PORTAKAL SUYUNUZU HAZIRLAYIN
Kış mevsimini daha az hasarla atlatmak için haberimizi okuyun!
ELLE ONLINE 23 Kasım 2014






Bazıları upuzun kışı birkaç kuru öksürük ve hafif bir nezleyle atlatıyorken, ben nasıl oluyor da tam iyileştim diye sevinirken yeniden yataklara düşüyorum, diyorsanız doğru sayfadasınız. Senede iki defadan fazla grip veya soğuk algınlığına yakalanıyorsanız ve semptomlar beş günden uzun sürüyorsa, gerçekle yüzleşmeye hazır olun: bağışıklık sisteminiz alarm veriyor! Neyse ki bu, geri dönüşü olmayan, çözümsüz bir durum değil. Yaşam biçiminizde bazı düzenlemeler yapıp sağlıklı bir bünyeye sahip olmak sizin elinizde.





NEREDEN BAŞLAYALIM ?


Günlük alışkanlıklarınızı gözden geçirin. Yeteri kadar uyuyor musunuz? Egzersize zaman ayırıyor musunuz? İşe güce kaptırıp uzun saatler aç mı kalıyorsunuz? Doğal besinler yerine paketlenmiş hazır gıdalara mı yöneliyorsunuz? Stres küpü müsünüz? Malum, kış mevsiminde günümüzün çoğunu kapalı mekanlarda geçiriyoruz. Peki, bulunduğunuz ortam yeteri kadar havalandırılıyor mu? Eğer plaza ortamında çalışıyorsanız gün içinde belli sürelerle açık havaya çıkın ve güneş ışığı alın (bahsettiğimiz, sigara molası değil!). Ağaç ve oksijenin bol olduğu mekanlarda daha çok vakit geçirin. Hafta içi buna vakit bulamıyor olabilirsiniz ama hafta sonları için mazeretiniz olmasın; haftada bir kez bile olsa açık havada yapılan 40-50 dakikalık bir yürüyüşün hem haftanın stresini atmanıza hem düzenli spor yapamıyorsanız vücudun egzersiz ihtiyacını karşılamaya hem de ciğerlerinize oksijen depolamanıza faydası olacaktır.





NE YEMELİ NE YEMEMELİ?


Şeker tüketimini azaltın. Kanser hücrelerini besleyen şeker, aynı zamanda beyaz kan hücrelerinin mikropları öldürme yeteneğini de olumsuz etkiler. Burada bahsi geçen durum, sabah kahvenizi şekersiz içmekten çok daha fazlası. İşlenmiş gıdaların veya paketlenmiş domates sosunun bile içindeki katkı maddelerinin şeker içerdiğini biliyor muydunuz?


Bol miktarda sıvı alın. Yüksek oranda kafein içeren içecekleri sınırlayın ve günde iki buçuk litreye yakın su için. Beyaz ekmekten ziyade tahıllı olanları, kutu içecekler yerine beyaz ve yeşil çayı tercih edin. Baharatların metabolizmayı hızlandırıcı ve iyileştirici gücü vardır. Az miktarda zencefil, zerdeçal, pul biber, karabiber, kimyon, kekik ve naneyi yemeklerinize ekleyebilirsiniz.~

VİTAMİN TAKVİYESİNE GEREK VAR MI ?



Aşırı vitamin tüketimi vücutta depolanarak toksik etki gösterebililir. “Yeterli miktarda sebze ve meyve tüketiyorsanız, tam tahıllar, baklagiller ve az yağlı proteinlerle dengeli şekilde besleniyorsanız ve vitamin eksikliğine neden olan bir sağlık probleminiz yoksa takviye kullanmanız gerekmez” diyor Dr. Mehmet Karaca. Bağışıklık sisteminin gelişimi üzerinde önemli rol oynayan D vitamini, cildimizde güneş ışınlarının yardımıyla sentezleniyor. Haftada birkaç kez 15 dakika kadar yalnızca kollarınızı bile güneşe göstererek vücudunuzdaki D vitamini üretimini artırabilirsiniz.





HANGİ VİTAMİN HANGİ BESİNDE?


Unutmayın, bünyemizin gereksinim duyduğu vitaminleri hap olarak almaktansa yediğimiz meyve ve sebzelerden edinmek çok daha sağlıklı bir yöntem. Uzm. Dr. Hüseyin Yaşar, hangi vitaminlerin hangi besinlerde olduğuna dair bilgi veriyor: “Süt, balık ve yumurtada yüksek oranda A ve B12 vitaminleri, turunçgillerin yanı sıra maydanoz ve yeşil biberde C vitamini mevcuttur. Beta karoten, kırmızı, turuncu ve yeşil yapraklı sebzelerde; E vitamini susam, ceviz, badem, fıstık gibi yağlı tohumlarda bulunur. Ispanak gibi yeşil yapraklı sebzeler ve kuru baklagiller folik asit için önemli kaynaklardır. Özellikle kırmızı et ve yumurta hayvansal demir, kuru baklagiller ve yeşil yapraklı sebzeler bitkisel kaynaklı demir içerir. “





ELİF TUNCEL
SON HABERLER