Fotoğraflar: Ara Güler
Ara Güler Müzesi, Robert Capa’nın “Gerçek En İyi Fotoğraftır” sergisinin ardından bu kez odağını doğrudan Ara Güler’in kendi arşivine çeviriyor. "Cannes!" başlıklı yeni sergi, yakından tanıdığımız bir ismin pek bilinmeyen bir yanına odaklanıyor.
Ara Güler denince akla çoğu zaman İstanbul sokakları, Boğaz hattı, etkileyici yüzler geliyor. Fakat bu sergi o görsel hafızayı kısa süreliğine askıya alıyor ve Güler’in daha az bilinen bir yönünü öne çıkarıyor. Cannes Film Festivali’nde çektiği fotoğraflardan oluşan seçki, sinemanın ve şöhretin kesiştiği bir alana odaklanıyor.
Aslında bu yön, düşündüğünüz kadar şaşırtıcı değil. Ara Güler yalnızca bir foto muhabiri değil, sinemaya güçlü bir ilgisi olan, o dünyayı yakından takip eden bir isim. Cannes’a gitmesi de bu yüzden kariyerinde doğal bir an gibi duruyor. 1957’de festivale ilk kez gidiyor, sonrasında düzenli olarak katılıyor. Çektiği foto-röportajlar dönemin yayınlarında yer bulurken, kurduğu ilişkiler ve yaptığı sohbetler sinemayla bağını derinleştiriyor. Cannes, onun için bir görevden çok bir temas alanı olmuş.
Sergideki fotoğraflarda bu yakınlığın izlerini görebilirsiniz. Brigitte Bardot, Sophia Loren, Grace Kelly, Federico Fellini, Orson Welles, Jean Cocteau, Michelangelo Antonioni, Kim Novak ve François Truffaut gibi isimleri kadrajına almış. Ancak serginin asıl gücü, bu figürleri nasıl gördüğünde. Yıldızlar kadar onları izleyenler, fotoğrafçılar, bekleyenler ve o anın etrafında şekillenen kalabalıklar da hikayenin parçası.
1950’lerin sonu ve 60’lar Cannes’ın bugünkü kimliğinin kurulduğu yıllar. La Croisette boyunca uzanan sahil hattı; otelleri, plajları ve kalabalığıyla bu dünyanın sahnesini oluşturuyor. Fotoğraflar, kırmızı halının ışıltısını olduğu kadar onun hemen dışındaki gündelik akışı da görünür kılıyor.
Sergi üç bölümde ilerliyor: “Sahne”, Cannes’ı bir film seti gibi ele alırken, “Festival”, gösterimler ve basın anlarına odaklanıyor. “Kutlama” ise geceye, partilere ve davetlere açılıyor. Bu yapı, festivalin ritmini katman katman okumayı mümkün kılıyor.
Fotoğraflara gazete kupürleri, kontak baskılar, basın kartları ve filmler eşlik ediyor. Tüm bu materyaller, Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi’nin uzun soluklu çalışmalarıyla bir araya gelmiş ve yalnızca bir dönemi değil, bir üretim pratiğini de görünür kılıyor.
Ziyaret ederseniz ve denk gelirseniz, sergiyi arşiv ekibinden Temel Bey’in anlatımıyla gezme ayrıcalığını yakalayabilirsiniz umarım.