Fotoğraflar: Deniz Karataş
Yakın zamana kadar sanat eserleri çoğunlukla müzelerin devasa salonlarında, bembeyaz galerilerin duvarlarında ya da kimsenin göremeyeceği biçimde koleksiyonerlerin özel yaşam alanlarında yer buluyordu. Bugün ise bu sınırlar giderek silikleşiyor. Sanatçılar farklı malzemelerle üretim yapıyor, eserler gündelik yaşamın içine karışıyor ve koleksiyonerlik yeni biçimler kazanıyor. Pg Art Gallery'nin hayata geçirdiği Snob Collector da tam bu dönüşümün merkezinde konumlanıyor. Sanatı tasarım, zanaat ve işlevsellikle buluşturan platformun çıkış noktasını, sanatçılarla yürüttükleri üretim süreçlerini ve çağdaş sanatın değişen dinamiklerini Snob Collector yöneticisi Yasemin Pekuysal ile konuştuk.
Pg Art Gallery 1993’ten bu yana Türkiye’de çağdaş sanat sahnesine yön veren kurumlardan biri. Bugüne kadar 300’den fazla sergiye evsahipliği yapmış, farklı disiplinlerden sanatçıları temsil etmiş, İstanbul’un önemli bir galerisi. 2024 yılında ise Snob Collector fikri bu birikimin bir uzantısı olarak doğuyor. Bu yeni yapıyı kurarken sizi en çok hangi ihtiyaç tetikledi?
Pg Art Gallery aslında hiçbir zaman sadece sergi yapan bir galeri olmadı. Yıllardır hep kendini yenilemeye, klasik galeri anlayışının dışına çıkmaya çalışan bir yapısı vardı. Sanatçılarımızla çanta, tekstil, mücevher gibi farklı alanlarda birçok işbirliği yaptık. Yani Snob Collector aslında bir anda ortaya çıkan bir fikir değil, uzun zamandır yaptığımız şeylerin doğal bir uzantısı. Bugün sanat, zanaat ve tasarım arasındaki sınırlar da eskisi kadar keskin değil. Bir yandan teknoloji gelişirken, diğer yandan el işçiliğine ve üretim sürecine verilen değer yeniden artıyor. Biz de Pg Art Gallery'nin yıllardır farklı şekillerde yaptığı bu üretimleri tek bir çatı altında toplamak ve bunu daha düzenli, daha sürdürülebilir bir şekilde devam ettirmek istedik. Snob Collector biraz da bu ihtiyaçtan doğdu. Sanatı günlük hayatın içine taşıyan, yeni üretimlere ve farklı işbirliklerine alan açan daha dinamik bir yapı kurmayı hedefledik.
Snob Collector’da sanat eserini yalnızca “bakılan bir nesne” olmaktan çıkarıp gündelik hayatın bir parçasına dönüşen fonksiyonel parçalar olarak ele alıyorsunuz. Sizce bir eserin “yaşama karışması” ne anlama geliyor?
Bence sanatla kurduğumuz ilişki değişiyor. Eskiden sanat daha çok uzaktan bakılan, belli alanlarda deneyimlenen bir şeydi. Bugün ise insanlar sanatı hayatlarının içine daha fazla dahil etmek istiyor. Sanatçıların üretimleri hem işlevsel olabilir hem de güçlü bir sanatsal fikri taşıyabilir. Bir eserle her gün karşılaşmak, onu kullanmak ya da onunla yaşamak o işle kişisel ve doğal bir bağ kurmanızı sağlıyor. Bir sanatçıyı beğenip takip edebiliyor, büyük bir eserini koleksiyonunuza katmadan da üretimine ve hikayesine farklı şekillerde dahil olabiliyorsunuz. Sanat gündelik hayatın bir parçası olduğunda daha ulaşılabilir hale geliyor ama bu, değerinden bir şey eksiltmiyor. Bizim için önemli olan da sanatın sadece belirli mekanlarda karşılaşılan bir şey olmaktan çıkıp insanların yaşamına doğal bir şekilde entegre olabilmesi.
Sanatçıların edisyonlu işlerinin yanı sıra mum, vazo, ayna, mücevher gibi daha gündelik hayata hitap eden üretimleri de var. Sanatçıların bu üretimleri, sanat eserlerine erişilebilirliği artırıyor mu?
Bence evet ama erişilebilirliği sadece fiyat olarak düşünmüyorum. Bu üretimler, insanların bir sanatçıyı tanıması ve onun pratiğiyle bağ kurması için farklı bir başlangıç noktası yaratıyor. Koleksiyonerler bazen bir sanatçının önce bir mumunu ya da aynasını alıyor, üretim dilini tanıyor ve zaman içinde diğer üretimlerini de takip etmeye başlıyor.
Sanatçılarla çalışırken onları geleneksel üretim alanlarının dışına çıkmaya davet ediyorsunuz. Bu süreçte ortaya çıkan en ilginç kırılmalar neler oluyor?
Sanatçılarla farklı üretimler yapma sürecinde beni en çok şaşırtan ve heyecanlandıran şey yeni mecralarda üretmeye ne kadar açık ve istekli oldukları. Snob Collector'ı biraz da deneysel bir alan olarak görüyoruz. Galeri pratiğinde belki üzerine gitmeye fırsat bulunamayan fikirleri burada birlikte geliştirebiliyor, yeni malzemeleri ve üretim biçimlerini keşfedebiliyoruz. Bazen kille çalışan bir sanatçı kağıt üzerine üretim yapıyor, bazen de üretim dilini bir çantaya, mücevhere ya da tekstile taşıyor. Amacımız sanatçıların ifade biçimlerini değiştirmek değil, farklı malzemelerle üretim yapabilecekleri yeni alanlar açmak. Bu süreç, çoğu zaman hiç planlamadığımız fikirlerin ve işbirliklerinin ortaya çıkmasını sağlıyor.
“Sanatla oynamak” ve onu daha hafif, daha erişilebilir bir yerden ele almak sizin için önemli. Bu yaklaşım, sanatın ciddiyetiyle ilgili yerleşik algıya nasıl bir karşılık veriyor?
Bence sanatın ciddi olmasıyla ulaşılmaz olması arasında bir fark var. Biz sanatı hafifletmeye çalışmıyoruz, ona yaklaşma biçimini daha rahat hale getirmeye çalışıyoruz. Bir galerinin kapısından girmek ya da çağdaş sanatla ilgilenmek bazen insanlar için göz korkutucu olabiliyor. Oysa sanatın merak uyandıran, oyun oynayan, gülümseten ve günlük hayatın içinde kendine yer bulan bir tarafı da var. Snob Collector'da biraz bunu göstermeye çalışıyoruz. Sanatın derinlikle mizahı, oyunla düşünceyi ya da işlevsellikle kavramsal yaklaşımı aynı anda taşıyabileceğine inanıyoruz. Bence sanatla ilişki kurmanın tek bir doğru yolu yok.
Snob Collector bir mağaza, bir platform ve aynı zamanda bir seçki alanı. Sizce bugün bir galeriyi “deneyim mekanı” haline getiren şeyler nedir?
Bence bugün bir galeriyi özel kılan şey, insanlara sadece eserleri göstermek değil, o hikayeleri deneyimleyebilecekleri bir alan sunabilmek. Aynı zamanda birbirinden farklı üretimlerin ortak bir bakış açısıyla bir araya geldiği, özenle kurgulanmış bir seçki yaratabilmek. Bence iyi bir mekan size her şeyi bir anda anlatmaya çalışmıyor, merak uyandırıyor. İnsanların yavaş yavaş keşfettiği, her gelişlerinde farklı bir detay fark ettiği ve zaman geçirmekten keyif aldığı bir yer olabiliyor. Biz de ziyaretçilerimizin yeni sanatçılar keşfedebildiği, farklı disiplinler arasında beklenmedik bağlantılar kurabildiği ve her ziyaretlerinde yeni bir şeyle karşılaşabilecekleri, yaşayan, dinamik bir mekan yaratmaya çalışıyoruz.
Snob Collector’ı önümüzdeki günlerde neler bekliyor?
Önümüzdeki dönemde farklı disiplinlerden üretimleri bir araya getiren yeni işbirlikleri, heyecan verici sergiler ve sanatçılarımızın üretim süreçlerini paylaşabilecekleri workshop'lar üzerinde çalışıyoruz. Sanatçılarımızın “pratiğini" yalnızca ortaya çıkan eser üzerinden değil, üretim sürecini de paylaşabilecekleri buluşmalar yaratmayı önemsiyoruz. Bu programı zaman içinde farklı işbirlikleri ve yeni formatlarla geliştirmeye devam edeceğiz. Bir yandan da Pg Art Gallery Yayınları’nın ikinci sanatçı monografisi üzerinde çalışıyoruz.