Öncelikle şunu söylemeliyim ki defile alanı çok etkileyici gözüküyordu. Kumla kaplanan podyumun merkezinde yükselen dev dalga enstalasyonu şovun belki de en etkileyici unsuruydu. Yaklaşık 10 metre yüksekliğindeki dalga ikiye ayrılarak kırılan bir okyanus dalgasını andırıyor, etrafa yayılan su ve hafif esinti ise Paris'in bunaltıcı sıcaklığında beklenmedik bir ferahlık yaratıyordu. Modeller adeta dalgaların içinden çıkıyor gibi gözüküyordu.
Pharrell Williams'ın Louis Vuitton'daki erkek giyim vizyonu her sezon daha belirgin bir karakter kazanıyor. Bu sezon o karakter, Maison'un köklü "dandy" mirası ile sörfçü yaşam tarzı arasında kurulmuş. Akışkan terzilik, elde yapılandırılmış dokular ve denizden ilham alan süslemeler performans odaklı teknik parçalarla bir araya geliyor. Ortaya da ne tamamen şehirli ne de tamamen sahile ait görünen, sürekli hareket halindeki modern bir gezgin profili çıkıyor.
Koleksiyonun en başarılı taraflarından biri, sörf estetiğini klişelere düşmeden Louis Vuitton evrenine taşıyabilmesi. Elbette monogramlı sörf tahtaları ve fonksiyonel wetsuit'ler vardı. Tuzlu suyun, güneşin ve zamanın etkisini taşıyan yıpranmış görünümler yıkanmış deriler, solmuş renkler ve onarılmış hissi veren detaylarla yeniden yorumlanmış.
Pharrell Williams'ın uzun süredir sürdürdüğü trompe-l'œil yaklaşımı da koleksiyonda önemli bir yer tutuyordu. İlk bakışta aşınmış ya da yamalanmış gibi görünen yüzeyler yakından incelendiğinde yoğun el işçiliğinin ürünü olarak ortaya çıkıyordu. Bir ceketin yüzlerce Louis Vuitton yamasının bir araya getirilmesiyle oluşturulması ya da mercan dokularını andıran boncuk işlemeleri bu yaklaşımın öne çıkan örnekleri arasında.
Çantalar her zamanki gibi koleksiyonun önemli bir parçasıydı. Deniz kabuklarından mercanlara, yengeç kıskaçlarından sörf zincirlerine uzanan detaylar görünümün hikayesini güçlendiriyordu. Özellikle mercanlarla kaplanmış hissi veren çantalar, Maison'un aynı zamanda Coral Gardeners ile duyurduğu mercan resifi restorasyon projesiyle de anlamlı bir bağ kuruyordu.
Ayakkabılar ise çantalar kadar öne çıkmadı. Çoğu ayakkabı modeli ilk bakışta Vans ya da Ugg modellerini andırıyordu. Ancak tam da bu nedenle ilginç bir soru ortaya çıkıyor: Bu kadar belirgin referanslar varken neden bir işbirliği tercih edilmemiş? Son yıllarda moda endüstrisinin ortaklıklar üzerinden ilerleyen stratejileri düşünüldüğünde bu ayakkabıların bilinçli olarak bağımsız bırakılması dikkat çekici görünüyor.
Pharrell Williams bu sezon sörf kültürünü olduğu gibi kopyalamak yerine onu Louis Vuitton'un diline tercüme ediyor. Ortaya okyanusla şehir, performansla lüks, teknik giyimle terzilik arasında kurulan dengeli ve oldukça güncel bir erkek gardırobu çıkıyor.