Boşluğun Hafızası: Aradaki Biçimi Aramak

Figür, Rüzgar Polat’ın resimlerinde hiçbir zaman tek başına var olmuyor; beden ile boşluk birbirini tamamlayan iki unsur olarak aynı anlatının parçasına dönüşüyor. Muse Contemporary’de izleyiciyle buluşan The Shape Between vesilesiyle sanatçıyla görünür olan kadar görünmeyeni, maskeleri ve üretim pratiğinde peşinden gitmeye devam ettiği dönüşümü konuştuk.

Ünal Baş ÜNAL BAŞ 03 Ağustos 2026

Resimlerinizde figürler hiçbir zaman kendilerini bütünüyle ele vermiyor. Bu yaklaşım üretim sürecinizde nasıl şekilleniyor? Çalışırken neyi görünür kılacağınıza, neyi dışarıda bırakacağınıza nasıl karar veriyorsunuz? “Burada durmalıyım” dediğiniz an sizin için ne ifade ediyor? 


Anlattığım hikayelerde arayış ve dönüşüm hiçbir zaman sona ermiyor; bu durum figürlerime de yansıyor. Figürlerin belirgin bir kimlik taşımaması, aktarmak istediğim duygularla çizdiklerim arasındaki dengeyi güçlendiriyor. İzleyiciye tanımlanmış bir kimlik sunmak yerine dilediğinde kendisini figürün yerine koyabileceği bir alan bırakmak istiyorum. Neyi görünür kılacağıma, ele aldığım meselenin bedende nerede ve nasıl başladığını düşünerek karar veriyorum. Ardından figür ile çevresinde oluşan boşluk arasındaki kompozisyonu kuruyor; neyi çizeceğimi, neyi çizgiler aracılığıyla belirsizleştireceğimi ya da ortadan kaldıracağımı belirliyorum. Bazen bu kararları figürün bedensel hareketi de yönlendiriyor. “Burada durmalıyım” dediğim an, benim için bir son olmaktan çok yeni bir başlangıç. Zihnimde ve eskizlerimde tamamlanan görüntü, tam da o noktada kendi gerçek hikayesine kavuşuyor. 

Rüzgar Polat, Murderer, Tuval üzerine yağlıboya, 60x80 cm

Resimlerinize dışarıdan bakıldığında oldukça kontrollü bir üretim süreci varmış gibi görünüyor. Peki atölyede işler gerçekten böyle mi ilerliyor? Yoksa bazen resim sizi planlamadığınız bir yöne de götürüyor mu? 
Üretim sürecinde elimden geldiğince kontrollü ilerlemeye çalışıyorum. Bu nedenle çok sayıda eskiz yapıyor, resmin yapısını önceden kuruyorum. Ancak tuval üzerinde çalışmaya başladığımda, resmin kendi akışı içinde değişen ve beni başlangıçta planlamadığım bir yöne götüren noktalar da ortaya çıkabiliyor. Aynı anda birden fazla düşünceyi ve duyguyu bir araya getirmeyi sevdiğim için, bütün bu unsurlar arasındaki uyum ve akış benim için önemli. Sergide de temel meseleyi iki farklı dönem ve farklı figürler üzerinden ele alıyorum. Kontrol, bu parçaları bir arada tutmamı sağlıyor fakat resmin dönüşmesine de alan bırakıyorum. 

Moda tasarımı da resim de bedenle ilişki kuran iki farklı disiplin. Sizce bu iki alan birbirini nasıl besliyor? Moda eğitiminizin resim yapma biçiminizi etkilediğini düşünüyor musunuz? 
Her iki alanda da form ararken, zamanla ürettiğim şeylerin kimliğini buldum. Sanırım bu iki disiplin arasındaki en güçlü bağ benim için burada kuruluyor. Hem moda hem de resim, yaşayan ve sürekli değişen yüzeylerle ilişki kuruyor. İkisi de görmeye, düşünmeye ve gördüğümüzü yeniden sorgulamaya açık, sınırları kolayca tükenmeyen alanlar. Ne anlatmak istediğinizi bildiğinizde, her iki disiplin de üretiminizi düşündüğünüzden çok daha fazla besleyebiliyor. Yine de moda eğitiminin resim yapma biçimimi doğrudan belirlediğini söyleyemem. Çünkü resim, kendimi bildim bileli hayatımda. Moda ise beden, form ve yüzey üzerine düşünme biçimime başka bir bakış kazandırdı. 

Rüzgar Polat, Other Masks, Tuval üzerine yağlıboya, 50x50 cm.

Geriye dönüp baktığınızda, bugüne kadar ürettiğiniz işleri birbirine bağlayan ortak bir mesele olduğunu düşünüyor musunuz? Yoksa her yeni seriyle birlikte peşine düştüğünüz soru da değişiyor mu?
Evet, bugüne kadar ürettiğim işlerin birbirine bağlı bir arayışın parçaları olduğunu düşünüyorum. İnsanın hiç sona ermeyen dönüşümü; yaşadıklarının ve duygularının zihninde, bedeninde bıraktığı izler, peşinden gitmeye devam ettiğim temel meseleler arasında. Her yeni seride bu arayışa farklı bir açıdan yaklaşıyorum. Sorunun özü bütünüyle değişmiyor; fakat ona yeni konular, yeni figürler ve farklı anlatım biçimleri ekleniyor. 


Kendi görsel dilinizi bulduğunuzu hissediyor musunuz, yoksa bunun hâlâ devam eden bir arayış olduğunu mu düşünüyorsunuz? 
Bazı yönleriyle kendi görsel dilimi bulduğumu hissediyorum. Ancak bu dil hâlâ değişiyor, gelişiyor ve yeni biçimler kazanıyor. Benim için üretmenin en heyecan verici tarafı da bu: Bulduğumu düşündüğüm bir şeyin içinde yeniden aramaya devam etmek

Rüzgar Polat, Doors, Tuval üzerine yağlıboya, 80x70 cm.

Maskeler tarih boyunca kimi zaman saklanmanın, kimi zaman korunmanın, kimi zaman da kimlik kurmanın bir aracı olarak karşımıza çıktı. Sizin çalışmalarınızda bu imge nasıl ortaya çıktı? Zaman içinde maskenin üretiminizde üstlendiği rol değişti mi? 
Resmettiğim maskeler zamanla yalnızca yüzü değil, bilinci de örten yapılara dönüşmeye başladı. Figürler ise bu örtünün altında kaybolmak yerine kendi yaratıcı kimliklerini korumaya, hatta ondan kaçmaya çalışan karakterleri temsil ediyor. Resimlerimde boşluk her zaman önemli bir yere sahipti. Anlatmak istediğim meseleleri yalnızca figürün çevresindeki boşlukta değil, doğrudan bedenin üzerinde de görünür kılmak istediğimde maskeler üretimime dahil oldu. Şimdilik maskenin anlattığım hikayedeki temel  rolü değişmedi. Ancak farklı biçimlere bürünerek ve yeni anlatımların içinde başka anlamlar kazanarak karşıma çıkmaya devam edeceğini düşünüyorum. 


Dergide Bu Ay

ELLE Temmuz 2026 Sayısı Çıktı!

ELLE Temmuz 2026 Sayısı Çıktı!

Hande Erçel ile kendi kıyısında, kendi dengesini bulan, sadeliğin ritminde ilerleyen bir yolculuğa çıktık.

BU SAYIDA NELER VAR?

E-Bülten Aboneli��i

E-bültenimize şimdi abone olun,
magazin dünyasındaki tüm gelişmelerden anında haberiniz olsun.