Yazı: Tuba Ulaştıran
Fotoğraflar: Launchmetrics Spotlight, Dries Van Noten, H&M, Mango
Max Mara Atelier, Chloé, Ralph Lauren
“Protective dressing”in formülü basit: Daha fazla kumaş, daha fazla hacim, biraz daha fazla kişisel alan.
Moda yıllarca kadına “küçül, incel, az yer kapla” dedi. Şimdi ise tam tersini söylüyor: Büyük düşün, büyü ve mümkünse iyi bir paltonun içine tamamen yerleş. Daha ince siluetler, daha küçük çantalar, daha az kumaş… Minimalizm yalnızca bir estetik tercih olmaktan çıkıp neredeyse bir davranış biçimine dönüşmüştü. Ancak FW26’da moda oldukça net bir tavır alıyor: Yer kaplamak artık problem değil. Hatta mesele tam olarak bu.
Mango, Di Morabito
Koruma İçgüdüsü Bir Estetik Olunca
“Protective dressing”i Türkçeye çevirdiğimizde karşımıza “koruyucu giyinme” gibi kulağa biraz fazla ciddi gelen bir ifade çıkıyor. Oysa mesele termal içlikler, yağmurluklar ve “üşütme kendini” uyarıları değil. Daha çok kıyafetin bedeni sarıp sarmalaması, çevresinde alan yaratması ve dış dünyayla arasına küçük bir mesafe koyması.
İnsanlar kıyafetleri yüzyıllardır yalnızca soğuktan, yağmurdan ya da rüzgârdan korunmak için giymiyor. Kıyafet bazen bir statü göstergesi, bazen bir zırh, bazen de dünyanın geri kalanıyla aramıza koyduğumuz mesafe. “Protective dressing” ise bütün bunların daha moda editörlüğü yapılmış hali gibi. Üstelik FW26’da bu fikir özellikle dış giyimde görünür hale geliyor. Palto artık kombinin üzerine sonradan eklenen parça değil, görünüşün kendisini belirleyen ilk katman.
Shearling, suni kürk, kalın yünler, patchwork yüzeyler, geniş yakalar ve hacimli siluetler aynı noktada buluşuyor. Kısacası, kıyafet bu sezon bedene yaklaşmıyor, onu çevreliyor.
Dries Van Noten’dan, Chloé’ye uzanan koleksiyonlarda dış giyimin dokunsal tarafı özellikle öne çıkıyor. Yani yalnızca uzaktan güzel görünen değil, içine girdiğinizde gerçekten bir şey hissettiren parçalar söz konusu. Bir kıyafet aynı anda hem zırh hem sarılma hissi verebilir mi? FW26’nın cevabı oldukça çok açık. Neden olmasın?
Chloé, Burberry
“Coatmaxxing”: Paltonun Önünde
Bu sezonun internet tarafından sahiplenilen kelimelerinden biri de "catmaxxing". Kulağa biraz spor salonunda maksimum performans hedefleyen birinin moda versiyonu gibi geliyor ama fikir basit. Paltoyu mümkün olduğunca büyütmek, görünüşün merkezine koymak ve onun etrafında bir stil dünyası kurmak.
Büyük palto artık sadece soğuk havalarda işe yarayan pratik bir parça değil. Omuzları genişleyen, yere yaklaşan, bedeni neredeyse tamamen içine alan formlar siluetin kendisini değiştiriyor. Üstelik burada amaç görünmez olmak değil.
Tam tersine, hacim büyüdükçe varlık da büyüyor. Bu yüzden oversized paltoyu yalnızca "rahat" diye açıklamak biraz eksik kalıyor. Çünkü rahatlıkla güç aynı parçada buluşabiliyor. Beden küçülmüyor, etrafındaki alan büyüyor. Ve bunun moda açısından kesinlikle oldukça özgürleştirici bir tarafı var.
Stella Mccartney, Loewe
Atkı artık yalnızca boyunda değil. Omuzlara yayıldığında, aksesuar olmaktan çıkıp siluetin bir parçasına dönüşüyor.
Atkıyı Boyunda Bırakmak Zorunda Değilsiniz
"Protective dressing"in en iyi taraflarından biri de uygulanabilir olması. Bunun için baştan aşağı yeni bir gardıroba ihtiyacınız yok. Örneğin atkıyı bu sezon boyna birkaç tur dolamakla yetinmeyip omuzlara doğru genişletme fikrini şimdiden gardırobunuza hazırlayın. Bu tarz girişimler sayesinde atkınız bir anda aksesuar olmaktan çıkıp siluetinizin parçasına dönüşüyor.
Omuzlardan sarkan uzun atkılar, paltoların üzerine bırakılan ekstra kumaşlar ve neredeyse pelerin gibi kullanılan aksesuarlar bu sezonun en sinematik detaylarından. Üstelik görüntü son derece zahmetsiz. En azından öyle görünmesi gerekiyor. Çünkü o atkının "şöyle bir omzuma attım" havasının arkasında muhtemelen üç dakikalık bir ayna mücadelesi olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz.
Toteme, Attico
Toteme, shearling’in yumuşak ve hacimli karakterini minimal bir siluetle yorumluyor. Korunmak hiç bu kadar rafine görünmemişti.
Hacim Her Zaman Biraz Güçtü
Moda tarihinde hacim ile güç arasındaki ilişki yeni değil. Rönesans portrelerindeki dev kollar, geniş pelerinler ve gösterişli siluetler statüyü görünür kılıyordu. 18. yüzyılın saray kıyafetlerinde kullanılan aşırı kumaş miktarı da yalnızca estetik bir tercih değildi. Çünkü ne kadar alan kaplayabildiğiniz, ne kadar güçlü olduğunuzla ilgiliydi. Sonra modern moda bedeni küçültmeye başladı. Dior’un New Look’u beli inceltti. 1960’larda Twiggy’nin ince, neredeyse çocuksu silueti yeni bir güzellik koduna dönüştü.
1990’ların minimalizmi ise “az”ı neredeyse başlı başına bir erdem haline getirdi. Şimdi denklem yeniden değişiyor. FW26’da Loewe’nin abartılı hacimlere sahip cocoon kabanlarından Louis Vuitton’un daha yapısal dış giyim yorumlarına kadar farklı tasarımcılar benzer bir noktaya geliyor. Chloé’de hacmi neredeyse kendi başına bir siluet yaratan dış giyim yorumları bu fikri daha da ileri taşıyor. Dries Van Noten’da ise katmanlar ve zengin dokular dış giyimi yalnızca tamamlayan değil, görünüşün tamamını belirleyen bir unsura dönüştürüyor.
Shearling de bu dönüşümün en güzel örneklerinden. Ralph Lauren ve Toteme gibi markaların yorumlarında yumuşak, tüylü ve hacimli yüzeyler dış giyime hem lüks hem de koruyucu bir karakter kazandırıyor. Galiba sezonun en güzel çelişkisi burada. Nitekim, en güçlü kalkanlardan bazıları en yumuşak malzemelerden yapılıyor.
Louis Vuitton’da dış giyim daha yapısal bir forma bürünüyor. Omuzları ve silueti büyüten kabanlar, koruyucu giyinmeyi güçlü bir tavra dönüştürüyor.
Louis Vuitton
Saklanmak Değil, Kendine Alan Açmak
“Protective dressing”i yalnızca “moda bu sezon büyük paltoları seviyor” diye okumak, konunun eğlenceli kısmını kaçırmak olur. Çünkü burada bedenle kurduğumuz ilişkinin de değiştiğine dair küçük bir işaret var. Uzun zamandır kıyafetlerden bedeni göstermeleri, tanımlamaları, şekillendirmeleri bekleniyordu. Şimdi ise kıyafet bedenin çevresinde alan yaratıyor. Büyük bir paltonun içine gömülmek, atkıyı omuzlara kadar çekmek, shearling’in hacmine sığınmak ya da birkaç katmanı üst üste koymak bedeni saklamak zorunda değil. Tam tersine, onu daha görünür kılıyor.
Çünkü bu sezon mesele görünmez olmak değil. Mesele, görünür olurken kendinden eksiltmemek. Aslında “protective dressing”in asıl cazibesi burada. Kıyafet bu kez dünyaya açılan bir vitrin olmaktan biraz uzaklaşıp kendimize ait küçük bir alan haline geliyor. Dışarı çıkıyoruz ama kendimizi tamamen dışarı bırakmıyoruz. O yüzden bu kış paltonuzu biraz daha büyütün. Atkınızı omuzlarınıza kadar çekin. Bir katman daha ekleyin. Shearling’e sarılmak için havanın gerçekten çok soğuk olmasını beklemeyin.
Çünkü bu kış stilin en güçlü hali, kendinize biraz daha fazla yer açmak olacak!
*Bu yazı ELLE Türkiye Ekim 2026 sayısından alınmıştır.