Salone del Mobile 2026: Moda Markaları Tasarım Sahnesinde Nasıl Konumlanıyor?
Milano Tasarım Haftası'nda Dior’dan Gucci’ye uzanan markalar, enstalasyonlar ve işbirlikleri gibi çeşitli projelerle tasarım ile modanın sınırlarını genişletiyor.
BERRAK ZEYNEP YILMAZ 22 Nisan 2026
Gucci

Milano Moda Haftası kadar heyecan verici başka bir etkinlik varsa o da Milano Tasarım Haftası. Şehir, yılın bu zamanında yalnızca tasarımın değil, disiplinler arası yaratıcılığın da merkezi haline geliyor. Milano Tasarım Haftası boyunca modaevleri görünürlüklerini artırmak için klasik sunumların ötesine geçerek işbirlikleri, enstalasyonlar ve deneyim odaklı projelerle yer alıyor. Bu yıl da şehir, moda ile tasarım arasındaki sınırların giderek daha geçirgen hâle geldiğini gösteren güçlü örneklere evsahipliği yapıyor.

İşte Milano Tasarım Haftası’nda öne çıkan moda işbirlikleri:

Nicolo De March

Dior


Dior Maison, tasarımcı Noé Duchaufour-Lawrance ile işbirliğini yeni Corolle lamba koleksiyonuyla sürdürüyor. İlk kez Salone del Mobile kapsamında Milano’da sunulan seri, couture ile dekorasyon arasında bir köprü kuruyor. Christian Dior’un ikonik New Look silüetinden ilham alan tasarımlar, Murano cam ustalarının el işçiliğiyle pile, döküm ve hareket duygusunu ışıkla yeniden yorumluyor. Palazzo Landriani’de sergilenen koleksiyon, miras ve zanaatkarlık arasında şiirsel bir diyalog kuruyor.



Louis Vuitton
Marka, Palazzo Serbelloni’de gerçekleşen sunumunda yeni Objets Nomades koleksiyonunu tanıtırken, ikonik sandıklarını da yeniden odağa alıyor. Art deco referanslarıyla şekillenen sergi, tarihi mekanın katmanlı atmosferiyle birleşerek geçmişten bugüne uzanan bir tasarım anlatısı kuruyor. Girişte konumlanan pop-up kitabevi ise markanın seyahat kültürünü evine taşımak isteyenlere birer alternatif sunuyor.



Fendi
Fendi’nin Baguette Re-Edition yaklaşımı, bu sezon yalnızca bir çantanın geri dönüşü değil, kişisel anlatının bir ifadesi olarak yeniden düşünülüyor. İlhamını Marilyn Monroe’nun gündelik anlarından alan anlatı, çantayı bir aksesuarın ötesinde kimliğin taşıyıcısı olarak konumlandırıyor. Koleksiyon, standartlaşmış formlar yerine çoğul kimlikleri ve bireysel ifadeyi öne çıkarmayı amaçlıyor.



Bottega Veneta
Yeni kreatif direktör Louise Trotter yönetimindeki ilk Salone projesinde marka, Koreli sanatçı Kwangho Lee ile “Lightful” adlı bir enstalasyona imza atıyor. Via Sant’Andrea mağazasında sergilenen proje, dokuma formlar ve ışık heykelleri aracılığıyla zanaatkarlığın sınırlarında geziniyor. Deri şeritlerin organik yapılara dönüşmesi, markanın malzeme ile kurduğu ilişkinin fiziksel bir göstergesi.



Hermès
La Pelota’da gerçekleşen sunumda marka, ev koleksiyonunu mimari bir kurgu içinde sergiliyor. Sanat direktörü Charlotte Macaux Perelman tarafından kurgulanan mekan, boşluk ve doluluk arasındaki dengeyi vurgulayan modüler bir yerleşim sunuyor. Palladyum kaplama metal ve deri gibi materyallerle üretilen objeler, Hermès’in zanaatkarlık geleneğini çağdaş bir dille yeniden ifade ediyor.



Issey Miyake
Marka, “The Paper Log: Shell and Core” sergisiyle üretim süreçlerine farklı bir perspektif getiriyor. Kreatif direktör Satoshi Kondo ve Ensamble Studio işbirliğinde geliştirilen proje, plise tekniğinin yan ürünü olan sıkıştırılmış kağıt rulolarını yeniden değerlendiriyor. Gündelik nesnelerin şiirselliğine odaklanan sergi, sürdürülebilirlik kavramını estetik bir yaklaşımla ele alıyor.



Marni
Haftanın yoğun temposuna karşı bir nefes alanı sunmayı amaçlayan Marni, köklü Milano pastanesi Cucchi ile işbirliği yapıyor. Mekanın tekstilinden servis detaylarına kadar her unsur, markanın oyunbaz görsel diliyle yeniden yorumlanıyor. Ortaya çıkan atmosfer, Milano’nun sosyal ritüellerine çağdaş bir dokunuş getirmeyi hedefliyor.



Isabel Marant
“Selected Dialogues” başlıklı proje kapsamında marka, Galerie Desprez Breheret ile birlikte vintage mobilya ve tasarım objelerini bir araya getiriyor. Nadir parçalar ve zamansız tasarımlar, markanın İlkbahar/Yaz 2026 koleksiyonuyla birlikte sergilenerek disiplinler arası bir diyalog kuruyor.



Rimowa
Alüminyum üzerine kurulu bir iş birliğiyle Rimowa, İsviçreli Lehni ile sınırlı sayıda üretilen mobilyalar tanıtıyor. Bavulları korumak ve sergilemek üzere tasarlanan bu parçalar, seyahat estetiğini iç mekana taşıyor.



Arket
Sanatçı Laila Gohar ile geliştirilen koleksiyon, hazır giyime eğlenceli bir yaklaşım getiriyor. Katmanlanabilir parçalar, maskülen ve feminen kodlar arasında dengeli bir oyun kurarken, Milano’da kurulan atlıkarınca, bu çalışmayı kıyafetler haricinde de deneyimlenebilir bir anlatıya dönüştürüyor.



Gucci
“Gucci Memoria” başlıklı enstalasyon, markanın tarihini anıtsal duvar halıları aracılığıyla yeniden anlatıyor. Rönesans referanslarından popüler kültüre uzanan bu görsel anlatı, kurucu Guccio Gucci’den Alessandro Michele ve Demna dönemlerine kadar uzanan çok katmanlı bir hikaye sunuyor.



Moda artık yalnızca giyilebilir olanla sınırlı değil. Mekan, obje ve deneyim üzerinden kurulan bu yeni dil, markaların kimliklerini daha geniş bir bağlamda ifade etmelerine olanak tanıyor. Tasarım ve modanın kesişiminde şekillenen bu yaklaşım ise geleceğin geçirgen üretim biçimlerine dair ipuçları veriyor.

SON HABERLER