Hazırlayan: Suzan Yurdacan
Fotoğraflar: Coach, Ysl, Miu Miu / Valerio Nico, Natalie’s Book Club
ZERRİN TEKİNDOR
Oyuncu ve Ressam“Londra’da yaşadığım mahallede, içinde harika bir kafesi de olan BookBar adında bir kitapçı var. Orada zaman geçirmeyi çok seviyorum. Çalışanları da çok güleryüzlü ve her zaman çok güzel tavsiyeler veriyorlar. Şehrin merkezinde ise tabii ki muazzam kitapçı,Foyles bulunuyor. Oradan aradığımı bulamadan çıkmışlığım yoktur. National Theater içindeki kitapçı ise oyun metinleri açısından çok iyi. Doğu Londra’daki Donlon Books’a Tsutaya Books da yolum düştüğünde mutlaka uğruyorum. Hiçbir yerde bulunamayan sanat kataloglarını, dergileri bulup getiriyorlar."
MELDA NARMANLI ÇİMEN
ELLE Türkiye Yayın Direktörü
“İnsanın sevdiği kitapçı sanırım karakterini de biraz ele veriyor. Benimki çok net: Londra’nın en keyifli sokaklarından biri olan Marylebone High Street üzerinde yer alan Daunt Books. Edwardian dönemine ait mekandan içeri adım attığınız anda o uzun, ışık dolu galeride zamanın biraz yavaşladığını hissediyorsunuz. Ahşap raflar, yukarıdan süzülen gün ışığı ve neredeyse fısıltıyla dolaşan okurlar… Burası kitap satmaktan çok okuma fikrini romantikleştiren bir yer. Özellikle seyahat kitaplarının ülkelere göre dizildiği bölümü bir kitapçıdan çok bir zihinsel harita gibi; nereye gitmek istediğimi değil, nasıl hissetmek istediğimi seçmek her seferinde çok hoşuma gidiyor. Daunt Books’ta kimse acele etmiyor, kimse algoritmalarla yönlendirilmiyor; keşif tamamen sezgisel.Raflar arasında kaybolmak asla bir zaman kaybı değil, tam aksine bir tür meditasyon. Elinize aldığınız kitabın kapağı, dokusu, hatta sayfaların kokusu bile deneyimin parçası. Dijitalin hızına karşı küçük ama güçlü bir karşı duruş!”
FEM GÜÇLÜTÜRK
Labofem'in Yaratıcısı
“Tokyo Ginza Tsutaya Books… Burası benim için bir kitapçıdan çok kitapların birer tasarıma dönüştüğü kürasyon alanı. Botanik, sanat ve tasarımın birbirine temas ettiği raflar arasında gezerken ‘limited edition’ kitaplar, sanatçı kitapları, özel baskılara rastlamak mümkün. Lizbon’daki masalsı Lello’nun turist akınıyla tam bir ticarethaneye dönüşmüş, gürültüsü ve şaşaası ile insanı yoran hali yok. Sessizliğiyle düşünmeye alan açıyor. Japon estetiğinin o tanıdık boşluk duygusu burada da hissediliyor her şey yerli yerinde ama hiçbir şey üstüme gelmiyor. Işığı, mekanın kendisi ve çalışanları da Japon sadeliğini taşıyor. Burada kendimi yalnızca bir ziyaretçi gibi değil, bir gün yaptığı işlerin bu raflarda durabileceğini düşünen biri gibi hissediyorum."
GEORGI GOSPODINOV
“Bahçıvan ve Ölüm” Çok Satan Kitabının Yazarı
“Seyahat ederken mutlaka gittiğim şehirdeki kitapçıları gezerim. Bir eve gittiğimde de ilk önce kütüphanedeki kitapları incelerim. Bir şehirdeki kütüphaneler ve kitapçı dükkanları o şehir hakkında çok şey söyler. Son dönemde uçak ve trende çok okuyorum.Bu ‘mekanlar’ adeta hareket halinde okuma salonları, insan (kendisiyle başbaşa kalıp) kitap okurken bir nevi hem alanda ve hikayede yol alıyor hissini aynı anda yaşıyor.”
AYTÜL AYKE FIRATOĞLU
“Hangi ülkeye gidersem gideyim kitapçılarda vakit geçirmeyi çok seviyorum. Özellikle de belli bir geçmişi olan kitapçılar bana sonsuz ilham veriyor. Tek bir yer söyleyebilmek imkansız. Ancak alanında uzmanlaşmış kitapçıların olması beni daha çok heyecanlandırıyor. New York bu konuda gerçek bir vaha. Bonnie Slotnick Cookbooks’ta yemek dünyasıyla ilgili eşsiz kitaplar bulabilirken, Sweet Pickle Books’ta daha önce başkalarının sahip olduğu kitapları ve turşuları bir arada bulabiliyorsunuz. New York’ta hiçbir şeye şaşırmamak gerekiyor. Ayrıca McNally Jackson da benim her seyahatimde uğradığım, aradığınız her kitaba ulaşabileceğiniz çok merkezi bir adres. İstanbul’da ise Beyoğlu’ndaki Minoa’ya gitmeye bayılıyorum. Bir diğer favorim ise yıllardır vazgeçilmezimiz, Nişantaşı’nın sembollerinden Patika Kitabevi.”
(Okumasa Da) Sürekli Kitap Alanlar/Biriktirenler: Aramızda %100 “Tsundoku”lar Var
Japonca bir kelime, Tsundoku (tsoon-doh-koo).Sürekli kitap alan/biriktiren kişi. İllaki okumak için değil ama kitap almayı seven. (Bu kişi onları hiç okumuyor değil tabii, yani bir sakıncası yok. Tek yan etkisi, evin her yerinde kitaplar olması. İtiraf edeyim, ben de okuduklarım bitmeden almayı severim ama iyi tarafı, hepsi sırasını bekliyor.)
Bu Kitaplar Yakında Vizyonda
DR. Bahar ERİŞ
Eğitimci/yazar, @momtalkstr kurucusu
“Listem kalabalık ama bunlar seyahat ederken bizzat gittiğim ve keyif aldığım kitabevleri. New York’ta Strand Bookstore, Bibliotheque, Albertine ve McNally Jackson.Özellikle Strand Bookstore’a bayılıyorum. Sloganı “18 mil boyunca kitap”. 1927’den beri faaliyette. Dört katlı bir bina ve dört katın her birinde ayrı bir etkinlik olabiliyor bazen. Çalışanları da kitap tutkunu. Paris’te Shakespeare and Co. ve Merci, The Used Book Cafe. Tarihi Shakespeare and Co. kitabevine Paris’e her gidişimde ilk gün uğrarım. Çok ilginç bir geleneği de var (devam ediyor mu bilmiyorum ama): Kitabevinin üst katında para ödemeden konaklamak isterseniz üç kuralı yerine getirmeniz gerekiyor: Günde bir kitap okumak. Arşivler için tek sayfalık bir otobiyografi yazmak. Dükkanın işlerine birkaç saat yardım etmek. Paris’te tarihi kitaplar arasında uyumak, rüyanın ta kendisi! Londra’da Daunt Books (Marylebone şubesi) ve Hatchards Bookstore. Buenos Aires’te de favori adresim var: El Ateneo Grand Splendid. Buranın mimarisi beni büyülemişti. Bunu okuyup giderseniz kesinlikle pişman olmazsınız. Ve biraz daha “yakın” mesafe bir öneri: Bükreş’teki Cărturești Carousel.”
Yeni Trend Duyurusu: " Reading Date"
Bunu da gördük.“Reading date"ler yükselişte. Belki ilk buluşma için iyi fikir değil, ancak ilişkinin ileriki dönemleri için nefis bir alternatif. Ne de olsa okumak çok çekici! Düşünsenize “Rahatsız etmeyin, reading date’teyim” diyebiliyorsunuz.
THE ORIGINAL ROOTS PODCAST’İN KURUCUSU ASLI TURANLI İLE KISA KISA YURTDIŞINDA SEVDİĞİ KİTAPÇILAR
“Seyahatlerimde kitapçılar benim için sadece alışveriş noktası değil, aynı zamanda o şehrin ruhunu hissettiğim yerler oluyor. Paris’teki Shakespeare and Co.,edebiyatın yaşayan bir hafızası gibi; dar koridorları ve pencerelerinden süzülen ışıkla insanı başka bir zamana taşıyor. Kitap kulübüm The Original Roots ile de burada küçük ama benim için çok anlamlı bir bağ kurduk; kitap kulübü paylaşımlarımızdan bazılarını buradan yapmıştım. Londra’da Daunt Books, özellikle seyahat kitapları bölümüyle dünyanın farklı coğrafyalarını keşfetme hissini çok güçlü veriyor. Kesinlikle öneriyorum. Milano’daki Libreria Verso ise daha modern ve kürasyon odaklı yapısıyla ilgimi çekiyor; seçkisi ve atmosferiyle yeni nesil bir kitapçı deneyimi sunuyor. Bu mekanların ortak noktası olan kitapla kurulan bağı sadece okumaktan çıkarıp bir deneyime dönüştürmelerini seviyorum.”
Son Dönemde Herkese Önerdi̇ği̇ 3 Kitap:
“Kötü Feminist”, Roxane Gay. Feminist olmanın tek bir doğru yolu olmadığını çok samimi ve dürüst bir dille anlatıyor. Bu kitabı okurken kendimle yüzleştim;kusurlarımla, çelişkilerimle ve bazen yeterince “doğru” olamama halimle barışmayı öğrendim. Bu kitap bana mükemmel olmadan da güçlü ve samimi bir kadın olmanın mümkün olduğunu hatırlattı.
“The Creative Act: A Way of Being”, Rick Rubin. Yaratıcılığa çok sade ama derin bir perspektif sunuyor.“Atomic Habits”, James Clear. Günlük alışkanlıkların hayatı nasıl dönüştürdüğünü çok net bir şekilde ortaya koyuyor “Atomic Habits” bana büyük değişimlerin aslında küçücük adımlarla başladığını öğretti; her gün kendime verdiğim sözlerin kim olduğumu şekillendirdiğini fark ettim. Disiplinin sert bir kuraldan çok kendime gösterdiğim bir özen olduğunu bu kitapla hissettim.
En çok ne zaman/nerede kitap okuyor: ”En iyi okuma anlarım genelde hareket halindeyken oluyor. Uçakta,uzun yolculuklarda ya da bir kahve molasında…uyumadan önce mutlaka. Ama en verimli okuma zamanım sabah erken saatler; gün başlamadan önce zihnin en açık olduğu o sessiz zaman dilimi benim için çok kıymetli. Mekandan çok o anın hissi önemli; doğru anda, doğru kitapla buluştuğumda her yer ideal bir okuma alanına dönüşebiliyor. Bu ara en çok kitap kulübümüzle, The Original Roots podcast programımızda kitap okuyor ve konuşuyoruz.”
ELLE Ekibi En Son Ne Okudu? Ve Favori Kitapçı Dükkanları
“Japon yazar Natsume Soseki’nin ‘Gönül’ adlı kitabını okudum. Ondan önce (aynı yazarın) ‘Küçükbey’ romanını okumuştum, onu daha çok beğenmiştim. Japon, Koreli yazarları sıkı takibe aldım, farklı kültürdeki yazarların bizden değişik hayatları, davranışları, olaylara tepkileri, gözlemleri seçtikleri (metinlerin çeviri olduğunu biliyorum tabii) kelimeleri, duyguları, her şeyleri çok ilginç ve çekici geliyor.Son uzun dönem (ve herkese önerdiğim) iki kitap ise geçen sene okuduğum Can Bonomo’nun romanı ‘Ateşli Silahlar ve Bilardo’. Başlık beni baştan yanılttı, hiç benlik değil sanmıştım ama öyle sürükleyici bir hikaye ki bitince cidden üzüldüm. Diğeri ise uzun süre ‘çok satan’ listelerinde kalan ‘Bahçıvan ve Ölüm’: Çok etkilendim, o kadar ki yazara e-posta ile ulaşıp ELLE için söyleşi yapmak istediğimi yazdım. Hemen cevap verdi (ve ben buna hiç şaşırmadım), diğer kitaplarını da orijinal dilinde alıp Bulgarca okuyacağım. En sevdiğim kitap dükkanları özellikle seyahat ederken bu ilgimi çeken herhangi bir dükkan olabilir. Mesela uzun yıllar önce Stockholm’de çok sevdiğim bir yazarın (bilmediğim) İsveççe kitabını almıştım. Son Sofya seyahatimde Atatürk ve Miti’nin imkansız aşkını kaleme alan Bulgar yazarın kitabını almıştım. Paris’te ise Rue de Rivoli’deki kitapçıların havasını koklamak, orada vakit geçirmek her zaman mutlu ediyor.”
SUZAN YURDACAN, ELLE Türkiye Yazı İşleri Müdürü
“Favori kitapçım Minoa Kitabevi. ‘Sadece bakmaya girdim’ deyip elim kolum dolu çıktığım nadir yerlerden. Kalabalık arkadaş grubuyla gidip herkesin farklı şeyler okurken birbirine yeni şeyler anlattığı o tatlı ortamını da ayrı seviyorum. Hiç plan yapmadan en iyi seçimleri yaptığım yer olabilir.”
DAMLA HASANREİSOĞLU, ELLE Türkiye Stil Editörü
Edebiyat festivalinin yıldızı Dua Lipa Grammy ödüllü Dua Lipa 2023’te açtığı Service95 Book Club üzerinden her ay okuduğu kitapları paylaşıyor. Dua Lipa (19. yılını kutlamaya hazırlanan) ve 21 Ekim-1 Kasım 2026 tarihlerinde düzenlenecek London Literature Festival’da (Londra Edebiyat Festivali) başrolde olacak. Festivalin resmi sayfasında Dua Lipa’nın bir yorumu da paylaşılmış : “Okumak, hayatımın her döneminde bana destek oldu – yeni bir ülkede okula yeni başlayan bir öğrenci olmaktan turne sırasında sessiz bir sığınak bulmaya kadar. Southbank Centre’ın Londra Edebiyat Festivali’nin küratörlüğünü yapmak bir hayalin gerçekleşmesi.Londra’nın en ikonik kültürel mekanlarından birinde en sevdiğim yazarların hayal dünyasına dalmak için sabırsızlanıyorum."
“Son dönemde kitaplarla ilişkim biraz değişti. Eskisi gibi ‘okumam gerekenler’ listem yok. Daha çok hissettiğim şeylerin peşinden gidiyorum. Bir kapağa bakıyorum, dokunuyorum, arkasını çeviriyorum… bazen bu kadarı yetiyor.Çantamda benimle dolaşan, henüz başlamadığım kitaplarda var. Garip ama gerçek: Bazı kitapları okumadan seviyorum. Sadece orada durmaları, hayatımın bir köşesine ait olmaları iyi hissettiriyor. Geçenlerde Halil Cibran’ın ‘Ermiş’i ile yeniden karşılaştım. Bir ermişin, gitmeden önce geride kalanlara söyledikleri üzerine. Aşk, özgürlük, tutku, iyilik ve kötülük. Okurken şunu düşündüm: Aşk gerçekten iki kişi arasında mı yaşanır, yoksa insanın kendi içinde açtığı bir alan mıdır? Belki de sevmek, birine yaklaşmak değil, ona mesafe tanıyabilmek. Ve belki özgürlük, sandığımız gibi yalnız kalmak değil, kendi içimizde sıkışmamayı öğrenmek. Bir de çantamda gezinen, henüz başlamadığım Georges Didi-Huberman’ın ‘Ateşböceklerinin Var Kalma Mücadelesi’ var. Arka kapağında bir soru: Ateşböcekleri gerçekten kayboldu mu? Çocukken onları gördüğümü hatırlıyorum.Şimdi yoklar. Ya da ben artık bakmıyorum. Belki de mesele bu. Belki bazı şeyler gerçekten kaybolmaz. Sadece biz ışığı fark etmeyi bırakırız. Sanırım bu yüzden bazı kitapları hemen okumuyorum. Biraz hayatımda dolaşsınlar istiyorum. Belki doğru anda, doğru yerden açılırlar. Ya da hiç açılmadan bile bana bir şey söylemiş olurlar.
MUHAMMET BOZKURT, ELLE Türkiye Editörü
“Los Angeles Culver City’de yaşadığım dönemde evime çok yakın olan Village Well Books & Coffee çok sık uğradığım bir kitapçı-kahveciydi; rafları özenle seçilmiş kitaplarla dolu, kahvesi ise uzun saatler boyunca sayfalar arasında kaybolmaya eşlik edecek kadar iyi... Yeni çıkanları keşfetmek, bağımsız yazarlarla tanışmak ya da sadece sakin bir köşede oturup okumak ve hatta yazı yazmak için kendimi en ait hissettiğim yerlerden. ‘Sadece bir kahve alıp çıkacağım’ diye girip, elinizde birkaç kitapla çıkabilirsiniz. Oradan en son, gün içinde modumu hızlıca yükseltecek ilham verici cümlelerle dolu ‘How to Find Joy in Five Minutes a Day’ kitabını almıştım.”
DAMLA DURAK, Güzellik Editörü
GÜLGÜN ÖZEK, ELLE Türkiye Dijital Yayın Yönetmeni
“Berlin’in merkezinde, Friedrichstraße üzerinde konumlanan Dussmann das KulturKaufhaus kitap, müzik ve film seçkisini bir araya getiren çok yönlü bir kültür alanı. Gece geç saatlere kadar açık olmasıyla da şehrin temposuna eşlik eden nadir adreslerden. Berlin’e her gidişimde rotama eklediğim yerlerden biri. Dussmann, yalnızca kitap almak için uğranan bir nokta değil, farklı disiplinlerin bir araya geldiği, zamanın biraz daha yavaş aktığı bir alan. İçeride geçirilen süre, alışverişten çok bir temas ve keşif hissi yaratıyor, bu da burayı şehirde tekrar tekrar dönmek isteyeceğimyerlerden biri haline getiriyor.”
DİLARA YANKA, ELLE Türkiye Dijital, Sosyal Medya
“Tüm üniversite hayatım orada geçtiği için mi bilmiyorum ancak sanıyorum İstanbul’da en sevdiğim kitabevlerinden biri Minoa. Kitapçıların içinde kafe olması, kitapseverler tarafından tartışmalı bulunsa da ben bir kitap alıp kahve içmenin keyfini çok seviyorum. Bu benim kitaplarla olan ilişkimi zedelemiyor, aksine ritmi yavaşlatarak sanıyorum ki bunu bir ritüel haline getiriyor. İçerideki loş ışık bana nedense hep ‘anda kalma’ hissini hatırlatıyor. Yine de bir şubesini tercih edebilecek olsam sanıyorum ki Minoa Akaretler’i seçerdim. Buraya zincir bir kitabevi yazmak istemezdim ama yine de bana çok iyi anılarımı hatırlattığı için seçimlerimden biri Waterstones Oxford Street olacak. Şu ana kadar gördüğüm en güçlü ‘sehpa kitabı’ seçkilerinden biri kesinlikle oradaydı. Raflar arasında dolaşırken sadece kitaplara bakmıyorsun, aynı zamanda görsel dünyalar arasında geçiş yapıyormuş gibi hissediyorsun. Kapıdan içeri girildiği anda kitapların hayatımızdaki vazgeçilemez yerini tekrar tekrar hatırlatan bir atmosferi var.”
ŞEVVAL AKYÜZ, ELLE Türkiye Web Editörü
“En sevdiğim kitap dükkanını seçmek zor zira her yerde kitapçı gezmeyi sevdiğim için her şehirde farklı bir favorim oluyor. Yine de Madrid’de yaşadığım yıllarda düzenli olarak gittiğim Librería Pérez Galdós benim için ayrı bir yerde duruyor. Son yıllarda özellikle mimarlık ve kültür-sanat üzerine vintage kitaplar toplamaya ilgim arttığı için bu küçük ve eski kitapçı sık uğradığım bir adres haline geldi. İlk bakışta mütevazı ve küçük görünen bir mekan ama her ziyaretimde beklenmedik bir kitapla karşılaşıyorum, bu da her seferinde buraya geri gitmemi sağlıyor. Yeni çıkan yayınları takip etmek istediğimde ise rotam genellikle La Central oluyor. Özellikle Reina Sofía’daki dükkan kapsamlı sanat kitapları seçkisiyle her seferinde ilham veren bir keşif sunuyor.”
BERRAK ZEYNEP YILMAZ, ELLE Türkiye Web Editörü
Bu yazı ELLE Türkiye Mayıs sayısından alınmıştır.