Bu Bir Chanel Butiği Değil
Tom Sachs’ın "31 Rue Cambon" projesi, Chanel’in ürünlerinden mağaza tasarımına uzanan görsel dünyasını gündelik ve ham malzemelerle yeniden ele alıyor.
BERRAK ZEYNEP YILMAZ 18 Eylül 2026

Fotoğraflar: Instagram / @tomsachs


New York’ta Centre Street üzerinde bir Chanel butiği görmek ilk bakışta şaşırtıcı olmayabilir. Krem rengi tenteler, iç içe geçen çift C logoları, aynalı duvarlar ve cam vitrinler tanıdık bir görüntü yaratıyor. Ancak biraz daha yakından bakıldığında hiçbir şeyin tam olarak göründüğü gibi olmadığı anlaşılıyor. Tom Sachs’ın "31 Rue Cambon" adlı yeni projesinde Chanel’in ikonik parçaları kumaş yerine kontrplak, karton, boya, Lego ve çeşitli yapı malzemeleriyle yeniden üretildi. Sachs’ın New York’taki 245 Centre Street adresindeki stüdyosunda kurduğu enstalasyon, Chanel’in Paris’teki 31 Rue Cambon adresini yeniden yorumluyor. Gabrielle Chanel’in bir dönem dairesinin de bulunduğu bu adres, bugün modaevinin tarihindeki en önemli mekanlardan biri. Sachs ise adresin kendisinden çok, onun çağrıştırdığı moda dünyasının derinlerine iniyor.


Butiğin içinde onlarca Chanel görünümünün üç boyutlu ahşap versiyonları duvarlara yerleştirilmiş durumda. Kontrplak üzerine uygulanan boya, bouclé kumaşın dokusunu taklit ediyor. Chanel’in kapitone çantaları ve slingback ayakkabıları karton ve ahşaptan yapılırken, broşlarda kostüm aksesuarları ve Lego parçaları kullanılıyor. Coco Chanel’in salonunda bulunan avizenin yeniden üretiminde ise bisiklet reflektörleri, balıkçılık ağları ve UV dental epoksi gibi malzemeler kullanılması da Sachs’ın yöntemini özetliyor: tanıdık olanı, hiç beklenmeyen bir malzemeyle yeniden kurmak.

Bu yaklaşım Sachs’ın çalışmalarında yeni değil. Sanatçı kariyeri boyunca McDonald’s, NASA, Hermès ve Tiffany&Co. gibi kurum ve markaların görsel dünyalarını kendi el yapımı diliyle yeniden üretti. 1998 tarihli "Chanel Guillotine" de Chanel ile kurduğu ilişkinin ilk örneklerinden biriydi. O çalışmada Chanel’in görsel kodları bir giyotin formuna dönüşmüştü. "31 Rue Cambon" ise lüks markayla kurulan bu ilişkinin daha geniş ve doğrudan bir versiyonu olarak karşımıza çıkıyor.

Projenin küratörlüğünü moda tarihçisi Colby Mugrabi üstleniyor. Sachs’ın Chanel’e ilgisi de yalnızca logolar veya ikonik ürünlerle sınırlı değil. Projede modaevinin görsel dili, mağaza tasarımı ve ürünleri aynı anda yeniden üretiliyor. Bir başka deyişle, burada yeniden yapılan şey yalnızca bir Chanel ürünü değil, Chanel’in bir dünyaya dönüşmesini sağlayan bütün sistem.

İlk bakışta Chanel’in kodlarını taklit eden bu objeler, yakından bakıldığında üretim biçimlerini de gizlemiyor. Kontrplak kenarları, boya izleri ve malzemenin kusurları görünür bırakılıyor. Sachs’ın işlerinde önemli bir yere sahip olan el yapımı üretim anlayışı burada da devam ediyor. Chanel’in geleneksel zanaat ve lüksle ilişkilendirilen yüzeyleri bu kez atölye malzemeleriyle yeniden düşünülüyor.

Bu dünyada en tanıdık parçalardan biri olan bouclé ceket, kontrplaktan yapılmış haliyle hâlâ Chanel olarak okunabiliyor. Aynı şekilde altın renkli CC monogramı, kapitone çanta formu veya slingback’in silüeti de malzeme değişse bile kimliğini koruyor. Sachs’ın projesinin ilginç tarafı burada ortaya çıkıyor: Bir parçayı Chanel yapan şey malzemesinde mi, biçiminde mi yoksa ona yüklenen kültürel anlamda mı?

Sachs’ın kendisinin de işaret ettiği gibi tüketim kültürünün dışında durmak kolay değil, onu eleştirebilmek için aynı zamanda onun içinde yaşamak gerekiyor. "31 Rue Cambon" bu çelişkiyi doğrudan açıklamak yerine Chanel’in tanıdık kodlarını altüst ederek bu çelişkiyi düşündürüyor. Gerçek bir Chanel butiğine benzeyen ancak hiçbir parçası gerçek olmayan bu mağaza, lüksün nasıl tanındığı ve nasıl yeniden üretilebildiği üzerine basit ama etkili bir soru bırakıyor. "31 Rue Cambon", 11 Eylül–10 Ekim 2026 tarihleri arasında Tom Sachs Studio, 245 Centre Street, New York’ta görülebilir.

SON HABERLER