Hazırlayan: Muhammet Bozkurt
Sonbahar/Kış koleksiyonlarının en güçlü mesajı kadınların görünürlüğü üzerine kurulu. Bu görünürlük tavrıyla kendini hissettiriyor. Modaevleri, feminenliği kırılganlık üzerinden tanımlayan eski anlatılardan uzaklaşırken dantel, transparan katmanlar, Viktoryen yakalar ve fularlar ile güçlü bir stil dilinin temel parçalarına dönüştürüyor.
Bu yön değişimi estetik bir tercihten çok, son birkaç yıldır sessiz lüksün yalınlığı ve maskülen terziliğin keskin çizgilerinden arınmak ve kişisel ve duygusal bir gardırop önerisini sunmak için karşımıza çıkıyor. Ancak bu duygusallık nostaljiye yaslanmıyor, dantel ve tül, kırılganlığı temsil etmek yerine stil sahibi bir feminenliği görünür kılıyor.
Bu yeni yaklaşım iki farklı karakter etrafında şekilleniyor. Bir yanda ışıltı, hafiflik ve akışkanlık, diğer yanda karanlık, gizem ve dramatik kontrastlar. İki yaklaşımın ortak noktası ise romantik kodları çağdaş bir tavra dönüştürmeleri. Feminenlik artık kişisel stilini güçlü bir şekilde ifade etmenin yollarından biri.
Editörün Notu
Bir trendi güçlü yapan yalnızca ne kadar görünür olduğu değildir. Onu farklı kılan, farklı gardıroplara uyum sağlayabilmesidir. Sezonun romantik kodları da tam olarak bunu başarıyor. Dantel, tül ya da transparanlar tek bir stile ait değil, minimal gardıropta da maksimal bir görünümde de kendine yer buluyor. Trendin kalıcılığını belirleyen de tam olarak bu esneklik oluyor.
Chloé, Erdem, Zimmermann, Alberta Ferretti ve Dior bu tavrın aydınlık tarafını kat kat tüller, hareketli fırfırlar ve ince dantellerle yorumluyor. Hafif kumaşlar hacimli siluetlerle buluşurken görünüm zarif olduğu kadar güçlü bir duruş da kazanıyor. Simone Rocha ise hacim, heykelsi formlar ve dramatik oranlarla bu anlatıyı daha çağdaş bir noktaya taşıyor.
Dantel ise koleksiyonların ortak dili olarak öne çıkıyor. Uzun yıllar gece giyimiyle özdeşleşen bu kumaş artık günün her anına taşınıyor. Saint Laurent transparan katmanları keskin terzilikle buluşturarak bu estetiği şehir hayatına uyarlarken, Gucci ve Givenchy bedenin çizgisini takip eden ince dantel elbiselerle daha yalın bir yaklaşım sunuyor. Chloé ise aynı malzemeyi hacimli katmanlar ve yumuşak siluetlerle yorumlayarak bambaşka bir karakter kazandırıyor. Aynı kumaş, farklı modaevlerinde tamamen farklı hikayeler anlatarak yeniden hayat buluyor.
İç giyim referansları da koleksiyonların en belirgin kodlarından biri. Sutyenler, slip elbiseler, korseler ve transparan katmanlar görünümün merkezine yerleşiyor ancak bu kez amaç katmanlar arasında yeni bir denge kurmak. İnce dantel bir slip elbisenin üzerine giyilen maskülen bir ceket ya da transparan bir bluzun altından görünen korse detayları, sert ve yumuşak kodları aynı görünüm içinde buluştururken, bu estetik tam da karşıtlıkların uyumundan besleniyor.
Dengeyi Koruyun
Bu sezonun kodlarını uygulamanın yolu baştan aşağı romantik görünmekten geçmiyor. İnce bir dantel bluzu keskin terzilikle, transparan katmanları yalın parçalarla ya da poet kollu bir gömleği denimle dengelemek yeterli. Etkiyi büyüten şey detayların sayısı değil, kurdukları kontrast.
Rabanne’ın metal, transparan ve danteli aynı yüzeyde buluşturan görünümleri de bu durumun hafiflikle sınırlı olmadığını gösteriyor. Parlak metal yüzeyler ile hafif kumaşlar arasındaki kontrast, koleksiyonların en güçlü görsel etkilerinden birini yaratıyor.Bu tavrı tamamlayan bir diğer unsur ise Viktoryen referansların geri dönüşü. Saint Laurent, Givenchy ve Louis Vuitton yüksek yakalar, uzun manşetler ve poet kolları bugünün keskin şehir estetiğiyle yeniden yorumluyor ve tarihsel siluetler modern gardırobun doğal parçalarına dönüşüyor.
Sonbahar/Kış 2026-2027’de romantik estetik, çağdaş feminenliğin güçlü bir ifadesine dönüşüyor. Gücü yalnızca keskin omuzlarda ya da maskülen terzilikte aramayıp, transparan bir katmanda, ince bir dantelde ya da poet kollu bir bluzda da aynı etkiyi yaratabilmek mümkün. Romantik zeka, tam da bu noktada devreye giriyor. Duyguyu stilin merkezine yerleştirirken feminenliği klişelerden arındırıyor ve bugünün gardırobuna yeni bir ifade dili kazandırıyor. Bu yüzden her dönemin kendine ait bir romantizmi vardır, peki bugünün romantizmi, yarın nasıl hatırlanacak?
*Bu içerik ELLE Türkiye Eylül 2026 sayısından alınmıştır.