Fotoğraflar: Giuseppe Riserbato
“Il Silenzio” İtalyancada “sessizlik” demek. Koleksiyon, söylenmeyen sözler, özlem ve içe dönüş gibi duygular etrafında şekilleniyor. Gül Ağış’ın koleksiyon için çıkış noktalarından biri ise Mevlânâ ve Şems’in düşünce dünyası. Sessizliği bir boşluk olarak değil, bazı duyguların daha fazla yer bulduğu bir alan olarak ele alan “Il Silenzio”da bu fikir, Anadolu’dan gelen sembollerle de karşılık buluyor. Bunlardan biri, ayrılık anında sevilen kişiye verilen mendil. Koleksiyonda mendil, özlem ve yeniden kavuşma fikriyle birlikte ele alınıyor.
Beyaz, İpek ve El İşçiliği
Koleksiyonun renk paletinde beyaz ve beyazın farklı tonları öne çıkıyor. İpek, şifon ve tafta; transparan yüzeyler, nakışlar ve el işi detaylarla bir araya geliyor. Akışkan kumaşlar daha yapılı formlarla buluşurken, Anadolu’nun zanaat geleneğinden gelen bazı el işi teknikleri de çağdaş silüetlerde karşılık buluyor. Büyükannelerin çeyizlerinde karşılaşılan el işi detayları da koleksiyonda farklı biçimlerde karşımıza çıkıyor. El emeği gerektiren bu uygulamalar, “Il Silenzio”nun daha yavaş ve zamana yayılan üretim fikrini destekliyor.
16 Yıl Sonra Milano’da