Radarımızda: Julie Cullen

"Half Man" dizisinden Julie Cullen, bize dizinin onun hayatındaki yerini ve oyunculuğa karşı olan “ateş”ini anlatıyor.
ŞEVVAL AKYÜZ 04 Mayıs 2026

Fotoğraf: David Reiss 


“Baby Reindeer” çıktığı andan itibaren tüm dünyada izlendi, konuşuldu ve tartışıldı. Bu sarsıcı hikayenin başrolü ve yaratıcısı Richard Gadd ise bir süredir yeni dizisine hazırlanıyordu: "Half Man". Gadd’ı bize izlemesi keyifli projeler sunduğu için tebrik ederken, dizide radarımıza bir isim giriyor. Julie Cullen.

Dizide Joanna’nın gençliğine hayat veren Cullen, ekran kariyerinin başında olmasına rağmen ne istediğini çok iyi biliyor, hayata ve oyunculuğa karşı ateşi oldukça yüksek. 

Julie Cullen’la "Half Man"i, role hazırlanma sürecini ve hayalindeki projeleri konuştuk. 

Fotoğraf: David Reiss Styling: Sarah Harrison Saç ve Makyaj: Charlotte Yeomans

Üst: La DoubleJ, Etek: Liberowe, Tayt: Falke, Ayakkabı: Kurt Geiger


Oyunculuk senin için her zaman bir tutku muydu? Kariyerin bu yönde nasıl şekillendi?
Çok küçük yaşlardan itibaren müzikal tiyatro eğitimi aldım, bu yüzden sahneye çıkmak her zaman sevdiğim bir şeydi. Daha sonra Glasgow’da müzikal tiyatro üzerine tam zamanlı eğitim gördüm ancak oyunculuğa olan tutkumun güçlenmesi Londra’ya taşındıktan sonra gerçekleşti.“Filmclub”, ardından “Mixing Networks” gibi eğitim programlarında kamera önü oyunculuk dersleri almaya başladım. 

Bu süreç, yeni beceriler öğrenirken ve çalışkan oyunculardan oluşan harika bir topluluğun parçası olurken, ekran oyunculuğuna olan tutkumu ateşledi. Aynı zamanda son derece yetenekli arkadaşlara sahip olduğum için çok şanslıydım; birbirimizi her zaman daha iyi olmaya teşvik ediyor ve elimizden gelen her şekilde destekliyoruz.


"Half Man" hakkında seni en çok ne heyecanlandırıyor?
Sanırım en çok insanların buna vereceği tepkiyi görmek beni heyecanlandırıyor. Birçok kişinin, “Baby Reindeer” gibi gerçek bir hikayeye dayandığını düşündüğünü fark ediyorum ama aslında öyle değil! Bu yüzden izleyicinin bu hikaye hakkında ne düşüneceğini merak ediyorum. Ayrıca bu yapımın bir İskoç hikayesi olması da beni çok heyecanlandırıyor. Bence şu anda İskoçya’dan çok güçlü işler çıkıyor ve ben de bunun küçük bir parçası olmaktan, İskoçya’nın dünyaya neler sunabileceğini göstermeye katkıda bulunmaktan büyük gurur duyuyorum.

Fotoğraf: David Reiss Styling: Sarah Harrison Saç ve Makyaj: Charlotte Yeomans

Büstiyer: Arket, Ceket: Tod’s, Etek: Siobhan Mackenzie, Ayakkabı: Jimmy Choo


"Half Man" projesinden önce, geriye dönüp baktığında seni bu işin bir parçası olmaya motive eden neydi?
Öncelikle Richard’ın senaryosuydu. Menajerim bana metni gönderdiğinde, İskoçya’da ailemi ziyaret etmek için eve dönüyordum; o anı çok net hatırlıyorum. Trende ilk üç bölümü okudum ve elimden bırakamadım. Daha o anda Joanna rolünü çok istediğimi biliyordum. Hem de gerçekten çok! Eğer olmazsa bunun canımı çok yakacağını da hissediyordum.

Bu aynı zamanda kamera önü için aldığım ilk roldü ve sette bir günden fazla vakit geçirme, aynı zamanda bir karakteri baştan sona inşa etme lüksüne sahip olduğum ilk işti. Üstelik bunu şehrim olan Glasgow’da, ailemin yanındayken yapabilmek gerçekten çok özel bir deneyimdi.


Bu rol için nasıl hazırlandın?
Richard’ın yazımı o kadar güçlü ki Joanna karakteri en başından itibaren zaten oradaydı. Onu anında tanıdım, bu yüzden karakter açısından ekstra çok fazla hazırlık yapmam gerektiğini hissetmedim. Ancak set ortamında, hikaye 80’lerde geçtiği için o dönemin havasına girmek adına 80’ler müzikleri dinliyorduk. Celeste’i canlandıran Philippine (Velge) de yanında her zaman hoparlörünü getirir, yolculuklar sırasında bize müzikler açardı.


Bugüne kadarki oyunculuk kariyerine baktığında, canlandırdığın karakterlerden öğrendiğin en önemli ders ne oldu?
Oynadığım her karakterden çok şey öğreniyorum ama sanırım en büyük dersleri birlikte çalıştığım harika insanlardan alıyorum. Çok şanslıyım ki gerçekten inanılmaz insanlarla çalışma fırsatı buldum. Onların çalışma biçimlerini gözlemlemek benim için en büyük öğrenme alanı oluyor. Bu da çoğu zaman ekip oyuncusu olmanın önemine çıkıyor. Çünkü bir oyuncu olarak, aslında bu dev prodüksiyonun sadece küçük bir parçasıyız. Deneyimlerime göre, çoğu işte asıl mesele iyi bir ekip oyuncusu olabilmek.

Fotoğraf: David Reiss Styling: Sarah Harrison Saç ve Makyaj: Charlotte Yeomans

Üst: La DoubleJ, Etek: Liberowe, Tayt: Falke, Ayakkabı: Kurt Geiger


Asla unutamayacağın bir set anın var mı?
Benimle hep kalacak bir anı, seçmelere girdiğim sahneyi çektiğimiz o “tamamlanma” hissi veren andı. Bulunduğum noktada olmaktan büyük bir gurur duydum; etrafım inanılmaz yetenekli bir oyuncu kadrosu ve ekip ile çevriliydi. O sahnede Mitchell (Robertson) ile birlikte oynamak da ayrıca çok özeldi. Sahneye kattığı kırılganlık gerçekten çok etkileyiciydi ve ekipten sahnenin onları duygulandırdığına dair çok güzel geri dönüşler aldık ki bu da Richard’ın yazımının ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha gösteriyor.

Fotoğraf: David Reiss Styling: Sarah Harrison Saç ve Makyaj: Charlotte Yeomans

Büstiyer: Arket, Ceket: Tod’s, Etek: Siobhan Mackenzie, Ayakkabı: Jimmy Choo


Geleceğe baktığında, önündeki projeler için hayallerin neler? Özellikle canlandırmak istediğin bir rol ya da karakter tipi var mı?
Eğitim gerektiren bir projede yer almayı çok isterim; örneğin bir Marvel filminde oynamak ya da yeni bir beceri öğrenmek gibi! Yeni şeyler öğrenmeyi çok seviyorum ama yetişkinlikte hayatın yoğunluğu nedeniyle buna pek zaman bulamıyoruz. Bu yüzden bunun işimin bir parçası olması gerçekten bir hayal olurdu.

Ayrıca bir sitcom’da yer almayı da çok isterim. Özellikle "The Office"i (ABD) çok seviyorum; o tarz bir işte yer almak, hem oyun alanı bulup özgürce eğlenebilmek hem de biraz “saçmalayabilmek” benim için tam anlamıyla bir rüya olurdu.



SON HABERLER