1993 yılında İstiklal Caddesi'ni bir otobüs üstünde müzik yaparak boydan boya geçen Sun Ra Arkestra'nın görseli, çoğu alternatif müzikseverin kafasında canlanıyordur. Modern kültür-sanat tarihinde çok az topluluk, müziği bir tür zaman makinesi gibi kullanmayı başardı. Sun Ra Arkestra bunlardan biri. 20. yüzyılın ortasında, uzaya gitme yarışının ve toplumsal dönüşümlerin gölgesinde ortaya çıkan Arkestra cazı, bilimkurguyu, antik mitolojileri ve siyah özgürleşme hareketini aynı sahnede buluşturarak kendine özgü bir evren yarattı. Bugün Afrofütürizm başlığı altında konuştuğumuz birçok fikrin öncüllerinden biri olarak kabul edilen Arkestra, yalnızca müzik tarihini değil, çağdaş sanatın ve popüler kültürün görsel dilini de zenginleştirdi. Sun Ra'nın vefatından 30 yılı aşkın süre sonra bile üretmeye, turnelere çıkmaya ve yeni kuşaklarla bağ kurmaya devam eden grup, bu yaz yeniden İstanbul'a geliyor. Biz de Arkestra ile 12-13 Temmuz tarihlerinde gerçekleşecek Komünite konserleri öncesinde hayal gücünün dönüştürücü gücünden kozmik anlatılara, sahne ritüellerinden İstanbul'la kurdukları uzun soluklu ilişkiye uzanan bir sohbet gerçekleştirdik.
Uzun yıllardan beri Sun Ra Arkestra, kolayca tanımlanamayan ya da tek bir tür içine sığdırılamayan bir müzik yarattı. İnsanlar size bugün ne tür müzik yaptığınızı sorduğunda bunu nasıl tanımlıyorsunuz? Tür kavramı sizin için ne ifade ediyor?
Sun Ra Arkestra, Yaratıcı’nın müziğini çalar. Bu müzikle en çok ilişkilendirilen form ya da tür cazdır.
Sun Ra, hayal gücünü yeni dünyalar ve olasılıklar açabilen bir güç olarak tanımlardı. Bu fikir bugün Arkestra’ya nasıl bir yön vermeye devam ediyor?
Hayal gücü… bizi göklerde süzülerek uzak diyarlara, iklimlere ve hatta yıldızların ötesine, gökyüzündeki herhangi bir gezegene taşıyabilecek bir sihirli halıdır… Yaratma çabamızı besleyen şey hayal gücüdür.
Arkestra’nın yarattığı evren her zaman müziğin ötesine geçerek felsefe, mitoloji, şiir, performans ve görsel kimliği de kapsadı. Böylesine zengin bir mirası taşırken onu aynı zamanda canlı ve gelişen bir yapı olarak nasıl koruyorsunuz?
Yaklaşımımız, Sun Ra’nın insanlık için daha iyi bir dünya kurma yönündeki çok katmanlı mesajına duyulan saygıya dayanıyor. Bu mirası Sun Ra’nın ortaya koyduğu gelenekleri ve ritüelleri sürdürerek, aynı zamanda anın ruhuna, dinleyiciye ve birbirimize uyumlanarak yaşatıyoruz.
Kostümler, Arkestra’nın en tanınan görsel unsurlarından biri haline geldi. Bu görsel dil nasıl ortaya çıktı? Kıyafetler, müziğin anlatamadığı bir şeyi mi anlatmaya yarıyor?
Arkestra’nın sahne varlığı hem teatral hem de son derece bilinçli bir yapı taşıyor. Kıyafetler ve görsel anlatım canlı performans açısından ne kadar önemli ve bu yaratıcı kararlar bugün nasıl alınıyor?
Sizin üniforma ve görsel anlatım dediğiniz şey Cosmo Drama olarak adlandırılır. Bu, izleyicinin aydınlatılması amacıyla, Sun Ra’nın mesajını Arkestra sahne anlatısının dokusuna işleme biçimidir.
Arkestra’nın sahnede oluşturduğu görsel kimliği anında tanınıyor. Bu kıyafetlerle performans sergilemek sahne dışındaki kişisel stil anlayışınızı etkiliyor mu? Yoksa bireysel zevkler de bu görsel dünyanın içinde yer buluyor mu?
Üniformalar, Arkestra üyelerini normal yaşamlarından, işlerinden ve gündelik alışkanlıklarından farklı bir bilinç durumuna taşır. Hem sanatçı hem izleyici için oynanmış bir bilinç halinin değişimini temsil ederler. Buradaki amaç, insanları gündelik hayatın zorluklarından, stresinden ve yükünden bir anlığına uzaklaştırmak; ruhun, zihnin ve bilincin yenilenmesine alan açmaktır. Üniforma, Arkestra müzisyenleri için dönüşümün ilk aşamasıdır ve müziğin görsel bir parçası olarak işlev görür. Sun Ra her konser için bizi bizzat giydirirdi, bugün ise bunu her üyenin Sun Ra geleneğini kendi yorumlama biçimine bırakıyoruz.
Birçok müzisyen Sun Ra’nın bestelerini tamamlanmış eserler değil, yaşayan yapılar olarak tanımlıyor. Bu parçalar yıllar boyunca nasıl evrimleşiyor ve zaman içinde ne tür yeni boyutlar kazanıyor?
Parçalar, onları çalacak müzisyenlere göre yeniden düzenleniyor, bazen bir kısmın özünü yakalamak için ayarlamalar yapılması gerekiyor. Bazen eser tamamen farklı bir tür müzisyen için yazılmış oluyor ve bu nedenle yeni icracıya uyarlanması gerekiyor. Parçanın niyetinin, özünün müzisyenler tarafından doğru şekilde aktarılması ve açığa çıkarılması grup liderinin sorumluluğundadır. Garip matematiksel ritmik denklemler var.
Sun Ra’nın felsefesi alternatif gelecekleri, yeni kimlikleri ve dünyasal sınırların ötesindeki olasılıkları hayal ediyordu. Bugün bu vizyonun en anlamlı yönleri neler?
Sun Ra’nın bize buyurduğu kaderimizi değiştirmek… Alternatif bir kaderi benimsemek. Tüm doğal dirence rağmen bunu başarmayı hayatımızın amacı haline getirdik. Bu yönde ilerleme kaydedebilmiş olmaktan hem alçakgönüllü hem de mutlu hissediyoruz.
Arkestra, caz bestecilerinden çağdaş müzisyenlere, farklı kuşaklardan müzisyenleri ve dinleyicileri etkilemiş bir grup. 2017 yılında Solange ile bir tura da çıktınız. Bu müziğin nesiller boyunca bu kadar güçlü kalmasını sağlayan şey nedir?
Sun Ra ruhunu bize, onunla birlikte çalışanlara geçirdi. Bu müziğin canlı kalmasının nedeni Sun Ra’nın ruhunun yaşıyor olmasıdır. Bu yüzden gençler bu ruhu tanıyor, hissediyor ve istiyor.
1990 yılında Arkestra’nın İstiklal Caddesi’nde bir otobüs üstünde sergilediği performans, İstanbul’un müzik hafızasında efsaneleşmiş bir an. Otuz yılı aşkın bir süre sonra yeniden İstanbul’a, bu kez Boğaz’ın diğer yakasına dönüyorsunuz. Arkestra’yı İstanbul’a geri getirmek sizin için ne ifade ediyor?
Hayatımızın en büyük deneyimlerinden birinin olduğu yere geri dönmek… İstanbul halkı 36 yıl önce kalbimizde özel bir yer edindi. İstanbul halkı ve Türkiye genelinde Arkestra o zamandan beri çok güçlü bir bağ kurdu. Bu geri dönüşü büyük bir heyecan ve sevgiyle bekliyoruz.