Nude Project: Yaratıcılığın Özgür Hali

Nude Project’in iki arkadaşın fikrinden doğan hikayesini, güçlü topluluk anlayışını ve markanın kendine özgü yaratıcı dünyasını konuştuk.

Dilara Yanka DİLARA YANKA 07 Ağustos 2026

Fotoğraflar: Nude Project


Bir markayı uzun süre ilgiyle takip etmemi sağlayan şey hiçbir zaman yalnızca tasarımları olmuyor; anlattığı hikayeler, kurduğu dünya ve etrafında oluşturduğu kültür de en az koleksiyonları kadar ilgimi çekiyor. Nude Project de yaratıcı tasarımları, kendine özgü mizah anlayışı ve güçlü topluluk hissiyle ilk tanıştığım günden bu yana ilgimi canlı tutmayı başaran markalardan biri. Bu röportajda, markanın kuruluş hikayesinden topluluk yaratma anlayışına, yaratıcılığı besleyen fikirlerinden sosyal medyada kurdukları kendine özgü dile kadar merak ettiğim pek çok konuyu Bruno Casanovas'a sordum. Nude Project'in bugün geldiği noktayı ve arkasındaki vizyonu kendi sözlerinden dinliyoruz.

Nude Project iki arkadaş ve bir fikirle başladı. Her şeyin nasıl başladığını kendi sözlerinizle anlatır mısınız?
Her şey çok spontane bir şekilde başladı. Ben Bali’de yaşıyordum, Álex ise Burgos’taydı. Birbirimizi pek tanımadan sosyal medya üzerinden iletişime geçtik. İkimiz de 18 yaşındaydık ve kendimize ait bir şey yaratmak istediğimiz konusunda aynı hissi paylaşıyorduk. Bir gün Álex bana üzerinde çalıştığım bir şey olup olmadığını sordu. Ben de aslında, “Hayır ama gerçekten bir şey yapmak istiyorum. Hadi bir marka kuralım” dedim. İkimiz de yaklaşık 600’er euro yatırdık, küçük bir online mağaza açtık ve ortada gerçek anlamda bir plan olmadan, yalnızca bolca sezgi, enerji ve hırsla başladık. Yedi yıl sonra bugün buradayız.

Bunun hayal ettiğinizden çok daha büyük bir şeye dönüşebileceğini ilk ne zaman fark ettiniz?
Sanırım bunu gerçekten ilk kez, marka üniversiteyi bırakıp tamamen ona odaklanmamızı gerektirecek kadar büyüdüğünde fark ettik. O zamana kadar Nude Project hâlâ öğrenci odalarımızdan geliştirdiğimiz, neredeyse iki arkadaşın projesi gibi hissettiriyordu. Ancak talep artmaya devam ettikçe, topluluk güçlendikçe ve marka tüm zamanımızı almaya başladıkça bunun artık küçük bir proje olmadığını anladık. Başlangıçta hayal ettiğimizden çok daha büyük bir şeye dönüşme potansiyeline sahipti.

Bence Nude Project’in en büyük başarısı yalnızca kıyafetleri değil, insanların markayla kurduğu duygusal bağ. Sizce bir marka ne zaman ürün satan bir şirket olmaktan çıkıp gerçek bir kültürel güce dönüşür?
Bence bu, insanların yalnızca markanın sattığı ürünlerle değil, temsil ettiği şeyle bağ kurmaya başladığı zaman gerçekleşiyor. Bir marka aidiyet duygusu yarattığında, konuşmalar başlattığında ve insanların kimliklerinin ve deneyimlerinin bir parçası haline geldiğinde kültürel bir güce dönüşüyor. Ürün hâlâ önemli ancak çok daha geniş bir değerler, deneyimler, fikirler ve ortak referanslar evrenine açılan bir giriş noktası haline geliyor. Bizim için Nude Project her zaman giyimden daha fazlasını ifade etti. Yaratıcılık, özgürlük, hırs ve insanları tutkuyla bağlı oldukları şeylerin etrafında bir hayat kurmaya teşvik etmekle ilgili.

Manifestonuz insanları yargılanma korkusu olmadan üretmeye teşvik ediyor. Sizce yargılanma korkusu bugün gençlerin önündeki en büyük yaratıcı engellerden biri haline geldi mi?
Kesinlikle. Sosyal medya bizim kuşağımıza üretmek ve fikirlerimizi paylaşmak için inanılmaz araçlar sundu ancak aynı zamanda bizi sürekli olarak başkalarının fikirlerinin farkında hale getirdi. Bazen insanlar daha bir şeyi yaratmadan önce onun nasıl karşılanacağını düşünmeye başlıyor. Bu da çok iyi fikirlerin daha ortaya çıkmadan yok olmasına neden olabiliyor. Bana göre yaratıcılık, yaptığınız şeyi herkesin anlamayacağını ya da sevmeyeceğini kabul etmeyi gerektiriyor. Yalnızca onay almak için üretmeyi bıraktığınız anda gerçek anlamda kendi sesinizi geliştirmeye başlıyorsunuz.

Pek çok marka, topluluklarını pazarlama stratejileriyle oluşturuyor. Nude Project’in topluluğu ise sanki stratejiden önce varmış gibi hissettiriyor. Marka büyümeye devam ederken bu özgünlüğü nasıl koruyorsunuz?
Topluluğun bizim için bir pazarlama stratejisi olmadığını hatırlayarak. Nude Project zaten bu şekilde kuruldu. Álex ve ben markayı 18 yaşımızdayken, kendi kuşağımızdan insanlarla konuşarak kurduk. Şimdi 26 yaşındayız ve hâlâ hitap ettiğimiz topluluğun bir parçasıyız. Bu da onların dilini, ilgi alanlarını ve kaygılarını doğal bir şekilde anlamamıza yardımcı oluyor. Marka büyüdükçe bu özgünlüğü korumak için dinlemeye devam ediyor, süreci dürüstçe gösteriyor ve hem başarılarımızı hem de hatalarımızı paylaşıyoruz. Asıl zorluk, marka ile onu mümkün kılan insanlar arasında bir mesafe yaratmadan büyüyebilmek.

Konfor, minimalizm ve zarafet sıkça sözünü ettiğiniz değerler ancak Nude Project aynı zamanda duygusal ve asi bir his de taşıyor. Birbirine zıt gibi görünen bu fikirler arasında nasıl denge kuruyorsunuz?
Aslında bunları birbirine zıt olarak görmüyorum. Ürün rahat, sade ve görsel açıdan rafine olabilirken arkasındaki hikaye duygu, tavır ve isyan taşıyabilir. Bizim için minimalizm, söyleyecek hiçbir şeyinizin olmaması anlamına gelmiyor. Aksine bilinçli seçimler yapmak anlamına geliyor. Tasarım temeli oluştururken kampanyalar, içerikler, deneyimler ve topluluk işin duygusal boyutunu yaratıyor. Bu kontrast Nude Project’in bir parçası: Kıyafetler zahmetsiz hissettirebilir ancak arkalarındaki fikirler çok daha dışavurumcu.

Nude Project bir marka değil de bir insan olsaydı, onu nasıl tanımlardınız?

Genç, meraklı, hırslı ve işleri farklı şekilde yapmaktan korkmayan biri olurdu. Yaratıcı ama aynı zamanda çok gerçek; müzikle, modayla, kültürle ve çevresindeki insanlarla ilgilenen biri. Muhtemelen bir şeyleri yapmanın geleneksel yollarını sorgular, hatalar yapar, herkesin gözü önünde öğrenir ve arkadaşlarını her zaman kendi fikirlerinin peşinden gitmeleri için cesaretlendirirdi. Kendine güvenen ama asla kusursuz olmayan biri olurdu. Sanırım bir bakıma Álex ve beni temsil ediyor ya da en azından biz öyle olmaya çalışıyoruz, hahaha.

Kalp ve kiraz, Nude Project’in en tanınan iki görsel imzası haline geldi ve aynı zamanda benim de en sevdiğim detaylar arasında. Bu motiflerin arkasında bir hikaye var mı? Markanın kimliğinin bu kadar önemli bir parçası haline nasıl geldiler?
İkisi de aslında oldukça organik bir şekilde ortaya çıktı. Kirazlar, grafik dünyamızda kullandığımız ikonlardan biriydi ve en çok satan tasarımlarımızdan biri haline geldi. Biz de topluluğu dinledik ve kirazları giderek daha fazla yerde kullanmaya başladık. Ardından bunun markamız için mükemmel bir logo olabileceğini düşündük: İki kişiyi, yani bir ikiliyi temsil ediyor, Akdenizli bir his taşıyor ve insanlar artık onu bizimle özdeşleştiriyor...

Kalp ise bu “tatlı” tarafımızı temsil ediyor; sokak kültürüne ve underground modaya duygu ve sıcaklık katıyor. “Biz tatlı gangsterleriz” demeyi seviyorum ve aslında Nude Project’in etrafındaki evren de tam olarak böyle: Editoryal içerikleri meme’lerle, bir mağaza alanını ise gizli bir fotoğraf kabiniyle bir araya getiriyoruz.

Bugün hâlâ size ilham veren markalar, tasarımcılar, sanatçılar veya yaratıcı isimler var mı?
Kesinlikle. İlhamımız ağırlıklı olarak kent kültüründen, sanattan ve müzikten geliyor. Belirli bir markayı takip etmekten ziyade güçlü bir kimlik yaratmayı ve bunun etrafında bütün bir evren kurmayı başarmış insanlar ve projeler ilgimi çekiyor. Stüssy, Ralph Lauren ve Playboy gibi markalar, özgün ve anında tanınabilir bir dünya yaratma becerileriyle bize ilham verdi. Müzikte ise Tyler, the Creator, Mac Miller ve C. Tangana gibi sanatçılar son derece kişisel bir yaratıcı dil geliştirmiş olmaları nedeniyle önemli referanslar. Steve Jobs ve Hugh Hefner gibi isimlerden de özellikle bu kadar güçlü kimliklere ve dünya çapında tanınan sembollere sahip markalar yaratma biçimleri açısından ilham alıyorum.

Sizce günümüzde gençler geleneksel moda markalarının çoğu zaman sunamadığı neyi arıyor?
Yalnızca bir ürün değil, özgünlük ve aidiyet arıyorlar. Geleneksel moda markaları çoğu zaman yukarıdan aşağıya doğru işleyen bir iletişim biçimi benimsiyor ve ulaşılması zor, kusursuz bir imaj satmaya çalışıyor.

Bugün gençler daha eşit ve karşılıklı bir bağ kurmak istiyor. Şeffaflığa, ortak bir mizah anlayışına ve gerçek bir topluluğun parçası olmaya değer veriyorlar. Kusursuz bir kurumsal kampanya istemiyorlar, insani hissettiren, sürecini gösteren ve gerçekten yaşadıkları hayatı ve sahip oldukları değerleri yansıtan markalar istiyorlar.

Nude Project sosyal medyada eğlenceli, mizahi ve anında tanınan kendine özgü bir dil yarattı. Bu iletişim dilini geliştirirken çıkış noktanız neydi? Sizce bu dil, markanın savunduğu korkusuz ve yargılardan bağımsız yaklaşımı da yansıtıyor mu?
Çıkış noktamız aslında yalnızca birbirimizle ve çevremizdeki insanlarla nasıl konuşuyorsak o şekilde konuşmaktı. Nude Project’in hiçbir zaman geleneksel bir şirket gibi konuşmasını istemedik. Başladığımızda 18 yaşındaydık ve kendi yaşımızdaki insanlarla iletişim kuruyorduk, dolayısıyla mizah, referanslar ve kullandığımız dil doğal bir şekilde ortaya çıktı. Başlangıçta bir pazarlama formülü olarak tasarlanmamıştı, yalnızca kim olduğumuzu yansıtıyordu.

Bu dil markayla birlikte gelişti ancak temel prensip hâlâ aynı: Olmadığımız bir şeymişiz gibi davranmamak. Bu açıdan bakıldığında, Nude Project’in korkusuz ve yargılardan bağımsız yaklaşımını kesinlikle yansıtıyor. Her şeyi kusursuz göstermeye çalışmadan eğlenceli, kırılgan ve dürüst olabilme özgürlüğü veriyor.

Dergide Bu Ay

ELLE Temmuz-Ağustos 2026 Sayısı Çıktı!

ELLE Temmuz-Ağustos 2026 Sayısı Çıktı!

Hande Erçel ile kendi kıyısında, kendi dengesini bulan, sadeliğin ritminde ilerleyen bir yolculuğa çıktık.

BU SAYIDA NELER VAR?

E-Bülten Aboneliği

E-bültenimize şimdi abone olun,
magazin dünyasındaki tüm gelişmelerden anında haberiniz olsun.