“Radarımıza Girenler” köşesinde bu hafta tasarım, sanat, moda ve yaşam kültürünü kesişim noktasında buluşturan yeni keşiflere odaklanıyoruz. Assouline ve Bang & Olufsen işbirliğiyle hazırlanan “Bang & Olufsen: 100 Years. And Counting.” kitabından Atelier Rebul’un dekoratif bir obje gibi kurgulanan Leopar Koleksiyonu’na, Miu Miu Women’s Tales serisinin yeni filmi “Discipline”dan Fondazione Prada’nın Arthur Jafa ve Richard Prince arasında kurduğu görsel diyaloğa uzanan seçki estetik üretimin farklı katmanlarını bir araya getiriyor. Öte yandan Pantone’un Türkiye’de PANTO distribütörlüğüyle genişleyen ürün evreni, rengin gündelik yaşamla kurduğu ilişkiyi yeniden tanımlıyor.
Bu hafta öne çıkan projeler yalnızca birer ürün ya da sergi olmanın ötesinde arşiv, hikaye, koku, ses ve görüntü üzerinden kurulan daha geniş bir kültürel anlatının parçaları olarak okunuyor. Tasarımın koleksiyon objesine dönüşen kitap formatından, sinema ve moda arasındaki sınırları bulanıklaştıran anlatılara kadar uzanan bu seçki çağdaş yaratıcı pratiklerin bugün nerede durduğunu anlamak için güçlü bir çerçeve sunuyor.
Miu Miu Women’s Tales: “Discipline” ile Kadınlık, Ritüel ve Direniş Arasında
Kuzey İtalya’da sisle örtülü, neredeyse terk edilmiş bir yatılı okulda başlayan “Discipline”, Mona Fastvold imzasıyla Miu Miu Women’s Tales serisinin 31. filmi olarak kadınlık, kimlik ve görünüş arasındaki gerilimi görsel bir ritüele dönüştürüyor.
Gerçek boyutlarda bir oyuncak bebek ve beyaz maskeli kuklacısından oluşan figürlerle kurulan anlatı, disiplinle örülü gündelik rutinleri takip ederken sonunda özgürleştirici bir kırılma anına ulaşıyor; bir kızın doğuşuna tanıklık ediyoruz.
Fastvold’un Celia Rowlson-Hall ile birlikte geliştirdiği bu katmanlı yapı, Miu Miu İlkbahar/Yaz 2026 koleksiyonundan parçalar üzerinden kıyafetleri bir ifade alanı olmaktan çok bir kontrol ve ritüel aracına dönüştürüyor, kadınlığın hem besleyen hem de sınırlayan doğasını sorguluyor. Daniel Blumberg’in soyut müzikleri eşliğinde ilerleyen film, öfkeye değil deneyime yaslanan bir direnişi, en küçük sapmanın içinde saklı özgürlük ihtimaliyle ele alırken kadınların kendilerine biçilen rolleri ne zaman ve nasıl reddettiğini inceliyor.
100 Yıllık Mirasın Kutlaması: Assouline x Bang & Olufsen
Tasarım, ses ve zanaatın kesişiminde konumlanan Bang & Olufsen, 100 yıllık geçmişini Assouline ile hazırladığı “Bang & Olufsen: 100 Years. And Counting.” kitabında bir araya getiriyor. Struer’daki ilk üretim günlerinden global bir tasarım diline evrilen markanın hikayesi, arşiv görüntüleri ve rafine bir görsel kurgu eşliğinde aktarılırken, yayın yalnızca bir kitap olmanın ötesine geçerek yaşam alanlarında konumlanan bir koleksiyon objesi olarak öne çıkıyor.
Rosecrans Baldwin’in Struer ve Kopenhag arşivlerine uzanan araştırmaları ve röportajlarıyla şekillenen içerik, markanın üretim yaklaşımını ve sesle kurduğu ilişkiyi kültürel bir çerçevede ele alırken, Bang & Olufsen’in “fiyatı değil, zevki ve kaliteyi konuşanlar için” mottosunun bugün hâlâ geçerliliğini koruyan bir perspektif sunduğunu hatırlatıyor.
İki Sanatçı Arasında Yeni Bir Görsel Diyalog
Fondazione Prada, Nancy Spector küratörlüğünde hazırlanan “Helter Skelter: Arthur Jafa and Richard Prince” sergisini 9 Mayıs–23 Kasım 2026 tarihleri arasında Ca’ Corner della Regina’da izleyiciyle buluştururken, proje Arthur Jafa ve Richard Prince arasında bugüne kadar kapsamlı biçimde ele alınmamış bir görsel ve kavramsal diyaloğu görünür kılıyor.
Filmden sosyal medyaya, çizgi romandan arşiv görüntülerine uzanan geniş bir referans evreninden beslenen iki sanatçının üretimleri Amerikan popüler kültürünün çelişkili yapısını açığa çıkarırken kimlik, temsil ve güç ilişkilerini farklı eksenlerde tartışmaya açıyor.
Jafa’nın siyah kimlik ve sinema tarihine odaklanan yaklaşımı ile Prince’in Amerikan bilinçaltına yönelen eleştirel dili fotoğraf, video, enstalasyon ve heykel gibi farklı mecralarda 50’yi aşkın eser üzerinden karşı karşıya gelirken, sergiye eşlik eden zine bu diyaloğu mekanın ötesine taşıyor.
Leopar Etkisi
Atelier Rebul, ev kokularını dekoratif bir objeye dönüştüren yaklaşımını Leopar Koleksiyonu ile genişletiyor. Dekorasyonda yeniden öne çıkan leopar deseni, markanın yorumunda amber tonlu cam formlar ve güçlü bir siluetle birleşiyor. Mum ve reed diffuser seçenekleriyle sunulan koleksiyon, yalnızca bir koku deneyimi değil, aynı zamanda mekana karakter kazandıran bir tasarım unsuru olarak konumlanıyor.
Koku kompozisyonu meyvemsi, çiçeksi ve derin notaların dengesi üzerine kuruluyor. Açılışta kiraz ve bademle başlayan yapı, kalpte gül ve deri akorlarıyla daha yoğun bir karakter kazanıyor; alt notalarda ise oud ve misk kalıcılığı artıran bir zemin oluşturuyor. Bu katmanlı yapı, koleksiyonun iddialı görsel diliyle paralel ilerliyor. Leopar Koleksiyonu, koku ve tasarım arasındaki sınırı belirsizleştirerek yaşam alanlarında hem duyusal hem de görsel bir etki yaratmayı hedefliyor.
Şehirde Çok Disiplinli Spor Deneyimi
Skyland İstanbul’da konumlanan O’Padel, spor, performans ve şehir kültürünü aynı çatı altında buluşturan çok disiplinli yapısıyla aktif yaşam anlayışına yeni bir alan açıyor.
QNB First ana sponsorluğunda konumlanan yapı, padel ve pickleball kortlarından Hyrox performans alanına, basketbol sahasından fighting pit’e uzanan geniş spor yelpazesiyle sporu yalnızca fiziksel bir aktivite değil, sosyalleşme ve deneyim odaklı bir şehir pratiği olarak yeniden tanımlıyor.
Wellness & recovery alanlarında sauna, buhar odası ve cold plunge gibi seçeneklerle spor sonrası dengeyi odağa alan merkez, üyelik zorunluluğu olmadan erişilebilir bir premium deneyim sunarken sosyal alanlarındaki kafe konseptleriyle günün ritmini yavaşlatan bir buluşma noktası yaratıyor. Aston Martin işbirliği ise mekanın lifestyle odağını güçlendirirken O’Padel’i İstanbul’un yeni nesil spor ve yaşam ekosisteminin görünür bir parçasına dönüştürüyor.
Pantone Renk Kültürü Türkiye’de
Renk dünyasının küresel referans noktası Pantone, Copenhagen Design işbirliğiyle geliştirdiği lisanslı porselen ve yaşam tarzı ürünlerini yeni bir dağıtım ağıyla genişletirken Türkiye ve Ortadoğu’daki ilk ve tek distribütörlük rolü PANTO tarafından üstleniliyor.
Pantone renk kartelasından ilham alan porselen kahve bardakları, mug’lar, termoslar, mumluklar, şemsiyeler ve planlayıcılar gibi geniş ürün yelpazesi tasarım ile işlevselliği bir araya getiriyor.
Antalya’daki konsept mağaza yalnızca bir satış noktası olmaktan çıkarken tekstilden dekorasyona uzanan kürasyonuyla ziyaretçiye renk odaklı bir deneyim alanı sunuyor. Pantone imzalı ürünler İstanbul Modern, Fifty Five Co., Mutlu Mikrop, Hipicon ve Now Shop Fun gibi konsept mağazalarda satışa sunuluyor.
Ege’nin Ritminde Şekillenen Lüks
Susona Bodrum, LXR Hotels & Resorts, yeni sezonda Bodrum’un Torba Koyu'nda Ege’nin doğası, ışığı ve yaşam ritminden ilham alan rafine bir deneyimle kapılarını açıyor.
Denize uzanan özel iskeleler, mavi bayraklı sahil, doğayla iç içe tasarlanan odalar ve villalar, lüksü gösterişten uzak şekilde yeniden tanımlıyor.
Toplam 70 oda, süit ve villadan oluşan yapı; Executive Şef Kaan Yıldırım imzasıyla Ege mutfağını yeniden yorumlarken Ezi, OctoZen, Suyah ve Michelin tavsiyeli Malva gibi konseptlerle katmanlı bir gastronomi deneyimi sunuyor. Spa, özel plaj alanları ve yeni Aile Süiti ile Susona Bodrum, Ege’nin ritmiyle şekillenen sofistike bir yaşam alanına dönüşüyor.
Gökay Gündoğdu, Birleşmiş Milletler’de Kadının Güçlendirilmesi Üzerine Konuştu
Gökay Gündoğdu, New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen Kadının Statüsü Komisyonu (CSW70) kapsamında yaptığı konuşmada, kadının güçlendirilmesini yalnızca ekonomik katılım üzerinden değil, karar alma mekanizmalarındaki temsiliyet ve üretim zincirindeki görünürlük üzerinden ele alan daha bütüncül bir çerçeveye işaret ediyor.
T.A.G.G. markasının kurucusu olarak tasarım pratiğini de bu yaklaşım üzerine kuran Gündoğdu, kadını estetik bir nesne değil, kendi alanını tanımlayan bir özne olarak konumlandırırken bu bakışın üretim modeline de yansıdığını vurguluyor. Beyoğlu Olgunlaşma Enstitüsü işbirlikleriyle kadın istihdamını ve zanaatkarlığı merkeze alan yapı, yerel üretimi sürdürülebilir bir ekonomik modele dönüştürmeyi hedefliyor.
Öte yandan Haluk Akakçe Vakfı çatısı altında Hatay’da başlatılan sosyal etki projesi, genç kızlara yaratıcı ifade alanı açarken elde edilen gelirin eğitime aktarılmasını odağına alıyor. Gündoğdu’nun çizdiği bu çerçeve, modayı yalnızca estetik bir alan olmaktan çıkarıp toplumsal dönüşümün araçlarından biri olarak yeniden konumlandırıyor.
D Maris Bay 2026 Yaz Sezonunu Gastronomi, Moda ve Wellness Odaklı Bir Deneyimle Açıyor
Datça Yarımadası’nda Ege ve Akdeniz’in kesişiminde konumlanan D Maris Bay, 22 Nisan itibarıyla yeni sezonunu doğa, gastronomi, moda ve aktif yaşamı bir araya getiren çok katmanlı bir yaz deneyimiyle açıyor.
Bu sezon Zuma, La Guérite, Manos, Nusr-Et ve Aurora Capri gibi uluslararası restoranlarla güçlenen gastronomi hattına Dior işbirliğiyle şekillenen özel alanlar ve Byredo’nun ikonik ürünleri eşlik ederken Barry’s’in yüksek yoğunluklu antrenmanları, Mytha Spa’nın wellness programları ve tenis ile padel dünyasından Jamie Murray ve Gustavo Pratto gibi isimlerin katılımıyla aktif yaşam boyutu öne çıkıyor.
Maris Kids Club yeniden kurgulanırken yaz boyunca Claptone, Bob Sinclar ve Aaron Sevilla gibi DJ performansları sezonun ritmini belirliyor. D Maris Bay, bu yaz da Ege kıyısında lüksü deneyim, hareket ve kültürle birleştiren bütünsel bir yaşam alanı sunuyor.
Toprağın Kadınları Ödülü 2026: Çevre İçin Üreten Kadınlara Küresel Çağrı
Çevre için değer üreten kadınları desteklemeyi amaçlayan Yves Rocher Vakfı Toprağın Kadınları Ödülü 2026 başvuruları 30 Nisan’a kadar devam ediyor.
Vakfın 25. yılı ve girişimin 35. yılına özel olarak bu yıl ilk kez küresel çağrı formatıyla açılan program, doğayla bağ kuran ve çevresel sürdürülebilirlik odağında proje geliştiren kadınları görünür kılmayı hedefliyor.
Birleşmiş Milletler’in kadınların güçlendirilmesi ve cinsiyet eşitliği vizyonuyla şekillenen ödül, bugüne kadar 50’den fazla ülkeden 450’yi aşkın kadını desteklerken Türkiye de geçmişte elde ettiği uluslararası başarıyla bu ağın önemli bir parçası olmaya devam ediyor. Birinci seçilen proje 1.000.000 TL ile ödüllendirilirken başvurular 30 Nisan 2026’ya kadar resmi kanallar üzerinden kabul ediliyor.
Sürdürülebilir Bir Ortaklık
Hayvansal ürün içermeyen montlarıyla tanınan İtalyan marka, ABD Artistik Buz Pateni Takımı’nın resmi dış giyim ortağı oldu. Bu ortaklığın bir parçası olarak marka, sporcuları ve destek personelini resmi takım ceketlerinin yanı sıra yarış dışı eşofman takımları ve parkalar da dahil olmak üzere özel üniformalarla donatacak; bu üniformalar Save the Duck’ın Smartleisure (akıllı eğlence) yaşam tarzı ürün yelpazesinin bir parçası. Takım, 2026 yılında İtalya'da, lüks kayak merkezi Cortina D'Ampezzo ile Milano arasında düzenlenen Kış Olimpiyatları süresince de bu üniformaları giydi.
Kapadokya’da Wellness Deneyimi
Ryder Act Studio’nun kurucusu Kübra Demir evsahipliğinde, Ryder Act Studio ve MINI işbirliğiyle Kapadokya’da gerçekleşen “The Light Beyond Valleys”, iyi yaşam, hareket ve keşif kavramlarını doğanın içinde yeniden yorumlayan iki günlük bir wellness deneyimi olarak kurgulandı.
Ariana Sustainable Luxury Lodge’da düzenlenen program boyunca katılımcılar, peri bacalarının içinde gerçekleşen yoga ve ses yolculuğu seanslarıyla beden-zihin dengesine odaklanırken Kapadokya vadilerinde gerçekleştirilen MINI sürüş deneyimi bölgenin coğrafyasını hareketle keşfetme imkanı sundu.
Ata binme aktiviteleri, doğayla temas eden pratikler ve Sovital ile Twist sponsorluğunda gerçekleşen derslerle zenginleşen program, akşamları Ariana’daki uzun sofralar ve MINI evsahipliğinde düzenlenen özel davetlerle sosyal bir ritme büründü.