İş aramak hiçbir zaman kolay olmadı ama son yıllarda bu süreç bambaşka bir forma büründü. Artık mesele yalnızca doğru işi bulmak değil, aynı zamanda bu arayışın içinde kaybolmamak. Tam da bu noktada karşımıza yeni bir kavram çıkıyor: doomjobbing. “Doomscrolling”in kariyer versiyonu olarak tanımlanan bu durum, kişinin saatlerce iş ilanları arasında kaybolması, sürekli başvuru yapması ve buna rağmen ilerleme hissi yaşayamamasıyla ortaya çıkıyor. İlk bakışta aktif ve üretken bir çaba gibi görünse de aslında zihinsel olarak oldukça yıpratıcı bir döngü.
Launchmetrics Spotlight
Üretkenlik Hissi mi, Tükenmişlik mi?
Tüm bunlar iş arama sürecini daha belirsiz ve daha yorucu hale getiriyor. Bir noktadan sonra süreç, umut etmekten çok “sürekli denemeye” dönüşüyor.
Launchmetrics Spotlight
Peki Çıkış Yolu Ne?
Bu döngünün en görünmeyen etkisi tahmin edebileceğiniz gibi zihinsel tarafta yaşanıyor. Sürekli başvurup yanıt alamamak zamanla yalnızca motivasyonu değil, özsaygıyı da zedeliyor. Öyle ki bu süreç değersizlik hissini tetikleyebiliyor, kaygı seviyesini artırabiliyor, kişinin kendi yetkinliklerini sorgulamasına neden olabiliyor. Yani mesele sadece iş bulamamak değil; bu süreçte kendini kaybetmek. Doomjobbing’in panzehri ise daha fazla başvuru yapmak değil, daha bilinçli başvuru yapmak. Önerilen yaklaşım ise oldukça net: az ama hedefli başvuru, her ilana özel hazırlanmış CV, gün içinde iş arama süresine sınır koymak, süreci hayatın merkezine değil, bir parçasına yerleştirmek… Kısacası: nicelik değil nitelik.