Londra Moda Haftası Mulberry İlkbahar/Yaz 2027: Christopher Kane ile Yeni Bir Başlangıç

Christopher Kane, Mulberry’deki ilk koleksiyonunda markanın deri mirasını ve ikonik Bayswater çantasını yeniden ele alıyor. Keskin deri formlar, geometrik kesikler ve arşivden gelen detaylar, Mulberry’nin tanıdık kodlarını daha modern ve sade bir gardıroba dönüştürüyor.

Berrak Zeynep Yılmaz BERRAK ZEYNEP YILMAZ 21 Eylül 2026
Londra Moda Haftası Mulberry İlkbahar/Yaz 2027: Christopher Kane ile Yeni Bir Başlangıç LAUNCHMETRICS SPOTLIGHT

Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight


Christopher Kane’in Mulberry için hazırladığı ilk koleksiyon, Londra Moda Haftası’nın en çok merak edilen buluşmalarından biriydi. Defile, markanın İngiliz mirasına uygun biçimde Londra’daki Queen Elizabeth II Centre’ın Brutalist atmosferinde gerçekleşti. Ancak Kane’in amacı geçmişi olduğu gibi yeniden canlandırmak değil, Mulberry için yeni bir başlangıç yaratmaktı.

Bu yeni başlangıcın en belirgin referansı, Mulberry’nin ikonik Bayswater çantasının kapağı oldu. Kane çantanın karakteristik formunu koleksiyon boyunca farklı biçimlerde yeniden yorumladı: deri elbiselerden yatay katmanlara, eteklerden kesiklere, yakalarda ve trikoda geometrik detaylara dönüştürdü. Böylece bir çanta detayı, koleksiyonun neredeyse grafik işaretine dönüştü. Kane’in yaklaşımı, Mulberry logosunu doğrudan kullanmak yerine markayı tasarımın kendisi üzerinden tanımlama fikrine dayanıyor.

Deri, koleksiyonun ana malzemesi olarak öne çıkıyor. Taupe, krem, karamel, çikolata ve gri gibi nötr tonlarda hazırlanan deri elbiseler ve etekler; keskin hatları, eskitilmiş plise detayları ve omuz çevresindeki kıvrımlı kesiklerle hareket kazanıyor. Küçük elbiselerde üst üste gelen deri paneller,  soyut fırfırlar gibi çalışırken, kutu formlu paltolarda benzer kesikler daha grafik bir görünüm yaratıyor.

Kane’in kendi tasarım dilini Mulberry ile buluşturduğu nokta da burada ortaya çıkıyor. Geometrik kesimler ve derinin daha sert kullanımı, tasarımcının geçmiş koleksiyonlarından tanıdığımız bir yaklaşımı markanın geleneksel malzemeleriyle bir araya getiriyor. Trikolar da aynı dili sürdürüyor; deri panelleri andıran geometrik katmanlar, sade kazaklara daha yapısal bir görünüm kazandırıyor.

Koleksiyonun daha yumuşak tarafı ise Kane’in kendi geçmişine uzanıyor. Oversize Mulberry sweatshirt’leri, tasarımcının İskoçya’da büyürken markayla kurduğu kişisel ilişkiye gönderme yapıyor. Kane’in Mulberry’yi ilk kez futbol tribünlerinde gençlik kültürü üzerinden tanıması, markanın onun için yalnızca bir lüks deri markasından ibaret olmadığını gösteriyor. Arşivden çıkarılan bu sweatshirt’ler, koleksiyonun daha gündelik ve kişisel parçaları arasında yer alıyor.

Koleksiyonun renk ve malzeme dünyası da bu şehir-kır karşıtlığını sürdürüyor. Gri, beyaz ve siyahın ağırlıkta olduğu palete Mulberry’nin karakteristik ekose deseni ve yer yer canlı turuncu gibi daha güçlü tonlar ekleniyor. Oxford gömlekleri, PVC trençkotlar, parkalar ve trikolar; deri elbiseler ve gece parçalarıyla aynı gardıropta buluşuyor.

Tasarımcı, markanın en bilinen kodlarını alıp onları minimalist bir yaklaşımla farklı ölçeklerde ve farklı malzemelerde yeniden kuruyor. Bayswater’ın kapağı bir çantanın detayı olmaktan çıkıp eteğe, elbiseye veya trikoya dönüşürken, arşiv parçaları da birebir nostalji objeleri olarak değil, bugünün gardırobunun parçası olarak geri dönüyor. 


SON HABERLER

Dergide Bu Ay

ELLE Eylül 2026 Sayısı Çıktı!

ELLE Eylül 2026 Sayısı Çıktı!

Kapağımızın başrolünde Cartier'nin zamansız tasarım kodlarının heykelsi ve çağdaş bir yorumla yeniden hayat bulduğu Yüksek Mücevher Koleksiyonu “Le Chœur des Pierres” yer alıyor.

BU SAYIDA NELER VAR?

E-Bülten Aboneliği

E-bültenimize şimdi abone olun,
magazin dünyasındaki tüm gelişmelerden anında haberiniz olsun.