil var.