Sosyal medyada herkesin mutlu göründüğü, her anın filtrelendiği bir dünyada kendi mutluluğumuzu ölçmek zorlaşıyor olabilir. Oysa belki de mutluluk, gürültünün ve kıyaslamanın ötesinde, sessiz bir köşede bulduğumuz küçük anlamlarda saklıdır. Bir fincan kahve, bir dost mesajı, sabahın ilk ışığında alınan derin nefes… Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi’nden Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, gerçek huzurun kısa hazlarda değil, hayatla kurduğumuz bağlarda, küçük ama değerli anlarda gizli olduğunu söylüyor. Çünkü mutluluk, başkalarıyla değil, kendimizle kurduğumuz ilişkiyle başlıyor. “Sanılanın aksine mutluluk, sürekli yüzde kocaman bir gülümsemeyle etrafa neşe saçmak ya da hiç dert sahibi olmamak değildir” diyor Beyaz. Ona göre mutluluk, bir insanın hayatının genel olarak ne kadar tatmin edici olduğuyla, olumlu duygularını olumsuz duygularına kıyasla ne sıklıkta yaşadığıyla ilgili. Kişilerin mutluluğu bambaşka şekillerde deneyimlemesinin nedenini ise şöyle açıklıyor: “Hepimizin parmak izi gibi eşsiz bir geçmişi, farklı değer yargıları, genetik yatkınlıkları ve yaşanmışlıkları var. Çocukluğunda karmaşa yaşamış biri için sıcak bir evde sessizce kitap okumak oldukça tatmin edici bir mutluluktur. Başkası içinse mutluluk sürekli yeni yerler keşfetmek ve sınırları zorlamak anlamına gelir. Farklılıklarımız, mutluluğun bizim için ne anlama geldiğini baştan aşağı değiştirebiliyor.”
Launchmetrics Spotlight
Mutsuzluğun En Büyük Nedeni: Kıyaslama
Modern yaşam, mutluluğu etkileyen pek çok faktör barındırıyor. Uzmanımıza göre bunların başında kıyaslama davranışı geliyor: “Özellikle sosyal medya nedeniyle artık kendimizi sadece yakınlarımızla değil, dünyanın herhangi bir ucundaki insanların hayatlarının sadece ‘en iyi ve filtrelenmiş’ anlarıyla kıyaslıyoruz. Bu da sürekli bir eksiklik ve geride kalmışlık hissi yaratabiliyor.” Modern hayatın hızına da dikkat çeken Beyaz şöyle devam ediyor: “İstediğimiz bir yemeğe, diziye, alışverişe anında ulaşmaya o kadar alıştık ki beynimizin haz-mutluluk süreçleri bundan nasibini fazlasıyla alıyor. Emek verip beklemeyi unuttuk. Hal böyle olunca, anında sonuç vermeyen uzun soluklu ilişkilerden veya yeni bir beceri edinme süreçlerinden çabucak sıkılıp mutsuzluğa sürükleniyoruz.”
Geçici Hazlar Yerine Anlamlı Amaçlar
Mutluluğu bir hedef haline getirmenin yıpratıcı olduğunu vurgulayan Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz “Sürekli mutlu olmalıyım, hiç kötü hissetmemeliyim baskısı psikolojide ‘toksik iyimserlik’ denilen durumu ortaya çıkarır” diyor. Beyaz, mutluluğun kovalandıkça kaçtığını şöyle açıklıyor: “Sürekli ‘Şu an mutlu muyum?’ diye kendimizi yokladığımızda, aslında içinde bulunduğumuz anın farkındalığı düşüyor. Üzüntü, öfke veya hayal kırıklığı gibi insani duyguları baskılamak, onları bir düdüklü tencereye hapsetmek gibidir. İnsan, sadece neşeyi değil, acıyı da yaşayabildiği ölçüde sağlıklıdır. Beynimiz dopamin kaynaklı anlık hazları çok seviyor. Bir dilim pasta yemek veya sosyal medyada beğeni almak o an harika hissettirir ama etkisi kısa sürelidir. Kalıcı tatmin, hayatın anlamının anlaşılmasıyla ilgilidir. Zorlu bir sınavda başarıya ulaşmak, bir çocuğun yetişmesine katkı sağlamak veya bir dostun acısında ona yardımcı olmak eğlenceli olmasa da gün sonunda ‘Anlamlı bir şey yaptım’ algısı, kalıcı mutluluğun kendisidir.”
Launchmetrics Spotlight
Mutluluğun Formülü Basit
Günlük yaşamda uygulanabilecek basit yöntemler olduğunu belirten Beyaz sözlerini şöyle tamamlıyor: “Hayat kötü giderken her şey harika demekten bahsetmiyorum. Ama çok kötü bir günün sonunda bile küçük de olsa bir şeye şükretmek, beynin sürekli felaket arayan radarını yavaşlatır. Zihni geçmişin pişmanlıklarından ve geleceğin kaygılarından çekip alarak anın farkındalığına odaklanmak zihni sakinleştirir. Ayrıca bolca fiziksel aktivite, zihinsel karamsarlığı kırmanın en hızlı yollarından biridir. Zor zamanlarda mutluluğun peşinden koşturmaktansa tutunacak bir neden bulmak çok daha işlevseldir. Zorluk bittiğinde gösterilen çaba çoğu kez kalıcı bir huzur olarak geri döner.”